Yıldız Öz Samaha

Bir sonbahar rüyası: Armutlu-incirli tatlı

25 Kasım 2020
Bu hafta rüya gibi bir lezzetle karşınızdayım. Armut ve kuru incirin eşsiz uyumunu beyaz çikolata ile birleştirdim. Böylelikle hem gözümüze hem de ağzımıza layık bir tat ortaya çıktı. Öyle ki tıpkı saray mutfaklarında yapılan tatlılara benziyor ama daha önce hiçbir yerde karşılaşmadınız çünkü yalnızca siz sevgili okuyuculara özel...

En güzel reçetelerin genellikle önce hayal ederek çıktığına inanıyorum. Geçenlerde bir seyahatim esnasında aklıma armut incir ve beyaz çikolatadan oluşan bir kombinasyon geldi. Bunlarla ne yapabilirim diye düşünürken birden bu tarif canlandı zihnimde.

Sonbahar geldi geçiyor bile. Sonbaharın en sevilen meyvelerinden biri armut ile önceden kuruttuğumuz incirler harika bir ikili oldu. Neredeyse tamamı meyvelerden oluştuğu için lezzeti enfes olduğu kadar da hafif. Aynı zamanda sıkı bir antioksidan kaynağı.

Neden böyle diye merak ederseniz belirtmeliyim ki armut antioksidan açısından oldukça zengin bir meyve. Kaynama suyuna da bir miktar zerdeçal eklediğimizden dolayı bu oranı daha da arttırıyoruz. Aynı zamanda meyvelerimizin daha da sarı görünmelerini sağlıyoruz.

Armut bol miktarda C vitamini de içerir. Havaların soğuması ile birlikte bağışıklığımızı güçlendirmek adına bol bol tüketmekte fayda var diyebilirim. İncir ise ister kurusu olsun ister yaş olsun bağırsaklara ve sindirime oldukça iyi gelen bir meyve. Bu kez üzerine beyaz çikolata akıtarak onun bu masumluğunu biraz bozsak da denediğinizde bu ikisinin uyumuna siz de bayılacaksınız.

Doğrusunu söylemek gerekirse yapımında sizi zorlayacak hiçbir şey yok. Yalnızca pişmiş armutları kaşık yardımıyla tencereden alırken dağılmamasına özen gösterin. Şimdi dilerseniz tarife geçelim.

Malzemeler:

4 adet armut

Yarım çay bardağı toz şeker

Yazının Devamını Oku

Çıtır çıtır Brüksel lahanası

19 Kasım 2020
Bu kez misafirlerinizi biraz şaşırtmaya ne dersiniz? Brüksel lahanasını yeri geldi haşladık, yeri geldi fırınladık artık kızartmanın vakti gelmişti. İster ana yemek olarak ister etlerin yanına garnitür olarak kullanın lezzeti kesinlikle konuşulmaya değer.

Adı neden Brüksel lahanası diye geçiyor merak ediyorsanız hemen söylemeliyim ki aslında ülkemizde de yetişen bir sebze. Sofralara ilk olarak Brüksel’de konuk olduğu ve şekli de lahanaya benzediği için oranın adını almış fakat Türkiye’de de Marmara ve Ege Bölgesi başta olmak üzere yetiştirilme alanları mevcut.

Çok sıcak bir iklimi sevmediğinden biz ona tezgahlarda havalar soğumaya başlayınca rastlıyoruz. Mevsiminde tükettiğinizde içindeki vitaminler çok daha etkili görev yapıyor.

Brüksel lahanası diğer birçok sebze gibi bağışıklığı kuvvetlendirmeye yardımcı. Zaten kış sebzesi olur da bağışıklığı güçlendirmez olur mu hiç… Bunun yanında hamileyken tüketildiğinde de bebeğin zeka gelişimini destekliyor.

Şunu da söylemeden edemeyeceğim, Brüksel lahanası K vitamini açısından oldukça zengin. Hatta sebzeler arasında bu vitamini en fazla içeren diyebilirim. K vitamini ise kemik yapısının güçlü olmasında oldukça önemli bir rol oynar.

Ben bu kez alıştığımız şeklinden farklı olarak kızartarak servis ettim ve size iyi bir haberim var. Brüksel lahanası katman katman olduğundan içine çok fazla yağ çekmiyor. İçine yağ çekmemesiyle beraber dışı için hazırladığım sos ile çıtır çıtır oluyor ve yerken harika bir his bırakıyor. Şimdi dilerseniz tarife geçelim.

Malzemeler:

300 gram lahana

2 adet yumurta

Yazının Devamını Oku

Bir kase vitamin: Cennet hurmalı ve yoğurtlu parfe

12 Kasım 2020
Bir kase vitamin alır mıydınız? Türk toplumu olarak önceliğimiz klasik kahvaltılar olsa da bazen böyle bir hazırlık yapmaya vaktimiz olmayabiliyor. Yoğun olduğumuz günler öğün atlamamak adına kendimize “kase” adı verilen yiyecek karışımları hazırlayabiliriz.

Vaktimizin kısıtlı olduğu günler hazırlayabileceğimiz pratik şeyler evden aç karnına çıkmamızın önüne geçiyor. Yediğimiz öğünlerin hızlı ve pratik olması güzel ancak bizi uzun saatler boyunca tok tutması da önemli. Bu noktada lif oranı yüksek meyveler imdadımıza yetişiyor. Bir besin lif oranı yüksek olduğunda hem bağırsak sağlığını olumlu yönde etkiliyor hem de tokluk hissinin daha uzun sürmesini sağlıyor. Bu yiyeceklerden biri de cennet hurması…

Meyveleri mevsiminde tükettiğinizde içindeki vitamin ve minerallerden daha fazla yararlanma şansınız oluyor. Ekim-Kasım aylarında cennet hurmasını neredeyse baktığınız her yerde görebilirsiniz. Ben de geçenlerde bu tupturuncu güzellikleri almadan çıkamadım manavdan ve hemen aklıma onlarla vitamin dolu doyurucu bir kase hazırlamak geldi.

Tarifte cennet hurmasını püre haline getirdim. Bu haliyle bile katkı maddesi olan meyve jölelerine taş çıkartacak vaziyetteydi. Üzerini biraz fındıkla süslediğimde ise yalnızca kahvaltılar için değil tatlı krizleri için de birebir bir şeyle karşı karşıya olduğumu anladım. Hazırlaması da yemesi de oldukça eğlenceli çünkü işin içine meyve ve fındık girdiğinde görsellik de sizi oldukça tatmin ediyor. Tahmin edeceğiniz gibi hazırlaması oldukça kolay çünkü bu tarifte pişen hiçbir şey yok.

Malzemeler:

5 adet bisküvi

2 adet cennet hurması

Yarım kase yoğurt

Yarım kase kavrulmuş fındık 

Yazının Devamını Oku

Bal gibi bir çorba: Vegan bal kabağı çorbası

5 Kasım 2020
Bir tarifi tümüyle sebzelerden ve bitkisel malzemeden hazırlarsanız o tarif vegan olur. Peki süt kullanmamız gerektiğinde ne yapacağız? Hindistan cevizi sütü bunun için güzel bir alternatif. Bu tarifte de bal kabağına güzel bir şekilde eşlik ediyor.

Çoğu zaman tatlısını yemeğe alışkın olduğumuz bal kabağı bu kez leziz bir çorbada başrol üstelik de vegan. Klasik tariflerde bu çorbanın içine inek sütü ilave edilir. Çeşitli denemelerden sonra gördüm ki Hindistan cevizi sütü de tarife çok yakışıyor. Bal kabağının kendinden aromatik olan tadı daha da yukarı çıkıyor. Böylelikle beslenmesini vegan olarak sürdüren kişiler için de harika bir seçenek haline geliyor.

Sebzeleri mevsiminde tüketmenin önemi çok büyük. Özellikle ekim-kasım aylarında neredeyse tüm tezgahları turuncu görmek mümkün. Tam da soğuklar başlamışken bal kabağı, içeriğindeki antioksidan ve vitaminlerle bağışıklığımızı güçlendirmeye yardımcı olmak için geliyor. Lif miktarı da oldukça yüksek, bu da demek oluyor ki bağırsak sağlımız için de gayet faydalı. Hem yetişkinlerin hem de gıdaya geçen bebeklerin rahatlıkla tüketebileceği bu tarifi hazırlaması da oldukça kolay.

Malzemeler:

2 dilim tatlı kabak

1 adet patates

1 adet havuç

1 adet kuru soğan

1 çay kaşığı tuz

Yazının Devamını Oku

İki süper besin bir arada: Patlıcan ve kereviz

31 Ekim 2020
Bu kez sizin için iki süper besini birleştirdim. Patlıcan ve kereviz… Lezzetine lezzet katması için de içine biraz domates ekledim. İşte yalnızca üç ana malzeme ile hazırlayabileceğiniz hem de yiyenleri biraz şaşırtabileceğiniz bir tarif. Şaşıracaklar çünkü bu kez patlıcanlarımız biraz minik.

Benim doğduğum ve yetiştiğim çevrede neredeyse herkes yiyeceklerini organik olarak bahçelerden tüketir. Her şeyin bin bir emekle bir araya getirilip en doğal haliyle tüketildiği bir çevrede haliyle sebze ve meyveler de organik olur. Bahçe mahsulünün yemeğe verdiği lezzet ise bir o kadar farklıdır.

Büyük şehirlerde bu doğallığı sürdürmek biraz daha zor olsa da neyse ki organik pazarlar imdadımıza yetişiyor. İşte ben de geçenlerde gittiğim bir organik pazarda rastladım bu bebek patlıcanlara. Aklıma da hemen hiç şekillerini bozmadan tavada sotelemek geldi. Bazı besinler başlı başına lezzet kaynağıdır. Yemeğin yıldızı gibi hiçbir baharat kullanmasanız da tatları damağınızda kalır. Patlıcan da bunlardan biri.

Lezzetinin yanı sıra faydası da oldukça geniş örneğin içindeki lif miktarı fazla olduğundan sindirimi kolaylaştırmaya yardımcı olur. Aynı zamanda demir içeriği de oldukça yüksektir.

Kereviz ise toplum olarak her zaman kökünü kullanmaya alışkın olduğumuz ama saplarını tüketmeyerek çok şey kaçırdığımız bir besin. Neyse ki kereviz sapının ne kadar faydalı olduğu son zamanlarda iyice konuşulur oldu da daha çok insan bundan yararlanabiliyor. Kereviz sapları bu kez benim tarifimde bebek patlıcanlara eşlik etti. Bu benzersiz birleşmenin sonucunda da bir tabak daha yemek isteyeceğiniz bir yemek ortaya çıktı.

Malzemeler:

700 gram küçük patlıcan

4 sap kereviz yaprağı

2 adet orta boy domates

Yazının Devamını Oku

İki süper besinin buluşması: Bulgurlu tavuk oturtma

23 Ekim 2020
Türkülerimize dahi konu olmuş bulgurun faydaları saymakla bitmiyor. Bulgurla ilgili verdiğim her tarifte az da olsa bulgurun ne kadar yararlı olduğundan bahsetmeye özen gösteriyorum. Bu müthiş besin kaynağının yanına bir de tavuk gibi vücuttaki birçok organa faydası bulunan bir protein kaynağı eklemeden de edemiyorum. Bu hafta size biraz bulgurun tarihçesinden bahsederken, yapmayı çok sevdiğim bulgurlu tavuk oturtma tarifimi de paylaşmak istiyorum.

Eski zamanlardan beri hayatımızda olan bulgurun Roma İmparatorluğu’nda bambaşka bir önemi varmış. Romalıların “Cerealis” olarak isimlendirdikleri bulgur, o dönemlerde askerlerin sabah kahvaltısında tükettiği bir besinmiş. Değirmen bulunduktan sonra ise bulgur öğütülmeye ve böylece mutfaklarda yerini almaya başlamış. Araştırma yaparken bulguru en çok tüketen ülke olmamıza oldukça şaşırmıştım. Ama en uzağımızda bulunan İsveçlilerin dahi bulguru bizim gibi tükettiklerini öğrenince şaşkınlığım bir kat daha artmıştı. Bulgurun anavatanı Mezopotamya’yken İsveçlilerin de bu kadar çok seviyor olması beni çok etkilemişti. Hatta İsveç’teki marketlerde çeşit çeşit bulgur bulmak mümkünmüş. Bunun sebebini de orada yaşayan Araplar ve Türklerin yaptığı tanıtıma bağlayabiliriz. Ayrıca sağlıklarına büyük önem veren İsveç halkı böyle bir besin kaynağını tanıdığı gibi mutfaklarına dahil etmeyi de ihmal etmemiş.

Daha önce bulgurla yaptığım tariflerde biraz bahsetmiştim. Bulgur, buğdaydan üretilir ve ayıklama yöntemiyle temizliği gerçekleştirilir. Daha sonra kaynatma işlemi yapılır, bu nedenle de yıkanmasına gerek yoktur. Kaynatılmış olması ayrıca uzun süre bozulmadan korunmasını da sağladığı için raf ömrü geniş olan bir besindir. Kaynatma işlemi sonrasında kurutulan bulgur Güneydoğu’nun en sıcak zamanında damlarda kurutuluyor. Tabii ki seri üretimlerde bu işlem artık fabrikalarda gerçekleştiriliyor. Bol lif kaynağı bulgurun sağlık açısından faydaları saymakla bitmezken, doğal içerikli olması da adını besin listesinde bir numaraya yazdırıyor.

Benim yaptığım bulgurlu tavuk oturtma tarifiyse adeta iki mükemmel besin kaynağının çarpışması gibi oldu. Bulgurla buluşan tavuk hem lezzetini ikiye katladı, hem de sağlık deposu harika bir yemek ortaya çıktı. Bulgur gözünüze basitmiş gibi gelebilir ama bu haliyle ana yemek şeklinde sofraya getirirseniz herkesin beğenisini kazanacağına eminim. Hem et severleri, hem de tahıl severleri aynı noktada buluşturan bu tarifi not almayı unutmayın. Deneyenlere şimdiden afiyet olsun. Sorularınız ve merak ettikleriniz için Instagram hesabım olan @cheffyildiz'dan bana ulaşabilirsiniz.

Malzemeler:

8 adet tavuk pirzola

2 su bardağı kalın bulgur

1 su bardağı haşlanmış nohut

2 adet orta boy kuru soğan

Yazının Devamını Oku

Orijinal Paskalya çöreği tarifi

16 Ekim 2020
Paskalya döneminde çok sevilerek yapılan Paskalya çöreği, ülkemizde yaşayan Hristiyan inancına mensup yurttaşlarımız sayesine bizim de çok benimsediğimiz bir çörek türü haline gelmiş durumda. Hristiyanların kutladığı en eski ve en önemli bayram olması sebebiyle büyük bir tarihe sahip olan Paskalya Bayramı’nda çeşitli etkinliklere mutlaka Paskalya çöreği de eşlik ediyor. Ben de bu hafta içinde büyüdüğüm şehirde öğrenerek çok sevdiğim, hem tatlı hem tuzlu şekilde yapabileceğiniz yumuşacık bir Paskalya çöreği tarifiyle geldim.

Hatay’da büyüdüğüm zamanlarda farklı kültürlerin ve dinlerin ne kadar iç içe olabildiğini Paskalya çörekleri sayesinde anlamıştım. Çok kültürlü bir şehrin içinde yaşıyorsanız birbirinizden esinlenmemeniz pek mümkün değil. Hele ki mutfak kültürünün mutlaka benzer izler taşıdığını kabul etmek gerek. Çok fazla azınlığın yaşadığı Osmanlı döneminde Hristiyan ailelerin, Paskalya ve yortularda yaparak komşularına getirdiği Paskalya çöreği de bu sebeple çok yaygınlaşmıştı. Paskalya çöreği, Paskalya bayramının Hristiyanlar için diriliş bayramı olması ve bahar döneminde doğanın yeniden doğduğu bir dönemde kutlanması sebebiyle yapılıyor. Aslında ekmeğe benzetebileceğiniz bu çörek, bizim ülkemizde damak tadına daha uygun hale getirilmiş. Başka ülkelere göre yapımında ufak bir farklılık bulunan çöreğin bu kadar etkileyici olmasının sırrı ise aslında içine kattığımız mahlepin verdiği tattır.

Şimdi her fırında çok rahatlıkla bulabileceğiniz bu çöreğin püf noktalarından da bahsedelim. Hamuru yoğurduktan sonra bezeleri hazırlayıp her bezeyi üç parçaya bölmeniz gerekiyor. Paskalya çöreğini örgü şeklinde hazırlamak görüntüsünü eşsiz kılan bir gelenektir. Hamurunuzu çekiştirmeden ancak mümkün olduğunca sıkı örmeye çalışın. Ayrıca mayalandırmak için unlu bir tezgah yerine yağlı bir tezgahta bekletmeniz lezzetini daha iyi hale getirecektir. En önemli püf noktası ise içine koyacağınız unu ve mahlebi mutlaka eleyerek eklemeniz gerekiyor. Hamurunuzu çok iyi yoğurmayı da unutmayın. Tatlı ya da tuzlu olacak şekilde de tatlandırabileceğiniz hamurun tuzlu versiyonunu yapmak isterseniz peynirli ya da patatesli harç hazırlayarak içine ekleyebilirsiniz.

Bambaşka bir kültürün yansıması olduğu halde çok sevdiğimiz Paskalya çöreklerini evde kolaylıkla yapmanız için tarifi aşağıya bırakıyorum. Taze taze yapıp siz de sevdiklerinize servis edebilirsiniz. Şimdiden deneyenlere afiyet olsun. Sorularınız ve merak ettikleriniz için Instagram hesabım olan @cheffyildiz’dan bana ulaşabilirsiniz.

Malzemeler:

500 gram un

50 gram pudra şekeri

100 mililitre sıvı yağ

18 gram yaş maya

Yazının Devamını Oku

Kurabiye canavarlarına özel tarif: Damla çikolatalı kurabiye

9 Ekim 2020
Kurabiye hamurları hem tatlı, hem de tuzlu yapılarıyla genel olarak aynı temeller üzerinden hazırlanıyor. Lezzetini benzersiz hale getiren ve ağızda dağılan yapısını sağlamak içinse birkaç küçük püf noktasına dikkat etmek gerekiyor. Bu hafta size kurabiye sevenlere özel bir tarifi sunmaktan büyük keyif duyuyorum. Bu tarifin kurabiyeler arasında favoriniz olacağına çok eminim.

Mükemmel bir kurabiye için atlanmaması gereken bazı ipuçları bulunuyor tabii. Örneğin; “Margarin mi yoksa tereyağı mı kullanmalıyım?” diye düşünüyorsanız elinizdeki margarini hemen yerine bırakmanızı tavsiye ederim. Hatta margarini mümkünse mutfakta çok kullanmamanızı dahi önerebilirim.

Özellikle kurabiye hamurlarındaki o kıtırlığı ve ağızda dağılmasını tereyağı sağlıyor. Güzelce kabarması için mutlaka kabartma tozu kullanmak ve içini bol malzemelerle süslemek de büyük önem taşıyor. Hamurunuzun daha lezzetli olmasını sağlamak için de mutlaka katlama usulüyle yoğurmanız gerekiyor. Pişirmeden önce hamuru bir yarım saat kadar buzdolabında bekletirseniz beş çaylarınız için daha şahane kurabiyeler elde edebilirsiniz.

Kurabiyelerle ilgili temel adımları ve püf noktalarını öğrendikten sonra tarif detaylarına geçebiliriz. Kokusuyla dahi sizi mutlu edecek damla çikolatalı kurabiyenin içine ben biraz da granül kahve kattım. Çikolatayla birbirlerine çok yakıştıklarını düşünüyorum. Ağızda dağılan şahane lezzetli bir kurabiye ortaya çıktı. Şimdiden deneyenlere afiyet olsun. Sorularınız ve merak ettikleriniz için Instagram hesabım olan @cheffyildiz'dan bana ulaşabilirsiniz.

Malzemeler:

3,5 su bardağı un

220 gram tereyağı

Yarım su bardağı şeker

1,5 su bardağı öğütülmüş ceviz

Yazının Devamını Oku