Bir tecavüz dosyasının anatomisi

GÜLDEN Aydın, Hürriyet’te son zamanların en çarpıcı gazetecilik başarılarından birine imza attı ve Siirt’teki bir ilköğretim okulunda 7 kız öğrencinin tecavüz kurbanı olduğu, bununla ilgili olarak yaklaşık 100 erkeğin sorgulandığı dehşet verici bir skandalı gün ışığına çıkarttı.

Olayı araştırmak üzere gittiği Siirt’te bir suskunluk perdesiyle karşılaşmış Gülden Aydın; “Herkes susuyordu, kimse konuşmuyordu” diye anlatıyor...
Haber, küçük bir kentte kız çocuklarına tecavüz olgusunun nasıl yaygın bir suç kalıbına dönüştüğünü ve bu büyük utanca nasıl yüz kızartıcı bir suskunlukla göz yumulduğunu anlatan son derece rahatsız edici bir dosyayı dikkatimize getiriyor, bütün çıplaklığıyla.
Önem taşıyan bir nokta, olayın çocukların gittiği ilköğretim okulundaki rehber öğretmen tarafından ortaya çıkartılmış olmasıdır. Ancak kız öğrencinin anlattıkları rehber öğretmeni de şoke edecektir. Çünkü, tecavüzcüler arasında okulun müdür yardımcısı da bulunmaktadır.
TECAVÜZ YAYILMA EĞİLİMİ GÖSTERİNCE
Konunun savcılığa intikal etmesinden sonra başlatılan ve 15 kişinin tutuklanması ve 25 kişinin de gözaltına alınmasıyla dallanıp budaklanan soruşturma, insanı dehşete düşüren bir dizi gerçeği ortaya çıkartır. Tecavüze uğrayan kızların yaşları 14 ile 16 arasında değişmektedir. Ayrıca, bu olayların iki buçuk yıl önce başlamış olması, kızların tecavüze çok daha küçük yaşta maruz kaldıklarını gösteriyor.
Tecavüze uğrayan ilk gruptaki H.T. ile S.T., babaları hamallık yapan 7 çocuklu çok fakir bir ailenin çocuklarıdır. Ve bu iki kız öğrencinin 3 ile 5 lira arasında değişen para ile çikolata ya da çubuk kraker karşılığında kendilerinden yaşça çok büyük insanlarla birlikte oldukları anlaşılıyor. Tecavüzcülerin en yaşlısı 70 yaşındadır.
Düşündürücü olan, küçük kızları hedef alan tecavüzün, başlaması ve duyulmasıyla birlikte çevreyi de içine alacak şekilde genişleme, yayılma eğilimi göstermesidir. Soruşturmanın açılmasından sonra tutuklananlardan bazıları kentin tanınmış ailelerine mensup esnaftan insanlardır.
Soruşturma, ayrıca kızların gittikleri okuldaki bazı erkek öğrencilerin de tecavüzüne uğradıklarını da gösteriyor.
SUSKUNLUK DA SUÇ DEĞİL Mİ?
Dosya, pek çok soru işaretini karşımızda asılı tutuyor.
Siirt’te olayın geçtiği ilköğretim okuluna giden Gülden Aydın’ın en önemli tespitlerinden biri, neredeyse çocukların hepsinin tecavüz olayını konu savcılığa intikal etmeden çok önceden biliyor olmasıdır.
Gülden Aydın’ı şoke eden bir sahne, okula gittiğinde çocukların tecavüze uğrayan kız arkadaşlarını kastederek “Ellere var, bize yok mu” diye gülerek şarkı söylemeleridir.
Burada bütün çocukların dilinde olan bir konunun okul yönetimi tarafından fark edilmemiş olması düşündürücüdür; keza mağdurların devam ettiği okulun karakolun hemen karşısında olması gibi...
Son tahlilde bütün bunlar idari ve cezai soruşturmaların konusudur. Bir de meselenin soruşturamayacağınız, hukuk sisteminde, yazılı yasalarda karşılığı olmayan, yaptırıma bağlanmamış yönleri var.
İlkokul öğrencisi kızları hedef alan bu ölçüde yaygın bir tecavüz şebekesinin varlığının çevre tarafından bilindiği halde, zımnen onay görmesi işte böyle bir durum.
KÖTÜLÜĞÜN KUŞATMASI
Bilenlerin bir bölümü durumdan yararlanmaya kalkmakta, bilip de yararlanma yoluna gitmeyenler ise durdurmak için hiçbir şey yapmayıp kayıtsızlık içinde olanları seyretmektedir. Belki rahatsızlar, belki de değiller...
Buradaki suskunluk da suç ortaklığı
değil midir?
Bir tecavüz olayının bu kadar yayılabilmiş olması ve kabul görmüş olması kötülüğün kuşatması dışında başka nasıl adlandırılabilir?
Bu arada, Siirt Cumhuriyet Savcılığı’nın haberi yazarak soruşturmanın gizliliğini ihlal ettiği gerekçesiyle ifadesini almak için Gülden Aydın’a çağrıda bulunması tecavüz dosyasının ulaştığı en son aşamayı gösteriyor.
Yazarın Tüm Yazıları