GeriOnur BAŞTÜRK Bodrum’dan ilk yazlık havadisler
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Bodrum’dan ilk yazlık havadisler

Yeni normalin ilk yaz sezonunda bir yandan çocuklar gibi aşırı hevesliyiz, çünkü evlerde sıkıldık! Bir yandan da hemen yetişkin yanımız giriyor devreye:Sakin ol şampiyon! Peki ilk Bodrum havadislerine hazır mısınız? Neler olacak bu yaz Bodrum’da? Otellerde, sevdiğimiz mekanlarda durum ne? Özeti burada...

Bodrum’dan ilk  yazlık havadisler

◊ DIORIVIERA SÜRPRİZİ
Bodrum’da bu yazın ilk sürprizi Dior’un yazlık pop-up mağazası Dioriviera.
Forte dei Marmi, İbiza, Capri ve Cortina’da açılan pop up’lar gibi planlanan Bodrum Dioriviera, Yalıkavak Marina’da açılacak.
Mağazada sadece Dioriviera 2020 koleksiyonu değil, bu mağazaya özel seçilen Bodrum baskılı çanta, mayo, bluz ve bileklikler de yer alacak.

◊ EDITION’DA ARTHOUSE DAVETLERİ
Yarın kapılarını açacak olan Edition Otel’de bu yazın sürprizi ise ressam ve aynı zamanda DJ’liğini de beğendiğim Sedef Gali.

Otelin kültür ve eğlence direktörlüğünü üstlenen, aynı zamanda Arthouse adlı alanda özel etkinlikler yapacak olan Gali sezo
n için heyecanlı:
“Arthouse’da hem sergiler hem de özel yemek davetleri yapacağım. Ayrıca daha önce W Otel’de yaptığım Drink&Draw etkinliğini de burada gerçekleştireceğim yaz boyunca.”
Unutmadan:
Perulu şef Diego Munoz yönetimindeki Brava ve Morena restoranları da bu sezon otel bünyesinde hizmet vermeye devam edecek.

◊ AMAN DA BRAVO AYNI YERİNDE
Reşitpaşa’daki Aman da Bravo’nun yaratıcıları Melis Korkud ve İnanç Çelengil geçtiğimiz yaz sürpriz yapıp Bodrum Yalıkavak’taki Boho Oteli’nin bahçesine mekanlarını açmıştı.
Bu yaz yine aynı yerde olacaklar. Haziran sonuna doğru açılmayı hedefliyorlar.
Melis Korkud yaza dair beklentisini şöyle özetliyor: “Geçen yaza göre daha sakin, kaprissiz, dolayısıyla daha keyifli bir yaz olacağını düşünüyorum. Hem otel hem restoranda taviz verilmeyecek önlemler alındı. Daha az müşteriye servis vereceğiz belki, ama herkesi hijyen açısından doğru yerde olduklarına ikna etmek zorundayız.”

◊ GÜNBATIMI İÇİN YİNE KAVANOZ’A
Yalıkavak’ta günbatımını en iyi gören tepelerden birinde konuşlanan Kavanoz, favori mekanlarımdan.
Kendi halinde, sade, sakin, samimi, Egeli, yer yer etnik bohem bir kokteyl bar olan Kavanoz, yine günü batırmak isteyenlerin uğrak noktalarından biri olacak.

Bodrum’dan ilk  yazlık havadisler


◊ SEZONUN YENİSİ: FRANKIE BEACH CLUB
Frankie’nin sahibi Kaya Demirer bu yaz mekanını Bodrum’a da taşıyor.
Frankie Beach Club, Bodrum’un yeni oteli Susona LXR Oteli’nin içinde yer alacak.
Susona LXR, Hilton zincirinin lüks kategorisindeki yeni otel markası.
Torba’da, eski Nikki Beach’in olduğu yere açılıyorlar.
Frankie Beach Club’ın açılış tarihi ise 1 Temmuz.
Mekanın Bodrum için en farklı özelliği saat 14.00 sularında başlayacak “Power Lunch” konsepti.
Mykonos’taki Scorpios ve St. Tropez’deki Le Club 55’ten ilhamını alan Power Lunch’taki uzun öğle yemeklerine giderek ritmi yükselen müzikler eşlik edecek.

◊ FENIX YOK ANGIE VAR
Yalıkavak Marina’da bu sezon sadece Angie var. Fenix markası artık yok biliyorsunuz. D.ream grubunun diğer yeme-içme markaları da aynı şekilde Marina’da devam edecek.

◊ BUDDHA BAR HAZİRAN ORTASINDA
Uluslararası otel zinciri Marriott International’ın The Luxury Collection bünyesinde yer alan Bodrum’daki ilk resort oteli Caresse haziran ortasında açılıyor.
Caresee bünyesinde geçen yaz açılan Buddha Bar Beach de aynı tarihten itibaren otelin plajında müdavimlerini bekliyor olacak.

Yeni nesil oyuncuların buluşma yeri

En son Serenay Sarıkaya-Cem Yılmaz çiftinin de buluşma yeri olan Kaz Dağları’ndaki Simurg Inn Oteli, yaza yeni bir projeyle giriyor: Simurg Sea.
Ahmetçe Köyü’nde yer alan otelin Simurg Sea adlı plajı haziran ortasında hizmete açılıyor.
Yeni nesil oyuncuların müdavimi olduğu bir otel olan Simurg Inn’in bohem plajının da kısa sürede ilgi göreceği aşikâr.

X

“Her işletmenin fiyatı aynı olacak diye bir şey yok”

Her yaz sezonu Bodrum’daki restoranların fiyatları mutlaka konuşulur.

Bu yıl da konuşuldu. Hatta ödenen rakamları gösteren adisyonlar sosyal medyada paylaşıldı, onun üzerinden yorumlar yapıldı. Cumartesi günü şef Somer Sivrioğlu’yla yaptığım röportajda bu konuyu ona da sormuştum.

Çünkü Somer Şef Bodrum ve Çeşme’de tatil yapan biri. Restoranları ve fiyatlarını biliyor.

Somer Şef’in röportajda söylediği “Fiyatların abartılı olduğunu düşünmüyorum” yanıtı haliyle çok konuşuldu, tartışıldı.

Bu yüzden ona tekrar sormak istedim, bu kez işin daha derinine dalarak...

“ACIMASIZ OLDUĞUNU DÜŞÜNÜYORUM”

Ben de restorancıyım” diyerek söze başladı Somer Sivrioğlu ve şöyle devam etti:

“Biz bir yemeği yaparken yemeğin maliyetine bakıyoruz. Gelir gider tablosunda yemek toplam maliyetin sadece dörtte birini oluşturur. Ama yüksek ya da çok kısa dönemsel kiralar, stopaj, personel ücretleri, bir de üstüne pandemi şartlarını eklersek, tüm bunların hepsi birden kâr marjını inanılmaz etkiliyor.

O nedenle sadece yemeğin maliyetine bakmamak lazım. Sonuçta bu kadar kısa bir sezonda, düşün sekiz hafta bile değil, restoranların tüm maliyetleri çıkarması lazım.

Yazının Devamını Oku

Bayramlık Bodrum’dan geriye kalanlar

Böylesi ilk kez oluyor. Gez dolaş bitmiyor Bodrum. İstersen bir hafta kal. Yetmiyor. Bu da güzel bir şey. Hep olması gereken. Ah bir de altyapı şahane olsa! Mekanlar su tankeri kovalıyor, susuz kalmayalım diye. Kısacası Bodrum’da dert de çok, eğlence de... Dolayısıyla izlenim de... Şimdi o izlenimlere buyurunuz.

YUNAN ADASI’NDAN TRANSFER
Paros Adası’nın ikonik bir deniz ürünleri restoranı vardır: Barbarossa.
Hayli büyük bir mekan olan Barbarossa her daim kalabalıktır, adaya gelmişken mutlaka buraya uğranır ve yemek yenilir.
İşte o Barbarossa bu yaz Caresse, a Luxury Collection Resort&Spa içinde açıldı.
Paros’taki mekana göre Caresse’deki versiyon biraz daha ‘fine-dining’ havasında.
Konumu nefis, denizin hemen kenarında.
Özellikle dolunay zamanları denk gelinirse ortamın büyüleyici hali üçe beşe katlanıyor.

Yazının Devamını Oku

Kültür Bakanlığı’nın içinde mutlaka gastronomi bakan yardımcılığı olmalı

“MasterChef” jüri üyesi Somer Sivrioğlu, daha önce “Türk mutfağı dünyada saygı gören bir mutfak değil” demiş ve bunun nedenlerini sıralamıştı. Şimdi de başlığa aldığımız bu çözüm önerisini söylüyor. Değindiği başka konular da var elbette. Mesela Avustralya ve Türkiye arasındaki ikili yaşamı, mesela neden kaos ve kargaşadan beslendiği, mesela İstanbul’da açmayı düşündüğü restoran... Hepsi bu röportajda, afiyetle okuyunuz...

Somer Şef şimdi çocukluğuna dön ve kokusuna/tadına bayıldığın ilk yemeği hatırla. Neden o yemeği hatırladığının da altını çizmeyi unutma tabii...

- Anneannemin pırasalı böreği! Kendisi Yugoslav göçmeni, çok güzel el açma börek yapardı. Ve o böreği açtığı zaman annem, iki rahmeti dayım, bütün aile bir araya gelirdi. Yemeğin birleştirici gücünü ve tek bir yemekle bütün aileyi sofrada toplayabildiğini o zaman gördüm.

Bir “Sliding Doors” (Gwyneth Paltrow’un oynadığı ünlü film) sorusu: Avustralya’ya gitmemiş olsaydın yine şef olur muydun? Sanki Avustralya şeflik kariyerini tetiklemiş gibi geliyor bana... 

- Ben zaten Avustralya’ya gitmeden önce de işletmeciydim. Annemlerin restoranını işletiyorduk. Ama haklısın, İstanbul’da kalsaydım şefliğe o kadar girmeyebilirdim. Çünkü o zamanlar şeflik çok da özenilecek bir meslek değildi. Şefliğin popüler olması bizden sonraki jenerasyonla başladı. Belki Türkiye’de kalsaydım yine iyi bir restorancı, işletmeci ve iyi bir yemek tadımcısı olurdum ama iyi bir şef olamazdım.

BİRAZ KAÇIŞ OLARAK GİTTİM

Avustralya’da olmak, orada restoran açmak sana neler kazandırdı ve tabii aynı anda senden neleri aldı götürdü? 

- İnanılmaz bir özgüven kazandırdı! Avustralya’ya gittiğimde tanıdığım bir kişi bile yoktu. Zaten biraz da kaçış olarak gitmiştim. 90’lar pop furyasının bitmek üzere olduğu zamanlarda işletmemizi satmıştık ve boşluk içindeydim. Herkesin en yapmayacağı şeyi yapıp kimsenin gitmediği Avustralya’ya gitmeyi tercih ettim. Bu da bana tek başına kalmanın huzurunu, tek başına bir şeyleri başarmanın özgüvenini verdi. Bu çok ciddi bir kazanım. Şu anda dünyanın İngilizce konuşulan herhangi bir yerinde restoran açmak benim için çok kolay. Kariyerimin buraya gelmesinde en büyük etkendir Avustralya’da başarılı olmam. Orada olmak benden çok fazla bir şey götürmedi. Kendi kültürümden biraz uzaklaşmış oldum ama onu da şu son 4 yılda epey kapadığımı düşünüyorum.

Yazının Devamını Oku

Bodrum’un açık hava heykel parkı

Bayramlık Bodrum’da kalabalık ve trafik bitmiyor evet ama sanat etkinlikleri de hızlı bir şekilde devam ediyor.

Loft Art Sculptville açılışı onlardan biriydi.

Sevil Dolmacı Art Gallery ve Bodrum Loft işbirliğiyle düzenlenen Loft Art Sculptville klasik sergilerden değil, bir açık hava heykel parkı.

Bodrum Loft arazisi içine serpiştirilmiş 11 sanatçıya ait 22 farklı eser yer alıyor Loft Art Sculptville’de.

QR koda tanımlanmış bir haritaya bakarak eserleri arazi içinde gezerek bulabiliyorsunuz.

Nitekim açılış günü ağaçların arasına gizlenmiş ya da bir duvara kondurulmuş eserleri bulmaya çalışmak çok eğlenceliydi.

Sergide favorim olan eserlere gelince...

Güney Koreli heykeltıraş

Yazının Devamını Oku

Nobu’nun ikinci perdesi nasıl başladı

İstanbul yeme-içme hayatının bugünlerde en çok konuşulan yeni restoranlarından biri Nobu.


Aslında Nobu, Türkiye’ye ilk kez gelmiyor.
2014 yılında Yalıkavak Marina’ya, tam da Zuma’nın olduğu yere açılmıştı Nobu.
Hatta Şef Nobu Matsuhisa açılışı Japon, İngiliz ve Türklerden oluşan toplam 60 personeliyle birlikte havalı bir şekilde yapmış, lakin Nobu’nun esas parlayan yıldızı ‘ortak’ Robert De Niro’nun Bodrum’a gelememesi elbette coşkuyu bir tutam azaltmıştı.
Bodrum’da iki sezon kalan Nobu sessiz sedasız ülkeden ayrıldığında ise yeme-içme hayatını takip edenler olarak bu duruma hiç şaşırmamış, hatta olağan bulmuştuk.
Çünkü global popüler restoranlar bir şekilde sürdürülebilir olamıyordu bizde.
Ya zaman içinde buranın kodlarına uyum sağlamak zorunda kalıyorlardı ya da kendi global kurallarıyla hareket ettikten bir süre sonra ülkeyi terk ediyorlardı.

Yazının Devamını Oku

Ben bir ‘shinrin-yoku’ yapıp döneceğim

Bir ara ikigai modaydı. Japonların uzun ve mutlu yaşama sırlarından biri olarak lanse edilen ikigai, sayısız kitap ve makaleyle üzerimize 3-4 yıl önce boca edilmişti.

Peki neydi Ikigai? Kısaca “amaç” diye özetlemek mümkün.
Ya da hayattaki var oluş sebebi, sabah yataktan kalkıp hayata karışmaya sizi iten o neden.
Bunların hepsi. Japonlara göre ikigai’si olmayan insan yok.
Kimisi hayatı boyunca keşfedemiyor, kimisi akıştayken kendiliğinden keşfediyor, kimisi ise daha bilinçli davranıp ikigai’sini bulmak için kendisiyle ilgili çalışmalar yapıyor.
Neyse, ikigai buydu ve dünya üzerindeki epey bir insanı etkiledi.
Şimdi sırada shinrin-yoku var.
“Orman banyosu” anlamına geliyor ya da “doğayla bütünleşmek”.

Yazının Devamını Oku

Harari görse şaşırırdı

21. yüzyılın en çok konuşulan ve tartışılan tarihçisi Yuval Noah Harari pandeminin ilk günlerindeki röportajlarında şöyle diyordu:“Covid-19 sonrası sosyalleşme her zamankinden daha yüksek seviyelere çıkacak.”


Harari’nin öngörüsü Covid-19 bitmeden çoktan gerçekleşti.
Öyle ki, Cihangir ve Kadıköy’de gece geç saatlere kadar süren sokak sosyalleşmelerinin içine Harari beş dakikalığına dalsaydı, “Bu kadarını ben bile beklemiyordum” diyebilirdi.
Cihangir’deki o sokak sosyalleşmelerine birkaç kez ben de düştüm.
Hissettiğim ve analizlediğim özetle şuydu:
İnsan evde oturmaya programlanmış bir varlık değil.
Dışarıda olmak ve kendini göstermek istiyor.

Yazının Devamını Oku

Gülşen ve kostümleri

Aslında ilk değil. Gülşen, klip ve sahne kostümleriyle her seferinde bir sınava sokuyor bizi.


Kimisi sınavı geçiyor kimisi hep olduğu gibi yere çakılıyor.
Geçmişin tozlu sayfalarından iki örnek verelim...

ALENEN DAN DAN!

“Dan Dan” klibindeki kıyafetleri nedeniyle bir kurulun düzenlediği raporda alenen “eskort”a benzetilmiş, bu çirkin benzetme nedeniyle haklı olarak dava açmıştı Gülşen.

Yazının Devamını Oku

Bodrum Bodrum (ikinci kısım)

İlk kısmı pazartesi başlayan, çılgın, bol trafikli, oradan oraya akmalı Bodrum turuna kaldığımız yerden devam...

BODRUM’DA EN ÇOK KONUŞULAN...
Herkes Bodrum’da suyun azaldığından, gün içinde en az dört saat su kesintisi yaşandığından ve bayramla birlikte bu sorunun giderek büyüyeceğinden bahsediyor.
Tüm bunlara bir de kanalizasyon problemini ekleyin.
Mesela Türkbükü’ne girerken belli bir nokta var, nasıl fena kokuyor, inanılmaz. Bir aksaklık daha var. O da GSM operatörlerinin sunduğu internetin aşırı yavaş oluşu. Bu da instagram bağımlıları için bir işkence oluyor haliyle...




Yazının Devamını Oku

‘Bodrum Bodrum’ notları

Bodrum’un da İstanbul gibi tuhaf bir çekiciliği var.Mesela trafikten şikayet ediliyor, “Bu kadar da olmaz” deniliyor, ama bir bakıyorsun herkes yine trafikte, oradan oraya dolaşımda.

Aynı şekilde fiyatların yüksek oluşundan şikayet ediliyor, “Dün gece şöyle bir hesap ödedik” diye masalarda anlatılıyor, ama ertesi gün yine aynı yerlere gidiliyor.
Aslında Bodrum; bin kere “Bitti artık” diye nokta koyduğun ama terk etmenin mümkün olmadığı o tutkulu, arıza sevgili gibi.
Tüm arıza sevgililer sürprizlidir üstelik. Bodrum da öyle. Sürprizi bitmiyor. Sürekli bir değişimde.
Bodrum’a gelirayak konsepti farklı yeni bir mekan duydum mesela, adı Ritmo Zeytino.
Yalıkavak’taki mekan haftanın sadece üç gecesi açıkmış, perşembeden cumartesiye. Felsefeleri “çiftlikten sofraya” ve menüleri sürekli değişiyormuş.
Günlerini kaçırdığım için henüz gidemedim, ama meraktayım tabii.
Üstelik bir de Dirimart Galeri’yle işbirliği yapmışlar.

Yazının Devamını Oku

O kutsal aksesuvarın sergisi

Geçen yılın son günlerinde açılmasına rağmen halen büyük ilgi gören bir sergi var Londra’da.

Hayır, ünlü bir sanatçının sergisi değil.
Gayet ikonik bir parçanın, çantaların sergisi!
Victoria and Albert Müzesi’nde yıl sonuna kadar devam edecek “Bags: Inside Out” sergisinde tam 300 adet çanta sergileniyor.
Bunlar içinde 16. yüzyıl Kraliyet modeli de yer alıyor, Louis Vuitton’un 20. yüzyıl bavulları da...
“Bags: Inside Out” sadece çanta meraklısını değil, çantaların tarihi üzerinden popüler kültür okumayı sevenleri de etkiliyor.
Ben de ikinci gruba dahil olanlardanım.


Yazının Devamını Oku

Cumartesi magazini

Şeyma Subaşı yeniden Meedo’yla barıştı.


Fotoğraflar Instagram profiline son sürat geri geldi.
İlişkide olur tabii böyle vakalar, ayrılıp barışmalar. Tekrar geri dönmeler.
Ama tabii bu ilişkinin şöyle bir yanı oldu.
Pencere kenarına çıkıp mahalledeki herkesin
ilişkisini kendine göre düzenleyen meraklı
teyzeler gibi tüm sosyal

Yazının Devamını Oku

Şahan’ın önlemleri aşırı mı yerinde mi?

Denizler herkesin ama malum bizde buna pek aldırış eden yoktur.

Popüler bir plaja gidip “Ben şurada havlumu serip iki dakika denize gireceğim” diyemezsiniz, kavga çıkar. 

Zaten kimsenin de aklına gelmez böyle bir şey yapmak.

Sadece bu da değil.

Kumsalın hemen yan tarafında bir site vardır. İki adım yürüyüp orada da denize giremezsin, sitedekiler büyük celallenir, “Burası site plajı” diye.

Peki Şahan Gökbakar’ın, Marmaris’teki evinin önündeki kumsala yüzenlere, güneşlenenlere karşı yaptığı önlemlere nasıl bakmalıyız?

Aşırı mı?

Gayet yerinde mi?

Öncelikle tatilci teknelerinin evinin bulunduğu koya doğru yanaşmasını engelleyemez Şahan.

Yazının Devamını Oku

Katy ve Orlando’nun Bodrum paylaşımı

126 milyon takipçisi olan Katy Perry, Bodrum Kaplankaya’daki Six Senses Oteli’nden Orlando Bloom’la beraber şahane bir havuz fotoğrafı paylaştı.

Fotoğraf an itibarıyla 2 milyon 482 bin like almış görünüyor.
Yorum sayısı ise 9 bin 349.
126 milyon takipçiye 2 milyon beğeni az görünebilir.
Ama paylaşımlar beğeniyle değil erişimle ölçülüyor.
O fotoğrafın da erişimi tahminen 30-40 milyonu bulmuştur.
Buna bir de Orlando’nun takipçilerini ekleyin.
Bodrum ve Bodrum’da bulunan markaların bu tür paylaşımlarla dolaşımda olması sevindirici. Çünkü bu bir dalga ve bir noktadan sonra dikkatleri üzerinize çekiyorsunuz.


Yazının Devamını Oku

Ama iyi eğlendik!

Tam anlamıyla sahalara dönüşüm bu cumartesi gecesi oldu.

Sahalara dönüşten kastım şu:

Malum, pandemi nedeniyle bünye erkenden eve çekilmeye alışmış, eski zamanların oradan çık buraya git diye özetlenebilecek daldan dala sosyalleşmesini filan çoktan unutmuştu.

O zaman filmi başa sarayım.

Cumartesinin başlangıcı Soho House’un terası.

Uzun süredir görmediğim kadar kalabalıktı Soho House.

Ama bugünlerde zaten her yer böyle: Mekanlara yapıştık, bırakmıyoruz...

HER ŞEYİ PEŞ PEŞE YAPMAK OLMUYOR

Soho’nun kalabalığı gayet kozmopolitti.

Yazının Devamını Oku

Çeşme’de nereye gitmeli?

Bu yaz Bodrum, mekanlarıyla 1-0 önde gibi görünüyor. Ama Çeşme’yi de es geçmek olmaz. İşte, “Çeşme’de nereye gitmeli?” diye kafası karışanlara mini bir rehber...

◊ Eskiden Mancar’ın olduğu yere açılan, sezonun en sürpriz ve şık mekanlarından biri olmaya aday Clavis’e.
◊ Bu yaz Peru mutfağı ağırlıklı bir menüyle karşımıza çıkan, ceviche’lerini bizzat deneyip beğendiğim Momo’ya.
◊ Mykonos esintili Zoe Otel’in içinde yer alan Angelo Grande’ye.
◊ Ovacık’taki eski bir bağ evinin içine konuşlanmış, toplamda 20 kişilik kapasitesi olan ve rezervasyonsuz yer bulması zor olan Ova Sofra’ya.
◊ Çamlık Yolu üzerindeki bu üçlüye: Eli, Cherie ve
Bom Dia’ya.

Yazının Devamını Oku

Normalleşme gecesinden notlar

Uzun süredir İstanbul böyle bir gece yaşamamıştı desem hiç abartılı olmaz herhalde.

Hatta hafif bile kalır.
Saat sınırlamasının kalktığı 1 Temmuz gecesinden bahsediyorum.
Kendi adıma durumum şuydu:
Gecenin 12’sinde Emirgan tarafında mahsur kalmıştım. Trafik ilerlemiyordu.
Sonradan biraz açılır gibi oldu. Ardından yine trafik.
Saatler 01.00’i göstermek üzereyken Beşiktaş’taydım ve sokaklarda festivallerdeki gibi kalabalık vardı.
Öyle bir coşku, taşma hali.

Yazının Devamını Oku

Kıyafet bekçilerinin mevsimi

Şort ya da kıyafet bekçilerinin mevsimi geldi yine.

Bunlar sokağın bir köşesine oturur ve gelen geçeni seyreder.
Elbette hepsi erkektir.
Kendi aralarında konuşuyorlar sanırsın ama en çok sokaktan geçen kadınları baştan aşağı süzüp yorum yapmaktan haz alırlar.
Şu an sosyal medyayla daha çok farkına varılıyor belki ama kıyafet bekçileri hep vardı.
Çocukluğumun taşrasından
1 numaralı hafıza kaydı:
Kadınlar “çarşı”nın içinden geçmek istemezdi.

Yazının Devamını Oku

Yaş devrimi gerçekleşti

Çok yakın bir arkadaşım 50’nci yaşına girdi.

Kutlamasını da uzun ve kalabalık bir öğle yemeği masasında Çeşme Dalyan’daki Momo’da yaptı.
Masada en çok konuşulan mevzuu tabii ki arkadaşımızın hiç 50’lik gibi olmaması, durmamasıydı.
“Yaş devrimi gerçekleşti” diye durumu analizledi masadaki 30’luklardan biri.
Gerçekten de öyle.
Ki bunu gerçekleştiren de bu kuşak oldu.
Şu anda 40’lı ve 50’li yaşlarında olanlar yani.
Yemek esnasında 62’lik Madonna’nın New York’taki Boom Boom Room’un barının tepesinde gerçekleştirdiği mini şovunu da konuştuk.

Yazının Devamını Oku

Bu yazın gizemi: UFO magazini

UFO magazinine hazır mısınız? Geçen yılın ağustosunda ortaya çıkan olaylar dizisi anlaşılan o ki bu yaz daha da alevlenecek. Dünya dertlerinden bunaldığımız anda soluğu UFO magazininde alacağız.

Yıldız Tilbe’nin geçmiş yıllarda attığı pek meşhur bir tweet’i vardır:
“Eğer uzaylılar varsa onlar da Dünyalılara inanmıyordur. Yoksa kapı açık, niye gelmesinler değil mi? Korkuyorlardır.”
Tilbe aslında doğru söylüyor, gerçekten de kapı açık, neden gelmiyorlar?
ABD donanması savaş pilotlarının geçen yılın ağustos ayında ilk kez açıklanan belgelerine bakıp hayal kurarsanız, aslında arada bir geliyorlar!
Pilotlar, 2013 ile 2019 yılları arasında tanımlanamayan hava araçlarıyla yakın karşılaşma yaşadıklarını söylüyordu o belgelerde.
Pandemi nedeniyle bu bilgi arada kaynadı ama şimdi bu “tanımlanamayan cisim” meselesi yine gündemde.

Yazının Devamını Oku