Ermenilerden özür diliyorum

Milletin Meclisi’nde "köken avcılığı" yapan, "Ermeni kökenli" olmayı suç gibi algılayan "Nazi kafalı" bir vekilin var olması nedeniyle Ermenilerden özür diliyorum...

Etnik köken avcısı milletvekilinin, Ermeni vatandaşlarımızı rencide eden tutumunu büyük bir inatla sürdürmesi nedeniyle Ermenilerden özür diliyorum...

Gazetelerimizde etnik köken avcılığı yapan milletvekiline, "Canan Hanım haksız mı?" başlıklı yazılarla destek atılması nedeniyle Ermenilerden özür diliyorum...

Güya sosyal demokrat partimizin, köken avcılığı yapan milletvekiline bir türlü "herkes kendi yoluna" demeyi becerememesi nedeniyle Ermenilerden özür diliyorum.

Kendisine "Ermeni kökenli" denilmiş olmasını "büyük bir hakaret" olarak algılayıp, köken avcısı milletvekiline hakaret davası açan bir Cumhurbaşkanı’na sahip olduğumuz için Ermenilerden özür diliyorum...

2008 yılının son ayında, memleketimizde herhangi birine "Ermeni kökenli" demenin, toplumun büyük bir bölümü tarafından hakaret olarak algılandığı gerçeğini gördüğüm için Ermenilerden özür diliyorum...

Sen sus provokatör

HUKUK, Alparslan Arslan adlı Danıştay saldırganının Ergenekon Örgütü ile bağlantısına dair bir işaret çaktı ya...

Vakit Gazetesi olayın üzerine atlayıverdi...

Neymiş efendim, saldırının hemen ardından "Vakit hedef gösterdi" falan diye yazıp çizenler, Vakit’ten özür dilemeliymiş...

Ben bu talebe "Hadi oradan" diye yanıt veriyorum...

Ve iddia ediyorum:

Alparslan Arslan’ın katıksız bir "Ergenekoncu" olduğu ortaya çıksa bile...

Hukuk, Danıştay saldırısının bir provokasyon olduğunu karara bağlasa bile...

Vakit denilen "provokasyon bülteni"nin sorumluluğu ortadan kalkmaz...

Çünkü...

Bu gazete, yargıç fotoğrafları yayınlayarak en azından provokasyona zemin hazırlamıştır...

Bu gazete, eleştiri adı altında hedef göstererek, en azından karanlık odakların eylem planına ilham kaynağı olmuştur...

Bu nedenle "özür dileyin" diye ciyaklaması boşunadır...

Erdoğan Gökçek’i silmez

ZERRE kadar tereddüdünüz olmasın:

Tayyip Erdoğan da Melih Gökçek’e fena halde gıcık oluyor...

Tayyip Erdoğan da Melih Gökçek’in yaramazlıklardan hiç hazzetmiyor...

Tayyip Erdoğan da Melih Gökçek’i zerre kadar güvenilir bulmuyor...

Tayyip Erdoğan da Melih Gökçek’in Kılıçdaroğlu ile girdiği kavgadan mağlup çıktığını düşünüyor...

Tayyip Erdoğan da Melih Gökçek’in miadını doldurduğuna emin...

Fakat... Gelin görün ki...

Tayyip Erdoğan’ın elini, ayağını tutan şu türden mevzular söz konusu:

BİR: Aday yapmazsa Melih Gökçek adlı koskocaman bir sorunla karşı karşıya kalacak...

İKİ: Aday yapmazsa Melih Gökçek, hop diye başka bir partiden ya da bağımsız aday olup, en az yüzde 15 oy alarak Ankara’nın düşmesine neden olacak...

ÜÇ: Aday yapmazsa "Kemal Kılıçdaroğlu bir kelle daha aldı" algısı yerleşecek ve CHP cenahında keyifler keka olacak...

DÖRT: Aday yapmazsa "medyanın dediğinin tersini yapmak" şeklinde oluşturduğu geleneğe aykırı davranmış olacak...

’Asma Kesme Partisi’ hakkında özel bilgiler

"HAK ve Hakikat Partisi" adında bir parti kuran yeşil takkeli Dursun Güneş isimli bir "Hacı Dayı", Erzurum’dan "Kesmeye, kesmeye / Kesmeye geliyoruz" diye gürlemesin mi?

Hemen şöyle bir kişisel maceramı gözden geçirdim: Onca cemaat gezmeme, onca tarikat görmeme karşın, Dursun Güneş diye bir isim kayıtlarımda yoktu...

Sordum, soruşturdum ve epey eğlenceli bir sonuçla karşılaştım...

Arz ediyorum:

Bayburt doğumlu olan Dursun Güneş, gençliğinde eski İstanbul kabadayılarındanmış...

Bir gün "kırklar" ve "yediler" devreye girip, onu çekip almış kabadayılar dünyasından... Bizim "Dursun Baba", ihtida etmekle kalmamış, bir anda şiirler söyleyen, ilahiler okuyan bir tekke şeyhi oluvermiş... "Muhammed Ali" ve "Baba Sultan" gibi isimlerle anılır olmuş... Epey bir mürit toplamış etrafına... Son seçimlerde AKP’yi desteklemiş... Gördüğü bir rüya üzerine AKP’yi bırakıp Erbakan Hoca’nın Saadet Partisi’ne geçmiş... Sonra yeni bir rüya daha görmüş... İlahi bir ses, "Kalk! Ey Dursun kulum! Harekete geç" demiş, o da Hak ve Hakikat Partisi’ni kurmuş...

Nasıl hikáye ama?
Yazarın Tüm Yazıları