Türkiye ile Mısır arasında ilk büyük kriz fes yüzünden çıkmıştı… Mısır’la zor yıllar 5

Atatürk’ün Cumhuriyet Balosu’nda Mısır Elçisi’nin fesini çıkarttırması iki ülke ilişkilerinde büyük bir bunalıma yol açtı, nota savaşları yaşandı.

Haberin Devamı

 1. BÖLÜM

ATATÜRK’ÜN TALİMATIYLA GARSON SEFİRİN FESİNİ TEPSİDE DIŞARI ÇIKARDI

 Tarih 29 Ekim 1932... Başkentte bütün gözler o akşam Ulus’taki Ankara Palas’ta Cumhuriyet’in kuruluşunun dokuzuncu yıldönümü dolayısıyla Reisicumhur Gazi Mustafa Kemal’in vereceği resmi akşam yemeği ve baloya çevrilmişti. Baloya diğer davetlilerin yanı sıra kordiplomatik, yani Ankara’daki yabancı diplomatik misyon şefleri de davetli idi. Önce resmi yemek yenecek, ardından danslı baloya geçilecekti.

Ankara Palas’taki 29 Ekim baloları başkentteki büyükelçilikler açısından yılın en önemli olaylarından biriydi. Dönemin Ankara’daki Birleşik Krallık Büyükelçisi George Russell Clerk’ün merkeze gönderdiği bir telgrafa göre, yabancı elçiler yıl boyunca hemen hemen yalnız orada Atatürk’le yüz yüze gelebiliyorlardı. Atatürk’ün oradaki her sözü, her davranışı yabancı büyükelçiler için bir gösterge, bir barometre gibi görülüyordu. Hangi büyükelçilik gözden düşmüş, hangisi saygınlık kazanmış, baloda kestirilebiliyordu.

Haberin Devamı

Atatürk, Ankara Palas’a saat 20.30’da geldi. Sofraya geçmesiyle birlikte yabancı diplomatlar ve diğer davetliler de masadaki yerlerini aldılar. Atatürk o akşam sofraya oturur oturmaz konuşmaya başladı. Az yemek yiyor, bol bol sigara içiyor ve konuklarla teker teker ilgilenip konuşuyordu. Protokol düzenlemesinde İngiliz Büyükelçisi Clerk Atatürk’ün yakınına, Sovyet Büyükelçisi de karşısına oturtulmuştu. Atatürk, İngiliz ve Sovyet Büyükelçileri’nin “kendisinin en yakın dostları olduğunu” söyledi.

Türkiye ile Mısır arasında ilk büyük kriz fes yüzünden çıkmıştı… Mısır’la zor yıllar 5

Daha sonra sağ tarafındaki diğer elçilerle ilgilendi. Polonya’ya sıcak mesajlar verdi. Bunu, Türkiye lehinde bir konferans verdiği için ABD Büyükelçisi’ne teşekkürü izledi. Ancak her büyükelçi övgü almıyordu Atatürk’ten. Örneğin, İtalyan Büyükelçisi Lojacona’ya dönerek, Mussolini’nin Torino’da yapmış olduğu konuşmadan pek hoşnut olmadığını belli etti. Ardından ayağa kalkarak “İnsanlığın birleşmesi” için kadehini kaldırdı.

Haberin Devamı

Yemek bitmişti. Atatürk sofradaki konuklarını baloya buyur etti. Ve hadise tam o sırada meydana geldi. Atatürk baloya fesini takarak gelmiş olan Mısır Elçisi Abdülmelik Hamza Bey’in yanından geçerken kendisine bir şeyler söyledi. Ardından bir garsonun elinde tepsiyle geldiği görüldü. Garson, Elçi’nin fesini tepsiye koyarak oradan uzaklaştı.

Mısır Elçisi’nin fesi böylelikle ortadan kayboldu. Yemeğe ilişkin aktardığımız bütün bu ayrıntılar, İngiliz Büyükelçi Clerk’ün hadiseyle ilgili olarak Londra’ya gönderdiği telgrafı Birleşik Krallık Dışişleri Arşivleri’nden bulup çıkartan Büyükelçi ve tarihçi Bilal Şimşir’in “Fes Olayı, Türkiye-Mısır İlişkilerinden Bir Sayfa” başlıklı yazısında yer alıyor. Şimşir’in Türk, Mısır ve muhtelif Batı kaynaklarına, özellikle İngiliz arşivlerine dayanarak hazırladığı son derece titiz ve kapsamlı bir çalışmasına dayanan bu yazısı, 1984 yılında Türk Tarih Kurumu’nun “Belleten” isimli dergisinin 189-190’ıncı sayısında yayımlanmıştır.

Haberin Devamı

Türkiye ile Mısır arasında ilk büyük kriz fes yüzünden çıkmıştı… Mısır’la zor yıllar 5
Abdülmelik Hamza Bey

2. BÖLÜM

ATATÜRK’TEN MISIR ELÇİSİNE: ‘KRALINIZA SÖYLEYİN, FESİNİZİ ÇIKARMA TALİMATINI VERDİM…’

Peki ne olmuştu o sırada? Atatürk ne demişti Mısır temsilcisine? Tarihçi Bilal Şimşir, değindiğimiz yazısında bu sorunun yanıtını farklı kaynaklara başvurarak aktarıyor. Önce İngiliz arşivlerinden yola çıkarak, Atatürk’ün yakınında oturan İngiliz Büyükelçi’nin bu konudaki telgrafından geniş bir alıntıya yer veriyor. Büyükelçi, şöyle aktarmış fes hadisesini:

Atatürk Mısır Elçisi’nin yanından geçerken: ‘Kralınıza söyleyiniz, ben, Mustafa Kemal, size bu akşam fesinizi çıkarma talimatını verdim’ demiş ve bir garson çağırmıştır. Elçi, uysallıkla fesini çıkarıp garsona vermiştir. Garson, davetlilerin şaşkın bakışları arasında fesi salonun öbür ucuna doğru götürüp gözden kaybolmuştur. Mısır Elçisi üzüntüyle hemen oradan çekilmiştir.”

Haberin Devamı

Türkiye ile Mısır arasında ilk büyük kriz fes yüzünden çıkmıştı… Mısır’la zor yıllar 5
Dr. Tevfik Rüştü Aras - George Russell Clerk - Comte Charles Chambrun

Olayın görgü tanıklarından biri de masada bulunan Fransa’nın Büyükelçisi Comte Charles Chambrun’du. Bilal Şimşir, Fransız Büyükelçi’nin Atatürk hakkında yazdığı “Atatürk et la Nouvelle Turquie” (Atatürk ve Yeni Türkiye) adlı kitabından bu hadiseyle ilgili bölümü şöyle aktarıyor:

Ulusal bayram onuruna Hükümet üyelerine ve Kordiplomatiğe verilen yıllık yemeği bitiriyorduk. İki yüz kişilik davetliler arasında Mısır Elçisi’nin fesi gösterişle sırıtıyordu. Cumhurbaşkanı, arada bir sezdirmeden fese alaycı bir göz atıyordu. Zavallı meslektaşım bunu farkına varmadı. Ama Gazi, sürükleyici müziğin temposuna uyarak masadan kalkınca Mısırlı’nın yanından geçti ve geçerken bir kedi mırıltısını andıran usulca bir sesle kendisine bir şeyler söyledi, onun omuzunu okşadı. Kendisini kucaklıyor sanmıştım ki, ne göreyim, bir garson fesi gümüş bir tepside hızlı adımlarla götürüyordu. Tepsinin ardından bakakaldık.”

Haberin Devamı

Ve bir de devletin yaşanan hadiseyle ilgili resmi anlatımı vardı. Bilal Şimşir, olayın daha sonra dallanıp budaklanması üzerine Dışişleri Bakanı Dr. Tevfik Rüştü Aras tarafından 12 Aralık 1932 tarihinde T. C. elçiliklerine gönderilen “tamim” metnini Dışişleri arşivlerinde bulmuş. Aras, bu tamimde olayı şöyle anlatıyor:

Reisicumhur Hazretleri, Mısır Sefiri’ne yemekten sonra yanından geçerken teveccühkâr bazı ifadatta bulunmuşlar ve fesini çıkararak rahat edebilmesine müsaade buyurduklarını söylemişlerdir. Sefir bir an için tereddüt ettikten sonra fesini bizzat çıkarmış, bunun üzerine Reisicumhur Hazretleri kendisini yüzünden öpmüşlerdir.

Türkiye ile Mısır arasında ilk büyük kriz fes yüzünden çıkmıştı… Mısır’la zor yıllar 5

Şimdi Mısır tarafının aktarımına gelelim. Şimşir, Dışişleri Bakanlığı arşivlerinde bulunan, 1 Aralık 1932 tarihinde Kahire Büyükelçiliği’nden Hariciye Vekaleti’ne “Gayet Mahremdir” kaydıyla gönderilen bir mesajı da aktarıyor. Bu mesaj, Mısır Dışişleri Bakanı Yahya Paşa’nın olayla ilgili anlatımını içeriyor.

Yahya Paşa da olayı şöyle anlatıyor: “Gazi, yemekten sonra Mısır Elçisine kesin bir dille fesini çıkarmasını söylemiştir. Üniformalı olan Elçi bu isteği yerine getirmemiş, bunun üzerine Cumhurbaşkanı fesi çıkarması için bir uşağa emir vermiştir. O zaman ve artık fes giymemesi için Kral Fuad’a yazması yolunda Cumhurbaşkanının açık ısrarı karşısında Hamza Bey fesini kendi çıkartmayı uygun görmüştür. Bu beklenmedik müdahaleyle sarsılan Elçi salonu terk etmek zorunda kalmıştır.

Hamza Bey ertesi günü Dışişleri Bakanı Dr. Tevfik Rüştü Bey ile görüşmüştür. Bakan, olayı elçiye karşı teveccühkâr bir davranış olarak göstermeye çalışmış, elçinin bunu trajik olarak görmesine üzüldüğünü bildirmiştir. Elçimiz tarafından bir yanlış anlaşılma bulunduğunu, yemekten sonra elçinin rahatı için kendisine sadece bir teklifte bulunulmuş olduğunu söylemiştir.

Ankara Palas’ta yaşanan bu olaydan sonra Türk ve Mısır basınında uzun bir süre konuya ilişkin herhangi bir haber çıkmamıştır. Olay kapanmış gibi görünmektedir. Bundan iki hafta kadar sonra fes hadisesinin haberi basına sızacaktır ama Londra’da... Ve Türkiye-Mısır ilişkilerinde büyük bir kriz patlak verecektir.

3. BÖLÜM

TÜRKİYE İLE MISIR REJİMLERİNİN ZITLAŞMASI BÜYÜKELÇİNİN FESİNDE DÜĞÜMLENDİ

Şimdi Ankara Palas’ta yaşanan bu hadisenin gerçekleştiği zaman kesitinde Türkiye ile Mısır arasındaki ilişkilerin gidişatına ve bu iki ülkenin o dönemde Ortadoğu’da hangi istikamette yol almakta olduklarına bakalım. Öncelikle, Türkiye ile Mısır arasındaki ilişkiler mesafeli denebilecek bir atmosferde seyretmekteydi. Bağımsızlığını kazanmış ancak hala İngiltere’nin himayesi altında olan Mısır’da Kavalalılar Hanedanı’ndan gelen Kral Birinci Fuad tahttaydı.

Türkiye’nin Arap ülkeleri ile ilişkilerinde ciddi sıkıntılar söz konusuydu. Hilafetin kaldırılıp laik bir devletin kurulması ve Cumhuriyet’in Batılılaşma hamleleri Arapların azımsanmayacak bir kesimi üzerinde Türkiye’ye karşı olumsuz bir bakışın yerleşmesine yol açmıştı. Hilafetin kaldırılmasına tepki verenlerden biri de Mısır Kralı Fuad’dı. Fuad, kendini halife ilan etmenin yollarını aramış, ancak bu isteğine İslam dünyasında destek bulamayınca geri adım atmak zorunda kalmıştı. Fuad, ayrıca Türkiye’de Atatürk’ün reformlarına tepki gösteren, Türkiye’yi terk eden ya da kovulan rejim karşıtlarına, muhaliflere kapılarını açmıştı.

Türkiye’de Şapka Devrimi 25 Kasım 1925 tarihinde ilan edilmişti. Fes bu tarihten beri yasaktı. Ancak Ankara’da fesle ortalıkta dolaşan bir kişi vardı: Mısır Elçisi ... Fesle görünmeye özen gösteriyor ve dikkatleri üzerine çekiyordu. Şimşir’e göre, “Fes onun için Mısır milliyetçiliğinin, Mısır egemenliğinin bir simgesiydi. Bu davranışıyla aslında Atatürk’ün şapka devrimine karşı sessizce bir direniş niyetini açığa vuruyordu.

Büyükelçi Şimşir, Atatürk’ün Mısırlı diplomatın fesine müdahalesini de şöyle değerlendiriyor: “Aslında Atatürk’ün o akşamki her hareketi hesaplıydı. Hamza Bey’e fesini çıkartırken Mısır’ın tutumundan hoşlanmadığını belli ediyordu. Bu davranışıyla da elçiden çok Kral Fuad’a bir mesaj göndermeyi amaçlıyordu. Çünkü, fesin arkasında Kral vardı.

Kral Fuad başından beri Atatürk devrimlerine karşı bir tutum takınmış, Türkiye’de yıkılmış olan saltanatı Mısır’da sürdürmek havasına girmiş, İslam dünyasının gözünde laik Türkiye’ye küçülterek Mısır krallığını yükseltmek hevesine kapılmıştı. Türkiye ile Mısır rejimleri arasındaki zıtlaşma sonunda Hamza Bey’in fesinde düğümlenmişti. Atatürk elçinin fesini çıkarırken Kral Fuad’a küçük bir ders vermek istemişti.

4. BÖLÜM

MISIR FESE MÜDAHALE EDİLMEYECEĞİ KONUSUNDA ANKARA’DAN RESMİ GÜVENCE İSTİYOR

29 Ekim gecesi Ankara Palas’ta yaşanan olay 11 Kasım 1932 tarihinde Daily Herald adlı İngiliz gazetesinde yayımlandı. “Bir Fes Diplomatik Fırtına Koparabilir” başlığı atılan haberde kaynak gösterilmiyordu. Bunu izleyen günlerde diğer Londra gazetelerinin de bu haberin üstüne atlamasıyla birlikte fes olayının boyutları genişledi. Derken konu Mısır basınında işlenmeye başlandı, üstelik giderek yükselen bir tepki dalgasıyla.

Haber Mısır basınında yer alınca Ankara’nın ilk tutumu, haberi Anadolu Ajansı aracılığıyla yalanlamak oldu. AA’nın 14 Kasım tarihli haberinde, bu konuda çıkan haberler “uydurma” olarak nitelendirilerek, “bu haberlerin Türk-Mısır ilişkilerinin gelişmesinden memnun olmayanların tertibi olduğu” ileri sürülüyordu.

Ancak meselenin bir yalanlamayla geçiştirilemeyeceği Mısır basınında ve siyasi çevrelerdeki tepkilerin daha da tırmanmasıyla anlaşıldı. Mısır Dışişleri Bakanı Yahya Paşa, 16 Kasım 1932 günü Türkiye’nin Kahire’deki Maslahatgüzarı Şevki Bey’i çağırdı. “Bu olay resmi başlığımıza bir saldırıdır. Bizden özür dilenmesi gerektiği kanısındayız” dedi, ayrıca bu konuda Türkiye’ye bir nota verileceğini de söyledi.

Yahya Paşa, 20 Kasım’da Şevki Bey’i yeniden makamına davet ederek, Mısır’ın Fransızca yazılmış resmi notasını verdi. Notada, yaşanan olayın “üzücü” bulunduğu belirtiliyor, fesin Mısır’ın “ulusal başlığı” olduğu kaydedilerek, Mısır temsilcilerinin resmi törenlerde bunu giymek zorunda oldukları hatırlatılıyor ve şöyle deniyordu: “Haşmetli Kral Hazretleri’nin Dışişleri Bakanlığı, iki hükümet arasındaki dostça ilişkilerini sürdürüp iyileştirme arzusuyla böyle bir olayın tekrarlanmayacağı konusunda güvence almaktan mutlu olacaktır.

Yani Türkiye’den resmi bir özür istenmiyor, ancak Ankara’daki Mısır Elçisi’nin fesine dokunulmayacağı hususunda resmi bir güvence talep ediliyordu. Bu güvencenin verilmesi, Atatürk’ün 29 Ekim’de Mısırlı diplomata karşı hareketinin hatalı olduğunun kabulü anlamına gelecekti.

Türk Maslahatgüzarı, güvence talebini “aşırı bir istek” olarak niteledi, “güçlük çıkarmaktan başka bir şeye yaramayacağını” söyledi.

Mısır Dışişleri Bakanı ise mesele hallolmazsa büyükelçinin geri çekileceğini bildirerek, geri adım atmadı.

5. BÖLÜM

ANKARA KARŞI NOTA VERİYOR: ‘PROTOKOLÜMÜZÜ BİZ BELİRLERİZ’

Mısır basınında konu sürekli gündemde tutulurken, özellikle nota krizinin patlak vermesiyle Türk basını da karşı tartışmaya sert bir şekilde dahil oldu. Türkiye’nin Mısır’ın notasına bir yanıt vermesi gerekiyordu. Ancak bir açmaz vardı. Mısır’ın güvence talebi Dr. Tevfik Rüştü Aras’ın nitelemesiyle “gayri mümkünü istemek”le eş anlamlıydı.

Verilecek karşı nota Halk Partisi’nin grubunda da heyecanlı bir şekilde müzakere edildi. Ve sonunda 8 Aralık 1932 tarihinde Türkiye kendi notasını Mısır’a iletti. Bu notada “Mısır elçisine serpuşunu (şapka, başlık) çıkartarak daha fazla rahat etmesi müsaadesi verildiği” hatırlatılıyordu. Mısır, fesin ülkenin “ulusal giysisi” olduğu, dolayısıyla müdahale edilemeyeceği pozisyonunu almıştı. Türkiye’nin yanıtında ise bu noktada iki tarafın pozisyonlarını uzlaştırmaya çalışan bir diplomatik formülasyon getirilmişti. Bu çerçevede “Her ülkenin kendine uygun üniformayı belirleyebileceği ama Türkiye’nin de kendi protokolünü belirlemekte özgür olduğu” vurgulanmıştı.

Bu arada Dışişleri Bakanlığı Müsteşarı Numan Menemencioğlu, Mısır Elçisi’ne “Devletler arası ilişkilerde devlet başkanlarının münakaşa harici tutulması şeklinde bir kuralın bulunduğu, bu gibi durumların ilişkilerin kesilmesine yol açacağı” uyarısında bulundu.

Aralık ayı ortalarına gelindiğinde tartışmalar sürüyordu. İngiliz basınının konuyu gündemde tutması Ankara’da “bu işin arkasında İngiltere’nin mi olduğu” sorusunu gündeme getirmişti. Dışişleri Bakanlığı, Londra Büyükelçiliği’ne olayın gerisinde İngiliz resmi makamlarının bir kışkırtması olup olmadığı yolundaki değerlendirmesini sordu. Londra Büyükelçisi Münir Ertegün, 13 Aralık tarihli yanıtında buna ihtimal vermiyor “İngiltere’yi memleketimize dostane bulmaktayım” diyordu. Kahire’deki maslahatgüzar Şefik Bey de “İngiltere’nin Mısır’ı yatıştırmaya çalıştığını” rapor etmişti Ankara’ya.

Bu sırada işi zorlaştırabilecek bir durum Mısır’ın Ankara’nın notasına yanıt hazırlamakta oluşuydu. Bunun sert bir içerik taşıması işleri kontrolden çıkartabilirdi.

6. BÖLÜM İNGİLTERE ARABULUCULUĞA SOYUNUYOR

Tam bu noktada İngiltere’nin Kahire’deki Yüksek Komiseri Sir Percy Loraine devreye girdi. Sir Percy, hem Türk Maslahatgüzarı Şevki Bey hem de Mısır Başbakanı Sıtkı Paşa ile konuştu. 19 Aralık’ta da Londra’dan kendisine sorunun “kısa zamanda ve dostça çözüme bağlanması için etkinliğini kullanmayı sürdürmesi” talimatı gönderildi. İngiltere’nin İtalya’da yükselen Mussolini tehlikesi karşısında, himayesi altında olan Mısır ile Akdeniz’de yanında görmek istediği Türkiye arasında köprülerin atılmasını istemediğini düşünmek mümkündür.

Türkiye ile Mısır arasında ilk büyük kriz fes yüzünden çıkmıştı… Mısır’la zor yıllar 5
Sir Percy Loraine

Bundan sonraki süreçte Yüksek Komiser’in Mısır üzerinde bütün ağırlığını koyduğunu görüyoruz. Bu sırada Mısır Başbakanı, Ankara’ya gönderilmek üzere hazırlanan yanıt notasının taslağını Yüksek Komiser’e vermiştir. Sir Percy, içeriği sert bulup yumuşatılmasını, Türkiye’den güvence talebinin tekrarlanmasından kaçınılmasını tavsiye eder.

Ona göre, yeni yazışmalar ve tartışmalar ancak böyle önlenebilirdi. Percy, Ankara’daki İngiliz Büyükelçiliği’nin de Türk hükümetini yumuşatmak için devreye girmesini önerir Londra’ya.   

Mısır’ın Ankara’ya “yumuşatılmış” yanıt notası 27 Aralık 1932 tarihini taşıyor. Daha önce gündeme getirilen güvence talebine yer verilmemektedir. Nota aslında Türk pozisyonuna yakındır. “Krallık hükümeti, Türkiye’nin her devletin arzu ettiği üniformayı benimse hakkını tanımasını hoşnutlukla değerlendirir” denilip, ardından “Bu hakkın her devletin kendi protokolünü düzenleme hakkı ile çelişmeyeceği” belirtilmektedir.

 Ankara da bu yanıttan hoşnut kalmıştır. Ve konu kapatılır. İki ülkenin basınındaki karşılıklı sert yayınlar birden kesilir. Türk basınında İngiltere’nin oynadığı olumlu rolü öven yazılar çıkar. Kriz bitmiştir.

Türkiye ile Mısır arasında ilk büyük kriz fes yüzünden çıkmıştı… Mısır’la zor yıllar 5

7. BÖLÜM ATATÜRK’TEN MISIR ELÇİSİNE ‘FESİNİZ NEREDE?’

Olayın tam kapandığı günlere Ankara’da Kızılay’ın yılbaşı balosu düzenlenmektedir. Mısır elçisi Hamza Bey baloya gelir. Fesi yoktur. Atatürk de baloya katılır. Salona gelince Mısır elçisini yanına çağırır. İngiltere Büyükelçiliği Maslahatgüzarı James Morgan da oradadır.

Bilal Şimşir, yazısında Morgan’ın 7 Ocak 1933 günü Londra’ya çektiği telgraftan Atatürk ile Mısır Elçisi arasındaki konuşmayı şöyle aktarıyor:

Gazi: (Pek alaycı): Niçin fesinizi giymediniz?

Hamza Bey (şaşırır): ???

Gazi: Beni niçin hükümetinize rapor ettiniz?

Hamza Bey (aptallaşır): ???

Gazi: Gelecek 29 Teşrinievvel (Ekim) yemeğinde fesinizi giymezseniz sizi ben hükümetinize rapor ederim.

    İngiliz Büyükelçi, bu konuşmaları aktardıktan sonra “Mısır notasının Türkleri hoşnut ettiği ve fes olayına artık kapanmış gözüyle bakıldığı kesindir” diye değerlendirmesini eklemiş.

    Fes hadisesi, bu haliyle Türkiye ile Mısır arasındaki ilişkilerin tarihinde en kısa süreli ve aynı zamanda en renkli krizlerden biri olarak yerini almıştır.

Öte yandan, Mısır’da Krallık döneminin “ulusal başlığı” olan fes, özellikle Nasır’ın başını çektiği 1952 ihtilalinden sonra monarşinin kaldırılmasıyla birlikte zaman içinde büyük ölçüde kullanımdan çıkmış ve sosyal hayatta görünürlüğünü kaybetmiştir.

Türkiye ile Mısır arasında ilk büyük kriz fes yüzünden çıkmıştı… Mısır’la zor yıllar 5

(SON) 

Yazarın Tüm Yazıları