Pavyonların gerçek yüzü

Yarın akşam Kanal D’de yayınlanmaya başlayacak olan “İnci Taneleri” dizisi daha başlamadan fırtına gibi esmeye devam ediyor. Dizinin fragmanında Hazar Ergüçlü’nün yaptığı pavyon dansının kursu bile açıldı. Kıyafetler yok satıyor. Milliyet’ten Hande Atılgan, ilginç bir işe imza atıp 15 yıldır konsomatrislere dans dersi veren Metin Han ile konuşmuş. Çok çarpıcı başlıklar var. Gelin kalem kalem inceleyelim...

Haberin Devamı

 Metin Han’ın tıp fakültesinde okuyan, devlet memuru olup, haftanın bazı günleri gizlice pavyonda çalışan öğrencileri bile varmış. Düşünsenize, siz evladınız okuyor, doktor olacak sanarken o geceleri pavyonda konsomatrislik yapıyor. Yahut devlet dairesinde yanınızda oturan kişi, akşamları bambaşka bir kişiliğe bürünüyor. Hayret edilecek bir şey. Peki hiç tanıdıklarıyla karşılaştıkları falan olmuyor mu pavyonlarda?

Pavyonların gerçek yüzü

 Metin Han, “Hobi amaçlı bir kadın gelip de ders almadı daha benden, hepsi bu işte çalışıyor” diyor. Ben sahnede yapılan o dansların hep doğaçlama olduğunu sanırdım. Demek ki pavyonda çalışabilmek için önce bir dans eğitimi almak şartmış.

Haberin Devamı

 Metin Han sıkıştırılmış bir eğitim veriyormuş: “Aslında aylar sürecek eğitimi, o kadar vakitleri olmadığı için altı saate indirdim. Çünkü ikinci şansları yok...” 15 yıldır hiç ikinci kez gelip dans dersi olan çıkmamış. Yani temel eğitimi alıyorsun, pratiği sahnede yapıyorsun. Eğer konsomatris o dansı kıvıramazsa bir daha giremiyormuş oralara.

 Metin Han pavyonların eskisi gibi bir kere girdin mi bir daha çıkması mümkün olmayan yerler olmadığını anlatmış. Dans dersi için gelen her kadın bu işi geçici olarak düşünüyormuş. Çoğu mecburiyetten çalışıyormuş. E tabii mecburiyetten. Yoksa kim gönüllü olarak sarhoşların ağız kokusunu çekmek ister?

 Pavyon sosyolojisi bölgelere göre değişiyor belli ki. Metin Han’ın Ankara’ya şehir dışından gelip 2-3 gün otelde kalarak dans dersi alan öğrencileri de varmış. Ankara yöresinde zil oyunu şartmış mesela. Kaşık oyunu şart değilmiş ama konsomatris onu da bilirse avantajmış. Hazar Ergüçlü zil oyununu gayet başarılı yapıyor. Bakılım kaşıkla da oynayacak mı?

 Hazar Ergüçlü’nün, Anadolu Ateşi dans grubunun eğitmeni Elif Erol’dan ders alarak diziye hazırlanan dansını da değerlendirmiş Metin Han. “Dansın yorumlamaları güzel” diyor. Sadece gerçek hayatta kıyafetler daha transparanmış. Hazar Ergüçlü’yü şimdiye kadar biri kırmızı, diğeri siyah, iki mini elbiseyle gördük. Belki ilerleyen bölümlerde transparan da kullanacak.

Haberin Devamı

KONSOMATRİS NEDİR?

Fransızca’da “consommer” yani tüketmek fiilinden gelen konsomatris, eğlence yerlerinde içki içiren, tükettiren kadın anlamına geliyor. Masalara da çağırılabilen konsomatrisler tükettirdikleri içki üzerinden para kazanıyor.

Ölüye mesaj atmak

İngiliz psikolog Sheri Jacobson, insanların ölen sevdiklerini mesaj atmalarının üzüntüyü hafiflettiğini açıklamış. “Mesaj göndermek mezar ziyareti gibi” diyormuş.
Bir açıdan bakınca haklı olabilir. İnsanda sanki o kişiyle hâlâ iletişimde olduğunuz hissi yaratabilir böyle bir şey. Ama çift tık olmayınca daha fena olmaz mı insan, bilemedim.
Şimdilik üç Kulhuvallah, bir Elham’e devam.

Klasiklere dönüş

Anne olmaya hazırlanan Eda Ece kızına normal bir isim koymak istediğini açıkladı: “Yeni isimler çok değişik, Lili, Lala, Lolo gibi isimler var. Annemin adı Ayşe. En kötü onun ismini koyacağım...” Bravo be Eda! Hakikaten de gına geldi ilginç isimlerden. Ayşe, Zeynep, Hatice gibi klasik isimlerimizin suyu mu çıktı?

Haberin Devamı

Bülent Ersoy’un helalliği

Zeki Müren hakkında yaptığı çirkin yorumlarla tepki toplayan Bülent Ersoy apar topar Demet Akalın’ın programına çıkıp Sanat Güneş’inden morgda nasıl helallik istediğini anlattı. İki eliyle yanağından tutup “Abi bana hakkını helal et” demiş. Helallik istediğin insana hakkını da helal edersin. 30 sene sonra “Acımasız insandı, beni kıskançlığından öldü” falan demezsin.

 

 

Yazarın Tüm Yazıları