GeriSelim Türsen Çemberi kırmak için
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Çemberi kırmak için

EVE kapandığımız salgın günlerinde dünyayla en önemli bağlantı araçlarımdan modemim arızalandığı için bir alışveriş merkezine gitmek zorunda kaldım. Gördüklerimden içim yandı. Her zaman cıvıl cıvıl olan AVM’de in cin top oynuyordu. Bir gün önce vaka sayısının 29 bin olarak açıklanması, hemen etkisini göstermiş İzmirliler kendilerini karantinaya almıştı.


Ancak, bir de madalyonun öbür yüzü vardı. Konuştuğum mağaza çalışanları her an bir kapanma bekliyor ve haklı olarak bu durum uzun sürerse işlerini kaybetme endişesi yaşıyordu. İzmir’de sayıları 30’a yaklaşan AVM’erde 28 bin kişinin çalıştığını düşünürsek, bu korkuyu ne kadar çok insanın yaşadığını daha iyi anlayabiliriz.
Sadece AVM değil, İzmir’de halen kapalı bulunan 7 bin kıraathane, 3 bin 500 civarında restoran, irili ufaklı yüzlerce büfe, esnaf lokantası hepsi aynı durumda. Mayıs ayından bu yana kapalı bulunan birahane, disko, bar, meyhane gibi işletmelerin sayısı Türkiye’de 370 bini bulurken aşçı, garson, komi gibi buralardan ekmek yiyen 2 milyon kişi de ne olacağım kaygısını yaşıyor.


RESTORAN, KAHVEHANE KAPATMA YETERLİ Mİ
Peki, AVM, kıraathane, lokanta kapamak salgını önlemeye yeterli olacak mı? Her gün fabrikalara, dükkanlara çalışmaya giden yüzbinlerce kişi var. Birkaç rakama göz atmak yeter. Çiğli’deki Atatürk Organize Sanayi Bölgesi’ndeki 600 kadar işletmede 40 bin kişi çalışıyor. Çoğu çalışanın her gün İzmir’e gidip geldiği Kemalpaşa’da 30 bin, Manisa Organize’de 50 bin kişi çalışıyor. Ege Serbest Bölge’de 20 bin, Torbalı’da 10 bin, Aliağa Petkim’de 2 bin, Tüpraş’ta 3 bin gibi bu listeyi uzatmak mümkün....
Bir de 1. Organize, 2. Organize, 3. Organize Sanayi, Gıda Çarşısı, Tekstil Konfeksiyon gibi kümelenmiş işyerleri yanında Kemeraltı, Karşıyaka Çarşısı, Kıbrıs Şehitleri gibi her gün on binlerce kişinin gidip geldiği binlerce kişinin çalıştığı kalabalık çarşılar var. Genellikle toplu ulaşım araçlarıyla işyerlerine giden bu insanların bir yerlerden mikrop kapıp evlerine ve işyerlerine taşıma olasılığı çok yüksek. Günde bir milyon kadar kişinin otobüs, metro, tramvay, gemi gibi toplu ulaşımla taşındığını düşünürsek durumun ciddiyeti daha iyi anlaşılır.


ZAMANA KARŞI YARIŞ
Sevindirici olan ise birkaç ay öncesine kadar kapkaranlık olan tünelin ucundan nihayet ışığın sızmaya başlamış olması. Şimdi zamana karşı yarış başlıyor. Önümüzdeki 5-6 ayı en az hasarla geçiştirebilirsek büyük bir badireyi atlatma şansımız var.
Ancak, bunun için bilim adamlarının önerileri doğrultusunda gereğinin yapılması şart. Eğer iki ya da üç hafta tam kapanma gerekiyorsa, bu da yapılmalı. Nitekim Cumhurbaşkanı Erdoğan da daha sıkı tedbirleri dile getiriyor. Günlük vaka sayısının 30 binlere çıktığı, yüzden fazla kişinin öldüğü bu günlerde alınacak her karar toplumun geleceğini kurtarmak için olacaktır. Ekonomik sıkıntı olacaktır, ama onlar da devletin desteğiyle bir şekilde aşılacaktır. Zamana karşı yarışıyoruz, başka çare kalmadı.

X

Güneşi soğuttuk

KIŞ iyice bastırdı.

 

Anadolu son 49 yılın en fazla kar yağışını aldı.
Kar yılı var yılı demektir.
Hasat açısından bereketli bir yıl geçirebiliriz.
Ama küresel ısınma etkisiyle havalar bir uçtan bir uca gidip geliyor.
Ya çok sıcak oluyor ya çok soğuk.
Ya hafta sonu İzmir’de olduğu gibi aşırı yağış geliyor ya da aylarca damla düşmüyor, göller bile kuruyor.

Yazının Devamını Oku

Hayatı uzatan iksir

DAĞLARI ve ovaları zeytin gibi mucizevi ağaçlarla dolu bir bölgede yaşadığımız için ne kadar şanslıyız...ABD’deki son bir araştırma zeytinyağının çağın hastalığı Alzhemier’ın da önemli bir ilacı olduğu ortaya çıkardı.Kalp hastalıkları ve kansere karşı koruyucu özellikleri zaten biliniyordu, şimdi akıl sağlığına yararları da anlaşıldı.Araştırma tam 28 yıl süren bir çalışmanın ürünü.


Harvard Üniversitesi’nde halk sağlığı çalışmaları yapan araştırmacılar, 1990-2018 yılları arasında 60 bin 882’si kadın, 31 bin 801’i erkek 93 bine yakın ABD vatandaşının beslenme biçimleriyle sağlıkları arasındaki ilişkiyi takip etmişler.

ALZHEMİER’E DA ÇARE
28 yıllık çalışma sonucunda her gün yarım çorba kaşığı zeytinyağı tüketenlerin kalp hastalıklarından ölme riskinin arada sırada ya da hiç tüketmeyenlere göre yüzde 19 daha az olduğu bulunmuş.
Sadece kalp değil, ölüme neden olan diğer rahatsızlıklara yakalanma risklerinin de yüzde 19 daha az olduğu ortaya çıkmış.
Her gün zeytinyağı tüketenler, Alzhemier ve Parkinson gibi sinir dokularının bozulması sonucu ortaya çıkan hastalıklardan ölüm risklerini de yüzde 29 azaltmışlar.
Zeytinyağı tüketenlerin kanserden ölüm riskleri yüzde 17, solunum hastalıklarına bağlı ölüm risklerinin ise yüzde 18 daha az olduğu tespit edilmiş.

Yazının Devamını Oku

Korona işsizliği geçti

GEÇTİĞİMİZ hafta hastanelere gidenler olağanüstü kalabalıklarla karşılaştılar.


Korona poliklinikleri önünde test yaptırmak için sıra bekleyenlerin kuyrukları uzayıp gidiyordu.
Diğer korona virüslerine göre 70 kat daha hızla yayılan Omicron varyantı maalesef 2022’nin ilk günlerini hepimize zehir etti.
Tahmin edildiği gibi günlük vaka sayısı 150 binleri aşarsa bu yılın ilk çeyreğinde de korona gündemimizi en fazla meşgul eden konu olacak.
Zaten araştırmalara göre 2021 yılında Kovid-19 salgını İzmirliler ve Ege Bölgesi için en büyük sorun olarak birinci sıraya yerleşmiş.
Kadir Has Üniversitesi tarafından her yıl tekrarlanan bir araştırmanın sonuçları yayımlandı geçen hafta.
‘2021 Türkiye Eğilimleri’ adlı araştırmada Ege için 2021’de en büyük sorunun koronavirüs olduğu ortaya çıkmış.

Yazının Devamını Oku

Moto kuryelerin yarısı üniversiteli

YENİ yılın ilk iş günü bugün başlıyor.

2022 enflasyon başta olmak üzere ekonomide yeni dengelerin kurulmaya çalışacağı bir yıl olacak.
Enflasyon İngilizce’de ‘şişme’ anlamına gelir.
Geçen yılın son aylarında birçok malın fiyatı yüzde 40 civarında şişti.
Döviz kurları sakinleştiğine göre şişmiş olan fiyatların da sönmesi gerek.
Fiyatların ne zaman eski haline geleceği önümüzdeki aylarda merakla izleyeceğimiz konuların başında gelecek.
Yılın son günlerinde Ege Sanayicileri ve İş insanları Derneği’nin (ESİAD) konuğu İyi Parti Genel Başkanı Meral Akşener ve ekonomi kurmayları idi.
Akşener ve ekibinin konuşmalarında özellikle eğitimle ilgili bazı projeler dikkatimi çekti.

İZMİRLİ EKONOMİ KURMAYI

Yazının Devamını Oku

Üç ‘2’ şans getirsin

FIRTINALI günlerin ardından yılın son haftasına sakin sularda giriyoruz.

Dövizin ekonomiyi peşinden sürükleyerek sıçraya sıçraya belirsizliğe gidişinin durdurulması 2021’in son günlerinde yeni yıl hediyesi gibi geldi.
Şimdi biraz daha önümüzü görerek gelecek yıla bakabileceğiz.
Az rastlanan bir tesadüfle 2022 öncelikle üç tane 2’siyle akıllarda kalacak bir yıl olacak.
İzmir ve Ege Bölgesi için de 2022 unutulmayacak yıllar arasına girebilir.
Örneğin turizmde patlama yaşanabilir.
Kovid-19’un 2022’nin ilk çeyreğinde dünya için tehlike olmaktan çıkması bekleniyor.
Salgın ve yasaklar nedeniyle yıllardır ertelenen seyahatler nihayet korkusuzca yapılabilecek hale gelirse Marmaris, Bodrum, Fethiye, Çeşme gibi Ege’nin turizm merkezlerinde eski parlak günler geri gelebilir.

Yazının Devamını Oku

Beyaz yakalı devrim

MALUM, ekonomi hareketli günlerden geçiyor.

Bütün Türkiye gibi İzmir’de de vatandaş gün boyu göz ucuyla da olsa dövizi takip ediyor.
Dövizi olsun olmasın herkesin yaşamını doğrudan etkileyen fiyat hareketlerinde dolar ve eurodaki iniş çıkışın etkisi büyük olduğu için kurlara ilgi normal.
Orta öğrenim yıllarından beri arkadaşım olan sanayici bir dostuma işlerinin nasıl olduğunu sorduğumda, “İş var ama üretim için malzeme, hammadde yok” dedi.
Pandemide uluslararası piyasalarda bozulan dengeler, artan fiyatlar, mal bulunsa bile lojistik sorunlar üretimde aksamalara yol açıyormuş.
Bir de tabii döviz kurlarındaki aşırı hareketlilik nedeniyle fiyat belirlemedeki güçlük var.
Sorun sadece mal sıkıntısıyla bitmiyor.
Bir başka yarım asırlık arkadaşım da eleman bulamamaktan şikayetçiydi.

Yazının Devamını Oku

Fırtınayla gelen bebek

GEÇTİĞİMİZ hafta İzmir’i, İstanbul’u fırtınalar uçururken ‘Bora’ dünyaya geldi.Pespembe yanakları, minicik burnu, küçücük el ve ayakları ağladıkça kızarıyor, “Annemin karnında keyfim yerindeydi, neden beni aldınız?” der gibi dudaklarını büzüyordu.


İlk torunumuzu eşimle birlikte seyrederken onu nasıl bir dünyanın beklediğini hayal ettik.
Mesela 15-20 yaşında genç bir delikanlı olduğunda, 50’li, 80’li yaşlara geldiğinde nasıl bir dünyada olacak?
Sonra biraz araştırdım.
Okuduklarımın binde biri olsa onu çok başka bir dünya bekliyor.
Yaşam biçimini kökten değiştirecek geleceğin dünyasının olumlu yönleri çok.
Ama Bora’nın ilk on yılında henüz çözülemeyecek iklim krizi gezegeni tehdit etmeye devam edecek.

Yazının Devamını Oku

Kadına şiddet salgını

 İZMİR’i diğer büyük şehirlerden ayıran en değerli özelliklerden biri huzurlu olmasıdır.

İnsanlar birbirlerine saygılıdır.
İstanbul gibi yüksek sesle bağırıp çağırma, trafikte, sokaklarda kavga nadiren görülür.
Kadınların da kendilerini en rahat hissettikleri kentlerin başında gelir İzmir.
Nitekim Birleşmiş Milletler tarafından ‘Dünya Kadın Dostu Kentler’ arasında gösterilmektedir.
Ama son yıllarda hızla artan göç dalgası nüfusun yapısını da değişiyor.
Birkaç yıl öncesine kadar aklımıza bile gelmeyecek olaylara şahit oluyoruz.
Geçtiğimiz günlerde Alsancak Gül Sokak civarında yürürken İzmir’de pek alışık olmadığım sesler duydum.

Yazının Devamını Oku

Dizelciler çarpılacak

OTOMOBİLDEKİ en küçük vidanın yerini bile ezbere bilen Engin usta ile sohbet ederken söz elektrikli otomobillere geldi.“Motorcuların işi bitecek” dedi usta.


Urla Oto Sanayi Sitesi’nde yan yana dizilmiş dükkanlarda ekmeklerini kazanmaya çalışan esnafa baktım...
Egzozcu, karbüratörcü, yedek parçacı, benzinli-dizel otoların tamir ve bakım işleriyle uğraşan onlarca işyeri vardı.
Bu esnafın bir bölümünün 15-20 yıl içinde erimesi sürpriz olmayacak.
Eğer tahminler tutarsa Avrupa’da 5 yıla kadar elektrikli otomobil ile benzin ve dizel motorlu otoların fiyatları eşit hale gelecek.
Bu durumda otomobil alacaklar yakıt masrafı benzinli otodan yüzde 80 daha az olan elektrikli otoları tercih edecek.
Bu gelişmelerin Türkiye’ye de mutlaka yansıması olacak.

Yazının Devamını Oku

Maske düştü vaka arttı

GİTTİ gidiyor derken pandemide dördüncü dalga gelip kapıya dayandı.

Beşinci dalganın da uzak olmadığını söyleyen bazı uzmanlar salgının iki yıl daha sürebileceği görüşünde.
Aslında olup bitenlere şaşmamak gerek.
Bırakın pastaneleri, hastanelere girerken bile HES kodu sorulmaması dikkatimi çekti geçen hafta.
Maskeler inmiş ağız, burun açık dolaşıyor herkes.
Karşınızdaki insan aşılı mı aşısız mı belli değil.
Nitekim mikrop kendini göstermekte gecikmedi.
İzmir vaka sayısı en fazla artan iller arasında açıklandı önceki hafta.

Yazının Devamını Oku

Ege zeytinsiz kalabilir

ZEYTİNDE var yılı olmasına rağmen bazı bölgelerde ‘yokluk’ çekiliyor.


Seferihisar’da 300 ağaçlık zeytinliği olan bir dostum, “2 yıl önceki hasatta 1.5 ton zeytin toplanmıştık. Bu sene ‘var yılı’ ama sadece 50-60 kilo zeytin var. Son hasadın neredeyse 30’da biri” diye dert yandı.
Yıllardan beri ilk defa böyle bir şey başlarına gelmiş.
Nedeni tabi ki iklim krizi.
Şiddetli yağışlar tam çiçeklendikleri zamanda ağaçları yakalayıp büyük zarar vermiş.
Hemen ardından gelen yüksek ısı dalgaları da yağıştan kurtulabilen çiçekleri yakınca normalde 5-10-20 kilo, hatta bazıları 40-50 kilo zeytin verebilecek ağaçlar bu yıl meyvesiz kalmış.
Ürün iyi olmayınca çiftçinin umudu hep bir sonraki yıla kalır.

Yazının Devamını Oku

Kirli üretene hayat yok

İYİ haber iklim küresel ısınmayla mücadelenin kamuda ve özel sektörde hızla gündemin birinci sırasına yerleşmeye başlaması. Türkiye’nin 2015’te imzaladığı Paris İklim Anlaşması’nın kısa süre önce Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde onaylanmasından sonra süreç daha da hızlanacak. Nitekim İzmir’de bunun örneklerini görüyoruz.



Örneğin İzmir Ticaret Borsası’nın ekim ayı meclis toplantısının gündeminde Avrupa Birliği (AB) Yeşil Mutabakatı ve Paris İklim Anlaşması da vardı. Meclis Başkan Yardımcısı Güngör Şarman atmosfere kirli gaz salınımını azaltmak için AB’nin 2050, Türkiye’nin 2053 yılı net sıfır emisyon hedeflerini hatırlatıyordu.
Şarman “Her birimiz işlerimizde ekonomik, sosyal ve çevresel sürdürülebilirliği hedeflemek zorundayız. Bu dönemi yeni bir ekonomik model inşa etmek ve yeni teknolojileri geliştirmek için önemli bir fırsat olarak kullanmalıyız” diyordu.
Geçen hafta konuyla ilgili bir dikkat çekici açıklama da “2050yılında Karbon Nötr olmayı hedefliyoruz” diyen Pınar Süt Yönetim Kurulu Başkanı İdil Yiğitbaşı’ndan geliyordu. Yiğitbaşı, 2022 yılında biyogaz tesislerinin devreye girmesiyle karbon emisyon oranını yüzde 15, 2030 yılında karbon ayak izini yüzde 25, su kullanımını yüzde 10, plastik kullanımını yüzde 10, atık oranlarını da yüzde 20 azaltmak istediklerini açıkladı.

GEZEGEN ELDEN GİDİYOR
Aklın yolu bir. Yakın zaman kadar marjinal çevreci grupların şamatası olarak görülen küresel ısınma bugün gezegenimizi tehdit eden en büyük felaket olarak kapımıza dayandı. Bu gerçeği seller, fırtınalar, hortumlar, kuraklıklarla yaşayarak öğrenmeye başladık.

Yazının Devamını Oku

İzmir’de bir yılın muhasebesi

BU hafta iki önemli günün yıldönümü...

 

Önce, 29 Ekim Cuma günü Cumhuriyet’in ilanını 98 yıl öncenin heyecanıyla kutlayacağız.
Dünyada çok az liderin gördüğü sevgiye sahip Mustafa Kemal Atatürk, 100 yıl sonra bile eskisinden daha da büyük bir coşkuyla anılacak.
Bu güzel günün ardından 30 Ekim’e ise İzmirliler kara bir günün hatırasıyla uyanacak.
Büyük depremin ilk yıldönümünde yakınlarını kaybeden, yaralanan, enkaz altından kurtulan, evleri yıkılarak 16 saniyede yaşamları alt üst olanlar için zor bir gün olacak.


VAATLER NE KADAR GERÇEKLEŞTİ

Yazının Devamını Oku

Balıklar dolar yiyor

MALUM, balık mevsimi...

 Ege’nin çipurası, barbunu yanında Marmara’nın lüferi, çinakoplar da tezgahları doldurdu.

Yıllardır tanıdığım balıkçıya gittiğimde lüferin kilosunun 100 TL olduğunu söyleyip, “Fiyatlar artık düşmez” dedi.
1 kiloda 4 lüfer olduğunu düşünürsek fena değil!
Geçen yıl hızla tezgahlardan kaybolduğu için bir daha bulamam düşüncesiyle aldım.
Balığı temizleyen genç tam zamanında aldığımı söyleyip, “Ette döner, balıkta lüfer” dedi.
Ertesi gün bizim gibi İstanbul’da lüferin lezzetine alışmış arkadaşların geleceği haberiyle hemen bizim balıkçıya koştum.
Tezgahta ağzı laf yapan önceden görmediğim genç bir çocuk vardı.

Yazının Devamını Oku

Şimdi ‘Yeşil Büyüme’ zamanı

PARİS İklim Anlaşması’nın geçen hafta Meclis’in onayından geçmesiyle yeni bir dönemin kapıları açıldı.

 


Artık Türkiye’de de küresel ısınmada en büyük paya sahip olan kömür ve petrol gibi fosil yakıtların kullanımı giderek azalacak.
Bundan sonra güneş ve rüzgar gibi atmosfere kirli gaz savurmayan temiz enerji kaynaklarının yükseliş devri başlayacak.
Yeni dönemde ulaşımdan tarıma hayatın her alanında değişimi göreceğiz.
Benzinli ve dizel otoların yerini hızla elektrikli otomobiller alacak.
Çıkardıkları gazlarla küresel ısınmada önemli rol oynayan büyük baş hayvanların etinin tüketiminin azaltılması gibi önlemler bile devreye girecek.

Yazının Devamını Oku

Zeytinin iklimle savaşı

ÖLMEZ ağaç zeytin güçlü ve dayanıklıdır.


Ege’de pek çok yerde 500-600, hatta 1000 yaşın üzerinde anıt ağaçlar vardır.
Kalın gövdeleri, ihtişamlı kollarıyla her biri ayrı bir tablo gibi görenleri dakikalarca seyre davet eder.
Zeytin ağacının uzun ömürlü olmasında mutlaka iklim koşullarına uyum göstermesinin payı vardır.

100 MİLİMETRESİ 60 LİRA
Zeytinyağının sağlıktaki öneminin anlaşılması bu mucize sıvının değerine değer katıyor.
Bağışıklık sistemini güçlendiren polifenol oranı çok yüksek delice zeytininden sıkılmış bir yağın litresi 680 liradan satıldığı haberi bile çıktı.

Yazının Devamını Oku

Derste yüzde, teneffüste çenede

GEÇEN hafta İzmir Alsancak’ta bir okulun önünden geçerken bahçede oynayan öğrencileri gördüm.Eğer 20 çocuk gördüysem 19’unun ağzı kapalı değildi.


Ya maskeleri yoktu ya da çenelerinin altına inmişti.
Hastalığın çocuklar arasında yayıldığı ve çocuk cerrahi yoğun bakımlarının dolduğu şu günlerde gerçekten korkutucu bir görüntüydü.
Birkaç gün sonra ise Urla’da bir okulun önünden geçerken bahçede oynayan öğrencilerin hepsinin maskeli olduğunu gördüm.
Demek ki, çocuklar baş edilemez değilmiş, maskeyle dolaşmaları sağlanabiliyormuş.
Sanırım bu konuda önce ailelere, sonra da öğretmenler ve okul yönetimlerine çok iş düşüyor.

10-19 YAŞ BULAŞTIRICI

Yazının Devamını Oku

Göç arttı, inşaat hızlandı

SON zamanlarda kamyon homurtularından, iş makinelerinin gürültülerinden evde duramaz oldum.Sabah 8’den itibaren biri gidiyor, biri geliyor.


Çevrede ardı ardına başlayan inşaatlara çalışıyor kepçeler, greyderler, çimento taşıyıcılar...
Yakınlarda bir yerde 70 villalık bir projenin yapımı başlamış, 80 evlik yeni bir projenin eli kulağında imiş.
Pandeminin başlamasından bu yana kalabalıktan kaçanların şehir merkezinden uzak, bağımsız bahçeli evlere talebi arttıkça inşaatlar da artıyor.
Ama İzmir’e asıl talep uzaklardan geliyor.
Evden eve nakliye sitesi Rahattasin.com’un son altı aylık raporuna göre İzmir’e göç yüzde 148 artmış.
Yine aynı rapora göre İzmir’e taşınanların yüzde 38.9’u İstanbul’dan gelmiş.

Yazının Devamını Oku

Dijital kültürel miras

GEÇEN hafta İzmir’de yapılan Dünya Belediyeler Birliği Kültür Zirvesi’ne katılan konuşmacılardan biri kültürü şöyle tarif ediyordu:“Kültür uzun vadeli etkileşim demektir. Farklı topluluklar, farklı topraklar arasındaki köklü ilişkiler kültürü oluşturur. İnsanla toprak arasındaki ilişkiler sonucu yerler, binalar meydana gelir. Bunlar elle tutulur kültürel miraslardır. Şenlikler, birlikte olma şekilleri gibi etkileşimler ise elle tutulamayan soyut kültürel miraslardır.”



Hindistan’dan Brezilya’ya, Güney Kore’den Almanya’ya dünyanın dört bir yanından bizzat gelerek ya da internet üzerinden sanal olarak katılan binden fazla konuşmacı ve katılımcı vardı zirvede.
UNESCO’dan, Avrupa Birliği’nden, Birleşmiş Milletler’den uzmanlar, bilim insanları, siyasetçiler, sivil toplum kuruluş temsilcileri, kısacası kültür hakkında söyleyecek çok şeyi olan hemen herkes İzmir’de buluştu.
İklim krizinden kültürün turizme etkisine onlarca konunun tartışıldığı zirvede fikir vermesi için bir Fransız konuşmacının şu sözlerine ve önerisine kulak verelim:

MİLYARLARCA KİŞİDEN VERİ
“Kültürel miras kavramını daha uzağa taşımamız gerekiyor. Dijitalleşmeyi, büyük datayı konuşmalıyız. Dünyanın her yerinden veriler toplanıyor. Bunları kullanarak yeni bir kültürel miras yaratabiliriz. İnternet sayesinde müthiş görüş alışveriş fırsatları doğuyor. Gezegenin her yerinden insanlarla sürekli iletişim içinde olabiliyoruz. 2000’li yılların başında veri akışında ikinci bir aşamaya geçildi. Facebook, Google, Ali Baba gibi şirketler ve sosyal medya dijitalleşmeyi hızlandırıp araştırma, fikir alışverişi ve diğer alışverişler için çok yeni hizmetler sunuyor. Her saniye her birimizden 1.7 mega oktet değerinde veri alınıyor. Dünyada 2020 yılında toplanan veri miktarı 2010’dan 30 kat fazla.

UNESCO İLE FACEBOOK ÖPÜŞSÜN

Yazının Devamını Oku

Eylül bereketi

Sonbahar Ege için bereket demektir.

Salihli’den Nazilli’ye, Bergama’dan Söke’ye, Akhisar’dan Milas’a, Torbalı’dan Karaburun’a her köşede incir, üzüm, pamuk, zeytin, mandalina hasadı sırayla başlar.
Üzüm ve incir öncüdür.
Ağustos ortalarından itibaren bağbozumu şenlikleriyle birlikte ilk üzümler tezgahlarda boy göstermeye başlar.
Ege’de kuru üzüm ve incir üretimi yapan 100 bin üretici ailesi var.
Aileleri, mevsimlik işçileri, tarıma dayalı sanayi firmaları, ihracat, gümrük, lojistik derken; yüzbinlerce Ege insanının yaşamına katkıda bulunuyor incir ve üzüm.
Ege, dünyanın en büyük kuru üzüm ihracatçısı.
Geçen yıl bölgeden toplam 5 milyar dolarlık tarım ürünü ihraç edildi.

Yazının Devamını Oku