"Vahap Munyar" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Vahap Munyar" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Vahap Munyar

O marka ceketinin cebinden nasıl çıktı

1969 yılının ilk günleri, İstanbul Park Otel... Masanın çevresinde Anadolu Holding’in kurucuları İzzet Özilhan ve Kamil Yazıcı, Özgörkey Grubu’nun kurucusu Nevzat Özgörkey ile şirketlerin üst düzey yöneticileri var. İstanbul ve İzmir’deki fabrikaları üretim aşamasına doğru yaklaşırken, marka konusunda arayışları söz konusuydu.

O marka ceketinin cebinden nasıl çıktı

Nevzat Özgörkey, İzmirlileri temsilen isim önerisini masaya koydu:

- Efes.

İzzet Özilhan da İstanbul’dan bir isim seçti:

- Topkapı.

Kamil Yazıcı, şirketlerindeki küçük ortaklarının soyadından yola çıktı:

- Kent.

O yıllarda üniversite öğrencisi olan Tuncay Özilhan, önerilen üç ismi ayrı ayrı birer küçük kağıda yazdı. Kağıtlar katlanıp, Nevzat Özgörkey’in ceketinin cebine konuldu. Çekilişi İzzet Özilhan yaptı:

- Efes.

Böylelikle üretilecek biranın markası belirlendi. Markanın belirlenmesi, 1 Şubat 1969 tarihli Hürriyet gazetesine şöyle yansıdı:

- Tümü yerli sermaye ile kurulan İstanbul Erciyas Biracılık ve Malt Sanayii ile İzmir’deki Ege Biracılık ve Malt Sanayii’nin piyasaya çıkaracağı ilk özel biraya “Efes Pilsen” adı verilmiştir.

Kamil Yazıcı, ceket cebinde çekilen kura ile markanın belirlendiği günü daha sonraki yıllarda şöyle anlattı:

- Efes’in telaffuzu kolaydı. Topkapı’nınki ise uzun. Kısmet böyle imiş. Doğrusu benim içimden de Efes geçiyordu. Ama İzzet Bey’i kırmamak için fikir beyan etmemiştim. Sonuçta İzzet Bey de Efes adını kendi eliyle çektiği için bir itirazda bulunmadı.

“Efes”in yanına “Pilsen”in nasıl eklendiği, Nevzat Özgörkey Su Vakfı için Nuri M. Çolakoğlu koordinatörlüğünde hazırlanan “Nevzat Özgörkey, Mükemmelin Peşinde Bir Ömür” kitabında şöyle anlatıldı:

- Markanın iki kelimesi de birbirleriyle aile dostlukları kuran iş ortaklarının tatil için gittikleri Karlovy Vary kaplıcaları seyahatinde doğmuştu. Kaplıca, ünlü Pilsen kasabasına 36 kilometre mesafedeydi. Aynı zamanda bir bira karışımının adı olan Pilsen, Efes’in yanına eklendi.

Kitapta Nevzat Özgörkey’in çok eski dostu Nail Özkardeş’ten aktarılan şu izlenim dikkatimi çekti:

- Nevzat Bey, alkolü hiç sevmezdi. İçerse de hatır için içerdi. Bazı dostlarımız bira fabrikalarının kuruluş zamanında bir yemekte Nevzat Bey’in de bize katılmasını istedi. Yemek sürerken “Nevzat Bey’in bugün maşallahı var, çok iyi içiyor” dedik. Sonra bir baktım ki, yanında bir saksı, Nevzatçığım içkinin büyük kısmını oraya dökmüş...

1969 yılında marka adı Özgörkey’in ceket cebinde çekilen kura ile belirlenen Efes Pilsen, zamanla büyüdü, Türkiye sınırlarını aştı. Başta Rusya olmak üzere Bağımsız Devletler Topluluğu ülkelerinde önemli atılımlar yaptı.

2011 sonbaharında İngiliz bira devi SABMiller’la 1.9 milyar dolarlık hisse takasıyla ortaklığa gitti, Rusya ve BDT ülkeleri pazarındaki çıtasını daha yukarı taşıdı...

SABMiller gibi önemli bir yabancı yatırımcıyı Türkiye’ye de çekmiş oldu...

O marka ceketinin cebinden nasıl çıktı

‘ŞİŞELEYİCİLERİN ÇOCUKLARI’

NURİ Çolakoğlu’nun koordinatörlüğünde hazırlanan “Nevzat Özgörkey, Mükemmelin Peşinde Bir Ömür” kitabında, Cemal ve Armağan Özgörkey ile ilgili şu bölüme baktım:

- Nevzat Bey, Cemal’den sonra Armağan’ı da Amerika’ya göndermeyi düşünüyordu. Hacettepe Üniversitesi’ni kazanan Armağan, tam da 12 Eylül 1980 darbesinin gerçekleştiği gün İngilizce yeterlilik sınavı için Ankara’daydı. Darbe üzerine Nevzat Bey Armağan’ı aradı, “Oğlum, sen de abin gibi git Amerika’da oku” dedi. Armağan da abisi gibi üniversite için Atlanta’ya gitti.

Özgörkey Grubu, o dönemde The Coca-Cola Company’nin Türkiye’deki şişeleme işini yürüten şirketin ortakları arasına girmişti. Cemal ve Armağan Özgörkey, Atlanta’da okuldan arta kalan zamanlarında Coca-Cola’nın şu programına katıldı:

- Sons of Bottlers (Şişeleyicilerin Çocukları)...

“Şişeleyicilerin Çocukları” programının ne olduğu kitapta şöyle anlatıldı:

- O yıllarda Coca-Cola sisteminin içinde 3-4 bin şişeleyici şirket vardı. Gelecek kuşakların ailelerinin işlerini devralacağı düşüncesiyle Coca-Cola özel program geliştirmişti. Dünyanın çeşitli yerlerinden şişeleyicilerin çocukları eğitim için bu programa alınıyor, şişe yıkama makinesinden doluma, kamyona yüklenerek servise çıkılmasına kadar işin her aşamasını yaşayarak öğreniyorlardı.

Cemal ve Armağan Özgörkey’de bu model tuttuğu anlaşılıyor. Nitekim, Coca-Cola İçecek’te küçülse de Özgörkey Grubu’nun ortaklığı sürüyor.

Acaba, 1980’lerin başında “Şişeleyicilerin Çocukları” programına katılan gençlerden kaçı ailelerinin işini sürdürebildi?

X