Günümüzün yaygın kişilik bozukluğu: Narsisizm

Değerli okurlar... Bu haftaki yazımda sizlere, son birkaç yılda gerek sosyal medya gerek diğer yayın araçlarında uzmanlar tarafından sıkça altı çizilen ve bu doğrultuda toplumsal hafızada da yer eden bir kişilik tipinin, ‘narsisizm’in özelliklerinden bahsederek bu konudaki farkındalığı daha da artırmayı hedefliyorum.

Haberin Devamı

Narsistik kişilik bozukluğu, bir tür zihinsel rahatsızlık durumu aslında. Ben konunun uzmanı olmadığım için tanı ve tedavi yöntemlerine değinmeyeceğim. Ancak yaptığım geniş araştırmaların, almış olduğum kişisel gelişim eğitimlerinin ve bu konulara dair okuduğum yayınların ışığında, ‘bu tip kişilikleri nasıl tanırız’ ve ‘narsist kişilerle karşılaştığımızda nasıl aksiyon almalıyız’, bunlardan bahsedeceğim. Buraya bir ‘narcissus çiçeği’ koyarak başlayalım o zaman. Keyifli okumalar...

NARSİSİZM NEDİR?

Günümüzün yaygın kişilik bozukluğu: Narsisizm

Narsist kişiler, kendisinin her konuda herkesten daha iyi olduğuna inanır. Bu bir zihinsel sağlık bozukluğu durumudur ancak pek çok insan narsistik özelliklere sahip olduğu halde bunun farkında olmaz ve farkında olmadığı için profesyonel yardım da almaz. Narsist kişilerin yaşamlarını, ilişkilerini ve günlük yaşamlarını etkileyen sorunları vardır. Çoğu zaman kibirli, çok fazla bilmiş görünebilir ve öz benlik imajını şişirerek başkalarının duygularını göz ardı edebilir. Herkes zaman zaman narsisizm gösterebilir, kendini önemli ve vazgeçilmez hissedebilir, empati göstermekten yoksun olabilir, bencil, saldırgan veya duyarsız olabilir. Ancak konu narsistik kişilik bozukluğu olduğunda, tüm bu semptomlar süreklilik arz eder ve kişinin yakın çevresi, ailesi bu durumla başa çıkmakta oldukça zorlanabilir. Narsistik kişilik bozukluğu erken yetişkinlik yıllarında başlar ve kadınlardan çok erkeklerde görüldüğü yapılan araştırmalar sonucu bir bulgu olarak kayıtlara geçmiştir.*

Haberin Devamı

*Health Direct Austria

 Günümüzün yaygın kişilik bozukluğu: Narsisizm

NARSİST KİŞİLERDE İZLEMLENEN EN BELİRGİN BELİRTİLER

Başarılarını ve yeteneklerini abartırlar. Etraftan sürekli bir ilgi ve hayranlık beklerler ve eğer bunu almayı başaramazlarsa içe dönük veya tam tersi hırçın bir tavra bürünürler. Güç, güzellik, başarı ve zekâ üstünlüğü üzerine fanteziler kurar ve bu fantezileri içselleştirirler. Sosyal sınıf ve statü takıntıları vardır. Her şeyin ‘hakları’ olduğunu zannederler. Buna başkalarına karşı aşırı eleştirel, yargılayıcı ve suçlayıcı tutumlar da dahildir. Buna karşın kendileri en ufak bir eleştiriye, başarısızlık hissine, strese tahammül edemezler ve böyle durumlarda inkâr yolunu seçerek görmezden gelirler. Ama aslında özünde incinirler çünkü kendilerinin başarısız olma ihtimaline, ihtimal dahi vermezler. Bu onlar için inandırıcı değildir. Onlar mükemmeldir. Dolayısıyla eleştirilebilecek hiçbir yanları yoktur. Direktif vermeyi, yönetmeyi benimsedikleri için, kendi tavsiyelerine veya emirlerine uyulmadığı zaman haddinden fazla kızıp büyük tepki gösterebilirler. Narsist kişiler, başkalarını dinleyemez, konsantre olmak bile gereksizdir onlar için. Zaten isteseler de bunu başaramazlar. Empati kurabilme yetenekleri yoktur ya da yok denecek kadar azdır. Her türlü ilişkilerinde kontrol ve manipüle etme arzuları mevcuttur. En tehlikelisi ise kendilerinden daha yüksek statüde gördükleri kişilere karşı kıskançlık besleyebilirler.

Haberin Devamı

NARSİSTİK EĞİLİMLERLE NASIL BAŞ EDİLİR?

Narsist bir kişiyle davranışları konusunda yüzleşmek nadiren verimli olur. Çoğu durumda üstünlüğü korumaya çalışırlar ve genellikle değişime karşı çok dirençlidirler. O yüzden bu kişiyi ‘düzeltmeye’ çalışmak yerine, kendi davranışlarınıza ve refahınıza odaklanmak en iyisidir. Bu, sınırları belirlemeyi ve bu kişiyle ilişkinin iniş ve çıkışlarını yönetmenize yardımcı olacak arkadaşlar, aile ve profesyonellerden oluşan daha güçlü bir destek sistemi oluşturmayı içerir. Narsist bir kişilikle baş ederken kişisel sınırları belirlemek en önemli adımlardan biridir. Bu esas olarak ne konusunda rahat olduğunuzu, sınırlarınızın nerede olduğunu belirlemeyi ve ardından etkileşimlerinizde bu sınırları iletmeyi ve korumayı içerir. Bu, o kişiyle geçireceğiniz zamanı sınırlamayı, hangi konuları tartışmak istediğinize karar vermeyi veya kabul edeceğiniz davranış türlerine sınırlar koymayı içerebilir. Özellikle narsistler sıklıkla bu tür sınırlamalara direndikleri için, sizin de bu sınırları koymanız ve korumanız zor olabilir. Size öfkeyle karşılık verebilir veya kendinizi suçlu hissettirmeye çalışabilirler. Sağlığınızın önemli olduğunu bilerek sağlam durun. Unutmayın, tıpkı spor yaparken yeni bir kasın çalıştırılması gibi, sınırlar koymak da başlangıçta rahatsız edici gelebilir, ancak zamanla daha kolay bir hal alır ve sonunda bu süreci yönetmeye alışırsınız. Narsist kişiliklerle etkileşimde bulunurken kişisel salahiyetiniz en önemli önceliğiniz olmalıdır. Narsistler duygusal enerjinizi tüketerek kendinizi bitkin, endişeli veya depresif hissetmenize neden olabilir. Bu nedenle kendinize fiziksel, duygusal ve zihinsel olarak iyi bakmanız önemlidir. Bu, düzenli egzersiz yapmayı, dengeli beslenmeyi sürdürmeyi, yeterince uyumanızı sağlamayı, rahatlamak ve keyif aldığınız şeyleri yapmak için zaman ayırmayı içerebilir. Meditasyon veya yoga gibi farkındalık uygulamaları da çok yararlı olabilir. Bu tür rahatlatıcı egzersizler narsistin davranışının zihinsel sağlığınız üzerindeki etkisini azaltarak kendi merkezinizde ve ayakları yere sağlam basan biçimde kalmanıza yardımcı olabilirler.* Kaynakçalar: www.healthline.com, Narsistik Bir Dünyada Hayatta Kalma Rehberi. Sandy Hotchkiss.

Haberin Devamı

ÖNEMLİ UYARI

Bu yazıdaki bilgi, öneri ve yönlendirmeler teşhis ve tedavi amacı taşımamaktadır ve bu amaçla kullanılamaz. Narsizme dair veya farklı bedensel veya ruhsal bir rahatsızlık veya hastalık belirtisi taşıyorsanız beklemeden ve öncelikle uzman tıp doktorunuza veya tam teşekküllü bir sağlık kuruluşuna başvurmanızı önemle rica ederiz. Narsizmin tanısı ve tedavisi için uzman psikolog veya psikiyatristten yardım alınması gerekmektedir.

HAFTANIN MEDİTASYON ÖNERİSİ

Günümüzün yaygın kişilik bozukluğu: Narsisizm

- Gözlerinizi yavaşça kapatarak dik ve rahat bir şekilde oturarak pozisyon alın. Kendinizi rahatlamaya zorlamayın, sadece sessizce oturun ve sakinleşene kadar zihninizin serbestçe dolaşmasına izin verin.

Haberin Devamı

- Sadece oturup nefes aldığımızda vücudun sakinleştirici tepkisini harekete geçiririz. Nefese odaklanmak, beynin alfa beyin dalgaları adı verilen, okyanusun dalgaları gibi kıyıya gelip geri dönen sakin, pürüzsüz, uyumlu dalgaları göstermesini sağlar. Nefes alın ve nefes verin. Her ikisini de burnunuzdan yapın. İyice rahatlayın.

- Omuzlarınızı indirin, çenenizi gevşetin (hatta çeneniz aşağıya doğru açılmak isterse serbest bırakın açılsın) ve kaşlarınızı açın. Bırakın düşünceler istedikleri gibi gelsin ve gitsin.

- Dikkatinizi nefesinizde tutmaya devam edin. Düşünceleri engellemeye çalışarak kendinizi zorlamayın. Sadece pasif kalın ve vücudunuza şu anda oturduğunuzu, şimdi nefes aldığınızı ve şimdi de rahatladığınızı hatırlatın.

Haberin Devamı

- Sessizce oturun, nefesinizle kalın. Düşüncelerin arka planda kaybolmasına izin verin. Siz yeterince rahatladığınızda düşünceler yavaş yavaş kendiliklerinden uçup gidecek. Sakinliğin ve suskunluğun keyfini çıkartın. Zihninizin düşüncelerden özgürleşmesi bu rahatlamanın hediyesidir.

 HAFTANIN KİTAP ÖNERİSİ

Günümüzün yaygın kişilik bozukluğu: Narsisizm

Ünlü Japon edebiyatı yazarı Yukio Mişima’nın (asıl adı Kimitake Hiraoka) ilk kez 1963’te yayınlanan romanı ‘Denizi Yitiren Denizci’ okuduğum iki kitaptan biriydi bu hafta. Roman, dul bir kadın, onun 13 yaşındaki oğlu Noboru ve kadının ikinci eşi olan denizcinin öyküsünü anlatıyor. Can Yayınları’ndan çıkan kitabın konusu, hikâye örgüsü, tasvirleri inanılmaz bir ustalıkla harmanlanmış. Bir solukta bitirdim. Özellikle Japon edebiyatına merak duyan okurlarıma tavsiyemdir. Sevgiyle...

Yazarın Tüm Yazıları