• GÜNDEM
  • DÜNYA
  • EKONOMİ
  • SPOR ARENA
  • VİDEO
  • SEYAHAT
  • KELEBEK
  • YAZARLAR
  • SON DAKİKA
  • Hayat tıpkı zar oynamak gibi. Tek gerçek, bahtına çıkanla ne oynadığın?

    Zamanın su gibi akıp geçtiğini her gün yazıyorum. Zaman öyle hızlı akıyor ki…

    Geldik cuma gününe…

    Cuma Venüs günüdür.

    İnsanların sevgiyi, merhameti ve yardımı hatırlaması gereken bir gün.

    Bugün çevrenizde mutlaka birilerine gücünüz kadar yardımlarda bulunun. Hem size hem de çevrenizdeki insanlara iyi gelecektir.

    Sert konuşmalardan ve umutsuzluktan kaçının.

    Yaşam sürprizlerle doludur. Bugün Güneş ve Plüton arasındaki sert açı sizleri biraz engelliyor duygusu verebilir. Duygusal dünyanızda ya da kişisel hayatınızda otorite sağlamaya çalışıyor olabilirsiniz. Bazı olayların gizliliğini öğrenebilir ya da şaşırtıcı konuşmalar içine çekilebilirsiniz. Bunu doğru yönetmeye çalışın. İş hayatınızda şu an her şey istediğiniz yönde gitmiyorsa yeni bir model geliştirin kendinize…

    Yeni bir yol,

    Yeni bir proje ya da yeni bir düzen…

    Buna artık ihtiyacınız olabilir.

    Epiktetos der ki; “Mantık çerçevesinde yaşayan insanların hayatlarında fazla bir dirençle karşılaşmayacağına inanıyorum. İnsanların ne kadar çok kendileriyle ilgili değiştirebilecekleri şeylerin farkına varırlarsa o kadar kendilerini bulacaklarını ve kendilerini geliştirebileceklerini düşünüyorum.”

    Hayat tıpkı zar oynamak gibi… Önemli olan zarlar dağıldıktan sonra bahtınıza çıkanla ne yapacağınızdır.

    Evinize birden 3 misafir geldiğinde siz kendiniz yemek yemeği bırakıp onlara hizmet etmeye başladığınızda özgürleşirsiniz.

    Yani bazı gelen sorunlar ve dertler de misafirdir.

    Bazıları bizim akılsızlığımız, mantıksızlığımız yüzünden gelir…

    Bazıları da daha iyi biri olmamız için gelmek zorundadır. Misafirleri karşılamalı ve ben ne yiyeceğim şimdi dememeliyiz. Onları ağırlamalı ve göndermeliyiz.

    İnsanı gerçekte mutsuz eden olanlar değil, o olanlara sebep olan nedenlerdir…

    Evrenle karşılaştırıldığınızda nasıl bir şey olduğunuzu görebiliyor musunuz?

    Allah insanı en çok kendine emanet etmiş.

    Çünkü onun içinde kendisinden bir parça vardır. Aslında bizler ihtirasları bir köşeye bıraktığımızda en derinlerde ne yapmamız gerektiğini biliyoruz ya da nasıl davranmamız gerektiğini….

    Ne yaparsak kendimize yaparız…

    Şu an mutsuzsanız bunun sebebi sizsiniz. Bunu seçiyorsunuz.

    Nasıl yani yazar hanım?

    İşten kovulmuşum, beş parasızım ve ne yapacağımı bilmiyorum. Bunu ben mi seçtim.

    Seçtin ya da seçmedin. Sonuç olarak sana atılan bu zarlarla en iyisini yapmak zorundasın.

    Zarlar atıldığında ve bahtınızın gülleri önünüze döküldüğünde bu yolda içinizdeki size verilen gücü ne ölçüde dinlediğiniz ile alakalıdır.

    Bizler mutluluğu bu yolculukta tek başımıza bulmak için gönderildik. Bulduğumuzu da çevremize anlatmak, paylaşmak ile görevliyiz. Bizler aksine mutlu olacağımız insanları bulmaya çalışıyoruz. Finalde hep bir hüsran içinde yaşıyoruz.

    İnsan bilmediği bir yola çıktığında yanında birilerinin olmasını istiyor. Zengin bir adam, güçlü bir kadın, onu sevecek koruyacak bir hayat arkadaşı gibi. Çünkü bu yolda fırtınalar, rüzgarlar, hırsızlar ve büyük dalgalar var. Zarar görmeden bunların arasından nasıl geçeceksiniz?

    Korunmak için bunlardan hangisine ihtiyacınız var? Güçlü birine mi? Zengin birine mi?

    Ya bu vahşi doğanın ortasında güvenmek istediğiniz insan sizi yarı yolda bırakırsa….

    İşte insanoğlu bu dünyada tek bir şeyi anlamalıdır. İçindeki güce güvenmesi gerektiğini…

    Diğer her şeye ise o güçten ötürü güven duyacağını bilmelidir. İçindeki gerçek insana güvenmelidir.

    Yolculuğunuzda sizinle olmak isteyenler sizinle yürürler, gelmek istemeyenler yanınızdan ayrılabilirler. Sizler yolu bitirmekle yükümlü olduğunuzu ve durursanız kalbinizin yorulacağını unutmayın. Yol kalbi onarır…

    Yol yüründükçe güzelleşir.

    Bu yüzden tüm bilgeler “yolunu sev” der…

    Dün bir twit attım: “Bir cinnet her şeyi çözer diye bir laf var ya işte onun yerine 27 Nisan’daki bir akrep dolunayı her şeyi çözer diyorum.” Dedim. Önümüzdeki akrep dolunayına sıkı ve güçlü hazırlanmalıyız. Daha detaylı açacağım. Siz buna dikkat edin.

    Mutlu günler dilerim.

    Yazının devamı...

    Venüs Boğa burcunda: İnsan hür doğmuştur ama bir yerde zincirlenmiştir.

    Dün akşam saat 21:21’de Venüs boğa burcuna geçiş yaptı. Bu hepimiz için iyi haber.

    İlişkilerde olsun, maddi konularda olsun biraz daha kendimizi güvende hissedeceğimiz ve bu tarz insanlarla karşılaşma fırsatımızın olduğu bir dönem içine giriyoruz.

     

    Zamanın ruhunu okumak gerekirse ilişkisel anlamda güven duygumuzun daha ön planda olduğunu söyleyebiliriz.

     

    Venüs Boğa burcundayken herkesten daha çok sevinecek burçlar: Boğa, Başak ve Oğlak (yükselen ve ay burçları dahil)

    Venüs Boğa burcundayken zorluklarla karşılaşabilecek: Oleyyy sonunda hiç kimse! Boğa burcundaki Venüs, herkes için sakin ve rahat bir zamandır. 

    Venüs Boğa zamanı; Hoşgörülü ve daha rahat bir zaman dilimidir. Venüs Boğa, tüm biçimleriyle zevk arayan bir zamandır. Kendinize ve kişisel bakımınıza önem vermek istediğiniz bir zamanın içine giriyorsunuz. Bugüne kadar hiç önemsemediğiniz kişisel görüntünüzü daha fazla önemseyebilirsiniz.  Venüs'ün bir sloganı olsaydı, "tadını çıkar" olurdu. Hayatınızda var olan güzelliklere şükrederek tadını çıkartmaya çalışın.

    Dokunarak ve hissederek hareket etmek isteyeceğimiz bir zaman dilimi içindeyiz. Kısıtlamalarında bu kadar arttığı bir dönemde Venüs’ün boğa süreci daha temaslı olma isteğimize karşı bizi biraz daha zorlayabilir. Dokunmayı, göz göze gelmeyi ya da işlerimizi daha iyi yapmak için bu hisse ihtiyacımız daha fazla olabilir. Bu dönem gerçekten hoşlandığınız kişiyi fark edeceksiniz.

    Bu soru tüm her şeyi çözebilecek. Ondan gerçekten hoşlanıyor muyum? 

    Finansal noktada Venüs oldukça sizleri büyük hedeflere götürebilir. Bu dönem başlatacağınız projeler sizlere kolay ve rahat kazanımlar getirmesi adına büyük bir fırsat taşıyabilir.

    Sadece yüksek kaliteli lüks ürünlere daha fazla para harcamakla zaman kaybetmeyin. Aynı zamanda daha akıllı finansal kararlar alarak, parasal durumunuzu iyileştirebilecek bu zamanı yatırım yaparak değerlendirebilirsiniz. Aynı anda hem para harcamak hem de para kazanmak? Bu mümkün olabilir. Bunu tekrar gözden geçirin.

     

     

    37 yaşında insan hala bunlarla uğraşıyor olmamalı dediği şeylerle hala uğraşıyorum. Verim almak için seyreltmek gerekti gereksiz bile sayılmayan otları.

    En sonunda tahammül bile edemediğim olayları/davranışları kendime göre optimize edeceğim bir proje olarak görmeye başladım.

     

    Beni geliştiren bir projeydi hepsi. Hayatın yüzeyi buz tutmuş bir nehir gibi görünmez olması gerekmiyor artık sanki. Bir şeyler var değişiyor sanki kızım kırıyorsun şeytanın bacağını diyorum. Biraz daha mı özgür hissediyorum acaba? Emin değilim. Tek emin olduğum bir şey var korkmuyorum. İnsanın kendine yapacağı en büyük kötülüklerden biri korkmakmış. Ne kadar Yaşayacağının belli bile olmadığı bu zamanda umarım bundan sonra bunu kendime yapmadan yaşamayı başarabilirim. Gidilecek yol, gelinen yoldan daha mı uzun daha mı kısa bilmiyorum ama büyük bir hayalle giriyorum bu yaşa. Dünya insanın belki de kaderini değiştirecek bir hayale baş koydum.37 yaşında bunun peşine düştüm.

     

    17 yaşında olduğum doğum günümü dün gibi hatırlıyorum. Aradan geçen 20 yıl sanki birkaç gün sürmüş gibi. Tabi o günden bugüne şükürler olsun ki istediği her şeyi hemen hemen başarmış gibiyim ama yine de çok zalim bu zaman. Dile kolay 20 yıl geçmiş. Keşke yine o zamanlara dönüp tek derdi 100 kontör almak ve walkmanı ile Radyo’da Muzo’yu dinlemek olsaydı demiyor değilim. Ergenlikte bile sorunsuzdum. Aileme sıfır sorundum. Kimseye sorun olmadım. En çok bununla övünebilirim. Sivilcem bile yoktu :)

    Özetle;

    Bugün çok zengin olduğumu öğrendim. Hepinize güzel mailleriniz ve mesajlarınız için çok teşekkür ederim. Sezen Aksu’nun dediği gibi; insan zenginiyim.

     

    Mutlu yıllar bana.

     

    Mutlu günler size…

    Yazının devamı...

    Koç yeniayı! Asıl soru bana kimin izin vereceği değil, beni kimin durduracağı

    Bugün koç burcunda bir yeniay gerçekleşti.

    Hem bununla birlikte yeniay doğarken Ramazan Ay’ının ilk gününe uyanış sağlayacağız.

    Hoş geldin Ramazan ayı diyoruz.

    Allah, tekrardan bu aya bizleri birlikte kavuşturdu. Ben hem ramazan ayının ilk girişi hem de yeniay zamanı olması durumuyla “nasibini alma” yeniayı diyorum.

    Venüs gezegenin bu kadar etkin olması ve koç burcunda olması bu Ay’ın nasibinizi almak olarak değerlendirebilirsiniz. Bu önünüze gelenlere bu şekilde bir farkındalık katabilirsiniz.

     

    Nasip nedir?

     

    Ne eksik ne fazla, insanın tam alacağı şeydir.

    Hayatın telaşında genellikle unutulur.

    Fakat bazen bütün ağırlığıyla hissedilir ki "olacağına varır her şey".

    Kendini paralasan değişmez. Âmâ bir o kadar da paralamak gerekir. Nereye çeksen gelir, her sorunun cevabı olabilir bu kelime.

    O kadar hoştur.

     

    Şu sıralar;

    Uçurumun kenarında hissediyorsun kendini,

    Bir adım atsan uçurumdan düşmen an meselesi.

    Şiddetli bir rüzgâr esiyor ama tüm soğukluğu bedenine işlerken, her bir darbesi yüzüne çarpıyor. Put gibi durduğun uçurumdan geçmişini, hayallerini, heveslerini, sevdiklerini, kalbinden kovduklarımı, geçmişte yaptığın hataları ve ufka yakın yerlerde geleceğini görüyorsun…

     

    Kafan karışık, kalbin yorgun, ruhun bulanık.

    Her şeyi kabullenip yoluna devam etmek mi yoksa her şeyden vazgeçmek mi?

     

    Zihnin ve kalbin, düşünce ve his senkronunu tutturmayı başaracak mı?

    Şu an ve hiçbir zaman hiçbir şeyi tam olarak bilemeyeceğiz.

    Karar almanın zor olduğu yer aslında senin, hissetmekten korktuğun yerdir.

    Yani kendindesindir…

    Sakin ol şu an kendine vardın. Korkma orası en güvenli yer…


    Geçmişte olanlara, şimdinin anlamsızlığına inat içindeki değişen bir şeyler oluyor ve sen bunlara "nasip" diyorsun. Tek bir kararla geçmişine hükmetmeye, geleceğini fethetmeye doğru gidiyorsun… Bu yeni başlangıca ve yeni döneme hazır olmalısın. Bu bir süreç ve yaklaşım 8 yıl boyunca hayatının en önemli alanı olmaya aday…

     

    Bu yeniay da Plüton Uyumsuzluğu

     

    Plüton uyumsuzluğu demek, ruhsal değişim demektir ve genelde aynı zamanda da maddi açıdan büyük çalkantı demektir. Ancak Plüton, bizim güneş̧ sistemimizin en yavaş̧ gezegeni olduğu için yıl boyu bu dolay­larında kalacaktır. Bu dünya çapında, özellikle de ABD açısından, pek bunalımlı bir dönem görünmektedir.

     

    Sadece a­yın 27 Nisan sonrası bu dönem içinde kozmik gerilim yoğunlaşacak.

     

    Başlattığınız işlerde aşk ve paranın bir arada gittiği bir dönemin gücü başlayacak.

     

    Hayatınızda ya her ikisine de sahip olacaksınız ya da her ikisinden de vazgeçeceksiniz desek pek yanlış söylemiş olmayız. İçinde hikayesi olan ya da aşk ile yaptığınız işlerinizi güçlü bir şekilde hayata geçiriyorsunuz. Bu zaman sizleri çok zorlayacak gibi gelecek ama yine de sizlerin buna gerekli cesaret gösteriyor olması tüm zorlukları aşmanıza yardım edecek. Yine benzer gökyüzü konumlarında yıllar önce Çernobil krizi yaşanmış. Umarım böyle bir felaket bir daha yaşanmaz ama şu an Ukrayna ile ilgili bazı farklı gelişmeler ve krizler var. 2011 yılında meydana gelen FUKİŞİMA kazası da benzerlikler sergiliyor. Yani koç dönemleri gerçekleşen yeniaylar pek de masum olmayabiliyor. Mars’ın ikizler burcunda ilerlemesi ve Venüs-Plüton’un bir çevre düzenlemesi olarak düşünülmesi gerekirse çevremizdeki bazı düzensizliklere neden olacak güçlü olayları da gösterebilir. Hep birlikte inceleyip, izleyeceğiz.

     

    Astroloji kehanet değildir.

     

    Lütfen astrolojiyi bir yerlere sığdırmaya çalışmayın. Astroloji kehanet değildir. Astroloji bir sanattır. İstatiksel bir analiz çalışması barındırır.

     

    C.G.Jung sözleri ile bitirelim:

     

    "Eğitimi yetersiz kalmış̧ kişiler, her ne kadar, şu son zamanlara değin astroloji ile alay edebilecekleri­ni sanmışlar, onu çoktan defteri dürülmüş bir sözde bi­lim olarak görmeye kalkışmışlar ise de halk ruhunun ta derinlerinden su yüzüne çıkan bu astroloji bugün gene, üç yüz yıldan beri terk ettiği üniversitelerimizin kapısını çalmaktadır."

     

    Üniversiteleri bilmem ama kalbimizi çaldığı kesin :)

     

    Mutlu günler dilerim…

     

     

    Yazının devamı...

    12 Nisan: Koç burcunda Yılın en önemli Yeniayı gerçekleşiyor!

     

    Hayat içerisinde debelenip giderken bu hafta salı günü bir de koç burcunda yeniay yaşayacağız. Yeniaylar çok güzeldir. Yeni başlangıçlara ve yeni kazanımlara muhakkak sizleri ilerletir. Bu zaman zaman acı verici şekilde hayatınıza gelse de her durumda bir hayır vardır kısmını size hatırlatır. 

    Koç yeniayı der ki; Dinleyici olun. İnsan anlayanı olmadığında sessizleşir. 

    İçinizde her an patlamaya hazır ve sabrınızın artık dayanmadığı bir nokta olabilir. Yaralarınız acıyor ve siz bu acıyı artık kesmek istiyorsunuz. Bunu nasıl yapacağınızı biliyorsunuz ama daha fazla yaranın açılmasından da korkuyorsunuz. 

    Öfkenizden kalan boşluğu sevgiyle doldurmaya çalışın. Biliyorum bu çok kolay değil. Bunun için daha fazla empati yapmanız gerekmektedir. Seni öfkelendiren insanın kendine ait bir hayatı ve sorunları olduğunu kendine hatırlatmayı seç. Öfke yüzünden yönetmek zorunda olduğun ilişkilerden ve kalitesiz iletişimlerden kendinizi kurtarın. Böyle bedbaht bir hayatı hak etmeyecek kadar değerli olduğunuzu kendinize söyleyin. Koç burcu “ben” demektir. Bu yeniay sizlere sadece sizin kendinizi ayağa yeniden kaldıracağını göstermektedir. 

    İçinizde yükselen her duygu kendinizi tanımanız için bir fırsat! 

    Satürn Kova burcunda bizlere aslında kendi içimizi ve insanlığımızı yeniden inşa etme fırsatları sunmaktadır. 

    Kuru bir kuyuya kova sarkıtırsanız dışarı hiçbir şey çıkmaz. Suyla dolu bir kuyuya kova sarkıtırsanız su çıkarma kısmı kuyudandır. Kova sadece onun dışarı çıkmasını sağlar. Kova burçları da böyledir. Boş kuyulara tahammül edemez. Bu yüzden sizlerde bu iki yıl boyunca yaşadığınız olaylarla ne kadar su çıkarttığınıza bakın. Kaynak sizsiniz. Kendi öz kaynaklarınızı bu yeniay ile birlikte lütfen keşfetmeyi seçin. 

    Bu yeniay Venüs-Plüton karesinin de etkisinin sert olması para ve ilişkiler konusunda bazı restleşmeleri önünüze getirebilir. Anlaşmazlıkların bu tür konuda daha fazla olduğu ya da gözünüze partnerinizin daha fazla battığı bir dönem olabilir. 

    Bu yeniay ile birlikte korkunun altında canlı canlı gömüldüğünüzü göreceksiniz. Bunu yenmenin sizi nasıl güçlendirdiğini hissederken belki de ilk kez bunu yenmek için harekete geçeceksiniz. 

    Hiçbirimizi işe yaramaz değiliz. Bu evrene gönderildiysek bazı sebeplerimiz var. Bazı boşlukları doldurmak için yollandık. Ben bu yazıyı yazmak için gönderildim. Siz okumak ve ihtiyacı olan birine gönderilmesi için belki de okuyorsun. Her şey birbiriyle çok güçlü bir şekilde bağlı. Sizlerden biri olmasaydı varoluşta bir eksiklik olacaktı. 

    Aslında her şeyi değiştirebiliriz ama düşünce şeklimizi değiştirirsek…

    Bizler güçsüz varlıklarız…

    Kızgınlığımızla, hırsımızla, tutkularımızla savaşmak zorundayız çünkü gücümüz yok.

    Gerçekte olan sizin kızgın olmanız ya da sizi sinirlendiren insanlar değil. Sizin bununla başa çıkacak gücü kendinizde oluşturmayı başarmanızdır… 

    O zaman sözlerimizi OSHO ile bitirelim: 

    “Hayatın kendi başına bir anlamı yoktur. Hayat bir anlam oluşturma fırsatıdır. Anlamının keşfedilmesi değil, oluşturulması gerekir. Anlamı, ancak onu oluşturursan bulursun. Orada bir yerde çalının arkalarında durmuyor. Yani sağına soluna bakınca ya da arayınca bulunmuyor. O oluşturulacak bir şiir, söylenecek bir şarkı, edilecek bir danstır. O senin kendi münasebetine hastır.” 

    Bugün saat 13:00’da Radyo D “astromatik cevaplıyor” radyo programımda kahve eşliğinde sizleri bekliyor olacağım.Bakalım önümüzdeki hafta burç yorumlarınız ve haftalık şarkılarınız nelermiş 

    Mutlu günler dilerim.

    Yazının devamı...

    İstediğin bir şey olursa bir hayır, olmazsa bin hayır ara!

    Biri bana nasıl cuma gününe geldiğimizi söylesin yahu,

    Zaman oldukça şaşırtıcı hızıyla geçip gitmiyor mu?

     

    Bıkmışlık ile sıkışmışlığın arasında bir yerlerde yaşamaya çalışıyoruz. Nereden bakarsan bak, denizden çıkarılıp toprağa atılmış çırpınan balık gibi hissediyorsunuz. Nereden bakarsanız bakın ipi kopmuş uçurtma gibi görüyorsunuz, nereden bakarsanız bakın yönünü bulamayan bir kuş gibisiniz…

     

    Fazla düşünüp akıl sınırlarını zorlamayı sevmeyen insanoğlu gündelik dünya işleriyle kendini oyalayarak bir şekilde vadesini doldurup gitmeyi düşünüyor. Kimi vadeyi doldurmadan bile bunu düşünebiliyor ama sırf anlamsız diye çoğu insan ölmeyi seçmez çünkü o daha büyük bilinmezlik…Farkındaysak hiçbir şeyi bilmiyoruz. Bilmek istediğimiz ve tatmak istediğimiz tek bir duygu var o da “sevmek” …

     

    Dün bir okuyucumdan mail aldım. Kendisinin izniyle duygularını paylaşıyorum. Bu hisler aslında hepimizin başka alanlarında sahip olduğu şeyler ama yine de zaman ayırıp kendiyle bir savaş vermiş ve bana mektup yazmış. Sorguluyor ve düşünüyor. Belki yanlış düşünüyor belki yanlış sorguluyor belki de doğru…

    Ama en azından soruyor ve düşünüyor…Bakın bu çok önemli…

     

     

    Herkesin bir savaşı ve zorlandığı duyguları var. Kendimizle başa çıkmak ne kadar zor değil mi? Vazgeçmek, hayatı değiştirmek, olmayanı zorlamak neden bu kadar ruhumuzda var.

     

    Allah ayette şöyle diyor: "Şurası kesindir ki Allah, insanlara zerre kadar zulmetmez. Ne var ki, insanlar kendi kendilerine zulmedip duruyorlar." 

     

    Ve sonra şöyle devam eder:

     

     

    Biz insanlar kendimiz bu durumları benimsemeyi seçiyoruz.

    Allah bu yüzden bize irade ve seçim hakkı vermiş. İnsanlar kendi hür iradeleriyle, kendileri adına kendileri bunu seçmişlerdir. Bu seçim kendilerine aittir. Çünkü Allah kullarına asla zulmetmez. Lâkin insanlar kendi kendilerine zulmetmektedirler. Zalim olanlar insanlardır. Zulmeden de kendileri, zulmettikleri de kendileridir. Eskiler der ya “insan ne yaparsa kendine yapar” diye ….

    Bu insanlar kendilerinin hem zalimi hem de mazlumudurlar. Allah insanlara onların hidayeti anlayıp kabullenebilecek kapasitelerini geliştirebilmesi için ilk emir “ikra” demiştir. Bazen seçimlerinizi değiştirmeniz gereken anlar vardır. En çok zulüm gördüğünüz zamanlar aslında sizlerin seçim yerleriniz olabiliyor. Burada bir şey yapmanız gerekiyor. Hiçbir acı boşa çekilmiyor. Bazen ileriyi görmek istememiz bu acıya dayanırsam sonunda iyi bir duruma çıkar mıyım oluyor. Ben astroloji ile tanışırken bu soruların cevabını ararken buldum. Ben bu acıya ya da bu mutsuzluğa dayanmalı mıyım?

    Benim kurulum paketimde ne yüklü ve hangi malzemeler var. Neye ne kadar cesaret etmeliyim ya da ne kadar dayanmalıyım. Bana kendime inanmamı sağladı. Aşkı bekle, gelecek işi bekle, bir yerden gelecek parayı bekle değildi konu… Daha ötesinde ve üstünde bir şey var. Bunu görmemi sağladı. Allah’ın benim kader programına yazdığı şeylerin seçim duraklarını anlamamı sağlıyordu. Bende bunun bir seçim mi değil mi olduğunu görüyordum. Bu beni çok etkiliyor ve seçimlerimde mutlu olmamı sağlıyordu. Hayatım boyunca kendime bu günler ne zaman geçecek diye soru sormadım. Bugünleri nasıl geçirmem gerekli diye doğum haritama baktım.

    Mevlana’nın dediği gibi: İstediğin bir şey; "olursa bir hayır, olmazsa bin hayır ara. İşte bizim astrolojide o hesap. Olduğunda da bakıyorsun olmadığında da…

     

    Dünyayla ilgili tek gerçek şudur:

    Dünya dualite yani ikiliğin olduğu ve her şeyin zıddıyla anlaşılır olduğu bir gezegen, yani buranın yasası böyle. Normal koşullarda bizim sistemimiz, geceyi bilmeden gündüzü, kötüyü bilmeden iyiyi, kadını bilmeden erkeği anlayamıyor, yaratılışımız böyle.

    Her gecenin bir sabahı vardır.

    Herkesin bir karanlık ve bir aydınlık yönü mutlaka vardır. İyi dediğimiz şeyin yanında kötü gibi görünen şeyde mutlaka vardır ama o an göremeyiz çünkü bizim sistem sıralı görecek şekilde ayarlanmış.

    Kısaca dikkat ettiyseniz sistemimiz bizden sürekli bize iyi gelecek olanı aratıyor. Bu ne demek, algını sürekli iyi olanda tut, onu ara ve bul diyor. Algın bir olayda iyi olanı bulmak üzerinde olursa, dikkatini vereceğin şeyi çoğaltacağın için iyilikleri zaten bulursun. İyi ve kötü arasındaki fark, algımız kadardır, nasıl gördüğümüzle ilgilidir. Merkür geri gidiyor iyi mi kötü mü?

    Şimdi kadar eksik kaldığım konuları göreceğim bu harika bir dönem demek var,

    Bir de lanet olsun yine her şey bozulacak ve berbat gidecek demek var,

    Seçim sizin… İnsan kendi agresif dalgalarında boğulup gitmeden umarım yaşamın gerçek güzelliklerine erişir. Gökyüzünü içinize çekin ve kendinizi kör boşluktan kurtarın…

    Kahveler bu sefer sizden :) Mutlu günler dilerim.

    Yazının devamı...

    Hayal gücümüzün yerini dayanma gücümüz aldı!

    Bu sabah hava puslu, sisli ve yağmurlu…

    Kiminiz çok sever kiminiz hiç…

    Bugün tropikal desenli bir maske takarak güne başladım. Kız kardeşim beni gördü ve gülmeye başladı.

    Abla, hayata nasıl tutunmaya çalıştığını anlıyorum diye.

    Sonra ikimizde gülme krizine girdik.

    Hayattan bezmiş ve nereye gittiğini bilmeyen ruh halimizle kuyruğu da dik tutmaya çalışan tavrımıza benim rengarenk tropikal görünümlü maskem bir değişim kattı.

    En azından başardık…

    Sonra clubhouse rutin yol sohbetimizi açtık.

    Geleneksel günün değerlendirmesi ve yolda giderken kim ne öğrenirse mücadelesi de diyebiliriz.

     

    Herkes şu sıralar arkasından dönen işlerden, yaşadıkları haksızlıklardan ve yakalayamadığı adaletten şikayetçi…

    İnsan öyle tuhaf bir varlık ki neyi nasıl yapacağını ve nasıl yöneteceğini bir türlü bilmiyor.

    Tam her şey yolunda gidiyor diyorsunuz bir şey oluyor gitmiyor.

    Zaten öyle bir hal aldık ki bir şey yolunda gitse bile ne zaman kötüye gidecek diye soruyoruz.

    Ayarlarımız kaçmış ve korkularımız artmış durumda…

     

     

    Hevesinizi kaçırmayın ve şu sıralar hızlı kararlar vermeyin!

    Şu birkaç gün oldukça önemli olacak. Ayrılıklar, hızlı kararlar, doğru ilerleyip ilerleyemediğiniz durumlar ne varsa hepsini gözden geçireceksiniz. Mars- Neptün karesinin 10 gün boyunca etkin olması ve en çok şu önümüzdeki iki gün bunu hissedecek olmamız mümkün görülüyor. Bu yüzden mümkün oldukça kendinize yönelmeli ve eksikliklerinizi görmeyi seçmelisiniz.

     

    Mars-Neptün karesi listesinde neler yok neler?

    -Dedikodu yapıldı / hakkında konuşuldu!

    - Eleştiri, reddedilme ve başarısızlık korkusu

    - Cinsel olarak açık / deneysel

    - Zevk arayan bir yön.

    - Karar vermekte zorlanırsınız.

    - Gelecek / başarı hakkında hayalleriniz yıkılır.

    - Kendinden şüphe duyarsınız ve mücadele etmek istemezsiniz.

    - Gelişen olayları karşılamak zordur.

    - Kolay bitkinlik / sık sık yorgunluk

    - Daha yüksek bir amaç içindeyken bir kader duygusu barınır.

    - Manevi miras / empati

     

     

    12 Nisan’a hazır olun! Bu yılın başlamak adına en önemli ve en güzel gökyüzü olayı gerçekleşiyor.

    Bu hafta yeni bir başlangıç ​​yaparak Koç Yeni Ayından yararlanırsanız, yılın geri kalanında büyük fark yaratabilirsiniz.  Bir hedefi tutturma veya aşma hırslarınız güçleniyor.  Arzularınızı ve hayallerinizi tezahür ettirin. Talih cesurdan yanadır.

    Hayatınıza giren ve sizi mahveden herkese teşekkür edin.

    Biliyorum çok acımasız veya korkunç bir fikir gibi geliyor insana…

    Ama düşünsenize sizi siz yapan bu insanlar değil mi?

    Reddedilmek, istenmemek, kovulmak, seçilmemek vb…

    Ne varsa…

    Hepsi sizi şu anki siz yapmadı mı?

    Biliyorum aslında böyle olmak zorunda değil ama böyle olmasa da başka türlüsü hiç mümkün olmuyor ki…

    Bazen neden yaşamaya devam ettiğinizi düşünüyorsunuz. Felsefenin ilk ve en önemli sorusu, hayatın yaşamaya değer olup olmadığıdır. Felsefeyi, mitolojiyi, astrolojiyi, sosyolojiyi bu yüzden çok seviyorum.


    Ve bazen çevremdeki insanlara "insan neden yaşar?", "bu hayattan ne anladın?", "insan nasıl yaşamalı?", "hayatı neye adamalı?" gibi sorular soruyorum.

    Öğretmen bir arkadaşım "biz dünyaya çocuk yetiştirmeye gelmişiz" demişti.

    Yaşlı bir amcaya "bu hayattan ne anladın?" diye sorduğumda "ne anlamam gerekiyor" diyerek dürüstçe cevap vermişti.

    Kendi halinde yaşayıp giden anneme sorduğumda “dört çocuk yetiştirdim. Sizin için kendimi feda ettim” cevabını verdi.

    En komiğini sizle paylaşmak isterim. Bundan bir 5 yıl önce ramazanda teravih namazına gittiğimde yanımda teravih arkadaşlarım tonton teyzeler vardı. Onların görüşlerini de çok merak ediyordum. Onlara da hayatın amacını sorduğumda

    "ibadet ediyoruz diğer tarafa yatırım yapıyoruz demişti. Diğer teyzede lafa karıştı yapıyoruz da var mı yok mu meçhul kızım. Sonra diğerleri tövbe estağfurullah filan dedi. (gülüştük) Sonra dedi ki kötü bir şey demedim yahu “Henüz bir dönüş olmadı ama biz yine de kitabına uygun ilerliyoruz” demişti.

     

    İşte böyle :)

    O zaman kitabına uygun devam ediyoruz gençler…

     

    Mutlu günler dilerim.

     

     

    Yazının devamı...

    Zaman kaybetmek istemiyorum! Sinastri Haritalar ve ilişkiler üzerindeki etkisi nedir?

    Bazı zamanlar çok gelen sorularınıza karşılık onları da cevaplamak adına yazılar hazırlama kararı aldım. Son dönemlerde en büyük problemimiz olan ilişkiler konusunu gündeme aldım.

    Doğum haritanıza göre karşınızdaki partneri anlamak mümkün olabilir.

    Doğum haritamızda görünmeyen özellikler hayatımızda da ortaya çıkmaz. Bireysel haritaları inceleyerek kişinin haritasının ne kadar evlilik vaat ettiğini; ilişkide olduğu kişinin, doğum haritasındaki eşin özelliklerini taşıyıp taşımadığını ve evlilikte ya da ilişkilerde ne gibi deneyimlerle karşılaşabileceğini öngörebiliriz. Bu bilgileri geçmiş yüzyıllar önce elde edilmiş kadim bilgilerden alarak günümüze uyarlayabiliyoruz.

    Bireyler arasındaki ilişkileri incelerken, bu bireylerin doğum haritalarının karşılaştırılmasına ihtiyaç vardır. Haritaların karşılaştırılmasına “sinastri” adı verilir. Basitçe, iki kişinin haritasını göz önüne alarak, birbirlerinin kişiliklerini ve yaşam tarzlarını nasıl etkilediklerine yönelik bilgi verir.

    Doğum haritası biliyorsunuz ki; doğum tarihi, doğum saati ve doğum yeri ile ortaya çıkar. Bunlar yoksa bu karşılaştırmayı yapmak pek mümkün değildir.

    Astroloji sizlere; İlişkilerinde mutluluk yaratan veya gerginliğe sebep olan durumlar hakkında ya da birlikteyken yarattıkları enerjinin niteliğine ilişkin belki de başka hiçbir yöntemin veremeyeceği kadar detaylı bilgiye sahip olma şansı sunabiliyor.

    İş birlikleri, iş ilişkileri, ortaklıklar, iki arkadaş, ebeveyn çocuk ilişkisi sinastri danışmanlıklarından istifade edebilir.

    Artık zaman kaybetmek istemiyoruz!

    Sinastri haritaları; her iki haritanın üst üste konmasıyla bir kişinin doğum haritasındaki dizilmiş gezegenlerin, diğer kişinin doğum haritasında hangi evlere ve hangi gezegenlerin üzerine denk düştüğünü ve ikinci haritanın gezegenleriyle kurduğu açısal ilişkileri saptayan bir çalışma prensibine göre çalışır.

    Haritaları iç içe (veya üst üste) koyarak incelediğimizde bireyler arasında nasıl bir kimyanın mevcut olduğuna bakıyoruz.Bu yolla, iki kişinin arasındaki etkileşimin spesifik özelliklerini, aralarındaki karşılıklı çekimin doğasını görmüş oluruz. Bir haritanın, diğerini nasıl etkilediğine bakıyor oluruz.

    Kompozit (Bileşik) Haritalar

    Kompozit iki farklı şeyin bir araya gelip bütünleşerek üçüncü bir şey oluşturmalarını ifade eder. İki kişiyi bir arada ifade eden bu üçüncü şey, bu iki kişinin aralarındaki “ilişki”nin varlığıdır.

    İki farklı doğum haritasının birbirleriyle ilişkilenmesi sonucunda, iki ayrı bireyin doğum haritalarından türetilen üçüncü bir harita doğar. İşte bu üçüncü harita, ilişkinin haritası olarak tanımlayabileceğimiz kompozit ya da bileşik haritadır.

    İki ayrı bireyin doğum haritalarındaki gezegenlerin ve diğer referans noktalarının         (Yükselen, Tepe Noktası, Şans Noktası vb) orta noktalarından türetilerek oluşturulan kompozit harita, bireyler arasındaki ilişkiyi tanımlayabilmek için bize önemli bilgiler verir.

    İlişkinin temel dinamiklerini ve baskın özelliklerini, ilişki içerisindeki kişilerin karşılaşabileceği problemleri oldukça net bir şekilde gösterir. Bunlar deneysel çalışmalardır. Kesinlik içermez ama istatistiksel veriler üzerinden yoruma açıktır.

    Geçinmeye gönlü olan her zaman geçinir. Buna sadece bir farkındalık katmak ve ilişkide karşı taraftan ne öğrenmeniz gerektiğini iyi anlamınıza yardımcı olur.

    İnsanın mutluluğunun iki inşası vardır. Eşi ve işidir. Neden her ikiside en iyi olmasın. Neden kısacık ömrümüzde mutlu olmak bu kadar zor olsun. Neden ait olmadığımız bir yerde acı çekelim. Neden korkularımızın esiri olalım.

    Aşk; ben kimim sorusunun cevabını bulduğunuz kişiye doğru çekilmenizdir. Kendi eksikliğinizi gördüğünüz yere çekilirsiniz. Âşık olmak sizde bulunmayanı daha da vermek demek değildir. Almak ve öğrenmek demektir. Aşık olmak eksikliğinizi bulmaktır. Kendi eksikliğinizi görmektir. İnsan eksikliği karşındakiyle tamamlar.

     

    Çetin Altan ne güzel demiş; aşk biriyle beraberken zamanın nasıl geçtiğini unutmaktır…

    Astroloji ise istatiksel bir radar …

     

    Günün Notu:

    Gökyüzünde önümüzdeki 10 gün Mars-Neptün karesi aktifleşmeye başladı.Bu durum motivasyon kaybettirici olabilir.Hayal kırıklığından korkup geri adım atmak istenilebilir.Bu bir illüzyondur. Hedeflerinize ısrarla ilerlemeye devam edin.

     

    Mutlu günler dilerim….

     

     

     

     

     

     

     

    Yazının devamı...

    Venüs-Mars açısı: Aşk nasip işidir, hesap işi değil.

    Hayatımızın yönünün değiştiği güçlü zamanlara ilerliyoruz. Burada yazdığım yazılar sizlere genel yorumlar tadında olsa da asıl gerçekliğinizin doğum haritanız olduğunu artık biliyorsunuz.

     

    Hayat çok tuhaf bir mekanizma…

    Bir gün bir şey yapıyorsunuz ve onun o gün son kez yaptığınız şey olduğunu bilmeden günü geçirebiliyorsunuz. Hayatın sürprizlerini o kadar önemsemiyoruz ki…

    Çünkü hayatın acılarına odaklanmak daha az hayal kırıklığı veriyor.

     

    Gökyüzünde neler oluyor?

     

    Ay tüm gün kova burcunda ilerleyecek. Satürn gezegeni ile bir karşılaşması olacak. Duygusal anlamda baskı altında hissettiğimiz ve kendimizi özgürleştirmek için nedenler aradığımız bir gün içinde olacağız. Kendinizi ilişkilerden soğumuş ve ne yaptığını anlamaya çalışan biri olarak görebilirsiniz. Ya da partnerinizi böyle görüyorsunuz. Venüs ve Mars arasında güzel bir açı var. Bu birkaç gün ilişkilerde heyecan verici gelişmeler olabilir. İçinizde taşan ve ifade etmek istediğiniz şeyler olabilir. Aşk, sevgi ya da tutku bunun adına ne diyorsanız artık…Bu sıralar yapacağınız konuşmalar geleceğe yönelik umut verici kazanımlar sağlayabilir.

     

    Bu açı 3 gün devrede olacağı için size Aşk gelecek ve her şey süper olacak diyemem…

    Aşk insanın içindedir. Belki bu açılar sizin bunu içinizde bulmanıza daha kolay yardım edecek diyebilirim. Bunu siz içinizde öyle bir yeşertmelisiniz ki birinden gelip gelmemesinin bir önemi olmamalıdır.

     

    Aşk duygusunun peşinden gidilir evet ama size bunu hissettiren kişiyi büyütmemenizi gerektirmez. İçinizdeki sevebilme gücünüzü büyütmeniz ve bunu yüceltmeniz gerekir. Sevmek nasip işidir…Bir kere sevdiyseniz inanın çok şanslısınız.

     

    Şems’in dediği gibi;

    Aşk suskunluğumdu benim,
    aşk yangınımdı benim,
    aşk vurgunumdu benim,
    aşk yazımdı benim,
    aşk yasağımdı benim,
    aşk itirafımdı benim,
    aşk heyecanımdı benim!

    Tek varlığım ve tek yokluğum,
    yaram ve merhemim,
    kazanmadığım ama hep kaybettiğim.
    evet, buydu aşk!

     

    Aşkı bir makam olarak gören Şems, edep duygusunu vurgulayarak egodan ve benlikten arındırılmış bir aşkın kişiyi daha iyi biri haline getirdiğini söyler. Kapı, dünyevi varlığı simgeler. Kapımıza gelen değil, gönlümüze gelen makbuldür, diyerek esas önemli olan kişinin içindeki cevheri görmenin önemini vurgular.

     

    “Hayatta her şey olabilirsiniz, fakat mühim olan hayatın içinde insan olabilmektir.”

    İnsan olmak, varılması gereken yüce bir noktadır. Herkes insan olarak doğar fakat çok az kişi kâmil insan olarak yaşamını tamamlar. Sabırlı olun, iyi şeyler bir gecede olmuyor. Beklediğinize değeceğini zaman size gösterecektir. Hayatta her tür kendi türünün en iyisi olmaya çalışır. Yaşamın anlamı da budur. Daha gelişmiş ve daha iyi bir insan olmaya çalışmak gerekir.

    “Kendini görmediğin her yerde Allah'ı görebilirsin.”

    Benliğini terk ettiğinde Allah'ı görmek mümkündür. Yaratılmış her şeyde, doğada, hayvanlarda, insanlarda Allah'ın izi vardır.  

    Mevlâna Şems’i ararken, Konya’da yalancılığıyla ün salmış bir adam, "Şems’i Bağdat’ta gördüm" der. Bunun üzerine Mevlana adama teşekkür eder ve hırkasını çıkarıp ona hediye eder. Mevlana’nın yanındaki arkadaşı, adamın yalancı olduğunu bildiği halde, neden çıkartıp ona hırkasını verdiğini sorar. Mevlana’nın cevabı ise; "yalanına hırkamı verdim, doğru söyleseydi canımı verirdim" der.

     

    Bazen sevmek sahip olmak ve dokunmaktan çok daha üstün bir duygudur. Şu dünyadaki çatışma, önyargı ve husumetlerin çoğu dilden kaynaklanır. Sen sen ol kelimelere fazla takılma. Aşk diyarında dil zaten hükmünü yitirir. Aşık dilsiz olur. Şu hayatta tek başına inzivada kalarak, sadece kendi sesinin yankısını duyarak, Hakikat' i keşfedemezsin. Kendini ancak bir başka insanın aynasında tam olarak görebilirsin.

     

    O zaman bugün kapanışı Şems’in 40 kuralından 29.kuralı armağan ediyorum.

     

    29.kural: Kader hayatımızın önceden çizilmiş olması demek değildir. Bu sebepten "ne yapalım kaderimiz böyle" deyip boyun bükmek cehalet göstergesidir. Kader yolun tamamını değil, sadece yol ayrımlarını verir. Güzergâh bellidir ama tüm dönemeç ve sapaklar yolcuya aittir. Öyleyse ne hayatına hakimsin ne de hayat karşısında çaresizsin.

     

    Mutlu günler dilerim.

     

     

     

    Yazının devamı...