"Sedat Ergin" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Sedat Ergin" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Sedat Ergin

Türkiye’nin NATO’daki blokajının perde arkası

Hafta ortasında Londra’da yapılan NATO zirvesinin en sancılı konularından biri Baltık ülkeleri (Litvanya, Letonya, Estonya) ve Polonya’nın savunma planlarıyla PKK’nın Suriye’deki uzantısı YPG’nin Türkiye’ye dönük tehdidi arasında kurulan dolaylı bir ilişkilendirme nedeniyle yaşanan kilitlenmeydi.

Yaşanan sorun neydi? Bütün anlaşmazlık, 2014 yılında Rusya’nın Kırım’ı ilhak etmesinin ardından NATO’nun Rus tehdidine en çok maruz kalan ülkelere dönük savunma planlarını gözden geçirme ihtiyacını duymasından sonraki süreçte ortaya çıktı. Rusya tehdidine öncelikle maruz kaldığı düşünülen Baltık ülkeleri ve Polonya, ardından Türkiye’ye dönük savunma planları yeniden gözden geçirilmeye başlandı.

NATO, bütün müttefikler için hazırlanmış ve belli aralıklarla yenilenen savunma planları üzerinden hareket ediyor. NATO’nun savunma planları da A) Uzun süreli stratejik nitelikteki ‘Daimi Savunma Planları’, B) Operasyonel nitelikteki ‘İhtimaliyat Harekât Planları’ ve C) Terör dahil asimetrik tehditlere dönük ‘Jenerik İhtimaliyat Harekât Planları’ olmak üzere üç kategoride hazırlanıyor.

NATO’nun 2016 yılında yapılan Varşova zirvesinde, muhtemel krizlere daha çabuk karşılık verilebilmesini sağlamak üzere birinci ve ikinci kategoriler arasında yer alacak ve arada geçişkenliği süratlendirecek ‘Kademeli Mukabele Planı’ denilen yeni bir plan düzenlemesine gidilmesi kararlaştırıldı.

Bunun ardından 2016 yılında önce Baltık ülkeleri ve Polonya, ardından Türkiye, Bulgaristan, Romanya ve Macaristan’a ilişkin ‘kademeli mukabele planları’ oluşturuldu. 2016 yılında bu plan hazırlıkları yürütülürken Türkiye’yi konu alan plandaki tehdit değerlendirmesinde, Ankara’nın girişimiyle “PKK ve Suriye’deki uzantısı YPG” ifadesine de yer verildi.

Burada önem taşıyan husus, bu planın 2016 yılında Brüksel’deki NATO daimi delegelerinin bir araya geldiği NATO Konseyi’nden geçmiş, yani NATO’nun onayını almış olmasıdır.

*

Ve bu planların yenilenmesi zamanı geldi çattı. İlk planların uygulaması 2019’a kadar uzadı ve 2020’de başlayacak şekilde güncellenmesi çalışmalarına başlandı. Anlaşmazlık bu noktada patlak verdi. YPG’nin NATO planına konması 2016 yılında mesele olmazken, 2019 yılında ciddi bir soruna dönüştü. Aralarında ABD ve Fransa’nın da yer aldığı bir grup NATO ülkesi, Türkiye ile ilgili planda YPG’ye yer verilmesine itiraz etti.

NATO’da kararlar oybirliğiyle alındığından yapılan itiraz yeni kademeli mukabele planının Türkiye’nin istediği şekilde oluşturulmasını engelledi. Bu sırada Baltık ülkeleri ve Polonya ile ilgili kademeli planların da güncellenmesi söz konusuydu. Türkiye, kendisine dönük tehdit dahil edilmeyince NATO üzerinde baskı kurmak üzere Baltık ülkeleri ve Polonya planlarını bloke etti.

Ayrıca, sıkıntı yalnızca ulusal planlarda değil, Türkiye dahil tehdide en çok açık ülkelerle ilgili kademeli planlardan yola çıkılarak hazırlanacak ‘Stratejik Tasarım’ olarak adlandırılan bir ana belgeye de yansıdı.

İşte Londra zirvesi açılırken yaşanan büyük sancının gerisinde yatan, tarafların bu şekildeki karşılıklı blokajlarıydı.

Türkiye engellemeyi durdurması konusunda yoğun telkinlerle karşılaştı. Ve blokaj salı gecesi kaldırıldı. NATO’da derin bir nefes alınırken önceki günkü zirve toplantısı bu sıkıntı giderilmiş olarak başladı.

*

Bu adımın atılmasının ne anlama geldiğini anlamak için Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Londra’daki bir açıklamasını da kayda geçirelim. Erdoğan, önceki akşam Londra’da gazetecilerle yaptığı sohbet toplantısında “Niye evet dedik? YPG’nin terör örgütü olarak tanınması konusunda bir teminat aldık mı?” sorusuna şu karşılığı veriyor:

Orada konsey, komisyon meselesi var. Bu konsey, komisyon toplantısı ile ilgili o döneme kadar zaten bu işin şu anda geçerliliği adeta yok gibi. Süreç başlamıştır. Daha sonra 6 aylık periyodu var. Bu 6 aylık süreç işlerken böyle bir olay vuku bulduğu anda da burada başta NATO Genel Sekreterimiz olmak üzere hepsi devreye girerek bu işi tekrar yoluna rayına sokma şanslarına sahipler. Bu noktada bizi aşırı derecede bağlayıcı bir şey yok.

Muhtemeldir ki, Erdoğan ‘konsey’ ile bundan altı ay kadar sonra önümüzdeki haziran ayında yapılacak olan NATO Savunma Bakanları Toplantısı’nı, ‘komisyon’la da Brüksel’deki daimi delegelerin düzenli olarak bir araya geldiği NATO Konseyi’ni kastediyor.

*

Gelinen noktayı şu şekilde değerlendirebiliriz:

  1. A) Ankara’nın blokajı kaldırmasıyla Baltık ülkeleri ve Polonya’nın kademeli mukabele planlarıyla ilgili sıkıntı aşılmıştır.
  2. B) Türkiye’ye gelince, yeni güncellenmiş kademeli planının şimdilik askıda kaldığı anlaşılıyor. Ancak bu durumda 2016 yılında hazırlanmış olan ve YPG’den de söz eden kademeli planın hâlâ yürürlükte olduğu tahmin edilebilir. Bu planın güncellenip güncellenemeyeceği haziran ayında belli olacaktır.
  3. C) Ayrıca, bu planların (Türkiye dahil) da yansıyacağı ‘ana belge’nin (Stratejik Tasarım) akıbeti konusunda şu an için tam bir açıklık yoktur. Bu dosyanın da haziran ayına sarktığını ihtiyat payı bırakarak tahmin edebiliriz.
  4. D) Genel bir gözlem olarak Türkiye ile ilgili meselede altı aylık bir zaman kazanıldığını söylemek mümkündür. Bu yönüyle NATO içindeki YPG sorunu Türkiye ile ABD ve Fransa gibi ülkeler arasında açık bir dosya halinde gündemde kalmaya devam edecek, formül bulma arayışları sürecektir.
  5. E) Her halükârda Türkiye, YPG konusundaki hassasiyetini bu egzersizle ittifak nezdinde bir kez daha kayda geçirmiş bulunmaktadır. Bununla birlikte, Türkiye’nin engellemeye başvurup bunu sonradan kaldırmasının muhasebesi önümüzdeki günlerde yoğun bir şekilde tartışılacaktır.
X