Metin Görgün

Tek eksik tecrübe

17 Kasım 2003
<B>HAYAL </B>etmeden hiçbir şey olmuyor. Eğer birileri Avrupa Şampiyonası'nı Türkiye'ye almayı ve bu turnuvada başarılı olacağımızı hayal etmese -ki ciddi bir grup buna karşıydı- belki de bugün gerçekte hakedilen bu yerde olamazdık. Aslında buraları ilk hayal edip, Avrupa Şampiyonası'nın Türkiye'ye alınmasının arkasındaki kişilerin başında o dönemin federasyon başkanı Ahmet Gülüm ve şu andaki Milli Takım'ın çekirdeğini oluşturan gençlerin başarılı antrenörü Adnan Kıstak vardı.

Daha sonra şimdiki federasyon başkanı Hüsnü Can, güvendiği Deniz Esinduy ile beraber bayrağı eline aldı ve Esinduy'un ölümünün ardından antrenörlük görevini en uygun kişi olan Reşat Yacıoğulları'nun üstlenmesiyle bugünkü başarılar ortaya çıktı. Geçmiş dönemlerde de bayan voleybolunun yerinin burasu olduğunu söylesek de bunu gerçekleştiremiyorduk.

Avrupa Şampiyonası'nda ikinciliğe sevindik, ancak içimizdeki ses kaçan şampiyonluğa ağıtlar yakıyordu. Voleybolun tanıtım kampanyası için tarihler belirlense biz bile bu kadar uygununu hesap edemezdik. Türkiye'nin gündemine bomba gibi düşen bayanlarımız, Avrupa ikinciliğinden hemen sonra Dünya Kupası'nda da derece kovalaması, çıktığı maçlarda verdiği mücadele ile onlara inanan Türk halkının güvenlerini boşa çıkarmaması buralarda kalıcı olduklarının en büyük göstergesi oldu. Başta Neslihan ve Natalia olmak üzere artık onlar gündemin yeni yükselen değerleri oldular.

İlki gerçekleştirin

Neslihan'
ın bu turnuvanın en skorer ikinci oyuncusu olurken kaçırdığı birinciliğe ülke olarak üzüldük. Hatta son maçlarda bütün topları niye ona atmadığımızı soranlar çıktı. Dünyanın en iyileriyle oynadık ve gördük ki, aslında yok öyle bir fark. Hatta yaş ortalamamız ve kapasitemizle fazlamız var. Tek eksiğimiz tecrübe. O da her geçen turnuva kapanıyor.

Ocak ayında da Azerbaycan'da olimpiyat için vize arayacağız. Sevgili kızlar, pardon SULTANLAR, siz bu ülkeye voleybol diye bir spor olduğunu hatırlatarak zaten görevinizi fazlasıyla yaptınız. Ancak sizden bir ilki daha gerçekleştirip olimpiyatlara gitme hakkını kazanmanızı istiyoruz. Sevgili Atamızın dediği gibi, bu sizin damarlarınızdaki asil kanda mevcuttur.
Yazının Devamını Oku

Oynadıkça açılıyoruz

6 Kasım 2003
Kızlarımız Dünya Kupası'ın şu anki en büyük favorisine, maçı alabilecekken 3-1 kaybetti. Sultanlarımız resmen maçlar oynanırken gelişme kaydediyorlar. İlk 3 maç Kagoshima'da yapıldı ve biz 3. maçta alışabildik. Uzun bir uçuş periyodundan sonra Sendai şehrindeki ilk maçta ilk setten sonra salona alıştık ve oyuna ortak olduk.

Şu kesin bir gerçek ki, biz hem fiziksel, hem teknik, hem de moral motivasyonu anlamında bu seviyenin takımıyız. Tek eksiğimiz bu platformda oynadığımız maç sayısının azlığıdır. Eğer bu kızlarımız -ki daha yaş ortalaması 24- birkaç turnuva daha oynarlarsa, ilk sıralarda kendilerine yer bulacaklardır. En önemlisi kızlar da bunun farkına vardılar.

Kazanmanın yolu

Maça gelince... Çin takımı çok iyi defans yapan, çabuk toplarla sonuca giden ideal bir voleybol takımı. Biz file üstünde bu kadar çabuk oynanan voleybola, blok ve defansta uyum sağlayamıyoruz. Bu tip takımlara karşı iyi servis atıp, topu pasöre getirmelerini engellersen başarılı olabilirsin ki, biz de Neslihan'ın etkili servisleriyle zaman zaman bunu başardık.

Hücumda Natalia mükemmel oynadı. Seda, eğer file önünde olduğu gibi servis karşılamada etkili olduğunu gösterebilirse, takımımız çok daha güçlenecek. Baharın da iyi gelen manşetlerde ortayı biraz daha kullanması lazım. Ancak milli takımımızın gösterdiği mücadeleye ve milyonları televizyon başına kilitlemesine, voleybol adına yaptıkları tanıtıma yürek dolusu teşekkürler. Önümüzde galip geleceğimiz maçlar var. Eğer bu maçları alırsak, ABD, Japonya ve İtalya maçlarının da sonucu lehimize olabilir.
Yazının Devamını Oku

Çok şımarık çook

4 Kasım 2003
Kızlarımız destan yazmaya devam ediyor. İlk maçta Polonya'dan rövanşı alamadık, elimizden kaçırdık, üzüldük. İkinci maçta (Brezilya) son set hariç çok iyi sinyaller verdik ve bu turnuvada misafir olmadığımızı gösterdik. Ancak sahadan mağlup ayrıldık. Küba maçı öncesi kimse galibiyeti düşünmüyordu. Ancak filenin sultanlarının sürprizleri alışkanlığa dönüştürdüğünü hepimiz unuttuk. Bu maçı bir kaç açıdan ele almak lazım.

Dünya şampiyonası, tek devreli lig usulü oynanan yani bütün takımların birbiriyle oynadığı bir sistemle oynanıyor. İlk defa Dünya Kupası'nda olmamızın sorunlarını yaşıyoruz. Ancak önümüzdeki maçlarımızı kazanarak ilk 5'e girmemiz uzak bir hedef değil. Hedef maçlarımızı Mısır, Arjantin, Güney Kore, Dominik Cumhuriyeti, İtalya, ABD, Japonya, Çin olarak zayıftan güçlüye sıralarsak çok fazla yanılmış olmayız.

Neslihan yükseliyor

İkinci açı ise oyuncuların performanslarıyla ilgili. Avrupa Şampiyonası'ndaki hücum yükünü taşıyan oyuncular burada da değişmemiş hatta Neslihan gün geçtikce bu yükteki payını arttırmış.

Natalia hücumdaki görevini fazlasıyla yapıyor ama defansta daha çok şeyler bekliyoruz ondan. Aysun'un bloktaki başarısı çok iyi. Nedense tek ayak hücumlarda Bahar'la zaman zaman sorunlar yaşıyor. Bu da hücumdaki etkinliğini olumsuz etkiliyor. Özlem hücum da biraz daha fileden açık sıçrayarak daha etkili olmalı. Ona top atılmayacak diye ikili bloklar köşe oyuncularının önüne gidiyor bu da zorlanmamıza neden oluyor. Esra hücumda elinden geleni fazlasıyla yapanlardan. Ancak bu turnuvada servis karşılamada toplar Bahar'a değil çoğunlukla üç metre çizgisine geliyor.

Hücumlarımızda nereye atılacağı belli toplarda yüksek bloklarla rakiplerimizin işi kolaylaşıyor. Önceliği kafasında servis karşılamaya vermeli. Ayça defansta muhteşem oynuyor hele son Küba maçının kahramanlarından biri. Ancak onun da servis karşılamada daha dikkatli olması lazım. Zaten bu turnuvada en çok aksayan yönümüz bu oldu. Bahar'a gelince muhteşem oynadığı Ankara'dan sonra belki manşetlerin iyi gelmemesi belki de stres nedendir bilemiyorum ancak çok tutuk oynuyor.

Kızlar bizi nasıl şımarttılar. Son 4 Dünya Kupası Şampiyonu, son Olimpiyat Şampiyonu Küba'yı hem de 2-0 geriden gel ve 3-2 yen biz hala neler yapılmıyor onları konuşalım. Çok şımardık çook.
Yazının Devamını Oku

Derbiye yakıştı

3 Kasım 2003
Uğrunda mücadele ettiğiniz bir işi başarmışsanız bununla gurur duymak hakkınızdır. Sahada mücadele veren genç G.Saraylı voleybolcuları ve de kenar yönetimini canı yürekten kutluyorum. Voleybol şubesini yok etmek için elinden geleni ardına koymayan, önce bayan şubesini kapatıp sonra da kuşa çevirdiği ve hiçbir destek vermeyerek adeta silahsız sahaya sürdüğü bir avuç genci hesaba katmadığı için de başkan sayın Özhan Canaydın'ı bir voleybolsever olarak kınıyorum.

Ancak bu gençlerden bazıları ortada Şevki, köşelerden Bekir, Can ve özellikle pasör Ulaş başkanı üzmeye devam edecek.

Bana sorarsanız G.Saray futbol takımına destek olur diye bu çocukları da başka takımlara kiraya verin. Maşallah başarılı olurlarsa seneye 3 puanı olan erkekleri de kapatma kararını uygulamazsınız.

Şampiyonluk adayı

F.Bahçe'ye gelince; rahat kazanmaları beklenirken gereksiz stres ve sarı kartlarla oyunu zora soktu. Kurulan takımda bazı sorunlar olsa da, bu ekip şampiyonluğun en büyük adayıdır.

Sayın Aziz Yıldırım ve yönetim kuruluna salonlara yeniden heyecan getirdiği için teşekkürler. Barış formunun zirvesinde. Eğer sinirlerine hakim olursa, çok daha iyi oynayacaktır. Dariusz biraz daha ortadan oynamalı. Burak, gerek serviste, gerekse hücumda mükemmel oynadı. Ancak Brezilyalı Franca, Dariusz'la bir an önce vuracağı topu bulmalı. Gökhan çok formsuz. Gürsel ise inişli çıkışlı oynuyor. Hasan görevini yapanlardan.

Sonuçta heyecanlı ancak kalitesi inişli çıkışlı bir maç seyrettik. Derbiye yakıştı. Erkek voleybolu oynanan maçlarda heyecanın yanına kaliteyi de koyarsa, tadına doyulmaz bu ligin.
Yazının Devamını Oku

Elinize sağlık

29 Eylül 2003
<b>BAZI </B>anlar vardır, ne yazsan, ne söylesen boştur. İçindeki coşkuyu ya da hüznü anlatmak olanaksızdır. Şimdi, şampiyonluğu kaçırdık, şöyle oldu, böyle oldu mu demeli, yoksa, helal olsun kızlar, şu anda Avrupa ikincisiyiz, sizinle gurur duyuyoruz mu, demeli. Ama ben, grubun finalinde 3-2 kaybettiğimiz Almanya maçından sonra ne hissediyorsam, şu anda da onu hissediyorum. Kızlar ellerinize sağlık.

Bu ülkenin gündemine bomba gibi düştünüz. ‘‘Voleybol nedir?’’ diyen ciddi bir çoğunluğa, ‘‘Bu senenin trendi voleybol ve en gözde isimleri Natalia, Neslihan, Özlem, Bahar, Aysun, Esra, Çiğdem, Mesude, Gülden, Sinem, Seda’’ dedirttiniz. Bu dönemde doğan kız çocuklarına, anneler, babalar sizin isimlerinizi veriyorsa, sizler bizim gönüllerimizin şampiyonusunuz.

İşin başındasınız

Bizler, sizin daha işin başında olduğunuzu, önümüzdeki dönemde gerek Dünya Kupası'nda, gerekse Olimpiyat elemelerinde başarılarınızla daha çok voleybolu konuşturacağınızı biliyoruz. Ciddi köşe yazarları, ciddi TV programları, spor sayfaları yaklaşık 10 gün voleybolla dolduysa, sizler bizim gönüllerimizin şampiyonusunuz.

Ülkenin cumhurbaşkanını, başbakanını, sayısız bakanını, bürokratını o salona voleybol seyretmeye getirdiniz ya, sizler bizim gönüllerimizin şampiyonusunuz.

İnanın kızlar, görevinizi tam yaptınız. Size güvenenleri, özellikle de hocanız Deniz Esinduy'u mahcup etmediniz. Onun da ruhu şu anda huzur içindedir. Tekrar ellerinize, yüreklerinize sağlık. Ne desek az, teşekkürler.
Yazının Devamını Oku

Rüya gibi

28 Eylül 2003
BUNUN adı final. Hem de Avrupa Finali. Hayali bile insanı mutlu ederken, gerçeğinde neler hissedilir ve bu hissedilenler nasıl dile getirilir bilemiyorum. <B>‘‘Bilmiyorsan, kalemi niye eline aldın’’ </B>demesinler diye bir şeyler yazacağım. Maça beklediğimiz gibi başladık. Önce iyi servisle tanımadıkları ve alışık olmadıkları ortamda, seyircinin de büyük katkısı ile Hollanda'yı ilk sette sürklase ettik. Ancak bunda teknik kadronun karşı takımı iyi analiz etmesinin ve blok- defans uyuşmasıyla korkulan Leferink ve Huurman ikilisini durdurmamızın büyük rolü vardı.

Natalie ve Nesilhan'la köşelerden vurduk. Neslihan her servise geldiğinde büyük işler yaptı. Özlem gerek blokta, gerek hücumda erken girişleriyle smaçörleri rahatlattı. Bir gün öncenin muhteşem oyuncusu Aysun için Hollanda, belli ki önlem almış. Onu durdurdular. Ama onun sayesinde Neslihan coştu. Gülden her zamanki gibi en kritik anlarda çıkardığı toplarla takımın ateşleyicisi oldu. Esra böyle manşet yüzdesiyle oynarsa bizim takım her zaman kazanır. Hücumda en zor pozisyonda vurmasına rağmen, takıma inanılmaz katkıda bulunuyor. Bahar için söylenecek tek söz, ‘‘Sen bu işi bitirmişsin’’ olabilir. Bu kadar soğukkanlı, bu kadar isabetli ve böyle özveriyle defans yaparak karşı tarafın zayıf yanlarını kompüter gibi algılayıp önlemler alarak oynarsan, takımını da finale götürürsün.

Artık dönüş yok

Natalie
bir anda Türkiye'nin sevgilisi, kızı gelini, açıkcası canımızdan biri oldu. Bu kadar iyi akıllı hücum yapmak onun sadece bir yönü. İnanılmaz defans yapıyor ve Esra-Gülden ile birlikte takımın bütün servis karşılama yükünü üstüne alıyor. Gülünce tüm Türkiye'nin içi ısınıyor. İnşallah o, vurup gülmeye, bizler de onun yüzündeki mutluluğu yaşamaya devam edeceğiz.

Artık sadece Avrupa Şampiyonluğunu kazanma şansını değil, Olimpiyat elemeleriyle, Dünya Kupası'na direk katılma hakkını elde ettik.Eğer o platforma bir kez girerseniz, bir daha geriye dönüş yok.

Gelelim bugünkü finale. Polonya'nın finale yükselmesini tüm seyircilerle birlikte istedik ve oldu. Kolay maç değil. Ancak hücum yükünü sadece Glinka ile çözüyorlar. Bu onların en büyük handikapı. Bir de Almanya ile 3-2'lik maç oynayıp çok yoruldular. Seyircimizle yarattığımız bu atmosferden çıkmaları çok zor.
Yazının Devamını Oku

Auta giden top

26 Eylül 2003
<B>HER</B> ne olursa olsun yarı final hakkını önceden kazanmış olmak takımımızı biraz rahatlatmış. Ancak üçüncü sette bu seyirciye yazık oluyor diyerek biraz oynamaya başladılar ve bu seti aldılar. Sonraki set ve 5. setin ilk bölümü bu turnuvadaki alıştığımız hüviyetine büründü ve maçı aldık derken, çok kritik bir anda Neslihan boş topu auta vurdu. Ne olduysa oldu, Almanlar kendine geldi. Bu seti 15-10 maçı da 3-2 kazandı.

Yukarıdaki maç özetinden ötede bir taktik savaşı yaşandı dünkü maçta. Öncelikle Almanya'nın antrenörü Lee Hee Wan bizim manşette zorlanıp hücumumuzu engellemek için taktik kısa servisler attırdı takımına. İlk iki sette de başarılı oldular.

Rövanşta yeneriz

Bizim hücum yaptıkça oynayan oyuncularımız Natalia, Neslihan ve de Esra hücumda hata yaptıkça ne blok kovaladılar, ne de alıştığımız defans etkinliğini ortaya koydular. Biz üstüne üstlük bir de kötü servis atınca özellikle gerçekten iyi pasör olan Hart takımını saat gibi oynattı. Hiç beklemediğimiz kadar ortadan oynayarak Radzuweit ve Kulakova'yla çok kolay sayı buldular. Voleybolun kaderidir. Eğer rakibi zorlamazsan hata yaptıramazsın.

İki set çeşitli oyuncu değişikliklerine rağmen ortaya etkili bir smaçör çıkaramadık. Üçüncü sette Reşat takımın pozisyonunu bir ileri alarak Alman taktik servislerini etkisiz kıldı. Bu çok akıllıcaydı.

İzmir'de ilk silahı atan gazeteci Hasan Tahsin gibi ilk yürekli smacı Esra'yla vurduk. Ondan sonra en kötü anlarımızda bile oyundan hiç düşmeyen günün en iyisi Aysun peş peşe ve boş toplar vurunca oyuncularımız kendine geldi.

Önce bloklar işlemeye bloklar işleyince defans yapmaya yani iyi oynamaya başladık. Artık klasik oyunumuz devredeydi. Bahar iyi gelen manşetleri çok iyi organize ediyor, ortadan Aysun, köşelerde Neslihan, Esra ve kendine gelen Natalia'yla adeta Almanları dövmeye başladık.

Aslında galip gelmek önemliydi. Ancak bu kadar durgun oyundan sonra tekrar dirilmek de çok önemli.

İki tarafın teknik adamları da oyunculardan maçı kazanmak için ellerinden geleni yaptılar. Ortaya çok güzel sahneler voleybol adına unutulmaz anlar yaşandı. Benim önceki tahminim devam ediyor. Biz bu Almanlarla finalde rövanş oynar ve yeneriz.
Yazının Devamını Oku

Bu bir duyurudur

25 Eylül 2003
<B>DÜNYA</B> voleybol ailesi, bugün hayretlerle izlediğimiz bu Türk Milli Takımı'nı en az 10 sene daha her türlü platformda üst sıralarda görmeye alışmalısınız. Yoksa ömrünüz ya hayret etmekle, ya da altında çapanoğlu aramakla geçer. Sizlere, yapabileceğim bir medya mensubu olarak bu son uyarıdır.

Önümüzdeki dönem bizim yıldızlarımızı konuşmak zorunda kalacaksınız o yüzden. Avrupa'da yaşayan Türkler'den isimlerini doğru telafuz etmek için şimdiden yardım alın.

Günün menüsünde seyircilere voleybol ziyafeti sunan kızlarımızın hamaratlıklarını anlatmak için teorik voleybol ders kitabını açıp neler yapılmalı bölümünü aynen yazmalıyız.

Bahar organizatör şef olarak bugünün starını Esra olarak seçti. İnanın kimin eli o gün düzgünse Bahar, bunu bir şekilde buluyor ve topu onunla buluşturuyor.

Ortadan Özlem'in ve Aysu'nun yaptığı erken girişler sayesinde hem Bahar hem de smaçörlerimiz Natalia, Neslihan ve Esra rahatlıyor. Bu kadar blok yaptığımız başka milli maç ben hatırlamıyorum. Pardon ne yapmıyoruz ki demek daha doğru.

Dünya seviyesinde

Salondaki atmosfer, seyirci katılımıyla uzun süre konuşulacak düzeyde ve bir voleybolsever olarak göz yaşartıcıydı.

Bu tür maçlar zordur. Rusya'yı yenmişsin, okyanusu geçmiş, derede boğulabilirsin. Ancak sevgili Deniz Esinduy'un yarattığı bu takım miras bıraktığı Reşat tarafından çok iyi yönetilmesi de bence bir tesadüf değil. Bu takımın mayasının iyi olduğunu hep söyledik.

Ancak birlikte olmakla, zevk almakla ve yaptığın işe olan güveninle olacağını bilmek ve ona göre değerlendirmek gerek. Oynanan voleybolun kalitesi inanın olimpiyat, dünya ve şu anda olduğu gibi Avrupa finalinin takımının oynayacağı seviyede.

Önümüzde gurubun finalinde oynayacağımız Almanya maçı var. Almanlar'da takım oyunu oynayan Grun gibi yetenekli bir smaçörle de hücum sorununu halleden iyi bir libero ve pasöre sahip gerçekten zorlu bir takım.

Ancak bu maçın tek karlı tarafı sahadaki ve televizyonları başındaki seyirciler olacak.
Yazının Devamını Oku