Ertuğrul Özkök: Bir kokteylin perde arkası






Ertuğrul ÖZKÖK
Haberin Devamı

BU yıl Cannes Film Festivali'ni kazanan İtalyan yönetmene bu ödülün sırf Berlusconi'ye karşı duyulan tepkiden verildiği yorumları yapılıyor.

Bu beni hiç şaşırtmadı.

Cannes Film Festivali'ni kazanan filmlerin piyasada neden hiç iş yapmadığını çok güzel açıklayan bir olay.

Bu bana başka bir konuyu yazma fırsatı sağladı.

BAHÇEŞEHİR REFORMU

Geçen perşembe akşamı Swissotel'in havuzbaşında bir kokteyl vardı.

Basına fazla yansımadı.

Ama bana göre, Türk akademik hayatında yeni bir dönemin başlangıcını ifade ediyordu.

Olay şu.

Bahçeşehir Üniversitesi İletişim Fakültesi Sinema Bölümü, Sinan Çetin'in sahibi olduğu Plato adlı sinema yapım şirketi ile işbirliği yapma kararı almış.

Kokteyl, işte bu işbirliğinin tanıtılması amacıyla veriliyordu.

Bunda ne var diyeceksiniz.

Son zamanlarda üniversitelerimiz, kendi dışındaki kuruluşlarla işbirliğine önem vermeye başladı.

Ancak Sinan Çetin'le yapılan bu işbirliğinin, bence çok farklı bir özelliği var.

Ben Türkiye'deki ilk iletişim fakültesinden mezun oldum.

O dönemde Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi'ne bağlı olan Basın Yayın Yüksek Okulu'nu bitirdim.

Daha sonra bu alanda çalışan iletişim fakültelerinde öğretim üyesi olarak çalıştım.

Türkiye'deki iletişim fakültelerinin çoğunda, iletişim sektörünün ekonomik bir iş alanı olduğu gerçeği dikkate alınmaz.

Hatta bu piyasaya çok düşmanca bakan bir zihniyet hákimdir.

Bu zihniyet ister istemez bu okullardaki eğitime de yansır.

DÜŞMAN ÖĞRENCİ

Sonunda bu okullardan, piyasa gerçeğine düşman öğrenciler mezun olur.

Bu zihniyet, iletişim okulları tarafından kurulmuş internet sitelerinde çok açık biçimde kendini gösterir.

İletişim piyasasına düşman bu zihniyet, kendi kuru, tatsız, dar ve düşmanca tavrını dünyanın tek iletişim anlayışı olarak herkese dayatmaya çok meraklıdır.

Bu zihniyetle okuldan mezun olan çocuklar, meslek hayatlarının ilk 10 yılında mutsuz olurlar.

Oysa ‘‘piyasaya düşman’’ insan yerine, ‘‘piyasayı iyi yönde değiştirme’’ arzusu olan insan yetiştirilse, hem öğrenci meslek hayatında mutlu olur, hem de iletişim sektörü kárlı çıkar.

YEŞİLÇAM DOSTU

Bahçeşehir Üniversitesi, işte bu zihniyeti değiştirecek bir reforma imza atıyor.

Sinan Çetin, sadece sinemayı iyi bilen bir yönetmen değildir.

Aynı zamanda iletişim piyasasını çok iyi bilen bir işletmecidir.

Yeşilçam sinemasına düşman değildir.

Tam aksine, Yeşilçam gerçeğini seven bir insandır.

Cesurdur.

Sinema alanında uzman geçinen, kárlılığı küçümseyen ve bu kafalarıyla piyasa üzerinde terör estiren zihniyete karşı fikirlerini korkmadan savunur.

‘‘Yeşilçam'a ve piyasaya dost sanatçı’’ bizim pek alışık olmadığımız bir tiptir.

Çünkü 70'li yıllardan itibaren Yeşilçam'a sırtını dönen, onu küçümseyen yeni bir zihniyet Türk sinemasına hákim oldu.

Yeşilçam'ın başarılı yönetmenleri geri plana itildi.

Bunun yerine ideolojik özelliği ağır basan sıkıcı filmler piyasaya girdi.

Bu zihniyet, Yeşilçam ‘‘müşterisini’’ kaçırdı.

Sinema salonları boşaldı.

Sonunda bu yönetmenler yeni film yapacak para bulamaz hale geldiler.

Bu da onlar için son derece dramatik bir dönemi açtı. Yıllarca ağır eleştiriler yönelttikleri devlete gidip, para istemeye başladılar.

Ama bu parayla yine sıkıcı filmler yapmaya devam ettiler.

Şimdi bu dönem kapanıyor.

Tekrar iş yapan filmler piyasaya giriyor. Bunlar o kadar başarılılar ki, bu sezon en başarılı yabancı fimlerden bile daha fazla gişe yapıyorlar.

YENİ DÖNEM

Eski Yeşilçam filmleri hálá televizyonları kurtarıyor.

Hatta bir kanal 24 saat bu filmleri yayınlıyor.

Bahçeşehir Üniversitesi'ni işte bu zihniyeti yıkabilecek bir işbirliğine evet dediği için tebrik ediyorum.

Yazarın Tüm Yazıları