Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Kılıçdaroğlu Saray’dan görev almaya hazır

CUMHURBAŞKANI Erdoğan’ın “Türkiye’nin sistemi değişmiştir, artık fiili gücüm var, Anayasa bana göre ayarlanmalı” mealindeki çıkışı ardından bazı şeyleri öngörebilmek zorlaştı.

Bu anlayıştaki bir Erdoğan teamülleri de rahatlıkla kenara koyabilir.
Dün gece görevi iade etmiş olan Davutoğlu’ndan sonra Erdoğan’ın yeni bir görevlendirme yapıp yapmayacağı da bu nedenle belirsizlik taşıyor.
Oysa, 45 günlük süreden geriye kaç gün kalmış olursa olsun seçim sonrası, “Önce birinci, sonra ikinci partinin başkanını görevlendireceğim” demiş olan Erdoğan, hemen bugün Kılıçdaroğlu’nu çağırmalıdır.
En azından Saray’dan o görevi almaya hazır bir Kılıçdaroğlu var, çünkü CHP’de, “Hâlâ hükümet kurma seçeneklerimiz var” anlayışı hiç zayıf değil.


AKP’YE DE GİDİLECEK


Alternatifleri 24 saat dahi olsa değerlendirmek isteyen CHP, tabii ki en çok da MHP lideri Bahçeli’nin tavrını önemsiyor.
Ülkedeki sıkıntılı tabloya dikkat çeken CHP yönetimi, o tablodan çıkış için götürecekleri önerileri Bahçeli’nin dikkatle dinleyeceği kanısında.
Kılıçdaroğlu’na görev verilse de verilmese de MHP ile teması beklenebilir, ama Kılıçdaroğlu, Bahçeli’nin karşısına ‘görevi almış’ olarak çıkmak istiyor.
Ülkenin öncelikli ve yakıcı sorunlarından seçim güvenliğine, bir AKP hükümetiyle seçime gitmekten Erdoğan’ın açtığı sistem tartışmasına kadar pek çok konuda eksi ve artılar alt alta yazılıp değerlendirilebilecek.
Tabii ki görevlendirme halinde CHP, sadece MHP veya HDP ile görüşmeyecek, AKP’ye de gidilecek, koalisyon modellerine katkı/katılım istenecek.
AKP’den yana pek umut kalmadığı ortada, çünkü 13 Temmuz’da Kılıçdaroğlu’nu ziyaret ettiğinde, “Geniş tabanlı reform hükümeti kurmak istiyoruz” demiş olan Ahmet Davutoğlu’nun bu arzusunu sonuna dek götürememesi CHP’de ciddi kırılma yaratmış durumda.
Saray’ın, “CHP ile koalisyon intihar olur” imasıyla son vuruşu yaptığını düşünülen CHP’de herkes hâlâ şu güçlü kanıyı taşıyor:
“AKP heyeti de görüşmelerde hep olumlu tutum aldı, umutlar yükseldi. Ne zaman ki ‘intihar’ uyarısı geldi, süreç bozuldu.”


DAVUTOĞLU EN KAYBEDENİ


Bildiğimiz kadarıyla CHP o görüşmelerde, 2011’deki yemin krizi ve Sayıştay düzenlemesi başta olmak üzere birçok konuda AKP ile aralarında oluşan güvensizliği hem Davutoğlu’na hem de heyetine açık açık anlatmıştı.
Bu uyarıların ardından görüşmelerin sürmesi ‘güven tesisi’ için umut yarattı, ama sonuçta CHP’de AKP’ye yönelik ‘güvensizlik’ algısı katmerlendi.
Bahçeli ile görüşmesinin ardından Davutoğlu’nun “Ben samimi olarak koalisyon istedim” sözleri de bu nedenle CHP’de ironik bulundu.
Çünkü aynı Davutoğlu’nun geldiği nokta, baştan beri ‘yeniden seçim’ diyen Erdoğan’ın çizgisinde durmak oldu.
Bu nedenle Davutoğlu’na, sürecin ‘en kaybedeni’ olarak bakıldığını görmeli.
Anladığım, Kılıçdaroğlu görevi aldığında MHP ve HDP liderlerine tüm bu tabloyu açıklıkla anlatacak, “Ben her çabayı göstermeye, taşın altına girmeye hazırım” diyecek, ‘huzurlu bir Türkiye’ niyetiyle onlardan katkı isteyecek.
Sürecin nasıl ilerleyeceğini Erdoğan’ın tavrı belirleyecek ve CHP’ye göre Erdoğan’ın bir amacı da mevcut TBMM’yi çalıştırmamak.
Gelişmelere göre CHP bu konuda da bazı girişimler yaparsa şaşmamalı.
Sonuçta tablo sıkıntılı, ama Bahçeli’nin tavrı her şeyi hemen değiştirebilir.
CHP’nin umudu da bu noktada.

X