Metin Görgün

Nerede kalmıştık

21 Eylül 2004
<B>GEÇEN</B> yıl bu zamanlarda Avrupa Şampiyonası’nda ikinci olurken, ortaya koydukları mücadeleyle Türk halkının gönlünde taht kuran Sultanlarımız, bugün ASKİ Spor Salonu’nda saat 18.30’da Bulgaristan maçıyla podyuma çıkacaklar. Grand Prix Avrupa Elemesi Sinan Erdem Turnuvası’nda ilk üçe girerek bir ilki daha gerçekleştirmek ve Grand Prix finallerine kalmak için mücadele edecek olan kızlarımızda sakatlar bulunmasına rağmen, seyirci desteği ile bunu başaracak potansiyel olduğuna inanıyorum.

TRT 1’in canlı olarak yayınlayacağı maçların çok zorlu geçeceği bir gerçek. Antrenör Reşat Yazıcıoğulları’nın dediği gibi, ‘Her maç bir final.’ Mutlu sona ulaşacak takımların son maça kadar belli olmayacak derecede güçleri birbirine yakın. Kızlarımızın her setin, hatta her sayının önemli olduğu bilinciyle hareket etmesi gerekiyor. Sultanlarımızın, gerek salondaki seyircilere, gerekse televizyon başındaki milyonlara mesajı: ‘Nerede kalmıştık!’

Dün yapılan basın toplantısından da bahsetmek istiyorum. Tanju Argun’un federasyon başkanlığına adaylığını açıklamasıyla içim coşku ile doldu. Özlenen vizyonuyla Türk voleyboluna çok şey katacak Tanju Argun’un federasyon başkanlığı adaylığı Türk voleybolunun geleceğine güvenle bakmamızı sağladı. Hayırlısı...
Yazının Devamını Oku

Haydi Haldun Alagaş’a...

18 Haziran 2004
<B>ERKEK</B> Milli Takımımız’ın başı döndü. Sert geçen Play-Off sonrası kısa bir süre soluk alıp kamp dönemine giren millilerimiz, yaklaşık 2 aydır leylek misali oradan oraya uçup duruyor. Sessiz, sedasız olmadık işler başarıyorlar. Ne mi yapıyorlar? Önce Hırvatlar’ı sahasında yeniyor, sonra Çek Cumhuriyeti’ni tarihimizde bir ilki gerçekleştirip deviriyor ve tarihimizdeki ilklere bir yenisini daha ilave ederek Rusya’yı Bursa’da yenme başarısını gösteriyor. Avrupa’da Birinci Lig’e çıkma maçlarında da iki galibiyet, bir mağlubiyetle önümüzdeki sene Türkiye’de oynayacakları ikinci etaba avantajlı dönmeyi başarıyor. Ancak bütün bunların kamuoyuyla paylaşılması lazım.

Sahadaki güzellikler tanıtılmaz ise ekonomik darboğazda olan voleybola nasıl sponsor bulunacak?

Başarılar gösterilmeli

Supiar diye bir firma var. Ne işe yarar merak ediyorum. Değişik bir yöntemle fısıltı gazetesinin kulaktan kulağa haber iletme yöntemini deniyor olabilirler. Ancak şunu bilmeliler ki, katkıda bulunacaklarsa Voleybol Milli Takımı’nın başarılarını allayıp pullayıp ortaya çıkarmak lazım.

Küçümsediğiniz Bahar Kupası şampiyonluğunu başka branşlar kazansa yer yerinden oynardı. Madalyonun bir de öbür tarafı var. Oyuncuların motivasyonunu neyle sağlayacaksınız? Onları tanıtmaz, ekonomik gelirini sağlamazsanız haydi çocuklar demekle bu işler olmaz. Önümüzde Çek Cumhuriyeti ile Haldun Alagaş Spor Salonu’nda çok önemli maçlarımız var. Cumartesi ve pazar saat 17.30’da tüm voleybolseverleri bu maçlarda çocuklarımızın yanında olmaya çağırıyorum. Onları motive edelim. Onlara inandığımızı salonları doldurarak gösterelim.
Yazının Devamını Oku

İyi yoldayız

7 Haziran 2004
<B>AVRUPA</B> Ligi Eleme Grubu’ndaki 6’ncı maçımızda, bir gün önce tarihimizde ilk kez mağlup ettiğimiz Rusya’ya 3-2 yenildik. Yeni yapılanma içinde olan Erkek Milli Takımımız genel yapısı ve görüntüsüyle iyi yolda olduğunun sinyallerini verdi.

Sorunlarımız yok mu? Tabii ki var.

En başta etkili smaç servisleri karşılayamıyoruz ve aynı zamanda rakibi zorlayacak etkili smaç servis atamıyoruz. Ama kazanmayı isteyen, defansta istekli, manşet geldiğinde iyi blok yapan, blokta mücadele eden bir takıma sahibiz. Bu da 2007’yi hedefleyen takımı kuranlara umut veriyor.

Üvey evlat muamelesi

Nedim,
takımına sahip ve her oyuncunun katılımını sağlamaya yönelik idare tarzıyla bulunduğu yeri dolduruyor. Ruslar genç bir takıma sahip. Kapasiteli ancak tecrübesizler. Bence 2 sene içinde çok iyi duruma gelecekler. Eğer biz de bu tip maçları çok oynarsak onlar gibi başarılı bir konuma ulaşırız. Bu tip turnuvaların önemli olduğunu hep söylüyoruz. Avrupa Ligi’nde olmamız önemli ancak erkek voleyboluna üvey evlat muamelesini hiç tasvip etmiyorum. Bu tip karşılaşmaların TV’de yayınlanmamasının hiçbir özürü olamaz.

Voleybolda sahada iyi şeyler oluyor ancak federasyon bunu nakide çevirecek hiçbir hamlede bulunmuyor. Bu tip başarılar her zaman olsun diyorsak bunları halkla paylaşmak, kamuoyu oluşturmak zorundayız.
Yazının Devamını Oku

Hak eden kazandı

15 Nisan 2004
<B>SON </B>güne kalmadan, şampiyonluğunu ilan eden Erdemirspor, önce inandı, sonra da mutlu sona ulaştı. Ancak, Erdemir’in sevincinde haksızlığa uğrayan bir takım havası vardı. Erdemir, favori gösterilmemeyi, kaale alınmamak olarak algıladı. Gerektiği kadar ilgi gösterilmemesini taraflı bir basın olgusuna bağladılar. Belki de bu hırs sayesinde böylesine motive olarak şampiyonluğu kazandılar. Gerçekten 2 turnuvanın en iyi voleybolunu oynayan takım olan Erdemir, şampiyon oldu. Tebrikler.

Güzel olmayan o kadar şey vardı ki, bu güzel maçın dışında sizleri şöyle bir hayale götürmek istiyorum. Düşünün ki, maçların yapılacağı salonlar minimum 3 bin kişilik olsun. Tanıtımları hem basında hem broşürlerle, hem panolarda ilanlarla çok önceden yapılsın. Önemli bir özel TV’nin maçları verdiğini ve tanıtım ilanlarının çok önceden gösterildiğini...

Çok mu abarttım?

Maçların yapılacağı salonların, satılan reklam panoları sayesinde bir örnekle cıvıl cıvıl olduğunu... Salonların gelin odaları gibi süslendiğini... Sponsorların promosyon yarışına girdikleri her maçtan sonra bilgisayardan en değerli oyuncuya ödüller verildiğini... İnanılmaz bir görsellik sağlandığını... Federasyon ve profesyonelce bir ekibin fıldır fıldır ciddi bir şekilde çalıştığnı... Takımların bu maçlara özel ilgisi yüzünden oyuncuların bütün hünerleriyle sahada ter attıklarını... Bir sürü tanınmış simalar, özellikle mankenler ve sanatçıların aslan gibi yakışıklı voleybolcularımızı görmek için gelmeleri, torpillerle yer bulmaya çalıştıklarını bir hayal edin. Nasıl, güzel olmaz mıydı?

Çok mu abartıyorum, bilmiyorum ama biz kendimizi nerede görürsek, hangi pencereden bakarsak başkaları da bizi orada görürler. Neyse, önemli bir şampiyonayı tüm ekibiyle hak eden Erdemir kazandı. Emeği geçen herkesi kutluyorum.
Yazının Devamını Oku

Fener’in günü

8 Nisan 2004
<B>FİNAL</B> grubunda ikinci gün sonunda lig lideri ve ikincisi Halkbankası ve Ziraat bir anda devre dışı kaldı. İlk maçta F.Bahçe, çok rahat bir oyunla Ziraat’ı 3-0’la geçerken, Erdemir de, Halkbankası’nı aynı skorla ve muhteşem oyunla 3-0 yendi. ‘F.Bahçe finallere renk getirir diyorduk’ Onlar play off’u sarı lacivert yaptı. Özellikle Barış, Darius uyumu görülmeye değerdi. İkinci maçta ise Erdemir pasörü Donald’ın şovunu izledik. Uzun zamandır bu kadar oyuna katkı yapan pasör görmedim. Onun böylesine muhteşem oynamasını Ali Pekin’in yüzde yüzlük servis karşılaması sağlıyor olsa da, Erdemir takım olarak çok iyi görünüm verdi. Halkbankası’nda Stefanov’un sakatlığı takımın dengelerini bozmuş. Ziraat Bankası umulmadık derece tüm hatlarıyla kötü oynuyor.

Federasyona çağrı

Özellikle belirtmek istediğim bir konu da federasyonun Erkek Voleybol Ligi’ni bu kadar üvey evlat muammelesine maruz bırakmasıydı. Eğer siz kendi liginize bu kadar az değer verirseniz, oyuna nasıl sponsor, nasıl yatırım yapan kulüp bulursunuz? Şampiyonlar Ligi’nde CEV kulüplerde onca şeyi eziyet etmek için mi istiyor? Önce görsellik gelir. Sonra da bunun sunumu ve pazarlanması. Adana’da finaller mi oynanıyor, yoksa liselerarası maçlar mı, belli değil. Lütfen biraz hassasiyet. Bayanlarla yakalanan rüzgar zayıflamadan önce plan ve biraz emek.
Yazının Devamını Oku

Teşekkürler

15 Mart 2004
<B>MUHTEŞEM </B>Bursa seyircisi her set sayısında ve son setteki maç sayısında hep bir ağızdan <B>‘‘set, set’’</B> ya da <B>‘‘maç, maç’’</B> diye bağırırken, bir anda geçmişteki Roma arenalarındaki gladyatör mücadelelerini anımsadım. Ve buradaki atmosferin ondan hiç farklı olmadığını fark ettim.

Evet, koskoca Alman Ligi lideri Ulm'ü aslanlarımıza yem etmiş, son sayıda bütün seyirci ‘‘maç, maç’’ derken en büyük gladyatörümüz Neslihan, tribündeki seslere uyarak son darbeyi vurmuş ve şampiyonluğumuzu ilan etmişti.

Bu tacı hak ettiler

Şaka değil, Avrupa Top Teams Kupası'nın şampiyonu Vakıfbank Güneş Sigorta oldu. Takım halinde tek vücut mücadelenin bir sonucuydu bu şampiyonluk. Pasör Elif'ten Tanya'sına, Lena'sından Olga'sına, Aysun'una Necla'sından kraliçemiz Neslihan'a kadar her oyuncu yedekleriyle birlikte bu tacı hak etti. Teknik kadrosu, başkanı, kapıcısı, menajeri, masörüyle bu tip şampiyonluklar kulübün bütünüyle kazanılır. Emeği geçenlere yürekten teşekkürler.

İşin teknik yönüne girmeyecğim. Ancak, milli takımımızın yakaladığı bu çıkışın kulüp takımlarında da devam etmesi çok önemliydi. Milli takım olarak yenemediğimiz Almanların şu andaki lig liderlerini yenerek şampiyon olmamız ayrıca daha da anlamlı. Teşekkürler kızlar. Tarih yazdınız. Tarih de sizi yazacak.
Yazının Devamını Oku

Daha iyi olacak

29 Aralık 2003
Herzaman söylüyoruz. F.Bahçe'nin, G.Saray'ın, Beşiktaş'ın iddialı takımları oldumu voleybola renk geliyor. Sevgili Aziz Yıldırım sadece maddi destek vermiyor. Önemli maçlarına gelerek manen de takımın yanında olduğunu gösteriyor. Seyircisiyle, maçı kazanma arzusuyla bu F.Bahçe çok daha iyi şeyler yapacaktır. Ziraat, yeni yabancıları ve ameliyat sonrası toparlanma döneminde olan Bedulin ile iyi başladığı maçı kaybetti. Hüseyin'in formu ve Fatih'in hücumdaki etkinliği, Türk voleybolu adına olmluydu. Çek Tomas, pasör çaprazı mevkiinin oyuncusu ancak Ziraat'te mecburen 4 numara smaçörü oynuyor.

Ve yerini yadırgıyor. F.Bahçe'de yeni transfer Samaras, tam yerinin oyuncusu. F.Bahçe, eğer Brezilyalı Andre de iyileşirse şampiyonluğun en büyük adayı olur. Aslında Fener'in en büyük ihtiyacı bugünkü gibi bir Gökhan'dı. Gökhan, ameliyatından sonra farklı pozisyonlarda oynamanın dezavantajıyla kaybolan güvenini bu maçta tazeledi. Biz Gökhan'ı böyle görmek istiyoruz. Takımın emniyet sübabı Barış, görevini tam olarak yerine getirdi. Son sözümüz Darius'a.

Bu kiloyla olmaz. Boğazını kesmeden zayıflanmaz. Bu takımın sana, özellikle kötü gelen manşetin altına girip pas atacak Darius'a ihtiyacı var. Eğer bunu yaparsa, F.Bahçe'yi kimse tutamaz.
Yazının Devamını Oku

Hoşgeldiniz kızlar

30 Kasım 2003
Özlediğimiz milli kızlarımızın çoğunu görmek umuduyla salonu dolduran seyirciler, gönüllerinin starları Neslihan, Natalia, Özlem, Bahar, Gözde, Sinem ve Gökçen'i, taraf tutmadan alkışladı. Heyecan yönünden mutlu olsalar da, voleybol kalitesi özellikle servis karşılama hatalarıyla düşük olunca, bunu ilk maç olmasına yorduk.

Güneş Sigorta'dan başlarsak önceliği Antrenör Buzeyev'e vermemiz lazım. Adam voleybolu başka boyuttan görüyor herhalde? Ünlü çılgın ressam Salvador Dali'ye 'Gel şu takımı yönet' deseler, ortaya çıkacak tablonun bundan farklı olmayacağına inanıyorum. Her şeye rağmen Güneş Sigortalı oyuncular birlikte bir şeylerin yapılacağının farkına varmışlar. Neslihan'ın liderliğini kabullenmişler. Mütevazı yabancı oyuncuları tam takım oyuncusu. Aysun zaten, Neslihan'la beraber dünya markası. Genç Gözde de, gösterdiği performansla göz doldurdu.

Gizli güç Radostina

Eczacıbaşı'nda taşların yerine oturması için zamana ihtiyaç var. Özellikle Barbara-Bahar uyumu sağlanamazsa problemler bitmez. Natalia son iki sette kendini hatırladı. Takımın gizli gücü Bulgar Radostina. Ancak Bahar ortadan Özlem'le, Sinem'i biraz daha hücuma katmalı. Eczacı'nın en büyük iki sorunu blok ve servis karşılama olarak gözüküyor. Ancak bu ilk ciddi maçları zaman onların lehine işleyecektir. Ümit Sokulluoğlu'nun mükemmel yönettiği maçta gülen taraf Eczacıbaşı da olsa, Güneş mütevazı kadrosuyla daha takım gibi. Hoşgeldiniz kızlar ve hoşgeldin Voleybol Bayanlar Ligi.
Yazının Devamını Oku