Geri Ahmet HAKAN Balbay’a cevap: Sitemde haklısın
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Balbay’a cevap: Sitemde haklısın

SAYIN Mustafa Balbay...

Adalet Bakanı Sadullah Ergin’le Silivri Cezaevi’ni gezen gazetecilere bin sitem yollamışsınız.
Demişsiniz ki:
“Hiçbir öğrencinin gösterilmediği bir okulu gezip ‘eğitim mükemmel’ diyebilir misiniz? Hiçbir hastayla temas kurmadan hastaneyi dolaşıp ‘herkes çok iyi tedavi oluyor’ diyebilir misiniz? Bunlara yanıtınız ‘evet’se elbette 10 bin kişinin kaldığı cezaevini gezip hiçbir tutuklu ile görüşmeden ‘koşullar çok iyi’, ‘1980’den bu yana ilerleme olmuş’, ‘yetmez ama olumlu adımlar var’ yorumları yapabilirsiniz”.

*  *  *

Sayın Mustafa Balbay...
Kendi adıma konuşacağım:
Cezaevi izlenimlerimi yazarken “koşullar çok iyi” demedim, “ilerleme var” demedim, “yetmez ama” demedim.
Ancak buna rağmen siteminizi alıp kabul ediyorum.
Çünkü haklısınız.
Hiçbir cezaevi, içinde yatanların söylediklerine kulak verilmeden anlaşılamaz.
Aslında yazımda bunu belirttim.
Ama çok daha güçlü, çok daha vurgulu bir şekilde belirtmeliydim.
Hatta yazının en tepesine...
“Dikkat! Dikkat! Ey okuyucu! Bir cezaevi sadece Bakan eşliğinde gezilerek anlaşılamaz, içindeki tutukluların anlattıklarına da kulak verilmeli... Lütfen yazdıklarımı bu gözle okuyun... Yazdıklarım eksiktir, tamamlanmamıştır” diye kocaman harflerle yazmalıydım.
Bu nedenle siteminizde haklısınız.
Sizden ve sizin şahsınızda Silivri Cezaevi’nde kalan tüm tutuklu ve hükümlülerden özür diliyorum.

Başbakan keşke F. Bahçeli olmasaydı

“Fenerbahçeli Başbakan” şöyle diyor:
“Galatasaray şampiyon olmuş... Kupasını soyunma odasında vermek... Böyle saçmalık olur mu?”
Çok süper bir tavır değil mi?
Başbakan Fenerbahçeli ama Galatasaray’ın hakkını teslim etmesini biliyor.
Hem de en azılı Galatasaraylılardan bile daha kuvvetli bir şekilde.
Şahane!
Hakikaten şahane...

*  *  *

Ama “Fenerbahçeli Başbakan”, bu “şahane” çıkışına, “şahane” bir çıkış daha eklemeyi aklına getirmiyor.
Mesela şöyle demiyor:
“Üç-beş holigan olay çıkarmaya kalkmış... Sen bütün stadı çoluk çocuk demeden biber gazıyla bombalıyorsun... Böyle saçmalık olur mu?”
Bu konuda kelime etmiyor.
Ne kelime etmesi!
Kıyısından köşesinden bile geçmiyor. Bu durumda bize...
“Başbakan keşke Fenerbahçeli olmasaydı, belki daha hakkaniyetli olurdu” demek düşmez mi?

Ali Koç ve Che

FENERBAHÇE Stadı’nda gördüğüm Ali Koç için şöyle yazdım:
“Ali Koç’un edasında hafiften bir Che havası vardı”.
Bir de baktım ki bu cümle sanal âlemde fırtınalar estirmiş.
Sözlükler falan yıkılıyor.
Pası alan golü atmış.
Gayet zekice esprilerle kafa bulmalar falan...
Ama ben iddiamda ısrarlıyım:
Ali Koç’ta gerçekten bir Che havası vardı:
Tribünlerin ortasında ilerliyor, taraftardan kendisine yönelen selamlamalara gayet ciddi ve hayli alışkın bir tavırla karşılık veriyor ve yüzüne kondurduğu “zafer yakındır” ifadesiyle dikkat çekiyordu.
Korumasızdı, korunaksızdı ve geçici olarak da imtiyazsız görünüyordu.

*  *  *

Adam, Türkiye’nin en zengin adamlarından biri...
Fakat stadın ortasında “Che” edasında yürüyor.
Ne deseydim, “Mahmut” mu deseydim?

Kriminalize ederek susturmaya çalışmak

ŞÖYLE yapıyorlar:
Fenerbahçe taraftarının öfkesini Ergenekon’a bağlıyorlar.
“Aziz Yıldırım niye hapiste?” diye soranlara “şikeci” diyorlar.
Kürt sorununda aykırı laflar edenleri KCK iddianamelerine sokuyorlar.
Balyoz tutuklularının sorunlarına değinenleri “darbeci” ilan ediyorlar.
Süt olayına girenleri “sütü siyasete alet etmek” ile suçluyorlar.
Tutukluların sorunlarından söz edenleri “darbecilerin ekmeğine yağ sürmek” ile itham ediyorlar.
*  *  *
“Tek Parti” döneminin egemenleri işi hiç bilmiyorlarmış.
“Doğrudan susturmak” yerine bu tür “dolaylı susturma” işine girselerdi...
Hiç değilse yapıp ettiklerine “ileri demokrasi” falan derler, savunucuları da çok olurdu.

Ergun ile Cemaat

ERGUN Babahan, Fenerbahçe’nin başına gelenler ile “Cemaat” arasında bağlantı kuran bir isim.
Böyle düşünüyor.
Buna inanıyor.
Bu düşüncesini ve inancını maç gecesi, çok kaba, çok terbiyesiz bir şekilde ifade etti Twitter’da...
Sonra da özür diledi.
Neden özür diledi?
Kabalık yaptığı için mi, yoksa “Cemaat” ile Fenerbahçe’nin arasında bağlantı kurduğu için mi?
Bu tam olarak anlaşılamadı.
Eğer kabalık yaptığı için özür dilediyse sorun yok.
Ama eğer “bağlantı” kurduğu için özür dilediyse, işte o zaman sorun var.
*  *  *
Ben “Cemaat” ile “Fenerbahçe’nin başına gelenler” arasında bağlantı kuranlardan değilim.
Bunun hayli zorlama bir yorum olduğunu ve kanıtlanamaz olduğunu düşünüyorum. Bütün suçu “Cemaat”e yükleyenlerin, “başa gelenlerin tüm sorumluluğunu başı sonu belli olmayan bir yapıya hava ederek” kendilerini rahatlattıklarına inanıyorum.
Ama benim böyle düşünüyor olmam...
Bu “bağlantı” iddiasının dile getirilmesinin engellenmesine razı olacağım anlamına gelmez.
*  *  *
Burası özgür bir ülke...
Ya da şöyle söyleyeyim:
Eğer burası özgür bir ülke olacaksa...
Dileyen Fenerbahçe’nin başına gelenler ile “Cemaat” arasında bağ kurabilmeli...
Tabii kabalaşmadan, tabii terbiyesizleşmeden...
Eğer Ergun’un köşelerden ve ekranlardan uzaklaşması ya da uzaklaştırılması, kabalığına ya da terbiyesizliğine yönelik ise bir şey demem...
Ama eğer “Cemaat Fenerbahçe’yi ele geçirmek istiyor” tezine inandığı için bunlar başına geldiyse...
Burasının özgür bir ülke olması için aşılması gereken bir engelle daha karşı karşıya kaldığımızı söyleyebilirim.

‘Alevi’ iması

BAŞBAKAN Erdoğan, Türkiye’nin Suriye politikasına şiddetle karşı çıkan Kemal Kılıçdaroğlu’nun mezhebine ima yoluyla gönderme yapmış.
“Senin Suriye yönetimiyle mezhep yakınlığın var, o yüzden böyle düşünüyorsun” demeye getirmiş.
*  *  *
Bu yaklaşım hem ayıptır, hem de tehlikeli...
Neden mi?
Şu dört nedenden dolayı:
BİR: Mezhep üzerinden vurmaya kalkışmak, toplumsal barışa dinamit atmak demektir.
İKİ: Bir siyasi partinin tutumunu ifade edilmeyen gizli bir sebebe dayandırmak, niyet okumak demektir.
ÜÇ: Mezhep yakınlığının politikalarda geçer akçe olabileceğini söylemek, bu türden eleştirilere meşruiyet sağlar.
DÖRT: “Mezhep dayanışması yapıyorsun” demek, “Hiç kimse inancı nedeniyle kınanamaz” ilkesini hafiften ihlal eder.

X

Bir muhalefet partisi yerli aşı konusunda şu tutumu alabilir

İYİ Parti Lideri Meral Akşener, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ı uyarmış.

Demiş ki:

*

“Yerli aşı meselesinden siyaset devşirmeye çalışıp da böyle önemli bir sürecin baltalanmasına müsaade etme. Bırak Sağlık Bakanlığımız süreci olması gerektiği gibi yürütsün. Bu konuyu da algı operasyonuna kurban edersen bu sefer altında kalırsın.”

Tam olarak ne demek istiyor Akşener?

Pek anlayamadım.

*

Erdoğan’a,

Yazının Devamını Oku

Şenol Güneş için yazdım: Ne zaman istifa edilir ne zaman istifa edilmez

Eğer grubundaki bütün takımları ezip geçmişsen...

EZİP GEÇERSEN NE OLUR?

EĞER grubundaki bütün takımları ezip geçmişsen...

Gol yağdırmışsan...



Acayip organize bir takımla sahaya çıkmışsan...

Yazının Devamını Oku

Silahla poz verenlerden korkmalı mıyız korkmamalı mıyız?

İki hafta önce...

Elindeki silahla sosyal medyada poz veren tiplerden korkmamamız, çekinmememiz gerektiğini yazmıştım.

*

Yazıda şöyle demiştim:

*

“Sosyal medyada bazı tipler var. Silahla fotoğraf çektirmeye bayılıyorlar. Daracık pantolon, üstten üç düğmesi açılmış gömlek, ucu sivri bir iskarpin ve silah. Tabanca, tüfek... Her türlü silah. Ey vatandaş! Bu tiplerden sakın korkup çekinmeyin! Çünkü bu kişiler, fotoğraf çektirirlerken ellerine aldıkları silahı asla kullanmazlar. Daha doğrusu kullanamazlar. Çünkü kullanacak olan göstermez.”

*

“Isıracak olan köpeğin havlamaması” tezine işaret eden bir yazıydı bu.

Temel kaygısı buydu yazının.

Yazının Devamını Oku

Aslanlar ha! Aslanlar ha!

HDP İzmir il binasında...

Karanlık bir katilin alçakça saldırısı sonucu katledildi Deniz Poyraz.

*

Lanetledik.

Lanetliyoruz.

Lanetleyeceğiz.

*

Bu alçak katile, Türkiye’de selam çakan bir kişi bile çıkmadı.

Oysa

Yazının Devamını Oku

Silahlı külahlı fotoğraflara dur demenin vakti geldi

En son HDP’ye yönelik saldırının faili olan katilin fotoğrafları çıktı ortaya.

Elinde silahla poz veriyor adam.

*

Sosyal medyada son zamanlarda öyle çoğaldı ki bu tür fotoğraflar.

Eline silahı kapan pozunu veriyor.

Makineli tüfekler, tabancalar falan.


Yazının Devamını Oku

Puslu havanın çakalı

Bugünlerde ortada bir parça puslu hava ve çokça da karambol var ya...

İftira atmaya, kara çalmaya süper müsait bir ortam söz konusu ya...

*

İşte bu pustan, bu karambolden ve bu ortamdan yararlanmak isteyen çakalın teki, YouTube denilen mecrada geçmiş kameranın karşısına, elindeki pisliği bana bulaştırmaya çabalıyor.

Elinde bir avuç pislik, üstüme sıçratmak için debeleniyor.

*

Şunun farkındayım:

*

Puslu havalar, tam çakalların havasıdır. Bu havalarda

Yazının Devamını Oku

Meyhane tebliğcileri

Kendilerine “Tebliğciler” adını veren bir grup var.

Bu grubun videoları dolaşıyordu dün sosyal medyada.

Yeni midir, eski midir? Bilmiyorum.

Üç beş sakallı, cübbeli adam...

Muhtemelen Samatya’ya gitmişler.

Ve başlamışlar tebliğe...

*

Hitapları gayet nazik.

Yazının Devamını Oku

En görgüsüz davranış listesinin bir numarası

“En görgüsüz davranışlar” diye bir liste yapmam istenseydi...

Aklıma şöyle bir seçenek gelmezdi:

*

“Plaja helikopterle inmek.”

*

Çünkü bana göre...


Yazının Devamını Oku

Artık hiç kimsede ‘Atıyoruz bari usturuplu atalım’ kaygısı yok

İki koca gazete manşet atmış:

“Çankırı’da oğluna Recep Tayyip ismini veren adam, bu ismi değiştirmek istedi. Nüfus müdürlüğüne başvurdu. Nüfus müdürlüğündeki görevli, ‘Bunu yapamam, beni sürerler’ dedi.”

*

Nedir bu haberin kaynağı?

Şudur:

CHP’nin hazırladığı bir rapor.

*

Güya CHP heyeti, Çankırı’ya gitmiş. Orada bir adamla karşılaşmış. Adam da onlara böyle bir şey demiş. Onlar da rapora yazmışlar.

*

Yazının Devamını Oku

Manşet müdafaası

Konya’nın bozkırına milyonlarca dolarlık yatırımı yapmışlar mı?

Yapmışlar.

*

Kiri, pası, kimyasalı, dumanı, atığı olmayan bir enerjiye yönelmişler mi?

Yönelmişler.

*

Güneşin insanlığa sunduğu nimetten elektrik üretecekler mi?

Yazının Devamını Oku

Kahrolası bir geyik: Doğulular şöyle batılılar böyle

Geçen akşam elimde kumanda, televizyon kanalları arasında minik bir gezintiye çıkmıştım.

Karşıma aniden büyük Türk düşünürlerinden Erol Mütercimler çıktı.



Şöyle bir şey diyordu:

*

“Doğu’da kuklacılık vardır... Batı’da ortaoyunu...”

Yazının Devamını Oku

Bizim millet proje sever

Kanal İstanbul’a karşı çıkmak, muhalefetin bileceği bir iştir.

Gerekçelerini sunarlar ve itiraz ederler.

Zaten yapıyorlar da bunu. Hem de gayet gür bir sesle yapıyorlar.

Buraya kadar sorun yok.

*

Sorun şuradadır:

Bizim millet, maalesef projeleri çok sever. Bayılır projelere.

*

Yani demem o ki...

Yazının Devamını Oku

Selamı sabahı sakın kesmeyin

Geçenlerde bir Kemal Kılıçdaroğlu videosu izliyordum.

Ülkenin içinde bulunduğu durumu kendi bakış açısıyla anlatıyor, hükümeti sert bir üslupla eleştiriyor ve en sonunda da şöyle diyordu:

*

“Bunlarla selamı sabahı kesin.”

Bunu duyunca “Eyvah” dedim.

Hem memleket için...

Hem de CHP için...

*

Yazının Devamını Oku

19 yıllık siyaset pratiğinin öğrettiği beş şey

Doğal olmayan yolların denenmesine meyletmek...

BİR: Olmuyor olamıyor

Doğal olmayan yolların denenmesine meyletmek...

Mevcut iktidarın gerilemesine yol açmıyor, aksine tutunmasına yol açıyor.

*

İKİ: Hızlandırmıyor

Organik olmayan çıkışlara yaslanmak ve bel bağlamak...

İktidarın gidişini hızlandırmıyor.

*

Yazının Devamını Oku

Akşener’in stratejisi: Biz tek adayla girelim HDP ayrı aday çıkarsın

İYİ Parti Lideri Meral Akşener, elini açık etti.

Cumhurbaşkanlığı seçimi için şu iki şeyi teklif ediyor:

*

- BİR: Biz tek aday olarak girelim seçime.

*

- İKİ: HDP, kendi adayıyla girsin.

*

Peki bu teklifin...

Yazının Devamını Oku

Üniversiteler milletin kızlarını emanet ettiği yerler midir?

Sosyal medyada dolaşırken bir habere rastladım.

Haber aynen şöyleydi:

*

“YÖK Başkanı Yekta Saraç ‘Üniversiteler milletin kızlarını emanet ettiği yerlerdir’ dedi”.

*

Okuduğumda önce “Allah! Allah! Nereden çıktı bu” dedim.


Yazının Devamını Oku

Erdoğan karşısında kimi görmek ister

Kılıçdaroğlu’nu kesin ister.

- KEMAL KILIÇDAROĞLU: Kılıçdaroğlu’nu kesin ister. Hatta istemekle kalmaz, bayağı bir memnun da olur. Muharrem İnce’nin “çıkmışsın yenmiş, çıkmışsın yenmiş” tiradını bile anımsar.

*

- MANSUR YAVAŞ: Kulislerdeki fısıltılara göre istiyormuş Mansur Yavaş’ı... Hatta “Mansur aleyhinde konuşmayın” da demiş. Dişine göre buluyor herhalde... Ama Yavaş’ın pek arzusu yok gibi.



*

Yazının Devamını Oku

Hasan Saltık ah!

Hasan Saltık denilince...

Benim aklıma şunlar gelir:

*

- Neşet Baba’nın tüm külliyatını derleyip toplaması gelir.

*

- Gündemime soktuğu Hisarlı Ahmet gelir.

*

- Tanburi Cemil Bey’in saz semaileri gelir.

*

Yazının Devamını Oku

Ali Babacan’ın ömrü sanki Alman Yeşiller Partisi’nde geçmiş gibi

Ali Babacan, çevrecilik açısından hükümeti eleştirmiş.

Şöyle bir baktım açıklamalarına... Şu tür şeyler söylüyor:

*

“Bunların zihniyeti böyle... Bu zihniyetten ancak böyle şeyler çıkar... Temel sorun bu zihniyettir...”

Ben hayatımda böyle komik bir açıklama görmedim!

*

O Ali Babacan ki...

AK Parti’nin yıllar süren iktidarı boyunca hep bakandı.

Yazının Devamını Oku

Özgür Özel’den Bakan Varank’a sürpriz alo

CHP’li Özgür Özel, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mustafa Varank’ı telefonla aradı.

Şunları söyledi:

*

- Sayın Bakan!

- Siyasi rekabet bir yana Türkiye’nin aşı üretmesi bir yana.

- Yerli aşının üçüncü fazı için bakanlık olarak gönüllüler aradığınıza yönelik bir çağrı yapmışsınız. O çağrınızı ben de sosyal medya hesabımdan paylaştım.

- Ayrıca gönüllü arama afişlerinin CHP binalarına asılması için de girişimlerde bulunacağım.

- Hocaların uygun gördüğü bir aşamada yerli aşıda gönüllü olmaya da hazırım.

-

Yazının Devamını Oku