Nedim Bubik

Böyle politikacılar örnek alınmalı

20 Ekim 2020
BU haberi tekrar tekrar okudum.

Okuyamayanlar, gözden kaçıranlar için yineliyorum. Bir belediye başkanı, karşıt parti yöneticilerine çalışmalarını anlatıyor, 21 yıllık siyasal yaşamının en önemli günlerinden birini yaşadığını söylüyor. Karşıt siyasal partinin il başkan yardımcısı bu başkana övgüler yağdırıyor, “Partisi bu başkanla gurur duymalı” diyor. Ne güzel değil mi?
Efendim önce tarafları alkışlıyor ve haberi özetliyorum: Çiğli Belediye Başkanı CHP’li Utku Gümrükçü, AK Parti yetkililerine 500 günlük çalışmalarını anlatmış. Toplantıya AK Parti İzmir İl Başkan Yardımcısı Ali Aslan, il yönetim kurulu üyeleri, Çiğli İlçe Başkanı Sedat Karatekin ve yönetimi, Çiğli Belediye Meclisi, Gençlik ve Kadın Kolları üyeleri katılmış.


SİYASETTE EN ÖNEMLİ GÜN
Başkan Gümrükçü, kurumsal ve mali yapının güçlendirilmesi, kentin marka değerinin yükseltilmesi, kadın, genç ve engellilere yönelik hizmetler, alt ve üst yapı çalışmaları ile salgın sürecindeki uygulamalar gibi konularda ayrıntılı bilgi vermiş. 21 yıllık siyasi hayatının en önemli günlerinden biri olduğunu vurgulamış Gümrükçü, devam etmiş:
“Göreve geldiğim ilk gün rozetimi çıkardım. Çiğlimizin önceliklerini her zaman siyaset üstü gördüm ve çalışmalarımı bu doğrultuda sürdürdüm. Hayata geçirdiğimiz hizmet ve projelerde katılımcı ve şeffaf yönetim anlayışını benimsedik. Kurumsal ve mali yapımızı güçlendirdik. Kentimizin tanınırlığını uluslararası seviyeye yükselttik. Kadın, genç, yaşlı ve engelli vatandaşlarımızın hayatlarına dokunan projeler geliştirdik. Sanata ve spora yatırım yaptık. Eğitime büyük destek verdik. Çalışmalarımıza devam ederek hep birlikte Çiğlimizi İzmir’in merkezi yapacağız.”


Yazının Devamını Oku

Esnaf salgın yüzünden gelecek korkusunda

17 Ekim 2020
GEÇEN ağustosta söz etmiştim.

İzmir Esnaf ve Sanatkarlar Odaları Birliği, salgının üyeleri üzerindeki etkilerini, oluşan sorunları ve beklentilerle ilgili dosya hazırlamıştı. Başkan Zekeriya Mutlu, bu dosyayı açıkladı önceki gün. Esnaf ve sanatkarın işleri yüzde 83 oranında düşmüş, yüzde 20 istihdam kaybı yaşanmış.
Dosyada, bir bölüm esnafın işyerinin kapatıldığı, bir bölümünün çalışma alanlarının sınırlandırıldığı vurgulanmış, “Sosyal izolasyon nedeniyle işlerin azalmasından dolayı esnafımızın büyük çoğunluğu da işyerini açmamakta olup ticaret durma noktasına gelmiştir” denilmişti.

SAĞLIKÇIDAN SONRA BİZ
Esnaf ve sanatkarın mevcut sorunlarının, ödemeler (İşyeri kiraları, çalışan ücretleri, zamanı gelmiş çek ve senet, vergi, kredi, elektrik, doğalgaz, su vb.), tahsilat, hammadde tedariki, satış (talebin düşmesi) olarak sıralanan dosyada, “Dünyayı ve ülkemizi etkisi altına alan salgın, sağlık sektöründen sonra en çok esnaf ve sanatkara tehdit” görüşü dile getirilmiş, gelecekte yaşanabilecek sorunlar sıralanmıştı:

OLUMSUZ ETKİLENECEK
* İşten çıkartmalar artacaktır. * Bankalara ve piyasaya gerekli ödemeler yapılmadığından, nakit likidite sorunu artacaktır. * Sürecin devam etmesiyle işletme sermayesi güçlü olan az sayıdakiler dışında birçok işyeri kapanmak zorunda kalacaktır. * Turistik bölgelerde beklenen işlerin gerçekleşmemesi durumunda otel, pansiyon, ulaşım, hediyelik eşya satışı yapan işletmeler kapatmaya gidecektir. * İnşaat faaliyetlerinin azalması ya da durması bir çok esnaf ve sanatkarın işini olumsuz etkileyecektir. * Fuarların yapılamaması, başta imalatçı işletmeler olmak üzere birçok alandaki sektörel işbirliklerini ve ticareti olumsuz etkileyecektir.

İLAÇ OLACAK ÖNERİLER

Yazının Devamını Oku

Deniz patlıcanı avı TBMM gündeminde

13 Ekim 2020
  HABERİDENİZ patlıcanlarının av yasağı 31 Ekim’de sona eriyor. Ve konu sonunda TBMM gündemine de taşındı. Gelişmeleri şöyle bir özetleyelim: “Didim Sivil Gelişim Platformu basın açıklaması yaptı. Açıklamadaki görüşler şöyleydi:


‘Ağırlıklı olarak Uzakdoğu ülkelerinin tercih ettiği deniz patlıcanı avı, 1 Kasım’dan itibaren acımasız şekilde ve doğayı yok edercesine başlayacak. İzmir Karaabdullah Burnu, Muğla Datça Yarımadası, Çeşme, İskandil Burnu arasında kalan alanlarda yüzlerce (sadece Didim’e 400 tane gelecek) tekne ile bu vahşi avlanma başlayacaktır.


DENİZLER KİRLENECEK
Bu avlanma yasal izne bağlı yapılıyor. Ancak deniz patlıcanı avcılığının tamamen yasaklanması zorunludur. Avlanma sonucu yok edilmeleri bir doğa felaketi, denizlerimizde kirlenmeye neden olacaktır. Çünkü bir deniz patlıcanı yılda 50-200 ton deniz kumunu temizlemektedir. Bu nedenle şu adımlar atılmalıdır:
YASAK ZORUNLUDUR
* Deniz patlıcanlarının avlanması yasak canlılar arasına alınması zorunludur.

Yazının Devamını Oku

Kanada’nın altın arama iznini iptal edelim

11 Ekim 2020
 KANADA, yerli üretim insansız hava araçlarında kullanılan askeri malzemenin Türkiye’ye satışını durdurdu. Çanakkale Belediye Başkanı CHP’li Ülgür Gökhan, Kanada’nın tavrına yaptırımla yanıt verilmesini önerdi. İşte Gökhan’ın bu konudaki görüşüyle önerisi:


SÖZ BAŞKAN GÖKHAN’DA
“5 Ekim 2020 gecesi son dakika gelişmesi olarak gündeme düşen; ‘Kanada’nın Ermeni işgali altındaki Dağlık Karabağ bölgesinde devam eden çatışmalarda kullanıldığı iddiasıyla ülkesinin bazı teknolojiler için Türkiye’ye verdiği ihracat iznini geçici olarak durdurduğuna’ ilişkin haber son derece düşündürücüdür.


ZORUNLU VE HAKLI KARAR
Akıl ve vicdan sahibi hiçbir insan, hiçbir hukuk devleti, sivillerin öldürülmesine destek veremez ve sessiz kalamaz. 27 Eylül günü Ermenistan tarafından uluslararası hukuka aykırı olarak gerçekleştirilen ateşkes ihlalini ve sivillerin ölümüne neden olan saldırıya karşı yurttaşlarını korumak için, Azerbaycan Meclisi’nin ‘savaş hali’ ilanı almakla zorunlu bir olduğu haklı bir karardır.


Yazının Devamını Oku

Dil Bayramı sonrası dilimize katkılar

7 Ekim 2020
 BELKİ çoğumuz farkında değiliz.

Geçen 26 Eylül Dil Bayramı’ydı. Mustafa Kemal Atatürk’ün talimatıyla 1932’de düzenlenen ‘Birinci Türk Dil Kurultayı’nın açılış günü, her yıl ‘Dil Bayramı’ olarak kutlanıyor. Yani bu yıl 88’nci yıldönümüydü. Atatürk, 2 Eylül 1930’da Prof. Sadri Maksudi (Arsal) Bey’in ‘Türk Dili İçin’ adlı kitabının iç kapağına, “Milli his ile dil arasındaki bağ çok kuvvetlidir. Dilin milli ve zengin olması, milli hissin gelişmesinde başlıca etkendir. Türk dili, dillerin en zenginlerindendir; yeter ki bu dil şuurla işlensin. Ülkesini, yüksek istiklalini korumasını bilen Türk milleti, dilini de yabancı diller boyunduruğundan kurtarmalıdır” diye yazmış.

ÖRNEKLERE BAKALIM
Dil Bayramı’nı anımsattıktan sonra gelelim bugünkü konumuza. Kendimizle ne denli övünsek azdır. Neden mi? Türkçe’ye, özellikle yazım dilimize katkılarımız yüzünden. Neler mi katmışız? Hemen örnekler veriyorum. Çoğunu duymuşsunuz ve kullanıyorsunuzdur belki. Duymadıysanız örneklere dikkatle bakın:

HER TELDEN VAR
“Fiçur ettiği... Yeni single’ı... 4’üncü single’ını... Yeni çalışmasının mix-mastering’ini... Ünlü fenomenler... Paranormal olaylar... Performans sergiledi... Anti fit beden... Her sabah wellness dersi verilmesi için... Scuba dalışı yaptığını söyleyen... Beach club’lar... Eni iyi sommelier yarışması... Manipüle edilmiş suni lezzetler... Rengarenk illüstrasyonlar... Lansman fiyatları... Catwalk sırasında... Ufak tefek ‘retouch’ler vardır... Photoshop’un dibine vurdum... Sevgiline WhatsApp’tan yazarsın bunları ama Instagram’da yazıyorsun... Drink almak... Styling’e dikkat... Off-road yaptı... Blueray ve DVD’leri... Happy hour’a katıldık... Startup’çılar... Cover’lanmış...”

DEVAM EDİYORUZ
Saymaya devam: “Haute couture elbiseler... Couture koleksiyonu... ‘Ragu’ fettuccive... Pesto soslu gnocchi... Showroom’un... Giter riff’leriyle ritim ve Groove yakalayan... Drum machine esintili... Analog synthesizer efektleri... Daha büyük dans becit’leri... Lime cheescake, passion fruit gibi çeşitler... Like etti/yaptı... En çok tweet alan hashtag... Shuttle araçlarıyla gelin... Workshop’u kaçırmayın... Ice latte caramel ile beyaz çikolatalı brownie... İki shot espresso... After party’e katıldım... Headliner gibi... Daha az cover... Toplantı set edelim... Sound’la yorumladık... Etik hacker’i... Startup... Influencer... (takımın coachu’na...) It girl’ler... Influencer’ler... Fine-dining... Vloggerlerin başarısı... Styling’in başarılı değil... Kendimi update ettim... Mentörlük... Podcast, entry’ler... İzolasyon, exit, printer, security, center, ambiyans, full, legal, full-time... Workshop, sturtup, influencer, hipster... Pandemi, filyasyon, entube...”

NASIL ZENGİNLİK AMA

Yazının Devamını Oku

Bu zor günlerde kimse aç kalmasın

3 Ekim 2020
BUGÜN iki güzel olaydan söz etmek istiyorum. Mutfak Girit’ten başlayayım... Alsancak’ın ünlü lezzet durağından... “Askıda Yemek” uygulaması başlattılar... “Huriş” diye anarım onu ben... Fazla da lafım yok... Söz Huriye Erman Öztin’de:

 

ÇORBA PARASI BİLE YOK
“28 Eylül 2020 tarihinden itibaren Mutfak Girit olarak askıda yemek uygulamasını başlattık. Dünyadaki ve ülkemizdeki pandemik süreçte pek çok kişi maddi, manevi zarar gördü ve süreç belirsiz. Birçok iş yeri kapandı. Pek çok işsiz ve iflas eden, bunu belli etmemeye çalışan insan var. Görüntüde senin benim gibi, fakat cebinde, cüzdanında çorba içecek parası olmayan insanlar biliyorum.

PAYLAŞMAYI UNUTMA
Biz Mutfak Girit olarak elimizden geldiğince hastalara, öğrencilere, kapımıza ‘yemek’ diye gelen herkese yardımcı oluyoruz. Amacımız, insanımıza benlik değil, birlik bilincini hatırlatmak, unutulmaya yüz tutan paylaşma ve bunu gizli yapma geleneğini yaşatmak için bir farkındalık yaratmak.

İHTİYACI OLANA YEMEK
Ülkemizde özellikle fırınlarda askıda ekmek olduğunu biliyorum. Ama her hangi bir lokantada buna rastlamadım. Örneğin, siz lokantanızda 50 liralık yemek yediniz ve kasada ‘askıda yemek’ yazısını gördünüz. Eğer isterseniz bize 50 değil, 70 lira ödüyorsunuz. Biz fark olan 20 lirayı askıda yemek tahtasına yazıyoruz. Orada biriken paralarla gelen ihtiyaç sahipleri yemek yiyebiliyor.

UMARIM YAYGINLAŞIR

Yazının Devamını Oku

Yanan orman alanlarına en az 50 yıl yapılaşma izni verilmesin

30 Eylül 2020
BİR süre önceki Çeşme, son olarak da Ayvalık’taki orman yangınları sonrası ortaya çıkan tabloyu görünce içim daraldı. Yaklaşık bir yıl önce Karabağlar’dan başlayıp, Menderes ve Seferihisar’a kadar giden yangın da geldi aklıma... Yangınlarla ilgili haberlere, verilen iddialı sözlere göz attım...

 


Öncelikle bu yangınları başta imar yoluyla rant sağlamak üzere kasıtlı çıkaranlar varsa, kendilerine en içten dileğim olarak, “Elleriniz kırılsın” der, en ağır şekilde cezalandırılmalarını umarım. İşin içine sabotaj giriyorsa, “Dilerim yapanın yanına kalmaz” umuduyla güvenlik güçlerine güvenimi sunarım. Ve mangal, sigara izmariti gibi nedenlerle yeşili karartanlara da, “Yuhhhhh, insaf, dikkat, keyfiniz batsın” diye seslenirim. Buca Belediye Başkanı Erhan Kılıç’ın, “İki saatlik keyif 20 yıla mal olmasın” sözünü anımsatırım.

BAKANLIK GENELGESİ
İçişleri Bakanlığı, bir süre önce orman yangınlarının önlenmesi için ek önlemler alınmasını içeren bir genelge yayınladı, çok da iyi etti. Genelgede özetle şu önlemler yer aldı:
* Ormanlık alanlarda yetkili kurumlarca belirlenmiş olan mangal/semaver/ateş yakılabilecek mesire yerleri ile tabiat parklarının, valilik ve kaymakamlıklarca vatandaşlarımıza duyurulması sağlanacak.
* Orman Kanunu’nun, ‘Ormanlarda izin verilen ve ocak yeri olarak belirlenen yerler dışında ateş yakmak yasaktır’ hükmü uyarınca, orman alanları içerisinde (yetkili kurumlarca belirlenmiş tescilli piknik ve mesire alanları hariç) mangal/semaver/ateş yakılmasına izin verilmeyecek, avcı ve çobanların ateş yakması önlenecek.

GİRİŞLERE KISITLAMA

Yazının Devamını Oku

Kadın dayanışmasına daha güçlü bir örnek

22 Eylül 2020
VE Ege’deki kadın dayanışması giderek güçleniyor.

34 dernek temsilcisi bir araya geldi, “Ege Kadın Dernekleri Federasyonu” kuruluşunu imzaladı. Söz, federasyon öncülerinden, Foça Tarımsal Kalkınma Kooperatifi Başkanı Nurgül Uçar Aktuğ’da:
“(Doğa Ana) hepimizin aklına kadını getirir. Ona ne kadar kötü davranılsa da vermekten vazgeçmeyen kadın ve de hem var, hem yok olan kadın. İzmir’in üçüncü kadın ve Menemen Seyrek Belediyesi kurucu - kapatıcı başkanı olma onurunu taşıyan ben; 11 yıl gazetecilik, 12 yıl belediye başkanlığının ardından kadın olmanın zorluklarının tecrübelerini kız kardeşlerimizle paylaşıp, savrulan ve güçlerinin farkına varma çabası içinde olan kadın derneklerimizle güçlerimizi birleştirip federasyon olma yolculuğuna karar verdik.

İNSAN HAKKI SORUNU
Kadınların yaşadığı sıkıntılar aslında kadın sorunu değil, insan hakkı sorunu olduğuna Ege Belediye Meclis Üyeleri Birliği Genel Başkanı ve İzmir Konfederasyonu Başkanı Yalçın Kocabıyık da inanarak, federasyonun oluşumunda ciddi çaba gösterdi. Ne de olsa kız dedesiydi. Sorumlu bir dede olarak kızının yolunu açmalıydı. İyi de oldu.

FAKATSIZ YARARLANMA
Kadın bakış açısını içine sindiren yol arkadaşlarımıza teşekkür ederiz. Cumhuriyetimizin kuruluş ilkelerini kırmızı çizgilerimiz olarak alan federasyonumuzda, hedefimiz tüm kadınların sinerjisinden amasız, fakatsız ülke ve dünyanın faydalanması. 3 Nisan 1930’da ülkemizde kadınlar ilk kez belediye başkanı seçilme hakkına kavuştu. Dünyanın gelişmiş pek çok ülkesinden önce... Ve ülkemizin ilk kadın belediye başkanı Artvin Kılıçkaya beldesi belediye başkanı Sadiye Ardahan... Yıl 2020, 90 yıl geçmiş... Demokrat, çağdaş İzmir’de 90 yılda 13 kadın belediye başkanı seçmişiz.

TÜM EGE’DE TOPLAM 26

Yazının Devamını Oku