Yeni teknoloji şirketlerinden havalı icatlar!

Dijital hayat; akıllı telefonlardan, tabletlerden, kâğıt kalınlığındaki dizüstü makinelerden ibaret değil. Birçok kişi ve firma, internet ahalisine sırtını dayayarak hayatı kolaylaştıran acayip aygıtlara imza atıyor


Her dakika adını duyduğunuz dev şirketler sürekli yeni ürünler çıkarıyor. Ancak harika teknolojik oyuncaklar yaratmak onların tekelinde değil. Gelin, yeni kurulmuş startup şirketlerin ürettiği bazı aygıtlara göz atalım:
-Instrument 1: Çok yönlü müzisyenler için... Artiphon’un ürettiği müzik aleti Instrument 1; gitar, piyano, keman, basgitar gibi kullanılabiliyor. Hakkında bir Kickstarter kampanyası başlatılan ürün 1.3 milyonluk destek toplamayı başardı.
-Beam: Akıllı cihazları projeksiyon aletine, her düz yüzeyi geniş ekrana çeviren mucizevi bir ürün. LED lamba işlevi de gören beam, ampul soketine takılıyor. Akıllı telefonun ekranını herhangi bir yüzeye yansıtıp filmleri duvarda izlemek, oyunları masa üstünde oynamak mümkün. Kickstarter kampanyasında 759 bin dolar toplayan Beam’in önsiparişleri başladı. Fiyat 429 dolar.
-Prynt: Fotoğraflar çekiliyor ama bir harddiskin köşesinde tek başına yaşlanıyor. Kickstarter’da 1.5 milyon dolardan fazla destek toplayan Prynt, telefonları şipşak fotoğraf makinelerine dönüştürüyor. Tek yapmanız gereken telefonu fotoğraf çekmeden önce Prynt’in içine yerleştirmek. Ürün ön siparişte 129 dolar.
-Spire: Pantolonun içine ya da sutyene takılan cihaz gün içinde kişinin nefes alışını takip ediyor. Cihaz gergin olduğunuzda sizi uyarıyor, sakinleşmeniz için rehberlik ediyor. Cihazın adımları sayması ve kalori hesabı yapması, suya dayanıklı olması ve yedi günlük şarj istemeyen bataryasıysa bonus. Derin bir nefes alın ve sipariş verin. Fiyat 150 dolar.

X

Yeni başlayanlar için couchsurfing!

Couchsurfing ile konaklamalarınızı bedavaya getirebilirsiniz. Bu, seyahatinizin maliyetini önemli ölçüde düşürür. Ancak dikkat! İşin ihmal edilmemesi gereken püf noktaları var.

Önce bilmeyenler için ne olduğunu anlatarak başlayayım. Couchsurfing, seyahatinizde bir başkasının evinde, daha doğrusu kanepesinde konaklamayı mümkün kılan bir dijital platform. Bu misafirperverliğin karşılığında bir ücret de ödemiyorsunuz. 4 milyon kullanıcısı, 400 binden fazla ev sahibi olan bir yapıdan bahsetmemizin temel nedenlerinden biri de söz konusu tasarruf imkanı. Ancak bu deneyimin en verimli şekilde geçmesi için bazı dikkat edilmesi gereken noktalar mevcut. Bu hafta onlara bakıyoruz. İyi pazarlar!

Araştırmanızı iyi yapın: Hem huzurlu bir seyahat hem de güvenliğiniz için ev sahibinizi seçerken kılı kırk yarın. Cinsiyet, yaş, lokasyon gibi parametrelerle filtreleme yapabilirsiniz. Referanslarının kuvvetli olmasına da dikkat. Küçük bir hediye götürün: Ev sahipleri kural gereği konuklardan para isteyemiyor. Ancak bir jest olarak küçük bir hediye götürmenizi öneririm. Buradan gidiyorsanız lokum, Türk kahvesi fincanı gibi hediyeler tercih edebileceğiniz gibi host’un profilinde yer alan ilgi alanlarına göre bir seçim yapmanız da mümkün.

 

 

Açık fikirli olun: Büyük bir ihtimalle farklı bir ülkeye gidiyorsunuz, beraberinde farklı kültürde insanlarla tanışacak, onların evlerine misafir olacaksınız. İşler sizin hayal ettiğinizin dışında gelişebilir, düzen sizin alıştığınızın dışında olabilir. Farklılıklara açık olmakla ilgili kaslarınıza yatırım yapın.

Yazının Devamını Oku

Harita ustası olun!

Turistlerin beceriksizce katlamaya çabaladığı kağıt haritaların ilk satın alındığı hale gelemeyip bombe yaptığı günler geçmişte kaldı. Artık herkes akıllı telefonu ile yönünü buluyor.

Akıllı telefonlarda farklı farklı sayısız uygulama yüklü. Ama harita çözümlerinin hemen hemen her cihazda bulunduğunu söylemek mümkün. Google Maps ilk çıktığında benim gibi aynı adrese 32 kere gitmeden yolunu öğrenemeyenler için kurtuluş olmuştu. Ancak araç kullanırken trafik yoğunluğu konusunda inovatif bir çözümle ortaya çıkan Yandex’e kayıyor elim.

Uygulamaları genelde ilk çıkış noktasında parlayan özellikleri üzerinden kodluyor ve kullanıyoruz. Ancak sonrasında o app’e gelen güncellemeler kenarda kalıp fark edilemeyebiliyor. Bu hafta da harita uygulamalarının çok da bilinmeyen, özellikle seyahatlerde hayatı kolaylaştıracak özelliklerine göz atıyoruz.

İyi pazarlar!

Kategori bazlı arama yapmak: Google Maps’te Türkiye’de arama yaparken kategori seçenekleri gelmeyebiliyor ancak yurtdışı seyahatlerinde bu özelliği kullanabilirsiniz. Rota üzerinde otel, eczane, benzin istasyonu gibi olası durma noktalarını seyahat öncesi işaretlemek mümkün. Yandex bunu yurtiçinde de gayet başarı ile uyguluyor.

Haritaları kaydetmek: Yurtdışında en hayati konulardan biri internet maliyeti. Google Maps bir alan belirleyerek haritayı indirmeyi mümkün kılıyor. Yandex’te ise şehir şehir harita indirmek olası. Bu işlemi Wi-Fi ortamlarında gerçekleştirip gezi sırasında kota yemeden yol bulabilirsiniz.

Toplu taşımaya binmek: Turist olarak (hatta İstanbullu iseniz yerli olarak da) yeni bir şehrin toplu ulaşım sistemini öğrenmek zaman alır. Ancak Google Maps ve Trafi gibi uygulamalarla, A noktasından B noktasına hangi araçlarla gidebileceğiniz detaylı ve alternatifli şekilde anlatılıyor. Özellikle Trafi ile belediye otobüslerinin ne kadar pratik ulaşım araçları olduğunu keşfettim.

 

Yazının Devamını Oku

Airbnb’de ideal evi bulmanın 7 yolu!

Seyahat edenler için en önemli maliyet ve öncelik kalemlerinden biri konaklama. Mevzunun öneminden ötürü "Kalınacak yer merkezi olsun, az kira istesin, içi güzel gözüksün, güven versin, komşular ses yapmasın. ev sahibi tatlış olsun" iç seslerinin bir süre sonra kaotik bir hal alarak "Ama ben seni dinledim", "Sayın Kırca bana sabaha karşı söz geldi ama neyse" gibi iç kavgalara dönüşmesi doğal bir süreç.

Bu nedenle artık neredeyse herkesin hakkında bir fikir sahibi olduğu, basitçe “insanların evlerini kiraya verebildiği platform” olarak tanımlayabileceğimiz Airbnb, önceliklere ve huysuz iç seslere daha fazla yanıt veren bir seçenek olarak ortaya çıkıyor. Özellikle kalabalık gruplarda konaklama maliyeti çok aşağılara inebiliyor, ev sahiplerine de yeni bir gelir kapısı yaratılmış oluyor. Her popüler dijital girişim gibi tüm paydaşların kazançlı çıktığı bir model sunuyor Airbnb. Ancak Airbnb kullanıcıların da kaliteli bir deneyim yaşamak için ipuçlarına ihtiyaçları var. Dolayasıyla bu hafta “Airbnb’den ev ararken ne yapmalı?” sorusunun yanıtlarıyla karşınızdayız. İyi pazarlar!



1- Açık fikirli olun: Airbnb deneyiminin otel ya da hostellerde alıştıklarınızdan daha az standart olmasını bekleyebilirsiniz. Ev sahiplerinin yaklaşımı kültürden kültüre değiştiği gibi sadece Merkür’ün gerilemesinden (Bir adım ileri gitti mi zaten) bile etkilenebilir. Küçük detaylara takılmayın. 

2- Dersinize iyi çalışın: Hayal kırıklıklarını en aza indirgemek için yorumların satır aralarını çok dikkatli okuyun. Ağır bir eleştirinin altında aslında size önemsiz gelen bir detay yatıyor, alt alta harika yorumlar alan bir ev ile ilgili minik bir eleştiri ise sizin kırmızı çizgilerinizde dolanıyor olabilir.

Yazının Devamını Oku

Yalnız gezmek güzeldir!

Seyahatlerin birden fazla kişiyle yapılması gerektiği ile ilgili yanlış bir inanış mevcut. Hatta iki kişi bile zaman zaman az gelebiliyor. Özellikle uzun soluklu ilişkilerde, ‘tatiller’ çiftlerin birbiriyle daha az konuşmasının bahanesi haline geldiğinde yolculuğa 2 veya 3 çift çıkma formülü işletiliyor. Öyle ki; tatilde çok da iyi anlaşılamayacak diğer çiftler dahi, eşi görülmemiş bir toleransın mümessili olabiliyor.

Seyahate yalnız da çıkılır ve bu yolculuk çok da harika geçebilir. Tek seyahat; “Ben orada kalmam, odalar güneş görmüyor” diyen arkadaştan, “Bence bu yoldan gitmeliyiz, çünkü ben yol insanıyım” diyen bacanaktan, “Cam kenarına ben oturayım mı aşkım” diyen sevgiliden arınma şansı verir. Daha özgür, daha sessiz, daha kişisel bir yolculuktur.

Ancak seyahatte tek takılmanın bazı sıkıntıları ve zorlukları tabii ki var. Bu hafta onları teknoloji ile nasıl bertaraf ederiz, ona bakıyoruz. İyi pazarlar!

İstediğin Avrupa Şehirleriyle Baş Başa Kalacağın Tatil Fırsatları

Özlem: En çok özlediğiniz kişiyle (siz) baş başa olsanız da tek olmak (genelde) en az bir kişiyi özlemek anlamına geliyor. WhatsApp ve Facebook Messenger’ın Wi-Fi üzerinden sesli ve görüntülü arama imkânları verdiğini unutmayın. Veri kotasından yemek pişmanlıktır. Ücretsiz Wi-Fi bulmaya çalışın...

Okuma: Okumaya bol bol zaman olacak. Ama sırt çantasına bir sürü kitap yüklemeye gerek yok. Benim yanıtım klasik: Kindle. Cihazınız olmasa bile iOS ve Android ile de uyumlu çalışan bir Kindle app’i mevcut. iBooks da güçlü bir opsiyon. Kitap değil dergi havasındaysanız Turkcell’in Dergilik uygulamasını öneririm. Kitap okumayayım ama dinleyeyim diyenler ise Audible indirebilir.

Yazının Devamını Oku

Nişan-düğün arası mutlu olma rehberi!

Bu yazı hayatınızı kurtarabilir. Nişanlılık döneminde misiniz? Buyurun, hayatınızı kolaylaştıracak mobil uygulamaları yazdım.

Düğün; çok insanı aynı anda mutlu edebilen bir etkinlik. Sınırsız dağıtan arkadaşlar, lorke lorke salona akan akrabalar, çocuğunun mürüvvetini aradan çıkaran aileler, abiye satan terziler, gelir hedeflerini revize eden oteller, bir otomobil fiyatı talep edip karşılığında beyaz bir elbise teslim eden butikler... Hepsinin sevinci yüzlerinden okunuyor. Evlenen kişileriyse adına ‘hayatı beraber yaşamak’ dediğimiz çok zorlu bir süreç bekliyor. Dolayısıyla; bir evliliği peşinen alkışlatmaktansa 10 yılın sonunda hâlâ mutlu olan çiftlerin bu olağanüstü durumu düğün yaparak kutlaması bana daha tutarlı geliyor.

Ama yukarıdaki ve benzeri ekosistemlerin yaşayabilmesi için düğünler tabii ki olduğu gibi kalacak. Yine nişan sonrası çok ciddi telaş dönemleri başlayacak. Ancak gelin ve damatların söz konusu telaşlarının daha ‘tatlı’ olması için sürece görümce ve kayınla başlayan akrabalık türlerinden çok teknolojiyi entegre etmek daha rasyonel bir seçenek olarak görünüyor. Evet, nişanlılık döneminde hayatı kolaylaştıran birçok mobil uygulama mevcut. Ve neyse ki onlar bu köşenin iştigal alanına giriyor.

İyi hafta sonları, mutlu hayatlar!

◊ Fotoğraflar: Bol bol fotoğraf çekecek, düğüne giden her anı kaydetmek isteyeceksiniz. Ancak çektiğiniz karelerin telefonun içindeki kalabalıklar içinde kaybolması daha büyük olasılık. Facebook’un geliştirdiği Moments uygulaması fotoğrafları zaman, mekân ve kişilere göre otomatik olarak grupluyor. Bu seçkilerden slayt gösterisi hazırlayıp Facebook’ta paylaşmak (like toplamak) da çok pratik.
◊ Fit olmak: Gelinlik ve damatlığa verilen paralarla beş yıllık spor salonu üyeliği almak mümkün. Ancak ne yazık ki hem bu masrafa razı hem de fit olup bu kıyafetlerin içine girmelisiniz. Geçen hafta yazdığım Fit365 ve MyFitnessPal kalori sayarak formda kalmanıza yardım edecek. Salona gitmeden evde egzersiz yapabilmek içinse günde yedi dakikalık setler sunan ‘Seven’ app’ini öneriyorum.
◊ Davetliler: Mekânla kişi sayısı üzerinden anlaşıp davetli listesini onaylatmak için ailelerle kan, ter ve gözyaşları içinde bir pazarlığa girdiniz... Nihayet üstünde mutabakata varılan bir metin ortaya çıktı. Ama çile bitmiyor. O listenin içinde sağlıklı yanıt vermeyenler olacak ve sancı son dakikaya kadar sürecek. The Knot GuestBook uygulaması şipşak hazırladığı düğün web sayfası üzerinden davetli yönetimini de yapmanızı sağlıyor. Dünya bir dakikalığına güzelleşiyor.
◊ Planlama: Yapılacaklar listesi kabarık. Zaman dar. Sadece düğün sürecinde olanlara yönelik planlama uygulaması WeddingHappy

Yazının Devamını Oku

Uçakta akıllı telefon da yeter!

Artık hepimiz bu gerçeği biliyoruz. ABD ve İngiltere’ye içinde Türkiye’nin de olduğu noktalardan doğrudan sefer yapacak uçaklarda yolcular uçağa cep telefonundan büyük elektronik cihaz sokamayacak. Bu, bilgisayar, tablet ya da Kindle gibi aletlerin evde kalması ya da bagaja gitmesi anlamına geliyor. Ancak daha az karamsar olmak için bir neden var: Akıllı telefonlar.

Cebimizdeki cihazlar birçok alanda PC ile rekabet edecek hale geldi:

• Devasa ekranları var. Bir tableti aratmayacak büyüklükteki akıllı telefonlar neredeyse her marka tarafından üretiliyor. Film veya dizi izlerken de Office dokümanında çalışırken de göz kısmadan kullanmak, klavyede sürekli yanlış harfe basıp cinnet getirmemek mümkün.

• Deposu büyük. iPhone’lar’da 256 GB seçeneği, nerdeyse her Android telefonda SD kart ile hafızayı güçlendirme seçeneği mevcut.

• Oyun için ideal. Evet, büyük ihtimal Candy Crash ya da Kelimelik oynayacaksınız ama uygulama dükkanları konsol gamerlarını bile heyecanladıracak oyunlarla dolu.

• Pahalı. Cebinizdeki akıllı telefonların bagaja verdiğiniz PC’den daha pahalı olma ihtimali çok yüksek. Daha çok para verdiğiniz cihazın gökyüzündeyken yanınızda olduğunu düşünerek bulutların üstüne çıkabilirsiniz.

• Daha hızlı: Özellikle amiral gemisi telefonların işlemcileri ortalama dizüstü makinelerden daha iyi. iPhone 7 serisinin Macbook Air’lerden daha hızlı olduğunu söylesem sanırım yeterli. Tabii ki PC ile iş yapmaya alışan, uzun yolculukları çalışma fırsatı olarak kullanmak isteyen yolcular için bu yasak fazlasıyla moral bozucu. Ancak onlara da ipuçlarım var:

 

Yazının Devamını Oku

Bir uygulama indirdim, vücudum değişti

Yaz kapıda; karda kışta kendine sıcak bir yuva kuran, kot pantolon ceplerine sıkıştırılan kiloları göndermeye ihtiyacımız var. Bu vesileyle kilo vermemde büyük payı olan bir aplikasyonu anlatacağım, adı ‘Fit365’. Bizzat denedim ve gördüm, üç ayda hiç kendimi sıkmadan beş kilo verdim.

Yaz tatilleri insan hayatı için çok değerli. Emeğini toplantılarda boş konuşarak harcamaya mola vermekten veya sadece sevdiğin insanların ismini ‘cim’le bitirmekten ibaret değil 15 günlük kazanımlarımız. Eğer ara sıra kilo verebiliyorsak bunda yaz mevsiminin büyük payı var. Daha fit olmak için bizi kamçılayan en istikrarlı diyetisyenlere kısaca ‘mayo’ diyoruz. 

Evet, yaz gelecek, iş önlüklerimizi ve beyaz yakalarımızı çıkarıp denize gireceğiz. Kalın kıyafetleri daha az kumaşlı kardeşleriyle takas edeceğiz. Ve karda kışta kendine sıcak bir yuva kuran, kot pantolon ceplerine sıkıştırılan kiloları göndermeye ihtiyacımız var. Ancak sayılı gün çabuk geçer, her türlü yardımın kabul gördüğü aylar bunlar. 

Yerli üretim uygulama

Bu noktada ben size kendi 2017 hikâyemi anlatmak istiyorum. Her fani gibi ben de tutamayacağımı kendime itiraf edemediğim kararlarla yeni yıla girdim. Ancak bu kararlardan birinde; ‘sağlıklı beslenme ve kilo verme’ ile ilgili olanda, kendimi hayal kırıklığına uğratmamayı başardım. Bunda bir fitness uygulamasının büyük payı var. Adı da ‘Fit365’. Fit365’e vermek istediğiniz kilo miktarını, ne kadar zamanda zayıflamak istediğinizi ve kaç öğün yemek yiyeceğinizi giriyorsunuz. O da size günlük almanız gereken azami kalori miktarını (yağ, protein ve karbonhidrat kırılımlarıyla) veriyor. Bundan sonra yediğiniz her yemeği sisteme öğün bazlı olarak giriyorsunuz. Uygulama yerli üretim olduğu için hünkârbeğendiden ekşi mayalı köy ekmeğine kadar gıdaların kalorisini hesaplıyor. Size bir adım hedefi de veriyor. Günlük kalori çıtasının altında kaldığınızda -ve aç kalmadan yapılıyor gerçekten- ve adımları attığınızda işe yarıyor. Kilolar gidiyor. Üç ayda hiç kendimi sıkmadan beş kilo verdim, oradan biliyorum.

Kalori sayımı yönteminin efektif olduğunu fark edince bu işi yapan global ve popüler app’lere göz attım. Daha önce yükleyip sildiğim ‘My Fitness Pal’i buluttan geri çağırdım çünkü o da artık bizim yemekleri kapsıyordu. Daha fazla güncellenen daha dinamik bir uygulama MFP. Güçlü bir alternatif olarak öneririm (Tabii ki bana beş kilo verdiren Fit365 ile gönül bağım sabit). 

Ancak bu süreçte daha kalıcı kazanımlarım da oldu. Şöyle ki:  

Anahtar kavram, sürdürülebilir bir sağlıklı yaşam formülü edinmek. Hazır diyet listeleri ne kadar ideal olurlarsa olsunlar alıcısı tarafından bir ceza gibi algılanabiliyor. Hayatın doğal akışı içine gerçekçi bir model yerleştirmek benim hayatımı değiştirdi. 

Nelerin çok kalorili olduğuyla ilgili bir bilinç gelişiyor.

Yazının Devamını Oku

Teknolojik seyahat oyuncakları!

Yolculuklarda hayatı kolaylaştırmak için bilim ve teknoloji dünyası da seferber olmuş durumda. Bu hafta seyahatleri daha keyifli ve pratik kılabilecek ilginç bazı ürünlere göz atacağız. İşte o ürünler...

LVL Hydration Monitor - Su iç diyen bileklik

Suyun sayısız faydası var ancak siz de benim gibi su içmeyi sürekli unutan ve alarm kurarak su tüketmeyi hatırlayabilen biriyseniz dışarıdan desteğe ihtiyacınız olabilir. Özellikle evinizden çok çok uzakta olduğunuzda ve havaalanında bir şişe suya karşılık çeyrek altın ödediğinizde durum daha da kritik bir hal alabiliyor.

LVL Hydration Monitor. bu noktada devreye giriyor. Bileklik olarak kullanılan cihaz, aktivite, kalori ve nabız ölçmesinin yanısıra ne zaman su içip ne zaman su tüketmeye ara vermek gerektiğini size söylüyor.

1.1 million dollar destek alan ürünün Kickstarter sayfası: Buraya tıklayabilirsiniz.

Camelbak UV Purifier Bottle - Su arıtan şişe

Bir gezginseniz gittiğiniz yerlerdeki su hijyenik olmayabilir ya da suyun yapısı size dokunabilir. Camelback All Clear adlı ürün 60 saniyede her musluk suyunu içilebilir hale getiriyor.

Ürün, virüs ve bakterileri etkisiz hale getirmek için UV ışınlarını kullanıyor. Kültürü tanıyalım derken mide bozulması yaşamanız muhtemel ama en azından su ile ilgili riskleri asgariye indirebilirsiniz.

Yazının Devamını Oku

Eyvah, dizüstü bilgisayarıma su döküldü!

Evet doğru tahmin ettiniz, ‘laptop’lara sıvı döküldüğünde neler yapmak gerektiğini yazıyorum bu hafta. Neyse ki cihazınızı kurtarma şansınız var. Eğer ‘o gün’ gelirse diye bu haberi ‘sık kullanılanlar’a ekleyin. Başlıyoruz.

BİLGİSAYARIN ELEKTRİKLE TÜM BAĞLANTISINI KESİN

Diyelim ki olan oldu. Sıvı makineye döküldü. Panik yapmayın. Havluya koşmadan önce yapmanız gerekenler var. Cihazı tamamen kapatın ve güç kablosunu çıkarın. İkinci monitör, fare gibi takılı olması muhtemel tüm kabloların da bağlı olmadığını kontrol edin. Hızlı davranmalısınız.

TERS ÇEVİRİN

Bilgisayarın kapağını müsaade ettiği kadar açarak başaşağı yerleştirin. Böylece sıvının daha da derinlere gitmesini engellemiş olacaksınız.

BATARYAYI ÇIKARIN

Cihaz tepetaklak duruyorken, -eğer makine buna izin veriyorsa- pili demonte etmenizde fayda var. 

SİLMEYE BAŞLAYIN

Yazının Devamını Oku

Yollarda indiririm seni!

Road trip’lerde Türkçe meali ile ‘Bindik bir otomobile gidiyoruz seyahate’ maceralarında sürprizler, yolculuğu hem eğlenceli hem de zor hale getirebiliyor. İki durumda da destek tabii ki mobil uygulamalardan geliyor.

Her seyahat ya da tatil yerleşik şartlarda olmak zorunda değil. Özellikle ABD’de oldukça popüler olan ‘road trip’ gezi modeli, ülkemizde genelde “Arabayla Ege’den aşağı koy koy gezelim mi hanım?” ile limitli kalsa da aslında Türkiye’de road trip yapmak için harika rotalar mevcut. Tabii ki bu yolculukları daha eğlenceli ve zor kılan maceralı olması. Aracınız bozulabilir, hava durumu yüzünden programınız aksayabilir. Bu nedenle road tripleri adım adım planlamak yerine biraz kendini akışına bırakmanızı öneririm. Akışına bırakmayacağımız tek unsur ise, tabii ki akıllı telefon ve app’lerden alacağımız yardımlar.

Yakıt: Uzun araba yolculuklarında nerede yakıt ikmali yapılacağı büyük bir krize dönüşebilir. Büyük markaların kendi uygulamaları da mevcut ancak Google Harita ve Yandex uygulamaları ile tüm benzincilere ulaşmak daha pratik. App’leri ayrıca -bir başka olası yol kabusu durumda- tamirci bulmak için de kullanabilirsiniz. 

Trafik: Dünyanın neresine giderseniz gidin işin içinde araba olduğunda maalesef trafik derdi de yanında gelmekte. Waze uygulamasında kullanıcılar (wazer demişler) tarafından oluşturulan trafik yoğunluğu, kaza ve hatta mekan önerisi gibi veriler sayesinde kötü sürprizleri en aza indirmek mümkün. Uygulamada trafik çevirmesiyle ilgili data da yer alıyor. (Selektör mesajlarını çözmeye son)

Keşfetmek: Yeni yerler görmek, insanlar tanımak, deneyimler yaşamak ‘road trip’in genelde en temel motivasyonlarının başında geliyor. Yine topluluk kaynaklı bir uygulama önereceğim. Findery ile gittiğiniz bölgelerde kullanıcıların tavsiye etttiği yeri veya etkinliği yakalayabilir, sonra siz de kendi deneyimlerinizi paylaşıp topluluğun parçası olabilirsiniz. Alternatif arıyorsanız Yelp, Foodspotting ve TripAdvisor’ı da kullanabilirsiniz. (Zaten biliyordunuz)

Müzik: Her yolculuğun bir soundtrack’i vardır. Müzik dinlemeden yolun tadı çıkmaz. Ancak müzik dinleme şeklimiz ve alışkanlıklarımız da değişti. Yola çıkmadan (kablosuz internete bağlıyken) Apple Music ve Spotify’dan dinleyeceğiniz şarkıları/albümleri cihazınıza indirin, kota mağduru olmayın. 

indirimli seyahat rotası için tıkla!

Yazının Devamını Oku

O eski günlere dönmek için 8 neden

Bir dönemin efsane telefonu Nokia 3310 geçen hafta yenilenmiş bir şekilde hayatımıza geri döndü. Akıllı telefonların ardı ardına yeni modeller çıkardığı bir dönemde nostalji yapmanın tam zamanı.

2000 yılının sonbaharında hayatımıza giren Nokia 3310, 126 milyon adet satıp efsane haline geldikten (ve meşhur atasözünü ‘Yılan oynarken su bile içilmez’ şeklinde modifiye ettikten) sonra önce annelere, sonra anneannelere devredilmişti. Tarihteki en zor işletim sistemi Symbian’ı kullanmayı öğrenen büyüklerimizin iPhone’da arama yanıtlamak için parmağı soldan sağa-sola götürme eylemini karmaşık bulması da bu dönemi takip edecekti.

Haberlerden kaçamadığınız üzere geçen hafta Nokia 3310 yenilenmiş bir şekilde geri döndü. Nostaljik yerlerimize dokunmakla birlikte özelliklerinin günümüze uygunluğu, cihaz üzerindeki tartışmaların en fazla toplandığı alan. Neler yapabildiğine, nerelerde eksik kaldığına, 3310’un kullanılma sahasına göre karar verelim diyerek 3310’u neden almamız gerektiğine dair tezlerimi açıklıyorum:

Dijital detoks yapmak için: Cihaz Wi-Fi desteklemiyor, şebeke olarak 2G’ye kadar arka çıkıyor. Kısacası, internetle pek arası yok. Telefon ekranı yerine konuştuğunuz kişinin yüzüne bakma zorunluluğu karşıdakini tanımanın ilk adımı olabilir. Hem sürekli niyet ettiğiniz dijital detoksa belki bir türlü girememiştiniz ama Nokia 3310 ile artık detoks ayağınıza gelebilir.

Poz verme derdini bitirmek için: Biliyorsunuz, toplu fotoğraflarda/selfie’lerde herkesin güzel çıktığı açıyı yakalayanlar Pulitzer’e aday oluyor. 3310 bu mevcut sıkıntıya da derman olmakta. 2 megapiksel kameranın desteğiyle, ‘Acaba nasıl çıkacağım?’ derdi mobil fotoğrafçılıktan kopuyor.

 

Romantik ilişkileri rayına sokmak için: WhatsApp’ın mavi tiklerden sonra 'stories' özelliğiyle de ilişkileri bitirmeye yemin etmesinin ardından tüm dramalardan bağımsız bir şekilde sevdiceğinizle yeniden yakınlaşabilirsiniz.

Para biriktirmek için:

Yazının Devamını Oku

İş seyahatleri için gerekli app’ler!

En çok sevdiğim seyahatler, işle ilgili mesajlara hiç bakmama lüksüne sahip olduklarım. Tek sorun şu ki en son ne zaman öyle bir tatil yaptığımı hatırlamıyorum. Sürekli bildirim yumurtlayan cebimizdeki casuslar sayesinde yıllık izinleri dahi iş seyahati kapsamına rahatlıkla sokabiliyoruz. Ancak bir de sadece iş nedeniyle yapılan yolculuklar var. Çoğu zaman gittiğimiz şehre göz bile gezdiremeden kendimizi dönüş uçağında bulduğumuz geziler. Gezilerimiz… İşte bugün iş seyahatlerini kolaylaştıracak bazı dijital ipuçlarıyla karşınızdayım.

Fatura koleksiyonculuğu

İş seyahatlerinin en yorucu taraflarından biri de fatura toplamaktır. Bu aşamayı savsaklamak gezinin (yorgunluktan da daha fazla) pahalıya patlaması anlamına gelebilir. Neyse ki söz konusu süreci mobil uygulamalarla kolaylaştırabiliyoruz. Expensify ve Concur gibi app’ler faturaların fotoğrafını çekip hızlıca scan etme imkanı veriyor. Uygulamaların içinde kredi kartını sisteme tanıtmak, bir masraf raporu oluşturmak, muhasebe departmanına ilgili raporları iletmek gibi özellikler de var. Artık cebinizdeki buruşmuş fişleri ütülemek zorunda değilsiniz.

Wi-Fi avcılığı

“Şu tarihler arasında ofis dışında olacağım. Gerekli durumlarda X bey veya Y hanıma ulaşabilirsiniz” otomatik mesajının bir beyaz yakalı serabından ibaret olduğu dünyamızda işleri takip etmek ve e-posta temizlemek için her yerde ve koşulda internete ihtiyaç duyuyoruz. Avast Wi-Fi Finder en yakınızdaki Wi-Fi noktalarının güvenlik ve hız bilgilerini verirken WiFox benzer bir hizmeti 350’den fazla havaalanı için sunmakta. İnternet olmayan noktalarda çok veri harcamamanız için ise size geçmiş bir yazımı öneriyorum: http://hry.yt/LFBAD

Havaalanı konforculuğu

Rötarlar havacılığın önemli parçalarından biri. Bu durumlarda bekleme fiilini daha az can sıkıcı yapan unsurların başında ‘Lounge’lar geliyor. LoungeBuddy uygulamasına uçuş, mil, statü, kredi kartı türü gibi bilgileri eklediğinizde hangi salona girebileceğiniz bilgisini alabiliyorsunuz. Havaalanlarıyla ilgili kuyruk uzunluklarından, restoran yorumlarına, detaylı haritalara kadar her bilgi için ise GateGuru’yu öneririm. Havaalanından çıktığınızda ‘Nerede ne yemeliyim?’ sorularının yanıtları ise Yelp ve Foodspotting app’lerinde.

Gezi planlamacılığı

Yazının Devamını Oku

Müzik de değişti be abi!

Bu hafta, dönüşen müzik dinleme fiilini zenginleştirmesi muhtemel birkaç ipucuna, Apple Music ve Spotify üzerinden göz atacağız.

Karşıdakini gerçekten dinlediğimiz tek aktivite olmasından mıdır bilinmez ama gezegendeki her insanın (artı bazı hayvan ve bitkilerin) müzik dinleme eylemi hâlâ hobiler arasında gururla sayılıyor. 90’larda kulağımıza çalınan ‘distortion’lı melodilerle şimdilerde maruz kaldıklarımız arasında fark olsa da, satın aldığımız kasetin B yüzündeki son şarkının aslında albümün en güzel parçası olduğu gerçeğini gülümseyerek keşfedebileceğimiz bir teknolojik yoksunlukla büyüsek de, ‘hobi’ hâlâ olduğu yerde sapasağlam duruyor: Müzik dinliyoruz. Bunu Siri biliyor. Metroda yanımıza oturan dayı duyuyor. Spotify listelerimize göre karakter analizimizi yapan müstakbel sevgili görüyor. Müzikle ilgili ipucu yazıları da artık kaset saran kalemleri ya da dikiz aynası süslerini değil popüler müzik servislerini içermek durumunda. Dolayısıyla bu hafta, dönüşen müzik dinleme fiilini zenginleştirmesi muhtemel birkaç ipucuna, Apple Music ve Spotify üzerinden göz atacağız.

Spotify ipuçları

Mahsun Kırmızıgül’ün ‘Bebeğim Benim’ şarkısını dinleme arzusu aniden bastırdıysa ve bu gerçeği tüm dünya ile paylaşmaya hazır değilseniz ayarlardan ‘Gizli Oturum’ seçeneğini aktif hale getirebilirsiniz.

Yanlışlıkla sildiğiniz playlist’lerin arkasından ağıt yakmanız gerekmiyor. Hesap sekmesinin içinde ‘Çalma listesini geri getir’ seçeneği mevcut.
Yıl bazlı arama da mümkün. “Radiohead year (yıl):1993-2000” diye arama yaparak sevdiğiniz grubun elektronik bir dönüşüme girdiğini görmezden gelebilirsiniz.

Sizin temponuza uyan şarkılarla koşmanız da mümkün. Koşma listelerinden birini seçtiğinizde Spotify telefonun sensör’lerini kullanarak uygun şarkıyı çalacak (Şarkı RATM - Know Your Enemy ise sporla iyi gidiyor).

Güzel bir soloyu arkadaşınıza dinletmek istiyorsanız şarkının tamamını paylaşmak zorunda değilsiniz. Sağ tıklayıp Spotify URI’sini kopyaladığınızda linkin sonuna #time3:12 eklerseniz arkadaşınız solonun başladığı noktaya ışınlanacak.

APPLE MUSIC İPUÇLARI

Yazının Devamını Oku

Jet Lag olmamanın dijital yolları!

Uzun uçak yolculuklarının tek zorluğu havada saatlerce oturmak zorunda kalmak değil, vardıktan sonra da ‘başınız ağrıyabilir’. Sorunu tanımlayarak başlayalım. Kısa sürede farklı zaman dilimlerine gitmekten kaynaklanan vücut saatinin şaşması ve biyolojik ritmin bozulmasına jet lag deniyor. Peki Jet Lag için ne yapmalı? Neyse ki akıllı telefonlar var...

İkinci köprü açıkken 500T ile Tuzla-Cevizlibağ arasında bir nebze tecrübe etmek mümkün olsa da jet lag’lerin asıl nedeni uçaklarla yapılan uzun mesafeli yolculuklar. Baş ağrısı, iştahsızlık, depresyon ve yatakta tavana bakma gibi etkilere neden olabiliyor. Bu hafta söz konusu durumu engellemenin / minimum indirmenin dijital yollarına bakıyoruz.

İyi pazarlar!

Jet Lag Rooster: Sık sık yolculuk yapanların ve uçuş ekiplerinin en çok tercih ettiği uygulamalardan biri. Doğru zamanlarda maruz kalınan ışığın jet lag’i azaltacak şekilde biyolojik saati düzenleyebileceği prensibiyle geliştirildi. Uçuş ve uyku bilgilerini sisteme giriyorsunuz. Uygulama da ne zaman güneş ışığına çıkıp ne zaman perdeleri çekmek gerektiği konusunda size ipuçları veriyor. Işık yönetimini merkeze koyan bir başka uygulama ise Entrain. Alternatif arayanlara öneririm.

SkyZen: Yolcuların aktivite ve uyku düzenlerini takip etmek için fitness bileklikleriyle de uyumlu çalışan mobil uygulama, jet lag’e karşı ipuçları veriyor, stratejiler geliştiriyor. Uçuş bilgileri kaydeden SkyZen, öneri setini uçuş öncesi, havadayken ve yolculuk sonrası olarak 3 farklı grupta sunuyor. Fitness bilekliğindeki sağlık verilerini kullanarak ne zaman ve ne yemek gerektiğini söylüyor.

Stop Jet Lag: Çevrimdışı çalışabilme prensibiyle öne çıkan StopJetLag hızlıca bulunduğunuz zaman dilimine uyum sağlayarak jet lag danışmanlığı yapmaya başlıyor. Yemek, ışık, melatonin desteğinin yanısıra jet lag’i azaltmak için gerekli fiziksel egzersiz önerilerini de bulabilirsiniz. Uygulamanın içinde seyahatin genel olarak sıkıntısız geçmesi için gezi ipuçları da mevcut.

Yazının Devamını Oku

Hava nasıl olursa olsun ‘Hav’ları güzel olsun!

Sahiplenmiş olanlar çok iyi bilir; bir hayvanın, özellikle de köpeğin sorumluluğunu almak çocuğunuzun olması gibidir.

 Aileye girer, çok sevilir;  o da aldığı sevgiyi fazlasıyla geri verir. Hayatta kalması, yaşamının kalitesi ona bakanların elindedir. ‘Benim de bu ilişkide tuzum olursa ne mutlu’ diyerek, hem köpeklerin hem de sahiplerinin hayatını kolaylaştıracak mobil uygulamalar önereceğim.

Tatile gitmek için

Köpekle tatile gitmek harika bir deneyim olabileceği gibi hızlıca yorucu bir eyleme de dönüşebilir. Ancak köpek-dostu otelleri, aktiviteleri, restoranları kolayca bulmayı sağlayan BringFido imdada yetişiyor. Kullanmaya, tatile gideceğiniz lokasyonu seçerken başlamanızı öneririm.

Daha az endişelenmek için

Google aramalarında ve uçsuz bucaksız internet forumlarında kaybolmadan köpeğinizle ilgili aklınıza takılan sorulara yanıt bulmak için ‘Pet Coach’ derli toplu bir kaynak sağlıyor. Acil durumlar için yapılacak veteriner önerilerini de ‘Pet First Aid’in içinde bulmanız mümkün. Köpeğinizin ağzına attığı ‘şey’in sağlıklı olup olmadığını öğrenmenin en kestirme yolu ise ‘iKibble’ app’i.

Fotoğraf  çekmek için

Köpekler sahiplerinin komutlarını genelde dinler ancak “Kımıldama” onlardan biri değil. Fotoğrafı çekilirken köpeği rahat durmayanlara BarkCam’i öneriyorum. Uygulama içindeki seslerden köpeğinizin ilgisini çekecek olanı seçip, size baktığında fotoyu çekiyorsunuz.

Cinslerini öğrenmek için

Yazının Devamını Oku

Seyahatlerde size yardımcı olacak en güzel yabancı dil uygulamaları

Artık yeni bir lisan öğrenmek için tek çare dil kursları değil, bir sınıfın ortasında monitöre “Keangıriiu” diye bağırmadan da telafuz geliştirmek mümkün. Artık elinizin altında size yardımcı olacak mobil uygulamalar var. Ve gerçekten çok iyiler! İşte o uygulamalar...

Biz İngilizce soruları yüksek sesli Türkçemizle yanıtlayarak veya “Go go go right, go go left, go right” diye adres tarif ederek ülkemize gelen turistlerin hayatını kolaylaştırıyoruz ancak yurtdışında benzer bir konukseverliği bulmak kolay değil. Kimi zaman İngilizce sorularımıza aldığımız Fransızca yanıtlar tek dil bilmenin dahi yetersiz kalabildiğinin göstergesi. Gençlik yıllarının baş bölgesinde duman halinde takılması, ‘Ya keşke İtalyan Kültür’ü ikinci kurda bırakmasaydım’ adlı yerli ve milli pişmanlıklarımızın kaynağı.

Duolingo

Adını duymuş olma olasılığınız yüksek. Piyasadaki en popüler dil öğrenme uygulamalarının başında geliyor. Hatta onun için ücretsiz app’ler arasındaki en iyi opsiyon diyebiliriz. Tasarımı şık ve kullanışlı, dil öğrenmeyi oyuna dönüştürerek ilerlemenizi amaçlıyor. Ama yeni başlayanlara daha uygun olduğunu söylemem gerek. Özellikle çocuğun okuluna döktüğü servetin karşılığını “Hadi kızım teyzelere Fransızca konuş ehehe...” gibi dramatik deneylerde arayan ebeveynler yavrularını bu uygulamaya yönlendirip gerçekçi yanıtlara ulaşabilir.

Babbel

Dil öğretirken daha gelenekselci bir yolun yolcusu Babbel. 10-15 dakikalık derslerde dilbilgisi yanlışlarının altını çize çize ilerliyor. Konuşma pratiğine önem vermesi ve derslerin çevrimdışı kullanılıyor olması bir başka artı. Ancak tasarım Duolingo kadar şık görünmüyor ve hizmet aylık sabit ücret karşılığında (ortalama 5-10 dolar) size ulaşıyor. Ama bu kötü bir haber olmak zorunda değil. Spor yapmaya motive olmak için salonlara yıllık para döken binlerce insan var.

Rosetta Stone

Yazının Devamını Oku

Bir app bir insan, iki app iki insan

Biz İngilizce soruları yüksek sesli Türkçemizle yanıtlayarak veya “Go go go right, go go left, go right” diye adres tarif ederek ülkemize gelen turistlerin hayatını kolaylaştırıyoruz ancak yurtdışında benzer bir konukseverliği bulmak kolay değil.

Kimi zaman İngilizce sorularımıza aldığımız Fransızca yanıtlar tek dil bilmenin dahi yetersiz kalabildiğinin göstergesi. Gençlik yıllarının baş bölgesinde duman halinde takılması, ‘Ya keşke İtalyan Kültür’ü ikinci kurda bırakmasaydım’ adlı yerli ve milli pişmanlıklarımızın kaynağı. Bugün ise yeni bir lisan öğrenmek için tek çare dil kursları değil, bir sınıfın ortasında monitöre “Keangıriiu” diye bağırmadan da telafuz geliştirmek mümkün. Artık elinizin altında size yardımcı olacak mobil uygulamalar var. Ve gerçekten çok iyiler!

Duolingo

Adını duymuş olma olasılığınız yüksek. Piyasadaki en popüler dil öğrenme uygulamalarının başında geliyor. Hatta onun için ücretsiz app’ler arasındaki en iyi opsiyon diyebiliriz. Tasarımı şık ve kullanışlı, dil öğrenmeyi oyuna dönüştürerek ilerlemenizi amaçlıyor. Ama yeni başlayanlara daha uygun olduğunu söylemem gerek. Özellikle çocuğun okuluna döktüğü servetin karşılığını “Hadi kızım teyzelere Fransızca konuş ehehe...” gibi dramatik deneylerde arayan ebeveynler yavrularını bu uygulamaya yönlendirip gerçekçi yanıtlara ulaşabilir.

Babbel

Dil öğretirken daha gelenekselci bir yolun yolcusu Babbel. 10-15 dakikalık derslerde dilbilgisi yanlışlarının altını çize çize ilerliyor. Konuşma pratiğine önem vermesi ve derslerin çevrimdışı kullanılıyor olması bir başka artı. Ancak tasarım Duolingo kadar şık görünmüyor ve hizmet aylık sabit ücret karşılığında (ortalama 5-10 dolar) size ulaşıyor. Ama bu kötü bir haber olmak zorunda değil. Spor yapmaya motive olmak için salonlara yıllık para döken binlerce insan var.

Rosetta Stone

Rosetta Stone, hem dil öğretme hem de ücretle el yakma konusunda en iddialı uygulama. Başlangıç için de uygun olmakla birlikte özellikle “Anlıyorum ama konuşamıyorum” seviyesinde temele sahip olanlar için en ideal seçeneklerden biri. Duolingo daha hızlı öğretirken Rosetta Stone daha derinlemesine bir eğitim veriyor. Zaten fiyatı sayesinde insanın derinlemesine lisan öğrenesi geliyor.

Tandem

Yazının Devamını Oku

Sevgililere teknolojik oyuncaklar

.

Türkçenin (t)üretme kabiliyeti, değerini tam bilemediğimiz gerçek bir nimet. Çoğu zaman gözümüzün önünde yaşayan harika kelimelere yabancı duruyoruz. ‘Sevgili’ de onlardan biri. Bir romantik ilişkinin taraflarında aranan temel özelliğin en yalın anlatımı: ‘Sevgi’li. Sadece sevenleri değil, üstünde sevgi taşıyan insanlara özlemi de tarif ediyor. Benzer etkileyiciliği ‘Birlikte olmak’ fiilinde de görüyoruz. Cinsel ilişkiyle ilgili cinsiyetçiliğe en uzak, en zarif tasvirlerden olabilir bu.

Sevgililer Günü’ne birkaç gün kalmış olmasının bu yazının konusuyla ilgisi var muhakkak. 14 Şubat; anneler, babalar, öğretmenler diye çoğaltılabilecek özel günlerin en bilinenlerinden... ‘Sevgi’ borcunu yapılandıran, ‘ilgi’sizliğe 24 saatlik jestlerle tazmin affı getirebilen günler için ihtiyaç talebi, talep de ihtiyacı doğuruyor. Ancak bence Türkçedeki nefis kelimelerin hakkını versek tüm bunlara hiç gerek kalmayacak gibi. Dolayısıyla bu hafta size anlatacağım işlevsel hediye adaylarını 14 Şubat olmayan bir gün takas etmenizi öneriyorum. Söz konusu teknolojik ürünlerin ortak özelliği inovatif olmaları ve Kickstarter’da ‘kitlesel fonlama’ metoduyla [bkz. herkes bir lira verse] yatırım almaları. Linklere tıklayarak ürünlerin sayfasına gidebilirsiniz.

Botanium

Bir ilişkinin olmazsa olmazlarından biri de (ortaklaşa büyütülecek rüyasıyla) evlere konuk olup erken yaşta hayatını kaybeden bitkiler. Hem bitkinin ahını almamak hem de ilişkinizin meyvesini -kelimenin tam anlamıyla- toplayabilmek için Botanium ürünü ideal. Botanium akıllı saksısı bitkiyi periyodik olarak kendi suluyor. Çilek, domates, nane ve fesleğen gibi bol su seven ürünlerde daha iyi performans veriyor.

https://www.kickstarter.com/projects/158584247/botanium-grow-edible- greens-fast-and-effortlessly

60 Second Salad Maker

Sevgili ile sürekli salata yemek kaçınılmaz son olabilir ama onu yapmakla kaybettiğiniz zamandan tasarruf edebilirsiniz. İnovatif dizaynıyla 60 saniyede salata malzemelerini doğramayı mümkün kılan bu ürün, her üşengecin rüyası.

https://www.kickstarter.com/projects/930441187/60-second-salad-maker- healthy-fresh-salads-made-ea

Yazının Devamını Oku

Online Check In’in artı ve eksileri

Aslen havaalanında yapılan bagaj verme ve bilet kontrol işlemine verilen ad olan check in, uzun yıllardır internet üzerinden de yapılabiliyor. Ancak şaşırtıcı şekilde hâlâ birçok insan check in opsiyonunu kullanmıyor. İlşte ‘online check in’in avantaj ve dezavantajları...

Uçaklar seyyahların kendilerini yuvada hissettiği yerlerdir genelde. Onlar sayesinde kafamıza estiğinde kabuğumuzdan ve nefes alamadıklarımızdan uzaklaşabiliyoruz, uçağın kendisinde değil yolculuk aralarında serüven, anı ve Instagram kalbi biriktiriyoruz. Serüven demişken, havaalanında yaşanması muhtemel macerayı ise hiçbir dirençle karşılaşmadan dilimize sızmayı başarmış bir İngilizce terim tanımlıyor: “Check in”. 

 ARTILARI

Havaalanları şehir merkezlerine uzak olmalarıyla ünlü yapılar. Yolculuk sabahı genelde şu manzaralar görülür: Uçağı kaçırma korkusu diğer bütün fobilerin önüne geçer. “Ama evladım kalkış zamanından iki saat önce orada olmak gerekiyor”. Tekerlekli çantaların arnavut kaldırımlarıyla sürtüştüğü yolculuk olması gerektiğinden erken başlar. Havaalanına gelindiğine önce bir rötar haberi ekrandan ekrana yayılır, ama asıl acı havadis uçağın içinde pilotun çatallı sesinden duyulur: “Bekliyoruz ama bizim değil onların kabahati” İstanbul-Dalaman 7 saat sürer.



Yazının Devamını Oku

En iyi selfie için 7 altın öneri

“Unutulur, bir hevestir” dedik, modası geçer diye ümit ettik ama çok yanılmışız. Selfie’ler ilk çıktığı gündeki kudretiyle hayatımızdaki yerini koruyor. ‘Madem bileğini bükemiyoruz’ diyerek selfie uygulama önerileriyle huzurunuzdayım.

YouCam MakeUp:  Makyajsız selfie çekmek zorunda kaldım diye üzülmeyin. Bu uygulama ile fotoğrafı paylaşmadan önce ekran üzerinde makyaj yapabiliyorsunuz.

 Facetune: Diş beyazlatma, beyaz saç boyama, sivilce kapatma özellikleriyle dikkat çekiyor. 20 liralık etiketiyle korkutsa da buna değersiniz. 

Frontback: Aynı anda hem ön hem de arka kameradan görüntü alabildiğiniz eğlenceli bir uygulama.

 OSnap: En büyük özçekim dertlerinden biri de (selfie çekiyor olmak hariç) telefonu tek elle tutarken deklanşöre basmanın zorluğu. OSnap, ekranın herhangi bir yerine basarak fotoğraf çekmeyi mümkün kılıyor. Yukarıdan aşağı ekranı kaydırdığınızda da ön ve arka kamera arasında geçiş yapılabiliyor. Fiyatı 10 lira. 

Yazının Devamını Oku