GeriProf. Dr. Sinan ÇAVUN Mücadele var, karşılığı yok…
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Mücadele var, karşılığı yok…

Bursaspor maalesef Ege seferinden eli boş döndü.

Önce Menemen deplasmanından son dakikalarda yediği golle yenik ayrılan Yeşil-Beyazlılar, ardından Akhisar deplasmanında son dakika kazandığı penaltıyı değerlendiremeyerek özellikle gençlerin ortaya koyduğu mücadelenin karşılığını alamadı.
Tabii bu kötü sonuçlar bir yandan moral motivasyon bakımından takım üzerinde olumsuz etkiler yaratırken, diğer taraftan gençlerin özgüven kazanmaları için geçecek olan sürenin uzamasına yol açıyor.

Lakin mevcut koşullar altında böyle olumsuz durumları yaşayacağımızı da biliyorduk.
Beklentimiz ve umudumuz gençlerin bu şartlardan çok fazla etkilenmeden kendilerini mümkün olan en üst seviyede sahaya vermeleri.
Tabii gençlerin verdiği bu mücadeleye takımın sözde abisi olan tecrübeli oyuncuların da eşlik etmesi gerekiyor.

Zira şu an için görülen Ali Akman, Burak Kapacak, İsmail Çokçalış ve birazda Emirhan dışında takımda öne çıkan başka oyuncu yok.
Bu anlamda Özer’in, Burak Altıparmak’ın, Recep Aydın’ın sahadaki gençlere ayak uydurup, takıma katkı koymaları gerekiyor.

Mustafa Hoca’nın bu hafta Cüneyt ve Onur’u kesmesi doğru hamleydi. Görüldüğü gibi Furkan Emre de ortaya koyduğu mücadele ile ilk 11’de rahatlıkla oynayabileceğini gösterdi. Bu arada Furkan Emre’nin yanındaki Aykut’un, Cüneyt’in yanındaki Aykut’tan biraz daha iyi olduğunu da belirtmek gerek.
Sol bekte ise Emirhan alışkın olmadığı bölgede oynamasına rağmen sırıtmazken, onun yerine orta sahada oynayan Ramazan’ın kötü performansı Bursaspor o bölgedeki dinamizmini kaybetmesine neden oldu.

O bakımdan teknik heyetin orta alanda oluşan bu boşluk ile ilgili kafa yorması gerekecek.
Zira Akhisarspor karşısında yenilen gollerin her ikisi de bu bölgedeki zafiyet sonrasında oldu.
Sonuç olarak ben gençlerin ortaya koyduğu mücadeleden memnunum ve gelecek adına onlara güveniyorum.
Çıktıkları her maçta son dakikaya kadar kazanma arzularını sahaya yansıtmaları önemli. Zaten gerek Menemen, gerek Akhisar deplasmanında Bursaspor 3 puanla ayrılan taraf olabilirdi. Yapılan küçük ve bireysel hatalar elimizdeki maçların rakibe ikram edilmesine neden oldu.

Umut ediyoruz ki, gelecek haftalarda bu hata sayılarını minimuma indiren gençlerimiz hak ettiği puanları ve galibiyetleri alacaklardır…
Bir dip not olarak, Ali Akman dururken, Burak Altıparmak’ın penaltı kullanmasını anlayamadım. Umarım bunun mantıklı bir açıklaması vardır…

X

Eziyet

Bursaspor’da her anlamda kötüye gidiş devam ediyor.

Saha dışında yaşanan birçok olumsuzluğa, saha içi sonuçlar da artı bir yük getiriyor.
Camia kelimenin tam anlamıyla bir kaos yaşıyor. Ve Bursapor taraftarı da eziyet ile işkence arasında gidip geliyor...
G. Birliği maçı öncesi takım içinde yaşanan karışıklıkların tüm futbolcu ve teknik ekibe yansıdığı çok net bir şekilde görüldü.
90 dakika boyunca ne saha içindekilerin, ne saha kenarındakilerin futbol ile alakaları yoktu. Doğru dürüst tek bir pozisyon dahi bulamadan, 3 haftadır gol dahi atamayan rakibine karşı adeta amatör bir takım edasında maç izledik.
Aslında yaptığımız şey maç izlemek değil, kendimize eziyet etmek idi.
Keza sahadaki güruhun üzerinde yeşil-beyaz forma olmasa, dönüp 1 dakika seyredilmeye değer bir görüntüleri yoktu.
Gidişat her geçen gün ciddi bir krize doğru gidiyor.

Yazının Devamını Oku

Seviye tespit sınavı

Ligin zayıf takımlarından Boluspor, Balıkesirspor ve Keçiörengücü maçlarından alınan galibiyetlerden sonra ligin nispeten kalbur üstü takımları ile oynayacağı 2 maç Bursaspor açısından hem hedef, hem takımın seviyesini göstermesi bakımından son derece önemliydi.

 

Fakat yeşil beyazlılar bu seviye tespit sınavlarında maalesef başarısız oldu.
*
Aslında hem Kocaeli’nde, hem Bursa’daki maçlarda genel olarak sahadaki oyuncuların verdikleri mücadeleye kimse kolay kolay bir şey diyemez. Rakipleri ile ellerinden geldiği derecede kora kor, dişe diş oynamaya çalıştılar. Lakin sahadaki bazı faktörler alınan kötü sonuçlarda belirleyici oldu.
Neydi bu faktörler?
*
Öncelikle en önemli sıkıntı kadro kalitesi ve derinliği.

Yazının Devamını Oku

Lig şimdi başlıyor

Yeni teknik direktör, 3 haftalık ara akabinde nispeten güzel bir fikstür neticesinde gelen 3 maçlık seri yeşil beyazlı camiada umutların yeniden yeşermesine neden oldu.

Boluspor, Balıkesirspor, Keçiörengücü ve arada alınan kupa galibiyeti Bursaspor’da hem moralleri yükseltirken, hem kazanma alışkanlığını sağlaması bakımından çok önemliydi.
Üstelik bu periyot Özcan hocanın kadro istikrarını yakalaması açısından da değerliydi.
*
Pazartesi akşamı Keçiörengücü karşısında oyunun özellikle ilk yarısında çok iyi ve çabuk oynayan bir Bursaspor izledik. Bu etkili oyun beraberinde golleri de getirdi.
Lakin ikinci yarıda biraz skorun etkisi, biraz da ileri uçta yer alan Matavz, Bruno ve Alaskarov’un yorulup oyundan düşmesi, biraz da orta sahanın tartışmasız en etkili oyuncusu olan İsmail’in gördüğü sarı kart sonrası ikili mücadelelere temkinli yaklaşması neticesinde topun daha fazla rakipte kalmasını engelleyemedik.
Oyunun bu döneminde ise başta kaleci Erhan olmak üzere savunma bloğunun hatasız oyunu rakibin olası gol ve beraberlik umutlarını alevlendirmeden sönmesine neden oldu.
*

Yazının Devamını Oku

Hayaller ve gerçekler çok farklı

Büyük umutlar ve hayaller ile başladığımız sezonda, gerçekler bir kez daha yüzümüze tokat gibi çarptı.

7 maç sonunda 3 teknik direktör, alınan 1 galibiyet ve maç fazlasıyla(!) sondan 2. sıra...
Kimden ve nasıl hesap soracağız derdinde olan Bursaspor camiası şaşkın ve kızgın.
*
O kadar çok teknik direktör değişti ki, “ilk maçın günahı olmaz” diye diye ligin dibine yerleştik.
Şimdi aynı sözleri Özcan Bizati için de mi söyleyeceğiz?
Sahaya çıkan 11’leri gördüğümüzde hemen herkesin aklına orta sahada olan ve olmayan oyuncular takıldı.
İsmail gibi ligin başından beri o bölgenin en sert ve iyi oyuncularından birisinin yokluğunda, oraya Kerem gibi fiziksel açıdan son derece yetersiz bir oyuncuyu koyup, yanına da yine Bruno gibi yumuşak bir başka oyuncu daha koyarsan, maalesef rakibin ekmeğine yağ sürmüş olursun.

Yazının Devamını Oku

Rüzgar gibi geçti

Bursaspor’da çalışan teknik direktörler için sanırım Victor Fleming’in 1939 yılında yönettiği meşhur film “Rüzgar gibi geçti” iyi bir tanımlama olacaktır.

Lige Mustafa Er ile başlayan yeşil beyazlılarda akabinde Fatih Tekke direksiyonun başına geçti. Ve akabinde gerçekleşen ikinci transfer taarruzu.
İstenmeyen oyuncular, gelenler, yeni bir alışma dönemi derken Bursaspor’da istenen saha sonuçlarının gelmemesi ile gerilen bir camia.
Ve yeni bir döngünün başlangıcındayız tekrar.
*
Aslında Fatih Tekke gibi genç ve hırslı bir teknik direktör için Bursaspor büyük bir şanstı. Lakin yeşil beyazlıların başında çıktığı 4 maçta görüldü ki, Fatih Tekke bu yükün altında ezildi.
Açıkçası kariyerine bakıldığında herhangi bir başarısı olmayan birisi için beklenen bir son oldu.
Hele ki Tuzlaspor karşısında gösterdiği teknik direktörlük performansı gerçekten kötüydü, hatta kötü kelimesi dahi yetersiz kalabilirdi.

Yazının Devamını Oku

Cesaret ve korku

Tuzlaspor karşısında bu iki kelimenin ne anlam ifade ettiğini bir kez daha gördük.

Rakip mağlup olmak için elinden gelen tüm çabayı göstermesine rağmen, Fatih Tekke’nin korkak futbol anlayışını geçemedi.
İlk olarak İsmail Konuk Tuzlaspor’un oyuna hakim olduğu dakikalarda takımını 10 kişi bırakarak yeşil beyazlıların ekmeğine yağ sürdü.
Ardından rakip hoca orta sahanın en etkili adamı olan Rotman’ı oradan çekip, defansın göbeğine koyarak, orta saha hakimiyetini tamamen Bursaspor’a bıraktı.
Yetmedi ikinci yarının başında penaltıya sebep vererek, hiç değilse penaltıdan gol atın dediler.
Onda da geçtiğimiz sezon attığı 5 penaltıyı da gole çeviren Namık yerine, yıllardır penaltı vuruşu yapmayan Bruno‘yu beyaz noktanın başına gönderdik.
*
Rakip bizim pozisyon bulma ve gol atmaya niyetimiz olmadığını görünce iyice kapandı belki karambolden golü atarız diye.

Yazının Devamını Oku

Nihayet

Bursaspor en sonunda şeytanın bacağını kırdı.

Üstelik ligin başından beri devam eden şanssızlıklara bir yenisinin daha eklendiği, rakibin bırakın pozisyonu, kaleyi bulan şutu olmadan yenik duruma düşmesine rağmen.
Neyse ki bu bahtsız golle yenik duruma düşmemize rağmen gerek takımın, gerekse seyircinin maçtan kopmadan mücadeleye ve desteğe devam etmesi önemliydi.
Karşılaşma boyunca rakibinden daha kaliteli bir takım olduğunu gösteren yeşil beyazlılarda çarşamba gecesi oynanan futbol ilerisi için umut verdi.
*
Takım halinde daha fazla hücumu düşünen, rakibi baskı altına alabilen, birlikte hareket etmeye çalışan bir oyun ortaya koyduk. Bunu yaparken de çoğu zaman sahada hakim olan taraf Bursaspor’du. Üstelik halen oyuncu bazında çeşitli eksikliklerin olmasına rağmen.
İnanıyorum ki, var olan eksiklikler düzeltildiğinde yeşil beyazlılar ligin iyi takımlarından birisi olacaktır.
Dileğimiz üst sıradaki takımlar ile olan puan farkı daha fazla açılmadan mevcut eksikliklerin mümkün olan en çabuk zamanda giderilmesi olacaktır.

Yazının Devamını Oku

Kalite sonuçlara yansımıyor

BURSASPOR’da hüzün devam ediyor.

Yapılan onlarca transfere rağmen, alınan sonuçlar camiada üzüntü ve endişeyle takip ediliyor.
Takımdaki mevcut oyuncular ve kariyerleri tek tek değerlendirildiğinde, kaliteleri konusunda kimsenin çok fazla eleştiri yapabileceğini düşünmüyorum. Lakin oyunculardaki kalitenin skora ve sonuçlara yansımadığı da aşikar.
*
Sezonun ilk haftasından beri sıkıntı ve çözüm aynı;
Takım olabilmek...
Daha önce de belirtmiştim, takım olabilmenin belirli şartları mevcut;
- Birbirini çok iyi tanıyan ve birlikte hareket edebilen oyuncu grubu.

Yazının Devamını Oku

Takım olabilmek...

Bir futbol takımı için olmazsa olmaz gereklilikler vardır;

• Birbirini çok iyi tanıyan ve birlikte hareket edebilen oyuncu grubu.
• Fiziksel kapasitenin en üst düzeyde olması.
• 90 dakika oyun disiplini.
• Takım halinde savunma yapabilmek.
• Hücum çeşitliliği ve zenginliği.
Bursaspor maalesef yukarıda saydığımız bu maddelerin hemen hiçbirine sahip değil.
Sahip olmadığımız alınan sonuçlardan da çok net bir şekilde görülüyor.

Yazının Devamını Oku

Henüz yolun başındayız-2

Geçen hafta ligin açılış maçıyla ilgili yazımda başlık olarak “Henüz yolun başındayız” demiştim.

Maalesef bu hafta içinde aynı cümleleri sarf etmez durumundayız.
Adanaspor karşısında hemen neredeyse geçtiğimiz sezon kadroda bulunan oyunculardan kurulu bir kadro ile mücadele ederken, pazartesi akşamki Erzurumspor maçında nispeten yeni transferleri de izleme fırsatını yakaladık.
*
Yeni transferler konusunda tam isabet diyebileceğimiz şimdilik iki isim mevcut;
Kaleci Erhan ve Luka Capan.
Diğer transferler hakkında yorum yapmak için erken; lakin hemen hepsinin belirli bir zamana ihtiyacı olduğu aşikâr.
Tim Matavz’ın kaliteli bir kumaşı olduğu çok net fakat fizik kondisyon ve takım arkadaşları uyum bakımından belirli süreye gereksinim duyuyor.

Yazının Devamını Oku

Henüz yolun başındayız

Seçim dönemi, tahta açıldı-açılacak, transfer haberleri, lisanları çıkacak mı derken 2021-22 sezonu başladı.

Gönüller güzel bir başlangıç yapmaktı ama olmadı maalesef.
Lakin biraz sabırlı ve sükûnetle hareket etmek gerekiyor.
Zira henüz yolun başındayız.
Bin bir güçlükle açılan tahta sonrası, doğal olarak geciken transferler ve yeni kurulan bir takım.
Yeni gelen futbolcuların henüz birbirlerinin adını dahi yeni öğrendiği bir atmosferde bardağın boş tarafından bakmak herkese zarar verir.
Zaten sahaya çıkan 11’e baktığımızda kaleci Erhan’ı saymazsak, Ofosu haricinde geçen sezonki takımın aynısı sahadaydı. Hatta iki önemli oyuncu İsmail Çokçalış ve Burak Kapacak da takımda yok.
Zaten bizler de bu takımın Süper Lig yarışında yetersiz olduğunu belirtmiştik.

Yazının Devamını Oku

Aynı senaryolar aynı hatalar

Bursaspor camiası dönüp dönüp aynı hataları tekrarlamaktan bıkıp usanmıyor.

Üstelik yapılan bu hataların koskoca tarihi kulübü ne hallere düşürdüğünü görüp yaşadığı halde.
Yıllardır hep aynı tespiti yaptım;
Herkes kendi görevini layıkıyla yapacak. Ne bir eksik, ne de fazla...
Camia içindeki tüm paydaşlar bu bilinçle hareket etmeli.
Yönetim, basın, taraftarlar, Divan Kurulu önce kendi kapısının önünü temizleyecek.
Ancak o takdirde her yer tertemiz olur.
*

Yazının Devamını Oku

Yeni yönetim, yeni başlangıçlar…

Bursaspor olağan kongresi sonucunda beklenildiği gibi Emin Adanur Yeşil-Beyazlı takımın gizli başkanı olmaya hak kazandı.

Kendisi ve ekibine bu zorlu süreçte başarılar diliyorum.
Sonuçta çok ciddi bir süreçte ateşten gömleği giydiler. Kulübün şu anki durumunda buna cesaret eden kişileri tebrik etmek gerekiyor.
Sayın Adanur ve ekibinden herkesin öncelikli beklentisi, Bursaspor’u ait olduğu yere yani Süper Lig’e geri döndürmesi. Bunun için de ilk hedef transfer tahtasını açmak. Zira eldeki kadroda her ne kadar kaliteli genç futbolcular olsa da, uzun lig maratonu ve üsten gelen güçlü takımların varlığında mutlak suretle takıma takviyeler yapılmalı.

*
Sayın Adanur da her söyleminde transfer tahtasını açacağını belirtiyor. Umarız transfer tahtası açıldığında, önceki yönetimlerin hatasını yapıp, işe yaramaz birçok oyuncuyu takıma doluşturmaz.
Zira Bursaspor’un artık boşa atacak tek bir mermisi dahi kalmamış durumda.
Eldeki mevcut imkânlarla nokta atışı ve az sayıda kaliteli oyuncu transferi yapmak zorunda.

Yazının Devamını Oku

Vakıfköy farkı

Tarihleri büyük lakin şu an ki konumları içler acısı olan iki kulübün cumartesi günkü mücadelede Vakıfköy gerçeğini bir kez daha gözler önüne serdi.

Sezon başından bu yana genç ağırlıklı kadrolarıyla mücadele eden iki takımdan birisi açık ara lige veda ederken, yeşil beyazlılar son haftalara kadar play-off hedefini kovaladı.
Lakin gelecek anlamında halen iki güzide kulübümüzün de önü karanlık.
*
Borç batağından nasıl çıkacakları konusunda belirsizlik devam ediyor.
Bursaspor özelinde baktığımızda mevcut borç rakamları herhangi bir kişinin altından kalkabileceği miktarın çok üzerinde duruyor.
Durum böyle olunca önümüzdeki sezonda da transfer tahtasının açılması konusunda çok iyimser düşünemiyorum maalesef. Zira telaffuz edilen rakamlar ciddi.
Bu konuda zaten epey yazdık, önümüzdeki dönemde yine yazacağız.

Yazının Devamını Oku

Acınacak haldeyiz

Türkiye’nin 4. büyük kenti.

Sanayii bakımından ise ilk 3’te olan bir şehir.
Turizm, kültür, tarih, tarım gibi her türlü zenginliğe sahip Bursa’nın üst liglerde yer alan tek futbol takımı.
Avrupa dâhil olmak üzere en büyük futbol devrimlerinden birine imzasına atmış bir kulüp.
Şampiyonlar Ligi’nde mücadele etmiş.
Ve pazar gecesi yayıncı kuruluş ve TRT’nin toplam 9 kanalının olduğu bir platformda, Bursaspor maçını internetten seyrettik.
Okuduğunuzu anladınız mı?
*

Yazının Devamını Oku

Er Mustafa'yı kurtarmak

Altınordu yenilgisiyle büyük yara alan, Boluspor ve Altay yenilgileriyle psikolojik olarak kopan Bursaspor, Samsun deplasmanında matematiksel olarak ligi bitirdi.


Sezon boyunca hemen her türlü aksiliği yaşayan, büyük bölümü altyapı oyuncularından kurulu bir takımın topladığı 43 puan kim ne derse desin başarıdır.
Transfer tahtası açılmamış,
Şehirden maddi anlamda hiçbir destek bulamamış,
En büyük gücü olan taraftarından uzak kalmış,
Elektrik ve doğalgazı kesilmiş,
Personel ve futbolcu maaşlarını ödeyememiş,

Yazının Devamını Oku

Gençlere güvenmeye devam

PERŞEMBE akşamı bir kez daha gördük ki, Bursaspor’da cevherler bitmez.

İşte bu yüzden kafaca sahada olmayan oyuncular yerine, yeni isimlere, gençlere süre vermek, yer açmak son derece önemli.
İşte Eren Güler’i gördük.
Keza haftalardır sahada ruh gibi dolaşan Batuhan’ı da.
Mustafa Hoca’nın haftalardır süren Batuhan ısrarı, hem takıma, hem de yolun başındaki bu genç kardeşimize zarar verdi.
Belli ki Batuhan’ın fiziksel değil ama psikolojik olarak dinlenmeye ihtiyacı var. Onu zorlamanın kimseye yararı olmayacağı çok net ortaya çıktı.
*
Keza aynı şey Özer Hurmacı için de geçerli sevgili Mustafa Hocam.

Yazının Devamını Oku

Artık karar zamanı

ALTAY maçı sonrası play-off umutlarını Kaf dağlarının ardına bırakan Bursaspor, Ümraniye deplasmanı sonrası kepenkleri tamamen indirdi.

Her zaman dediğimizi gibi transfer tahtasının açılamadığı, ödemelerin yapılamadığı, tribünlerde seyirci desteğinin sıfır olduğu bir sezonda bu yaş ortalamasına sahip bir takımın ligde kalması kim ne derse desin başarıdır.
Bu anlamda gerek Mustafa Hoca, gerekse de sahadaki özellikle genç oyuncuları tebrik etmek ve kutlamak gerekiyor.
Hele ki bizimle hemen hemen aynı durumdaki Eskişehirspor’un haftalar önce lige havlu attığı bir ortamda, üstelik hakemlerin kritik maçlarda sürekli aleyhimize hata yaptığı göz önüne aldığımızda bu haftaya kadar play-off ümitlerini canlı tutabilmek ekstra bir başarıdır.
*
Lakin artık bu sezon için artık nokta koyulmuştur ve Bursaspor tarihinin belki de hayata kalma adına en kritik sezonunun hazırlıklarına bir an önce başlanmalıdır.
Bu yüzden de kesinlikle alınacak skorlara bakılmaksızın önümüzdeki sezonun yapı taşları oluşturulmaya başlanmalıdır.
Takımda kesinlikle kalması, kiralık verilmesi ve gönderilmesi gerekenler için karar verilmelidir.

Yazının Devamını Oku

Tecrübe ve Emirhan farkı

Her iki takım için de hayati bir öneme sahip maçta Altay tecrübesiyle karşılaşmayı kazanmayı başardı.

Bursaspor ise az da olsa olan play-off şansını devam ettirebilmek adına belki de son şansını değerlendiremedi.
*
Özellikle takım savunması konusunda ciddi problemler yaşadığı bir gecede Emirhan’ın yokluğunu bir kez daha hissettik.
Sezon başından bu yana ofans ile defans arasındaki bağlantının kurulmasında baş rol oyuncusu olan Emirhan’ın eksikliğini yine doldurmayı başaramadık.
Çünkü o bölgede oynayan ne Ozan İsmail, ne Tuğbey, ne de Ramazan, Emirhan’ın futbol karakterindeki o çabukluğa, sertliğe ve hırsa sahip değil.
*
Durum böyle olunca da 90 dakika boyunca mücadele anlamında maçı isteyen ama organize olamayan dağınık bir takım gördük.

Yazının Devamını Oku

Doğru futbol, güzel galibiyet

Ankaraspor maçı sonrası patlak veren imza olayı, akabinde mevcut ve eski başkanların yaptığı peş peşe ve trajikomik açıklamalardan sonra tüm camia futbolcuların Adana’da nasıl bir reaksiyon vereceğini merak ediyordu.

Genç Timsahlar verdikleri sözü doğrulayarak, formanın hakkını verdiler ve kritik bir galibiyete daha imza attılar.
*
Yeşil beyazlılar Adana’da çok müthiş bir futbol ortaya koymadı belki ama doğru bir futbol oynayarak, ligde kalma mücadelesi veren rakibi karşısında 3-0’lık net bir galibiyet aldılar.
Özellikle Burak Kapacak’ın yokluğunda topu 3. bölgeye taşımakta ve orada tutma konusunda zorluklar yaşayan Bursaspor, sahanın büyük bölümünü ve topu rakibine bırakarak, sahayı ve oyunu daraltma stratejisini devreye soktu. Bu sayede de duran top dışında rakibe 90 dakika boyunca neredeyse sıfır pozisyon verdi.
Tabii bunda genç Taha başta olmak üzere savunma bloğunun hatasız oyununun da etkisi büyüktü. Keza kaleci Canberk de, üzerine düşen görevi layıkıyla ve başarılı bir şekilde yerine getirerek, Ataberk’in yokluğunu hissettirmediğinin de altını çizelim.
*
Galibiyetin başrolünde ise yine aynı isimlerin verdiği mücadele ön plana çıktı.

Yazının Devamını Oku
YAZARIN DİĞER YAZILARI