Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Alım garantisi devreye girdi, Türkiye 83 milyon laleyle dünyada öne çıktı

İSTANBUL’da 600 bin adetlik ithalatla başlayan lale akımı, alım garantili üretim merkezleri sayesinde yıllık 20 milyon liralık yeni bir pazar oluşturdu. Türkiye, yılda 83 milyon adetle dünyanın en büyük lale üreticisi ülkeleri arasına girdi. Firmalar ise daha şimdiden üretimlerinin yüzde 15’ini ihraç eder konuma geldi.

ÜSKÜDARLI Baltacızade Mustafa Çelebi’nin 18’nci yüzyılda Abı Kevser (Kevser suyu), Arı Rummanı (Nar suyu), Abı Yakut (Yakut suyu) adlarıyla türettiği nadide laleleri, 3 asır sonra Rosario, leenvandermark, Furand adlarıyla Hollanda’dan ithal edip, ardından da alım garantili üretim merkezleri kuran Türkiye, son 7 yılda yeniden dünyanın en büyük üreticilerinden biri konumuna geldi. İstanbul’un çevre köyleri ile farklı kentlerde oluşturulan üretim merkezlerinde yılda 83 milyon adet lale soğanı yetiştiren firmalar, yıllık 20 milyon TL’yi bulan üretimlerinin yüzde 15’ini ihraç etmeye başladı.
2005’ten itibaren yeniden
2005 yılında Hollanda’dan 150 bin TL karşılığında 600 bin adet lale ithal edilmesiyle düzenlenmeye başlayan İstanbul Lale Festivali’nde bu yıl, ekilen lale sayısı da 11 milyon 650 bin adede, ödenen bedel ise 2 milyon 680 bin TL’ye ulaşıyor. Sadece İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nin 2005 yılından bu yana ektirdiği lale soğanlarının toplamı 7 yılda 60 milyon adedi bulurken, ödenen bedel 13 milyon TL’yi aşıyor.
İstanbul’da devreye giren lale akımı, Bursa, Kocaeli, Konya gibi bir çok ile de sıçradı. Yerli üretim laleler, zincir marketlere kadar yayıldı. Nisan ayıyla birlikte Türkiye’nin dört bir yanını farklı renk ve boyutlardaki laleler sardı. İstanbul Ağaç ve Peysaj A.Ş. ve Konya’daki Asya Lale gibi büyük çapta üretim gerçekleştiren kuruluşlar, kendi gen bankalarını da oluşturarak, yeni türlere ağırlık verme yolunu seçti. Firmalar, iç piyasanın yanı sıra Kuzey Afrika ülkeleri başta olmak üzere artık üretimlerinin bir bölümünü Orta Doğu ve Türki cumhuriyetlere de ihraç ediyor. 2005 yılında, ekilen lale soğanlarının tamamı yurt dışından ithal edilirken, bugün bu oran yüzde 10’lara kadar geriledi. “En güzel lale İstanbul’da yetişir” ve “İstanbul lalesiyle buluşuyor” sloganlarıyla bu yıl 7’ncisi düzenlenen Lale Festivali’ni uluslararası düzeye taşıyan Büyükşehir Belediyesi, festival kapsamında kentin dört bir yanını lalelerle donatıyor. Emirgan Korusu başta olmak üzere Taksim Meydanı, Hidiv Korusu, Göztepe Gül Bahçesi, Büyük Çamlıca Korusu, Sultanahmet Meydanı, Gülhane Parkı gibi bir çok alanda lale bahçeleri oluşturuldu. Festival etkinlikleri kapsamında, İstanbullular’a lale satışı da yapılıyor.
İstanbul Lalesi
Günümüzde Hollandalılar’ın büyük katkısıyla lalenin pek çok çeşidine rastlanıyor. Bunlar arasında en dikkat çekicilerinden birisini ise İstanbul adlı lale oluşturuyor. Hançeri sivri yapraklı, badem şeklinde çiçeği olan bu lalenin, Osmanlı döneminde 1588 farklı çeşidi bulunuyordu. Bu türlerin yetiştirilmesinde ise 18’inci asır İstanbul çiçekçilerinden Üsküdarlı Baltacızade Mustafa Çelebi’nin büyük katkısı vardı. Baltacızade Mustafa Çelebi’nin türettiği İstanbul laleleri arasında yer alan Abı Kevser (Kevser suyu), beyaz üzerine mor fitiller içeriyordu. Arı Rummani (Nar suyu) ise kırmızı ve beyaz renginde kısa boylu bir laleydi. Bu lalenin içi de fitilli siyahtı. Abı Yakut (Yakut suyu) da koyu kırmızı ve mor fitilli bir lale soğanıydı. O dönemin laleleri arasında fevvarei nur (nur fıskiyesi), necmi çemen (çimen yıldızı), lali muzab (erimiş yakut; erimiş dudak), dameni dür (inci eteği) de yer alıyordu. Şimdi ise bu laleler, Rosario, leenvandermark, Charmeur, capri, apeldorn, Furand gibi adlar taşıyor. 

Lalenin Anadolu yolculuğu

SELÇUKLULAR, Anadolu’ya lalelerle birlikte yerleşti. Bu topraklara lale soğanları ekmekle kalmayıp; camileri, mezar taşlarını, sanat eserlerini, sarayları lale motifleriyle süslemeye başladılar. 11’nci yüzyılda Anadolu’ya giren laleye 13’ncü  yüzyılda Mevlana’nın dizelerinde de rastlanıyor. İstanbul’un fethinin ardından lale, ilk kez Avrupa topraklarına kaydı. Padişah kaftanları, saray eşyaları da lale motifleriyle bezendi. Lale 18’nci yüzyılın başında Osmanlı Tarihi’nde adını bir devre de verdi.

Yüzde 30’u İstanbul’da üretiliyor

2005 yılında dikilen lale soğanlarının tamamı yurt dışından alınırken, günümüzde ise her yıl yaklaşık 10 milyon lale soğanının yüzde 30’u İstanbul’un Çatalca ve Silivri ilçelerindeki köylüler tarafından üretiliyor.
Yüzde 60’ı da Konya, Çumra’daki üreticilerden alınıyor.
Bu uygulama ile İstanbul’da üretim yapan köylülere ve diğer yerli üreticilere dünyanın krizlerle mücadele ettiği bir dönemde ek kaynak ve istihdam imkânı sağlıyor.

Abdullah Gül’e özel lale verilecek

HOLLANDA’nın Venlo kentinde düzenlenen Expo 2012 Floriade’yi 17 Nisan’da ziyaret edecek olan Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’e, özel bir lale türü hediye edilecek. Hollanda Kraliçesi Beatrix’in davetiyle Hollanda’ya gidecek olan Gül, aynı zamanda Dünya Botanik Expo’sunun da resmi açılışını yapacak. Dünya Bahçecilik EXPO’sunun altıncısı olarak Hollanda’nın Venlo şehrinde düzenlenen Expo, 7 Ekim’e kadar devam edecek. 40 hektarı sergi alanı olmak üzere 66 hektarlık bir alanda gerçekleşecek olan organizasyonu 2 milyon kişinin ziyaret etmesi bekleniyor. Dünya Botanik Expo’su organizasyonu 2016 yılında ise Antalya’da gerçekleşecek. Bu organizyon için hazırlıklar devam ederken, Antalya’yı 8 milyon kişinin ziyaret etmesi hedefleniyor.

X