Proje okullar ya da biz neden reform yapmayı beceremiyoruz?

G20 üyesi olan ülke çocuklarını dünyanın en becerikli ilk 40 ülkesi arasına sokamıyor! O nedenle bizim eğitimi konuşmaya, eğitimde reform ve inovasyona açık olmaya ihtiyacımız var. Hem de acil olarak. Bu bağlamda “proje okullar” etrafında dönen tartışma önemli. İyi bir reform aracının nasıl kötü sonuçlar doğurabileceğine güzel bir örnek. Maalesef!

Haberin Devamı

Aslında yol doğru! Model okullara ihtiyacımız var!

Proje okullar tartışmasını başlatan yönetmelik 1 Eylül 2016’da Resmi Gazete’de yayınlanmış. Bu yönetmelikle sayıları 155’i bulan okul “proje okulu” olarak belirleniyor. Yönetmeliği okuyunca aslında seçilen yolun doğru bir yol olduğunu görüyoruz.  Çünkü proje okullar kurmak yoluyla reform yapılması inovasyona dayalı yeni ve başarılı modeller geliştirme girişimi çok doğru bir adım. Yukarıdaki yönetmelikte bir reform için olmazsa olmaz olan “model okul” uygulamalarından izler var. İzler var diyorum çünkü ötesi yok.  Ama ötesi yok. İsterseniz tek tek anlatayım.


İyi bir reform tüm bileşenlerin katılımıyla ortaya konur!


Proje okul uygulamasına günlerdir itiraz eden bu 155 okul öğrencisi, velisi ve öğretmenlerinin tepkilerinden yeni reformun bu bileşenlere hiçbir şekilde danışılmadan yapıldığını görüyoruz. Bu okulların mezunları, bu okulları destekleyen vakıflar velakin okulla uzaktan yakından alâkası olan herkes reforma bir şekilde itiraz ediyor. Okul dediğiniz kurum yaşayan bir varlık, ortak bir iklimdir. Öğretmen, öğrenci ve mezunlar o iklimin olmazsa olmaz unsuru...Onlara danışmadan, onları sürece dahil etmeden hiçbir değişiklik hedefine ulaşamaz. Reformun bu ilk ayağı belli ki her zaman olduğu gibi atlanmış. Çünkü bizde bir kural vardır: Ankara’da oturan bir kişi milyonlarca insanın hayatına onlara danışmadan yön verebilir. Öğretmenler kim? Öğrenciler ne bilecek?!

Haberin Devamı


Çalışıyorsa bozma!


Reformun ikinci kuralı “Çalışıyorsa bozma” kuralıdır. Yani zaten iyi işleyen bir şeye müdahale etmeden iki defa düşüneceksiniz. Şimdi proje okulu diye seçilen okullara bakınca bunlar zaten uluslararası tüm ölçümlerde topluca sınıfta kalan eğitim sistemimizin en iyi örnekleri. Elbette her “iyi” olan şey “daha iyi” yapılabilir. Ama ülkede bu kadar dökülen okul varken neden reforma en iyi olan okulların dokusuyla oynayarak başlanır? Elinizde çok iyi işleyeceğinize inandığınız sihirli bir değnek var ise bunu sıfırdan yeni bir okulda ya da başarısızlığı tescillenmiş bir okulda hayata geçirmek varken neden geleneği olan, iklimi pozitif okullarda zar atar gibi reform yapıyorsunuz? Şu an proje okullar uygulaması ile ortaya konan reformun nasıl bir sonuç vereceğini henüz bilmiyoruz. Elimizdeki iyi okulları da bu reform süreciyle sıradanlaştırma riski çok ciddi olarak var.  

 

Haberin Devamı

Objektif bir hedef olmadan reform olmaz!


Proje okullar uygulaması çerçevesinde 155 okulda çalışan öğretmenlerin önemli bir kısmının tayini çıkartılmış. Çoğu köklü Anadolu ve Fen lisesi olan ama aralarında Güzel Sanatlar ve Sosyal Bilimler liseleri ile ülkenin en köklü liselerinin bulunduğu bir liste bu.  Şimdi reform adı altında bu okulların öğretmen kadrosu tamamen değişiyor. Buralarda 8 yıldan daha fazla süre ders veren öğretmenler başka okullara gönderiliyor. Yerlerine pek çok yeni öğretmen atanıyor. Okulda öğrenme bir çıktıysa onun girdisi okul iklimi dediğimiz elle tutulup gözle görülmeyen ama hissedilebilir bir şeyden söz ediyorum. Bu iklim öyle bir iki yılda, bir iki atamayla ortaya çıkmaz. Geliştirilmesi on yılları bulan, öğretmenlerin, öğrencilerin, mezunların yıllarca ortaya koyduğu geleneklerle ortaya çıkan bir şeyden söz ediyoruz. Şimdi tüm objektif değerlendirmelerde başarılı olduğu teslim edilen bu okulların iklimine bir darbe vuruluyor. Yazık oluyor.

Haberin Devamı

Doğru reform için “Şura” geleneğine geri dönelim!


Reformun nasıl yapılmayacağını biliyoruz ama açıkçası biz ülke olarak reformun nasıl yapılması gerektiğini de biliyoruz. Bunun tarihte pek çok örneği var. Evet “şura” geleneğinden söz ediyorum. Türkiye’nin eğitim alanında öncelikle yapması gereken reform, nasıl reform yapılacağını gözden geçirmek ve “şura” geleneğine geri dönmektir. Gelin partiler üstü bir komisyon kurarak “Çocuklarımızı nasıl dünyanın en iyi yetişen gençleri yaparız?” sorusu etrafında toplayalım. Herkes eteğindeki taşı döksün. Herkes aklındaki çözümü masaya koysun. Tartışalım, itiraz edelim ve ortaya bir kurtuluş reçetesi çıkartalım.

 

Haberin Devamı

Gerçekten “milli” bir pusula!

Mustafa Kemal’in savaş koşullarında işlettiği bu “Şura” mekanizmasına şimdi her zamankinden daha çok ihtiyacımız var. Çünkü çocuklarımız hızla dünyadaki akranlarından geriye düşüyor. Hedef gençlerimizin dünya ile daha iyi rekabet edecek becerilere sahip olması. Hadi.. Hayal biliyorum; fakat 20 milyon çocuğun geleceği için hayal etmekten başka çaremiz yok!

 

Yazarın Tüm Yazıları