TL 2001 krizi sonrasının en değersiz günlerinde

Haberin Devamı

Paramızın diğer ülke paraları karşısında reel değerini gösteren 2003 yılı ortalaması 100 olan Reel Efektif Kur Endeksi ağustos ayında, 95.09’a düşerek 2003 Nisan ayından bu yana en düşük değerine geriledi. Bu durum sürpriz miydi? Hayır. Devasa bir cari açık verip bunun ülke parasının değerine yansımamasını beklemek doğru olmaz. Peki, bize rekabetçilik kazandıracak mı? Muhtemelen ‘yakıcı’ etkileri; artan maliyetler ve enflasyon, güvensizlik, döviz borçlusu şirketlere bilanço zararı gibi etkileri daha fazla olacak.
Ekonomi politikasını akıllı yöneten ülkeler, devasa ödemeler dengesi açığı vermezler; herhangi bir biçimde yüksek açık vermiş bulunanlar da, bu açığı kontrollü biçimde kapatma yoluna giderler.
Bu iki seçeneğin de dışında kalan bizim gibi ülkeler de kısa zaman dilimleri içinde sert kur artışları karşılaşırlar. Peki, Türkiye ne yaptı? Sadece en yüksek cari açık verdiği bir dönemde (2010: yüzde 6.2) faizleri aşağı çekmeyi ve cari fiyatlarla ekonomik büyümesinin bile 10 puan üzerinde kredi büyümesini ‘deva’ gören politikaları başlattı. Ne mi oldu? Cari açık yüzde 9.7’ye patladı! Dış dengenizde sorun varsa önünde sonunda bu dengesizlik kura yansıyarak denge bulur. Bu yüzden, “Dolar neden 3 TL oldu?” sorusunun yanıtı da burada.
Tek sorun şu; mevcut sorunlara ‘yangına körük’ politikalar uygulamışsanız sonuçları da kapıda ise buna uygun politikalar izlemeniz gerekir. Örneğin döviz kuru üzerinde dengesizliklerden kaynaklanan bir baskı varsa bunun üzerine ülkedeki hukuku yok ederek, belirsizlik sosu dökmemeniz gerekir.
İçinde bulunduğumuz Eylül ayında da ilave olarak yaklaşık yüzde 3’lük bir değer kaybı da hesaba katılırsa, paramız 2001 krizi sonrasının en değersiz dönemlerinden birini yaşıyor.
Yüksek dış açık veren bir ülke ekonomisinde en büyük sorun, paranın kısa süre içinde hızlı değer kaybıdır. Dış ticarette sağlayacağı rekabetçilikten çok daha büyük ekonomik hasarlara yol açar. Bu yüzden hızlı değer kaybına yol açılmaması için politika çerçeveleri buna uygun tasarlanır. Ne yazık ki Türkiye bu yoldan ilerleyen bir ülke olamadı.
Paramızdaki hızlı değer kayıpları (2009 krizi dışında) hep sert faiz artırımları ile frenlenebildi. 2006 Haziran ayında, 2011 Ekim, 2014 Ocak hep sert faiz artırımlarına sahne oldu. Ne uğruna? Faizleri yarım-bir puan düşük tutabilmek için döviz kuru üzerinde baskı biriktirilmiş oldu. Sonrasında ise hem kur, hem de faiz patladı.
İşte en yakın örnek Mayıs 2013-Ocak 2014 arasındaki 8 ayda döviz kuru artışı yüzde 30 olunca 4-5 puanlık faiz artışı kaçınılmaz hale geldi. Ocak 205-Eylül 2015 arası 8 aylık dönemdeki kur artışı da yüzde 28’de. Kurdaki sert ve kontrolsüz artışa müdahale geciktikçe faiz maliyeti de yükseliyor. Ne yazık ki; ‘gördüğümüz filmi’ yeniden seyrediyoruz.

Haberin Devamı


‘Reel Efektif Kur’ nedir?

Haberin Devamı


Bir ülke parasının değeri önce diğer paralara karşı paritesiyle yani nominal kurlara bakılarak ölçülür. Yani günlük yaşamda değişim yapılan kur değerine bakılarak yapılır. Ama ülkeler arası enflasyon farklılıkları vardır. Bu yüzden asıl ölçüm; reel kur değerine bakılarak yapılan ölçümdür. Reel kur ise nispi fiyatlardan gelen etkilerden yani enflasyondan arındırılarak bakılmasıdır. Ülkenin dış ticaretinde paydaşı olan ülkelerin dış ticaret ağırlıklarını yansıtan bir sepete göre hesaplanmasına da ‘reel efektif kur’ denilir. Reel efektif kur endeksindeki yükselişler o ülkenin parasının değerlenmesi, düşüşler ise parasının değer kaybetmesi demektir.
Reel kurun iki ana belirleyici vardır; birincisi, nominal kur değeri düşerse (örneğin 1 dolar= 3 TL değerinden 1 dolar=2.50 TL değerine gerilerse) ulusal para (TL) değerlenir, nominal kur yükselirse ulusal para değer kaybeder. İkincisi, ülkenin enflasyonu diğer ülkelerden yüksek seyrediyorsa ülkenin parası değerlenir, görece düşük seyrediyorsa ülkenin parası değer kaybeder.
Türkiye’de reel efektif kur yükselişlerinin ana sürükleyicisi; nominal döviz kurunun istikrarlı olduğu dönemlerde enflasyondur ki bu da TL’nin reel olarak değerlenmesine yol açar. Nominal kur artışlarının hızlı olduğu dönemlerde de, TL’nin reel değer kaybı belirgindir.

Haberin Devamı

TL 2001 krizi sonrasının en değersiz günlerinde



ugurses@hurriyet.com.tr

Yazarın Tüm Yazıları