GeriNuran ÇAKMAKÇI Çocuğunuza Kulak Verin-2
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Çocuğunuza Kulak Verin-2

Küçük çocukların, anne babalarının genellikle şaşırtıcı ve kaygı verici gelen çok sayıda korkuları var.

Aletha J.Solter’in “Çocuğunuza Kulak Verin” adlı kitabından devam ediyoruz.

Korku ve endişeler

Küçük çocukların, anne babalarının genellikle şaşırtıcı ve kaygı verici gelen çok sayıda korkuları var. Korkular doğumdan itibaren gözlenebilir. Yüksek sesler ve ani hareketler yenidoğanların kolayca irkilmesine neden olur. Çoğu bebeğin birinci yılının ikinci yarısında ayrılma ve yabancı korkusu gelişir. Bu korkular normaldir ve bebeğin asıl bakıcısıyla sağlıklı bir bağlanma ilişkisi kurduğunun göstergesi olarak değerlendirilir. Ayrılma kaygısı ve yabancı korkusu normal olarak okul öncesi yıllarda hafifler, ama genellikle bu korkuların yerini başka korkular alır.

Bunların nedenleri şöyle:

Bilgi eksikliği, bebeklikte yaşanan sıkıntı verici deneyimler, korkutucu deneyimler, ilişkilendirmeden doğan korkular, başkalarından edinilen korkular, ölümlülüğü kavramaya başlamaktan doğan korkular, çocuğun gelişen hayal gücünden kaynaklanan ve sembolik korkular

En yaygın korkular

2-8 yaş arasındaki çoğu çocuğun nedeni ne olursa olsun bazı korkuları vardır. Her çocuk mizacına, hayal gücüne, hayat koşullarına ve deneyimlerine bağlı olarak kendi korkularını geliştirir. Bireysel farklılıkların yanısıra diğerlerinden daha yaygın bazı koruklar da var gibidir. Küçük çocuklarda en çok rastlananlar, hayvanlara (özellikle köpek ve yılanlara), doktorlara, fırtınaya, karanlığa, yabancılara, tanıdık olmayan durumlara ve hayal ürünü yaratıklara karşı duyulan korkulardır.

Bebekliklerinde ayrılık kaygısı yüksek olan çocukların okul öncesi yıllarda daha çok korku yaşadıkları saptanmıştır. Bazı çocukların da hayal güçleri diğerlerinden daha güçlüdür ve olasılıklar üzerinde daha çok dururlar. Bu çocuklar muhtemelen daha yoğun korku yaşarlar.

Çocuklar oynayarak neyi, nasıl öğrenirler?

Oyunun çok çeşitli işlevleri vardır. Genellikle önemli bir çocukluk etkinliği olduğu düşünülür ama herkes oyunun yalnızca “eğlenmek” olmadığını anlamaz. Oyun, erken çocukluk döneminin en temel öğrenme aracı olduğu için hayati öneme sahiptir. Oyun, çocuklara fiziksel ve zihinsel beceri edinme fırsatı sunar. Sallanma, zıplama ve koşma gibi hareketli oyunlar çocukların motor becerilerini, beden hakimiyetlerini, güçlerini, dayanıklıklarını geliştirmelerine ve beyin gelişimi için önemli olan duyusal deneyimi kazanmalarına yardımcı olur.

Çatışmalar ve mücadeleler

Çocuklar sık sık ana babaları için rahatsızlık, zorluk, sıkıntı ya da endişe doğuracak ya da kendileri ve çevreleri için tehlike olabilecek davranışlarda bulunurlar. Bu problemler genellikle “disiplin” gerektiren davranışlar olarak tanımlanırlar.

Kabul edilmez davranışlar engellenebilir mi?

Çatışmaları en düşük düzeye indirecek ve kabul edilemez davranışları önlemeye yardımcı olacak bazı adımlar atılabilir. Akılda tutmak da fayda olan bazı öneriler:

-Çocuğunuza olabildiğince yakın olun ve ilgi gösterin.

-Çocuğunuzun düzenli olarak ağlayıp öfkelenerek duygularını boşaltmasını teşvik edin.

-Çocuğunuz için güvenli ve çekici bir ortam yaratın.

-Çocuğunuzu bir süre sonra yaşayacağı şeylere hazırlayın.

-Emir vermeyi azaltın.

-Seçenekler sunun.

False