Arena gecesinden Apo'nun yakalanmasına

Uğur DÜNDAR
Haberin Devamı

‘‘Özel Arena’’ gecesiyle ilgili izlenimlerimi yazmaya hazırlanırken, gündeme ‘‘Apo’’ bombası düştü.

Türkiye, siyasi irade zayıflığı ve dış politikada vizyon eksikliği nedeniyle, 1982 yılından beri kullanamadığı ulusal caydırıcı gücünü ‘‘yeni konsept’’le devreye sokarak, bölücü örgütün başı Abdullah Öcalan'ı yakalatmayı başardı.

‘‘Siyasi irade, askeri strateji ve üstün kuvvet’’ yapısına dayanan bu yeni konsepti uygulamadaki kararlılık karşısında Rusya bile, dünyanın en kanlı terör örgütünün başını topraklarında uzun süre barındıramadı.

ŞİMDİ NE OLACAK?

Suriye'den başlatılan kıskaç harekâtı ve baskı, Rusya'da da tüm hızıyla sürdü. Böylece hem bulunduğumuz coğrafyada, hem de denizaşırı ülkelerde Türkiye'nin imajı ve prestiji, eskiye oranla çok farklı şekilde algılanmaya başlandı.

Özel televizyon kanallarının bir habercilik şöleniyle yurda ve tüm dünyaya duyurdukları bu bomba haberin ardından, herkes aynı soruyu soruyor:

‘‘Peki, şimdi ne olacak?’’

Türkiye, bir yandan iade işleminin bir an önce gerçekleşmesi için uluslararası hukukun gerektirdiği girişimleri başlatacak, bir yandan da iç hukuk sistemimizde acil düzenlemelere gidecek.

Adalet Bakanı Hasan Denizkurdu, cuma akşamı Kanal D Ana Haber Bülteni'nde sorularımızı yanıtlarken, bakanlık gündeminin birinci maddesini şöyle açıkladı:

‘‘Önümüzdeki günlerde Başbakan Mesut Yılmaz başta olmak üzere, tüm siyasi parti yetkilileriyle görüşeceğim. Kendilerine tek maddelik bir yasa çıkartmayı önereceğim. Eğer bu önerim kabul edilirse, Türkiye'nin 15 yıldır fiilen uygulamadığı idam cezası, ceza hukukumuzdan çıkmış olacak. Böylece Abdullah Öcalan ve Alaatin Çakıcı'nın iadeleriyle ilgili başvurularımızda karşımıza çıkarılabilecek 'idam cezası' engelini de aşmış olacağız.’’

Adalet Bakanı haklı... Eğer Türkiye Büyük Millet Meclisi bu tek maddelik yasaya bir de ‘‘Mafya ve çete mensuplarının bildikleri önemli gerçekleri itiraf etmeleri halinde, ceza indiriminden yararlanabilecekleri...’’ hükmünü eklerse, o zaman temiz toplum yolunda Türkiye'nin önü açılmış olur.

BÜYÜK BAŞARI

Apo'nun yakalanması büyük başarı... İadesi sağlanırsa, başarı daha da büyüyecek. Ancak bölücü PKK terör örgütünün belinin kırılması, örgüt başının yakalanmış olması, yeterli değil. Terör bataklığının kurutulmasına yönelik sosyo-ekonomik önlemlerin acilen alınması ve bölgede kalıcı barış ve huzurun sağlanması için inandırıcı yatırım paketlerinin hemen açılması gerekiyor.

Apo'nun yakalandığı gün, Kanal D Ana Haber Bülteni'nde değerli görüşlerine başvurduğumuz Dışişleri Bakanlığı eski müsteşarlarından Sayın Şükrü Elekdağ, Güneydoğu'ya kaynak aktarımı amacıyla özel bir verginin salınmasını öneriyor.

Buraya kadar sıraladığımız gelişmelerin olumlu yönde devamı, iç politikada krize doğru giden sürecin, ulusal bir refleksle dondurulmasına, ya da ertelenmesine bağlı.

Türkiye geçmişte PKK terörüyle mücadelede, özellikle Suriye'nin dize getirilmesinde, iç politikadaki istikrarsızlığın ağır faturalarını ödemek zorunda kaldı. İçine itildiğimiz vizyon bulanıklığı ve siyasi irade zafiyeti nedeniyle Ortadoğu'nun en büyük caydırıcı gücüne sahip olan Türkiye, Hafız Esad gibi blöfçü bir siyasetçinin oyunlarıyla oyalanıp durdu.

BAYKAL'IN TUTUMU

CHP Lideri Deniz Baykal'ın, son günlerde ve özellikle ‘‘Özel Arena’’da sergilediği hırçın ve uzlaşmaz tutumu bir kez daha gözden geçirmesini gerektiren günler yaşıyoruz.

‘‘Özel Arena’’dan sonra büromuza gelen telefonlar ve fakslar, Sayın Baykal'ın bu hırçın tutumuyla kamuoyunda puan kaybettiğini gösteriyor.

Hiç unutmam, İngiltere'nin ünlü ve saygın radyo-televizyon kurumu BBC'deki hocam Leonard T.Chase, TV ekranının büyüsünü anlatırken şunları söylemişti:

‘‘Teknoloji bugüne kadar insan beyninden geçenleri okuyabilecek bir aygıt yapmayı başaramadı. Belki de hiç başaramayacak. Ancak TV ekranı bunu başarıyor. Konuşan insanın gözleri, mimikleri ve sesinin tonu, içinden geçenleri ele veriyor! Seyirci de bu izlenimden edindiği kimliğe göre tavır takınıyor. Seviyor, benimsiyor ya da kuşkuyla karşılayıp, mesafe koyuyor!..’’

Programdan sonraki perşembe günü sinema-TV eleştirmeni ve radyo programcısı Ali Hakan arayıp ‘‘Özel Arena’’ konusundaki izlenimlerimi sordu.

Tartışmada hangi liderin daha başarılı olduğunun takdirini seyirciye bırakarak şunları söyledim:

‘‘Sayın Deniz Baykal'ı agresif buldum. Onun bakışlarında, mimikleri ve ses tonunda 'Hükümeti yıkıyoruz ama, çetelerle mücadele akamete uğrarsa, toplum bunun faturasını bana çıkarır mı? Doğabilecek boşlukta, ülkeyi sarsacak olaylar yaşanır mı?' endişesini okudum. Gerçekten böyle gelişmeler yaşanabilir!..’’

Nitekim ertesi gün bomba gibi bir gelişme yaşandı ve Abdullah Öcalan yakalandı.

Bakalım, daha neler yaşayacağız?



Yazarın Tüm Yazıları