Kararsızmış...

Muhalif olan vatandaş, anketlerde kararsızım deyip kıvırır mı?

Niye kıvırsın? Oy vereceği partiyi, göğsünü gere gere haykırır.

Eğer haykırmıyor da kıvırıyorsa, biliniz ki o, iktidar kanadına daha yakındır. Sadece tereddüt geçiriyor olabilir.

***

Açık yazalım.

Adam HDP’liyse HDP’ye oy vereceğim der. CHP’yi tutuyorsa, büyük bir keyifle CHP’ye oy vereceğini söyler... Zaten İktidar Partisi’nden nefret ediyorsa, hâlâ niçin kararsız olsun? Adresler bellidir.

Davutoğlu’ndan Babacan’a kadar bir dizi alternatif var.

- Kararsızmış.

Yalan.

***

Yalan ama anketlerde bilimsel bir argümanmış gibi takdim ediliyor.

Bir bakıyorsunuz tabloya... Yüzde 20, bazen yüzde 25 kararsız.

Buna kim inanır?

Araştırmacı şirketin kendisi bile inanmaz.

Hele Türkiye, Kılıçdaroğlu’nun anlattığı gibi uçurumun kenarında bir ülke ise, kararsız olmak için artık deli olmak lazım.

***

Uzatmayalım.

Hiçbir futbol takımının taraftarı, ben tarafsızım demez.

Haa... Milli Takım’ın taraftarayım diyorsa o başka... Belki seçimde sandığa bile gitmez. Onu anlarım. Ama kararsız’ı hiç anlamam. Sadece gülerim.


Bekir Coşkun

Kaybettiklerimize hep usta yazar deriz.

Bu öyle değil.

Bekir, hakiki bir usta yazar...

Kalem’in hakiki efendisi... Belki de mucidi.

Bir de duayen diyorlar.

Ne duayeni?

O, gençken de duayendi.

Nur içinde yatsın.

Haber Yorumlarını Göster
Haber Yorumlarını Gizle
X

Suyunun suyu

Seçilmiş’in, atanmış’a olan üstünlüğü, bir sorumsuzluk derecesine varabilir mi?

Terbiyesizliğe kadar uzanabilir mi? Şımarıklığa kadar dayanabilir mi?

- Ben bir seçilmişim.

Evet, ben de bir ‘seçmiş’im ama mesela orduya “satılık” diyesin diye seçmiş değilim.

“İran’ın tarafına geçip Türkiye’ye karşı savaşırım” diyesin diye seçmiş değilim.

Canın her sıkıldıkça “Türkiye’de can ve mal güvenliği yok” diyesin diye seçmiş değilim. Kendine gel.

***

Atanmışlık, utanılacak bir şey mi? Hayır. Binlerce, on binlerce, yüz binlerce atanmış insan var. Her meslekte var. Her ülkede var.

Ama sen

Yazının Devamını Oku

Olmayana ergi

Kılıçdaroğlu seçim istiyor.

Akşener de seçim istiyor.

- Eh, benim paşa gönlüm de seçim istiyor.

Hiçbir farkımız yok.

Çünkü istemekle olmuyor. Seçim kararının nasıl alınacağı, kurala bağlıdır. Okuma yazması olan, kuralı okursa anlar.

Nitekim anlıyor ve susuyor.

*

Kılıçdaroğlu, Parlamenter Sistem’e dönmek istiyor.

Akşener de dönmek istiyor.

Yazının Devamını Oku

Sıfır mesafe

CHP’nin artık HDP diye gizli bir derdi yok. Açık ve net biçimde müttefiktirler.

Zaten millet alıştı.

Yadırgayan yok.

***

Saadet Partisi de öyle.

HDP’yle aynı karede gözükmek, Saadet için mutluluk haline geldi.

Millet İttifakı adına, orada da bir problem yok.

***

Lâkin

Yazının Devamını Oku

İnanamadım

Durup dururken...

İktidar yanlıları – iktidar karşıtları diye öğretmenlerimizi kategorize etmek, kimin aklına gelebilir? Hem de Öğretmenler Günü’nde…

Kılıçdaroğlu bunu da yaptı.

İktidar yanlıları için şunu söyledi:

- Onlara öğretmen demem ben.

***

Demesin ama...

Ne biliyor?

Uzaktan nasıl teşhis koyuyor, yüzbinlerce öğretmeni nerden tanıyor da “iktidarın peşine takılanları” derhal ekarte ediyor.

Yazının Devamını Oku

Gözden kaçanlar

Bir Hukuk Reformu bile burnumuzdan geliyor.

Sevinemiyoruz.

Kıran kırana tartışmalar izliyoruz.

Nedir, ne oluyor?

Zannedersiniz ki, koskoca reform, Osman Kavala’nın tahliyesi için yapılıyor.

Ne münasebet...

Onun tahliyesi, mevcut yasalarla da mümkün olduğu halde, ah şu Saray’ın Hakimleri... Saray’ın Savcıları...

Hah... İşte reformun alfabesi zaten buradan başlıyor.

- Ne biçim laf bu?

Yazının Devamını Oku

Öğretmenim

İçimdeki saygıyla karışık o korku, hiç eksilmemiş.

Bu sütunda yazdığım her yazıya

-önce- öğretmenim acaba beğenir mi diye bakıyorum.

Gramer hatalarından ödüm patlıyor. Noktalama işaretleri acaba yerinde mi, tamam mı?

Son dakika bir daha

gözden geçiriyorum.

Benim öğretmenim, bende bir Türkçe hatası görmemeli. Yıllık not ortalamam, hiç düşmemeli.

***

Geçenlerde bir dostum soruyordu:

Yazının Devamını Oku

Özetlersek

Aralık 2005’te kuvvetli bir AB rüzgarı yakalamıştık.

Sonraları o rüzgar ters esmeye başladı.

Neden?

Şu hükmü vermek kolay:

- Dış Politika’da Türkiye, yanlış adımlar attı.

E ne olur attıysa?

AB ülkeleri hiç yanlış yapmadı mı?

Diplomaside yanlış adımın karşılığı bu mudur?

***

Yazının Devamını Oku

Pazar notları

Yeni kısıtlamalar gelince, bir kısım gençliğin keyfi kaçtı.

Hiç kaçmasın.

Kapanın evde bir odaya, girin sosyal medyaya, bol bol sosyalleşin... Sizin için ne değişti ki? Bilakis, ufkunuz daha da açılacak.

Buldum

Millet İttifakı Abdullah Gül’e takılıp kalacağına, Bülent Arınç’ı aday göstersin.

O da olmazsa...

- Cindoruk’u aday göstersin.

O da olmazsa Ali Babacan var. Üstelik yüzü merhum

Menderes’i andırıyor.

Yazının Devamını Oku

Fail-i meçhul

Olacağı buydu.

Temizlik - maske - mesafe üçlüsüne aldırış etmeyen sorumsuz bir güruh, 83 milyon vatandaşın hayatıyla oynadı.

Ne oldu şimdi?

Yasaklar gelince...

- Özgürlüğümüz gitti.

- Çok titizlendiğimiz hayat biçimimiz gitti.

***

Sadece o mu?

-

Yazının Devamını Oku

İç huzur

Bizim siyasi partiler, kendi içlerinde ille bir huzursuzluk çıkarmaya mecburlar mı?

Gerçi CHP’nin eski huyudur ama yepyeni bir parti olan

İYİ Parti’ye ne oluyor?

Nedir paylaşılamayan?

........

Ümit Özdağ bâri vuruşarak çekildi.

Darısı “Muharrem İnce’nin başına” diyeceğim ama o, yıllardır vuruştuğu halde

bir türlü çekilemiyor.

- Bırak gitsin.

Yazının Devamını Oku

Şimdi de bu

Devlet Yatırımı nedir?

Neye göre devlet, neye göre hükümet? Yerel yönetimlerin müdahale hakkı var mıdır?

Varsa nereye kadardır?

***

Daha önceleri böyle bir tartışma yaşamadığımız için, Kanal İstanbul’u kategorize etmekte zorluk çekiyorum.

***

Ama birkaç örnekten

yola çıkıp, bâri tartışmaya

bir katkıda bulunayım.

Yazının Devamını Oku

Taslak maslak

Anayasa çalışması yapmak, ayıp değil...

 

Saklamak ayıp.

Gerçi yapmadık diyorlar ama arşive bakınca, yaptıkları pekâlâ anlaşılıyor.

Öyleyse saklamak niye?

Ortada Anayasayı, “cebren tebdil, tağyir ve ilga” gibi bir suç da yok ki.. Sadece bir çalışma var.

Öyleyse niçin saklıyorlar?

- Utandıkları için mi?

***

Yazının Devamını Oku

Daha kaç yıl?

Basiretsiz dünya, hiçbir problemi çözemiyor.

Karabağ, tam 30 yıldır sözde “3 büyük devlet”in eşref saatini bekledi durdu.

Keşmir, Allah’a emanet.

Kıbrıs? Zaten çocukluğumuzdan beri süregelen bir tefrika.

......

Daha durun.

Bunun Afganistan’ı var, Irak’ı Suriye’si var, Libya’sı var, varoğlu var.

Ege sahanlığı, yıllardır bildiğiniz gibi.

Doğu Akdeniz

Yazının Devamını Oku

Mesafe’ymiş...

Bir “mesafe” lafıdır gidiyor.

HDP’ye güya ayar veriyorlar.

Diyorlar ki ona;

- Terör örgütüyle arana mesafe koy.

Ne demek bu?

- Örgütle ilişkini kesme ama bari fazla yaklaşma.

Yani makul mesafede durursa, HDP’yi hoş görecekler.

***

Sıfır tolerans

Yazının Devamını Oku

Son karar

Şimdi düşünüyorum da Kemal Kılıçdaroğlu ne iyi etmiş diyorum.

15 Temmuz gecesi, Yeşilköy’de tankın üstüne çıkıp darbeye direnseydi, vay haline... Şimdi bir grup partili arkadaşı onun yargılanmasını isteyecekti.

........

O böyle bir tuzağa düşmedi, bravo... Tankları pas geçti, gitti, bir dostunun evinde, sütlü kahvesini içerek, televizyonun karşısına paşa paşa oturup darbenin akıbetini bekledi.

İşte... Akıllı adam budur.

Ben, demokratın böyle olanını severim...

Yakındır

Panşiyan’ı Allah ıslah etsin... Ermeni Halkı’nın gururuyla da oynadı.

Bu,

Yazının Devamını Oku

Hal ve gidiş

CHP, her şeye rağmen Muharrem İnce’yi ihraç etmiyor.

Muharrem İnce de her şeye rağmen CHP’den istifa etmiyor.

“Birbirlerine katlanıyorlar” diyeceğim ama hayır. Katlanmıyorlar ki.

Rakip gibiler.

Hatta rakipten öte hasım gibiler. Yâni husumet de var.

***

İnce, gittiği her yerde halka soruyormuş:

- Partide mi kalayım, yoksa ayrılayım mı?

Kal diyenler, git diyenler... Anladık ama onlar demek istiyorlar ki, bitsin bu patırtı.

Yazının Devamını Oku

Nezle gibi

Hatırlayın.

Aylardır, insanlar akşamları ekranların karşısına geçer, günlük korona tablosu’nu merakla beklerdi... Kaç vaka? Kaç vefat? Kaç test?

Şimdi kimsenin pek baktığı yok. Herkes kanıksadı.

Zaten ne maske kaldı, ne mesafe.

Hele bir de aşı ümidi doğdu ya, artık rehavet cesarete, hatta cinnete dönüştü.

Ve korona, bir nezle muamelesi görmeye başladı. Hepimize geçmiş olsun.

Aman ha, nezle bulaşıcıdır.

***

Bir yandan da yeni tedbirler alınıyor.

Yazının Devamını Oku

Yeri gelmişken

Bir devlet için en kötü damga:

Güvenilmez, yalancı ve gayriciddi oluşu.

O devlet, isterse artık ağzıyla kuş tutsun, isterse bütün gezegenlere hükmetsin... Yine de itibarsızdır.

Elbet ondan çekineni, korkanı vardır ama seveni yoktur... Dünyanın nefretini toplamıştır.

*

Buna ek, bir de terörist devlet modeli var.

İşgalci, sömürücü, katil, gaddar, tarih hırsızı, müze soyucu, haram yiyici, utanmaz, arlanmaz ve doymaz bir tür.

*

Çok şükür, Türkiyem kimsenin toprağında, denizinde, petrolünde, şusunda busunda asla gözü olmayan, sadece misak’ı milli’ye odaklanmış, dünyanın en dürüst devletidir. Yurt savunmasından başka, hiçbir emeli yok.

Yazının Devamını Oku

Ateşkes

Paşinyan: Bu anlaşma, Ermeni Halkı için çok acı verici dedi.

Nihayet farkına vardı.

Dünyadaki bütün Ermenilere büyük kötülük ettiğini de anladı mı acaba?

Paşinyan, kendi milletine ırkçı, işgalci, saldırgan ve savaş suçlusu diye damga vurulmasına sebep olmuştur.

*

Ermeni Halkı, işte bu acıya dayanamamış, sonunda gidip Meclis’i basmış ve Meclis Başkanı’nı epey tartaklamıştır.

Haklıdır.

Basiretsiz, çapsız üstelik kifayetsiz ve muhteris devlet adamlarının getirdiği felaketlere, hiçbir halk müstahak değildir.

*

Yazının Devamını Oku

Anarken...

Onun adı tartışılır mı?

İster Atatürk deyin, ister Mustafa Kemal deyin, ister Gazi Paşa deyin... Fark etmez.

Adı, andımızdır.

***

Televizyonla herhalde pek tanışmamıştı.

Cep telefonu kullanmamıştı.

İnternet nedir bilmezdi.

Hızlı trene hiç binmemiş, asma köprülerden hiç geçmemiş, 50 bin kişilik statlarda hiç maç seyretmemişti.

Ama koyduğu hedeflere bakar mısınız?

Yazının Devamını Oku
YAZARIN DİĞER YAZILARI
Yazarın Tüm Yazıları