Oniki Adalar'ın en renklisi: Simi adası

EGE’nin serin sularının dövdüğü kayalar, neoklasik mimarinin güneşle hayat bulduğu rengarenk evler, balık lokantaları önünde asılmış kuruyan ahtapotlar, yaz aylarında nüfusu üçe beşe katlanan, küçük limanından feribotun eksik olmadığı Simi, Oniki adaların belki de en çekicisi.

Haberin Devamı

Simililere göre “Tanrıların susadığı” bu ada, yaz aylarında artan turist sayısı ile ekonomik anlamda hareketlense de diğer zamanlarda sadece Ege Denizi’nde yelken açanların durak noktası. Şaka bir yana, Ege adalarının en kayalık ve susuz adalarından biri burası ve adaya suyun Rodos adasından tankerle getirilip depolandığını söylüyorlar.

Oniki Adaların en renklisi: Simi adası

BİRBİRLERİNİ SELAMLIYORLAR

Simi adasına özellikle yaz aylarında giden feribotların bazıları önce adanın doğusunda bulunan Panormitis Manastırı’na uğruyor. Genelde Rodos adasından başlayan yolculukta çok güzel bir deniz seyahati sizi bekliyor. Panormitis’in kurulu olduğu küçük, sakin koya giren gemiler manastırı düdük çalarak, manastır da onları kuledeki çanı çalarak selamlıyor. Ne kadar sakin bir yer burası diye düşünürken ardı ardın gelen turist gemileriyle bir anda manastırın avlusundaki küçük kiliseye girmek isteyen turistler avludan dışarıya doğru uzun bir kuyruk oluşturmaya başlıyor. İç duvarları tamamen Nikitas ve Michaelos Karakostidis tarafından yapılmış Bizans dönemine ait fresklerle, resimlerle kaplı kiliseye girenler kalabalık nedeniyle başka bir kapıdan dışarı çıkıyor ve arka taraftaki dev mumlardan yakarak dilek tutuyorlar, duaya devam ediyorlar.
Bu arada kilise içinde Başmelek Mikail’in ikonası önünde bulunan süpürgeler çok ilginç. Dışarıdan elinde süpürge ile gelenler bu dev ikona önünde önce haç çıkarıp, gümüş kaplı ikonaları öptükten sonra bu bölgeyi süpürüyor ve saygıyla dışarı çıkıyorlar. Bir hastalığı, derdi veya başka sıkıntısı olan kişiler bu süpürme olayı ile dertlerinden kurtulacaklarına inanıyorlar, süpürgeyi, de genelde orada büyük ikona önünde bırakıyorlar ve mum yakma seremonisine devam ediyorlar. Onlarca mum yakıldığı için belli bir süre sonra bu mumlar görevli tarafından toplanıp atılıyor ve arkadan gelen başka inananların mumlarına yer açılıyor.

Haberin Devamı

MUCİZELERE İNANIYORSANIZ...

Haberin Devamı

Arhangelos Mikail Panormitis Manastırı, Simi’ye gidenlerin mutlaka ziyaret ettiği 6. yüzyılda eski bir tapınağın yıkıntıları üzerine yapılmış bir manastır kompleksi. Bugün ziyaret edilen manastır bölgesi 18. yüzyılda yenilenen binalardan oluşuyor. Manastırın içinde iki tane de müze bulunuyor; 1.5 Euro vererek görebileceğiniz, Folklor Müzesi ve Manastır’ın tarihi ile ilgili müze. Mucizeleriyle anılan Panormitis Ege Denizi’nin en çok dua edilen, denizcilerin en çok uğradığı ve yardım dilediği manastırlarından birisidir. Ada halkının anlattığına göre, eğer gerçekten mucizelere inanıyorsanız bir dilek tutup, içine not yazarak denize atacağınız bir şişe dünyanın bir ucundan, Avustralya’dan bile denize atılsa dileğiniz Simi adasındaki Panormitis manastırına varacaktır. Şanslıysanız belki bu dileklerden birinin, yani şişelerden birinin limana girişine şahit olabilirsiniz, kim bilir...
Öte yandan Panormitis köyündeki Başmelek Mikail Manastırı’nda her yıl 8 Kasım’da anma yapılıyormuş ve bu tarihte adaya çok sayıda hacının geldiği dini bir festival de düzenleniyor.

Haberin Devamı

Oniki Adaların en renklisi: Simi adası

SİMİ ADASINI YAŞAMAK İÇİN...

SİMİ adası merkezindeki binalar ve evler sanki birer maket gibi yan yana sıralanmış, hiç mi gözümü rahatsız eden bir yapı yok diye bakıyorum, sonra tekrar bakıyorum ve hayıflanıyorum... Kendi yaşadığım şehirde, ülkemizde gezdiğimiz turizm bölgelerimizdeki çirkin yapılar, sivil mimariyle örtüşmeyen kötü binalar gözümün önüne geliyor, suratımı ekşitiyorum. Halbuki o kadar basit ki yapılan şey; tarihi bir yerde özgün mimariyi korumak, yapıları duvarları boya badana yapmak ve çiçeklerle süslemek ve tabi “temiz tutmak.”
Tüm bunlar bir araya geldiğinde gelen ziyaretçilerin binlerce fotoğraf çekip sosyal medyada paylaşması kaçınılmaz.

Haberin Devamı

DENİZİ ÇOK GÜZEL

Bence adada bol bol fotoğraf çekebileceğiniz liman bölgesi, renkli evlerin süslediği iki yamaç ve dar sokaklarda yürüyüş bittiyse, size güzel bir manzara sunacak yukarı köye yürüyerek çıkabilirsiniz veya denize girmek için merkezden minibüsün çalıştığı “Pedi Beach”i tercih edebilirsiniz.
Çok uzağa gitmek istemiyorsanız Simi limanı girişindeki saat kulesinin hemen arka tarafına doğru giden yoldan deniz boyu yürüdüğünüzde “bardağa doldurup içmek isteyeceğiniz” kadar güzel denize girebilir, yol üzerinde, sahildeki tavernalarda da deniz keyfi arası ızgara ahtapot- Simi karidesi keyfi yapabilirsiniz.
Simi Arkeoloji ve Folklor Müzesi, şehir merkezinde yer alan ve adanın köklü ailelerine ait bir konağın restore edilmesiyle düzenlenmiş. Vaktiniz olursa ve açık denk getirebilirseniz görmek ilginç olabilir. Müzede arkeolojik koleksiyon, Bizans koleksiyonu ve folklor koleksiyonu bölümleri var.

EL YAZMALARI

Haberin Devamı

Arkeolojik koleksiyon; adından da anlaşılacağı üzere adada yapılan çalışmalar sonucunda kazılarda çıkan Helenistik döneme ve Roma dönemine ait heykeller ile gemi kazılarında ortaya çıkan bulgular sergileniyor. Bizans koleksiyonunda; Bizans Dönemi ve Bizans sonrası dönemde kullanılan madeni paralar, müzik el yazmaları ve ikonlar bulunuyor. Folklor koleksiyonunda ise; adanın geleneklerine dair her şey bulabilirsiniz. Diğer koleksiyonlara göre sergilenen eşyası ve sergi alanı daha geniş olan folklor koleksiyonunda el dokumaları, müzik aletleri, geleneksel kıyafetler gibi günlük yaşamdan izler bulabilirsiniz.

Oniki Adaların en renklisi: Simi adası

YORGUNLUĞU UNUTTURAN MANZARA

KALİ Strada, Gialos ve Chorio (Eski yukarı köy) köylerinin tam ortasında uzanan bir yol aslında. 500 basamaklı bir merdiven burası. Bu 500 adımlık tırmanış sonrasında sizleri öylesine güzel bir manzara karşılıyor ki çıkarken yaşadığınız yorgunluk bir anda kayboluyor.
Merdivenin yapılma amacının; adada yaşayan zenginlerin yukarı yerleşime daha kolay çıkması olduğu söyleniyor. Basamaklarla dolu yol, günümüzde hâlâ bakımlı. Çıkması ayrı inmesi ayrı keyif veren bir manzaraya sahip basamaklı yolu çıktığınızda, hatta çıkarken bile liman bölgesinin ayaklarınızın atında kalıyor olması fotoğraf severler için kaçırılmayacak bir fırsat.

SİMİ ADASI TARİHİ

KÜÇÜK bir ada olmasına rağmen Simi’nin tarihi eskilere dayanıyor. Simia Kralı Nireas tarafından yönetilen Truva Savaşı’ndaki rolü nedeniyle adadan Homer İlyada’sında bahsedilir. Aslında, MÖ 480’den beri Simi, Atina Birliği’ne aitken, sonrasında Roma ve Bizans hakimiyetlerine girmiş. Simi adası, resmi olarak Kirki, Metapontis ve Aigli olarak adlandırıldığı için her zaman şimdiki adıyla bilinmiyormuş. Bugün kullandığımız isim daha çok mitoloji ile ilgili . Deniz tanrısı Poseidon ile evlenen ve adanın sakinlerinin sonraki lideri Hithonios’u doğuran su perisi Simi’den geliyor ismi.
*
Simi, 1309 yılında Aziz John Şövalyeleri tarafından fethedilmiş ve bu olaydan sonra, sünger ticareti, gemicilik ve diğer faaliyetlerin yanı sıra gemi inşasının gelişmesi nedeniyle bir yükselme dönemi başlamış, artan refahın bir yansıması olarak liman bölgesi ve yukarı yerleşim (khorio) kiliselerin çoğunun bu dönemde inşa edildiği de belgelenmiş.
*
1522 yılında Osmanlı İmparatorluğu Rodos’u fethettiğinde, Simi de Osmanlı hakimiyetine girmiş. Bu egemenlik dört asır boyunca sürmüş ve 1912 yılına gelindiğinde Simi de dahil olduğu Oniki Adalar ile birlikte İtalyanlar’a bırakılmış. 2. Dünya Savaşı büyük bir nüfus göçüne neden olmuş ancak 1943’te İtalyan hakimiyeti sona erdiğinde Simi, İngilizlerin yanında yer almaya başlamış ve daha sonra birkaç kez Almanlara geçmiş, sonrasında İngilizler 1944’te adayı üçüncü kez ele geçirmişler. Bu süreçte ülkeler arasında elden ele gezmiş anlayacağınız. Ertesi yıl, Almanlar On İki Adalar’ın teslim olması anlaşmasını imzaladıklarında 1947’de bir İngiliz Askeri Yönetimi Yunanistan’a teslim olmuş ve birçok güç mücadelesi ve huzursuzluktan sonra sonra Simi, 1948’de tüm Oniki Ada bölgesi ile birlikte Yunanistan’a bağlanmış.

Yazarın Tüm Yazıları