Çemberi kırmak için

EVE kapandığımız salgın günlerinde dünyayla en önemli bağlantı araçlarımdan modemim arızalandığı için bir alışveriş merkezine gitmek zorunda kaldım. Gördüklerimden içim yandı. Her zaman cıvıl cıvıl olan AVM’de in cin top oynuyordu. Bir gün önce vaka sayısının 29 bin olarak açıklanması, hemen etkisini göstermiş İzmirliler kendilerini karantinaya almıştı.

Haberin Devamı


Ancak, bir de madalyonun öbür yüzü vardı. Konuştuğum mağaza çalışanları her an bir kapanma bekliyor ve haklı olarak bu durum uzun sürerse işlerini kaybetme endişesi yaşıyordu. İzmir’de sayıları 30’a yaklaşan AVM’erde 28 bin kişinin çalıştığını düşünürsek, bu korkuyu ne kadar çok insanın yaşadığını daha iyi anlayabiliriz.
Sadece AVM değil, İzmir’de halen kapalı bulunan 7 bin kıraathane, 3 bin 500 civarında restoran, irili ufaklı yüzlerce büfe, esnaf lokantası hepsi aynı durumda. Mayıs ayından bu yana kapalı bulunan birahane, disko, bar, meyhane gibi işletmelerin sayısı Türkiye’de 370 bini bulurken aşçı, garson, komi gibi buralardan ekmek yiyen 2 milyon kişi de ne olacağım kaygısını yaşıyor.


RESTORAN, KAHVEHANE KAPATMA YETERLİ Mİ
Peki, AVM, kıraathane, lokanta kapamak salgını önlemeye yeterli olacak mı? Her gün fabrikalara, dükkanlara çalışmaya giden yüzbinlerce kişi var. Birkaç rakama göz atmak yeter. Çiğli’deki Atatürk Organize Sanayi Bölgesi’ndeki 600 kadar işletmede 40 bin kişi çalışıyor. Çoğu çalışanın her gün İzmir’e gidip geldiği Kemalpaşa’da 30 bin, Manisa Organize’de 50 bin kişi çalışıyor. Ege Serbest Bölge’de 20 bin, Torbalı’da 10 bin, Aliağa Petkim’de 2 bin, Tüpraş’ta 3 bin gibi bu listeyi uzatmak mümkün....
Bir de 1. Organize, 2. Organize, 3. Organize Sanayi, Gıda Çarşısı, Tekstil Konfeksiyon gibi kümelenmiş işyerleri yanında Kemeraltı, Karşıyaka Çarşısı, Kıbrıs Şehitleri gibi her gün on binlerce kişinin gidip geldiği binlerce kişinin çalıştığı kalabalık çarşılar var. Genellikle toplu ulaşım araçlarıyla işyerlerine giden bu insanların bir yerlerden mikrop kapıp evlerine ve işyerlerine taşıma olasılığı çok yüksek. Günde bir milyon kadar kişinin otobüs, metro, tramvay, gemi gibi toplu ulaşımla taşındığını düşünürsek durumun ciddiyeti daha iyi anlaşılır.

Haberin Devamı


ZAMANA KARŞI YARIŞ
Sevindirici olan ise birkaç ay öncesine kadar kapkaranlık olan tünelin ucundan nihayet ışığın sızmaya başlamış olması. Şimdi zamana karşı yarış başlıyor. Önümüzdeki 5-6 ayı en az hasarla geçiştirebilirsek büyük bir badireyi atlatma şansımız var.
Ancak, bunun için bilim adamlarının önerileri doğrultusunda gereğinin yapılması şart. Eğer iki ya da üç hafta tam kapanma gerekiyorsa, bu da yapılmalı. Nitekim Cumhurbaşkanı Erdoğan da daha sıkı tedbirleri dile getiriyor. Günlük vaka sayısının 30 binlere çıktığı, yüzden fazla kişinin öldüğü bu günlerde alınacak her karar toplumun geleceğini kurtarmak için olacaktır. Ekonomik sıkıntı olacaktır, ama onlar da devletin desteğiyle bir şekilde aşılacaktır. Zamana karşı yarışıyoruz, başka çare kalmadı.

Yazarın Tüm Yazıları