GeriŞenol Kalyoncu Çocukluk çağı kanserine dikkat
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Çocukluk çağı kanserine dikkat

Sevgili okurlar, Nisan ayının ilk haftası “Kanser Haftası” olarak kabul ediliyor ve bu hafta boyunca sürdürülen bilinçlendirme çalışmaları, kanserle mücadelede oldukça önemli bir yer tutuyor.

Bu hafta konumuz, dünya genelinde artış gösteren, tüm kanserler içinde önemli bir paya sahip olan ve doğumdan ergenliğe kadar her yaşta görülebilen “Çocukluk çağı kanserleri.”
Kanser, hayatımızın en kıymetli varlıkları olan çocuklarımıza asla yakıştıramayacağımız bir hastalık. Fakat ne yazık ki ülkemizde her yıl yaklaşık 3 bin çocuğa kanser tanısı konmaktadır ve her 2 çocuktan biri ya geç teşhis konması ya da tedavi görme şansı bulamaması nedeniyle yaşamını yitirmekte. Erken tanı ve doğru tedavi uygulamaları ile kanserli çocukların yüzde 70’i tam olarak iyileşebilmektedir ancak geleceğimizin güvencesi çocuklarımızın sağlığı konusunda biz büyüklere çok önemli görevler düşer.
Çocuk kanser tiplerinin dağılımları ve tedaviye yanıt oranlarının biz yetişkinlerden farklılık gösterdiği ve konu gözbebeğimiz çocuklarımız olduğunda daha bilinçli ve duyarlı olmamız gerektiği için, bu önemli haftada Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi Çocuk Onkolojisi Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Bilgehan Yalçın ile çocuk kanserlerini konuştuk.

Hocam öncelikle kanserin tanımından başlayalım. Nedir kanser?

Kanser, kontrolsüz ve anormal hücre çoğalması sonucunda ortaya çıkan bir hastalıktır. Vücudumuzda belli bir çoğalma hızı, kapasitesi ve ömrü olan hücrelerin çoğalmaları vücudun çeşitli mekanizmaları ile çok sıkı şekilde kontrol edilir. Bu kontrol mekanizmalarında bir şekilde aksama veya bozulma olursa, vücudumuzun herhangi bir doku veya organındaki hücreler kontrolsüz olarak çoğalmaya başlayarak tümör veya ur oluştururlar. Bütün tümörler veya urlar her zaman kötü huylu değildir. İyi huylu, yani selim tümörler sadece köken aldıkları organ veya dokuda büyüyüp vücudun başka yerlerine sıçrama yapmazlar. İyi huylu tümörler genellikle yavaş büyürler. Kanser tanımı kötü huylu habis tümörleri ifade etmek için kullanılır.

EN SIK GÖRÜLEN TÜR LÖSEMİ

Peki genel olarak toplumda çocukluk kanserlerinin görülme sıklığı nedir?

Çocuklarda kanserler büyüklere göre çok daha nadir olup toplumda yaşayan her bir milyon çocuktan yaklaşık 150 kadarına her yıl kanser teşhisi konulmaktadır. Ülkemizde her yıl yaklaşık 2500-3000 kadar çocukta kanser görülmektedir.

Çocuklarda en çok görülen kanser türlerinden bahseder misiniz?

Çocukluk çağında görülen kanserler erişkinlerde görülenlerden çok farklıdır. Ülkemizde çocukluk çağında en sık görülen kanserlerin başında sırasıyla lösemiler, lenfomalar yani lenf bezesi kanserleri ve beyin tümörleri gelir. Tüm çocukluk çağı kanserlerinin yaklaşık yarıya yakını lösemi ve lenfomalardır. Diğer sık görülen çocukluk çağı kanserleri azalan sıklık sırasına göre beyin tümörleri, nöroblastom, böbrek tümörleri (Wilms tümörü), yumuşak doku tümörleri (rabdomiyosarkom), kemik tümörleri, retinoblastomdur. Bunların dışında kalan kanser türleri daha nadir olarak görülür.

Çocuklarda kanser belirtileri neler olabilir?

Çocuklarda ani gelişen, olağan gelmeyen ve düzelmeyip devam eden bir takım belirti ve bulgular konusunda uyanık ve dikkatli olmak gerekebilir. Bu tür belirtilerin varlığı her zaman kanser tanısının söz konusu olduğu anlamına gelmez. Önemli olan doğru yerde ve doğru uzmanın hastayı değerlendirmesidir. Gözde beyaz parlaklık olması, belirgin derecede solukluk olması, özellikle sabahları belirgin olan baş ağrıları, kilo kaybı ve ateşsiz havale geçirme, diş eti, burun kanamaları, karında veya göğüs duvarında şişlik veya kitle olması, boyundaki lenf bezelerinde önemli derecede büyüme, ciltte yaygın ve önemli derecede morluklar, çürükler gelişmesi, uzun süre devam eden ve açıklanamayan halsizlik, yorgunluk hali, idrarda kanama, dışkılamada zorluk olması, koltuk altları ve kasıklardaki lenf bezelerinde önemli derecede büyüme, kollar ve bacaklarda şişlik, kitle ya da uzun süre devam eden ağrı olması, dengesiz yürüme, kolda bacakta kuvvet azlığı, uzun süre devam eden ya da tekrarlayan yüksek ateş, ani gelişen ve devam eden görme kusurları veya göz kayması, çift görme gibi kusurlar, kollar, bacaklar, sırt, bel veya eklemlerde uzun süre devam eden şişlik ya da ağrılar, uzun süre devam eden bulantı ya da nedensiz ani kusmalar eğer belirli bir nedene bağlanamıyorsa kanser belirtisi olarak görülebilir.

TEDAVİDEN SONRA YAKINDAN İZLENMELİ

Peki artık günümüzde bir çok kanser türünün tedavisi olduğunu biliyoruz. Çocuklarda tedavi yöntemleri nelerdir?

Tanı konulması amacıyla ameliyatla biyopsi alınması gerekebileceği gibi ameliyat ana tümörün tümünün ya da bir kısmının çıkarılması için de gerekebilir. Ameliyatla tümör alındıktan sonra tanıya göre kemoterapi denilen ilaç tedavileri verilir. Kemoterapi bazı durumlarda ise tanı konulduktan sonra tümörün ameliyatla tam olarak alınabilecek duruma gelmesini sağlamak amacıyla verilir. Üreme potansiyeli az olan düşük dereceli bazı tümörlerde ve ameliyatla tam olarak çıkarılmış bazı kanser türlerinde kemoterapi verilmesi gerekmeyebilir. Lösemiler ve lenfomalar, tanı konulduktan sonra genellikle ameliyat gerekmeden kemoterapi ile tedavi edilirler. Kemoterapi denilen ilaç tedavileri ve ışın tedavisi uygulamaları çocuklarda çok daha dikkatli ve hassas kararlaştırılıp uygulanır. Genel olarak kanserlerin tedavisinde radyoterapi denilen ışın tedavisi de belli durumlarda kullanılır. Bu tedavide özel cihazlar ve özel hazırlanmış odalarda vücudun tümor içeren yerlerine yüksek enerjili ışın parçacıkları veya dalgaları gönderilerek kanser hücreleri öldürülür.

Hocam son olarak, hastalık sonrası süreçte neler yapılmalıdır?

Günümüzde çocukluk çağı kanserlerinde yüksek oranda tam iyileşme sağlanabilmektedir. Hastalarımız tedavi bitiminden sonraki ilk 1-2 yıl daha sık, izleyen yıllarda biraz daha kontrol araları açılarak mutlaka yakın olarak izlenmeye devam edilirler. Kanser tanısı konulup tedavileri tamamlanmış ve iyileşmiş çocuk hastaların, hastalığın tekrarlama olasılığı yanında, büyüme ve gelişme durumları ile uygulanan tedavilerin olası erken veya geç yan etkileri açısından yaşam boyu gözlem altında olmaları önemle önerilmektedir.

OKUYUCUDAN DOKTORA

Çocuğumun sürekli boynunda lenf bezeleri çıkıyor. Doktora gittiğimizde önemli olmadığı söyleniyor ancak ben bir anne olarak yine de endişeleniyorum. Bu bezelerin kansere dönme ihtimali var mı?

Genellikle tüm çocukların boyunlarında mercimek, nohut veya fındık kadar lenf bezeleri her zaman ele gelebilir. Özellikle bebekler ve küçük çocukların sıkça geçirdikleri üst solunum yolu enfeksiyonları çene altı, boyunun özellikle üst ön kesimlerindeki bezelerde büyümeye neden olurlar. Bu lenf bezelerinin boyutları çoğunlukla 1.5-2 cm’yi pek geçmez. Çoğunlukla enfeksiyon iyileşince lenf bezeleri de küçülür, ancak tamamen kaybolmaları beklenmez. Bazen de küçülmeleri birkaç haftayı bulabilir. Boyundaki lenf bezelerinin kansere dönüşmesi genellikle beklenmez. Lenf bezelerinin büyüklükleri, normal ya da önemli hastalık belirtisi olup olmadıkları bulundukları yere, yaşa ve hastanın diğer yakınma ve bulgularına göre değerlendirilir. Boyunun alt kesimlerinde, arka bölgesinde, köprücük kemiklerinin üzerindeki boşlukta yerleşik büyümüş lenf bezelerinin daha fazla önemsenerek bir uzman bir doktor tarafından değerlendirilmesi gerekir.

Kızkardeşimin çocuğunda lenfoma olduğu için kendi çocuklarım açısından her zaman kaygı duyuyorum. Çocuklarımın biri 10, diğeri 5 yaşında. Acaba bu lenfoma genetik olabilir mi?

Kız kardeşinizin çocuğuna lenfoma tanısı konulmuş olması sizin çocuklarınız için genetik olarak risk oluşturmaz. Çocuklarınızı bu gerekçe ile bir çocuk onkolojisi uzmanına göstermeniz gerekmez. Bir çocuk sağlığı ve hastalıkları uzmanının çocuklarınızı genel kontrol için görüp değerlendirmesi yeterli olur.

10 yaşında bir kız çocuğum var ve dönem dönem karın ağrıları oluyor. Başvurduğum çocuk doktorları muayene sonrasında gaz sancısı olduğunu söylüyorlar. Acaba bir kanser uzmanına başvurmalı mıyım?

Bu yakınmalarla kızınız için bir çocuk onkolojisi uzmanına başvurmanız gerekmez. Zaman zaman tekrarlayan karın ağrıları çocuklarda sık görülen bir yakınmadır. Nedenleri arasında kanser olasılığı çok düşüktür. Bir çocuk sağlığı ve hastalıkları uzmanının değerlendirmesi yeterli olur.

KISACA PROF. DR. BİLGEHAN YALÇIN

1966’da Erzurum’da doğdu. Uzmanlık eğitimini Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Bölümü’nde 1996’da tamamlayarak Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı oldu. Ardından aynı fakültede başladığı Çocuk Onkolojisi yan dal uzmanlık eğitimini tamamladı. Hollanda’da Amsterdam Üniversitesi Tıp Fakültesi’nde davetli olarak çeşitli çalışmalarda bulundu. 2010’da Hacettepe Tıp Fakültesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Anabilim Dalı’nda Profesörlük kadrosuna atandı.

SİZ SORUN, UZMANLAR YANITLASIN

Önümüzdeki hafta konumuz bahar aylarının gelmesiyle özellikle kadın okuyucularımızın çok ilgi duyacağı ve pek çok bilinmeyeni olan botoks uygulamaları. Kırışıklıklar nasıl oluşur, kimler botoks ile kırışıklık tedavisi için uygundur, botoks yaptırıldığında yüz ifadesi kaybolur mu gibi cevabını merak ettiğiniz soruları konunun uzmanı Doç. Dr. Lale Dönderici’ye soracağım. Sorularınızı hafta boyunca jineklinik@senolkalyoncu.com adresinden bana ulaştırabilirsiniz.

X

Kanser hastalarına beslenme önerileri

Dünyada giderek artan kanser vakaları, ülkemizin de en önemli sağlık problemlerinden biri.

Tüm araştırmalar, hastalığı tedavi etmeye odaklanmış durumda. Gerek hedefe yönelik tedaviler gerekse bağışıklık sistemini güçlendirmeye odaklanan immunoterapiler sayesinde büyük mesafeler elde edilmiş durumda. Fakat onkoloji hastalarının beslenmesi ile ilgili medyada yer alan birçok haber, hasta ve yakınlarında kafa karışıklığına yol açıyor. Bu konuda Tıbbi Onkoloji Uzmanı, Kanserde Güncel Tedavilere Erişim ve Geliştirme Derneği Başkanı Prof. Dr. Uğur Coşkun’la konuştum. Prof. Dr. Uğur Coşkun, şu önemli bilgileri verdi:



KEMOTERAPİDE İDEAL KİLO KORUNMALI

“Kemoterapi onkoloji hastalarında halen sıklıkla kullanılan bir tedavi yöntemidir. Bulantı, kusma, iştahsızlık, ishal gibi sık görülen yan etkiler beslenme problemlerine neden olabilir. Kanser hastalarının ideal kilonun altına düşmemeleri tedavi etkinliğinde ve tedavinin başarılı olmasında çok önemlidir. Bu nedenle yeterli kalori ve protein alınımına dikkat edilmelidir. Tedavi sırasında çok fazla kilo kaybı yaşanmışsa, düşük kalorili içecekler, salatalar ve sade çorbalar gibi az enerji veya besin sağlayan yiyeceklerden kaçınılabilir çünkü bunlar tokluğa neden olarak vücudun ihtiyaç duyduğu kalori ve proteini alınımında azlığa yol açabilir. Bunun yanında bazı kanser türlerinde kemoterapi esnasında yüksek kilo alımları görülmektedir. Fazla kilo bağışıklığın azalmasına, tedavinin uzamasına ve kanser nüksüne neden olabilir. Bu nedenle tedavi sürecinde bireylerin ideal kilosunu koruması gerekmektedir.

Yazının Devamını Oku

Prostat büyümesine ameliyatsız mikro işlem

Türkiye’de özellikle 50 yaş üstü erkeklerin üçte birinde görülen prostat hastalıkları arasında en sık karşılaşılanı prostat büyümesidir.

 


Prostat büyümesi, erkeklerin karşılaştığı en tehlikeli rahatsızlıklardandır. Erkeklerin kâbusu olan prostat büyümesi, tedavi edilmemesi halinde ileri safhalara taşınarak çok daha büyük sorunlara neden olabilmektedir. Prostat büyümesi tedavisinde uygulanan en güncel tedavi yöntemlerinden sayılan ve ameliyatsız olarak gerçekleştirilen, mikro-invaziv bir teknik olan ‘prostat lazer ablasyon tedavisi’ Türkiye’de uygulanmaya başlandı. Konuyla ilgili Ürolog Dr. Tuncay Şafak, şu bilgileri verdi.


RİSKLERİ ORTADAN KALDIRIR

Yazının Devamını Oku

Migrende botoks tedavisi

Baş ağrısına en çok yol açan durumlardan birisi olan migren, kadınlarda erkeklerden üç kat daha fazla görülmekte ve genellikle orta yaş grubunu etkilemektedir.



Sık gelişen ataklar, kişinin yaşam kalitesini olumsuz etkilemekte ve toplumda ciddi anlamda iş gücü kaybı ile sosyal yaşamda bozulmaya neden olmaktadır. Daha önceleri yüzde estetik amaçlı olarak kullanılan botoksun, aynı hastalarda migrene bağlı baş ağrılarında da belirgin bir düzelme sağladığı tesadüfi de olsa anlaşıldı. Amerikan İlaç Dairesi’nin (FDA) kronik migren için botoks tedavisini onaylamasının ardından tüm dünyada yaygın olarak kabul gören bir tedavi haline geldi. Migren tedavisinde botoks uygulamalarını K.B.B. ve Baş Boyun Cerrahisi Uzmanı Doç. Dr. Tuncay Özçelik’ten dinledik.



YAŞAM KALİTESİNİ OLUMSUZ ETKİLER

Yazının Devamını Oku

Dudak dolgusu tecrübe ister

Cerrahi işleme gerek duyulmadan kısa sürede sonuç alınan medikal estetik uygulamaları, günümüzde değişen güzellik trendlerinin ilk sırasında yer alıyor.



Ameliyatsız medikal estetik uygulamaları içerisinde en çok tercih edilen yöntem botoks. Son yıllarda, dudak dolgusu da botokstan sonra özellikle gençler tarafından tercih edilmeye başlandı. Gençler, daha dolgun daha çekici dudak isterken, 35 yaş üstü insanlar da hacim kaybeden dudaklarına yeniden hacim kazandırmak, doğal ve dolgun bir dudak yapısına sahip olmak istiyor. Dudak dolgusuyla ilgili bilgi veren Medikal Estetik Uzmanı Dr. Serkan Öztürk, bu işlemlerin kesinlikle uzman ve tecrübeli kişiler tarafından yapılması gerektiğinin de altını çizdi.



HERKESİN DUDAK YAPISI FARKLI

Yazının Devamını Oku

Robotik diz protezi

Diz vücudun en önemli ve en büyük eklemidir.



Vücudun bütün yükünü taşıyan çok önemli bir organ olan dizdeki sorunlar, aşırı yük ile birlikte sporla da bazı problemlerin ortaya çıkmasına neden olmaktadır. Dize yük binmesi ile kıkırdak problemleri de oluşur. Kıkırdak, eklem uçlarında iki kemiğin birleştiği yerde kemik uçlarını kaplayan kaygan ve parlak yapıdır. Alttaki kemikten ve eklem sıvısından beslenir. Kıkırdak sorunlarının ortaya çıkması durumunda, hareket ve aktivasyonda problemler ortaya çıkar. Dizdeki problemler için öncelikle ilaç tedavisi uygulanır, düzelmezse değişik ameliyat yöntemleri gerçekleştirilir, yine düzelmezse son çözüm diz protezi ameliyatıdır.
Yeni bir yöntem olan ‘robotik diz protezi’ ameliyatı ise protez ameliyatlarının son yeniliğidir. Konu hakkında Ortopedi Uzmanı Op. Dr. Cenk Altun’dan bilgi aldık.



Yazının Devamını Oku

Güneşte şifa da var risk de var

Yaz döneminin gelmesi ile artık güneşe daha fazla maruz kalacağız.



Gerek aşılama gerekse kısıtlamaların neticesinde koronavirüs pandemisinin etkisinin azalmasını beklediğimiz yaz mevsiminde, “güneşten ideal şekilde yararlanmamız” sağlığımız açısından çok önemli.
Güneşlenirken onkolojik açıdan nelere dikkat etmemiz gerektiği konusunda Kanserde Güncel Tedavilere Erişim ve Geliştirme Derneği Başkanı Prof. Dr. Uğur Coşkun, şu bilgileri verdi:



Yazının Devamını Oku

Bademcik ve geniz eti ameliyatında plazma yöntemi

Çocukluk çağında dünyada olduğu gibi ülkemizde de en çok görülen rahatsızlıklar; sık tekrarlayan bademcik iltihapları, bunlara bağlı ya da bağımsız bademcik büyümeleri, büyük geniz eti ve orta kulakta sıvı toplanması olarak sıralanır.



Bademcik ve geniz eti büyumesinin tedavisi çoğunlukla ameliyattır ve ameliyat tipleri günden güne değişmekte, yeni ve daha az riskli yöntemleri ortaya çıkmaktadır. Çocuklarımızı ameliyat ettirirken de etkili ve daha az riskli yöntemleri tercih etmekte fayda var. Gereksiz yere bademciğin tamamının alınması yerine yeteri kadar küçültülmesine ve solunum yolunun açılmasına olanak sağlayan buharlaştırma yöntemi olarak da adlandırılan plazma yöntemini, KBB ve Baş Boyun Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr. Tuncay Özçelik’e sorduk.



FAZLALIK KISIMLAR ALINIR

Yazının Devamını Oku

Erken ortodontik tedaviler

Pandemi sürecinde sağlığımızla ilgili tedavileri ertelememeliyiz.



Özellikle ertelenen sağlık sorunlarının tedavileri çocuklarımız için de büyük problemler oluşturabilir. Hele ertelenen tedaviler, diş ve ortodonti olduğunda geri dönülmez problemler ortaya çıkabilir. Bu nedenle erken yaşta karşılaşılan ortodontik problemler mutlaka zamanında tedavi edilmelidir. Çocuklarda diş muayeneleri, erken tedavi gerektirecek bozukluklarla ilgili merak edilenleri Diş Hekimi Saliha Olkun Alkan’la konuştuk. İşte anlattıkları:



ZAMANLAMA BİZİM HER ŞEYDİR

Yazının Devamını Oku

Pandemi sürecinde cildiniz nasıl genç kalır?

Koronavirüs salgınının insan üzerindeki en büyük etkilerinden biri stres. Tabii bu zorlu süreçte stresle beraber eve kapanmanın getirdiği hareketsizlik; beynimizi, kaslarımızı, hormonlarımızı, bağırsağımızı, yağ miktarımızı ve cildimizi olumsuz etkiliyor. Bu dönemde cildimizin bakımı ayrıca önem kazanıyor, çünkü ayna ile sürekli yüzleşiyor.



Normal yaşlanma süreci hayatımızın vazgeçilmez bir gerçeğidir, ancak bunu doğru adımlarla, sağlıklı ve doğal yaklaşımlarla yavaşlatabiliriz. Genç kalma ve yüzümüzdeki kırışıklarla baş etmenin birçok yöntemi vardır. Bu yöntemlerden en doğalı ise ‘altın iğne’dir. Siz okurlarımız için ‘altın iğne’ uygulaması ile ilgili tüm merak edilenleri Dermatoloji Uzmanı Dr. Züleyha Soytürk Aşık’la konuştuk. İşte anlattıkları:



DOĞAL YAPIYI UYARIYOR YENİLENME SAĞLIYOR

Yazının Devamını Oku

Saç ekiminde yeni trendler

Gelişen tıp, günümüz teknolojisi ile insan sağlığına ve güzelliğine her gün yeni bir teknik kazandırıyor. Son yıllarda saç ekiminde sürekli yeni bir yöntem ortaya çıkmakta. Genellikle erkek hasta gurubuna hitap eden ancak kadınlar tarafından da az da olsa tercih edilen saç ekimi yöntemlerinde yeni trendler nelerdir? Tüm bu merak ettiklerimizi Dr. Jale Şenyurt’a sorduk?

CİHAZ UÇLARI DAHA KÜÇÜK OLDU

Günümüzde pek çok şey güncellenirken estetikteki uygulamalar da bunlardan nasibini alıyor. Peki tam olarak ne gibi değişiklikler olmaktadır. İşin esasında değişiklik olmamakla beraber ekim için gereken aletlerin güncellenmesi ile daha pratik uygulamalara geçmiş bulunuyoruz. Kök alımında kullandığımız cihazın uçlarının daha küçük dizaynı yani 0.7 milimlik punch dediğimiz minik aparatlar. Kanal açmakta kullanılan safir uçlar bunlardandır. Yeni dizaynların ekime katkılarını şöyle sayacak olursak bunlardan biri saç köklerini aldığımız ensedeki sahada daha az hasar yapması ve böylelikle o bölge de ileride gözle görülür bir bozukluk yaşanmamasıdır. Yine aynı şekilde safir uçlar kullanılarak açılan kanallar daha düzgün olmasının yanı sıra bu uçların keskin ve sert olma sebebiyle doku hasarı minimal olmaktadır. Bu şekilde açılan kanallar tam olarak saç kökü genişliğinde olup dokunun tam olarak yerleşmesine yardımcı olmaktadır, böylece istenilen sıklık daha rahat elde edilmektedir. Ayrıca saç ekiminden sonra sık kontrol ve mezoterapi, PRP gibi destek tedavilerini de çeşitlendirmiş durumdayız. Bir saç ekiminde süreç 14 ayı bulabilmektedir. Dolayısıyla hastalarla iletişimi bu süre içinde kesmeden devam ettirmek çok önemlidir.



DENETİMDEKİ YETERSİZLİKLER KONTROLÜ GÜÇLEŞTİRDİ

Yazının Devamını Oku

Kanserden korunmak için dikkat etmemiz gerekenler

Dünya Sağlık Örgütü, 7-14 nisan tarihlerini, Dünya Sağlık Günü olarak tanımlanmıştır.

Bu özel gün, ülkemizde ve tüm dünyada her yıl kutlanmaktadır. Maalesef kanser halen tüm dünyada olduğu gibi ülkemizde de en önemli sağlık problemlerinin başında gelmektedir. Fakat alacağımız tedbirler ile bu riski azaltmak ve sağlığımızı korumak mümkündür. Tıbbi Onkoloji Uzmanı, Kanserde Güncel Tedavilere Erişim ve Geliştirme Derneği başkanı Prof. Dr. Uğur Coşkun, kanser riskini azaltmak için neler yapılabileceği hakkında şu bilgileri verdi:



AKDENİZ TİPİ BESLENME ÖNEMLİ

Akdeniz tipi beslenme kansere karşı koruyuculuğu en yüksek olan beslenme biçimidir. Bu beslenme türünün en temel özelliği besin çeşitliliğine sahip olmasıdır. Yüksek miktarda zeytinyağı, zeytin, meyve ve sebzeler, tam tahıllar, baklagiller ve yağlı tohumlar; orta düzeyde yumurta, balık, kümes hayvanları ve süt ürünleri ile düşük düzeyde kırmızı et ve et ürünlerinin tüketimi bu diyetin temel özelliğidir. Özellikle zeytinyağı tüketiminin önemini gösteren bir araştırmada 19 çalışmanın analizi yapılmış ve zeytinyağı tüketimi fazla olan gruptaki kanser riskinin yüzde 60 daha az olduğu bulundu. Akdeniz diyetinde meyve ve sebzelerle bol miktarda alınan antioksidan ve flavonoidler hücreleri kansere karşı korur. Yine Akdeniz diyeti içinde yer alan balık, ceviz ve keten tohumu Omega-3 içeriği sayesinde kansere karşı koruyucu etki gösterir. Her gün en az 2 porsiyon süt-yoğurt tüketimi ile kalsiyum ve probiyotik alımının arttırılması başta kolon kanseri olmak üzere birçok kanser türünde korucu etki yapmaktadır.

Yazının Devamını Oku

Genetikle gelen nadir hastalıklar

Toplumda her iki bin hastanın birinde görülen hastalıklara “nadir hastalıklar” denilmektedir. Az görüldüğü için üzerinde çalışma yapılmamış ya da kısıtlı bilgi olan, hatta doktorların aklına en son gelen hastalıklardır bunlar.

Yıllarca doktor doktor gezilse de bu hastalara tanı konması zordur. Ve tabii az görüldüğü için firmaların ilgilenmediği, ilacı ve tedavisi olmayan hastalıklardır. İşte bu nedenle bu hastalıklar “yetim hastalıklar”, bu hastalıkların ilaçları da “yetim ilaçlar” olarak da bilinmektedir.
“Nadir hastalıklar” konusunda tüm merak edilenleri Nadir Hastalıklar Derneği Başkanı Doç. Dr. Gülay Ceylaner’le konuştum. Genetik Uzmanı Doç. Dr. Gülay Ceylaner, şu önemli bilgileri verdi:



AKRABA EVLİLİĞİ İHTİMALİ ARTTIRIYOR

Yazının Devamını Oku

Diş tedavisinde dijital gelişmeler

Son yıllarda gelişen teknolojiyle birlikte akıllı yazılımlar diş alanına da girdi. Teknoloji, günlük hayatta olduğu gibi diş tedavisinde de kolaylık sağlıyor.



Teknolojinin gelişmesi ile birlikte ortodontik tedavi yöntemlerinde dijital diş hekimliğiyle hasta, ameliyat ile tedavinin sonucunu bilgisayardaki programlar sayesinde öncesinde görebiliyor. Dijital teknolojinin, bireylerin kendi tedavi tasarımlarına katılabilmesine olanak sağladığını belirten Dent Oran Ağız ve Diş Sağlığı Kliniği’nden Çene Cerrahı Dr. Kıvanç Karadayı, klasik yöntemlerle yapılan tedavinin artık ağız içi tarayıcı yöntemleriyle gerçekleştirildiğini aktardı. Dr. Kıvanç Karadayı, dijital diş hekimliği ile ilgili şu bilgileri paylaştı:



HASSASİYETLE ANALİZ EDİYOR

Yazının Devamını Oku

Mide kanseri tanı ve tedavisinde gelişmeler

Mide kanseri, ülkemizde hem erkek hem kadınlarda en sık görülen kanserlerden birisidir.



Çocukluktan başlayan bilinçsiz beslenme alışkanlığı, sigara, alkol tüketiminin de tetiklediği mide kanserinin erken evredeki belirtileri, ülser, gastrit gibi çok sık görülen mide rahatsızlıklarına benzer şikâyetlere benzerlik gösterdiği için tanısında gecikmeler yaşanabilmektedir. Bu nedenle mide şikâyetleri olan her hasta önemsenmeli.
Hem tanı hem de tedavi ile ilgili önemli gelişmelerin yaşandığı günümüzde mide kanseri ile ilgili bilgileri, Kanserde Güncel Tedavilere Erişim ve Geliştirme Derneği Başkanı, Tıbbi Onkoloji Uzmanı Prof. Dr. Uğur Coşkun’a sorduk.



Yazının Devamını Oku

Botoks ve uygulanma alanları

Dünyada en çok tercih edilen uygulamalardan biri botoks. Estetik operasyonlarda yaygın bir şekilde kullanılan ve etkili sonuçlar verdiği belirtilen botoks, kaslara giden sinirsel iletimi belirli bir süre bloke eden, tedavi ya da estetik düzenlemeler için kullanılan bakteri kaynaklı bir toksin uygulaması olarak tanımlanıyor.

Estetik ve kozmetik amaçlarla, mimik kaslarının hareketleri ile ortaya çıkan yüzdeki kırışıklıkları azaltmak, oluşumunu engellemek ve aşırı terleyen bölgelerdeki terlemeyi azaltmak amacıyla ve kronik migren tedavisinde kullanılabilmektedir. Peki botoks maddesi nedir? Yılan zehiri midir? yoksa başka bir zehir midir? Nerelerde kullanılır? Tüm merak edilenleri Dr. Serkan Öztürk’e sorduk.



YILAN ZEHİRİ BİR HİKÂYEDİR

“Soğuk kanlı bir hayvan olmasına rağmen sanırım toplum olarak seviyoruz bu yılanı. ‘Tatlı dil yılanı deliğinden çıkarır’, ‘Su içene yılan dokunmazmış’, ‘botoks yılan zehiriymiş’. Bir yılan hikâyesidir gidiyor, botoksun yılan zehiri olduğu da bir hikâyedir aslında. Botilinum toksin namı değer botoks closturidium, botilinum adı verilen bir bakteri tarafından üretilen sinir sistemi üzerinde etkili bir zehirdir. 10 bin yıl öncesine kadar tüm insanlar besinlerini doğadan temin eden avcı toplayıcıydılar. Zamanla yerleşik düzene geçen insanoğlu bahçecilik hayvancılık ve tarımı geliştirdi. Eskiden temel yaşam kaynağı olan besini bulduğu an tüketirken artık ihtiyacından fazla besini ürettiği için besinleri saklamayı öğrendi ve insanoğlu, botilinum toksin botoks ile tanıştı. Orta çağ dönemimde genellikle sosis ve benzeri ürünlerin tüketimi sonrası bildirilmiş ölümler nedeni ile bu ürünlerin yenilmesi bir dönem yasaklanmıştır. 18. yüzyıl sonlarında Almanya’da sosis zehirlenmesinden ölüm oranları artmış ve öldürücü bu hastalığa latincede sosis anlamına gelen botulusdan esinlenerek botulizm denilmiştir. 1895’te Dr. Emile Pierre Van Ermengen, botulizm hastalarının dalaklarından bu toksini salan bakteriyi izole ederek closturidium botilinum bakterisini bulmuştur.

Yazının Devamını Oku

Bugün ‘Dünya Lenfödem Farkındalık Günü’

Her yıl mart ayının ilk haftası “Lenfödem Farkındalık Haftası” ve bugün yani 6 Mart ise “Dünya Lenfödem Farkındalık Günü” olarak kabul edilir.

“Lenfödem”, halk arasında “fil hastalığı” olarak bilinir. Hastalığın kısaca tanımı şudur:
“Lenf sıvısının dolaşımındaki yetersizlik yüzünden dokular arasında proteinden zengin sıvı birikimine bağlı olarak şişlik ve ilerleyen dönemlerde etkilenen dokularda kronik yangı, dokularda sertleşme ile cilt üzerinde değişikliklerin görüldüğü bir durumdur.”
Daha önceki yazılarımda da belirtmiştim. Maalesef COVID-19 salgını döneminde çoğu kanser hastaları tedavi hizmetlerine ve kontrollerine gitmekte zorluk çekti. Bu zor dönemde Ankara Şehir Hastanesi Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon(FTR) Hastanesi’nde ise lenfödem hastalarının tanı ve tedavileri hiç aksamadan devam etti.
Bugün, 6 Mart Dünya Lenfödem Farkındalık Günü. Lenfödem hastalarının bu konuda eğitimli fizik tedavi ve rehabilitasyon hekimlerine başvurmaları büyük önem taşıyor.
İşte ben de bu yüzden Ankara Şehir Hastaneleri FTR Uzmanı Prof. Dr. Pınar Borman’dan lenfödem(fil hastalığı) ile ilgili aldığım önemli bilgileri siz okurlarımızla paylaşmak istedim. Özetle şunları anlattı:


Yazının Devamını Oku

Kadınlarda genital estetik ameliyatı

Son yıllarda internetle birlikte tıbbi bilgiye ulaşmadaki kolaylık ve estetik cerrahi işlemlerin daha yaygın hale gelmesi ile birlikte, kadınların estetik ameliyatlara ilgisini arttırdı.



Özellikle pandemi sürecinde kadınların kendi bedenlerine yönelik dikkati artarken, vücutlarını daha yakından incelemeleriyle birlikte vücutlarındaki bir takım normal dışı yapıları fark etmelerine yol açtı. Vücutlarında rahatsız oldukları noktaları değiştirmek konusunda cesur olmaya başladı. Estetik ameliyatlarının jinekolojide en çok tercih edileni ise genital estetik ameliyatı olmaktadır. Bu estetik ameliyatlar, kadın genital organlarında estetik ve sağlık amaçlı yapılan cerrahi ve cerrahi olmayan uygulamaları içermektedir. Genital bölgedeki iç dudaklar (labiumlar) bunlardan en çok karşılaşılanıdır. Labiumların dışa doğru uzaması ve sarkması halinin düzeltme ameliyatı ise labioplasti adını alır. Labioplasti ameliyatı ile merak edilenleri Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Op. Dr. Aslıhan Yazıcıoğlu’na sorduk.



SAĞLIK İÇİN DE TERCİH EDİLİYOR

Yazının Devamını Oku

Böbrek kanserleri tedavisinde böbrek koruyucu cerrahiler

Sağlık biliminin gelişmesi ve teknolojinin hızlandırıcı etkisiyle tüm branş ve hastalıklarda olduğu gibi böbrek kanserleri cerrahi tedavisinde de yeni yaklaşımlar ortaya çıkmıştır.

Böbrek kanserleri tüm yetişkin kanserlerinin yüzde 2-3’ünü oluşturmaktadır. Genellikle 60 yaş ve üzeri ileri yaş hastalığı olarak karşımıza çıkmaktadır. Erkeklerde kadınlara göre daha sık görülmektedir. Ultrason ve tomografi gibi görüntüleme yöntemlerinin sıklıkla kullanımı, hastalığın daha erken dönemde tanı almasını sağlar. Bu nedenle hastalarda genellikle belirgin bir şikâyete rastlanmaz. İdrarda kan, yan ağrısı ve böğür bölgesinde kitle hissi gibi klasik bulgular hastaların yüzde 10’unda saptanmaktadır. Böbrek kanserleri ve tedavisindeki önemli cerrahi yaklaşımlardan biri olan böbrek koruyucu cerrahileri, Üroloji Uzmanı Doç. Dr. Cenk Acar’a sorduk.



NORMAL İŞLEVİNE DEVAM EDEBİLİYOR

Günümüzde, küçük boyuttaki böbrek kanserleri sadece böbrekteki kitlenin çıkarılmasıyla tedavi edilebilmektedir. Yapılan uzun dönem çalışmalarda böbreğin tamamen alınmasıyla aynı onkolojik sonuçlara sahip olduğunu göstermiştir. Bu tedavinin en önemli avantajı sadece kitle çıkarıldığında böbreğin diğer kısımlarının normal işlevine devam edebilmesidir. Böbrek fonksiyonlarının korunması böbrek kanserli hastaların cerrahi sonrası yaşam kalitelerini ve süresini uzatan faktörler arasında yer alır.

Yazının Devamını Oku

Saç dökülmesine karşı alternatif yöntemler

Saç dökülmesi, saç seyrelmesi bulunan birçok kişi, saç ekim yöntemiyle bu soruna çözüm bulmaya çalışıyor.



Saç ekimi için yeterli donör saçı bulunmayanlar veya saç ekiminden korkanlar ise alternatif yöntemler arıyor. Günümüzde bu alternatif yöntemler arasında mavi su olarak bilinen bakım serumu da kullanılmaya başlandı. Saç köklerini güçlendirdiği ve saçların çok daha gür, güçlü çıkmasını sağladığı gerekçesiyle ilgi gören serum hem erkekler hem de kadınlar tarafından kullanılabiliyor. Düzenli olarak kullanıldığında saç derisine vitamin ve bakım takviyesi yapıldığını ve bunun sonucunda da yeni saç oluşumunun gerçekleştiğini kaydeden Dr. Funda Demir ile son dönemlerde dikkat çeken, bakım serumuna ilişkin merak edilenleri konuştuk.



CANLI BİR GÖRÜNÜM KAZANDIRIR

Yazının Devamını Oku

Kanserde hedefe yönelik tedavi

Türkiye dahil birçok ülkede 4 Şubat Dünya Kanser Günü nedeniyle bir dizi etkinlik gerçekleştiriliyor.



Her ne kadar pandemi nedeni ile bütün araştırmalar koronavirüse yönelmiş olsa da kanser, her koşulda en önemli ve en tehlikeli hastalıklardan birisi olmaya devam ediyor. Tedavi anlamında da en büyük gelişmelerin yaşandığı alanların başında geliyor. Kanserde Güncel Tedavilere Erişim ve Geliştirme Derneği Başkanı, Tıbbi Onkoloji Uzmanı Prof. Dr. Uğur Coşkun, kanser tedavilerindeki güncel gelişmeler ile ilgili olarak şu bilgileri verdi.



KEMOTERAPİDEN UZAKLAŞACAĞIZ

Yazının Devamını Oku