GeriAhmet HAKAN Babalar ve oğullar
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Babalar ve oğullar

GAZETECİ Kutlu Esendemir çok eski arkadaşımdır.

Dağda esir olmuşluğu da vardır, Leman’da muhalefet literatürünü zenginleştirmişliği de...

Birlikte haberlere atladığımız günlerden beri muhabir heyecanını hiç kaybetmedi Kutlu...

Arar, bulur ve patlatır haberi...

Geçen gün Habertürk’ün manşetinde yine aynı şeyi yapmış: Haberi patlatmış...

Hem de haberin hasını... Afallatanını...

¡ ¡ ¡

Hani son aylarda adını en fazla işittiğimiz bir “albay” var ya...

Hani “ıslak imza” deyince akla, hemen onun adı gelir...

Evet, işte o Dursun Çiçek adlı albayın oğlunu bulmuş Kutlu...

Çocuk tam bir “ikinci cumhuriyetçi”...

Küçük Mehmet Altan... Küçük Etyen Mahçupyan...

Henüz serpilmemiş ve yolunu tam bulamamış bir Taraf yazarı...

Genç Siviller Örgütü’nün kurucularından...

Radikal İki okuyor mu bilmiyorum ama Sabancı Üniversitesi’nden mezun olduğunu biliyorum...

Murat Belge hayranı olduğuna adım gibi eminim. Sanırım Ahmet Altan’a da “yoldaş” diyordur...

Adı: Deniz... Soyadı: Çiçek...

Kendisi sonuna kadar “özgürlükçü”... Sonuna kadar “antimilitarist”.

Ama babası “darbe planı yapmak” ile suçlanıyor...

¡ ¡ ¡

Ben ta Sabah Gazetesi’nde yazıp çizerken...

Deniz Çiçek için bir yazı yazmışım...

Kutlu’nun haberinde o da var...

Hatırladım o yazıyı...

Bir 19 Mayıs günü, Albay Dursun Çiçek’in oğlu Deniz Çiçek ve arkadaşları, “19 Mayıs’ta statlarda yapılan törenler, rahatsızlık verici etkinliklerle geçiştiriliyor. Bu törenler otoriter bir devlet zihniyetini yansıtıyor. Gençlik, düşmanı korkutacak hazır kıtalar olarak düşünülüyor. Bu törenler, modası geçmiş militarize gösterilere benziyor” diyerek...

Dönemin Milli Eğitim Bakanı’na bir bildiri sunmuşlardı...

Ve kıyamet kopmuştu... Ben de kopan kıyamet üzerine Deniz Çiçek’e destek vermiş ve “Aldırma Deniz” diye bir yazı yazmıştım...

Şimdi anlıyorum ki: O Deniz, bizim Dursun Çiçek’in oğlu Deniz Çiçek imiş...

Hey büyük Allah’ım! Sen nelere kadirsin...

¡ ¡ ¡

Ama durun bir dakika!

Bu olayı sadece “şaşırarak” geçemeyiz...

Düşünün: Dursun Çiçek, Deniz gibi bir evlat yetiştirmiş... Yani oğlunun kendisinden çok farklı bir dünyanın içine girmesine izin vermiş ve bunu mesele etmemiş...

Aile içinde bu kadar demokrat takılan bir babanın, Genelkurmay’ın en azılı “darbe heveslisi” olması size de tuhaf gelmiyor mu?

Bir insan evde bu kadar “demokrat”, kışlada bu kadar “darbeci” olabilir mi?

Tamam... “Islak imza”yı, “AK Parti ve Fethullah Gülen’i Bitirme Planı”nı, “Dursun Çiçek’in önce tutuklanıp sonra serbest bırakılması”nı...

Hepsini ama hepsini tartışalım...

Ama lütfen biraz da “Deniz” gibi bir evladın, ne türden bir aile ortamından beslendiğini de tartışalım...

Çünkü burada Turgenyev’in “Babalar ve Oğulları”na benzer bir macera saklanmış gibi geliyor bana...

Haftanın enleri

? EN İYİ: Siyaset Meydanı’nda yaptığı konuşmayla “Kürt açılımı” gibi netameli bir konunun en netameli alanlarında bile hayli inandırıcı ve serinkanlı yaklaşımıyla göz dolduran AK Parti Genel Başkan Yardımcısı HÜSEYİN ÇELİK.

? EN KÖTÜ: Meclis’te yaptığı konuşmada kullandığı “Dersim iması” ile partisinin doğal tabanını bile küstürmeyi başaran CHP’li ONUR ÖYMEN.

? EN ÇARESİZ: Onur Öymen’in “Dersim vurgusu” nedeniyle parti binasının önünde protesto gösteri yapan Tunceli Dernekleri’nin yöneticileri karşısında çaresiz kalan CHP İstanbul İl Başkanı GÜRSEL TEKİN.

? EN ADANMIŞI: “Kürt açılımını Kuşum Aydın yapsın, ona da tam destek olurum” diyen ünlü sinema yönetmeni SİNAN ÇETİN...

Meclis’i seyrederken sayıklamalarım


?
Bütün DTP’lilerin yüzünde, Ahmet Türk’ün yüzündeki “zulme ve gadre uğramış ifade” olsa, her şey çok daha farklı olur muydu acaba?

? Ömer Çelik biraz kilo mu almış yoksa ceketi biraz dar mı?

? Biri Ömer Çelik’e “Eğer hazır cevap biri değilsen, hazır cevap biriymişsin gibi davranma” diyebilir mi acaba?

? Ufuk Uras kürsüye Sartre’ın “Nobel’i ret” konuşmasına benzer bir konuşma yapacakmış gibi geliyor...

? Dağ fare doğurdu: Ufuk Uras, yoldaşlara yakışmayacak denli sakin ve dingin...

? Devlet Bahçeli çok kanaatkâr bir insan... Süresinin dolmasına 10 dakika kala konuşmasını bitirdi...

? Tayyip Erdoğan’ın en fazla bağırdığı anlar, kâğıttan kafasını kaldırdığı anlar... Sanırım konuşmayı kaleme alanların, “Öfke bir hitabet sanatıdır” meselesine kafalarının basmadığını düşünüyor.

? “Baykal tam bir hitabet ustası” diye sayıkladım... Yanımdaki arkadaşım, “Evet ama onun sorunu farklı” dedi... Bir “Baykal tartışması”nı kaldıramayacağım için sustum...

 

X

İsraf var demek yoksulluk yok demek midir?

Dünkü Hürriyet’in manşeti şuydu:

“ÇÖP TOPLADIM, İSRAFI GÖRDÜM”

*

Nereden çıktı bu manşet?

*

Anlatayım:

*

Hürriyet Ekonomi Servisi’nden arkadaşımız Emre Eser, her hafta “İşin Peşinde” diye bir köşe hazırlıyor.

Emre

Yazının Devamını Oku

İşte Ayasofya’ya imam olacak imam

Bugün size bir imamımızın öyküsünü anlatacağım.

Balat’ta imamlık yapan Emin Kır Hocamızın öyküsünü...

*

Emin Kır Hoca’nın serüveni, tayini Eyüpsultan’ın Balat semtindeki Hazreti Kaab Camisi’ne çıkınca başlamış.

Yıl: 2006.



Yazının Devamını Oku

E hani öldürmeye gelen dirilecekti?

Sezai Karakoç’un ünlü sözü aynen şöyledir:

“İslam’ı öyle bir yaşa ki... Seni öldürmeye gelen sende dirilsin”.

*

Ayasofya’nın eski imamı, sosyal medyada İslam davasını öyle savunuyor ki...

Sosyal medyada onu madara etmek isteyenler, onun artık gitgide çirkinleşen polemikçi üslubu nedeniyle bırakın onda dirilmeyi...

Ona bakıp İslam’dan uzaklaşıyorlar.

*

“Seni öldürmeye gelen sende dirilsin” yaklaşımı nerede?

Yazının Devamını Oku

Bu nasıl kapanma ki...

Büyük kapanmanın ilk gününde İstanbul’un dört bir yanından gelen fotoğraflara bakıyorum:

Trafik yoğun. Otobüslere ek sefer konmuş.

Bunun nedenini anlamaya çalıştık arkadaşlarla.

Ve şöyle bir izah getirdik kendi kendimize:

*

Türkiye genelinde 16 milyon kişi, kapanmadan muaf.

Kim bu muaf tutulanlar?

Çeşitli sektörlerde çalışanlar... Sağlıkçılar... Güvenlikçiler... Adliye çalışanları... Kamu çalışanları... Özel sektör çalışanları...

Yazının Devamını Oku

Teşekkürler Biden Bey! İç cepheyi birleştirdin

Dün itibarıyla...

Manzara-i umumiye aşağı yukarı şöyle:

*

Fazıl Say ile AK Parti Bağcılar İlçe Teşkilatı...



Aynı duyguda birleşmiş durumda.

Yazının Devamını Oku

Terörle yüzleşmeyen HDP, bize ‘Soykırımla yüzleşin’ diyor

HDP’ye yıllardır söylenen bir söz var:

“PKK’nın terörist olduğunu söyleyin”.

*

- Hık derler.

- Mık derler.

- Öyle derler.

- Böyle derler.

Ama bir türlü sadede gelmezler, gelemezler.

*

Yazının Devamını Oku

90’ların fırtınası: Selahattin Duman

Selahattin Duman 90’ların köşe yazarıydı.

Yepyeni bir üslupla, müthiş bir espri duygusuyla öyle bir daldı ki Babıali’ye...

Çok kısa süre içinde müthiş tiryakilik yarattı.

*

- Kadın erkek ilişkilerine bodoslama girerdi...

- Hasan Cemal’le kafa buluşları efsaneydi...


Yazının Devamını Oku

Bir zamanlar ben de 23 Nisan çocuğuydum

Her 23 Nisan’da şiir okuma işi bana düşerdi.

“Atatürk Çocuğu” diye bir şiiri, avazım çıktığı kadar bağırarak okuduğumu hatırlıyorum.

Fazıl Hüsnü Dağlarca’nın “Mustafa Kemal’in Kağnısı” şiirini de hakkını vererek okumuşluğum vardır.

*

Bu fotoğraf Ağrı’nın Doğubayazıt ilçesinde çekildi.

Rahmetli babamın memuriyeti dolayısıyla Doğubayazıt’taydık.

*

Sene 1976 olmalı.

Yazının Devamını Oku

‘Menderes’in sonu’ demeden konuşmayı öğrenemediler

CHP’li Engin Altay, tam bir çelişkiler yumağıdır benim için.

Bazen acayip demokratik, acayip şaşırtıcı, acayip alkışlanacak açıklamalar yapar.

Mesela...

“Ey ABD! Senin bize verecek hukuk ve demokrasi dersine ihtiyacımız yok” diyerek ABD’ye rest çeker. Amerika’nın Türkiye’den Doğu Akdeniz, Ege, Kıbrıs, Suriye’de taviz istediğini söyleyip... “Asla taviz verilmemeli” der.

*

Bütün bunlara bakıp...

“Hah işte! Milli muhalefet budur” falan diye umutlanırım.

*

Yazının Devamını Oku

Bütün kadınlar KADES'i indirsin

Dün Hürriyet’in manşetinde Fevzi Kızılkoyun’un bir haberi vardı.

Haberde kadına şiddetle mücadelede elektronik kelepçe takılan kişilerin izlendiği merkez anlatılıyordu.

*

Haberin ayrıntılarını okuyunca...



Bu merkeze güvenim arttı. Umutlandım.

Yazının Devamını Oku

Cenap Şahabettin, Ali Edizer’i tanısaydı

Ali Edizer diye bir doktor var.

Daha önce yaptığı çeşitli densizlikler ve izansızlıklar yüzünden “olay adam” haline gelmiş, hatta GATA’daki görevine son verilmişti.

*

Fakat adam rahat durmuyor abi!

Densizliğe, izansızlığa, abuk sabukluğa devam ediyor.

*

Ne dediğini yazmaya bile tenezzül etmiyorum.

Yazının Devamını Oku

Ne yaptınız İlhan Bey

CHP, ne güzel bir şey tutturmuştu!

“128 milyar dolar nerede” diye...

*

128 milyar doların hortumlandığı algısı yaratılıyordu.

Ve bu algı, zihinlere kazınıyordu.

*

İşgüzar kamu görevlileri, asılan pankartları polis ve zabıta marifetiyle anında engelleyerek...

Yazının Devamını Oku