GeriNedim BUBİK Saatte 6-7 kişi can veriyor 600 bin kişi geçim derdinde
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Saatte 6-7 kişi can veriyor 600 bin kişi geçim derdinde

HEP başka konulara geçmek istiyorum, ama ne yazık ki olmuyor. Tabii ki yine o salgın belasından söz edeceğim...

 

 

Daha doğrusu bizlerin o korona belasına karşı ne denli kahraman olduğumuzdan. Kahramanlık ne mi? Hani o, “Yeni normal” diye açıldık, saçıldık ve de kıymetini bilemedik ya. “Mümkün olduğunca evlerden çıkmayın, maske takın, mesafeye dikkat edin, başta eller, burun ve ağız olmak üzere temizliği ihmal etmeyin” uyarılarını şaka sandık.

VİRÜS AZDI HASTALIK ARTTI
Yaz aylarında yaşam nasıl olsa dışarıdaydı, virüs de açık havayı sevmezdi ya!? Vur patlasın, çal oynasın... Sonra ne oldu? O üst üste, alt alta kalabalıklar... Önlemlere dikkat edilmeyen yiyecek, içecek, eğlence yerleri... Virüs adeta azdı, hasta sayısı tırmandı da tırmandı... Ne oldu, yeni önlemler geldi.

YENİ ÖNLEMLER YETECEK Mİ
Kahvehaneler kapatıldı, restoran, lokanta, kafelerden yapabilenler, belirli saatlerde yalnızca paket ve gel-al servise geçti. Hafta sonu sokağa çıkma kısıtlaması geldi. (Ama kim dinlerdi... AVM’lerde yerlerde piknik yapar gibi oturup yiyip, içenler oldu. Bir türlü aklım almadı, ama oldu işte.) Sonunda; zaten depremle sarsılan İzmir’de sahillerde oturarak piknik yasaklandı... AVM’lerde masa, sandalyeler kaldırıldı. Yere oturup yeme-içme yasaklandı. Daha sıkı önlemler de yakındır sanırım.

10-11 DAKİKADA BİR KİŞİ
Şimdi bu salgın belasının (şimdilik) sonuçlarına bakalım. Sağlık Bakanlığı verilerine göre, son zamanlarda ülkemizde saatte 6-7 kişi bu virüse yenik düşüp can veriyor. Yani 10-11 dakikada bir kişi yitiriyoruz. Sağlık çalışanları yorgunluktan perişan... Çoğu yerde hastanelerin ilgili servislerinin yetersiz kaldığı konuşuluyor.

ESNAF BAŞKANI YAKINMASI
İşin bir de ekonomik boyutu var. Bugüne kadar üyelerinin karşılaştığı sorunlarla ilgili rapor hazırlatan, ilgililerin dikkatini çeken, az da olsa gelen desteklere teşekkür etmesini bilen İzmir Esnaf ve Sanatkarlar Odaları Birliği (İESOB) Başkanı Zekeriya Mutlu, son önlemlerin getirdiği tabloya dikkat çekiyor:

ÜYELERİMİZ ZOR DURUMDA
“Marttan bu yana işyerini açamayan, açsa bile iş yapamayan üyelerimiz zor durumda. Yeni uygulama ile İzmir ili genelinde; 6 bin 926 (kahvehane, çay bahçesi, oyun salonu vb) işyerinin faaliyetleri durdurulmuş, 25 bin 564 (lokanta, restoran, bakkal, berber, kuaför vb) iş yerinin çalışma saatlerine sınırlama getirilmiş ve 7 bin 713 (servis, kantin, kırtasiye vb.) işyeri dolaylı olarak etkilenmiştir.

150 BİN AİLE DAHA SIKINTIDA
40 bin 203 işyeri, yanlarında çalışanlar ile birlikte yaklaşık 150 bin aile, yani 600 bin kişi geçim sıkıntısına düşmüştür. Esnaf, ailesinin sağlık, gıda, eğitim ihtiyaçlarını nasıl karşılayacak? Kirasını, vergisini, borcunu nasıl ödeyecek? Geçen sefer kullanılan destek kredilerinin bile vadesi geldi, işyeri kapalı olan esnaf kredi geri ödemesini nasıl yapacak?” Mutlu, üyelerine acil destek istiyor...”

UYMAYANLAR SORUMLU OLUR
Yitirdiğimiz canlar, esnafın durumu salgın belasının sonuçlarına dikkat çekmiştir umarım. Artık mazeret yok. Zorunlu olmadıkça dışarı çıkılmayacak, herkes kendisini gönüllü karantinaya alacak... Üç M’ye “Maske, Mesafe, Musluk” dikkat edilecek. Kurallara, önlemlere uymayanlar, aldırış etmeyenlere sesleniyorum. Her biriniz yaşanacak olumsuzluklardan sorumlusunuz. Şimdi akılların başta olması, salgına karşı kendimizi, çevremizi koruma zamanı. Salgın belasının bir an önce defolup gitmesini ve herkese sağlık diliyorum.

-----

BİR RESİM BİR UYARI
Sağlık maskeleri
sağlığı tehdit ediyor!

Saatte 6-7 kişi can veriyor 600 bin kişi geçim derdinde

MANİSA Yunusemre Belediyesi, korona salgınına karşı kullanılan maske ve eldivenlerin çevreye rastgele atılmaması gerektiği konusunda vatandaşları uyardı. Belediye Başkanı Dr. Mehmet Çerçi vatandaşlara seslendi:

DUYARLI DAVRANMAK GEREK
“Devletimiz tarafından ilan edilen kurallara sıkı sıkıya riayet eden vatandaşlarımızdan bir ricamız var. Kişisel koruyucu ekipman olarak kullandıkları maske ve eldivenleri yere değil, çöpe atmalarını önemle rica ediyoruz. Yere atılan her koruyucu ekipman çevre kirliliğinin yanı sıra sağlığımızı da ciddi ölçüde tehdit ediyor. Vatandaşlarımızın bu konuda duyarlı davranmaları önemli.”

-----

SÖZ SİZİN

BİR YAKINMA TÜRÜ
Lütfen bunu
yapmayın

Saatte 6-7 kişi can veriyor 600 bin kişi geçim derdinde

Didim Belediyesi: Çok düşündük, yazacak bir şey bulamadık. Nedenini bir türlü anlayamadığımız bu manzara karşısında yorumu sizlere bırakıyoruz. Lütfen ama lütfen, Didim’e bunu yapmayın.” (Kaynak: Didim’in Gündeminde Neler Var)

 

X

Azimliyiz kararlıyız geleceğimiz olan çocuklar o okula kavuşacak

EFENDİM çok önemli bir konuğum var. Aynı çatı altında, aynı masa çevresinde yıllardır çalışmaktan onur duyduğum, acı-tatlı olaylar paylaştığımız, anı torbamız çok yüklü olan, çalışma arkadaşım, İzmir medyasının kıymetlisi, Hürriyet Ege’nin editörü Ergül Satıç. Ergül bir çabalarından söz etmişti, ricacı oldum, iletti. Ergül’ü bu kısa takdimimden sonra söz onundur:



ADI SAKIN YANILTMASIN
“Bugün çok çok uzun yıllar Hürriyet Ege yazı işleri masasında karşı karşıya, göz göze çalıştığım Nedim abim yine beni konuk etti. Konum Villakent. Hani Menemen’in Seyrek Beldesi’ne bağlı olup, sonradan mahalle statüsü verilen Villakent. Dahası, adı nedeniyle duyanların ‘zengin mahallesi’ dediği, ama genelde emeklilerin yaşadığı yer...

HİZMETLER AĞIR AKSAK
Bunu laf olsun diye söylemedim. Gerçekten de hizmetlerden en az pay alan mahalle. Adı ‘villa’ ile başlıyor ya! Neyse, konumuz bu değil ama ucundan azıcık bağlı. Biz mahalle sakinleri baktık hizmetler diğer yerlere göre daha yavaş geliyor, sevgili Kamuran Bakkal’ın başkanlığında bir dernek kurduk. Muhtar Sevgi Zengin’le güçbirliği yapan Villakent Elele Derneği eliyle çok ve başarılı işler yapıldı. Benim konum son hareket.

Yazının Devamını Oku

Sokakta gönüllü sevgi-umut ikramı

İZMİR Mutfak Kültürü Derneği Başkanı Sibel Önbaş’tan dinledim: “Sevgi, umut ve şefkatin çorbası... Turizmci arkadaşım Reyhan Koç’la Sokak Çorbacıları Derneği’nde ihtiyaç sahipleri için hazırlanan ‘Sibel’in Çorbası’nı pişirmek ve dağıtmak için gönüllü olduk. Beş yıl önce Sibel Arslan ve arkadaşı Ece Altınörs’ün başlattığı bu iyilik hareketi, gönüllülerin katılımıyla büyüyerek devam ediyor. Sibel’in 2017 yılında vefatının ardından ailesi ve arkadaşları bu ritüeli miras olarak sürdürme kararı alıyor.





150 KİŞİYE DAĞITIM
Çarşamba ve cumartesi günleri Basmane’deki dernek binasında buluşan gönüllüler, el birliği ile soğan, patates ve havucu soyuyor. Sonrasında kazandaki bu malzemelere mercimek ekleniyor. Pişen çorba, termoslara boşaltılıyor. Basmane, Otogar ve Alsancak bölgelerine dağılan ekipler, günde 150 kişiye çorba ve ekmek ikram ediyor.

Yazının Devamını Oku

Çağdaş dansta İzmir markası

GEÇENLERDE “Bornova Anadolu Lisesi (BAL) denilince kulaklarım dikilir. Çünkü ben de BAL öncesi, İzmir Koleji (İK) mezunuyum” demiştim. Bugün de BAL mezunu, genç sanatçı bir kardeşimiz, Cansu Ergin’le beraberiz. Yıllar önce haberlerine yer vermişiz, yine buluştuk. Ve iletmekten keyif aldığım, onur duyduğum bir öykü:




BAL’DAN AVRUPA’YA KÖPRÜ
“Cansu Ergin, İzmir Bornova Anadolu Lisesi Almanca Bölümü’nde eğitim gördükten sonra, Ege Üniversitesi Biyoloji Anabilim Dalı’ndan mezun oldu. Küçüklüğünde bale eğitimiyle oluşan dans tutkusundan yola çıkarak Berlin’de Danceworks, Prag’da Duncan Centre Çağdaş Dans Devlet Konservatuarı ve Lizbon Forum Danca Koreografi Yaratım ve Dans Araştırmaları Programı’nda burslu eğitim gördü. Avrupa’da önemli koreograf, eğitmen ve dansçılarla çalıştıktan sonra İzmir’e döndü, çağdaş dans sanatını yaymayı hedefledi. Dersler verdi, uluslararası katkıların da yer aldığı pek çok gösteri sundu. 2017 yılında Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi Sahne Sanatları’nda modern dans yüksek lisans eğitimini tamamladı. 2019’dan bu yana aynı bölümün doktora programında eğitimini sürdürüyor.
DÜNYA KENTLERİNDE SUNUM
Koreografik yaratımları Lizbon, Prag, Utrecht, Budapeşte, İstanbul, Karaçi, Sardinya, Münih, Berlin ve İzmir’de sunuldu, sahnelendi, Avrupa’da birçok festival ve platforma davet edildi. Halen Avrupa’nın en önemli çağdaş dans ağı olan DEPARTS üyesi olan Cansu, 2017-2018 yılında gerçekleştirilen PORTİZMİR NEFES Uluslararası İzmir Güncel Sanat Trienali’nin dans proje koordinatörlüğünü yürüttü.

Yazının Devamını Oku

Salgın devam aman dikkat

ELİM pek gitmese de, zaman zaman şu salgın illetinden söz etmeden yapamıyorum. Bugünlerdeki hasta sayısı rakamlarını ayrıntılı vermeyeceğim, kısaca günlük sayı 60 bini aştı. Her gün de ortalama 150 can yitiriyoruz. Salgın illetinin bir türüne önlem alınmaya çalışılırken, yeni bir değişimi ortaya çıkıyor. Son olarak “omikron” adı verilen değişimi gündemde. Virüs insanlıkla alay ediyor sanki.



GİDEREK ÇOĞALIYOR
Bugünlerde, “Pozitifim”, “Hastalandım”, “Virüs beni/bizi de buldu” gibi haberler sıklaştı. Öncelikle bilim insanlarının baştan beri ısrarla ilettiği önlemleri özetleyelim: * Mutlaka maske takılmalı. * Tanınmayan kişilerle, mümkün oluğunca görüşülmemeli. * Dışarıda kapalı yerlerde yemek, çay, kahveden kaçınmalı, mutlaka oturulacaksa açık hava seçilmeli. * Düğün, nişan gibi törenlerde bulunmamak gerek. * Kalabalık araçlara binilmemeli. * Maskesiz kimselerle görüşülmemeli. * Burun ve ağız boşluğu sık sık temizlenmeli.

AŞI YAYGINLAŞMALI
Önlemler ve öğütler uzar gider. Tabii ki en önemli ve yaşamsal önlem de aşı. Aşının yaygınlaşması, gerekli dozların ihmal edilmemesi gerektiğini bilim insanları söylemekten bıktı. Bana göre de aşıdan asla ödün verilmemeli. Çünkü bu ara tutunacak en büyük dal aşı olmak ve (Maske, Mesafe, Musluk) üçlüsüne uymak.

Yazının Devamını Oku

Ha gayret be Erden ‘KaslaGit’

BORNOVA Anadolu Lisesi (BAL) denilince kulaklarım dikilir. Çünkü ben de BAL öncesi, İzmir Koleji (İK) mezunuyum. Sözü BAL mezunu bir kardeşimize, Erden Eruç’a getirelim. Haber Hürriyeti’nde haberi ve BAL’ı gördüm, özetle aktarıyorum:


OKYANUS’A MEYDAN OKUMA
“Kas gücüyle Okyanus’a meydan okuyor... Okyanuslardan kalan zamanında yaşamını ABD Seattle’da sürdüren İzmir Bornova Anadolu Lisesi (BAL) mezunu Erden Eruç, ‘Kas Gücüyle Devriâlem’ projesini 2012’de tamamlayıp 17 ayrı Guinness Dünya Rekoru’na imza attı. Eruç’a bu rekorlar yetmedi, kendi geliştirdiği kanosuyla Kaliforniya Crescent City’den ‘KaslaGit’ sloganıyla Pasifik Okyanusu’nu yine kürekle geçerek Mart 2022’de Hong Kong’a ulaşmayı, plastik atıklara dikkat çekmek istiyor. Rekortmen Türk, www.haberhurriyeti.com okurlarına selam gönderdi, okyanus maceralarını da paylaşacağını müjdeledi.
DÜNYADAKI TEK KİŞİ
Rekortmen sporcumuz Erden Eruç’u tanıyalım: Dünya üzerinde motorsuz ve yelkensiz bir kayıkla, sadece kendi kas gücünü kullanarak Atlas, Pasifik ve Hint okyanuslarını aşmayı başarmış tek kişi olan Erden Eruç, asker bir babanın ve hayatını çocuklarına adamak için bankacılığı bırakan bir annenin oğlu. 1961’de babasının görevi nedeniyle bulundukları Kıbrıs’ta doğdu. İzmir Bornova Anadolu Lisesi’nde tamamlayıp, Boğaziçi Üniversitesi’nde makine mühendisliği lisans ve yüksek lisans eğitiminin ardından ABD’ye gitti. 1999’da işletme alanında bir yüksek lisans derecesi daha aldı. Halen eşi Nancy ile ABD Seattle’de yaşıyor.
YİTİRDİĞİ ARKADAŞA SÖZ
Çocukluktan itibaren sporun birçok branşıyla yoğun ilgilenen Eruç, Eylül 2000’de Seattle’da birlikte kaya tırmanışındayken düşerek ölen arkadaşı Göran Kropp’un İsveç’teki cenaze töreninden dönerken uçakta bir dünya haritası çizdi. Altı kıtanın her birinde en yüksek zirveyi işaretleyip, kendine, ‘Onun kas gücüyle (bisiklet!) Everest’e gidip tırmandığı gibi, ben de bu zirvelerin hepsine kas gücüyle gideceğim’ diye söz verdi.

Yazının Devamını Oku

Ödemiş Gölcük mutlaka korunmalı

BUGÜN yılın ilk konuğundan izlenim ve endişe aktarıyordum. İzmir’in önemli objektiflerinden, yılların deneyimli gazetecisi Esat Erçetingöz’ü konuk ediyorum. Erçetingöz, geçenlerde Ödemiş’in Gölcük yaylasına gitmiş, gördüklerinden etkilenmiş daha doğrusu endişelenmiş. Elbette, konuyu araştırmış yetkili ağızdan bilgi de almış. Söz Esat Erçetingöz’de:


GÖRDÜKLERİMİZ ÇOK ÜZDÜ
“Geçtiğimiz hafta sonu şehrin karmaşasından uzaklaşıp biraz nefes almak için dostlarla birlikte Ödemiş Gölcük Yaylası’na çıktık. Ülkemizin sayılı güzelliklerinden biri olan Gölcük’te gördüklerim beni ve fotoğrafları çeken sevgili dostum Talat Aydilek’i çok ama çok üzdü.
HAVUZA DÖNÜŞTÜRÜLMÜŞ
Göl kenarındaki eski Gölcük Oteli, ‘Tadilat yapılacak’ diye başlayan bir ihale sürecinde tamamen yıkılmış, yerine koca bir otel inşaatı başlamış. Dahası gölün tüm çevresi beton bir setle çevrilmiş, bir doğa harikası olmaktan çıkarılıp resmen bir havuza dönüştürülmüş. Aklımıza hemen Uzungöl’de yaşananlar geldi doğal olarak. ‘Gölcük’te Uzungöl gibi doğa katliamından nasibini alacak mı’ diye sorduk birbirimize. Fotoğraflara bakınca, üzüntümüzün nedeni anlaşılıyor zaten.
BAŞKAN NELER OLUYOR
Hemen Ödemiş Belediyesi Basın ve Halkla İlişkiler Müdürü sevgili meslektaşım Cemile Özgüllü ile görüştüm konuyu. İzinde olmasına rağmen sağ olsun çok ilgilendi, kısa bir süre sonra da Başkan Mehmet Eriş aradı. Kendisine fotoğrafları gönderip, ‘Başkanım Gölcük’te neler oluyor’ diye sordum, işte cevapları:

Yazının Devamını Oku

Bir veda ve bir merhaba

BUGÜN 1 Ocak...



Yaşamımızın kalan bölümündeki yeni bir yılın ilk günü... Önce 2021’e bir bakalım. 2020’den devraldığı salgın illetinin etkisi sürdü. Aşılar, dünyaya umut oldu. Ancak insanlığın bu umuttan gerektiğince ve yeterince beslendiği söylenemez. Bazı yerlerde aşı olmayana, karşı durana yaptırımlar uygulanmaya başlandı. Tam biraz soluk aldığımızı sandığımızda salgın illetinin yeni değişimleri çıkıverdi ortaya.
YALNIZ SALGIN İLLETİ Mİ
Haaa yeri gelmişken, dün gece nasıldı? Çok kalabalıklara girmediniz değil mi? Yeni yılı karşılarken önlemleri unutmadınız umarım. Geçen yıl salgın illetiyle noktalanmadı elbette. Yurdumuzda seller, orman yangınları da anılacak geçen yılla. Ya kadın cinayetleri? İzmir’de bir önceki yılın mirası 30 Ekim depremi de unutulmuş değil...
UĞURLAR OLSUN SANA
Dövize bağlı ekonomideki dalgalanmalar, çeşitli temel maddelere gelen zamlar da tuzu biberiydi... Yitirdiğimiz canları saygıyla, sevgiyle analım. Yerleri dolmaz elbette, huzurla uyusunlar... Sonuç olarak 2021’e fazla da sözüm yok, Çok da üzülmedik gittiğine, uğurlar olsun...

Yazının Devamını Oku

Bir 2022 reçetesi

HER yılın başında geleneğimiz oldu. Herkes İçin Acil Sağlık Derneği Başkanı Uzm. Dr. Ülkümen Rodoplu bir sonraki yıl için reçetesini sunar, ben de iletirim. İşte Rodoplu’nun 2022 reçetesi:


“2021’de Kovid-19 sayesinde bağışıklık sistemimizi daha yakından tanıdık. Tanıdıkça da sevdik. Bağışıklık sistemimizin bizi hayatta tutmaya yaradığını öğrendik. Düşünsenize; Öğrenen, kendisini yenileyebilen, bedenimizi dışarıdan gelen tehditlere karşı koruyan, bizim için bedava çalışan bir sistem.
Bir mucize. Bir hediye.

ÖNCE KENDİNİZİ TANIYIN

Mucizeyi dışarıda aramak yerine ona sahip olduğumuzu anlayabilirsek, kıymetini de anlayabiliriz. 2022 için işte önerim: ‘Hayatta kalmak yetmez; ayakta kalmalıyız.’

Yazının Devamını Oku

Bir simge ismi yaşatma zamanı

 ALAÇATI’da turizmle herhangi bir şekilde ilgilenen, geçinenlerin çoğu bir ismi biliyordur ya da duymuştur. Hatta Alaçatı’da evi, yazlığı olan, yılın bir bölümünü ya da tamamını burada geçirenlerin, tatile gelenlerin de bu isimden haberi vardır, onu anmadan edemiyorlardır. Bu isim Alaçatı’yla özdeşleşmiştir: Leyla Figen... Alaçatı’nın adının duyulmasını, yaşam bulmasını sağlayan Leyla Figen. Meslek edindiği çiçeklerden aldığı zarafeti ile her zaman ışık saçan bir hanımefendi...


İLK RESTORAN VE OTEL
Duymayan, bilmeyen, öğrenmeyen, haberi olmayan yoktur... Ama yine mini bir özet vermekte yarar var. Leyla Figen 1995’te geldiği Alaçatı’ya adeta sevdalanır. Eşi Şevki Figen’i de ortak eder bu sevdaya. Bir ev alırlar, taş ustalarıyla yeniletirler. Leyla Figen daha sonra bu evin karşısına Alaçatı’nın ilk turistik restoranı Agrilia’yı açar. Yakın arkadaşı Zeynep Öziçer’i de cesaretlendirir, Alaçatı’nın ilk oteli açılır.
19 YIL ÖNCE VEDA ETTİ
Leyla Figen’in ön ayak olması ve ilkleri yaşama geçirmesiyle Alaçatı, turizmin gözbebeklerinden olur. 1983’te evlendiği eşiyle Alaçatı’yı Koruma ve Güzelleştirme Derneği’ni de kuran Leyla Figen, 17 Ekim 2002’de 53 yaşındayken amansız hastalığa yenik düştü.
BEKLENTİ SÜRÜYOR
Bugün Leyla Figen’i neden anma gereği duydum? İzmir ve ülke iş dünyasının ağabeylerinden, yılların ilgili meslek örgütlerinde kurucu, yönetici olarak görev almış Şevki Figen’le kısa sohbet olanağı buldum. 19 yıl önce yitirdiği eşine aşkı hiç eskimeyen duayen iş insanı, her zamanki inceliği ve nezaketiyle, önemli bir beklentisini dile getirdi: Leyla Figen isminin Alaçatı’da yaşatılması, örneğin bir parka verilmesi.

Yazının Devamını Oku

Biraz moral kazanmak herkese çok iyi gelir

2021’in sonlarına gelirken güç günler yaşıyoruz. Salgın illeti, tüm dünya gibi bize de yaklaşık iki yıldır kabus yaşatıyor. Her gün yitirdiğimiz canların sayısı üçlü rakamların altına düşmedi. Biraz soluklanır gibi olunduğunda, illetin yeni değişimleri ortaya çıkıyor, yeni önlemlere kafa patlatılıyor. (Aşımızı olalım, Maske, Mesafe, Musluk üçlüsünü ihmal etmeyelim.) Ve bu salgın illetinin ekonomiye getirdiği olumsuzluklar da bel büküyor.




KAFA DAĞITMAK İÇİN
Dövizin aşırı yükselmesinin neden olduğu ekonomik dalgalanma da tuzu biberi oldu olumsuzlukların... Başta gıda olmak üzere, çeşitli ürünlere ardı ardına gelen zamlar da gündeme oturdu. Herkesi derin düşünceler aldı. Ekonomiyle ilgili meslek örgütleri endişelerini dile getirmeye, acil önlem gerektiğini vurgulamaya başladı. Ve bu tabloda hepimize en çok ne gerekli? Elbette moral. “Peki nasıl olacak” diyenleri duyar gibiyim. Yaklaşan yeni yılı karşılama hazırlıkları az da olsa kafa dağıtır sanki.

TURİZMCİLER KEYİFLİ GİBİ

Yazının Devamını Oku

Zor günleri aşmanın yolu dayanışma

YEREL yönetimler, salgın illetinin de etkili olduğu olumsuz ekonomik koşullar yüzünden güç durumda kalan vatandaşlar için çeşitli yardım kampanyaları düzenliyor. Bugün iki örnek sunacağım. Çanakkale Belediyesi, su faturalarını ödemekte zorlananlar için “Askıda fatura” uygulaması başlatmıştı. “Bu zor günleri dayanışma ile aşacağız” sloganıyla başlatılan kampanya için bugünlerde, “Sen de el ver” çağrısı yapıldı:


YARDIM VE BAĞIŞ İÇİN
“Su faturalarını ödemekte güçlük çeken kentlilerimiz, askıya fatura bırakmak için askidafatura.canakkale.bel.tr adresimizi ziyaret edebilir, mahalle muhtarlıkları ya da belediye hizmet binalarımızdaki iletişim masalarımıza başvurabilir veya 444 17 17 nolu çağrı merkezimizle iletişime geçebilir. Ayrıca ihtiyaç sahibi kentlilerimizin faturaları da yine askidafatura.canakkale.bel.tr adresinden veya 444 17 17 nolu çağrı merkezimiz ile iletişime geçilerek ödenebilir. Bu zor günleri dayanışma ile aşacağız...”

--------------------

BİR ÇAĞRI VAR

Yazının Devamını Oku

NEJAT’ın adını genç gazeteciler yaşatacak

“Haberi duyduğumda bir ‘Ahh’ çıkmıştı benden. Yine bir fiş çekilmişti. Fiş çekilince kurtuluş yoktur. Sonsuzluğa yolculuk başlamıştır. Ve o gün de ciğerimizden bir parça gitti... Paramparçaydık... Yolcumuzun adı, Nejat Bekmen... Adam, iyi bir koca, baba, seven, gülen, sohbeti bol. Mesleği gazeteci... Örnek gösterilen görsel yönetmen... Son olarak Hürriyet Ege Yazı İşleri Müdürü...


ÇEYREK ASIR BERABERDİK
Hürriyet Ege Yazi İşleri’nde, o masanın çevresinde, yaklaşık çeyrek asır geçirdik birlikte be Neco. Bir yazı işleri ailesiydik, deneyimli, bilgili, usta tüm arkadaşlarla. Sen, ailenin zamanı gelince haşarı olmasını bilen, eğlenceli, gülen, hatta çıtlayan, dans eden, küpe öncüsü çocuğu, abisiydin. Her türlü sıcaklığı yapardın da sıra işe, sayfalara gelince, olay değişirdi.
SATIRLARDI GÖZYAŞLARIM
Necom, huzurla uyu, melekler yoldaşın olsun. Resmiye’yle iki evladın Gizem ve Berkay’a sensizliğe dayanma gücü ve uzun yaşam diliyorum. Haaa, merak etme, ağlamadım. Gözyaşlarım bu satırlar. Güle güle dostum, arkadaşım, kardeşim... Uğurlar olsun...”
TAM DA DİLEDİĞİ GİBİ
Geçen Haziran ayındaki, “Bir acıyla dağlandık NEJAT” başlıklı yazımdan alıntılar ilettim. Nejat her zaman aklımda, unutulmazlar arasında. Anılarımız hep gözümün önünde. Ve geçenlerde bir haber. Sevgili Resmiye haberin kaynağı. Nejat’ın adını, tam da dilediği gibi, yaşatacak bir girişim. Özetle aktarıyorum:

Yazının Devamını Oku

Duyanlara duymayanlara: İzmir dünya ikincisi

DUYUNCA içim içime sığmadı. Ne yapacağımı bilemedim. Balkondan, “Ey ahali duyduk duymadık demeyin” diye başlayıp avaz avaz bağırsam mı? Zıplayıp, taklaya mı kalkışsam? “Offf ülen offf” diye nara mı atsam? Ne mi oluyor? Boru değil yahu, İzmir dünya ikincisi... Nasıl, nerede mi? Duymadınız mı? Efendim İngiliz emlak şirketi Knight Frank, 55 ülke ve 150 kenti kapsayan bir araştırma yapmış.

 


KONUT FİYATI ARTIŞINDA
Araştırmaya göre dünyada son bir yılda konut fiyatları en çok artan ilk 10 kentten üçü Türkiye’denmiş. İzmir yüzde 30’luk artışla ikinci, İstanbul yüzde 26.4 ile dokuzuncu, Ankara yüzde 25.8 ile onuncu sıradaymış. Yineliyorum; İzmir öyle ya da böyle dünya ikincisi...
ADI YAZILDI BİR KERE
Listenin başında yüzde 30.8 ile Kanada’nın Halifax kenti yer alıyormuş. Anladınız beni değil mi? Hak verdiniz haberi duyduğumdaki şaşkınlığıma. Devam edelim... Emlakçılar İzmir’in sıralamadaki yerini, salgın illeti ve 30 Ekim depremi sonrası artan ilgiye bağlıyormuş. Neden, ne, nasıl olursa olsun, sonuç olarak İzmir’in bir dünya ikinciliği var artık.
ARTIK ONLAR DÜŞÜNSÜN

Yazının Devamını Oku

Yazlıkçılara davet var: Adresini al da gel

BİR haber vardı geçenlerde: “Çeşme Belediye Başkanı Ekrem Oran, bir süredir başlattığı, ‘Adresim Çeşme’ kampanyası kapsamında, ‘Çeşmekart’ uygulamasını hayata geçiriyor. Birinci adresi Çeşme’de olanlara büyük ayrıcalık tanınacak. Vatandaşlar belediyeye ait sosyal tesislerden indirimli, belediye hizmetlerinden ve kültür sanat etkinliklerinden ise öncelikli faydalanabilecek.”


İLGİ ARTIRMAK İÇİN
Konu, turistik ilçelerin çoğunun sorunu. Nüfusları genelde 50 binin altında. İller Bankası’ndan buna göre pay alıyorlar. Bazılarının yaz nüfusu 1 milyona dayanıyor. 50 binin altında nüfusa göre verilen payla, çok daha büyük kalabalığa hizmet vermeye çalışılıyor. Çeşme Belediye Başkanı Ekrem Oran da yazlığı olanların birinci adreslerini ilçeye taşımalarını, böylelikle nüfusun 50 bini aşmasını ve İller Bankası payının artmasını hedefliyor. Son buluşu da Çeşmekart.
ADRESİM ÇEŞME
Salgın illeti ve İzmir’deki 30 Ekim depreminden sonra Çeşme gibi ilçeler gözde ve yaz-kış yaşanır oldu. Oran geçen yıl, “İkametini Çeşme’ye al” kampanyası başlatmış, “El ele verelim nüfusumuzu artıralım” diye seslenmişti yazlığı olanlara. Sonuç alamamış olacak ki, kampanyayı, “Adresim Çeşme” sloganıyla yineledi:
AMAÇ DAHA İYİ HİZMET
“Kayıtlara göre nüfusumuz 46 bin 375. Geçen kışı 250-300 bin, yazı ise 850 bin ile bir milyon nüfusla geçirdik. Bu kış da 200 binin altında değiliz. Pandemiden bu yana burada yaşayan fakat adrese dayalı nüfus sisteminde Çeşme’de ikameti gözükmeyen vatandaşlarımıza sesleniyoruz. Çeşme’ye kayıtlarını alarak, destek olsunlar. Sadece belediye olarak değil, hastane, emniyet, kaymakamlık gibi tüm kamu kurumları kadrolarını arttırarak, çok daha iyi hizmet verebileceğiz.”

Yazının Devamını Oku

Salgın illeti hızını kesmiyor önleme devam

DÜNYAYI saran salgın illeti hız kesmiyor. Bizde günlük hasta sayısı 25 bin-30 bin arasında gidip geliyor. Her gün ortalama 200 can yitiriyoruz. Salgının şu ya da bu değişimi derken bir de başımıza Güney Afrika kökenli, ‘omikron’ çeşidi çıktı. Dünyanın bilim insanları bununla kafa yormaya başladı. Herkes bir şeyler söylüyor.

 



ÇOK SIKI DENETİM VARMIŞ
Avrupa’da olağanüstü önlemlere dönen ülkeler var. Bazılarında bir süreliğine sokağa çıkma yasağı bile uygulandı. Çoğu ülkenin aşı, test konusunda çok ciddi olduğunu, kesinlikle ödün verilmediğini öğreniyoruz. Özellikle herkese açık gidilen, kalabalık oluşabilen yerlerde çok sıkı denetim varmış. Ve de maske konusunda herkes çok titizmiş, insanlar birbirlerini uyarıyormuş. Bazı ülkelerde aşının zorunlu olması gündemde.
YAŞAMIMIZDA YER ALACAK
Salgın illetine arada sırada değiniyorum, çünkü en azından uzunca bir süre daha yaşamımızda olacağına inanıyorum. “Bu nedenle uyarılara, önlemlere kesinlikle uymamız gerekir” diye düşünüyorum. Bizim bilim insanlarımız da, “Mutlaka aşı” diye başlıyor söze, “Maske, mesafe, temizlik de olmazsa olmazımız” diyor.

Yazının Devamını Oku

Aziz’i yaşadı Aziz’i yazdı

GAZETECİ Reşat Yörük, İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin önceki başkanı Aziz Kocaoğlu’nun basın danışmanıydı, “Aziz” adlı bir kitap yazdı. Yörük’ün kitabı ve Aziz Başkan’ın öyküsünü özetliyorum:

 

13,5 YIL BİRLİKTE ÇALIŞTIK
“Aziz Kocaoğlu ile yolumuz 2006’da kesişti. 1987’den itibaren çeşitli gazetelerde spor, ekonomi, belediye, politika muhabirliği yaptım. İzmir Ticaret Borsası’nın basın müşaviriyken Başkan’ın davetiyle Büyükşehir Belediyesi’ne geçtim. 13,5 yıl Aziz Başkan’la çalıştık. En yakınlarındandım, pek çok önemli olayın tanığıyım.
KİTAP NEDENİ OPERASYON
Kitaba, Büyükşehir’e yapılan iki büyük operasyon sonrası karar verdim, 2017’de yazmaya başladım. Başkan’la da kitap görüşmelerim oldu. Yoğun iş tempom arasında, iki yılda tamamladım. Yayın için 22 Kasım’ı, operasyonun 10’ncu yıldönümünü bekledim...
Aziz Başkan çok özel, alışılmış başkan-siyasetçilere benzemeyen, kendine özgü, farklıydı. Doğuştan CHP’li olmasına rağmen, siyasi fanatizmden uzaktı. Pazar günleri kendisini arayan vatandaşlara telefonla geri dönmeye çalışırdı. İlk sözü, ‘Ben Aziz’ olur, soyadını eklerdi... Zorunlu kalmadıkça unvanını söylemezdi. (Kitap adı oradan geliyor)
HERKESE ‘ABLA’ ‘ABİ’ DER

Yazının Devamını Oku

Melek Arda’nın anısına çocuklara umut olmak

KİTVAK’tan (Kemik İliği Transplantasyon ve Onkoloji Merkezi Kurma ve Geliştirme Vakfı) söz edildiğini herhangi bir yerde görürsen mutlaka ilgilenirim. Bende farklı bir yeri vardır. Ayrıca bugüne kadar başarılan işleri, eserleri her zaman örnek gösterilmelidir. KİTVAK’ın hedeflerine ulaşıp gerek duyanlara yardım götürebilmesi için gönüllü çabalayanlar da ayrıca övgüye değerdir. Yine bir paylaşım gördüm içinde KİTVAK olan. Okudum ama yazılanlar, güzeller güzeli Arda Bulut ve son doğum günündeki görüntüsü, zaten beni benden götürdü. Bir annenin duygularını paylaşıyorum:

 
ADINI KALICI KILMAK
“Anneler hisseder derler ya hani, en başından beri birçok şeyi hissedip kendime söylemediğim… İkna olduğum tek konu, oğlumun adını kalıcı kılmak ve adını aynı yollardan geçen arkadaşlarının gözlerinde görebilmek, umut olmasını hissetmekti.
İKİNCİ YAŞINDA CENETTE
Şimdi bana gelişinin ikinci yılında cennette ikinci yaşın bilmediğim yerleri süslüyor, bilmediğim yerlerde gülümsüyor AşkOğlum. Bana bıraktığın izleri de yeryüzünde senin adınla çocukların gözlerinde görmek içimi serinletecek. Özleminin boşluğunu hiçbir şey doldurmasa da, aynı yollardan geçen arkadaşlarına umut olabilmek, güldüklerinde sen gülüyormuşçasına hissetmek biraz nefes oluyor.
DOĞUM GÜNÜ BAĞIŞLARI
Oğlumun doğum günü kampanyasını KİTVAK‘a bağışlayarak yılbaşında yine çocuklarımızın yanında olacağız. Bizim adımıza zor geçecek günleri biraz daha kolay kılma yolunu, bu umut yolunda buluyoruz. Artık her şey AşkOğlum ile bağdaşıyor... İyi ki doğdun melek oğlum, iyi ki ailen olarak bizi seçtin. Tüm onkoloji çocuklarına umut olma fırsatı seninle bize görev edildi. Biz de senin ışığında senin doğum gününde onkoloji çocuklarına umut olmaya devam edeceğiz.”

Yazının Devamını Oku

Havamız ne durumda içimiz rahat olsun mu?

İZMİR’de, geceleri hafiften geniz yakan kömür kokusuna, “Merhaba” demeye başladık. Özellikle gündüz ve gece ısı farkı artmaya başlayınca, geçmişin bu tanıdık kokusu daha da hissediliyor. Bu koku da doğal olarak hava kirliliğini getiriyor akıllara. Üstelik daha da tam soğuk bastırmadı... Kış aylarında hava kirliliği, yalnızca İzmir’in değil, tüm ülkenin gündemindedir. Kimi zaman arttığı ve nedenleri konuşulur. Kimi zaman da özellikle doğal gaz sonrası, eskisi gibi yoğun kirlilik yaşanmadığı...



ÜÇ BÜYÜK KENT LİSTE BAŞINDA
Hafiften kömür kokusu geliyor gibi olunca, konuyla ilgili en yakın tarihli paylaşımlara göz attım: “Zonguldak Bülent Ecevit Üniversitesi Mühendislik Fakültesi Geomatik Mühendisliği Bölümü öğretim üyesi Prof. Dr. Şenol Hakan Kutoğlu ve ekibi, fosil yakıtların çevreyi nasıl kirlettiğini uydu verileriyle ortaya çıkaran bir yazılım geliştirmiş. 2018 yılından bugüne günlük veya aylık toplanan veriler ışığında, İstanbul, Ankara ve İzmir’in Türkiye’nin en kirli kentleri olduğu belirlenmiş.”
DENİZLİ VE MANİSA’DA SORUNLU
‘Temiz Hava Hakkı Platformu’nun (THHP) yayınladığı Kara Rapor 2021’e göre, 2020 yılında Türkiye’de sadece Bitlis ve Hakkari’de Dünya Sağlık Örgütü’nün (DSÖ) önerdiği değerlerin altında temiz hava solunmuş. THHP Koordinatörü Buket Atlı, geçen yıl yeterli derecede ölçüm yapılabilen 175 istasyonun yüzde 97,7’sinde yıllık partikül madde ortalamasının DSÖ’nün sınır değerlerinin üzerinde olduğunu açıklamış. Raporda, hava kirliliğinin tüm yıla yayılan bir sorun olduğu 12 il arasında bölgemizden Denizli de var. Yine rapora göre beş yıldır hava kirliliğinin kronikleştiği beş il arasında Manisa da sayılıyor, bu kentlerde ‘Acil Temiz Hava Eylem Planları’ açıklanması gerektiği vurgulanmış.
SAĞLIK İÇİN AZALTMAK GEREK

Yazının Devamını Oku

Çeşme Projesi personeline lojman yeri bile ayrılmış (mı)

ALAÇATI Turizm Derneği’nin yeni yönetim kurulu, Necat Çelikok başkanlığında, Kerem Ünsal, Yeşim Yılmazer, Kayhan Ölmezer, Fehmi Mert Gönül, Hayriye Çiçek, Türker Acaroğlu’ndan oluşmuş. Öncelikle kutluyorum! Başkan Çelikok, “Dört mevsim turizm” hedeflediklerini, eğitim ve dış tanıtıma önem vereceklerini açıklamış.



‘SAYGILI’ EĞLENCE ANLAYIŞI
Başkan Çelikok, Alaçatı’nın sürekli gündeme geldiği bir konuya da kararlılıkla değinmiş: “Alaçatı ruhu, son dönemlerdeki eğlence tarzına uymuyor. Burada bir yaşam olduğunu, bir kültür yaşadığını unutmayalım. Alaçatılı ‘saygılı’ eğlence sever, bir diğerini rahatsız eden eğlence anlayışı Alaçatı ruhuna aykırıdır.”
Başkan Necat Çelikok ve yönetimine başarı diliyor, “Kolay gelsin” diyorum.
BAŞKAN ORAN’LA TOPLANTI
Yeni yönetim, Çeşme Belediye Başkanı Ekrem Oran’la görüşmüş. Sosyal medyada bu toplantı notlarına denk geldim, bazılarına göz atıyorum:

Yazının Devamını Oku

Çağlayan’ın anısına ‘Aydınlanma yolu’

“Bir Çağlayan Irmak vardı” demişim 15 Mart 2011’de... Bir gün önce, koca bir ‘Günaydın’ çekmeme karşın, karşılık alamamıştım. Ve haberi vermişlerdi, Çağlayan trafik kazasında yaşamını yitirmişti: “Çağlayan’dan söz ediyorlardı. Telefonla konuştuğumuz Çağlayan”dan.


SÜREKLİ GÜLEN FİDANDI
Yıllardır birlikte çalıştığım, acı, tatlı çok şey paylaştığımız, bizim İbrahim Irmak’ın büyük oğlu Çağlayan’dan. Arada karşıma çıkan, bizim ailenin tek tek hatırını sorup selam ileten Füsun’un büyük oğlu Çağlayan’dan. Ve birlikte çalıştığımız bizim deli dolu Tolga’nın ağabeyi Çağlayan’dan. Ve Çağlayan... Her zaman mahcup gibi. Sürekli gülen. Çevresine olumlu hava estiren. Gencecik. Fidan. Yaşamının baharında. Çağlayarak yaşama veda etti.”
SEN DE BİR MUM YAK
İbrahim Irmak, 13 Mart’ın en kara günü olduğunu vurguluyor, 32 yaşındaki Çağlayan’ın on yıl önce o gün yaşamını yitirdiğini anımsatıyor. Irmak, oğlunun adını yaşatmak için köylere, parklara kütüphaneler kurduklarını anlatıyor: “Dostlarımızla orada buluşuyoruz. ‘Aydınlanma yolunda sen de bir mum yak’ diyoruz.
ADINI YAŞATMAK İÇİN
‘Al götür oku getir’ prensibiyle çalışan kütüphanelerle, çocuklarımızın yetişmesini istiyoruz. ‘Ne kadar çok kitap okursa çocuklarımız, o kadar aydınlık olur yolları’ diye düşünüyoruz. Ve oğlum Çağlayan Irmak’ın adını yaşatmak için son nefesimize kadar sürdürmeye kararlıyız. Bu proje benim yaşamak için tek dayanağım. Hayata tutunmak için tek umudum… Ne kadar çok kütüphane açarsak, o kadar çok mutlu oluyorum.”

Yazının Devamını Oku