İmaj-Rabıta-İstikamet

Hakikatimize olan özlemimizi farkedip onunla yüzleştiğimizde, aynı zamanda hakikatimize olan mesafemizi de farketmişizdir ki bu da bizi Hakk’a ve hakikate bir yol arayışına getirir. Genellikle bu arayışın sebebi çekilen varoluşsal sıkıntılar, acılar, kolay dindirilemeyen tatminsizlik ve huzursuzluk hisleri olmaktadır. Dolayısıyla aslında yaşanan sözkonusu krizler aynı zamanda fırsatlardır da.. Yeter ki bizi doğru yola ulaştırsınlar…

Ruhsal varoluşumuz yaradılışı itibariyle kendiyle aynı titreşimde olandan haz(ve feyiz) alır. Bu manevi bir hazdır ki bize geri dönüşü yaşama sevinci ve yaşam kaynağına duyulan muhabbet ve şükran hisleridir. Bu hisler Yaradan’a kulluk etmemizin pozitif güdüleyicileridir. Yaradan ve yaratılan arasındaki ilişki sağlıklı bir zemine kavuştukça Yaradan’ın kuluna inen inayetine(lütuf, ihsan, iyilik) kendini açan kişi yaradılışındaki sevgi ve hayrı anlamakla giderek mutmain olacaktır. Velhasıl bu gidişat kişinin hakikatine vasıl olma yolunda ilerlediğinin de işaretidir.
Şeylerin hakikati yanında yansıyan imajları vardır ki biz çoğunlukla bunlarla muhatap olmaktayız. Kendi hakikatimiz dahi, kendimiz hakkında oluşturduğumuz benlik imajıyla perdelidir. Günümüz dünyasında popülerliği zirve yapmış “imaj” kavramı dilimize “imge” olarak geçmiştir ve yaşantımızı anlamlandırma yolunda, “pozitivist” felsefenin de katkısıyla imajın, hakikatin yerini alması yönünde ciddi bir algı bombardımanına maruz bulunmaktayız.

“Böylece şeytan, ona vesvese verdi. Dedi ki: ‘Ey Âdem! Sana, ebedîlik ağacına ve sona ermeyecek bir saltanata, delâlet edeyim mi(ulaşmanı sağlayayım mı)?”(Taha 20;120)
Nakıs hayal satıcılarının başında “şeytan” gelir ki onun sattığı hayal bizi hakikatimiz istikametinden uzaklaştıran, vesveseyle karışık olan, müspet karşılığı olmayan ayak kaydırıcı cinstendir. Nefislerimiz bu metanın baş müşterileridir. Ve bu tuzaktan ancak hakikatimiz ve Hakk’a, hakikate vasıl olanların rehberliğinde sıyrılabiliriz. Özgür irademizle tercih yapabilmemiz için ikisinin de yolları açıktır. Eninde sonunda herkes görecektir ki kendisine Hakk’tan türlü vesilelerle uyarılar, işaretler, iyiye güzele dair teşvikler, lütuflar mutlaka ulaşmıştır. Belki anlamak, uymak, uyanmak işimize gelmemiştir..

“Ve andolsun ki insanı Biz yarattık. Ve nefsinin ona ne vesveseler vereceğini biliriz. Ve Biz, ona şah damarından daha yakınız”(Kaf 50;16)

İşte, bizi kuşatan imgeler aslında “gerçekte varolmadığı halde varmış gibi görünen” hayaletlerdir. Aynı zamanda “zihinde tasarlanan ve gerçekleşmesi özlenen şeyler” de.. Kelimenin anlamı böyle. Var sen düşün imaj peşinde bu kadar koşmak niye?.. İmgenin, imajın diğer anlamları; “şekil, görüntü, kopya, benzetme…” Anlayacağınız hep hakikatin replikası, onun yerine geçemeyen(amaç değil ancak araç olabilesi), çok zaman da deforme çakmaları…

Nasıl ki “imaj”ın bir sözlük anlamı da puttur.. Putlar onlara tapanlar için “mabud”dur. Ancak tek gerçek “Mabud”(kendisine tapılan, kulluk edilen) Allah(cc)’dır. Sahte imaj putları, kendine tabi olanlara kendi cinsinden vergide bulunursa da bu yine ancak hayaldir. “İmaj”ın baştaki harfini alın sona koyun, “maji”dir, yani büyü. Sözkonusu, putperestlerin aldatıcı göz büyüsü…

Ve Hz.Musa’nın(as), firavunun majisyenlerinin büyülerini altedişini, onların oluşturduğu yılanları yutan ejderi ortaya koymasını hatırlayın. Gücünü hakikatten alıyordu. Allah Teala ona asası vesilesiyle eşyanın sırrını açmış, hakikatini farkettirmişti.. Yol O’nun yoludur, peygamberlerinin, resullerinin, nebilerinin, velilerinin, salih kullarının yolu… Şekliyle(şeriati), hakikatine giden yoluyla(tarikati), hakikatiyle, tam ve bütün(ne mutlu rehberlerine, ardınca gidenlere)! Şeklini bozmaya çalışanların yaptıkları kendi aleyhlerine, yolunu saptırmaya çalışan eşkiyalarının, hakikatini taklit etmekle olduğunu sananların ki de öyle, aldırmayın.

Hakk’ın vaadi gerçektir, elbet gerçekleşecektir! O halde hakikatine yol almak için öncelikle çakma imajların oluşturduğu kara bulutlardan uzaklaşmak gerekecektir. Ola ki bunun ilk adımı farkındalık ve akabinde nefsini bazı tavizler vermeye ikna edecek, gerekirse zorlayacak şevk ve gayreti içinde harekete geçirebilmektir. Ama imajlar dünyasındayız. Bunu nasıl yapacağız? Cevap; “yine imajlar ile”dir. Müspet, meşru imajlar, ardındaki hakikate yol veren sevilesi imajlar… Rabıtayı doğru yapın! Akacaktır yardım, hikmet, himmet, inayet…

“En güzel isimler Allah’ındır, artık O’na onunla(esmaları ile) dua ediniz! Allah’ın isimlerini(mânâsını) saptıranları terket! Yapmış oldukları şeyden dolayı yakında cezalandırılacaklar”(Araf 7;180)

Rabıta; “kişinin Hakk’a yol, vesile olabilecek bir imgeye dikkatini yöneltmesi vasıtasıyla Hakk’tan bir ‘enerji’ akışı hissetmeye başlaması ve bunun da zamanla olumlu etkiler oluşturmasıyla kişinin arınması ve dahi manevi tecellilere mazhar olması işlemidir” denebilir sanırım.. Rabıta, niyetle birlikte anlam kazanmaktadır. Nitekim “niyet hayır, akibet hayır” derler.. Namazlarda “Kâbe”ye yönelmemiz, Allah’ın isimlerinin zikri, Kuran-ı Kerim okumak, dinlemek(tabi en fevkaladesi anlamak ve uygulamak), bunlar rabıtayla ilgili bilinen ve yaygın uygulanan örneklerdir. Rabıta başka inanç sistemlerinde de vardır ve bazı sistemlerde sadece dikkati odaklamak için, kullanılan imgenin, kanalın niteliği fazla irdelenmeden de yapılagelmektedir. (Kalbi rabıta da ayrı…)

Gündelik hayatımıza uyarladığımızda ise görürüz ki sıklıkla rabıta yapmaktayız. Kişinin sevdiklerini hayaline getirip düşünmesi, ya da tam tersi, sonra saatlerce televizyon seyrettiğimizde, kitap okuduğumuzda, cep telefonumuzla, sosyal medyada dolaştığımızda aslında hepsi bir akış, bir çeşit rabıta.. Bunu engelleyemeyiz, ancak Allah’ın izniyle yönetmeyi deneyebiliriz. Hakk’a giden kolaylaştırılmış, temiz yollara yönelme anlamında… Çünkü rabıtamız kime, neye, nereyeyse ona göre bir his, bilgi ve yaşam akışı gerçekleşmekte. Menzil de ona göre…
Rabıta, raptiye kelimesinin de kökeninde. Raptolunan neye raptolunursa onunla anılmakta.. Eşim, giderek manevi rabıtanın yerini -çoğu zaman bu işlemi sömürme niyetiyle dikkati kendi mecralarına yöneltme peşindekilerin ikame ettiği(ve bizi buna razı ettikleri)- “teknolojik rabıta”nın aldığını gözlemlediğini söyledi geçenlerde. Aynen katılıyorum. Ve “dikkat” diyorum! O imajlar ki ismi ile cismi müsemma değil, bizi hayal dünyası düşkünlerine döndürmesin. Dünyamız bir suni, çakma suretler çöplüğüne dönüşmesin. Nice aşkullah, muhabbetullah, muhabbet-i Resululullah(sav) dolu gönül dururken, atasözümüzün belirttiği gibi bülbülün peşine düşüp güle gidileceğine, karganın peşinde yolumuz çöplükte neticelenmesin.

Sözün kısası; sahte imajlarla bu kadar oyalanma da hakikatinin peşine düş, vesileler ara ve bu kutlu istikametin vesilelerine sıkı sıkıya sarıl(raptol), sev ki nefsini uyuşturup tutsak eden o neon ışıklar sonunda nurunu söndürmesin. Varoluş amacını unutma ki kurtuluşa eresin, vesselam…

“Bu (putlar ise), sizin ve atalarınızın (kendi istek ve öngörünüze göre) isimlendirdiğiniz (keyfi) isimlerden başkası değildir. Allah, onlarla ilgili 'hiçbir delil' indirmemiştir. Onlar, yalnızca zanna ve nefislerinin (alçak) heva(istek ve tutku) olarak arzu ettiklerine uyuyorlar. Oysa andolsun, onlara Rablerinden yol gösterici gelmiştir”(Necm 53;23)

Musa Dede / GÖLGENİN HAKİKATİ

X
YAZARIN DİĞER YAZILARI