Yüksek faiz ve enflasyon

Geçenlerde Başbakan yüksek faizlerin enflasyonun nedenlerinden biri olduğuna inandığını söyledi. Hızını alamadı, neden-sonuç ilişkisi içinde, enflasyonun faizlerin yüksekliğine neden olduğuna da inanmadığını vurguladı.

Başbakanın dillendirdiği görüşe göre, birileri faizi yüksek tutuyor. Yüksek faiz de enflasyonu körüklüyor. O birilerinin kim olduğunu da bazı hükümet üyeleri sıkça dile getiriyor zaten.

Türkiye’de yüksek faizlerin enflasyona neden olduğuna inanmayan bir Başbakan henüz olmadı.

Tüm Başbakanlarımız faizlerin yükselmesiyle enflasyonun artacağına inanırlar ve o nedenle de faizlerin yükselmesine şiddetle karşı çıkarlar. Durumun böyle olması Başbakanlarımızın genelde iktisatçı olmamalarından değil, siyasetçi duruşlarının her şeyin üzerinde olmasından kaynaklanır. Başbakanlar için yüksek faiz kötülüklerin anasıdır. En azından görüntü açısından bu doğrudur da. Ama, işin aslı faizlerin bir sonuç olmasıdır.

SUÇ VE CEZA

Yüksek faiz, geçmişte işlenen ve gelecekte işlenmesi olası iktisadi günahların bugün kesilen cezasıdır. Bunun çoğu zaman Merkez Bankası’nın politikası ile de hiçbir alakası yoktur. Fiyat istikrarını gözeten bir merkez bankası ceza kesen mevkide oturduğu için eleştirilir. Cezayı kesene değil, suçu işleyene yüklenmeliyiz.

Otuz beş yıl yüksek enflasyon içinde yaşayıp mali servetini kendi parası cinsinden saklamakta tereddüt eden bir toplumda faizlerin düşük olması beklenemez. Bu toplumda, faizler arzulanan düzeylerde düşük olduğunda, toplum kendi parasını büsbütün dışlar.

IMF ile program biter bitmez mali aflar getiren bir hükümet döneminde maliye politikalarının gevşeyeceği sinyalleri verilerek faizlerin düşmesi mümkün olamaz. Aksine, faizler daha da yükselir.

Yüksek faizin nedeni bugün yaşanan ve yarın yaşanması beklenen enflasyondur. Siyaset yapanların olayı böyle görmesi beklenmemelidir. Çünkü, onlar için bugünkü enflasyonun da nedeni onlar değildir. Gelecekte de enflasyonun düşeceğine gerçekten inanmaktadırlar. Ama, bu işler inanmakla olmuyor elbette.

Yükselen faizlerin şirketlerin finansman maliyetini artırarak mal ve hizmet fiyatlarını artırdığı iddia edilir. Finansman maliyetinin arttığı doğrudur. Ama, artan finansman maliyetinin fiyatlara yansıtılabileceği o denli açık değildir. Çünkü, fiyatların artabilmesi için artan fiyatlarda malı satın alacak müşterilerin taleplerini devam ettirmeleri gerekir. Artan faizlerde bu mümkün değildir. Aksine, artan maliyetlerle üreticiler için kárların azamiye çıkacağı üretim noktası değişecektir. Üretim düşecektir. Düşen taleple üreticiler fiyatlarını artan maliyetler kadar artıramayacaklardır. Elbette, daha düşük kár, hatta zarar edeceklerdir.

GEÇMİŞ OLSUN

Enflasyon-faiz ilişkisine Başbakan talihsiz bir yorum getirdi. Talihsizlik, yorumun yanlış olmasından çok, Başbakanın önümüzdeki dönemde yaşanacak faiz artırımlarına muhalif olduğunu çok açık bir biçimde dile getirmiş olmasından kaynaklanıyor. Başbakanın açık ettiği bu konumu enflasyonla mücadelede ciddi bir itibar kaybı unsurudur.

Başbakanı bu yönde ikna etmiş görünen gruplar belli ki bugünkü yükselen enflasyonun kaynağını da yüksek faizler olarak göstermişler. Başbakan, 2002 yılından bu yana faizler yüksek olduğu halde enflasyonun yüzde 80’lerden yüzde 7’lere nasıl indiğini bu gruplara sormaya unutmuş herhalde.

Enflasyonla mücadele, eğer ciddiyetle yapılacaksa, ekonomik büyümeyi kısa dönemde baltalayabilecek bir niteliğe bürünebilir. Şimdi, böyle bir aşamadayız. Bu nedenle de insanların kafası karışıyor. Dışarı karşı enflasyonla mücadeleyi önemsediğimizi söylüyoruz. İçimizden, "bırakalım enflasyonu, büyümeye bakalım" diyoruz. Başbakanı da böyle bir önemli konuda yanlış yönlendirmeye çalışıyoruz.

Eğer Başbakan başkaları tarafından yönlendirilmemiş de, gerçekten bildiği ve inandığını açıklamışsa, geçmiş olsun Türkiye’nin enflasyonla mücadelesine.
Yazarın Tüm Yazıları