Kıyafet kodu umurunda olmamış

Aynı anda hem eski hem de yeni Bihter’le Behlül vitrine çıktı ve tabii kafalar karışık, kıyas girdabında boğulan çok.

Haberin Devamı

Kıvanç Tatlıtuğ’la Beren Saat’in Aşk-ı Memnu’dan yıllar sonra bir araya geldiği filmin galası önce New York’ta yapıldı.

Farah Zeynep Abdullah’la Boran Kuzum’lu yeni versiyon Aşk-ı Memnu’nun, namı diğer “Bihter”in galası ise İstanbul’da.

Ve her iki galadan geriye kalan şimdilik tek şey kıyafetler.

Farah Zeynep Abdullah’ın Maison Margiela marka elbisesi aslında gayet nefisti.

Tek bir sorun vardı, o da elbisenin “Bihter”in galasına hiç uygun olmaması.

Çünkü gala davetiyesinde kıyafet kodu özellikle not düşülmüştü: 1920’ler...

Hatta galaya tam gidecektim, ama üstüm başım gayet günümüz olduğu için ve bu kıyafet kuralını uygulamak son dakika hayli zor olduğundan elbette vazgeçtim.

Ama görünen o ki, oynadığı filmin galasındaki kıyafet kuralından ya Farah Zeynep Abdullah’ın haberi yok ya da umurunda olmamış. Nitekim umurunda olmadığını gala gecesi medyaya söylediği şu sözlerden anlıyoruz:

Haberin Devamı

“Sıra dışı bir kıyafet istiyordum, tam da hayalimdeki gibi bir kıyafet giydim, çok mutluyum”.

Çılgınlar gibi özenip 1920’ler tadında giyinip gelen davetlilerin emeğine yazık tabii.

Mesela ben en çok Mina Ceran’ın kıyafetini beğendim. Tam da dönemin esintisine uygun bir elbise seçmişti.

Gelelim Kıvanç Tatlıtuğ’la Beren Saat’e...

Doğrusu hem Kıvanç Tatlıtuğ’a hem de Beren Saat’e bu filmin enerjisi yaramış görünüyor.

Kıyafetleri geçelim, yüksek enerjilerini ta New York’tan buraya kadar hissettirdiler.

Kıvanç’ın afili parti gömleği ise Beren’in elbisesinin yanında sırıtıyor tabii, söylemeden olmaz.

Neyse, bu kadar dış görünüş satırı yeter.

Her iki tarafın içeriklerine dair yorumlar da haftaya...

Şehirde neler oluyor

Şu sıra şehirde peş peşe tadım yemekleri yapılıyor desem pek yanlış olmaz.

Aslında bu yıllardır yapılan bir şey.

Yeni mevsime geçişte mekanlar yeni menü oluşturur ve ardından bu yeni menüyü tanıtmak için tadım davetleri yapar.

Lucca ve Momo da sonbahar-kış menülerini tanıtmak için geçtiğimiz hafta içi davet yaptı. Momo’nun tadımları Lucca’dan farklı olarak üç gece sürdü.

Dolayısıyla bir gece önce Momo’da olanlar, ertesi gece Lucca’da tekrar karşılaşınca, “Bu gece ne tadıyoruz” esprileri haliyle havada uçuştu.

Haberin Devamı

Caddebostan’daki Neni’de ise bir başka tadım menüsü vardı. Bu mevsimde çıkan mantarlarla yapılmış bir günlük bir menü. Oğul Türkkan’ın akıcı anlatımıyla tattığımız menü sayesinde hiç bilmediğim mantar çeşitlerini  öğrenmiş oldum:

Mesela Kırklareli Istranca Dağları’ndan çıklan borazan mantarını... Haftanın en çok konuşulan olayı ise şef Mehmet Gürs’ün Mikla’daki hisslerini yeni sahibine devrettiğini açıklayarak tüm ekibe tek tek teşekkür ettiği instagram paylaşımıydı.

Gürs, restoranın aynı ekiple aynı tarzda devam edeceğini söylüyordu ama Mikla o kadar onunla özdeşleşmiş ki, “Bir devir bitiyor” diye düşünmemek elde değil elbette.

Yine de, kurduğu restoranın sürdürülebilir olması adına yaptığı bu şık açıklamayla bir başka “ilk”i de gerçekleştirmiş oldu Mehmet Gürs.

Haberin Devamı

Yeni dönemde neler yapacağını elbette merakla bekliyoruz.

Yazarın Tüm Yazıları