Biz kimiz, kaç kişiyiz

BEN kimim? Benim çevrem neyi ifade eder?

Bazılarına göre bir kelaynak, artık kaybolmakta olan “üç-beş Nişantaşı nüfusundan” biri olabilirim.

Ne derseniz deyin, bana ve benim gibi düşünenlere, kendi kafanızdan hangi yüzdeyi münasip görürseniz görün, bir gerçek değişmez...     

Arkadaş ben bu ülkede yaşıyorum.

Benim vatanım burası...     

Çivi mi çaktın? Evet arkadaş, çivi çaktım, kök saldım...      

Üstelik yalnız da değilim, bu ülkede benim gibi düşünen insanlar da var...

“Obama’yı dinlerken ağladım” dedim...

Meğer ne çok insan aynı dakikalarda ağlıyormuş...     

Meğer ne dolmuşuz arkadaş...     

* * *

DÜN “Türkiye siyah bir Mehdi’yi mi bekliyor” başlıklı yazıya tahminimin çok ötesinde tepki aldım.

Hemen hepsi olumluydu.

Kimdir bana görüşlerini ileten bu insanlar:

-  Hemen hepsi okumuş, eğitimli insanlardı.

-  Öğretim üyesinden ev kadınına, gazeteciden sanatçıya, reklamcısından işadamına, eski siyasetçisinden sporcusuna geniş bir yelpazeden insandı.

-  En küçüğü otuzlu yaşlarında, en büyüğü ise 70’li yaşlarındaydı.

* * *

Neler mi söyledi bu insanlar gün boyunca bana?...

Özetleyeyim:

-  HİÇBİRİ Tayyip Erdoğan’a düşman değildi. Onun birçok icratını başarılı bulan insanlardı. Yaptığı olumlu işleri asla inkâr etmiyorlardı.

-  HEPSİ toplumu gerginleştiren öfkeli ve azarlayıcı üsluptan şikâyetçiydi.

-  HİÇBİRİ partilerin grup toplantıları yüzünden salı günleri televizyonu açmak istemiyordu.

-  HEPSİ demokrasiye gönülden inanmış insandı. Ama çoğunluğun otoriter bir mutlakiyetçiliğe dönüşmesinden rahatsızdı.

-  HİÇBİRİ inanç özgürlüğüne karşı değildi.

-  HEPSİ laik sistemin korunmasının demokrasi ve toplumun huzuru açısından son derece önemli olduğuna inanıyordu.

-  HEPSİ Kürt sorununun demokratik biçimde çözümü için destek vermeye hazırdı.

-  HİÇBİRİ şu anki durumdan memnun değildi.

-  HEPSİ kutuplaşmadan, gerginleşmeden şikâyetçiydi, dahası ürküyordu.

-  HİÇBİRİ artık kendini bu ülkenin öz evladı hissetmiyordu.

-  HEPSİ “azınlık” olarak hissetmeye başladığını söylüyordu.

* * *

Evet, ben kimim, kimi ve neyi temsil ediyorum, bilmiyorum.

Bildiğim, rahmetli babamın bana vasiyet bıraktığı o cümle:

Burası bizim son vatanımız. Gidecek başka vatanımız yok...”

Bildiğim Türkiye’de benim gibi insanlar da var ve bu insanlar artık barışmak, huzur içinde birlikte yaşamak, gelecekten korkmamak ve korkmadan konuşabilmek istiyor...     

Bu insanlar, özünde AK Partiye oy vermiş milyonlarca insandan farklı değil.

Anlamıyorlar, soruyorlar:

Neden bu gerginlik... Bu öfke...

* * *

Arkadaş, Türkiye yorgun, bitkin, Türkiye mutsuz...     

Büyümesinin, öne çıkmasının, başarısının bile keyfini çıkaramıyor...     

Bir şeyler boğazına takılıyor Türkiye’nin...     

Böyle olunca da bir başka ülkenin siyah başkanı çıkıp, halkına insani bir desibelden konuşmaya başladığı zaman birden boşalıyor, ağlıyor...     

* * *
Başbakan Türkiye’nin önüne 2023 hedefini koydu...     

Eğer yeni bir “ilk hedefler beyannamesi” yazacaksak, birinci maddeye “barışma ve huzuru” koymamız gerekmez mi?...     

Çok mu zor? İmkânsız mı...     

Hayır...       .

Bir el mesafesinde...     

Yumruğu açmak, şefkatli bir eli uzatmak...     

O el havada kalmaz...

Yazarın Tüm Yazıları