GeriAhmet HAKAN Aziz Yıldırım’ın Atatürk vurgusu
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Aziz Yıldırım’ın Atatürk vurgusu

Fenerbahçe Başkanı Aziz Yıldırım, beklenen savunmasını yaptı.

Şöyle dedi:
“Şike iddiaları beni ve arkadaşlarımı 100 yıldır süren Atatürkçü yoldan çevirmekten başka bir şey değil. Fenerbahçe Atatürk’ü ve Türk gençliğini sembolize eder.”

* * *

Aziz Yıldırım’ın eski statükonun yıkıldığını, yeni bir statükonun kurulduğunu bilmeyecek kadar saf biri olduğuna zerre kadar ihtimal vermem.
İşte bu nedenle...
Savunmasında “Atatürk vurgusu” yapmasını fazlasıyla cesur, fazlasıyla kahramanca, fazlasıyla yiğitçe buldum.

* * *

Neden mi?
Şundan dolayı:
Eski statüko döneminde “Atatürk vurgusu”, kurtarıcı bir rol oynardı.
Suçlama ne olursa olsun suçlanan kişi “Ben Atatürkçüyüm” dedi mi, işi bitirirdi.
Oysa bugün sözü Atatürk’e getirmenin herhangi bir kurtarıcı tarafı kalmadı.
Ne kurtarıcılığı!
Sözü Atatürk’e getiren, durumu kendi açısından daha da zora sokmuş oluyor.

* * *

Geçmişte her türden ithamdan yırtmak isteyenler, “Atatürk vurgusu”na sığınırdı.
Oysa bugün her türden ithamdan yırtmak için şu türden savunma cümlelerine ihtiyaç var:
- Küçükken Kuran’ı hatmetmiştim...
- Hocaefendi ile geçmişte çok diyalogum oldu.
- Gençken MSP’li gençlerle takılırdım.
- Eniştem Süleymancı idi...
- Bu hükümet çok büyük hizmetler yaptı.
- Necip Fazıl’ın Sakarya Türküsü’nü ezbere bilirim.

* * *

Aziz Yıldırım bunların hiçbirine tenezzül etmedi.
Yavşamak yerine düzene başkaldırmayı tercih etti.
Bu açıdan...
Aziz Yıldırım’ın 2012 Türkiye’sinde “Atatürkçüyüm” diye haykırması, Deniz Gezmiş’in 70’lerin başındaki konjonktürde mahkemede “Tek yol devrim” diye bağırması gibi bir şeydir.

Zor zamanda konuş, kolay zamanda sus

Galatasaray’ın efsane isimlerinden Hakan Ünsal, bir zamanlar dini inancı nedeniyle kendisine yapılan zulümleri anlatmış.
Demiş ki:
“Futbol oynadığım dönemlerde odamda takke ve seccade bulundurduğum için bana ‘cemaatçi’ dediler. Hatta bu nedenle kadro dışı bırakıldım”.
Hiç sevmem zor zamanda suspus olup kolay zamanda ortaya çıkma durumunu...
Hakan Ünsal’ın “bir zamanlar zulümlere uğramıştım” açıklamasını da işte bu yüzden sevmedim.
Ben mazlumdan, zalim zulmünü icra ederken diklenmesini beklerim.
Zulüm yapılırken kenara köşeye saklanmayacak.
Çıkacak, “bana zulmediyorsun” diye haykıracak.
Hadi diyelim ki bunu yapacak mertliği, yiğitliği ve delikanlılığı gösteremedi...
O zaman da hiç olmazsa...
Zor zamanda suspus olmanın verdiği utançla kolay zamanda sesini çıkarmayacak.

O fotoğraf hakkında

Cumhur-başkanı Abdullah Gül ile Başbakan Erdoğan Huber Köşkü’nde buluşmuş.
Önceki gün Hürriyet, Posta, Habertürk, Milliyet, Vatan ve Yeni Şafak gazeteleri bu buluşmadan şu fotoğrafı yayınladılar: Erdoğan ve Gül oturuyor, eşleri ayakta.
Sabah gazetesi ise Gül ve Erdoğan’ın eşsiz fotoğraflarını yayınladı. Fotoğrafta iki isim de oturuyordu.
Basında Huber buluşmasını tek farklı fotoğrafla yansıtan Star gazetesi oldu: Star’ın yayınladığı fotoğrafta hem Gül ile Erdoğan, hem de eşleri oturuyordu.

Buradan anlaşılan şu:
Huber Köşkü’nden bir değil, birkaç fotoğraf karesi yollanmış gazetelere:
Birinde hanımlar ayakta, eşler oturuyor... Diğerinde sadece Gül ve Erdoğan oturuyor... Bir diğerinde ise dördü de oturuyor.
Sonuç: Akıllarda gazetelerin kahir ekseriyetinin yayınladığı “beyler oturuyor / hanımlar ayakta” diye yorumlanan o fotoğraf karesi kaldı.

İddia ediyorum: Bu fotoğraflar basına servis edilmeden önce Cumhurbaşkanı Gül ya da Başbakan Erdoğan’ın önüne konsaydı, her iki isim de “beyler oturuyor / hanımlar ayakta” fotoğrafının derhal yok edilmesini isterlerdi.
Çünkü her iki isim de o fotoğraf karesindeki çarpıklığı sezecek denli sağduyu sahibidir.

Rahat bırakın yüz nakli yapılan genci

Tıp dünyası bir büyük başarıya imza attı.
19 yaşındaki bir gence yüz nakli gerçekleşti.
Bu başarının hakkı yeterince verildi.
Ameliyatı gerçekleştiren doktorlar takdir edildi, manşetler bu haberle süslendi, tıp dünyası alkış üzerine alkış aldı.
Ancak...
Her zaman olduğu gibi yine kıvam kaçtı.

İş artık bir tıp başarısının nesnesi olan genç adamı, “fil adam” gibi teşhir etme noktasına kadar geldi.
Ve bu açıdan olay müstehcenlik sınırlarını zorlamaya başladı.
“Yüz nakli” ile sağlığına kavuşan genç adamın, teşhirden doğacak zararları düşünememesi normaldir.
Medya ise bu tür konularda fazlasıyla düşüncesiz ve agresif...
Peki ya doktorlar?
Onlara ne oluyor?
19 yaşındaki bir genci teşhir etmeye doyamamalar, başarının tatlı kokusunu daha fazla almak için abartmalar, hastayı kullanmak için abanmalar falan...
Unutulmasın:
Tıp adamlarının görevi hastalarının sadece fiziki sağlığını korumak değildir, hastaların onur ve haysiyeti de onlara emanettir.

Çelik’e bravo

CHP Milletvekili Nur Serter’in adı ATV’nin bir dizisinde kadın satıcısı tipine verilmiş.
Tepki büyük.
Tepki gösterenlerden biri de AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Ömer Çelik.
Ömer Çelik, Twitter’da lafı hiç eğip bükmeden şunları yazdı:

* * *

“CHP milletvekili Nur Serter’in isminin bir dizide o şekilde kullanılması utanç vericidir. Ayıptır. Serter’den çok güçlü özür dilenmelidir. Nur Serter’e bu hakareti yapanlar, açık, dolaysız ve güçlü şekilde özür dilemelidirler. İnsanların, bilhassa kadınların şahsiyetlerine saldırmak, polemik konusu yapmak, hakaret etmek hiçbir şekilde mazur gösterilemez. Ayıptır”.

X

Aziz’in şahlanışına dair serbest çağrışımlar

Kaosa pek de mütevazı olmayan bir katkı... Çarşıyı karıştırmak istedi galiba. Ve başardı da!

- İnsan kendisini dinledikçe... “Amma da çok şey biriktirmiş” demekten kendini alamıyor doğrusu.

*

- Artık Ali Koç’a karşı başkaldırmanın vaktinin geldiği inancıyla konuştu. Şarkısı: “Başkaldırıyorum, varın benim farkıma.”

*

- “Aziz Yıldırım tarzı polemik” diye bir şey var. İnsan nefret etse de özlüyor bu tarz polemiği.


Yazının Devamını Oku

Bir muhalefet partisi yerli aşı konusunda şu tutumu alabilir

İYİ Parti Lideri Meral Akşener, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ı uyarmış.

Demiş ki:

*

“Yerli aşı meselesinden siyaset devşirmeye çalışıp da böyle önemli bir sürecin baltalanmasına müsaade etme. Bırak Sağlık Bakanlığımız süreci olması gerektiği gibi yürütsün. Bu konuyu da algı operasyonuna kurban edersen bu sefer altında kalırsın.”

Tam olarak ne demek istiyor Akşener?

Pek anlayamadım.

*

Erdoğan’a,

Yazının Devamını Oku

Şenol Güneş için yazdım: Ne zaman istifa edilir ne zaman istifa edilmez

Eğer grubundaki bütün takımları ezip geçmişsen...

EZİP GEÇERSEN NE OLUR?

EĞER grubundaki bütün takımları ezip geçmişsen...

Gol yağdırmışsan...



Acayip organize bir takımla sahaya çıkmışsan...

Yazının Devamını Oku

Silahla poz verenlerden korkmalı mıyız korkmamalı mıyız?

İki hafta önce...

Elindeki silahla sosyal medyada poz veren tiplerden korkmamamız, çekinmememiz gerektiğini yazmıştım.

*

Yazıda şöyle demiştim:

*

“Sosyal medyada bazı tipler var. Silahla fotoğraf çektirmeye bayılıyorlar. Daracık pantolon, üstten üç düğmesi açılmış gömlek, ucu sivri bir iskarpin ve silah. Tabanca, tüfek... Her türlü silah. Ey vatandaş! Bu tiplerden sakın korkup çekinmeyin! Çünkü bu kişiler, fotoğraf çektirirlerken ellerine aldıkları silahı asla kullanmazlar. Daha doğrusu kullanamazlar. Çünkü kullanacak olan göstermez.”

*

“Isıracak olan köpeğin havlamaması” tezine işaret eden bir yazıydı bu.

Temel kaygısı buydu yazının.

Yazının Devamını Oku

Aslanlar ha! Aslanlar ha!

HDP İzmir il binasında...

Karanlık bir katilin alçakça saldırısı sonucu katledildi Deniz Poyraz.

*

Lanetledik.

Lanetliyoruz.

Lanetleyeceğiz.

*

Bu alçak katile, Türkiye’de selam çakan bir kişi bile çıkmadı.

Oysa

Yazının Devamını Oku

Silahlı külahlı fotoğraflara dur demenin vakti geldi

En son HDP’ye yönelik saldırının faili olan katilin fotoğrafları çıktı ortaya.

Elinde silahla poz veriyor adam.

*

Sosyal medyada son zamanlarda öyle çoğaldı ki bu tür fotoğraflar.

Eline silahı kapan pozunu veriyor.

Makineli tüfekler, tabancalar falan.


Yazının Devamını Oku

Puslu havanın çakalı

Bugünlerde ortada bir parça puslu hava ve çokça da karambol var ya...

İftira atmaya, kara çalmaya süper müsait bir ortam söz konusu ya...

*

İşte bu pustan, bu karambolden ve bu ortamdan yararlanmak isteyen çakalın teki, YouTube denilen mecrada geçmiş kameranın karşısına, elindeki pisliği bana bulaştırmaya çabalıyor.

Elinde bir avuç pislik, üstüme sıçratmak için debeleniyor.

*

Şunun farkındayım:

*

Puslu havalar, tam çakalların havasıdır. Bu havalarda

Yazının Devamını Oku

Meyhane tebliğcileri

Kendilerine “Tebliğciler” adını veren bir grup var.

Bu grubun videoları dolaşıyordu dün sosyal medyada.

Yeni midir, eski midir? Bilmiyorum.

Üç beş sakallı, cübbeli adam...

Muhtemelen Samatya’ya gitmişler.

Ve başlamışlar tebliğe...

*

Hitapları gayet nazik.

Yazının Devamını Oku

En görgüsüz davranış listesinin bir numarası

“En görgüsüz davranışlar” diye bir liste yapmam istenseydi...

Aklıma şöyle bir seçenek gelmezdi:

*

“Plaja helikopterle inmek.”

*

Çünkü bana göre...


Yazının Devamını Oku

Artık hiç kimsede ‘Atıyoruz bari usturuplu atalım’ kaygısı yok

İki koca gazete manşet atmış:

“Çankırı’da oğluna Recep Tayyip ismini veren adam, bu ismi değiştirmek istedi. Nüfus müdürlüğüne başvurdu. Nüfus müdürlüğündeki görevli, ‘Bunu yapamam, beni sürerler’ dedi.”

*

Nedir bu haberin kaynağı?

Şudur:

CHP’nin hazırladığı bir rapor.

*

Güya CHP heyeti, Çankırı’ya gitmiş. Orada bir adamla karşılaşmış. Adam da onlara böyle bir şey demiş. Onlar da rapora yazmışlar.

*

Yazının Devamını Oku

Manşet müdafaası

Konya’nın bozkırına milyonlarca dolarlık yatırımı yapmışlar mı?

Yapmışlar.

*

Kiri, pası, kimyasalı, dumanı, atığı olmayan bir enerjiye yönelmişler mi?

Yönelmişler.

*

Güneşin insanlığa sunduğu nimetten elektrik üretecekler mi?

Yazının Devamını Oku

Kahrolası bir geyik: Doğulular şöyle batılılar böyle

Geçen akşam elimde kumanda, televizyon kanalları arasında minik bir gezintiye çıkmıştım.

Karşıma aniden büyük Türk düşünürlerinden Erol Mütercimler çıktı.



Şöyle bir şey diyordu:

*

“Doğu’da kuklacılık vardır... Batı’da ortaoyunu...”

Yazının Devamını Oku

Bizim millet proje sever

Kanal İstanbul’a karşı çıkmak, muhalefetin bileceği bir iştir.

Gerekçelerini sunarlar ve itiraz ederler.

Zaten yapıyorlar da bunu. Hem de gayet gür bir sesle yapıyorlar.

Buraya kadar sorun yok.

*

Sorun şuradadır:

Bizim millet, maalesef projeleri çok sever. Bayılır projelere.

*

Yani demem o ki...

Yazının Devamını Oku

Selamı sabahı sakın kesmeyin

Geçenlerde bir Kemal Kılıçdaroğlu videosu izliyordum.

Ülkenin içinde bulunduğu durumu kendi bakış açısıyla anlatıyor, hükümeti sert bir üslupla eleştiriyor ve en sonunda da şöyle diyordu:

*

“Bunlarla selamı sabahı kesin.”

Bunu duyunca “Eyvah” dedim.

Hem memleket için...

Hem de CHP için...

*

Yazının Devamını Oku

19 yıllık siyaset pratiğinin öğrettiği beş şey

Doğal olmayan yolların denenmesine meyletmek...

BİR: Olmuyor olamıyor

Doğal olmayan yolların denenmesine meyletmek...

Mevcut iktidarın gerilemesine yol açmıyor, aksine tutunmasına yol açıyor.

*

İKİ: Hızlandırmıyor

Organik olmayan çıkışlara yaslanmak ve bel bağlamak...

İktidarın gidişini hızlandırmıyor.

*

Yazının Devamını Oku

Akşener’in stratejisi: Biz tek adayla girelim HDP ayrı aday çıkarsın

İYİ Parti Lideri Meral Akşener, elini açık etti.

Cumhurbaşkanlığı seçimi için şu iki şeyi teklif ediyor:

*

- BİR: Biz tek aday olarak girelim seçime.

*

- İKİ: HDP, kendi adayıyla girsin.

*

Peki bu teklifin...

Yazının Devamını Oku

Üniversiteler milletin kızlarını emanet ettiği yerler midir?

Sosyal medyada dolaşırken bir habere rastladım.

Haber aynen şöyleydi:

*

“YÖK Başkanı Yekta Saraç ‘Üniversiteler milletin kızlarını emanet ettiği yerlerdir’ dedi”.

*

Okuduğumda önce “Allah! Allah! Nereden çıktı bu” dedim.


Yazının Devamını Oku

Erdoğan karşısında kimi görmek ister

Kılıçdaroğlu’nu kesin ister.

- KEMAL KILIÇDAROĞLU: Kılıçdaroğlu’nu kesin ister. Hatta istemekle kalmaz, bayağı bir memnun da olur. Muharrem İnce’nin “çıkmışsın yenmiş, çıkmışsın yenmiş” tiradını bile anımsar.

*

- MANSUR YAVAŞ: Kulislerdeki fısıltılara göre istiyormuş Mansur Yavaş’ı... Hatta “Mansur aleyhinde konuşmayın” da demiş. Dişine göre buluyor herhalde... Ama Yavaş’ın pek arzusu yok gibi.



*

Yazının Devamını Oku

Hasan Saltık ah!

Hasan Saltık denilince...

Benim aklıma şunlar gelir:

*

- Neşet Baba’nın tüm külliyatını derleyip toplaması gelir.

*

- Gündemime soktuğu Hisarlı Ahmet gelir.

*

- Tanburi Cemil Bey’in saz semaileri gelir.

*

Yazının Devamını Oku

Ali Babacan’ın ömrü sanki Alman Yeşiller Partisi’nde geçmiş gibi

Ali Babacan, çevrecilik açısından hükümeti eleştirmiş.

Şöyle bir baktım açıklamalarına... Şu tür şeyler söylüyor:

*

“Bunların zihniyeti böyle... Bu zihniyetten ancak böyle şeyler çıkar... Temel sorun bu zihniyettir...”

Ben hayatımda böyle komik bir açıklama görmedim!

*

O Ali Babacan ki...

AK Parti’nin yıllar süren iktidarı boyunca hep bakandı.

Yazının Devamını Oku