• GÜNDEM
  • DÜNYA
  • EKONOMİ
  • SPOR ARENA
  • VİDEO
  • SEYAHAT
  • KELEBEK
  • YAZARLAR
  • SON DAKİKA
  • Alzheimer’a karşı stratejik beslenme

    Yapılan yeni araştırmalar, sağlıklı ve stratejik bir beslenme planının hem beyninizi korumada hem de demans ve alzheimer gibi hastalıklardan korunmada etkili bir rol oynadığını gösteriyor. Üstelik genetik risk faktörü taşıyan kişiler için bile potansiyel fayda sağlayan önemli besinler mevcut...

    HASTALIK RİSKİNİ YÜZDE 86 AZALTIYOR


    Singapur’daki bir çalışma çayın bilişsel bozuklukların gelişme riskini düşürdüğünü gösterdi. Alzheimer’a genetik yatkınlığı olanlarda bile risk yüzde 86’ya kadar azalıyor. Çaydaki antioksidanlar beyni ‘nörodejenerasyondan’ ve damar hasarından koruyor.

    ÖZELLİKLE SARISI BEYNİ BESLİYOR

    Kahvaltıların vazgeçilmezi yumurta, özellikle de sarısı, sağlıklı bir beyin için gerekli besin maddeleriyle dolu. Finlandiya’da yapılan bir çalışma yumurta yemenin bilişsel fonksiyonlarda bazı ilerlemelere yardımcı olabileceğini gösterdi.

    YAĞLI BALIKLAR HAYATİ ÖNEM TAŞIYOR

    Omega-3 yağ asitleri, sağlıklı beyin yapısı ve fonksiyonu için hayati... Çalışmalara göre, omega-3 yağ asitleri aynı zamanda alzheimer açısından en yüksek genetik riski taşıyan kişilerde bile işe yarıyor. Ançüez, ringa, somon gibi omega-3 zengini besinler tüketmek önemli.

    HAFIZAYI GELİŞTİRİYOR

    Yapılan araştırmalar yabanmersini tüketen kadınların bilişsel gerilemelerini 2.5 yıla kadar yavaşlatabileceğini gösterdi. Bir başka çalışma 16 hafta, günde en az bir defa, 190 gram yabanmersinine denk dondurularak kurutulmuş yabanmersini tozu tüketenlerde hafızada ilerleme olduğunu kanıtladı.

    Aralıklı oruçla beyin de dinleniyor

    Beslenme ve yaşam tarzı değişiklikleri genetik yatkınlığınız olsa bile alzheimer hastalığı riskini azaltmaya yardımcı olur. Uzmanlar aralıklı orucu denemenizi öneriyor. Çünkü uzun açlık süreleri kilo verdirmenin yanı sıra beyninize dinlenme fırsatı tanır. Özellikle akşam yemeği ve kahvaltı arasındaki uzun açlık alzheimer riskinizi yüzde 50’ye kadar azaltabilir. Ancak beslenme şeklinizi değiştirmeden, herhangi bir diyete başlamadan önce mutlaka lisanslı bir diyetisyene veya doktorunuza danışın.

    Yazının devamı...

    Anksiyeteyle savaşan besinler

    STRESİ AZALTIR

    Nohut demir bakımından zengindir. Demir stresi azaltmak için çok önemli. Çünkü demir eksikliği sersemlik/baş dönmesi hissi, iştahsızlık, kalp çarpıntısı ve depresyon gibi semptomlara sebep olabilir.

    DÜZENLİ TÜKETİN

    Anksiyete kaynaklı depresyonla savaşınızda bir kâse kinoanın çok fazla yardımı olur. Bu protein zengini tahıl düzenli tüketildiğinde antidepresan etkiye sahiptir. Onunla sağlıklı öğünler hazırlayabilirsiniz.

    ÇOK ETKİLİ

    Sıcacık papatya çayınızı yudumlamak stresli bir günü ardınızda bırakmak, rahatlamak için yapabileceğiniz en iyi şeylerden biri... Papatya, uykuya dalmanıza (ve rahatlamanıza) yardımcı olan ‘chrysin’ isimli flavonoidi içerir.

    TOK TUTAR

    Avokado, tekli doymamış yağlar bakımından zengin. Bu yağlar yorgunluk, baş ağrısı ve konsantrasyon güçlüğüne sebep olabilen ani kan şekeri fırlamalarının dengelenmesinde önemli. Avokado yağın yanı sıra lif içerdiğinden midenizden besinlerin salınma sürecini yavaşlatabileceği için daha uzun süre tok hissetmenizi sağlar. Öğleden sonra bastıran açlığı ya da stres kaynaklı yemelerinizi engelleyebilir.

    İYİ HİSSETTİRİR

    Harika bir omega 3 kaynağı. Somon, adrenalin ve kortizol gibi stres hormonlarının salgılanmasını önleyebilecek ‘antiinflamatuar’ özelliklere de sahip. Çok daha iyi hissetmenize yardımcı olacağından emin olabilirsiniz.

    KEYFİNİ ÇIKARIN

    Gerginliği azaltıp seratonin seviyenizi arttırır. Bitter çikolata, endişeli veya bitkin hissettiğiniz her an keyfini sürebileceğiniz harika
    bir antioksidan kaynağı...

    ENDİŞELİYSENİZ...

    Turunçgil kokularının modunuzu yükseltme etkisi vardır. Bu yüzden portakalı depresif, endişeli veya huzursuz hissettiğinizde harika bir atıştırmalık olarak deneyebilirsiniz. Portakalı tek başına tüketebilir, salataya suyunu sıkabilir veya taze portakal suyu olarak içerek olumlu özelliklerinden faydalanabilirsiniz.


    Yazının devamı...

    COVID-19’la mücadele ederken edinmeniz gereken üç destek


    Oksijen ve nabız ölçer: Artık her yerde bulabileceğiniz bu küçük cihazı parmağınıza takarak kalp atışınızı ve oksijen seviyenizi ölçebilirsiniz. Bu ölçümleri yapmak çok önemli çünkü COVID-19 sırasında nefes darlığı yaşamasanız bile oksijen seviyeniz düşebiliyor. Yani oksijen seviyenizin düştüğünün farkına varamayabilirsiniz. İşte bilmeniz gereken 3 rakam aralığı:

    Yüzde 95 ve üzeri: Kanınızdaki oksijen seviyesi son derece iyi anlamına geliyor. Yüzde 95-100 normal aralıktır.

    Yüzde 91-94: Panik olmanıza gerek yok. Yalnızca doktorunuza bilgi vermeniz gerekebilir. Birlikte takip edebilirsiniz.

    Yüzde 90 ve altı: Kırmızı alarm! En hızlı şekilde acil servise gitmelisiniz. İyi hissetseniz bile... Aniden kötüleşebilirsiniz.

    Reçetesiz satılan ilaçlar: Reçetesiz satılan bir öksürük ilacıyla öksürüğünüzü rahatlatabilirsiniz. COVID-19 kaynaklı öksürük kuru ve balgamsız olacağı için ‘dekstrometorfan’ içeren ilaçları sormalısınız. Vücut ağrıları veya ateşiniz için ‘ibuprofen’ veya ‘parasetamol’ yardımı alabilirsiniz.

    D vitamini: Yapılan küçük bir çalışmaya göre D vitamini koronavirüs hastalarının yoğun bakım servisine kaldırılma riskini önemli oranda düşürüyor. D vitamininin asıl kaynağının güneş olduğunu biliyoruz ancak kış aylarında yeteri kadar güneş ışığı alamadığımızdan ve bu sırada cilt kanseri konusunda dikkat etmeye devam etmemiz gerektiğinden D vitaminini besinlerden alabiliriz. Somon, tonbalığı, tatlı su çipurası gibi balıklar iyi birer kaynaktır. Mantarda da oldukça iyi oranda D vitamini bulunur. Günlük balık yağı takviyeleri almak da iyi bir çözüm.

    Yazının devamı...

    Kalbiniz için bu 5 semptoma karşı tetikte olun


    RAHATSIZ EDİCİ AĞRI

    Göğüste...

    Kalp krizlerinin çoğu göğüs bölgesinde rahatsız edici bir baskı veya ağrıya sebep olur. Birkaç dakika sürebilir veya belirli aralıklarla tekrar edebilir. Bu his aynı zamanda doluluk ve sıkışma şeklinde de yaşanabilir. Göğüs ağrısı kadınlardaki en yaygın semptomdur.

    Sırt, boyun veya çenede...

    Ağrıyı sırt ve boyun gibi üst bedeninizde de hissedebilirsiniz, çeneye doğru da yayılabilir.

    Kolda...

    Tek kolda veya ikisinde hissedilen ağrı da kalp krizinin yaygın bir belirtisidir.

    MİDE BULANTISI

    Kalp krizine bulantı, dengesizlik, bayılma hali, sersemlik gibi hisler de eşlik edebilir.

    NEFES DARLIĞI

    Kalp krizi geçiren biri nefes darlığı hissedebilir. Bu semptom göğüste ağrı varken veya yokken de kendini gösterebilir.

    RİSKİ AZALTMANIZ MÜMKÜN!

    - Günde beş farklı renkte meyve ve sebze yiyerek kalp krizi geçirme riskini sekiz yıl içinde yüzde 22 azaltabilirsiniz.

    - Kan basıncını ve kolesterolünüzü düşürün. Sizin için hazırladığımız videoları seyredebilirsiniz. (YouTube/Dr. Öz ve Ekibi)

    - Buzdolabınızdan ıspanak, çilek, havuç ve koyu mor üzümü eksik etmeyin.

    - Şişlik, kramp ve bacaklarda kızarıklık damarlarınızın kalbe kan pompalamakta zorlandığının bir işareti olabilir. Varis çorapları kullanabilirsiniz. Bu çorapların basıncı aşağıdan yukarıya doğru giderek artar.

    - Hareket ettiğinizden emin olun. Uzun süre oturmak ve ayakta hareketsiz durmak dolaşım problemlerine yol açabilir. Kan dolaşımını güçlü tutmanın en basit yolu hareketli yaşam tarzı ve düzenli egzersizdir.

    Yazının devamı...

    Yüksek kan basıncı seviyenizi düşürecek öneriler

    Eğer bu yazıyı okuyorsanız muhtemelen siz veya sevdiğiniz birinin yüksek tansiyonu var… 2019’da Amerikan Kalp Vakfı’nın yayımladığı bir rapora göre ABD’li yetişkinlerin neredeyse yarısında hipertansiyon olarak da bilinen yüksek tansiyon mevcut. Daha şaşırtıcı olan, tansiyonunu düşürmek için ilaç alması veya yaşam tarzında değişiklik yapması gereken kişilerin sadece yarısı bunları  yapıyor.

    Yüksek tansiyon tanısı konduktan sonra bir şeyler yapmamak, kalp ve felç gibi tehlikeli hastalıklara ya da böbrek yetmezliğine yol açabilir, gözlerinize zarar verip görüş kaybına ve hatta cinsel fonksiyon bozukluklarına sebep olabilir. Aslında, kan dolaşımıyla doğrudan bağlantılı her organ (yani tüm organlar) kontrol altına alınmayan yüksek tansiyondan etkilenir. Beyin bile…

    Eğer size veya sevdiğiniz birine yüksek tansiyon tanısı konduysa işte bugünden itibaren yapılması  gerekenler:

    İDEAL KİLONU KORU

    Tansiyon genelde kilo arttıkça artar. Bu sebeple sağlıklı bir kiloda olmak, yüksek tansiyonu kontrol altına almak için yapabileceğiniz en etkili yaşam tarzı değişikliklerinden biridir. Vereceğiniz her 1 kilogramla  tansiyonu 1 mmHg kadar düşürebilirsiniz. Kan basıncınızın ne kadar yüksek olduğuna bağlı olarak, kilo vermek yapmanız gereken tek değişiklik olmayabilir ancak yine de çok işe yarayacaktır ve diğer girişimlerinizin de etkisini arttıracaktır. Bu yüzden düzenli olarak yediklerinizi  bir daha düşünün. Meyve, sebze, tam tahıllar, protein ve sağlıklı yağlardan oluşan dengeli öğünler yemelisiniz. Ayrıca en önemli şeylerden biri de porsiyona dikkat etmektir. Genelde olması gerekenden daha büyük porsiyonlarla karşılaşıyor ve gereğinden fazla yiyoruz.

    Sodyum tüketiminde yapılan ufak bir azaltma da kan basıncını 5 ile 6 mmHg arasında düşürebilir. Sodyum tüketimini düşürmenin en iyi yolu, marketten aldığınız gıdaların etiketine bakmaktır. Çok sık yiyip hiç tahmin etmeyeceğiniz birçok gıdada ilave sodyum bulunabiliyor. Normalde sodyum tüketiminizi günlük 2 bin 300 mg ile sınırlamalısınız. Ancak eğer yüksek tansiyonunuz varsa günde 1.500 mg’a düşürmek çok daha iyi olacaktır. Üzerinde ‘düşük sodyumlu’ yazısı bulunan ürünleri tercih etmek oldukça etkilidir. Ayrıca işlenmiş gıdalardan ve evdeki tuzluktan olabildiğince uzak durmalısınız.

    EGZERSİZ YAP

    Haftada toplam 150 dakikalık egzersiz rutini, tansiyonunuzu 5-7 mmHg arası düşürebilir. 150 dakika kulağa çok fazlaymış gibi gelebilir ancak programınızı günde 30 dakika olarak ayarlarsanız bu hedefe ulaşabilirsiniz. Kendinizi zorlamadan, ufak ufak başlayın. Egzersiz yapmayı bir alışkanlık haline getirmeniz gerektiğini unutmayın, çünkü düzenli hareket etmeyi bırakırsanız tansiyonunuz yeniden yükselebilir.

    Eğer evinizde ev tipi tansiyon ölçme aleti yoksa, bu yaşam tarzı değişikliklerinizle beraber göreceğiniz farkı ölçmek için bir tane edinmeyi düşünebilirsiniz. Evde alacağınız bu ölçümler kaydettiğiniz ilerlemeyi takip etmenize ve zamanla düşen tansiyon seviyenizi görmeye yardımcı olacak. Bu rakamların kaydını tutmak aynı zamanda doktorunuzun herhangi bir eğilimi saptamasına ve tek seferde muayenede ölçeceği rakama kıyasla çok daha fazla veriye sahip olmasına yardımcı olacak.

    Hep söylediğimiz gibi, her zaman önce hekiminizle konuşmalısınız; yüksek tansiyonunuzla ilgili danışıp düşürmek için atabileceğiniz adımları öğrenmelisiniz.

    Yazının devamı...

    Koronavirüsün hasar bırakabileceği 3 organ


    BEYİNDEKİ DAMARLAR SIZDIRABİLİR

    Uzmanlar aylar boyunca beyin sisi, yorgunluk ve hatta felç gibi semptomlardan dolayı COVID-19’un beyni etkilediğinden şüphelendi. Yapılan yeni çalışmalarsa enfeksiyonun beyindeki kan damarlarının sızdırmasına sebep olduğuna dair kanıtlar gösteriyor. Sızıntı gerçekleştiğindeyse normal beyin fonksiyonları engellenmiş oluyor. Bu da hastaların tat ve koku kaybı bildirmelerinin sebebi olabileceğini gösteriyor. Virüs, vücuttaki koku alma sistemini istila edebiliyor ki bu sistem doğrudan beyinle bağlantılı… İyi haber şu: Birçok kişi beyin sisi ve koku kaybının sonunda geçtiğini bildiriyor. Damarlar yenilenebiliyor ve organlar iyileşebiliyor. Ancak bazıları için bu çok hızlı gerçekleşmeyebiliyor. Bu nedenle doktorlar insanların bu sendromu ciddiye almalarını ve enfeksiyonu atlatan kişilerde hasar bırakabileceğini bilmelerini istiyor.

    KALPTEKİ HASARIN NE KADAR SÜRECEĞİNİ BİLMİYORUZ

    Bir kardiyotorasik (göğüs ve kalp-damar) cerrahı olarak kalpte gördüğüm inflamasyonlar beni endişelendiriyor. COVID-19’a yakalandığınızda kalp kası hücreleriniz hasar görebilir. Kalp de atış hızını arttırarak vücudunuza oksijenli kan pompalayabilmek için daha fazla efor sarf eder. Bunu yaparken genişleyebilir ve güçsüzleşebilir. Bu da ciğerlerde sıvı birikmesine ve nefes almanın daha da zorlaşmasına sebep olur. Doktorlar halen bu kalp inflamasyonunun hastalığı hem şiddetli hem de hafif geçiren kişilerde ne kadar yaygın olduğunu anlamaya çalışıyor. Hasarınsa ne kadar sürebileceğini bilmiyor. Semptomların bazıları haftalar veya aylarca sürüyor gibi gözükse de kalpte kalıcı hasar veya kalp ritminde anormallik gibi uzun vadeli etkilerin oluşma ihtimali de var.

    EN ÇOK AKCİĞERLER ETKİLENİYOR

    COVID-19 enfeksiyonu akciğerlerinizi önemli şekilde etkiliyor. Bir röntgen veya tomografi çekiminde normal, sağlıklı ciğerler havayla dolu ve siyah renktedir. Vücudun geri kalanına oksijen taşımak üzere güçlü ve sağlıklı damarlarla doludur. Örneğin sigara içenlerin ciğerleri bu taramalarda hasar veya fibrozis görülebildiği için daha beyazdır. Ayrıca amfizemden dolayı aşırı genişlemiş görünür. Koronavirüsten etkilenen akciğerlerse sigara içenlerinkinden bile daha hasarlı görünür. Virüs, sağlıklı damarları yıpratarak kişide nefes darlığına sebep oluyor. Bağışıklık sisteminiz beyaz kan hücrelerini yollarken akciğerleriniz iltihaplanır ve hava keselerinde sıvı birikmeye başlayarak sonunda tüm akciğerlere yayılır.

    NE YAPMALI?

    Eğer sizde veya bir tanıdığınızda COVID-19 sonrası sendromu varsa hızlıca bir doktora danışın. Evde geçmesini beklemeyin çünkü tıbbi müdahaleye ihtiyacınız olabilir.

    Yazının devamı...

    COVID-19’a rağmen yapabileceğimiz üç aktivite


    PARKTA HAVA ALMAK

    Açık havaya çıkmak zihin sağlığınızı desteklemek için yapabileceğiniz en iyi şeylerden biridir. Hastalığın bulaşma riski açık havada daha düşük olduğu için mümkün olduğu zamanlarda mahallenizin parkına çıkabilirsiniz. Mesai saati dışında, yoğun olmayan zamanlarda gidip sosyal mesafenize dikkat edin. Ortak tuvaletleri veya muslukları kullanmayın, kişisel ihtiyaçlarınızı kendiniz götürün.

    ALIŞVERİŞ YAPMAK

    Pandeminin ilk zamanları birçoğumuz virüsler yüzeylerde kısa süre de olsa yaşayabildiği için, eğer dokunursak enfekte olabiliriz diye marketten aldıklarımızı yerleştirmeden önce dezenfekte ediyorduk. Ancak artık COVID-19 bulaşları hakkında çok daha fazla şey biliyoruz; ağırlıklı olarak kişiden kişiye havadaki damlacıklar yoluyla geçiyor. Yüzeye temas yoluyla bulaşma riski, marketten aldıklarımız da dahil olmak üzere, oldukça düşük... Amerikan Gıda ve İlaç Dairesi (FDA), gıda veya gıda ambalajı yoluyla COVID-19 bulaşmasıyla ilgili herhangi bir kanıt olmadığını söylüyor.

    DOKTORA GİTMEK

    ABD Hastalık Kontrol ve Korunma Merkezleri (CDC), Amerikalıların yüzde 41’inin pandemi nedeniyle hastalık kontrol veya tedavilerine gitmediklerini ya da ertelediklerini söylüyor. Sağlık kontrollerini aksatmanın da sağlığınızı başka yönden riske attığını unutmayın. ABD Ulusal Kanser Enstitüsü’ne göre ertelenen sağlık taramaları önümüzdeki 10 yılda erken teşhisle önlenebilecek olan kanserle ilişkili binlerce ölüme yol açabilir. Sağlığınız için sağlık merkezlerinde birçok önlem alınıyor ve randevular sağlığınız gözetilerek veriliyor.

    Yazının devamı...

    Kendimize vakit ayırmak aslında çok kolay

    Pek çok insan daha mutlu ve sağlıklı bir yaşam için kendine daha çok vakit ayırmak istiyor ama başaramıyor. Üstelik kişisel vakit yaratmanın pahalı olduğuna inanıyor. Bu doğru değil. Çünkü gün içinde sadece 10 dakikada, para harcamadan yapabileceğiniz kişisel rutinler, aktiviteler var. Daha az stresli bir yaşam için öneriler sunan ‘Listful Living: A List-Making Journey to a Less Stressed You’ (Listeli Yaşam: Daha Az Stresli Bir Siz İçin  Liste Yapma Yolculuğu) adlı kitabın yazarı Paula Rizzo ile kendine vakit ayırmanın kolay yollarını konuştum.

    Bu aktivitelere geçmeden önce kendine vakit ayırma konusunu yeniden çerçevelendirelim. İnsanlar bunun pahalı bir masaj yaptırmak veya tatile çıkmak olduğunu sanıyor. Forbes’un açıklamalarına göre 2019’da 4.2 trilyon dolarlık büyüklüğe ulaşan ‘sağlıklı yaşam’ endüstrisi bunu empoze etse de aslında kendine vakit ayırmakla para arasında yakın bir ilişki yok. Zira kişisel aktiviteler, gün içinde tazelenmek için kendinize ayırdığınız kısa zaman dilimleri olarak açıklanıyor. Asıl hedef zihniniz ve bedeninize dönüp bakmak için zaman yaratıp size keyif veren şeyleri belirleyebilmek...

    Başta bahsettiğimiz kitabın yazarı Rizzo, planlamaya gerçekten size iyi gelen şeyleri listeleyerek başlamayı öneriyor. Ve gün içinde bunlara yer açmanın yolunu bulmayı... Örneğin, sakin bir ana ihtiyaç duyuyorsanız, alarmınızı uyuma saatinizden 5-10 dakika erkene kurun, dinginliğin tadını çıkarın.

    Nelerin gereksiz yere vaktinizi aldığını bulun. Bazı işlere hazırlık için geçirdiğiniz vakti sevdiğiniz şeyleri yapmak için kullanın. Rizzo, işe giderken harcadığınız sürede sevdiğiniz bir podcast veya müziği dinlemek gibi basit yöntemler öneriyor.

    Dikkat etmeniz gereken en önemli şey, size iyi hissettirip hissettirmediği. Neşe ve yaratıcılık sunan şeyleri düşünün. Rizzo “Sizi mutlu ettiği sürece, kendinize vakit ayırmanın her şekli yeterlidir. Kendinize karşı nazik olun, her şey burada başlıyor” diyor.

    NELER YAPABİLİRİZ?

    Kendinize sevgi göstermenin yollarını ararken en önemlisi sizi mutlu edecek ve heyecanlandıracak şeyler seçmektir. İşte, çok vakit ya da para harcamadan yapabileceğiniz kişisel aktivite alternatifleri:

    En fazla 10 dakikamız varsa

    - Bir fincan çay veya kahve keyfi.
    - Meditasyon.
    - Oturmak için sessiz bir yer bulmak.
    - Müzik dinlemek.
    - Yürüyüşe çıkmak.
    - Çevrimiçi harita açarak istediğiniz bir yeri bilgisayar üzerinde keşfe çıkmak.
    - Bir şeyler çizmek, yazmak, günlük tutmak.
    - Bir arkadaşınızla sohbet etmek.
    - Derin nefes almak.
    - Yatağa 10 dakika erken girmek.
    - Esneme hareketleri yapmak ya da egzersizlerinizi gün içinde kısa aralıklara bölerek uygulamak.

    10 dakikadan çok vaktimiz varsa

    - Oje sürmek.
    - Mutfakta vakit geçirmek, bir şeyler pişirmek.
    - Sevdiğiniz bir diziden bir bölüm izlemek.
    - Kitap okumak.
    - Yeni bir şey öğrenmek, bir hobiye başlamak için internetten bedava deneme sürümünü bulmak.
    - İş bitince e-postalarınızdan tamamen uzaklaşmak, bilgisayarı kapamak.
    - İşten uzaklaşarak kafa dinleme günü yaratmak.
    - Ücretsiz müze, festival veya diğer kültür aktivitelerine katılmak (çevrimiçi aktiviteler olabilir).
    - Gün içinde uzanmak veya yapabiliyorsanız kestirmek.

    Yazının devamı...