GeriAhmet HAKAN Endişeye mahal yok ey abdestli kapitalistler
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Endişeye mahal yok ey abdestli kapitalistler

KORKMAYIN yahu...

Ne var korkacak?
-  Yanına iki tinerci ile beş sokak çocuğunu alıp Fatih’ten Taksim’e doğru yürüyüşe geçen İhsan Eliaçık mı yıkacak sizin devasa iktidarınızı?
-  “Mülk Allah’ındır” pankartıyla Taksim Meydanı’na doğru yürüyüşe geçen birkaç maceracı mı her şeyiyle egemen olduğunuz iktidarınızı sarsacak?
-  “Biriktirmek ateştir” sloganıyla harekete geçen parasız, pulsuz ve mevkisiz küçük bir grup mu elinizdeki “müteahhitlik karneleri”ni değersiz kılacak?
Bir şey olmaz size...
Korkmayın, rahat oynayın.
Kendilerine “Antikapitalist Müslüman Gençler” diyen üç beş maceracı, “Anadolu kaplanları” üzerinden derlediğiniz, müteahhit karneleriyle yükselttiğiniz, “Müslüman her şeyin en güzeline layıktır” diyerek meşrulaştırdığınız yeni sisteminizden zırnık bile koparamaz. Niye korkuyorsunuz ki?
-  Biraz ileri giderlerse... “Ebu Zer”in karşısına “Ebu Bekir”i çıkarırsınız.
-  Biraz daha ileri giderlerse... “Bunlar solculara yaranmaya çalışıyor” diye kara çalarsınız.
-  Baktınız iyice pervasızlaşıyorlar... Gidersiniz eski “komünizmle mücadele” günlerinize.
-  Baktınız inceden etkilemeye çalışıyorlar... “Bunlar İsrail’in oyuncağı” dersiniz.
-  Baktınız azıcık tehlikeli olmaya başladılar... “Darbeci bunlar” diye tutuklatırsınız üç beşini...
Olur biter.
* * *
Bu baldırı çıplaklar, sizin muazzam iktidarınızdan zırnık bile koparamazlar. Kale gibi duran “yüzde 50”nize fiske dahi vuramazlar.
Yapabilecekleri tek şey var:
Vicdanlarınızı birazcık rahatsız etmek...
Son günlerde yapıp ettiklerinizden vicdanın sizin için o kadar da mühim olmadığını kanıtladığınıza göre...
Hiç korkmayın...
Rahat oynayın.

Muhafazakâr sarı sendika

HAK-İŞ ile MEMUR-SEN iki güzide sendikamız idi.
Binbir emekle kuruldular, ayakta kalmaya çalıştılar ve hep devlet iktidarına karşı soylu bir mücadele içinde oldular.Dindarların da sendikal faaliyetler içinde yer alabileceklerini kanıtladılar.
* * *
Ama heyhat!
İşte görüyorsunuz:
“Mutlak iktidar” onları da tekeline alıverdi.
Ya da şöyle söyleyelim:
Yılların emeğini götürüp iktidarın ellerine teslim ediverdiler.
1 Mayıs’ta Ankara’da ayrı baş çekip düzenledikleri mitinge konuşmacı olarak hükümetin Çalışma Bakanı’nı davet ederek, epeydir verdikleri “iktidarın sendikası” izlenimini daha da pekiştirmiş oldular.
Yarın öbür gün hak mücadelesi ekseninde kapışmak zorunda kalacakları Çalışma Bakanı’na alkış tuttular.
* * *
Bu bir intihar kararıdır. Yılların emeğini heba etme hareketidir.
“Bağımsız, bağlantısız, hükümetlere mesafeli dindar sendikacılık” hareketinin havlu atma olayıdır.
Yazık edilmiştir yani... Çok yazık edilmiştir.

Hürriyet’in 1 Mayıs atağının mana ve önemi

HÜRRİYET, 1 Mayıs’ta bir “deneme” yaptı.
Hepimiz aynı anda...
Hem Hürriyet için, hem “hürriyet.com.tr” için, hem de “hürriyet.webtv” için çalıştık.
Müthiş bir koordinasyonla üç farklı mecrayı aynı anda besledik.
Koordinasyonu yürüten yöneticilerimizden sahadaki muhabir arkadaşlarımıza kadar herkes canla başla çalıştı.
Sonuç?
Gayet başarılı...
O kadar başarılı ki bu deneyim, “Sanal devrim, kâğıdı ezip geçecek mi?” şeklinde özetlenebilecek o kadim soruya da bir yanıt verdi.
Şöyle bir yanıt:
-  Her mecra aynı oranda önemli ve değerlidir.
-  Performansın tümü tek bir mecraya odaklanamaz.
-  Aynı anda üç mecrayı birden beslemek mümkündür.
-  Gelecekte hangi mecra ayakta kalacaksa biz o mecranın da kahramanları olacağız.

Fenerbahçe’nin sınavı

EĞER gücü elinde bulunduranlar...
-  Fenerbahçe ile Aziz Yıldırım’ı ayrıştırmaya çalışıyorlarsa...
-  “Takımınızı kurtarırız, yeter ki Aziz Yıldırım’ı unutun” diyorlarsa...
-  İlkeyi “takımlar ayrı, yöneticileri ayrıdır” diye koyuyorlarsa...
-  Aziz Yıldırım’ın yalnız bırakılmasını talep ediyorlarsa...
-  Aziz Yıldırım ile Fenerbahçe arasına uçurumlar döşemeye kalkıyorlarsa...
Fenerbahçe camiası büyük bir sınavdadır.
Bu bir mertlik, vefa, vicdan, insanlık ve direnç sınavıdır.
Hakkını yemeyelim:
Fenerbahçe bu sınavı şu ana kadar başarıyla geçti.
Fakat gelin görün ki, gücü elinde bulunduranların bu konudaki atakları son günlerde hem arttı, hem de sofistike bir hâl aldı.
Yani Fenerbahçe daha da zorlu bir sınavda...

Süt zehirlemesi ve serbest çağrışımlar

-  “OKULLAR ve süt” denilince milli hafızamız derhal harekete geçer: Marshall Planı doğrultusunda ABD’den çocuklara dağıtılsın diye gönderilen süt tozu gelir aklımıza. Bakır sahanlardaki ılık suların içinde yarı erimiş süt tozunun çocuklarda yarattığı bulantı hissi falan...
-  Yıllar önce o Amerikan süt tozlarından içip bulantı hissi çekenler, bugün devleti yönetenler olarak ücretsiz süt dağıtıyorlar okullarda... Ve bingo! İlk günden yüzlerce zehirlenme vakası... “Nesillerden nesillere miras” dedikleri bu olsa gerek.
-  “Süt” mevzusu her türden mavraya her zaman açık olmuştur. Sinemanın en kötü adamının lakabı “sütçü”dür. Demokrasi tanımında adı geçmiştir: “Sabahın kör saatinde kapınızı polisin değil de sütçünün çaldığı rejimin adıdır”.
-  “Dağıtılan sütten zehirlenen çocuklar” olgusu, fantastik yetkili beyanları külliyatının nadide eserler kazanmasına yol açmıştır. En güzelini valilerden biri söyledi: “Çocuklar birbirinden etkilendi. Zehirlenme yok. Olay tamamen psikolojik”. Böylece zehirlenme çeşitlerine, “psikolojik süt zehirlenmesi” de eklenmiş oldu.
-  Bir de “sütten zehirlenen çocuklar var” cümlesine Milli Eğitim Bakanı’nın “sütü daha bugün dağıttık” diye verdiği karşılığı da eklemek gerek “fantastik” beyanlar silsilesine...
-  Göreceksiniz, tıpkı radyasyonlu çay meselesinden bir şey çıkmadığı gibi bu “zehirli süt” meselesinden de bir şey çıkmayacak. Bakanlık özür dilemeyecektir, hangi firmaların dağıttığı sütlerin zehirli olduğu açıklanmayacaktır, o firmalara verilen ihaleler iptal edilmeyecektir. Çünkü Türkiye, o kadar da değişmemiştir.

Tiyatroculara yüklenirken

-  TIYATROCULARA yüklenirken eğer “halkın parasıyla halkı aşağılayan tiyatrocular” cümlesini kullanıyorsanız, hangi oyunda halkın nasıl aşağılandığını örnekleriyle ortaya koymak zorundasınız.
-  Tiyatroculara yüklenirken eğer “milletin değerleriyle oynayan tiyatrocular” cümlesini kullanıyorsanız, “milletin değerleri”nden neyi kastettiğinizi söylemek ve farklı anlayışlara sahip insanları milletten sayıp saymadığınızı ortaya koymak zorundasınız.
-  Tiyatroculara yüklenirken eğer “despot” kelimesini kullanıyorsanız, tiyatrocuların despotluk yapacak hangi mekanizmalara sahip olduğunu ve o mekanizmaların nasıl olup da Başbakan’ın bir demeciyle darmadağın olabildiğini açıklamak zorundasınız.
-  Tiyatroculara yüklenirken eğer “bunlar halkı aşağılıyorlar, halkımızı aşağılatmayız” diyorsanız, en azından tutarlı olmak adına bir zahmet “sevindiğini göstermek için at bir takla” diyen zihniyetin yaptığı çeşitli halk aşağılamalarına da değineceksiniz.

X

Aziz’in şahlanışına dair serbest çağrışımlar

Kaosa pek de mütevazı olmayan bir katkı... Çarşıyı karıştırmak istedi galiba. Ve başardı da!

- İnsan kendisini dinledikçe... “Amma da çok şey biriktirmiş” demekten kendini alamıyor doğrusu.

*

- Artık Ali Koç’a karşı başkaldırmanın vaktinin geldiği inancıyla konuştu. Şarkısı: “Başkaldırıyorum, varın benim farkıma.”

*

- “Aziz Yıldırım tarzı polemik” diye bir şey var. İnsan nefret etse de özlüyor bu tarz polemiği.


Yazının Devamını Oku

Bir muhalefet partisi yerli aşı konusunda şu tutumu alabilir

İYİ Parti Lideri Meral Akşener, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ı uyarmış.

Demiş ki:

*

“Yerli aşı meselesinden siyaset devşirmeye çalışıp da böyle önemli bir sürecin baltalanmasına müsaade etme. Bırak Sağlık Bakanlığımız süreci olması gerektiği gibi yürütsün. Bu konuyu da algı operasyonuna kurban edersen bu sefer altında kalırsın.”

Tam olarak ne demek istiyor Akşener?

Pek anlayamadım.

*

Erdoğan’a,

Yazının Devamını Oku

Şenol Güneş için yazdım: Ne zaman istifa edilir ne zaman istifa edilmez

Eğer grubundaki bütün takımları ezip geçmişsen...

EZİP GEÇERSEN NE OLUR?

EĞER grubundaki bütün takımları ezip geçmişsen...

Gol yağdırmışsan...



Acayip organize bir takımla sahaya çıkmışsan...

Yazının Devamını Oku

Silahla poz verenlerden korkmalı mıyız korkmamalı mıyız?

İki hafta önce...

Elindeki silahla sosyal medyada poz veren tiplerden korkmamamız, çekinmememiz gerektiğini yazmıştım.

*

Yazıda şöyle demiştim:

*

“Sosyal medyada bazı tipler var. Silahla fotoğraf çektirmeye bayılıyorlar. Daracık pantolon, üstten üç düğmesi açılmış gömlek, ucu sivri bir iskarpin ve silah. Tabanca, tüfek... Her türlü silah. Ey vatandaş! Bu tiplerden sakın korkup çekinmeyin! Çünkü bu kişiler, fotoğraf çektirirlerken ellerine aldıkları silahı asla kullanmazlar. Daha doğrusu kullanamazlar. Çünkü kullanacak olan göstermez.”

*

“Isıracak olan köpeğin havlamaması” tezine işaret eden bir yazıydı bu.

Temel kaygısı buydu yazının.

Yazının Devamını Oku

Aslanlar ha! Aslanlar ha!

HDP İzmir il binasında...

Karanlık bir katilin alçakça saldırısı sonucu katledildi Deniz Poyraz.

*

Lanetledik.

Lanetliyoruz.

Lanetleyeceğiz.

*

Bu alçak katile, Türkiye’de selam çakan bir kişi bile çıkmadı.

Oysa

Yazının Devamını Oku

Silahlı külahlı fotoğraflara dur demenin vakti geldi

En son HDP’ye yönelik saldırının faili olan katilin fotoğrafları çıktı ortaya.

Elinde silahla poz veriyor adam.

*

Sosyal medyada son zamanlarda öyle çoğaldı ki bu tür fotoğraflar.

Eline silahı kapan pozunu veriyor.

Makineli tüfekler, tabancalar falan.


Yazının Devamını Oku

Puslu havanın çakalı

Bugünlerde ortada bir parça puslu hava ve çokça da karambol var ya...

İftira atmaya, kara çalmaya süper müsait bir ortam söz konusu ya...

*

İşte bu pustan, bu karambolden ve bu ortamdan yararlanmak isteyen çakalın teki, YouTube denilen mecrada geçmiş kameranın karşısına, elindeki pisliği bana bulaştırmaya çabalıyor.

Elinde bir avuç pislik, üstüme sıçratmak için debeleniyor.

*

Şunun farkındayım:

*

Puslu havalar, tam çakalların havasıdır. Bu havalarda

Yazının Devamını Oku

Meyhane tebliğcileri

Kendilerine “Tebliğciler” adını veren bir grup var.

Bu grubun videoları dolaşıyordu dün sosyal medyada.

Yeni midir, eski midir? Bilmiyorum.

Üç beş sakallı, cübbeli adam...

Muhtemelen Samatya’ya gitmişler.

Ve başlamışlar tebliğe...

*

Hitapları gayet nazik.

Yazının Devamını Oku

En görgüsüz davranış listesinin bir numarası

“En görgüsüz davranışlar” diye bir liste yapmam istenseydi...

Aklıma şöyle bir seçenek gelmezdi:

*

“Plaja helikopterle inmek.”

*

Çünkü bana göre...


Yazının Devamını Oku

Artık hiç kimsede ‘Atıyoruz bari usturuplu atalım’ kaygısı yok

İki koca gazete manşet atmış:

“Çankırı’da oğluna Recep Tayyip ismini veren adam, bu ismi değiştirmek istedi. Nüfus müdürlüğüne başvurdu. Nüfus müdürlüğündeki görevli, ‘Bunu yapamam, beni sürerler’ dedi.”

*

Nedir bu haberin kaynağı?

Şudur:

CHP’nin hazırladığı bir rapor.

*

Güya CHP heyeti, Çankırı’ya gitmiş. Orada bir adamla karşılaşmış. Adam da onlara böyle bir şey demiş. Onlar da rapora yazmışlar.

*

Yazının Devamını Oku

Manşet müdafaası

Konya’nın bozkırına milyonlarca dolarlık yatırımı yapmışlar mı?

Yapmışlar.

*

Kiri, pası, kimyasalı, dumanı, atığı olmayan bir enerjiye yönelmişler mi?

Yönelmişler.

*

Güneşin insanlığa sunduğu nimetten elektrik üretecekler mi?

Yazının Devamını Oku

Kahrolası bir geyik: Doğulular şöyle batılılar böyle

Geçen akşam elimde kumanda, televizyon kanalları arasında minik bir gezintiye çıkmıştım.

Karşıma aniden büyük Türk düşünürlerinden Erol Mütercimler çıktı.



Şöyle bir şey diyordu:

*

“Doğu’da kuklacılık vardır... Batı’da ortaoyunu...”

Yazının Devamını Oku

Bizim millet proje sever

Kanal İstanbul’a karşı çıkmak, muhalefetin bileceği bir iştir.

Gerekçelerini sunarlar ve itiraz ederler.

Zaten yapıyorlar da bunu. Hem de gayet gür bir sesle yapıyorlar.

Buraya kadar sorun yok.

*

Sorun şuradadır:

Bizim millet, maalesef projeleri çok sever. Bayılır projelere.

*

Yani demem o ki...

Yazının Devamını Oku

Selamı sabahı sakın kesmeyin

Geçenlerde bir Kemal Kılıçdaroğlu videosu izliyordum.

Ülkenin içinde bulunduğu durumu kendi bakış açısıyla anlatıyor, hükümeti sert bir üslupla eleştiriyor ve en sonunda da şöyle diyordu:

*

“Bunlarla selamı sabahı kesin.”

Bunu duyunca “Eyvah” dedim.

Hem memleket için...

Hem de CHP için...

*

Yazının Devamını Oku

19 yıllık siyaset pratiğinin öğrettiği beş şey

Doğal olmayan yolların denenmesine meyletmek...

BİR: Olmuyor olamıyor

Doğal olmayan yolların denenmesine meyletmek...

Mevcut iktidarın gerilemesine yol açmıyor, aksine tutunmasına yol açıyor.

*

İKİ: Hızlandırmıyor

Organik olmayan çıkışlara yaslanmak ve bel bağlamak...

İktidarın gidişini hızlandırmıyor.

*

Yazının Devamını Oku

Akşener’in stratejisi: Biz tek adayla girelim HDP ayrı aday çıkarsın

İYİ Parti Lideri Meral Akşener, elini açık etti.

Cumhurbaşkanlığı seçimi için şu iki şeyi teklif ediyor:

*

- BİR: Biz tek aday olarak girelim seçime.

*

- İKİ: HDP, kendi adayıyla girsin.

*

Peki bu teklifin...

Yazının Devamını Oku

Üniversiteler milletin kızlarını emanet ettiği yerler midir?

Sosyal medyada dolaşırken bir habere rastladım.

Haber aynen şöyleydi:

*

“YÖK Başkanı Yekta Saraç ‘Üniversiteler milletin kızlarını emanet ettiği yerlerdir’ dedi”.

*

Okuduğumda önce “Allah! Allah! Nereden çıktı bu” dedim.


Yazının Devamını Oku

Erdoğan karşısında kimi görmek ister

Kılıçdaroğlu’nu kesin ister.

- KEMAL KILIÇDAROĞLU: Kılıçdaroğlu’nu kesin ister. Hatta istemekle kalmaz, bayağı bir memnun da olur. Muharrem İnce’nin “çıkmışsın yenmiş, çıkmışsın yenmiş” tiradını bile anımsar.

*

- MANSUR YAVAŞ: Kulislerdeki fısıltılara göre istiyormuş Mansur Yavaş’ı... Hatta “Mansur aleyhinde konuşmayın” da demiş. Dişine göre buluyor herhalde... Ama Yavaş’ın pek arzusu yok gibi.



*

Yazının Devamını Oku

Hasan Saltık ah!

Hasan Saltık denilince...

Benim aklıma şunlar gelir:

*

- Neşet Baba’nın tüm külliyatını derleyip toplaması gelir.

*

- Gündemime soktuğu Hisarlı Ahmet gelir.

*

- Tanburi Cemil Bey’in saz semaileri gelir.

*

Yazının Devamını Oku

Ali Babacan’ın ömrü sanki Alman Yeşiller Partisi’nde geçmiş gibi

Ali Babacan, çevrecilik açısından hükümeti eleştirmiş.

Şöyle bir baktım açıklamalarına... Şu tür şeyler söylüyor:

*

“Bunların zihniyeti böyle... Bu zihniyetten ancak böyle şeyler çıkar... Temel sorun bu zihniyettir...”

Ben hayatımda böyle komik bir açıklama görmedim!

*

O Ali Babacan ki...

AK Parti’nin yıllar süren iktidarı boyunca hep bakandı.

Yazının Devamını Oku