GeriEzgi Başaran Cinsel devrim konusunu niye tartışamayalım?
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Cinsel devrim konusunu niye tartışamayalım?

Almanya’da yaşayan avukat-yazar Seyran Ateş’in son kitabı “İslam’ın Cinsel Devrime İhtiyacı Var” üstünden yapıcı bir tartışmaya girebilir miyiz? Giremeyiz değil mi?

Endişelenmekte haklıyım...
Kim olursa olsun, bugüne kadar İslam dininin statükosunu tartışmaya açan...
Bırakın dil uzatmayı, kutsal metinlere değil de uygulamaya dönük küçük önerilerde, yapıcı ve reformist eleştirilerde bulunanların başına gelenleri biliyoruz.
Bu nedenle Almanya’da yaşayan feminist avukat-yazar Seyran Ateş için endişelenmekte haklıyım.
* * *
Sebepleri sıralayayım:
*  Seyran Hanım’ın çoğunlukla Almanya’daki Türk kadınları savunan avukatlık bürosu saldırıya uğramıştı birkaç yıl önce. Büroyu kapatmak zorunda kalmıştı.
*  Sonra Almanya’nın Müslümanlara karşı yürüttüğü göçmen politikasını eleştiren bir kitap yayınladı: Der Multikulti-Irrtum. Bu kitapta Almanya’daki gurbetçi kitlenin gettolarındaki feodal zihniyet de ortaya konuyordu.
*  En son, ekim ayında “Der Islam braucht eine sexuelle Revolution” yani “İslam’ın Cinsel Devrime İhtiyacı Var” başlıklı bir kitap yayınladı.
Frankfurt kitap fuarında büyük ilgi gören ve Der Spiegel’in manşetine taşıdığı bir konuydu bu.
Seyran Ateş’in yayınevi Ullstein ile görüştüm, “Röportajlara ara verdik” dediler.
Sonra allem ettim kallem ettim Seyran Hanım’a ulaştım: “Aldığım tehditler nedeniyle bir süre konuşmayacağım, Beni mazur görün.” Görmez olur muyum...Dünyanın gerçeklerini, baltalı fanatikleri hesaba katınca Seyran Hanım’ı çok iyi anlıyorum.
Ama bir yandan da umutsuzluğa kapılıyorum.
Mesela Seyran Ateş’in kitapta elzemdir diye söz ettiği cinsel devrimi neden tartışamayalım...
* * *
Ateş diyor ki...
“Ortadoğulu şairler sabahtan akşama kadar şehvet üzerine şiirler yazar. Çünkü Müslüman toplumlarda cinsellik kadar baskılanan bir şey yoktur.”
Edebiyatçılar İslam’ı bu açıdan tartışsın...
Ateş diyor ki...
“Benim İslam için kastettiğim cinsel devrim Wilhelm Reich’ın sözünü ettiği cinsel devrimdir.”
Reich, Freud’un kuramlarını bir adım öteye götüren ve birçok yönden çok eleştirilen bir figür...
Psikoloji alanında uzman akademisyenler İslam’ı bu açıdan tartışsın...
Ateş diyor ki...
“Ortadoğu sokaklarındaki gençler kaynama noktasına geldi, bu cinsel devrimi onlar başlatabilir.”
Sosyologlar ve siyaset bilimciler bunun doğruluğunu ve sonuçlarını tartışsın. Olmaz mı?
Bu konuları kırıp dökmeden, panik odalarına sığınmadan, ortaya fikir atanları taciz etmeden konuşabilir miyiz?
Bir saniye... Anneannemden paparayı yedim: “Tövbe estağfurullah! Yazma şöyle konular diye yalvarıyorum kızım sana!”
Demek ki neymiş... Konuşamazmışız.

Siper ettim kendimi Rambo için

Rakip tanımaz Rocky’yle dalga geçiyorlar.
Yenilmeyen gerilla Rambo’yu dillerine doladılar.
Bunu kabul etmem mümkün değil. Savunacağım:
Slyvester Stallone 1970’lerin sonundan beri resim de yapıyor. Ama en son dünyanın en önemli dört sanat fuarından biri olan ArtBasel Miami’de iki tablosu 90 bin dolara satıldı diye makara konusu oldu.
New Yorklu eleştirmenlerin bir kısmı onu hiç ciddiye almadı, bir kısmı da “Sanat bu hale geldi ya... Yazıklar olsun. Yeteneksiz Sly bile 90 bin dolar ediyor” diye hayıflandı.
Sanatın ve estetiğin ne olduğuyla ilgili Platon’dan beri geliştirilen teorileri sıralamaya gerek yok.
“Pisuvar”ı sanat eseri olarak kabul ettiğimiz gün çağdaş sanatta “kabiliyet müfettişliğini” bıraktık.
Bana göre sanat samimiyetle söylenmiş iyi bir fikirdir artık bu devirde.
Ve Rambo yeni bir fikir ortaya atmasa da samimi bir şeyler söylüyor. Şöhretin manasını, Rambo ve Rocky karakterlerinin altında ezilen Sly olmanın nelere mal olduğunu anlatıyor.
Ayrıca sanat piyasasına yıllardır çok da emeği geçmiştir Stallone’un. Guggenheim ve benzeri danışmanlar tarafından defalarca kazıklanmasına rağmen sanata yatırım yapmaktan yılmayan azimli bir koleksiyonerdir.
O yüzden dokunmayın Rambo’nun kanvasına.

Kirpikler Altın Kelebek alabilir

*  Aşk-ı Memnu’daki Beren Saat’in nahoş her olay karşısında öne doğru kilitlenen çenesini...
*  Ezel’deki Kenan İmirzalıoğlu’nun her sinirlendiğinde açılıp kapanan burun deliklerini...
*  Ve Cansu Dere’nin olur olmaz her durumda titreyen kirpiklerini...
Altın Kelebek için aday gösteriyorum.
Çünkü bu uzuvlar bağlı oldukları oyuncuların bedenlerinden bağımsız hareket edebiliyor, kontrol edilemedikleri için zaman zaman rol çalabiliyorlar.
Kelebek okurları çeneyi, burnu ve kirpikleri ayrı ayrı oylasın diyorum.

X