GeriMehmet SOYSAL Savaş tacirleri
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Savaş tacirleri

Troçki belgeselini izleyince, kızıl yıldızlı trenlerin karlı kayın ormanlarının içinden geçip giderek başlayan bilinmeyen bir dönemin karanlıkta kalmış yanlarını biraz daha anlıyoruz.

Belgeseldeki içeriğe dünyanın sayılı Troçkistleri ve torunu Esteban Volkov’un itirazı olsa da bir savaşın bir ülkeyi ne hale getirdiğine, ne entrikalarla yıktıklarına şahit oluyoruz.

Ve ‘izm’lerin doğurduğu kavgaların içsavaşı nasıl körüklediğine, bir milletin birbirini nasıl boğazladıklarına da...

*

Ve aradan yüz yıl geçip gitmiş ama dünyanın hemen her yerinde aynı savaşlar sürüyor, silah sanayisi de büyük paralar kazanmaya devam ediyor...

Ve silah satışları da alabildiğine hızlanıyor.

Hemen her gün biraz daha vahşi silahların, füzelerin, bombaların üretildiği ve fuarlarda sergilendiği bir çağda aşktan artık sadece şairler bahsedebiliyor.

Ve barıştan yana şarkılardan...

Kendine dahi yalan söylemeyi başarabilen insanoğlu savaşın gerçekleriyle yüzleşemiyor...

Suriye, Afganistan, Pakistan, Sudan, Yemen, Irak, Libya’da silahlar susmuyor, susturulmuyor...

İran ise diken üstünde...

İsrail, ABD, Rusya, Çin ve Avrupa ülkeleri ise bu coğrafyada kan dökmeye devam ediyor...

Tüm hesaplar, kitaplar, planlar ve kazançlar savaşlar üzerine kurgulanmış...

*

Kahramanların savaşlardan çıktığı, çıkarıldığı günden beri barış büyük bir yalana dönüşmüş...

Ve barışın da kahramanları yoktur...

Aksine düşmanları daha çok...

Zaferlerin savaşlarla elde edildiği bir dünyada biz hâlâ inadına barış diyorsak da bu isteğin pek bir anlamı yok...

*

Barış türkülerini söyleyenler bile artık kurşun sıkıyor.

Ve savaşlarda ölenlerin sayısıyla kimse ilgilenmiyor...

Yıkılan kentleriyle...

Yakılan kütüphaneleriyle, öldürülen çocuklar, anneler, dedeler ve babalarla ilgilenen yok...

Kişilerin hükmü yok işte...

Milyonların ölümüyle de bir şey değişmiyor.

*

 “Bir savaş ancak son asker de gömüldüğü zaman bitmiş sayılır” diyor Alev Alatlı.

Evet, artık bu sözün doğruluğuna inanmalıyız...

Dünyada ‘barış’ hayali büyük bir yalana dönüşüyor...

Biten her savaşın ardından duraklama dönemleri yaşanıyor...

Yeni bir savaşın hazırlık sürecinin sessizliğini biz barış günleri sanıyormuşuz.

Meğerse kazanmak için düşman
gerekli imiş...

*

Ve savaştan geçinen küresel güçler asla topraklarında kalarak yaşamakla yetinmeyecek.

Tarih boyunca böyle olmuş, olmaya da devam edecek.

En çok sevilen kral ve padişahların en çok savaşanlar oluşu da bizi doğruluyor işte...

Zafer kazananları daha karizmatik, güçlü, başarılı buluyor ve seviyoruz...

Kaç milyon insanı öldürdüklerine bakmıyoruz bile...

Kaç kenti yıktıklarına, kaç kütüphaneyi yaktıklarına da...

............................................................

Pazartesi günkü yazımızda...

X

Körleşme

Filistin’de İsrail’in yaptığı katliamı yazıyoruz... Birileri de sosyal medya adreslerinde Filistin’in geçmişte yaptığı hataları, günahları ve ihanetleri yazıyor.

Ve bize gönderiyor...

*

Diyorlar ki:

Filistin sol örgütlere, PKK ve Asala’ya kapılarını açmış...

Filistin Osmanlı’ya ihanet etmiş ve İngilizlerle birlikte olmuş...

Filistin Kıbrıs Savaşı’nda Türkiye’ye karşı durmuş...

Filistin Ermeni soykırımını tanımış...

Filistin sözde Ermeni soykırımı için hatıra pulu bastırmış...

Yazının Devamını Oku

Yahu...

Nâzım “Dünya adaletsiz çocuk” diyor ya... Belki de, dünyanın hiç adaleti olmadı...

Hazreti Ömer’den bugüne dek...

*

Dünyayı hesaplaşma tarlasına çevirenler hiç utanmıyor, pişman olmuyor ve pis alışkanlıklarından vazgeçmiyor...

Herkes bir gün gideceği ve karşılaşacağı yeri unutmuş...

Ve hesap vereceğini de...

Unutarak yaşayanlara bir gün hatırlatılacak her şey...

Yalansız, dolansız, riyasız, eksiksiz ve reklamsız...

*

Yazının Devamını Oku

İtidalli cinayetler

İşgal altındaki Doğu Kudüs’te yaşayan Filistinlilere zorunlu göç tehdidi nedeniyle zor günler yaşanıyor...

Mescid-i Aksa’daki saldırılarına devam eden İsrail polisi kutsal kentteki gerilimi artırıyor ve katliamlarına bir yenisini daha ekliyor...

İsrail sürekli şiddete başvuruyor...

Ve kanayan yaraları kaşıyor...

Kimse bir şey yapamıyor...

Diyemiyor değil...

Herkes bir şey diyor ama bir şey yapamıyor...

“Lafla peynir gemisi yürümüyor” diyoruz ama laftan başka da bir şey yapamıyoruz...

Dünya sessizleşiyor...

Yazının Devamını Oku

Acılar masal olmuyorsa...

Pandemi yüzünden zor günler yaşanıyor...

Özellikle fakir, gelişmeyen ve nüfusun aşırı yoğun olduğu ülkelerde...

Hindistan ve Çin gibi...

Aş yokluğu yerini aşı yokluğuna bırakıyor...

İnsanlar açlık ile aşı arasında gidip geliyor...

*

Hindistan ve diğer yoksul ülkelerde yaşananları ajansların dünyaya geçtiği haberlerden öğreniyoruz...

Hindistan’da vaka sayısı 21 milyon 64 bin 862’ye, can kaybı ise 230 bin 10’a ulaşmış.

Ülkede günlük vaka sayısının 400 binin üzerinde olduğunu, günlük can kaybının ise 3 bine yaklaştığını bildiren uzmanlar, derin bir çaresizlik ve yoksulluğun yaşandığına dikkat çekiyor.

Yazının Devamını Oku

Sefersiz saldırılar

ABD Başkanı Biden’ın sözde soykırım açıklamasına tepki açıklamalarından başka bilimsel olarak verilmiş bir ciddi karşılık yok...

Örneğin yüz tarihçi bir araya gelip bir mektup yazmadı...

Ve 250 üniversite rektörü ve yönetimi de bir araya gelip bildiri yayınlamadı...

Emekli büyükelçiler ve emekli general ya da amiraller de...

Avrasya İncelemeleri Merkezi Başkanı emekli büyükelçi Ömer Engin Lütem Ermeni sorunu ile ilgili kapsamlı bir çalışma yapmış...

*

Soykırım yaptığı iddia edilen Osmanlı Devleti’nde 29 paşa, 22 bakan, 33 milletvekili, 7 büyükelçi ve 11 başkonsolosun çalıştığını vurgulayan emekli büyükelçi Ömer Engin Lütem 1912 ve 1913 yıllarında yani Balkan Savaşları sırasında dışişleri bakanının Gabriel Naroduncıyan adlı bir Ermeni vatandaşının olduğuna dikkat çekiyor...

Agop Kazakyan’ın maliye bakanı, Ohannes Sakız Paşa’nın ise hazine-i hassa bakanı olduğuna da...

Kim biliyor bu gerçekleri?

Yazının Devamını Oku

İfadenin ikiyüzlü hürriyeti

2. Dünya Savaşı’nda Yahudilere yapılan soykırımı reddettiğini açıkladığında bir kaşık suda boğulmaya çalışılan Fransız düşünür Roger Garaudy, 14 yaşında Protestan, sonra Katolik ve 69 yaşında ise Müslüman olduğunu söylemişti.

Fransız direniş hareketine katılınca Cezayir’deki kamplara sürülen Garaudy savaş sonrasında Fransız Komünist Partisi’ne girmiş ve senatör seçilmişti...

Aykırı çıkışlarıyla dünyanın dikkatini çekmeyi başaran Garaudy, 1970 yılında SSCB’nin Çekoslovakya’yı işgalini eleştirdiğinden dolayı Komünist Parti’den uzaklaştırılmıştı.

1982 yılında ise Müslüman olduğunu açıklayan Garaudy, 1996 yılında soykırımı reddettiğine dair yazdığı ‘İsrail: Terör ve Mitler’ kitabıyla kendisine bağlanmış olan bir fitili de ateşlemişti... 

*

İfade hürriyetinin öncülüğünü yapan Fransız mahkemeleri Garaudy’i cezalandırmış ve kitabın basımını yasaklamıştı.

Soykırım diyenleri dünyanın her yerinde el üstünde tutan anlayış reddedenleri ise taşa tutuyor...

İfadesine bile tahammül yok.

Nasıl bir ifade hürriyeti ise...

Yazının Devamını Oku

Karşılıklı çatışmalar

ABD Dışişleri Bakanı Antony Blinken, Biden’ın ‘Ermeni soykırımı’ açıklamasının sürpriz olmaması gerektiğini belirtiyor ve diyor ki:

Kendisi uzun zamandır 1915 olaylarını soykırım olarak tanımlıyor ve bu açıklaması da bekleniyordu...

Yani özür dilenmediği gibi normal bir şeymiş gibi karşılamamızı bekliyor...

Diplomasiyi de komediye çevirdiler...

*

Aykırı çıkışlarıyla gündeme gelen içimizdeki tuhaf koro hâlâ ABD’ye bir şey diyemiyor.

Daha doğrusu demek istemiyorlar...

İnsan haklarından dem vuranlar söz konusu Türkiye olunca meydanlara, sokaklara çıkıyorlar ama ABD olduğunda evlerinde oturmayı tercih ediyorlar...

Prof.

Yazının Devamını Oku

İçimizdeki tuhaflıklar

ABD Başkanı Biden’ın sözde ‘soykırım’ sözlerine karşılık yüzlerce tepki açıklaması yapıldı...

Sonuçta bir şey değişmedi...

71 yıl önce Kore’de uğruna savaştığımız müttefik ABD dostluğunun gerçek yüzü bu işte...

Her geçen gün ABD’nin kaybettiğimiz sevimli yüzünü ararken, beklerken onlar daha da çirkinleştirdikleri yüzünü bize göstermeye devam ediyor...

*

Kızılderilileri ve ülkesindeki siyahi vatandaşları yıllarca katleden ABD’nin katliam geçmişi ise şöyle:

Vietnam 4 milyon.

Kore 3 milyon.

Kamboçya ve Laos’da 1 milyon.

Yazının Devamını Oku

Düşünmeye başlamak

Akdeniz’de yine facia...

Libya açıklarında lastik botun batmasıyla 100 kişi sularda öldü...

Uluslararası Göç Örgütü haberi verirken bunlardan düzensiz göçmen diye söz ediyor...

Kendi kurdukları sömürge düzeninin sonuçlarına böyle diyorlar...

Hesabını da yerlerinden ettikleri insanlara çıkarıyorlar...

Yaşadığı coğrafyadaki işsizlik, yoksulluk ve huzursuzluk yüzünden ülkesini, toprağını terk edip ekmeğin yolculuğuna çıkanların bu dramı hiç bitmiyor...

Ekmeklerine sularda kan tükürüyorlar...

*

Doğdukları yerde büyüyemeyen ve ölemeyen insanların dramını anlayan yok...

Yazının Devamını Oku

Bir arada yaşayabilmek

Osmanlı’yı geri getirmenin hayal olduğunu, geleceğine dair kâbus yaşayanların da büyük bir yanlışın içerisinde olduğunu yazmıştık...

Yeni dünya düzeninde Y, Z ve Alfa kuşaklarının demokrasiyle bile yetinmeyen bir durumda olduğunu görmüyoruz galiba...

Teknolojinin imkânlarıyla dünyayı her an izleyen ve gören bu kuşakların hukuksuz sosyal medya adreslerinde nasıl davrandıklarını, düşündüklerini görüyor ve şahit oluyoruz...

Arap ülkelerinde dahi durum böyle iken hangi Osmanlı geri geliyor sorusuna da kimse bir cevap bulamıyor...

Bulamayacak da...

*

Ortadoğu araştırmalarıyla bilinen Prof. Bernard LewisHata Neredeydi?” kitabıyla putları kırıyor...

Sadece Osmanlı’nın değil tüm İslam dünyasının neden ve nerede hata yaptığını yazan Lewis, neden kaybettiğini bilmeyenlerin nerede hata yaptıklarını da bulamayacaklarını ve yeniden geri dönüşlerinin de haliyle imkânsız olacağını belirtiyor...

Harvard Üniversitesi’nde tarih ve iktisat dersleri veren Prof.

Yazının Devamını Oku

Büyük beklentiler

Osmanlı’nın geri geleceğine dair bazıları kâbus yaşıyor...

Birileri de hayal kuruyor...

Hayalci ve kâbuslarıyla yaşayanlara açıklıkla diyebiliriz ki, o dönem bitti ve asla geri gelmeyecek...

Ve gelmeyecek şeyin de hayalini kurmaya da kâbusunu yaşamaya da gerek yok.

Hayalini kuranlara aldırış etmeye de...

*

Niye gelmeyecek?

O büyük kalabalıklar yeryüzünde yok...

Yani diyorum ki...

Yazının Devamını Oku

Saklı şeyler

Ramazan ayı başladı...

Herkesin kendisiyle muhasebeleşmesi, hesaplaşmasıdır yani...

Ve suskunluğudur...

Günahlardan uzaklaşmasıdır...

Tövbe vakitleridir.

Pide ve hurma ayı hiç değildir...

Bayramının adı da şeker değildir!

Tabii ki iman edenler ve inananlar içindir oruç...

İnanmamaya kimsenin bir şey demeye hakkı da yoktur...

Yazının Devamını Oku

Sular ısınıyor gibi

ABD Karadeniz’e iki savaş gemisini gönderiyor...

Tatile çıkmadığına göre, niçin geldiği de biliniyor...

Rusya, Afganistan’da kaybettiği savaştaki unvanını geri alacağı bir yer arıyor...

Ukrayna işin hikâyesi...

*

ABD; Bulgaristan, Romanya, Ukrayna, Yunanistan, Girit ve Malta adalarına yeni askeri üsler kuruyor...

AB ülkeleri de güvenliğini gerekçe gösterip destek oluyor...

İsrail, İngiltere ve Arap ülkeleri de ABD’nin yanında yer alıyor...

Tek amaç Rusya ve Çin’i durdurmak...

Yazının Devamını Oku

Arıtılmış gerçekler

Rusya’nın Ukrayna derdi bitmiyor...

Bitmeyecek de...

Ve tabii ki ABD ve AB ülkelerinin de...

Yaralar kaşınıyor sürekli...

*

Pandemi günlerinin başlamasından beri evlerindeki kargaşayı, huzursuzluğu, işsizliği ve isyanı bitirmek isteyenlerin bin yıldan beri uyguladığı klasik bir metot sefere çıkmak...

Yani savaşmak...

Arıtılmış gerçekler piyasaya sunuluyor...

Ve herkesin sanal gerçeklerden oluşan bir gündemi var...

Yazının Devamını Oku

Bozucu etkiler

ABD, Rusya’dan aldığımız S-400 sistemleri gerekçesiyle Türkiye’ye CAATSA yasası kapsamında yaptırımlarını bugün devreye sokuyor...

Yeni dünya düzeni ve dostluk anlayışı da böyle bir şey...

ABD, NATO ve AB dahil çifte standart uyguluyor...

Yunanistan, Rusya’dan alınca hiç kimse bir şey demiyor...

Türkiye aldığında ise yaptırımlarla tehdit ediliyor...

Neden?

*

Eski başkan Trump dahi ABD’nin uyguladığı çifte standardı G-20 Zirvesi’nde gündeme getirmiş ve Obama dönemini suçlamıştı...

ABD’den yıllarca hava savunma sistemlerini istedik vermedi...

Yazının Devamını Oku

Tehlikeli çember

ABD, Avrupa’ya yerleşiyor...

Kavala, Selanik, Volos ve Girit’e üs kuruyor... Yunanistan Biden ile anlaştıklarını açıklıyor...

Bir yandan askeri ortak tatbikatlar, diğer yandan yeni üsler kurulmasının altında yatan amaç belli...

Rusya tehlikesine karşı korumak bahanesiyle Avrupa’ya yerleşmek isteyen ABD, diğer yandan Türkiye’ye karşı da Yunanistan’ı kışkırtmaya devam ediyor.

Doğu Akdeniz, Suriye ve Libya’daki Rusya varlığına karşı da kendi varlığını sürdüreceğinin mesajını veriyor.

Ve ayrıca Ege Denizi, Karadeniz ve Balkanlar’ı da kontrol edeceğini söylüyor.

*

Yunan medyasındaki haberlere göre ABD’nin 50 yerde askeri üs kuracağını ve bunun karşılığında ise büyük çapta hibe silahların verileceğini açıklıyor.

Hibe silahların listesini ise Washington’da bulunan Yunanistan Başbakanı

Yazının Devamını Oku

Gölgelerin sessizliği

Belçika’nın eski başbakanlarından Guy Verhofstadt on beş yıl önce Avrupa Birleşik Devletleri kitabında içinde bulundukları düşünme sürecini eleştiriyordu...

Ve AB’nin gerilemesi tehlikesine dikkat çekiyordu.

Ekonomisi modernleştirilmiş siyasi bir Avrupa Birliği’nin kaçınılmaz olduğunu ve “ortak bir ordu kurulması” teklifini gündeme getiriyordu...

ABD’nin iş yaptığına, AB’nin ise hâlâ düşündüğüne bir anlam veremediğini belirten Verhofstadt demişti ki:

- AB bir bisiklete benzer. Durması halinde ayakta kalamaz yıkılır!

*

Yıkılması halinde 50 yıllık emeklerinin boşa gideceğini, Euro’nun son bulacağını, sınır kapılarının yeniden oluşacağını ve serbest dolaşımının sona ereceğini anlattığı kitabında Türkiye’nin AB’ye katılımının faydalarına değiniyordu...

AB ülkelerinde aynı değer, gelenek ve kültürlerin buluşturulamayacağını vurgulayan Verhofstadt siyasi ve sosyal uyumun yeterli olabileceğini ifade etmişti...

Ortak bir para birimi sahibi olmanın bir anlamı olmadığını ve 50 yıldan beri bir savunma birliği kurma fikrini hayata geçiremediklerinden şikâyet eden

Yazının Devamını Oku
YAZARIN DİĞER YAZILARI