Tolga Akyıldız

Dünyaya heveslenme biçimi yeni nesle ilham veriyor

17 Ekim 2020
Ceyl’an Ertem’in iki yeni şarkıdan oluşan ‘Dünya Heveslisi’ kaydının tadı damakta kalıyor. İlki, düzenlemesi güçlü, 1990’ları sahiplenen bir şarkı. İkincisiyse içe dokunan bir balad. Dinledikçe rüştünü ispat ediyor.

Ceyl’an Ertem’in iki yeni şarkısı damakta kalan tadıyla ‘Keşke albüm olsaymış’ dedirtiyor. Bu dijital racona uygun işlerden geri kalmadan ‘albüm insanı’ olma tavrını koruyabilen müzisyenlerde ve ne yazık ki artık nadiren rastlanır bir durum.

‘Dünya Heveslisi’ndeki iki parçadan ‘Datlım Gıymatlım’, Ceyl’an Ertem’in hem cover’larını söyleyerek hem de bir mentor olarak beslendiği Sezen Aksu’ya ait. Ceyl’an’ı Sezen Aksu’nun vârisleri sıralamasında kendine haslığı ve çizgisiyle en tepeye koyuyorum. Aksu’nun da buna bir itirazı olacağını sanmıyorum.

Düzenlemeyle kotarılmış...

‘Datlım Gıymatlım’ın en önemli özelliği dinler dinlemez 1990’ların Sezen Aksu’sunu anımsatması. Esas kıymetiyse o yıllardan medet ummak yerine döneminin ruhunu sahiplenip çıtası yüksek ve güçlü bir düzenlemeyle kotarılmış olmasında. Tam bu noktada düzenleme ve miksin altına imzasını atan Serhat Şensesli’ye hakkını teslim etmek gerek. Müzisyen bir aileden gelen, özellikle de babası Ruhat Şensesli’nin (Yıldız Tilbe’nin sözlerini yazdığı ve bana göre en iyi Tarkan şarkısı olan ‘Kış Güneşi’nin bestecisi, Laço Tayfa ve İBB Kent Orkestrası’ndan bildiğimiz basgitarist) genetik mirasına layık bir prodüktör/müzisyen olduğunu gösteriyor.

İkinci parçanın düzenleme ve miksiyse Yelda Karataş’ın şairane sözleriyle ve Ertem’le birlikte besteyi yapmış Cenk Erdoğan’a ait. İçe dokunur bir balad ve Alanson’un ‘Yalnızlık Ömür Boyu’suna selam çakarak ‘Yalnızlık Ölüm Boyu’ adıyla hemen merak uyandırıyor. Dinledikçe de rüştünü ispat ediyor. En güzeli, iki ayrı telden çalsa da ‘Datlım Gıymatlım’la oluşturduğu bütünlük. İki şarkılık tekli de yapsa bu bütünlüğe dikkat eden de kalmadı. Sözün kısası, Ceyl’an Ertem’in dünyaya heveslenme biçimini yeni nesil için ilham verici buluyorum.

ANADOLU RAP’E DOĞRU...

Eypio, diğer adıyla Apo, Burak King’le yaptıkları ‘Günah Benim’le iddialı bir başlangıca imza atmıştı. Başlangıç dediğime bakmayın, kendisi hiphop âlemimizin bildiği, tanıdığı ‘ağabey’lerden biridir aslında. Diğer bir deyişle ‘Günah Benim’ onu yeraltından çıkarıp popüler isimlerin şarkılarına eşlik etmesi için peşinde koştukları bir konuma taşıdı. Bu durumun müzisyenliği ve kariyeri açısından olumlu etkileri olduğu gibi sırtına yükledikleri de oldu. Ancak Eypio dünkü çocuk değil. Onun için en riskli alanın ‘arabesk rap’in melez olamayan ‘piyasa’ tavrı yerine arabeskten beslenen özgün bir Anadolu rap sound’u yaratmak olduğunu düşünüyorum.

Yazının Devamını Oku

Şarkılara bak, konsepte takılma

10 Ekim 2020
Hande Yener’in yeni albümü ‘Carpe Diem’i incelediğinizde iyi şarkılarla karşı karşıya olduğunuzu hemen anlıyorsunuz. Ama keşke ‘konsept’e fazla takılmak yerine 20 yıllık başarılı kariyerinin gerçek mucizesinin sadece kendisi olduğunu unutmasa ve yeniliği ‘dışarda’ aramasa...


Hande Yener dünya trendlerini yakından takip etti, etkilendi, denedi; kimi zaman başarılı oldu, kimi zamansa umduğunu bulamadı. Ancak kendisini Hande Yener yapan en önemli özelliği cesaretiydi ve sahip olduğu şöhretin hakkını verdi. Yaşadığı kafa karışıklıkları, düzenlemeleri ya da görsel tavrı açısından esinlenme sınırları dışına taşan seçimleri, kendini tekrar etmesi falan çok da önemli değil. Önemli olan kariyerinin 20’nci yılı şerefine ‘Carpe Diem’ gibi bir albüm yapabiliyor ve azımsanmayacak bir beklenti yaratabiliyor olması.

‘Carpe Diem’ 10 yeni şarkı içeren (son tekli ‘Bela’ dışında) Yener’in uzun süredir üzerinde Misha ve Berksan’la (Mete Özgencil’i de unutmayalım) çalıştığı ve pandemi koşulları nedeniyle ertelenen bir 20’nci yıl kutlaması.

Milano ya da Mahmutpaşa fark etmez

Albümle aynı adı taşıyan ilk video için Milano’ya giden, stilist Gabriele Papi’yle çalışan, Le Corbusier’nin meşhur şezlong sandalyesini kullanan, İtalyan bir model seçen ve sosyal medyada havalı şapkalarıyla konuşulan Hande Yener’e öncelikle söyleyeceğim şu: Bu görsel çağda dijital teknolojiler sayesinde oluşan sınırsız video fikri var. Görsel albüm dediğimiz şey de sadece styling, saç, makyaj ve aksesuarların ‘havalı’ olması anlamına gelmiyor. Milano ya da Mahmutpaşa fark etmez, yönetmen Aytekin Yalçın’ın yaratıcı fikirlerini yansıtabildiği bir videoyu yeğlerdim.

İkinci olarak; Yener bir dönem İngilizce söz kullanmakla kazanabileceğine inandığı yurtdışı başarısının asıl sırrı olacak; ‘bizden’ unsurlar kullanmayı unutuyor. 1980’ler pop sound’uyla ya da çağdaş dans altyapılarıyla bizim ezgileri buluşturarak yeni bir Hande Yener sound’u yaratmak yerine Berksan ya da Mete Özgencil şarkılarına Misha tarafından falanca yabancı şarkıyı anımsatan altyapılar yazılmasına göz yumuyor. Belki bizzat öyle istiyor. Bence onun kıvamında bir müzisyenin aracıya ihtiyacı yok.

Üzüldüğüm nokta şu; tek tek incelediğinizde iyi şarkılarla karşı karşıya olduğunuzu hemen anlıyorsunuz. Ancak Hande Hanım ‘konsept’e gereğinden fazla takılıyor. Ya da 20 yılın gerçek mucizesinin sadece  ‘Hande Yener konsepti’ olduğunun farkında değil ki yeniliği ‘dışarda’ arıyor.

Yazının Devamını Oku

Kendisinin patronu Ben Fero

3 Ekim 2020
Yeni EP’siyle acemilik döneminde yaptığı bol hecelemeli stilinden müzikal anlamda daha derli toplu bir yöne evrilmiş. Genç hayranları memnun olmayabilir ancak doğru bir adım bu.


Ben Fero adıyla tanıdığımız Ferhat Yılmaz müzik kariyerinin başında rap stili, vücut geliştirme merakı, fenomen ve ünlü rap’çi arkadaşları hatta ‘Demet Akalın’ isimli şarkısının videosunda Demet Akalın’la birlikte rol almasıyla kazındı aklımıza. Konserleri doldu taştı. Khontkar’la ‘Jenga’sı ilgi gördü. Ezhel, Ceza ve Killa Hakan’la birlikte yazdığı sözlerle kendilerini hedef alan Norm Ender’e karşı saf tuttu. ‘Orman Kanunları’ albümünden sonra ‘Arkadaş’ı yaptı. Demoları, feat’leri hep çok ilgi görü.

Az arabeskli trap

Ben Fero, farklı bir karakter. İzmir-Atlanta usulü, az arabeskli trap yapıyor. Heceleme stili başta garipsenmiş olsa da bu onun alameti farikası. Böylece konserlerde kendisine eşlik etmesi de kolay olmuştu, ki bu da çok sevilme nedenlerinden biri. Hayran kitlesiyle sosyal medyada çok güçlü; röportaj vermiyor, pek ortalarda gözükmüyor. Rap yapma heveslisi gençler için farklı bir yol öneriyor.

Ticari tutumu da net. 2018’den beri tüm çalışmalarını kendi yayımlıyor. Menajerlik müessesesinden uzaklaştı. Yani konserden de dijital dinlemelerden de zorunlu olanlar hariç kesintisiz, komisyonsuz para kazanıyor. Ben Fero şirketinin tek patronu kendisi.

Gelelim geçen günlerde yayımladığı beş şarkılık yeni EP’sine... Acemilik döneminde yaptığı az tekerleme, bol hecelemeli stilinden müzikal anlamda daha derli toplu bir yöne evrildiğini görüyorum. Genç hayranları memnun olmayabilir ancak bu doğru bir adım.

Bu yeni EP’sinde de ‘Ferhat Yılmaz’, ‘Beni Anlasana’ ve Ezhel’in feat yaptığı ‘Kramp’ öne çıkacaktır. ‘Engerek’ ve ‘2020’yi de beğendim. Ben Fero kendisinin patronu bir müzisyen olarak pandemi koşullarına en hazır isimlerden biriydi belki. Konserler durdu ama şarkılarından para kazanmaya devam edecek.

SİHİRLE DEVAM EDİYOR

Yazının Devamını Oku

Dansa çağıran rock vokali

26 Eylül 2020
Sena Şener son teklisiyle yeni bir eşikte olduğunu kanıtladı. ‘Affetmem’ gitar ve vokal performansı üzerine ve rock kafasında... Yine de dinleyeni dans pistlerine çağırıyor.


Sena Şener’in şarkı yazarı olarak kendini iyi ifade ettiği alanlar, yalnızlık ve düşünce ayağa kalkmayı bilen bir kadının aşkla mesaisi olarak sıralanabilirdi bir süre öncesine kadar. Ancak bu yılın başında öyle bir tekli yayımladı ki, kendi adıma şaşırdığımı itiraf edeyim. ‘Teni Tenime’ nispeten sert gitarlarıyla enerjik ve melodik bir pop rock şarkısı olduğu kadar küçük bir dokunuşla dansa davet etmesi an meselesi olan bir şarkıydı. Eğlencelik değil mutluydu.

‘Teni Tenime’nin ardından gelen ‘Kapkaranlık Her Günüm’ü dinlediğimde Sena Şener’in fabrika ayarlarına döndüğünü anladım. Acaba ‘Teni Tenime’ gibi şarkılarla nadiren mi karşılaşacaktık yoksa şarkı yazarı olarak mutlu bir eşikte miydi? Çünkü iyi şarkı yazarları kendine duygu ısmarlamaz, şarkılar sadece gelir. Şimdi ‘Affetmem’i dinlediğimde gönül rahatlığıyla Sena yeni bir eşikte diyebiliyorum.

‘Affetmem’, ‘Teni Tenime’ gibi gitar ve vokal performansı üzerine kurulu, yine rock kafasında ve dans pistlerine meyilli.

Sena Şener’in söz ve müzik dışında düzenlemesine de imza attığı şarkının videosundaysa samimi olmayan adamı bağışlamayacağını net biçimde ifade eden orman savaşçısı bir kadın olarak görüyoruz kendisini.

EFSANEYE SAYGI DURUŞU

Yıllardan 1971... BBC’nin efsanevi Top Of The Pops programında Marc Bolan adlı bir adam solisti ve lideri olduğu T Rex grubuyla sahnede. Bolan; parıltılı giysileri, makyajı, androjen görüntüsüyle ‘glam rock’ müjdesini veren ilk kişi kabul edilmesini sağlayacak performansını veriyor. ‘Bang A Gong (Get It On)’ adlı şarkıysa dönemin ikonik hitlerinden biri oluyor. Bolan, T-Rex’in her anlamda esas adamı. Sadece albenili bir vitrin, bir öncü değil, disiplini ve vizyonuyla grubu bir arada tutan kişi. Ne yazık ki 30’uncu doğum gününden önce geçirdiği bir trafik kazası sonucu bu dünyadan ayrılıyor.

Yazının Devamını Oku

Modası geçmeyen bir grup ve onun senfoni formülü

19 Eylül 2020
Metallica, ilkinden tam 20 yıl sonra, bu kez hemşerisi San Francisco Senfoni Orkestrası’yla bir konser kaydına imza attı: ‘S&M2’... Tutan bir formülün yeniden yorumu büyük bir heyecan yaratmaz ama hayranları mutlu edeceği kesin.


Metallica için gelmiş geçmiş en büyük heavy metal grubu demek mümkün. Tüm zamanların en iyi gruplarından biri de aynı zamanda. Heavy metal’in tavrını ve sınırlarını yeniden belirlediler, bunu yaparken de özlerini yitirmediler. Billboard satış listelerinde arka arkaya beş albümle bir numara olmaları da, tüm kıtalarda kapalı gişe konser verebilmeleri de bundan.

En ilham verici albümlerden biri

Son 30 yılı ‘süper lig’de olmak üzere yaklaşık 40 yıldır üreten Metallica’nın yetenek ve performans başarısının yanı sıra kendisini bu denli büyük yapan bir özelliği daha var: Konfor alanlarında kazandıkları paraları saymak yerine yeni fikirlerin peşinde koşan, değişen, riske giren, başarısız olduğunda özeleştiri vermeyi de bilen bir grup olmaları. Kâğıt üzerinde harika görünen ancak sonucuyla hayal kırıklığı yaratan Lou Reed’le kaydettikleri ‘Lulu’ buna güzel bir örnek. Ancak sahip oldukları iştah ve cesareti de gösteriyor.

Sonucu güzel ancak doğası gereği riskli bir işe Nisan 1999’da da girişmişlerdi. Metallica’nın ‘S&M’i (Senfoni ve Metallica) benim için son 25 yılda yaptıkları en ilham verici albümlerden biri. Ancak o yıllarda bunu yapacak güçte de olsa bir metal grubunun bir senfoni orkestrasıyla eşleşmesi çok yeni bir fikirdi. Bu nedenle de farklı bir algı yarattı. Metallica’nın da etkilenmiş olduğu Deep Purple’ın ‘Concerto For Group And Symphony’siyle birlikte senfonik rock tarihinin mihenk taşlarından oldular. Ancak geçen yıllar içinde Kiss, Scorpions, Dream Theater gibi gruplar birçok canlı senfonik iş üretti.

Metallica, fikrin miadını doldurduğunu düşünmemiş olacak ki  geçen yıl ‘S&M2’ performansını gerçekleştirdi hemşerileri San Francisco Senfoni Orkestrası’yla. Olumlu taraflarından başlayacak olursak James Hetfield’in canlı kayıtta tabanca gibi şarkı söylediğini görüyoruz.

Şarkı listesinin yarısı ilk konserle aynı

Hatta 1990’lar ve 2000’lerde sahnedeyken zaman zaman aksayan kısık ve hırıltılı vokali bu albümde asgari hata veriyor. Özellikle ‘The Unforgiven 3’ baladında orkestrayla tek başınayken çok iyi. Sözün kısası ilkinin 20’nci yılında gelen kıymetli bir devam konserinin albümü ‘S&M2’. Öte yandan şarkı listesinin yarısı ilkinin aynı ve bu anlamda daha önce senfonik uyarlaması yapılmış şarkılarla tekrar oynamak bana biraz gereksiz geldi. Ayrıca senfonik enstrümanlar, gitar, davul ve vokalin birbirine üstün gelmek için kavga ettikleri intibaına kapılıyorsunuz ve bu miksajla ilgili bir sorun. İlk çalışma gibi bir heyecan yaratacağını düşünmesem de benim gibi Metallica sevenleri mutlu edecektir.

Yazının Devamını Oku

Duygusal, biraz da karanlık bir başyapıt

12 Eylül 2020
Taylor Swift’in yeni albümü ‘Folklore’, sanki şarkıları hiçbir konserde, stadyumda söylemeyecekmiş gibi, radyolar hiç çalmayacakmış gibi içten, sade ve çabasız. Yaz mevsiminde yayımlanmasına karşın bir kış albümü.


Konfor alanından ömür boyu çıkmasa bile yaptıklarıyla başarılı kariyer çizgisini ve küresel şöhretini sürdürebilecek müzik markaları var. Bu markaların çoğu, kariyerlerini ‘tekrar’ yoluyla beslemeyi tercih ediyor. Ancak iyi şarkılar ve pırıltılı prodüksiyonlarla da olsa kendini tekrar etmek, tutarlılıkla aynı şey değil ne yazık ki.

Bugün 30 yaşına gelen ve geçen 16 yılda pop, rock, country, elektropop, hangi sound’da karar kılmışsa kendini kanıtlamayı başaran Taylor Swift ise denemekten ve kendini aramaktan çekinmeyen, cesur ama tutarlı olmayı başarmış bir isim. Başta ülkesi ABD olmak üzere dünya genelindeki şöhreti tesadüf değil.

İşte yeni albüm ‘Folklore’ de bunun şahikası. Hatta global müzik endüstrisinin yıldızı olan bir sanatçının ustalıkla anaakım dışına çıktığı, kendi ‘indie/alternatif’ rüyasını gerçekleştirdiği bir çalışma diyebiliriz. Hayranlık uyandıran, duygusal; biraz da karanlık bir Swift başyapıtı.

Albüm sanki şarkıları hiçbir konserde, stadyumda söylemeyecekmiş gibi, radyolar hiç çalmayacakmış gibi içten, sade ve çabasız. Yaz mevsiminde yayımlanmasına karşın bir kış albümü. Loş bir odada piyano çalıp şarkı söyleyen Taylor Swift’in bu enfes performansını birileri gizlice kaydetmiş gibi.

The Beatles, Elvis Presley, The Rolling Stones...

Taylor Swift ‘Folklore’da söz yazarlığının da şahikasına ulaşmış. Aşk yaşadığı ve mutlu olduğu için hüzünlü sözler yazamayacağını iddia edenleri utandıracak, derin birkaç hikâyenin ayrı ayrı şarkılara bürünmüş sözlerini kaleme almış. İyi bir hikâye anlatıcısı olduğundan görselleşebilen bir duygu yaratmış. ‘Folklore’ adeta filmini arıyor.

Deluxe versiyonda ‘The Lakes’ adlı ekstra şarkı, altı şarkının EP hali de dijitalde ilginizi bekliyor.

Yazının Devamını Oku

‘Türk işi’ dünya albümü

5 Eylül 2020
Ezhel ve Murda’nın ortak albümü ‘Made In Turkey’ hem Türkiye hem Avrupa hem de Latin kökenli ülkelerde popüler olan bir sound’u bizden unsurlarla zenginleştiriyor.

'Eh Baba’nın yarattığı ivmeyle hem Türkiye hem de Avrupa’dan dinlenmeye başlayan Murda’nın bu yıl yayımladığı albümü ‘Doğa’da; Ezhel’le ‘Pırlanta’, Zeynep Bastık ve Idaly’yle ‘Güneş’ şarkıları öne çıktı. Dijital dinleme rakamlarında da patlama yaşadı. Ezhel’le ortaklığı geçen yıl ‘Boynumdaki Chain’, ‘Aya’ gibi şarkılarla ses getirmişti.

‘Doğa’ albümü Murda markasını iyice parlattı. Yine Ezhel’le tekli olarak yayımladıkları ‘Bi Sonraki Hayatımda Gel’ ise noktayı koydu. Spotify listelerinin en çok dinlenen ikilisi unvanını sonuna kadar hak ettiler. Spotify rakamlarına göre bu şarkıyla 2020 yazının en çok dinlenen şarkıları arasında 2 numaraya oturan Ezhel ve Murda aynı listenin ilk 20’sinde ‘Aya’ ve ‘Made In Turkey’ adlı teklileriyle de yer aldılar.Ayrıca Murda, SFB eşliğiyle yaptığı ‘Napıyon Lan’ adlı şarkısıyla aynı listedeydi. Diğer bir deyişle Ezhel ve Murda’nın bir araya gelmesi Ezhel’in gücüne güç katarken Murda’ya Ezhel’siz ulaşmakta zorlanabileceği bir şöhretin kapısını araladı.

Bir tarihte, ikamet ettiği Amsterdam’dan Ezhel’e mesaj atan Murda akabinde kendisiyle bir araya geldi ve birlikte çalışmaya başladılar. Yarattıkları farkın temelinde rap’in yükselen bir değer olmasının ötesinde hem Türkiye hem Avrupa hem de Latin kökenli ülkeler bazında popüler olan bir sound’u bizden unsurlarla zenginleştirmeleri yatıyor. Bu sound’a reggaetone ve trap’in Türk ezgileri ve Latin sosuyla yoğrulması diyebiliriz. Bunda Ezhel’in reggae ve Latin beat’lere yakınlığının, albümün prodüktörleri Bugy ve DJ Artz’ın, en önemlisi güçlü Ezhel-Murda etkileşiminin etkisi büyük.

27 dakika bile sürmüyor

Ezhel ve Murda’nın bu sinerjiyi geliştirmek için atmaları gereken bir adım daha kalmıştı... Son tekli ‘Made In Turkey’ ile aynı adını taşıyan ortak albüm sonunda yayımlandı. Ezhel ve Murda dışında sadece bir parçada (Cümle Âlem) Kalibwoy eşliği mevcut.

‘Anadolu Flex’e de dikkat edin. Albüm dört tanesini önceden tekli olarak dinlediğimiz dokuz parçadan oluşuyor ve toplamı 27 dakika bile sürmüyor. Ama bütünü sorarsanız ‘nokta atışı’ derim; Ezhel - Murda kuvvetlerinin dünyaya açılan kapısı bile olabilir ‘Made In Turkey’.

Mr. Besk tarafından yapılan kapak görselinde Türk halısı içinde grafitti ile kaplı bir Türkiye haritası var. Aynen Ezhel ve Murda’nın kesişim kümesi gibi...

Meraklısına Not: Yedi yıl kadar önce Murda (O zamanki adıyla Murda Turk) Ceza ile Hollanda turnesi sırasında bağlantı kurmuş, birlikte bir şarkı yapmışlardı. Trap’siz, Latin sossuz ve yarı Türkçe old school tadında rap olan ‘Be On De Kıjk’ adlı şarkıyı ısrarla tavsiye ederim; YouTube’da bulabilirsiniz.

Yazının Devamını Oku

Siyah tutkunun kutlama töreni

29 Ağustos 2020
‘Entrepreneur’ün zamanlaması, ‘Black Lives Matter’ hareketiyle ilgiliymiş gibi gözükse de ABD’deki ırksal eşitsizliğin tarihsel boyutu ve geleceğine daha geniş bir perspektiften bakıyor.


Pharrell Williams’ın yaptığı bir işi değerlendirirken, daha önce başardıklarına bakarak “Mutlaka altı dolu, hedefi belli, müzikal düzeyi yüksek, her koşulda olumlu mesaj içeren bir iştir” diyebilirsiniz. Jay Z gibi diğer bir devle işbirliği halinde ürettikleri sürpriz tekli de yanıltmıyor.

‘Entrepreneur’ün (Girişimci) zamanlaması, ‘Black Lives Matter’ hareketiyle ilgiliymiş gibi gözükse de ABD’deki ırksal eşitsizliğin tarihsel boyutu ve geleceğine daha geniş bir perspektiften bakıyor. Pharrell Williams ve Jay Z; ‘Entrepreneur’de sosyal girişimler dâhil birçok alanda insanlık yararına önemli adımlar atıp başarı kazanan siyahileri öne çıkarıyor. Şarkıyla aynı anda yayınlanan videoda altyazılı hikâyeleriyle yer alan Issa Rae, Tyler, The Creator, Robert Hartwell ve geçen yıl silahlı saldırı sonucu ölen Nipsey Hussle en dikkat çekici olanları.

Bu bizim birbirimize ve ninelerimize borcumuz

Bu güçlü şarkı için ‘The New American Revolution (Yeni Amerikan Devrimi)’ adlı özel bir sayı hazırlayan Time Dergisi, Williams’tan, Osaka, Kenya Barris, Imara Jones, Tyler, The Creator ve Angela Davis gibi siyahi girişimcilerle özel röportajlar yapmasını istedi. Williams diyor ki: “Bu bizim birbirimize olduğu kadar, ninelerimize de borcumuz. Her siyahi girişim binlerce yeni ilham demek. ‘Renkli’ doğanların girişimci olmalarının önünde sistemsel engeller var. Bunları ancak birbirimizden ilham alarak aşmak mümkün.” Time dergisinin dediği gibi; ‘Entrepreneur’, siyahi tutku ve adanmışlığın kutlama töreni…


Deniz Tekin’in genç yaşında ve evde tek başına çalıp söylediği şarkılarını internet yardımıyla geniş kitlelere ulaştırmayı başarmasının üzerinden epey zaman geçti. Kendisi bu arada büyüdü. Büyürken de onu var eden mayayı beslemeyi, düşse de kalkmayı, kendi yolunu bulmayı ihmal etmedi. İlk günden bugüne Deniz Tekin şarkıları; kurgusu, vokal üslubu ve sahibinin stiliyle ayrıştı.

Üç yıl önceki ‘Kozakuluçka’ albümünden sonra uzun aralarla ‘Hep Oturup Bekledim’, ‘Çözülmez’ ve ‘Yıldızlar’ adlı üç şarkı yayınladı. ‘Yıldızlar’ın üzerinden 10 ay kadar geçmişti ki Deniz Tekin ‘Uyanmalıyım’ ve ‘Güneşe Doğru’ adlı iki yeni şarkıyla çıkageldi.

Yazının Devamını Oku