Muhammet Kösle

Doğal havuza muhatap bulamadık

28 Ekim 2020
Okurlarımızdan Işıl Baştan’ın, haklı olduğu endişesini paylaştığı e-postasını özetimle aktarıyorum:

 
“Şöyle bir şey sorsam; 2020 yılına damgasını vuran, haliyle de dünyada en çok konuşulan şey nedir? Desem, ‘Covit–19’ diye yanıt alacağımı biliyorum. Beraberinde bir şeyi daha çok iyi bildiğimi biliyorum. O da bu hastalığın da ana sebebinin, hijyene dikkat edilmemesinden kaynaklanması. Bu konuyu bazılarımız halen anlamamak için ısrarla direniyor olsa da gerçek böyle ama! Fotoğrafımda görmüş olduğunuz masum çocuklara eğlence kaynağı olan ÇOK RİSKLİ su birikintisine bakın. Her şey ortada! Çocukların suçu var mı? Yok elbette. Belirttiğim gibi; her şey ortada! Şimdi gelelim bu doğal havuz meselesine… Havuzun zeminini oluşturan asfalt aylar önce bir gece vakti çöktü. Daha sonra da bu doğal havuz oluştu! Çöken asfaltın onarılmasını istedik. Ama muhatabını bulmak ne mümkün… Malum, seçimlere de epey bir zaman var! Bize de ses olur musunuz? Adresimiz; Yıldırım ilçesi Millet Mahallesi Doğan Sokak No. 10 önü.”

Yıldırım Belediyesi Fen İşleri Daire Başkanlığı’nın dikkatlerine; acil…

 

SAHİPSİZ OLMASAK BİR AY BEKLEMEZDİK


Okurlarımızdan Yunus Emre Türker, özetimle bakınız ne diyor: “Muhammet Bey. İlgili çöp yığınlarının açık adresi; Mudanya Belediyesi, Güzelyalı Siteler Mahallesi Beyazgül Sokak üzerindeki kaldırım. Bunları buraya kim ya da kimler koydu bilmiyorum. Bilsem de ne yapacağım ki? Ancak bildiğim bir şey var ki o da biz sahipsiziz! Aksi olsaydı bu çöpler bir aydır burada durmazdı!”

BURULAŞ’IN YÜRÜYEN DURAĞI!

Yazının Devamını Oku

Yok artık!

25 Ekim 2020
Adının açıklanmasını istemeyen Dörtçelik Çocuk Hastanesi doktorlarından bir okurumuz: “Yok artık” diyor ve:

“Hiçbir önlem alınmadığı gibi uyarıcı işaretler de kullanılmayan hendek, Dörtçelik Çocuk Hastanesi önündedir. (Nilüfer ilçesi) Kıymetli yetkililerin ve ilgili denetçilerin bir bildikleri vardır elbette; böyle bıraktıklarına göre! Ancak ben her gördüğümde bu hendeği ‘YOK ARTIK’ demeden edemiyorum. Çok yazık…”
Bence de gerçekten de ‘yok artık’, gerçekten de çok yazık…

Nikâh neşesini kaçıran kuyu!

Hürriyet Bursa gazetesi abonesi Ziraat Mühendisi Günay Trabzonlu: “Geçtiğimiz hafta bir komşumuzun nikâh davetine icabet etmek için nikâhın kıyılacağı Merinos Kongre Merkezi’nde bulunan (Osmangazi ilçesi) nikâh dairesine gittik. Çok keyifli geçen nikâh merasimi sonrası oradan ayrılıyorduk ki gözüme nikâh dairesi önündeki yeşil alanda bulunan kuyu takıldı.
Sonra nikâhımızın neşesi kaçtı. Çünkü bizim yeşil alanda koşmayı seven afacan bir çocuğumuz var! Dolayısıyla bu kuyuya afacan bir çocuğun düşme ihtimali niçin hesaplanmadı? Belki de düşen oldu da konu basına yansımadı! Özetle bu takipsizlik buraya hiç yakışmadı!”

100 kilo da buraya atsaydınız ya

Yazının Devamını Oku

İyi ki varsınız

24 Ekim 2020
Hürriyet Bursa gazetesi abonelerimizden Habibe Kobak: “Gerçekten şaşırdık. Öyle mutlu olduk ki…” dediği ve çok ama çok duygulu yazdığı her halinden belli e-postasını özetimle aktarıyorum. UNutmadan ‘2020 yılının en keyif alarak aktardığım e-posta özetim budur’ desem yeridir… Okuyunca bana hak vereceğinizi umuyorum:

 

“Geçtiğimiz haftaydı. Bitmek üzere olan yaz mevsimini değerlendirmek için ailecek Cumalıkızık’a yakın bir adreste bulunan piknik alanına gitmiştik. Hava kararmıştı. Şehrin gürültüsüne ve patırtısına kavuşmak için dönüş hazırlılarımız başlamıştı! Derken yeşil alanda bir tavşan gördüm.

Hiç kıpırdamıyordu. Çılgın bir hayvan sever olarak tavşana yöneldim. Tavşanın yanına çömeldim. Eşime fotoğrafımızı çekmesini rica ettim. Tavşanın korkup kaçmamış olması dikkatimi çekmişti. Sevmeme müsaade etmesine de şaşırmıştım. Derken tavşanın sağ arka ayağının kırık olduğunu bu yüzden de kaçamadığını görünce kahrolduk. Onu burada bu vaziyette bırakamazdık. Malum geçtiğimiz aylarda Osmangazili olduğundan Nilüfer Belediyesi Veteriner İşleri Müdürlüğü Hayvan Bakım ve Tedavi Merkezi’ne alınmadığı için (09 Ocak 2020 tarihli HERŞEY BİR TARAFA MEVZU OLAN BİR HAYATTIR) başlıklı yazım) Yıldırım Belediyesi Hayvan Barınağı’nda ölen zavallı tavşanın hikâyesini unutmadık henüz! Utanç verici acı hikâyenin iyi yürekli başrol oyuncusu olan Yıldırım Belediyesi Veteriner İşleri Müdürü (Mehmet Altıntaş) aklımıza geldi.” 13 DAKİKADA YANIMIZA GELDİ

“Daha sonra eşim, arkadaşlarının yardımlarıyla bizzat o müdüre ulaştı. Konuyu anlatarak; ‘tavşanı biz de getirebiliriz. Ancak taşıma şeklini bilmediğimiz için bazı endişelerimiz var. Acısına acı katmaktan korkuyoruz. Yardımınız lazım lütfen…’ deyince müdür: “Bizzat hemen geliyorum konum atın” dedi ve konum attık. Müdür, mesai saatleri bitmesine karşın çalışma arkadaşlarından bir veterinerle birlikte 13 dakika sonra yanımıza geldi. Olay yerinde yapılan küçük bir muayene sonrası yaralı tavşanı teslim alarak gittiler. (Giderken de: “Tedavisi yapılacak. Dilerseniz haftaya ziyarete gelebilirsiniz” dediler.) Size de yolladığım ve öncesinde yaralı olduğunu bilmediğim bu fotoğrafım ömür boyu arşivimde kalacak. Çok teşekkür ediyorum Yıldırım Belediyesi Veteriner İşleri ekibi. İyi ki varsınız…”

Sahiplenmeniz için siz Habibe Kobak’a, akabinde işini ‘iş’ olarak değil de ‘insanlık vazifesi’ olarak gören siz Mehmet Altıntaş’a ve kıymetli çalışma arkadaşlarınıza teşekkür ediyorum. Helal olsun…

 Biri çıksın bana anlatsın!

Yazının Devamını Oku

Atatürk Kent Ormanı’nın içler acısı hali

21 Ekim 2020
Giriş ücreti 8 lira, tuvalet ücreti 1 buçuk lira olan Atatürk Kent Ormanı, çeşmeleri tıkalı olan lavabolarıyla, ziyaretçilerin araçlarını gelişigüzel park etmesi sebebiyle trafik kaosunun yaşandığı ortamıyla, bakımsızlığıyla, tertipsizliğiyle, toplanmayan çöpleriyle misafirlerini bekliyor.

Geçtiğimiz haftaydı. Gezmek, piknik yapmak ve şehrimizdeki yaşam alanlarımızda kalmayan o özümüz olan toprağın ve bulunmayan yeşilin kokusunu almak ve tüm bunları yaparken de stres atmak için sabah 8.00’de ailecek Atatürk Kent Ormanı’na gitmiştik. Nilüfer ilçemizde olan ve sorumluluğu Büyükşehir Belediyesi’nde bulunan ormana giriş ücreti olan 8 lirayı ödeyerek girişimizi yaptık.

HER YER ÇÖP!

Sonra ailecek dağılarak en temiz masayı seçtik! Oturma hazırlıklarımızı yapmadan önce çevreyi süpürmek zorunda kaldık. Süpürdüğümüz çöpleri yanımızda getirdiğimiz battal boy poşetlere koyduk. Öğleye doğru, bir kapısının önü de atıl duruma düşürülmüş olan binlerce liralık demir malzemeyle kapatılmış olan bakımsız tuvalete gittik. Görevli “Ücret 1 buçuk lira” dedi. Vay be... Girişe 8 lira, tuvalete girmek de artı parayla! Çok şaşırdım açıkçası. Bir şeyi test etmek için tuvalet girişinde bulunan görevliye ‘Param yok. Ne yapacağım’ dedim, “Paran yoksa giriş de yok” cevabını aldım...

BAKIMSIZ KAZANÇ MERKEZİ

Sonra bir gözlem yaptım. Ahalinin birçoğu bu parayı ödemektense istikametlerini ağaçların sık olduğu yöne doğru çevirdiklerini tespit ettim! Beş kişi olsan ve gün boyunca iki kez tuvalete gitsen 15 lira! Az para değil. Basın, polis, zabıta, engelli kimliği gibi bazı hakları olanların dahi ücretsiz giriş yapamadıkları bir çöplükten, yani Atatürk Kent Ormanı’ndan bahsediyorum! Vaziyet o ki burası bir kazanç merkezi olarak görülüyor gibi! Binlerce kişiden alınan ücret sonrası ücretli tuvalet ise pis mi pis..!

Yazının Devamını Oku

Başarana yemek sözü

18 Ekim 2020
Burası, ‘Bursa’ denince akla ilk gelen mahallelerden biri olan Çekirge Mahallesi’nin dağının eteğine kurulan ve belki de bu ultra mega hizmetiyle Dünya’da tek olan Çekirge Aile Sağlığı Merkezi önündeki basamakları kullanacak olan bazı vatandaşlarımıza yardımcı olsun diye sunulan engelli rampasına değinmek istiyorum!

Önce kısaca şunu tekrar hatırlatayım.
Aile sağlık merkezimizin mahallemizin bittiği yokuşun sonuna, yani tepe noktasına kurulur olmasındaki sır halen çözülmüş değil! İşte bu sebeptendir ki mahalleli sağlık bulma tırmanışında dinlenme molası vermeden edemiyor! (gençler dahil) Mahalleye bi’haber mesafede olan hizmet! Kalbin ayak parmaklarında olması gibi bir şey bu…

İNMESİ AYRI ÇIKMASI AYRI

Engelli rampasına değiniyordum. Konuyu dağıtmayayım. Geçtiğimiz aylarda aile sağlığı merkezi girişine hizmet olarak sunulan dikin de diki olan engelli rampasını izliyorum da… Şaka olsa böyle başarılı olamazdı! Ben iddia ediyorum; bir anne içinde bebeği bulunan bebek arabasıyla ya da engeli aracı kullanmaya mahkûm olan kardeşimiz bu rampayı normal halde insin söz veriyorum ona istediği yerde dilediği kadar yiyebileceği yemek ikram edeceğim. Çıkma kısmına gelince de; Ferrari motoru taktırılırsa olur derim!

Burada para basmıyoruz

Adının açıklanmasını istemeyen bir işletmeci çok dertli... Derdini özetimle aktarıyorum: “Bursa’nın en eski ve en bilinen; eğlence, dinlenme, gezi, spor, piknik gibi etkinlikleri de güvenle yapmanıza imkan sunan bir adres olan Kültürpak’tan sevgilerimi sunarım. Bizler bir aile şirketi olarak dara düştük. Derdimize çare arıyoruz. Ancak çare arama sonuçlarımızın boşa çıktığını görüyoruz. Her çare arama sonucumuzda kaşlarımızı çatıp oturuyoruz! Bakınız lütfen. Size yolladığım fotoğrafı hafta sonu saat 17.49 da çektim. Bir zamanlar insandan geçilemeyen yolda bir vatandaşımız dahi kalmadı. Çünkü Covit-19 hastalığı en çok bizlerin belini büktü. Hemşehrilerimiz artık buralara uğramaz oldu. Bu bir dönemdir ve geçecektir. Bunu biliyoruz. Ancak müşterilerimiz yok ve olmayan müşterilerimize rağmen iş yerimiz için belediyeye 10 bin lira kira ödemeye devam ediyoruz. Sattığımız ne? Çay, kahve ve kahvaltı tabağı... Battık, battık! Kiralarımızı dahi çıkartamıyoruz. Bizi anlayacak bir yetkili bulamıyoruz. Biz burada para basmıyoruz. Biz burada çay satıyoruz!”

Yazının Devamını Oku

Avrupa kenti olabilir miyiz

17 Ekim 2020
Hürriyet Bursa’da 10 Eylül 2020 tarihli köşemde bir zabıta memurunun şikâyetini (FSM Metro İstasyonu’na 30 metre mesafede) yayımlamıştık.

Şikâyete konu olan Büyükşehir Belediyesi, Nilüfer ilçesi sorumluluk alanında bulunan haberin başlığına da mizansen olsun diye ‘CANKURTARAN SİMİDİ TAKALIM MI’ demiştim.
Aradan geçen kısa süre sonunda yapılan işleri kontrol etmek için yine düştüm yollara… İşte tam da burada yapılan işin neticesini görünce ‘eyvah, bir kez daha ne kötü işe aracılık etmişim’ demekten alamadım kendimi!
Kaldırım üzerindeki darmaduman edilen oluşumun toplanarak çok da sivri uçları bulunan dört ayrı tijin hiç ama hiçbir güvenlik önlemi alınmadan zemine çakılmış olduğunu görmeyeyim mi?

CEZA ÖDENİRDİ!

Aynı durum bir Avrupa ülkesinde olsaydı, vatandaş bunun için dava açardı. Neticesinde de bu çok ciddi tuzağı hazırlayan şirket ya da kurum, davayı açan kişiye yüz binlerce, belki milyonlarca lira ceza ödemek zorunda kalırdı.
Demek oluyor ki ‘Avrupa Şehri kokartı’ almakla Avrupalı olmak bir değilmiş. Siz en iyisi mi biran evvel oradaki tijlerin üzerine bir can simidi takın! Çünkü oradaki darmadağın olan vaziyet, öncesinde çok rahatlıkla fark edilebildiği için risk oluşumu da çok zayıf bir ihtimaldi. İşin özeti; can simidi işi ivedi olarak değerlendirilmeli!

O APARAT NE İŞE YARIYOR

Yazının Devamını Oku

Baz istasyonları sağlığımızı bozar mı?

14 Ekim 2020
Adının açıklanmasını istemeyen Uludağ Üniversitesi ana bilim dalı başkanlarından olan bir okurumuz şikayetini şöyle dile getiriyor:

“Muhammet Bey, bazılarımız baz istasyonları için ‘olmazsa olmaz, onlar yoksa bizler nasıl yaparız’ gibi sözler üretip ‘haklıyız yaptıklarımızda ve yapacaklarımızda’ deseler de, COVID-19 hastalığı sonrasında insan hayatındaki en zorunlu değerimizin ve ihtiyacımızın sağlıklı olmak için ‘çaba göstermek, bunu yaparken de aşırı titiz davranmak’ gerekliliğinin önemini bir kez daha hatırlamış olduk.”

SORU İŞARETLERİ VAR

“Buna göre fotoğrafını çekmiş olduğum baz istasyonunun (Nilüfer ilçesi Fatih Sultan Mehmet Mahallesi Turgut Özal Parkı karşısı, Özgür AVM yanı) ve diğerlerinin de bizlere verebileceği ziyanların hesabı yapılıyor mu? Gerçi; dünyada böylesine yaygın hizmet veren bir sistemin toplum sağlığına zarar vermesinin günümüz imkânlarında mümkün olmadığına dair açıklamalar yapılsa da... Yine de bazı soru işaretleri var hep aklımın bir ucunda! Özellikle; Vali Yakup Canbolat’a, Büyükşehir Belediye Başkanı Alinur Aktaş’a ve İl Sağlık Müdürü Uzman Dr. Halim Ömer Kaşıkçı’ya hitaben; sağlıklı neslin yetişmesine yönelik olarak destek vermiş olduğunuz çalışmalarınızda kolaylıklar diliyorum. Saygılarımla.”

ÖNCESİ SÜKÛNET SONRASI CURCUNA

OKURLARIMIZDAN olan Tahsin Turan özetimle bakınız ne diyor: “Osmangazi ilçesi Küçükbalıklı Kavşağı Yağmur Alüminyum önündeki sözüm ona görme engelli vatandaşlarımız için özel olarak döşenmiş olan taşların öncesi sükûnet sonrası curcuna! Yetkililer bizlerle dalga mı geçiyorlar acaba?” Ne diyeyim; hayırlısı olsun diyorum!

BÖYLE KALDIRIM MI OLUR?

Yazının Devamını Oku

Taş kumbarası istiyoruz!

11 Ekim 2020
Yaklaşık dört ay önceydi.

Bu kez de; kır, kaz, aç, kapa, yama, sıva, bırak, unut işlerinden birisine ev sahipliği yapma sırası Zübeyde Hanım Caddesi’ne gelmişti!
Derken, cadde üzerinde cereyan eden işlemler sonrasında unutulan bazı işleri bu köşede hatırlatarak tamamlattırabilmiştik. Sağ olsunlar. Ama bir ihtiyaca gereksinimiz olmuş ve onu geç olmakla birlikte hâlihazırda keşfedebilmiş olmanın mutluluğu içindeyim!

İSTİFLENDİ BİR KERE

Takip edebildiğim kadarıyla cadde üzerindeki kaldırım çalışmalarından artan kilitli taşlar, Bursa Anadolu Lisesi önündeki ‘giysi kumbarasının’ önüne bir istiflendi ki istifleniş o istifleniş! Taşların giysi kumbarasına atılmasını mı bekliyorlar acaba? Ya da bunu yapmasak da oraya bir taş kumbarası koysanız diyorum... Daha iyi gider

Uçurmak için hazır bekleyen tabela!

Hürriyet Bursa gazetesi abonelerinden olan Emekli Emniyet Müdürü Taner Sönmezocak: “Mudanya ilçesi Burgaz Kurşunlu Yolu Altınkum Caddesi başlangıcındaki (Beyaz Kayalar Lokantası karşısı) yön tabelası birilerini uçurmak üzere pusuya yatmış vaziyette beklemektedir! Aman dikkat diyorum... Sevgi saygılarımı arz ederim” diyor.

Yazının Devamını Oku