Yavuz Bingöl çok ‘insani’

ÜNLÜ orkestra şeflerinden Herbert Von Karajan Berlin’de Hitler döneminde düzenlenen kültür etkinliğinde konser veriyor.

Felsefenin ünlü isimlerinden Heidegger, Hitler’in yakın çevresinde, ünlü kompozitör Wagner gibi Hitler hayranı.
Sadece Almanları değil, Avrupa’da da yazar, çizer ve diğer sanatçıları kendi çevresinde toplamak için özel çaba harcayan Hitler, Avrupa Yazarlar Birliği’ni ele geçiriyor. Sanatçılarla toplumu etkileme peşinde, amacına da ulaşıyor, bu birlik üzerinden “Yeni Avrupa” ona övgüler döşeniyor.
Osmanlı padişahları farklı değil. Padişahlar özellikle tarihçileri iyi besliyor, kendi döneminin övgüyle yazılması için. Kendisine karşı çıkan yazarları, sanatçıları sürgüne gönderse de, sürgünde onları yine de besliyor. “Sanatçıdır, yazardır, günün birinde lazım olur” duygusuyla.


HEPSİ ÇÖPE


Yavuz Bingöl gaz kapsülü ile öldürülen Berkin Elvan’ın annesini Erdoğan’ın yuhalatmasını rövanş olarak görüyor, “insani” diye yorumluyor. Hukukun yerlerde sürünmesi, keyfilik, yolsuzluk iddiaları, işten atmalar, medyaya baskı, maden ve inşaat işçisi ölümlerinde rekorlar, “insani”.
Bu muhteşem gözleminden sonra, Yavuz Bingöl’ün hiçbir türküsünü dinlemeyeceğim, filmini izlemeyeceğim, konserine gitmeyeceğim, bendeki CD’lerini de çöpe atıyorum, “insani” duyguyla.


İZLERİM


Bununla birlikte, Yavuz Bingöl’ü izlemeye devam edeceğim. Örneğin, bir bakanlığın ya da AKP’li bir belediyenin düzenlediği hangi konsere katılacak?
Hangi devlet kurumunun reklam filminde rol alacak? İktidara yakın hangi kanalda dizinin ana karakteri olacak, izleyeceğim, onu ve benzerlerini “insani” merak nedeniyle.

Son çıkmaz: RTÜK

-CHP kontenjanından seçilen RTÜK’teki iki üyeye tehdit, üyeliklerinin düşürülmesi için oylama var. RTÜK, radyo ve TV yayınlarını belli ilkelere göre denetleyen kurum.
Bir kanalda Atatürk’e hakaret ediliyor, buna rağmen RTÜK ceza kesmiyor, çünkü yandaş kanal. Olay medyaya yansıyor. Sen misin yansıtan, kanalın şikâyeti üzerine, RTÜK tarihinde bir ilk, Üst Kurul Atatürk’e hakarete ceza verilmeyişini medyaya yansıtmakla suçladığı iki CHP’linin üyeliğine son vermek istiyor. RTÜK’te beş AKP, iki CHP, bir MHP, bir HDP’den gelen üye var.
-Üyeliğin düşürülmesi için gizliliğin ihlali gerek. Gizlilik RTÜK Yasası’nda iki biçimde. Ya belgenin üstünde “gizli damgası olacak, üye buna rağmen açıklayacak” (RTÜK Yasası, madde 38/4) ya da “görüşmelerde gizlilik kararı alınmış olacak” (aynı yasa, madde 40/7).
-Atatürk’e hakaretin cezasız kalmasına ilişkin görüşmelerde gizlilik kararı yok. “Gizli” damgalı bir belge zaten yok.
-Kaldı ki, üyelerin görüşleri RTÜK sitesinde yayınlanıyor, gizli tarafı yok.
-Deniz Feneri davasında yolsuzluk iddiasıyla bir ara hapse giren Zahid Akman’ın RTÜK üyeliğinin düşürülmesi üç kez öneriliyor, gündeme bile alınmıyor.
-Buna karşılık, CHP’den gelen Süleyman Demirkan ile Ali Öztunç’un üyeliklerini AKP’li üyeler oylamayla düşürürse, CHP RTÜK’ten üyelerini çekecek, MHP ve HDP de buna katılabilir. Böylece birer birer çöken demokratik kurumlara bir halka daha eklenecek. Sonrası RTÜK çıkmazı, yeni kriz.

Önce Türkçeyi öğret


-UZUN araştırmalara gerek yok. Yarışma programlarına, pek çok konuşmacının Türkçesine bakmak yetiyor. Son karara göre, Osmanlı Türkçesi zorunlu ders oluyor. Osmanlıcılık hülyasında yeni perde.
Pek çok ülke dalga geçiyor, Davutoğlu Osmanlı hayali ile yatıyor, o özlemle tutuşuyor, Kafkaslar, Ortadoğu, Balkanlar, ah, nerede o günler. Hiç olmazsa, hayallerde yaşatmak için Osmanlı Türkçesi zorunlu ders. “Siz bizim hayallerimize bile erişemezsiniz”. Doğru, bunlar akıl ve mantıkla uyuşmuyor.

Haber Yorumlarını Göster
Haber Yorumlarını Gizle
X

IŞİD aniden buharlaştı

“SURİYE’deki bütün gruplar, etnik, mezhep, dini ayrım gözetmeksizin Türkiye’nin dostudur.”

24 Temmuz 2013, Davutoğlu o sırada Dışişleri Bakanı, onun bu sözleri üzerine CHP Meclis Araştırması istiyor, IŞİD bağlantısıyla.

12 ve 17 Haziran 2014’te Hasip Kaplan Meclis kürsüsünden bir genelge okuyor: “... El Nusra’ya bağlı mücahitlerin Hatay sınırlarından Suriye’ye geçişlerinde istihbarat görevlilerine gerekli desteğin sağlanarak güvenliklerine ve konunun gizliliğine riayet önem arz etmektedir. Mücahitlerin Suriye’ye geçişlerinde Hatay stratejik konumdadır. İslamcı guruplara lojistik desteğin arttırılması, yaralıların tedavisi ağırlık olarak buradan yapılacaktır.”

Kaplan’ın okuduğu bu genelgenin altında, o sırada İçişleri Bakanı olan Muammer Güler’in imzası var. CHP bu genelgeye dayanarak Türkiye-IŞİD bağlantısıyla Meclis araştırması istiyor.

161 GİRİŞİM

Yazının Devamını Oku

Kasım ya da bahara doğru

HDP dört, MHP de dört bakanlık alacak; eğer koalisyon kurulamaz ve erken seçim kararını Tayyip Erdoğan alırsa.
HDP’yi bu tür bir hükümetin dışında tutmak amacıyla, erken seçim kararını Erdoğan değil, Meclis alacak ve “AKP azınlık hükümeti tercihi” öne çıkacak. Azınlık ya da çoğunluk, hükümete güvenoyu için 276 şart değil, oylamaya katılanların çoğunluğunun hükümete olumlu oy vermesi güvenoyuna yetiyor. 276, hükümeti düşürmek için şart.
Örneğin, bazı muhalefet milletvekilleri güven oylamasına katılmaz, “AKP azınlık hükümeti” de, çoğunluk oylarıyla güvenoyu almış olur, seçime kadar işbaşında kalır.
Bunların dışında bugünkü fotoğraf: AKP-CHP zayıflıyor, erken seçim ağır basıyor. AKP kulislerindeki senaryolardan birine göre, erken seçim 22 Kasım’da.
Bir başka senaryoya göre, daha ileri bir tarihe, örneğin bahara sarkabilir. Teröre karşı siyasal mücadelede HDP’yi zayıflatma projesi çerçevesinde, AKP ile MHP işbirliğinde. Arapsaçına dönen kulis bilgileri ışığında, MHP şu anda teröre karşı silahlı mücadeleden, HDP’ye karşı yürütülen politikadan memnun. AKP azınlık hükümetine dışarıdan destek vermeye hazır. “Erken seçim bahara ertelenir” senaryosunun temeli bu. O tarihe kadar terörü bitirmek, HDP’yi baraj altına itmeye çalışmak.

Erken seçim anketi

Yazının Devamını Oku

‘Hey dünya, parçalanıyoruz’

-“Toprak bütünlüğüm tehdit altında.-Siyasi bağımsızlığım tehdit altında.-Güvenliğim tehdit altında.”.Bu üç temel unsuru kapsayan NATO’nun 4. maddesine dayanarak NATO Konseyi’ni toplantıya çağırıyor.
-“Ortadoğu’nun oyun kurucusu...-Balkanlar’dan Kafkaslara kadar coğrafyanın efendisi...-Kimsenin test edemeyeceği gücün mutlak sahibi...-Dünyada ne olursa, herkesin fikrini sorduğu ‘Asrın Lideri’ önderliğindeki” Türkiye’nin haline bakın. PKK ve IŞİD, iki terör örgütünün saldırısı karşısında, “Bizi parçalıyorlar” diyerek NATO’dan yardım bekliyor. Tam skandal.

LİDER PERİŞAN

“Kurtar beni NATO” feryatlarını içeren başvuruyu biz yapıyoruz, başka bir ülke değil. Başkaları bizim için böyle bir tehdit görmezken, AKP hükümeti “yandım Allah” diye, soluğu Brüksel’de alıyor. Parçalanma tehdidi altında olduğunu dünyaya ilan ediyor. Basiretten uzak bir başvuru.
Ya da gerçekten parçalanma ile karşı karşıyayız.“Hariciye Vekili”ni geçiyorum, “Hariciye Vekaleti”nde hiç mi deneyli müsteşar, müsteşar yardımcısı, umum müdür, NATO işlerinden sorumlu bir sefir-i kebir ya da benzeri kalmadı, hükümeti uyaracak kimse yok mu?

Yazının Devamını Oku

Bahçeli’den su taşıma nedeni

29 Mayıs 2015, Devlet Bahçeli Erzincan mitinginde Tayyip Erdoğan’a en ağır konuşmalarından birini yapıyor. O sözleri aktarmak bile suç. İnanılmaz hakaretlerle dolu bir konuşma.
Erdoğan ile Bahçeli sık sık, fena atışıyor. Bahçeli yolsuzluk suçlamalarını ağır dille sürdürürken, Erdoğan “Bahçeli konuşurken çocuklarınızı TV’den uzak tutun” diye alay ediyor. Son olarak “Uygur Türkleri” tartışması ya da Erdoğan koalisyon için liderlerle görüşeceğini söylüyor, Bahçeli, “Koalisyon onu ilgilendirmez, ben onunla görüşmem” tepkisinde. Temel demokratik kavramlarda anlaşmazlık içeren gergin, onulmaz siyasal atışma. Karşılıklı örneği çok.

‘DURUM BAŞKA’

Bununla birlikte, önceki gün Meclis Başkanlık Divanı, Saray’a çıkıyor AKP ve MHP’den üyelerle, CHP ve HDP katılmıyor.
CHP ve HDP Saray’ı boykotta, onca sürtüşmeye rağmen MHP’liler Saray’da, herkes şaşkın. Bahçeli arkadaşlarına gerekçeyi açıklıyor:“Yurtdışı geziler için Cumhurbaşkanlığı’ndan MHP milletvekili istediklerinde izin vermiyorum ama, şimdi durum başka.”

Yazının Devamını Oku

Kendi 13 yılına bomba

ARADA doksan kilometrelik Arapların elinde tuttuğu bölge var. Türkiye-Suriye sınırında o doksan kilometreyi de PYD (PKK) ele geçirdiğinde, Habur’dan Hatay’a kadar Kürt Bölgesi. Hatay’a geldiğimizde bu kez sınırın öte yakasında IŞİD var, Suriye aradan çıkıyor, IŞİD ve PKK yeni sınır komşularımız. Biz şimdi yeni komşularımızla savaşıyoruz. Amerika’dan icazet alarak. Daha önce Suriye sınırında ne PYD var, ne IŞİD. Bunların varlığı son on üç yılda izlenen dış politikanın sonucu. Esad’a düşmanlık, Irak’la bazen mayhoş, genellikle gergin, geldiğimiz yer Türkiye-Suriye sınırının fiilen yok olması.

‘İÇ MESELEMİZ’

Sen “Suriye bizim iç meselemiz” diye davul çalıyorsun, bu durumda şimdi iç meseleni bombalıyorsun, aynı zamanda iktidarda bulunduğun on üç yılına bomba atıyorsun. On üç yıllık iktidarın, attığın her bomba ile iflasını ilan ediyor. Sadece IŞİD’i bombalayarak değil;
Kandil’i bombalayarak en büyük iddian olan çözüm sürecini bombalıyorsun. Yıllarca ağzından düşürmediğin, çok büyük hırsla sarıldığın, devletin bütün kurumlarını seferber ettiğin, “Adım tarihe altın harflerle geçecek” diye üzerine titrediğin çözüm süreci bir gece yarısı F-16 sortileriyle tarihe gömülüyor.
Çözüm sürecinde öyle hassassın ki, İmralı görüşmelerinde bir tutanak yayınlanınca, sürece gölge düşer kaygısıyla, “Batsın sizin gazeteciliğiniz” diye dünyayı ayağa kaldırıyorsun. Şimdi vurun Kandil’i, hangi İmralı, hangi ateşkes. On üç yıl az gidiyoruz, uz gidiyoruz, bombalı günlere dönüyoruz.

Yazının Devamını Oku

IŞİD cinnet istatistikleri

- İçki içene: 80 kamçı.- Hırsızlık yapana: Kol kesmek.- Eşcinsel ilişki: İki erkek için de ölüm.- Tanrıya inançsızlık: Ölüm.Bunlar kendi içine dönük IŞİD cezaları. Kendi dışında da geçerli ama daha çok iç disiplini sağlamaya dönük kurallar.
Kendi içinden ve dışından, kılıçla kafa kesme cezasına ek olarak, başka usulleri var. İnsanları bir arabaya koyup bombayla havaya uçurmak, demir kafese kilitleyip boğulmak üzere suya atmak gibi. Bu vahşet Dicle ve Fırat kıyılarında, ilk çağda uygarlığın başladığı bölgelerde yaşanıyor. İslam devleti adına.

7681


IŞİD sitesinde geçen yılın dökümünü yayınlıyor, “7681” başlığı altında. 7681 her türlü cinayet, saldırı, terör eylemlerini içeriyor. Bir arkadaşımın Arapçadan yaptığı çeviri vahşetin, cinnetin, insanlık dışı her türlü saldırının istatistiğini veriyor, doğrudan IŞİD sitesinden:
- Bombalı 615 saldırı, 78’i canlı bomba, 537’si uzaktan kumanda ile.- 160 saldırı dinamitle.- 14 saldırı uzaktan kumandalı motosikletle.- 4465 saldırı farklı bomba türleriyle.- 336 binanın yerle bir edilmesi çeşitli silahlarla.- 1083 cinayet yakarak ya da kılıçla.- 607 saldırı topla.- 1015 saldırı binalara ve arabalara yangın bombasıyla.- 30 saldırı belli kontrol noktalarına, karakollara.- 1047 saldırı attığını vuran nişancılarla.


Yazının Devamını Oku

İdlip komşuluğu: Felaket

‘‘APOKALİPTİK kavgaya karşı son savaşı İdlip’te vereceğiz”. IŞİD’in en büyük iddiası bu.
Apokaliptik: Kıyamet kopacak, sağ kalanlar yeni bir hayata başlayacak. Devamındaki iddia, savaş kıyamete kadar bitmeyecek. Kiminle savaş? “Küffar ile”, Müslüman olmayanlarla, gâvurlarla, kâfirlerle.
Neden İdlip’te? IŞİD’e göre, “Romalılar Müslümanları vaktiyle İdlip’te katletti, Müslümanların intikamını biz de İdlip’te alacağız”.
IŞİD bu inanç doğrultusunda İdlip’i ele geçirmek için var gücüyle savaşıyor, dört ay önce amacına ulaşıyor, İdlip IŞİD’in kontrolüne geçiyor.

HATAY

Bu ideoloji IŞİD açısından onun Türkiye’deki varlığını açıklıyor. İdlip Suriye’nin kuzeybatısında bir kent, Hatay’a komşu. Kıyamete kadar burada kalacaklarmış, kıyamete kadar bizim komşumuz(!).

Yazının Devamını Oku

IŞİD cirit atıyor

‘‘KOBANİ’yi yeniden inşa edeceğiz” pankartı Ankara’nın en işlek caddelerinden Kızılay Yüksel Caddesi’nde, gençler stant açmış, “20 Temmuz’da Kobani’deyiz”, Kobani’nin geçen yıl IŞİD’den temizlendiği gün. Onun yıldönümünde her gruptan genç Kobani’ye gitmek için bir aydır hazırlık yapıyor. Dünya âlem gençlerin 20 Temmuz’da Suruç’ta olacağını biliyor. Bu arada IŞİD de. Güvenlik ve istihbarat nerede? Urfa Valiliği dün toplantıları vs yasaklıyor, gülünç ve hazin.
IŞİD tehlikesini dile getirenlere “hain, işbirlikçi” suçlaması. Dış basın aylardır Türkiye-IŞİD tehlikesini yazıyor, bu yüzden turizmde iptaller birbirini izliyor, bunu yazanlara “eyyy” diye başlayan “alçak, namussuz” hakaretleri, “Güçlü Türkiye istemiyorlar” aldatmacaları.
İçeride ve dışarıda, ne zaman, kim uyarırsa, o suçlu. Kemal Kılıçdaroğlu “IŞİD temizliği için işbirliği” önerdiğinde, Davutoğlu parlak zekâsını gösteriyor, “Kılıçdaroğlu’nun aklına ihtiyacımız yok”. Senin kimseye ihtiyacın yok, al işte ağabeyinle birlikte yönettiğiniz Türkiye.

‘İÇ MESELE’

Dışişleri Bakanı iken Davutoğlu NTV’de IŞİD’i anlatıyor:

Yazının Devamını Oku

11 marina G-20’ye gidiyor

BOĞAZ’a on bir marina yapılmasıyla ilgili proje insanları ayağa kaldırıyor.

Can ve mal güvenliğinin tehdit altına girmesi, kirlilik, Boğaz’dan her yıl geçen 55 bin geminin yaratacağı tehlikeler toplumu harekete geçiriyor, örgütlü toplumsal mücadele dalga dalga yayılıyor.
Resmi yazışmalara göre: Kısa vadede Bebek, Beykoz, Kuruçeşme, Paşabahçe koylarında yapılması planlanan tekne parkların gelecek yıl işletmeye açılması öngörülüyor. Orta vadede Arnavutköy, Çengelköy, Çubuklu, Kanlıca var.

HÜKÜMET ELİ


Tekne parkların adresi İstanbul Büyükşehir Belediyesi. Ancak, arkasında hükümet var, Tayyip Erdoğan’ın Başbakanlığı dönemi. 10.11.2014 tarihli İSPARK yazısında şöyle deniyor: “Tekne parklara ait plan teklifleri Başbakanımızın başkanlığında Milli Savunma, Çevre ve Şehircilik, Ulaştırma-Denizcilik, Enerji, Turizm ve Kültür, Orman ve Su İşleri ile Tarım Bakanlığı tarafından ve Boğaziçi İmar Yüksek Koordinasyon Kurulunun 14.10.2010 tarihli yazısıyla onaylanmıştır”. 2010’da Başbakan Erdoğan.
Aynı yazıda İstanbul Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğü’nün 09.12.2011 tarihli raporunda “ÇED gerekli değildir” yolunda bir belge verdiği belirtiliyor.
O tarihte onaylanan proje şimdi yürürlüğe girmek üzere.


Yazının Devamını Oku

‘Cevap’ ve karar

ZİRAAT Bankası 29 Mart tarihli yazıma “cevap ve düzeltme” gönderiyor, o “düzeltme” önceki gün “mahkeme kararı ile” yayınlanmak zorunda. Karar garip:
-Benim yazım CHP milletvekili Sezgin Tanrıkulu’nun Tarım Bakanı Mehdi Eker’e verdiği bir soru önergesi. Ben o ö-ner-ge-de yer alan iddia ve soruları aktarıyorum, ek yapmadan.
-Önerge “Sayıştay Denetim Raporu’ndaki tespitlere göre” diye başlıyor. Ben de zaten yazımda birkaç kez, “Ben yazmıyorum, Sayıştay Raporu’ndaki iddialara göre” diye vurguluyorum.
-Sayıştay Raporu’nun doğruluğu yanlışlığı Bakan-Sayıştay-Ziraat Bankası arasında, benimle ilgisi yok.
-Yazıyı yazdığım
29 Mart tarihinde Bakan Eker o önergeye yanıt vermiş değil. Orada da kusur ya da kasıt yok.
-Şimdi sıkı durun, Bakan Eker Tanrıkulu’nun marttaki önergesine 6 Haziran’da yanıt veriyor,

Yazının Devamını Oku

T.C. Ziraat Bankası Genel Müdürlüğü’nden CEVAP VE DÜZELTME

Gazetenizin 29.03.2015 tarihli nüshasında köşe yazarı Yalçın Doğan imzasıyla yer alan; “Gönlü gani: Ölülere yardım” başlıklı köşe yazısı, kamuoyunda yanlış anlamaya neden olacak nitelikte olup, gerçek durumu da yansıtmamaktadır. Bankamızın itibarını sarsıcı nitelikteki haber nedeniyle aşağıdaki açıklamaların yapılması gereği hasıl olmuştur.
Öncelikle belirtmek gerekir ki; 29.03.2015 tarihinde yayınlanan köşe yazısında, Sayıştay raporuna atıf yapılmak suretiyle isimleri Ziraat Bankası kayıtlarında olan ancak hayatta olmayan çiftçilere kredi verildiği, hatta 90-104 yaş arasında on bin yüz çiftçi ile 85-89 yaş arasında kırk üç bin elli dokuz çiftçinin de krediden yararlandığı, ölenlerin TC kimlik numaralan kullanılarak dilekçe verildiği, dilekçelerin ölümden sonraki tarihleri içerdiği iddiaları tamamen gerçek dışıdır.
Haberde ölen kişilere kredi verildiği belirtilmekte ise de, bu durum gerçeği yansıtmamaktadır.
T.C. Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı 2013 yılı Sayıştay Denetim Raporu’nun habere konu edilen maddesinin kredi kullandırımına değil, tarımsal destekleme ödemelerine ilişkin olduğu öğrenilmiştir. Destekleme ödemeleri, tarımsal üretimin desteklenmesi amacıyla anılan Bakanlık tarafından gerçekleştirilen ve kimlere destekleme ödemesi yapılacağı Bakanlık tarafından ismen belirlenen birer ödeme niteliğindedir.
Destekleme ödemelerinde Bankamızın görevi, ilgili Bakanlar Kurulu kararları dahilinde, T.C. Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı’nın kendi mevzuatına göre ve alınan Bakanlar Kurulu kararlarına göre gerçekleştirilen destekleme ödemelerine aracılık hizmeti sunmaktan ibaret olup, her şeyden önce haberde belirtildiği gibi vefat etmiş üreticilere kredi kullandırımı yoktur.
Bankamıza ilişkin denetim raporlarında bankamızla ilgili herhangi bir olumsuz tespite yer verilmediği gibi, destekleme ödemesi yapılmak üzere bankamıza gönderilen bir kısım ödemenin, kayıtlarımızda vefat ettiğine dair bilgisi bulunması sebebiyle ödenmediği belirtilerek bankamızın destekleme ödemelerinde ifa ettiği göreve ilişkin hassasiyeti de vurgulanmıştır.
Tüm bu gerçeklere rağmen, yazarın köşesinde yer verilen haber yorumda yer alan başlık ve içerikte, gerçek dışı iddia ve mesnetsiz yorumlara yer verilerek bankamızın ticari itibarı zedelenmiştir.

Yazının Devamını Oku

Koalisyonu o istemiyor

SADECE CHP’liler değil, AKP’nin önde gelenleri de Tayyip Erdoğan’ın konuşmasını şaşkınlıkla izliyor. Koalisyon görüşmeleri başlamış, aynı akşam Hazret durup dururken ateş püskürüyor: “Üçüncü havaalanı, üçüncü köprüyü durdurmaya kalkarlarsa, karşılarında beni bulurlar”. Görüşmede ne köprü, ne havaalanı, ne de madde bazında bir konu var. Kel alaka?
HDP ile yapılan mutabakat gibi. Hükümet ile HDP çözüm sürecinde anlaşmaya varıyor, TV’ler canlı yayında, iki saat geçmeden Hazret “Kürt sorunu yok, mutabakat da yok” deyip, süreci iflas ettiriyor.
Şimdi yine aynı. Üslubu ve yaklaşımı ile Davutoğlu bir koalisyon kurulmasını istiyor, CHP ya da MHP ile. Erdoğan istemiyor. Onun derdi erken seçim.

GÜVEN


Yazının Devamını Oku

Boğaziçi’nde yüzyılın cinayeti

CİNAYETİ planlayan, her geçen gün Boğaziçi’ni baştan başa cinayet aletleriyle tarayan, cinayet yerlerini belirleyen, on binlerce İstanbullunun hayat hakkını eline geçirmeye çalışan İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB). Oyalama oyunlarıyla, bir öyle, bir böyle İBB’ye yardıma yeltenen bir belediye daha var, CHP’li Beşiktaş Belediyesi.
İstanbul’da kara bitti, Kadir Topbaş denize inmeye çabalıyor, 2007’den bu yana bir projeyi adım adım uyguluyor:
Boğaziçi’nin iki kıyısında Kuruçeşme, Bebek, İstinye, Tarabya, Çengelköy, Anadoluhisarı, Paşabahçe, Beykoz koylarına on bir marina inşa etmek. Kıyı boyunca beş bin tekne. Bunlar için karada otopark. İstinye ve Tarabya, işletme belgesi olmadan, açılmış bulunuyor.

AYKIRILIK ZİNCİRİ

İBB’nin (AKP) kimlere hizmet verdiği ortada. On binlerce İstanbulluyu gözden çıkararak, bir avuç tekne sahibine hizmet vererek, 150 milyon lira gelir uğruna akıl almaz proje:

Yazının Devamını Oku

Darbe liderine ‘Hayır’ dedi

DÜNYA çapındaki Time dergisinin o hafta kapağı “Dünyanın en zengin elli generali”, dergi elli general arasında önceki gün hayatını kaybeden 12 Eylül’ün darbecilerinden Hava Kuvvetleri Komutanı Tahsin Şahinkaya’yı da gösteriyor.

12 Eylül tüm şiddetiyle esip savuruyor, dergiden alıntı yapmak imkânsız, derginin haberi Türkiye’de yine de yayılıyor.

1982 Anayasası kabul edilmiş, Evren Cumhurbaşkanı. O gün İstanbul Florya’da. Şahinkaya, Evren’e geliyor, görüşme sonrasında Evren Cumhurbaşkanlığı Basın Danışmanı Ali Baransel’i çağırıyor:

“Şahinkaya kendisiyle ilgili iddialara açıklama yazdı, onu Cumhurbaşkanlığı Basın Danışmanlığı olarak biz açıklayalım, al, metin burada”.

Baransel duraklıyor, Evren fark ediyor: “Ne oldu?”. Baransel kararlı ses tonuyla:

“Cumhurbaşkanı’nın yetkileri Anayasa’da belli, basın danışmanlığının görevleri de yönetmelikte belli, bu açıklama o sınırları aşıyor, Cumhurbaşkanlığı ile ilgili değil, bu kapıyı açarsak, Cumhurbaşkanlığı zarar görür”.

Darbenin liderine böyle çıkış yapmak yürek ister. Baransel bunu yapıyor, Evren geri adım atıyor, “Ama ben Şahinkaya Paşa’ya söz verdim”. Baransel fırsatı kaçırmıyor, “Anadolu Ajansı’na gönderin, o zaman her gazeteye nasıl olsa ulaşır”.

Açıklama A.A.’ya gönderiliyor, birkaç gün sonra Evren, Baransel’e: “Kırk yıllık arkadaşımla beni küstürdün ama doğrusunu yaptın”.

Yazının Devamını Oku

Devlet ve 30 ve 31’inci Encü

KOBANİ’ye IŞİD’in son saldırısında ağır yaralanıyor, götürüldüğü hastanede ölüyor YPG militanı Cemil Encü. Ailesi sınır kapısından alıyor, Urfa Adli Tıp Kurumu’na götürüyor. Otopsi sonrasında kalabalık bir kitle cenazeyi Roboski’ye götürüyor. Roboski, 28 Aralık 2011 de Türk savaş uçakları tarafından bombalanarak öldürülen 34 kişinin köyü. Cemil Encü de Roboski’de, öldürülen 34 kişinin yanına gömülüyor.
Cemil Encü 30’uncu Encü. 31’inci Encü ise, Ferhat Encü. İki gün önce sınırda askerlerin, bazı gazetecilerle birlikte darp ettikleri HDP Şırnak Milletvekili. Aynı kökten gelen Cemil Encü’nün nasıl öldüğünü araştırmak için orada. Ancak, o bölgede araştırmak pek kolay değil, karşıda devlet var, devleti temsilen jandarma. Araştırmaya geçit yok, itiş, kakış, gaz bombası, tartaklama. Oysa, o milletvekili.


FARKLI GRUPLAR

Roboski’den Cemil Encü gibi yüzlerce kişi Kobani’ye gidiyor, kentin savunmasına katılıyor. Kamyonlar dolusu yardım malzemesi ile birlikte. Sadece Kürtler değil, Türk solundan Kobani’de savaşa katılan ve ölenler var.

Yazının Devamını Oku

Muhteşem isyan

BEŞ yıl üst üste para veriyor Alman ve Fransız bankaları ekonomik kriz yaşayan Yunanistan’a. Yunanistan bütçe açığı veriyor, açığı kapatmak için borç alıyor. Borcunu ödemek için tasarruf etmesi gerek. Harcamalarını kısacak, borcunu ödeyecek. Kemer sıkma politikası.Nasıl kısacak harcamalarını? Yatırımları kesecek, ücretleri donduracak, emekli aylıkları artışında frene basacak. Gelirlerini arttırmak için de özelleştirmeleri hızlandıracak. Bunlar bankaların ültimatomu.
Yunanistan kemer sıkıyor, sonucu vahim, milli gelir düşüyor, üretilen malları satın alacak güç yok, işsizlik artıyor. Kriz daha derinleşiyor. Borcunu ödeyemiyor. Yeniden borç para gerek. Ayrıca, birikmiş borçların ertelenmesi gerek.
Ama bankalar bastırıyor: “Erteleme yok, kemer sıkmaya devem edersen, borç veririz”. Oysa ortada, kemer sıktıkça, milli gelir düşüyor, işsizlik artıyor, borç ödemek iyice imkânsız hale geliyor. Kısırdöngü, içinden çıkılmaz durum.
Çipras bu aşamada iktidara geliyor, halkına söz veriyor, “Kemer sıkmak yok”.


SAVAŞ HARİCİNDE

Yazının Devamını Oku

Hillary yolun açık olsun

VARAN bir: 2012 Eylül, Bingazi’deki (Libya) Amerikan konsolosluğuna saldırı, bina yanıyor, konsolos dahil, dört Amerikalı diplomat öldürülüyor.
O sırada Dışişleri Bakanı Hillary Clinton, saldırı nedeniyle hâlâ eleştiriliyor. “Güvenlik yeterli değildi, istihbarat zayıftı”. Clinton açıklama yapıyor, “Saldırı planlı değil, Amerika’daki bir İslam karşıtı video protestosu saldırıya dönüştü”. Sonradan saldırının planlı olduğu ortaya çıkıyor. Bugün Hillary suçlanıyor, “Hatasını gizledi, kamuoyunu yanılttı”.
Varan iki: Hillary Clinton Dışişleri Bakanı iken bakanlığın değil, kendi özel e-mail adresini, ayrıca, kendi evindeki özel server’ı kullanıyor. Yani yazdığı ve aldığı e-mail’leri bulmak güç. Bugün eleştiriliyor: “Bazı yazışmaları saklıyor”. Bunun üzerine Hillary elli bin sayfa tutan resmi konulara ilişkin e-mail listesini bakanlığa gönderiyor. Eleştiri sürüyor: “Hepsini gönderdi mi, sildikleri var mı?” Oysa, eski Bakan Powell ve şimdi Kerry hem resmi, hem özel e-mail kullanıyor.
Hillary çok gündemde, çünkü gelecek yıl yapılacak başkanlık seçiminde Demokratlar’ın en güçlü aday adayı. Herkes onu ince eleyip sık dokuyor. Demokrat Parti’de aday adayı sayısı az.
Cumhuriyetçi Parti’de on altı aday adayı var. Biri yine Bush ailesinden, bu kez küçük olan Jeb Bush, eski Florida Valisi. Aday olursa, başkanlık seçiminde Hillary’nin şansı yüksek.


Yazının Devamını Oku

‘Hücrenin Lombozundan’

“SUSTU ve seyretti dağların zirveleri/Bitirilirken insanca yaşama bağlılık/Karanlık yavaş yavaş sararken bedenleri/Anladı/Paha biçilmezdi kaybettikleri/Bu kayıtsız şartsız tutsaklık/Zulüm olmuştu artık”.
Gerçekten “paha biçilmez kaybettikleri”, idealleri, meslekleri, aileleriyle birlikte gelecekleri, özünde hayatları. Kaybedilen bir hayat daha, Balyoz’dan on sekiz yıla mahkûmiyet, sonra arkadaşları gibi beraat ve Emekli Tuğamiral Cem Aziz Çakmak dün hayatını kaybediyor. Hapishanede kanser, geç teşhis, kim bilir nasıl tedavi, kim bilir hangi aşamada hastane ve bugün o meçhule yolculuk.
Hapiste askerlerin çoğu kitap yazıyor, bir de şiir kitabı, “Hücrenin Lombozundan” Cem Aziz Çakmak yazıyor, yukarıdaki şiir o kitaptan alıntı.

İSYAN


Yazının Devamını Oku

AKP’nin arka bahçesi: Bahçeli

EĞİTİMDE 4+4+4 sistemi, türban, Meclis’te Cumhurbaşkanı seçimi gibi kritik durumlarda MHP lideri Devlet Bahçeli başrolde, AKP kurtarıcısı.

Dün dördüncü turda muhalefetten bir adaya destek vermeyerek, AKP adayı İsmet Yılmaz’ın başkan seçilmesinde oynadığı unutulmaz rol gibi.
7 Haziran seçim kampanyasında Bahçeli, Tayyip Erdoğan’ı haklı olarak “kutuplaşma ve ötekileştirme” nedeniyle topa tutuyor. Seçim sonrasında ise, sendrom halinde, kendisi HDP’yi ötekileştirme çabasında. Bu tutumuyla uzak ihtimal gerçekleşiyor, Meclis Başkanlığı’nı AKP’ye armağan ediyor.


YA O SEVİNÇ


8 Haziran sabahı Türkiye “AKP’den, dikta eğilimlerinden kurtulmanın sevincini” yaşarken, Bahçeli uzlaşmaz tavrıyla halkın yüzde altmışının sevincini kursağında bırakıyor. AKP’ye yeniden iktidar yolunu açıyor. CHP’li ya da MHP’li bir AKP koalisyonu veya erken seçim Bahçeli’nin eseri. Hesap sormaya dönük ağır nutukları, verdiği sözleri unutuyor. Ama, halk unutmayacak.
AKP’nin yolunu öylesine açıyor ki, kendisine başbakanlık öneren Kılıçdaroğlu’na bile çatmaktan geri kalmıyor, “Sen o yetkiyi kimden aldın” diyerek. Uzlaşma kültürü ve diyalog hak getire. Dün çok başka bir işaret veriyor, “Türkiye’yi namerde muhtaç etmeyiz, koalisyon konuşmaktan kaçmayız” sözüyle, AKP-MHP koalisyonuna sanki yeşil ışık yakıyor. Tam gününde, AKP adayını Meclis Başkanı seçtirdiği gün, “Ben sana CHP’den daha yakınım” mesajı.

Yazının Devamını Oku

Sarayın tamtamları

BİR Türk Nobel Barış Ödülü alıyor, “Kimyasal Silahların Yasaklanması Örgütü” Genel Direktörü Büyükelçi Ahmet Üzümcü.

Ödül örgüte verildi ise de örgütün genel direktörü bir Türk. Suriye’deki kimyasal silahların imhası nedeniyle Barış Ödülü verilirken, bir başka Türk, Tayyip Erdoğan yine Suriye için uyarılıyor, “Suriye’ye müdahaleyi aklından bile geçirme”. Nota değil, Batı basını üzerinden, “Sakın ha” uyarısı.
Bizde basının bir bölümüne bakarsanız, Suriye’ye girdik, giriyoruz, hazırlıklar tamam. Hendekler, mayınlar, toplar, aslında sınırı güvenceye alan işlemler, Suriye’ye girecek olan sınırda hendek kazmaz.
Bizimkiler hendek kazadursun, Suriye’nin kuzeyinde, Irak’ın kuzeyindeki gibi, Kürt devletinin Suriye bölümü kurulmak üzere. Orada adım adım böyle bir gelişme varken, sana kimse müdahale izni vermez.
Kaldı ki, müdahaleye hükümet, asker ve Dışişleri karşı. Hem kendi gerekçeleri var, hem karşıda oluşan blok.


KARŞI BLOK


Yazının Devamını Oku