Yoğun bakımdaki hasta sayısı neden açıklanmıyor?

Bundan 10 gün kadar önce 25 Temmuz’da yayımlanan bir önceki yazımda, temmuz ayında yeni COVID-19 vakalarında açıklanan günlük sayıların 1000’li rakamlardan 900’lere inmesine karşılık, buradaki düşüşün yoğun bakımda tutulan hastaların durumuna yansımadığına, bu kategoride düzenli bir artışın gözlendiğine dikkat çekmiştim.

Haberin Devamı

Gerçekten de resmi verilerde yeni vakalar düşme eğilimine girerken, aynı verilerde yoğun bakımdaki hastaların sayısının istikrarlı bir şekilde yükselmesinde izaha muhtaç bir durum vardı. Kaldı ki, geride bıraktığımız 10 gün içinde açıklanan günlük vakalar da yeniden yükselişe geçerek, dün itibarıyla bir kez daha 1.000 eşiğinin üstüne çıkmıştır.

Yoğun bakıma alınan ve bunlar arasında bir bölümü de entübe edilerek solunum cihazına bağlanan hastaların durumuyla ilgili verilere baktığımızda ana yöneliş olarak şu olgularla karşılaşıyoruz:

Yoğun bakımdaki hasta sayısı neden açıklanmıyor

Yazıyı tamamlayan grafikte görüleceği gibi ilginç bir paradoks hemen göze çarpıyor. Günlük vakalarda haziran ayının ilk haftasında 1.000 eşiğinin altına inildikten sonra, 1 Haziran’da normalleşmeye geçiş adımlarının ardından yeniden bir artış eğilimi beliriyor. Burada dikkat etmemiz gereken bir nokta var. Haziran ayına yayılan zaman kesitinde yoğun bakımdaki hastaların sayısı günlük vaka sayılarının çok altındadır.

Haberin Devamı

Temmuz ayının başında bir kırılma ortaya çıkıyor ve bu ayın ikinci haftasında günlük vakalar yeniden 1.000 eşiğinin altına iniyor. Ancak yoğun bakımda tutulan ve bir kısmı entübe edilen hastaların toplam sayısı bu düşüşten etkilenmeden artış yönelişini istikrarlı bir şekilde sürdürüyor.

TEMMUZ AYINDA AÇILAN MAKAS

Grafiğin de yansıttığı gibi temmuz ayının ikinci haftasından sonra yoğun bakımdaki hasta sayısı ile yeni vakaları gösteren eğriler arasındaki makasın giderek açılmaya başladığını görüyoruz.

Yoğun bakımdaki hastaların toplamı 28 Temmuz’da son zamanların en yüksek sayısı olan 1.280’e çıkmıştır. 28 Temmuz, aynı zamanda yoğun bakımdaki hasta sayısının –entübe edilenlerle birlikte- en son açıklandığı tarihtir.

Bu noktada konuya karşılaştırmalı bir şekilde bakabilmek için bir saptama yapalım. Yoğun bakımdaki hasta sayısının 1.280’e çıktığı 28 Temmuz’un düzeyine en yakın rakamın kaydedildiği tarih 1.278 hasta ile 6 Mayıs’tı. Bu açıdan baktığımızda, Türkiye yoğun bakımdaki hasta sayısında neredeyse üç ay geriye gitmiş bulunuyor.

Haberin Devamı

Bu arada, yoğun bakım kategorisinde en düşük sayının açıklandığı tarihi de verelim: 591 hastayla 6 Haziran... Grafik, aslında yoğun bakımdaki toplam hasta sayısının iki aydan kısa bir zaman içinde iki katına yükseldiğini gösteriyor.

Entübe edilen hastalar için geriye dönük bir karşılaştırma yaptığımızda en düşük sayının 3 Haziran’da kaydedildiğini görüyoruz: 261 hasta... Bu verinin en son paylaşıldığı geçen hafta 28 Temmuz tarihinde solunum cihazına bağlı hastaların sayısı 403’e çıkmıştı.

SAĞLIK BAKANI’NIN GEREKÇELERİ

Sağlık Bakanı Dr. Fahrettin Koca’nın salgının patlak vermesinden sonra her akşam Twitter hesabından paylaştığı COVID-19 tablosundaki verilerde geçen çarşamba akşamından bu yana yoğun bakımda tutulan ve ayrıca entübe edilen hastaların sayısı yer almıyor. Oysa 27 Mart tarihinden bu yana, yani kesintisiz tam dört aydır bu sayılar Sağlık Bakanı tarafından günlük bazda düzenli bir şekilde kamuoyuyla paylaşılmıştı.

Haberin Devamı

Sağlık Bakanı, bu iki veriyi paylaşmazken, ‘ağır hasta sayısı’ ve ‘hastalarda zatürre oranı’ şeklinde iki yeni veriyi duyurmaya başlamıştır. Buna karşılık, tweet paylaşımı dışında bakanlığın web sitesinde çıkan günlük ayrıntılı COVID-19 raporunda entübe edilen yeni günlük hasta sayısı yer alıyor. Önceki gün bu rakam 42’ydi. Ancak toplamı verilmiyor. Yoğun bakımdaki hastaların sayısına ise hiçbir şekilde değinilmiyor.

Neden bu değişikliğe ihtiyaç duyuldu. Sağlık Bakanı Koca, geçen çarşamba günü düzenlediği basın toplantısında bunun gerekçesini açıklarken şöyle konuşmuş:

Bilim Kurulumuz günlük koronavirüs tablosunda bazı veri açıklamaları için başlık ve adlandırma değişikliğine gitme konusunu ele almıştı. Bunun amacının uluslararası karşılaştırmalarda kolaylık sağlanmasıdır. Hasta tablomuzda yoğun bakımda olan ve entübe edilen hastalarımız yerine, entübe edilmiş veya henüz entübe edilmemiş de olsa kan oksijen düzeyi belli düzeyin altına düşen hastaları ağır hastalar olarak duyurmaya devam edeceğiz. Ayrıca hastalarımızda kritik eşik olan zatürre oranını da sizlerle bundan böyle düzenli paylaşacağız.”

Haberin Devamı

Koca’nın açıklamasına göre, kandaki oksijen düzeyini esas alan ‘ağır hasta’ kategorisinin kullanılmaya başlanmasının gerekçelerinden biri uluslararası karşılaştırmalarda kolaylık sağlanmasıdır. Ancak uluslararası alanda kulvarında dünyanın en saygın kuruluşlardan biri olan Almanya’nın Robert Koch Institut’un web sitesinde günlük yayımlanan raporlara bakıldığında, yoğun bakım ve entübasyon sayılarının paylaşıldığı gözleniyor.

PROF. KARA: ‘TAM NEDENİNİ BİLMİYORUM’

Sağlık Bakanlığı’nın COVID-19 konusundaki Bilim Danışma Kurulu’nun üyesi Prof. Ateş Kara, geçenlerde CNN Türk’te yaptığı açıklamada, hastalığın seyrini belirleyen en önemli parametrelerden birinin zatürreye yakalanma oranı olduğunu, dünyada salgını bu parametre üzerinden izleyen ülkelerin de bulunduğunu belirterek “O nedenle bizim verilerimiz arasına bu da eklendi” diyor.

Haberin Devamı

Prof. Kara, ayrıca “Bazı durumlarda entübe olunmasına rağmen çok ağır olmayabiliyor veya entübe olunmadan da hastalığın ağır seyrettiği durumlar oluyor. O nedenle hastalığın kritikliğini ağır hastalık durumuna göre veya hafif seyrine göre belirlemenin daha faydalı olacağı düşünüldü” diye ekliyor.

Prof. Kara, Abdulkadir Selvi’nin yoğun bakımdaki hasta sayılarının neden verilmediği sorusu karşısında ise “Bunun tam ve kesin nedenini şu anda ben bilmiyorum, onu tam söyleyemeyeceğim” diye konuşuyor.

DEĞİŞİKLİK TARTIŞMALARI TETİKLEDİ

Hangi gerekçeyle düşünülmüş olursa olsun, daha önce paylaşılan verilerin birden kamuoyunun bilgi alanından çekilmesi ciddi bir tartışma yaratmış bulunuyor. Toplum sağlığını hayati bir şekilde ilgilendiren bir konuda bu ölçüde majör ve ani bir değişikliğe gidilmesinin kamuoyunda, meslek kuruluşlarında sorulara yol açması kaçınılmazdır. Farklı bir yönteme ihtiyaç duyulduğu takdirde, esas alınacak yeni göstergeler pekâlâ önceki göstergelerle birlikte paylaşılabilirdi.

Yapılan değişikliğin önemli bir sakıncası, yaklaşık dört aydır hastalığın seyrinin izlendiği temel bir kategoriye ilişkin verilerin birden kaybolmasının kamuoyunu hastalığın seyrinin bir bütünlük içinde değerlendirme imkânından yoksun bırakacak olmasıdır. Böyle bir ihtiyaç varsa bu baştan düşünülmeliydi. Ayrıca, bu değişikliğin yoğun bakım hastalarındaki artışın sürdüğü bir sırada yapılması insanların kaşlarının kalkmasına yol açmıştır.

COVID-19 ile mücadelede başarının temel unsurlardan biri güven meselesidir. Sağlık Bakanlığı, bu tartışmaları önlemek açısından yoğun bakıma ilişkin verileri hiç olmazsa internet sitesine koyduğu günlük raporlar içinde pekâlâ paylaşabilir. Buna engel bir durum olmaması gerekir.

Yazarın Tüm Yazıları