Mehmet Arslan

Milyon TL'lik zararın sırrı

3 Eylül 2020
“beIN Sports ile sezon başı bir anlaşma yaptık. Bu anlaşmada belirli bir oranda indirime gittik. Hem bu indirimden hem de kur farkından dolayı 44 milyon TL’lik bir açık oluştu. Yani TFF, yayın gelirlerinden elde etmesi gereken rakamı alamadı.”

Türkiye Futbol Federasyonu, önceki gün yapılan Genel Kurul’da hesap ve faaliyetlerinden ötürü ibra edildi. TFF faaliyet raporunda 1 Haziran 2019 -31 Mayıs 2020 tarihleri arasında 791 milyon TL olan gelirlerini 870 milyon liraya yükseltmiş, buna karşın TFF’nin 785 milyon TL olan giderleri 919 milyon TL’ye çıkmıştı.

Yani TFF 1 yılda 49 milyon TL zarar etmişti. Bu zarar kamuoyunda büyük yankı uyandırdı. Sadece 49 milyon TL’lik zarar değil... Herkes şu soruları soruyordu: 126 milyon TL’lik büro gideri olur mu? 56 milyon TL personel gideri ne demek. Kaç lira maaş alıyorlar. Bu soruların yanıtını vermeden önce bir şeyin altını çizeyim. Ben ekonomi gazetecisi değilim. Rakamlarla aram iyi değildir. Bu tabloyu sorduğum tüm ekonomist arkadaşlarım, hazırlanan rakamların şeffaflığına vurgu yaptılar.

EĞİTİM GELİRİNDE KAYIP 2.5 MİLYON TL

Umarım bu şeffaflık en kısa sürede kulüplerimize de yansır. Şimdi gelelim soruların yanıtlarına... TFF’nin bu konudaki en yetkili ismine, TFF Mali ve Hesap İşlerinden Sorumlu Başkan Vekili Erhan Kamışlı’ya ulaştım.

· SORU: Erhan Bey nereden kaynaklandı bu zarar.

· CEVAP: 49 milyon TL’nin 44 milyon TL’si yayın gelirlerindeki düşüş ve kur farkından dolayı oluştu.

· SORU: Biraz daha açar mısınız?

·

Yazının Devamını Oku

Bizim görüşümüz net: Beşiktaş PAOK'u eler

24 Ağustos 2020
Haber, Hürriyet’te yer alırsa daha kıymetlidir. Bir gün önce tüm dijital medyada yer alan ama kimsenin önemsemediği bir haber Hürriyet’in manşetinde olunca çok daha büyük bir etki bıraktı.

"PAOK, Beşiktaş’ı eler.” Bu değerlendirme bir dönem PAOK forması da giyen Kayserispor oyuncusu Pedro Henrique’ye ait.

Henrique, Selanik merkezli Metropolis radyosuna bağlanmış ve PAOK ile Beşiktaş’ı karşılaştırmış. Sonunda da bir yargıya varmış.

Bu haber cuma günü Türkiye’deki internet sitelerinde de yer aldı.

Bir gün sonra da Hürriyet spor sayfalarının manşetinde.

Haberin Hürriyet’te yer almasıyla birlikte deyim yerindeyse kıyamet koptu.

Henrique, haberle ilgili olarak kendisini eleştiren bir taraftara, “Ben böyle bir şey söylemedim” yanıtını verdi.

<div style="margin: 0 auto; max-width: 100%; min-width: 300px;"><div style="position: relative; padding-bottom: 56.25%; height: 0; overflow: hidden;"><iframe style="width: 300px; min-width: 100%; position: absolute; top: 0; left: 0; height: 100%; overflow: hidden;" src="https://embed.dugout.com/v2/?p=eyJrZXkiOiJyS3Z0S085SiIsInAiOiJzcG9yYXJlbmEiLCJwbCI6IiJ9" width="100%" height="400" frameborder="0" scrolling="no" allowfullscreen="allowfullscreen" data-mce-fragment="1"></iframe></div></div>

YUNAN MEDYASINA MANŞET OLDU

Yazının Devamını Oku

Pazartesi hava çok ısınacak

9 Ağustos 2020
Kulüpler Birliği, pazartesi günü toplanıyor. 8 kulübün talebiyle. Konu elbette Lisans Kurulu’nun belirlediği harcama limitleri.

Bu 8 kulüp limit harcama kriterlerinin değişmesini talep ediyor. Bunun başını da, Fenerbahçe, Beşiktaş ve Kasımpaşa kulüpleri çekiyor. Ben düşüncemi açık açık yazayım. Kulüpler, Lisans Kurulu’ndan çıkan harcama limitleri sanki sürprizmiş gibi davranıyorlar. Oysa bu rakamların çıkacağını hepsi de bal gibi biliyorlar. Ama öyle davranmak işlerine geliyor. Bu işin bir yanı.

SORUMLU TFF DEĞİL F.BAHÇE'NİN MALİ YAPISI

Diğer yanı ise şu:

· Fenerbahçe’nin harcama limitleri artmalı. Bunu Fenerbahçe’ye özel istemiyorum. Türk futbolunun Fenerbahçe gibi bir takımın zirve mücadelesi vermesine ihtiyacı var. Televizyon için var, heyecan için var, ilgi için var. Ama şu an ki durumda sorumlu olan TFF değil. Sorumlu olan Fenerbahçe’nin mali yapısı. Bu yapı ile daha fazlasını elde edemezsiniz. TFF’yi ya da “Bir takım güçleri” suçlamaktansa, bu gerçekleri dile getirip çözüm yolu bulmalı Fenerbahçe. Gelelim Pazartesi gününe. O toplantıdan çıkacak sonuçları biz şimdiden yazalım.

ANLAŞAN İLE ANLAŞMAYAN FARKI ORTADAN KALKACAK

1- TFF kulüplere yüzde 15’lik bir limit aşım hakkı veriyor. Kulüpler ilk aşamada bunun yüzde 40’a çıkmasını talep edecekler. “Kaldı ki bunun için de haklı bir gerekçemiz var” diyecekler; Kovid-19. î“

2- Harcama limitleri hesaplanırken, borç olarak görülen ana para hesaplanmasın” diyecekler. Böylece, Bankalar Birliği ile anlaşma yapan kulüpler yapmayan kulüpler arasındaki fark ortadan kalkacak. Daha doğru bir deyişle Fenerbahçe’nin de Galatasaray kadar harcama limiti olacak.

3- Limitleri belirleme kriterlerinin tepeden tırnağa kulüplerin faydalanacağı şekilde değişmesi isteyecekler.

Yazının Devamını Oku

Kasımpaşa, şampiyonu çiçekle ve alkışla karşılayacak

24 Temmuz 2020
Kulüpler Birliği Vakfı Başkanı Mehmet Sepil’in görevinden ayrılacağını dün yazdım. Sepil’in yerine başkanların, Kasımpaşa Asbaşkanı Fatih Saraç’ı önerdiğini de.

 Başkanların çoğu Saraç’ı istiyor. Dün sabah Sayın Fatih Saraç’ı aradım:

· Hayırlı olsun Fatih Bey.

Teşekkür ederim ama ben başkanlarımın büyük desteğine ve teveccühüne rağmen başkan adayı değilim ve olmayacağım da.

· Neden?

Mehmet Bey, bu makam için güçlü bir birlikteliğe ihtiyaç var. Kulüpler Birliği tüzüğü vs. gibi konulardan dolayı değil bu kararım. Ben bu birlikteliğin oluşmasını temenni ediyorum. Aksi takdirde sorunların çözümü mümkün olmaz. Büyük camialar bir araya gelsin ve arkasındaki o müthiş gücü birleştirip sorunlara çözüm üretsin istiyorum. Başkan olarak çıkıp medya karşısında söz almak değil amacım. Medyatik olmak için başkan olunmaz.

Sonuç: Saraç, 4 büyük kulübün bu konuda ortak hareket etmesini istiyor. Üstelik taviz vermeden. Onların birlikteliği ancak bir güç oluşturur ve gereken acil kararlar alınabilir düşüncesinde. Çok da haksız sayılmaz.

FEDERASYONLA DEĞİL BİZİMLE KONUŞSUNLAR

Fatih Saraç’ın maç yayınlarından transferlere, Finansal Fair Play uygulamalarından yabancı oyuncu transferine kadar pek çok önerisi var.  Dinledikçe, “Fatih Bey, ne olur şu başkanlık teklifini kabul edin” diyesi geliyor insanın.

Yazının Devamını Oku

Futbolcu yöneticiye Rolex saat hediye eder mi?

23 Temmuz 2020
Bir futbolcu, üstelik kulübüyle olan sözleşmesi yakında sona erecek bir futbolcu yönetim kurulunda bulunan bir yöneticiye saat hediye ediyor. Hadi futbolcu böyle bir jest yapmak istedi. Yönetici kabul eder mi? Ne yazık ki etmiş.

Ttransferi sonrası takım arkadaşına değeri 200-250 bin TL’yi bulan Patek Philippe saat eden futbolcuları biliyorum. Bunlar olur. Sonuçta karşılıklı bir menfaat ilişkisi söz konusu değil. Yapılan bir jestten ibaret. Ama şimdi anlatacağım olayı ilk kez duydum. Ve neredeyse küçük dilimi yutuyordum.

'AMAN YANLIŞLIK OLMUŞ'

Bir futbolcu, üstelik sözleşmesi yakında sona erecek bir futbolcu yönetim kurulundaki bir yöneticiye saat hediye eder mi? Üstelik değeri on binlerce lirayı bulan Rolex marka saat. Futbolcunun bu saati hediye etmesinin nedeni de ilginç. k “Hakkımı hukukumu korudun. Çok teşekkür ederim.” Hadi futbolcu böyle bir jest yapmak istedi. Yönetici kabul eder mi? Ne yazık ki etmiş. Ve bu hediyeden kulüp başkanının haberi olunca da kıyamet kopmuş. “Aman bir yanlışlık oldu” diyerek saat iade edilmiş. Eminim o kulüp başkanı, yöneticisini de “Kınamıştır.”

EDES-CIVAN ÖRNEĞİ

Not: 1980’li yıllarda iş adamı Selim Edes, Emlak Bank Genel Müdürü Engin Civan’a 3.5 milyon dolar rüşvet vermiş, Civan mahkeme de bunun kanıtlanmasını isteyince de “Rüşvetin belgesi olur mu, P...k ” diye çıkışmıştı. Ben de yaşanılan bu olayın belgesi olmayacağı için isim vermeden yazdım. Ama kahramanları kendilerini çok iyi tanıyorlar.

bTürk futbolunun marka değeri her geçen düşüyor. Saha dışındaki olaylar ne yazık ki, saha içini geçti. Ama yine de futbolumuz hak ettiği itibarı saha içindeki değerleriyle kazanacak. Saha içinde hepimizin şikayeti açık: ·

Türk futbolcusu, (Yabancısı da aynı) en küçük bir hareketi abartarak hakemi ve rakibini aldatıyor.

· Böylece hem oyunu durduruyor hem de yarattığı haksızlıkla seyir zevkini ve ligin kalitesini düşürüyor.

Yazının Devamını Oku

'TFF kayıtlarına bakın 2010-11 şampiyonu Fenerbahçe'

10 Temmuz 2020
Nihat Özdemir o gün sarı-lacivertlilere yapmadığı açıklamayı Hürriyet'e yaptı. “Fenerbahçe Başkanı’nın televizyon programına çıktığı o arkadaşın o yazıyı yazdığı 8 Temmuz’da ben Fenerbahçe için mücadele ediyordum. Aziz Yıldırım için, Fenerbahçe için savaşmış Nihat Özdemir mi Fenerbahçe’yi şikeyle suçlayacak? Suçlayabilir miyim, bunu yapabilir miyim? Hangi vicdan bunu yapar?”

Fenerbahçe Başkanı Ali Koç ile sarı lacivertli kulübün eski başkan vekili ve TFF Başkanı Nihat Özdemir arasındaki 2010-11 sezonu şampiyonluğu konusunda yaşanan polemik herkesin malumu. Fenerbahçe, Özdemir’den “2011 yılından bu yana Türkiye’de şike olayı yaşanmadı” söylemine açıklık getirmesini ve 2010-11 şampiyonunun kim olduğunu açıklamasını talep etti. Özdemir’den bu yönde bir açıklama gelmediği takdirde kendisini kulüp disiplin kuruluna sevk edeceğini de açıkladı. Nihat Özdemir o gün Fenerbahçe Yönetimi’ne yapmadığı açıklamayı bugün Hürriyet’e yaptı ve “Türkiye Futbol Federasyonu kayıtlarına bakın orada şampiyonun adı yazıyor, Fenerbahçe” dedi. <div style="margin: 0 auto; max-width: 100%; min-width: 300px;"><div style="position: relative; padding-bottom: 56.25%; height: 0; overflow: hidden;"><iframe style="width: 300px; min-width: 100%; position: absolute; top: 0; left: 0; height: 100%; overflow: hidden;" src="https://embed.dugout.com/v2/?p=eyJrZXkiOiJsdHBmdWRLOSIsInAiOiJzcG9yYXJlbmEiLCJwbCI6IiJ9" width="100%" height="400" frameborder="0" scrolling="no" allowfullscreen="allowfullscreen" data-mce-fragment="1"></iframe></div></div>

Fenerbahçe Başkanı'nın kimlerle programa çıktığını gördün mü?

Şimdi biraz geriye dönelim... Türkiye Futbol Federasyonu’nun geçtiğimiz hafta kulüplerle yaptığı toplantıdan hemen sonra başkan Nihat Özdemir’i aradım. Niyetim, yabancı sayısı konusundaki düşüncelerini öğrenmekti. Ben Türkiye’de yabancı sınırlamasına tepeden tırnağa karşı olan bir futbolseverim. Ama benim karar verme yetkim yok. Bu yetki TFF Başkanı Özdemir ve yönetim kurulunda. Bu konuyu açıp Özdemir’in düşüncelerini sormak istediğimde karşı bir soruyla karşılaştım: “Mehmet, Fenerbahçe Başkanı’nın Habertürk’teki programını izledin mi?” Ben kendisine yönelik söylemlerden söz açacak zannederken Özdemir, çok başka bir konuya girdi.

“Bu söyleyeceklerime yazmanı isterim ama bir şartla... 3 Temmuz Kumpas Davası var. Önce o dava görülsün ve bitsin. Benim sözlerimin kumpas davasının önüne geçmesini istemiyorum.” Sonra devam etti: “Fenerbahçe Başkanı’nın kimlerle programa çıktığını gördün mü?”

O arkadaş, o yazıyı yazdığı gün Emniyet Müdürlüğü'nde sabahladım

Ben bu sözler karşısında sessizliğimi korurken Nihat Özdemir, yine devam etti; “Mehmet, 8 Temmuz tarihinde yani o arkadaşın o yazıyı yazdığı tarihte ben Emniyet Müdürlüğü binasının içindeki Vatan Kafe’de bir masanın başında sabahladım. Bunun tek bir nedeni vardı. Fenerbahçe Kulübü Başkanı tutuklanmasın diye. Bir sandalyede oturarak sabahı ettikten sonra Beşiktaş’taki mahkemeye koşuyordum. Yine orada bir sandalyenin üzerinde Aziz Bey için, Fenerbahçe için mücadele ediyordum. Yanımda bir ya da iki arkadaşım vardı. Bu da yetmiyor oradan Aziz Beyi götürdükleri Şişli Etfal Hastanesi’ne koşturuyordum. Tekrar altını çizerek söylüyorum; Aziz Yıldırım değil, Fenerbahçe Kulübü Başkanı ve dostum Aziz Yıldırım tutuklanmasın diye.

Bankacılara 'Bu Fenerbahçe'nin değil, Nihat Özdemir'in borcu' dedim

Mücadele bununla da bitmiyordu... Oradan 1-2 saatlik aradan yararlanıp kulüp binasına koşuyor, kapıya dayanan bankacılarla görüşüyordum. Hepsi paniğe kapılmış bir halde ‘Para’ diye kulübün kapısını aşındırıyorlardı. Onların karşısına oturup, ‘Bu borç Fenerbahçe Spor Kulübü’nün borcu değil bizim borcumuz. Bu borç Nihat Özdemir’in borcu. Bu borcu ödeyeceğiz hiç şüpheniz olmasın. Muhatabınız Fenerbahçe değil, biziz’ dedim. Onlara bu güvenceyi verdiğimizde başta Hüsnü Özyeğin olmak üzere ki hepsine teşekkür ediyorum, para musluklarını kulübe sonuna kadar açtılar. Şimdi dönüp bir o günlere bakıyorum, bir de bugüne yani o akşama. O yazının yazıldığı o yazıya imza atan gazetecilerle Fenerbahçe Başkanı yan yana program yapıyor. Şimdi ben soruyorum...

Yazının Devamını Oku

'Nihat Bey, böyle saçma sapan bir şey olabilir mi?'

7 Haziran 2020
“9 yıldır şikeye rastlamadık” ifadesi sonrası Koç’un, “Bu sözler hem F.Bahçe’ye hem Aziz Yıldırım’a saygısızlık. Yıldırım da bu konuda bir şeyler söyleyecektir” diye tepki gösterdiği Özdemir, Yıldırım’ı arayıp düşüncesini sordu. Aldığı cevap net oldu...

Türkiye Futbol Federasyonu (TFF) Başkanı Nihat Özdemir’in, “Şikenin üstesinden nasıl geleceksiniz?” sorusuna verdiği, “Her ülkede olduğu gibi Türkiye’de de böyle bir olayı yaşadık. Hepimizin bildiği gibi o sezon. Biz 9 senedir herhangi bir şike olayına rastlamadık” yanıtı Fenerbahçelileri ayağa kaldırdı.

SİNİRLER GERİLDİ

Birbiri ardına açıklamalar sinirleri gerdi. Ve Fenerbahçe Başkanı Ali Koç ile sarı lacivertli kulübün başkan vekilliğini yapmış Nihat Özdemir karşı karşıya geldi. Söz düellosu bununla da bitmedi. Ali Koç, Fenerbahçe Televizyonu’na çıkıp, sözü eski başkan ve Nihat Özdemir’in yakın dostu Aziz Yıldırım’a attı: · Bu sözler sadece Fenerbahçe camiasına değil, aynı zamanda o zaman çok büyük mücadele veren eski başkanımız Aziz Yıldırım’a karşı yapılmış bir saygısızlıktır. Eminim ki Aziz Yıldırım’ın da bu konuyla ilgili tez zamanda açıklamaları ve söylemleri olacaktır.

Herkes Aziz Yıldırım'ı aradı

Dün bütün gün tüm gazeteciler Aziz Yıldırım’ı aradı. Bu konuda onun ağzından tek sözcük bile manşet olacaktı. Yıldırım ile birlikte çalışan eski yöneticilerin de telefonları bir bir çalmaya başladı. Aziz Bey bu konuda ne düşünüyordu? Kaynaklarım dün çok önemli bir bilgi aktardı: · Nihat Özdemir, cuma günü (5 Haziran) Aziz Yıldırım ile bir telefon konuşması yaptı. Başkan Özdemir dahil bu konuşmadan haberdar olan herkese ulaşmaya çalıştım. Sonunda o telefon konuşmasından sadece tek bir cümleye ulaşabildim.

Dostunun samimiyetine inanıyor

Öncelikle ifade edeyim; Aziz Yıldırım konuşma yanlısı değil. 2 yıldan bu yana sessizliğini koruyor. Ve tavrını devam ettirecek gibi. Konuşup bu tartışmada bir taraf olmak da istemiyor. Ama eski dostu Nihat Özdemir’in ifadelerinin amacını aşar bir şekilde yorumlanmasından yana da değil. Nihat Bey’e söylediği sözlerde bunun bir göstergesi: · Nihat Bey, böyle saçma sapan bir şey olabilir mi? Aziz Bey’in bu sözlerini Nihat Özdemir’e duyduğu güvenin ifadesi olarak yorumladı, bana konuşmayı aktaranlar. Yıldırım’ın, ‘dostu’nun sözlerinin samimiyetine güvendiğini söylediler.

NOT: Yıldırım ile Özdemir arasındaki bu konuşmanın gerçekleştiğini birinci elden teyit ettirdim.

Yazının Devamını Oku

Seyircisiz 2020'yi verelim, seyircili 2021'i alalım

4 Haziran 2020
UEFA elini rahatlatacak formül arıyor. Dörtlü final arayışları ve alternatif kentleri değerlendirmek bunun göstergesi. Eğer TFF, UEFA’nın elini rahatlatırsa Avrupa futbolunun patronu da bu teklife sıcak bakacaktır.

Avrupa futbolunun en büyük etkinliği UEFA Şampiyonlar Ligi finali ağustos ayında İstanbul’da yapılacak. Kovid-19 pandemisi nedeniyle zor günler geçiren futbolun Avrupa’daki patronu UEFA bu konudaki son kararını 17 Haziran tarihinde verecek.

- Mevcut format devam ettirilip, tek maçlık final mi oynanacak yoksa dörtlü final mi?

- Dörtlü final kararı alınırsa, bu hangi şehir olacak?

- Final tek maç oynanacaksa İstanbul’daki final seyircili mi olacak, seyircisiz mi?

Bütün bu sorular 17 Haziran’da yapılacak UEFA toplantısında yanıtını bulacak.

UEFA FORMÜL ARIYOR

İşte tam da bu noktada Türkiye Futbol Federasyonu’nun (TFF) çok önemli bir pozisyon alması gerektiğini düşünüyorum. Lafı hiç eğip bükmeden en sonunda söyleyeceğimi en baştan söyleyeyim: Ağustos ayındaki final eğer seyircisiz oynanacaksa ev sahipliğini UEFA’ya verelim ve karşılığında 2021 yılndaki finali alalım. Durun hemen itiraz etmeyin; “UEFA neden böyle bir şey yapsın?” demeyin. UEFA şu anda elini rahatlatacak bir formül arıyor. Dörtlü final arayışları ve alternatif kentleri değerlendirmek bütün bu formül arayışlarının bir göstergesi. Eğer TFF bu noktada UEFA’nın elini rahatlatırsa Avrupa futbolunun patronu da bu teklife çok sıcak bakacaktır.

UÇUŞLAR NE ZAMAN AÇILACAK BELLİ DEĞİL

Yazının Devamını Oku