Binlerce çocuk dünyaya getirten Prof. Dr. Kavak: Hala her doğumda heyecandan titrerim

Dünyaya yeni gelen biriyle, hayattaki ilk anında göz göze gelmek nasıl bir duygudur? Doğacak çocuğun saç rengini ısmarlamak normal midir? Doğurmayan kadın, eksik kadın mıdır? Hem annelik hem kariyer aynı anda yürür mü? Dünya Bilim ve Sanat Akademisi üyesi, Academic Hospital Yönetim Kurulu Başkanı, Marmara Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Anabilim Dalı eski başhekimi Prof. Dr. Zehra Neşe Kavak ile hem eski albümleri karıştırdık hem de bu sorulara cevap aradık…

Haberin Devamı

1) Pek çok şapkası var; anne, doktor, akademisyen, yazar, iş kadını… Prof. Dr. Zehra Neşe Kavak’ı sabah klinikte muayenede, öğlen yönetim kurulu toplantısında mali raporları denetlerken, öğleden sonra kitap imza gününde, akşam da televizyon programında bilgi verirken görebilirsiniz. Ben üç ameliyat yaptığı bir sabahın devamında Yönetim Kurulu Başkanı olduğu Academic Hospital’daki odasında karşısındaydım. İlk soru; dünyaya yeni gelen birinin hayattaki ilk anına tanıklık etmek nasıl bir duygudur? Bugüne kadar 4 binden fazla doğum yaptıran Prof. Kavak, “İnsanın en mahrem anıdır, bir mucizedir doğum. 30 senedir bu mesleği yapıyorum ama halen her doğumda heyecanlanıyorum. Hiç kanıksamıyorum. Beş milimetrelik bir mercimek tanesi kadarken kalp atışlarının başlaması, dokuz ay 10 gün süren hamilelikle beraber doğum baştan sona bir serüvendir” diye cevap veriyor. Peki, kendi hayat serüveni nasıl başlamış? Doğum kaydı Çamlıca’da ama hikâyesinin kökeni Karadeniz’de… 

Haberin Devamı

Binlerce çocuk dünyaya getirten Prof. Dr. Kavak: Hala her doğumda heyecandan titrerim

5 KARDEŞ HEPİMİZ EVDE DOĞDUK

Kavak, “Anne tarafım Rize, baba tarafım Trabzonlu” diye başlıyor anlatmaya: “İki taraf da Birinci Dünya Savaşı sırasında, Karadeniz’e Rus saldırıları artınca İstanbul’a göç ediyorlar. Babamın babası olan dedem, Halil Uzuner, Çanakkale gazisi… İstiklal Madalyası var. Yetim büyüdüğünden hep bir şeyleri gerçekleştirmeye uğraşan, çok çalışkan bir insan. İstanbul’da bütün Karadenizliler gibi Büyükdere muhitine yerleşip denizcilikle ilgileniyor. Önce ufak bir tekneyle başlıyor, bu işte çok başarılı oluyor ve armatörlüğe kadar yükseliyor. Babaannemle evlendikten sonra Kısıklı’ya taşınıyorlar. Burada meyve bahçeleri içinde beyaz, tarihi bir köşk satın alıyorlar. Annemin düğünü bu bahçede yapılmış. Biz beş kardeşiz. Hepimiz ‘home delivery’yiz (evde doğum). Annem hepimizi evde doğuruyor. Çocukluğumuz da bu köşkte geçti. Zaten kalabalık olduğumuzdan, bahçe içinde birbirimize yeterek oyunlar oynardık. O bahçe içerisinde babam bize beş ev yaptı. Hepimiz hâlâ orada oturuyor, komşuculuk oynuyoruz.” 

Haberin Devamı

Binlerce çocuk dünyaya getirten Prof. Dr. Kavak: Hala her doğumda heyecandan titrerim
Fotoğraf: Levent KULU

KÖŞK BAHÇESİNDE KİTAP SEANSLARI

Kendi asıl merakıysa o zamanlar bir sayfiye muhiti olan Çamlıca’daki bahçe değil, içerideki kitaplar… Kavak, “Okumak en büyük merakımdı” diye devam ediyor: “Daha ilkokul yaşlarından itibaren ağabeyimin Hayat Ansiklopedisi’ni 10 cilt, baştan sona okumuşumdur. 16 yaşına geldiğimde bütün klasikleri bitirmiştim. O dönem en büyük başarı çok fazla kitap okumaktı. Çamlıca İlkokulu’ndan sonra Üsküdar Kız Lisesi’ni okul birincisi olarak bitirdim. Dönem birinciliği rekorum 9.75’ti ve uzun yıllar kırılamadı. Çok çalışkan bir çocuktum. Zaten fazla alternatif yoktu; çalışacaksın, okuyacaksın… Yazmaya da merakım vardı. Doktor olmasam yazar olurdum. Üniversite için gönlümde ağabeyimin de makine mühendisi olarak bitirdiği Boğaziçi Üniversitesi’nin İşletme Fakültesi vardı. İş kadını olmayı hayal ediyordum ama babam ‘Kesinlikle olmaz, ilk sıraya tıp yazacaksın’ deyince Boğaziçi içimde hep bir ukde olarak kaldı.” 

Haberin Devamı

Binlerce çocuk dünyaya getirten Prof. Dr. Kavak: Hala her doğumda heyecandan titrerim
Sene 1972/Çamlıca İlkokulu...

2) EN GÜRÜLTÜLÜ PATIRTILI KLİNİK

Kavak, babasını kıramadı; 1980 senesinde mecburen ve ‘maalesef’ Cerrahpaşa Tıp Fakültesi’ne girdi. İlk yılı adeti olduğu üzere ikincilikle bitirdi. Tıp alanını, içinde ‘insan’ konusu olduğu için sevdi. İkinci yıldan sonra notları biraz düşürmek pahasına hayatına da insanlar soktu; arkadaşlar edindi, sosyalleşme dönemi başladı. Beşinci sınıftan sonrasını ise kendi deyimiyle Cerrahpaşa Kadın Hastalıkları ve Doğum Bölümü’nün polikliniklerinde ‘takılarak’ geçirdi. Alanını nasıl bulduğunu şöyle anlatıyor: “Kadın doğumun dinamizmi beni çekti; daha lokalize; muayenesi basit ve sonuç verici. Cerrahisi de çok güzel ve yüz güldürücü. Doğum açısından mutlu son. İlk doğumu o stajlarda gördüm… Cerrahpaşa’da doğum sayısı azdı, geleceği zaman büyük olay olurdu. İlk doğumdan aklımda en çok gürültüsü, patırtısı kaldı. O dönem ağrı kesiciler yoktu. Kadınlar ‘Ölüyorum!’ diye geliyordu. Asistanlar ‘Zamanla alışıyorsun’ demişlerdi. Gerçekten de öyle oldu. Gürültülü bir meslek! Adrenalin salınımı çok güzel.”

Haberin Devamı

Binlerce çocuk dünyaya getirten Prof. Dr. Kavak: Hala her doğumda heyecandan titrerim
Sene 1990/Zehra Neşe Kavak’ın şahidi Başbakan Yıldırım Aktuna, Cavit Kavak’ın şahidi Cumhurbaşkanı Turgut Özal

3) GÜNDE 150 DOĞUM

Cerrahpaşa’dan 1986 senesinde mezun oldu. Bir yıl Düzce’nin Köprübaşı Köyü’nde mecburi hizmet yaptı. Kavak, “Hayatımın en güzel dokuz ayı orada geçmiştir. Mecburi hizmet Türkiye’yi tanımak için önemli” diyor. Tıpta Uzmanlık Sınavı (TUS) sonucu kadın doğum ihtisasını Zeynep Kâmil Hastanesi’nde yaptı. Kavak, “Muradımıza ermiştik” diye anlatıyor: “O dönem Zeynep Kâmil, TUS’ta en yüksek puanla alan kadın doğum hastanesiydi. Kadın Doğum ihtisasının popülaritesi şimdilerde biraz düştü çünkü çok fazla ‘malpractice’ vakası var. Doktor adayları yüksek tazminatlarla karşılaşmamak için göz ve dermatoloji gibi bölümleri tercih ediyor. Doğum iki canı ilgilendirdiği için riskli bir dal. Zeynep Kamil’de inanılmaz bir tempoya girdik. Günde 150 doğum oluyordu. Meslekle ilgili her şeyi orada öğrendim. Dört yıl sürdü. Son altı ayında Londra’ya gittim. St. Thomas Hastanesi’nde ihtisas süresine sayılmak üzere çalıştım. Dönüşte mezun olup uzman doktor oldum ve Marmara Üniversitesi dönemim başladı.”

Haberin Devamı

Binlerce çocuk dünyaya getirten Prof. Dr. Kavak: Hala her doğumda heyecandan titrerim
Sene 2018/Oxford Üniversitesi, rektörler yürüyüşü

4) 38’İNDE PROFESÖR 39’UNDA BAŞKAN

Kavak, “38’imde profesör ve üniversite hastanesi başhekimi, 39’umda kadın doğum anabilim dalı başkanı oldum” diye devam ediyor: “Akademik kariyerimde en önemli başarım Marmara Üniversitesi Tıp Fakültesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Anabilim Dalı Başkanlığı’dır; çünkü kadın olarak herkesten daha çok çalışmak zorundaydın… Herkes hata yapmanı bekliyordu. Cerrahinin kadın işi olmadığı düşünülüyor. Ben bugün de ayrımcılık olduğunu düşünüyorum… Üniversite hastanesinin yüzde 60’ını bağışlarla yeniledim. Başarılı olmak için dirençli olman ve bildiğini okuman lazım. Marmara Üniversitesi Başhekimliğim 2005’e kadar dört sene sürdü. 2001 yılında Marmara Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi’nde Perinatoloji Ünitesini de kurdum. Bu dönemde yurtdışındaki bilimsel organizasyonların yönetimine seçildim. Hem idarecilik hem de akademik çalışma yapıyordum.” Prof. Kavak, 2014 senesinde Marmara Üniversitesi’nden ayrıldı. 2014’ten bu yana Academic Hospital’ın Yönetim Kurulu Başkanı.

Binlerce çocuk dünyaya getirten Prof. Dr. Kavak: Hala her doğumda heyecandan titrerim
Sene 1952/Annesi Saadet, babası Celal Uzuner

KARİYER Mİ BEBEK Mİ

Prof. Kavak’ın 1990 yılında Anavatan Partisi (ANAP) kurucu üyesi ve Eski Devlet Bakanı Cavit Kavak ile yaptığı evlilikten Mehmet ve Hasan adında iki oğlu var. Terzi kendi söküğünü nasıl dikmiş? Neşe Hanım, “İki hamileliğim de derbeder geçti! Birinde ihtisasımın son yılıydı. Günde 4-5 ameliyata giriyordum. Küçük oğlum daha kolaya geldi. Yeni doçent olmuştum. Hasan’ı doğurmadan bir hafta önce kongrede konuşmacıydım. Hep çalışarak geçti” diye yanıtlıyor. Peki hem annelik hem kariyer mümkün mü? Şöyle yanıtlıyor: “Bu işin çok net bir cevabı olduğunu düşünmüyorum ama öğrendiğim şey; çocukla ilk üç yılı geçirmek çok önemli. Annenin yerini hiçbir şey dolduramaz. Kreşler, yuvalar, bakıcılar... İlk üç yıl mümkün olsa da kadınlar çalışmayıp çocuklarına baksa. Hem onlar çocuklarına hem çocuklar annelerine doyacaklar... Ama tabii o üç yılı harcayınca kariyerde geride kalıyorsun. Ben o üç yılımı, iki çocukla birlikte altı yıl kaybedecektim. 38 yaşında değil de 44 yaşında profesör olacaktım. O kadar önemli midir? Bilmiyorum...”

Binlerce çocuk dünyaya getirten Prof. Dr. Kavak: Hala her doğumda heyecandan titrerim
Sene 2001/Marmara Üniversitesi Hastanesi Başhekimliği ilk yıllar...  

ANNE OLMAK ŞART DEĞİL

Doğum yapmayan kadın eksik midir? Neşe Hoca diyor ki: “Annelik bir tercihtir... Yaşam da tercihlerin üzerine kuruludur. Anneliği tercih ediyorsan anneliği yaşaman lazım. Kariyerini yaşıyorsan da ‘Araya çocuk da sıkıştırayım’ telaşını benimsemiyorum. Ben bunu yaptım. Sonuçlarından memnun değilim. Bir yandan da doğanın sirkülasyonu üremek üzerine dayalı. Çocuk doğurursan bu seni ilerleyen yaşlarda birçok hastalıktan koruyor. Bu yönde yaratılıştan bir teşvik var. Bunu yapmazsan meme kanseri riskin daha fazla, erken menopoza giriyorsun... Ama kariyerinde ilerlemek isteyen bir kadını anneliğe mahkûm etmek de onu hayallerini gerçekleştirememiş bir insan olarak yarım bırakıyor. Her zaman bunun eksikliğini hissediyor. Anne olmak isteyen bırakın olsun, doya doya yaşasın... Kariyer hayali varsa da kariyerinde ilerlesin.”

Binlerce çocuk dünyaya getirten Prof. Dr. Kavak: Hala her doğumda heyecandan titrerim
Sene 1982/Anatomi kürsüsü, arkadaşlarıyla

İNSAN VÜCUDU BU KADAR TEKNOLOJİYİ KALDIRMAZ

Tıp alanında pek çok yenilik oluyor; yapay rahimler, yumurta dondurma, ısmarlama göz renkleri… Bunlarla ilgili ne düşünüyor? Yanıtı: “Ben insan vücudunun bu kadar teknolojiye uygun yaratılmadığını düşünüyorum. Tüm bu ısmarlama hormon ilaçlarını ala ala tüp bebek tedavilerinde kanser riskleri artıyor. Yarar-zarar dengesini iyice tutarak düşünmek lazım. Hamilelikteki beslenmenin etkisiyle çocuğun bakışı, duruşu bile farklı oluyor. İyi beslenme çok önemli.”

Binlerce çocuk dünyaya getirten Prof. Dr. Kavak: Hala her doğumda heyecandan titrerim
Prof. Dr. Zehra Neşe Kavak, Zeynep Bilgehan

BABALAR KAPIDA VOLTA ATMIYOR...

Kavak, “Doğurttuğum çocukların çocukları da doğuyorlar ve artık anneanne oldum” diye gülüyor. Peki erkekler bu süreçle ne kadar ilgili? Cevabı: “Eskisi gibi kapıda volta atmıyorlar. Doğumhaneye giriyorlar ama sonrasında hep kayıplar. Bir kere bile çocuk doğduktan sonra doğumhanede eşiyle kalan baba görmedim. Hepsi çocukla beraber yukarı çıkarlar…”

GENÇLERE ÖNERİ: GİTMEYİN

“Türkiye’de çalışıp başarılarıyla global olan çok insan var. Gençlere önerim ülkelerinde kalsınlar. Ben 39 yaşında dünya kurullarına seçildim. Çoğuna giren ilk Türk doktordum. Önerim; hiçbir zaman para ve mevki için çalışmayın; başarı için çalışın. Diğerleri zaten gelecektir.”

Yazarın Tüm Yazıları