Mehmet Arslan

Dev maçın asıl kazananı patron yönetimi

18 Ekim 2021
Futbolcu ve teknik adam özgürlüğü ve liderliği 2 takımın performansının temel nedeni.

Eskilerin anlamaya çalıştığı dünya çok basitti. Artık dünyayı bekleyen su kıtlığından, Çin’in dijital emperyalizmine kadar milyonlarca şeyi bilmek gerekiyor. Dünya anlaşılabilirliğini kaybediyor.

Bu sözleri nerede okudun hatırlamıyorum, ama tıpkı dünya gibi futbolda anlaşılabilirliğini kaybediyor.

Bir takımın neden kazandığını ya da kaybettiğini sadece saha içinde oynanan futbola ya da oynayan futbolculara bakarak açıklama dönemi artık eskide kaldı.

ÖZKÖK’ÜN DEDİĞi GiBi

Çok derin daha analizlere ve yönetim modellerine odaklanmanız gerekiyor. Trabzonspor-Fenerbahçe maçını ben bu gözle izledim.

Kazanan aslında bir futbol takımından daha çok sevgili Ertuğrul Özkök’ün deyimiyle “Boss management”ti. Yani patron yönetimi.

ÖZGÜR TAKIMLAR

Trabzonspor ve Fenerbahçe’yi bu sezon öne çıkaran en önemli unsur buydu. İki teknik adam da bu iki camia da her daim eli takımın üstünde olan başkan modelini revize ettiler.

Yazının Devamını Oku

Stefan Kuntz’la bir dönem sona erdi

6 Ekim 2021
Ay yıldızlı ekibimizin yeni teknik direktörü alışılmışın dışında ve ezber bozacak bir karakter.

- Egodan arınmış, iktidarını paylaşmaya hazır. Kibirden eser yok, iletişime ve öğrenmeye açık. sınırlarını belirlemiş. kesinlikle iktidar delisi biri değil.

- ‘Ben hatalarımdan besleniyorum ve onlardan ders alıyorum. Çalıştırdığım ilk takımı küme düşürdüm’ diyecek kadar samimi ve özgüveni yüksek.

- Sadece yeşil saha onun. Prim vs. gibi işlere bakmıyor. Kalemi kâğıdı eline alıp hangi futbolcuya, ne kadar prim verileceğini belirleyen teknik direktörlerden değil.

Açık söyleyeyim; A Milli Takım Teknik Direktörlüğü için Stefan Kuntz ismi gündeme geldiğinde burun kıvırmıştım. Çünkü ben her türlü eleştiriyi göğüsleyebilecek bir kariyerin ve ismin milli takımının başına getirilmesini istiyordum.

Ve Kuntz ‘bana göre’ bu özellikleri taşımıyordu.

Ama yanıldım. Hem de fena halde yanıldım.

Nasıl yanıldığımı da gelin size anlatayım...

1-  iKTiDARI PAYLAŞMA GiBi BiR SORUNU YOK

Yazının Devamını Oku

Sergen Yalçın Balotelli'nin nefis pasını gol yapabilirdi

24 Eylül 2021
Türkiye'nin ezberini bozup hala neşeli bir ülke olduğumuzu gösterebilirdi...

Birinci yazı: Stefan Kuntz’a da iyi bir ders oldu. Eski bir arkadaşa yaptığı şakanın ardından neye uğradığını şaşırmış olmalı. Böylece artık buranın o kadar neşeli bir yer olmadığını görmüştür. Yeni Türkiye’ye hoş geldiniz Herr Kuntz. Lütfen biraz ciddi olur musunuz?

İkinci yazı: Sergen Yalçın burada yalnızca gizli özne. Gerçek özne ise biziz; buralı olma hâlimiz. Her ânımız gergin, asık suratlı, öfkeli ve tetikte geçiyor. Hiçbir şeyin tadını çıkaramıyoruz. Birinin kahkahası bile sinirimizi bozmaya yetiyor. Çünkü biz gülemiyoruz.

Yukarıdaki satırları sosyal medyadan aldım. Sevgili Onur Özgen, Beşiktaş-Adana Demirspor maçından hemen sonra paylaştı. Ve çok takdir ettiğim hatta hayranı olduğum Sergen Yalçın adına üzüldüm.

TEK CÜMLE İLE ESPRİLİ BİR YANIT VEREBİLİRDİ

Ne yaptı Balotelli! Golü attı ve Sergen Yalçın’a dönerek “Benim beynim var” işareti. Bunun futbol sahalarında alışılmadık bir hareket olduğunu biliyorum. Ama İtalyan oyuncunun ahlak kurallarını hiçe sayıp terbiyesiz bir hareket yaptığını da düşünmüyorum.

Tam aksine... Sergen Yalçın gibi akıllı, zeki ve sempatik bir futbol figürünün bu nefis pası gole dönüştüremediğini düşünüyorum. Tek bir cümle ile Balotelli’ye esprili bir yanıt verebilir, Türkiye’nin ezberini bozup, hâlâ neşeli bir ülke olduğumuzu gösterebilirdi.

HEPİMİZ KAHKAHALARLA GÜLÜYOR OLABİLİRDİK

“Nasıl bir espri yapabilirdi ki?” diye sormayın. O, Sergen Yalçın gibi kıvrak zekalı futbol adamlarının işi.

Yazının Devamını Oku

Galatasaray’ın sorunları çok ciddi

20 Eylül 2021
Fatih Terim’in varlığı bile çözüm için yeterli olmuyor.

Eğer büyük bir takımsanız öncelikle sahada taktik olarak çok güçlü olmanız lazım. Aynı zamanda teknik olarak da güçlü olmalı ve iyi bir oyun planına sahip olmalısınız. Bunlar olmadan başarının gelmeyeceğini düşünüyorum, ama bunları ne kadar iyi yaparsanız yapın coşku ve duygu gibi eklemeleri yapamazsınız başarılı olamayacağınızı düşünüyorum. Yani ben akıl ve duyguyu aynı potaya koyanlardanım. Sadece, ‘Hadi aslanlarım, çıkın oynayın!’ diyenlerden de değilim.”

Geçtiğimiz haftalarda Alanyaspor teknik direktörlüğünden ayrılan Çağdaş Atan’ın bu sezon başında verdiği röportajdan bir bölüm okudum size.

· Galatasaray rakibinden taktik olarak güçlü müydü? HAYIR.

· Ya teknik olarak? Yine HAYIR.

· İyi bir oyun planı mı vardı? HAYIR. Peki bu maçı nasıl kazanacaktı? Aslanım, kaplanımla mı?

BÜTÜN SUÇ OYUNCULARDA DEĞiL 

Bırakın bu oyuncu kalitesi ve yeteneğini, büyük takımda oynama duygu ve karakterini taşıyan kaç oyuncu vardı?

Bakın bütün suçu oyuncu grubuna atmıyorum. Ben bir teknik adam değilim. Sadece gördüğünü yorumlayan bir futbolseverim. Galatasaray’da ciddi problemler var. Ve Fatih Terim’in varlığı bile bu sorunların çözümü için yeterli olmuyor.

Yazının Devamını Oku

Bu Fenerbahçe çok farklı

30 Ağustos 2021
Sarı-lacivertlilerde patron sayısı 2'ye indi ve bu da antrenör takımı olmalarını sağladı.

Hatırlıyorum yıllar önce bir Boluspor deplasmanı. Eylül ayının ortaları, hava İstanbul’da çok sıcak. Maçın oynanacağı gün sabah 04.30 gibi Bolu’ya geldik. Hava buz gibiydi ve şehrin her sokağında Fenerbahçeli taraftarların ısınmak için yaktığı ateşler ışıldıyordu.

Binlerce taraftar bir şehri sabahın ilk ışıklarıyla uyandırıyor futbolun o uslanmaz yaramazlığını tezahüratlarıyla sokaklara taşıyordu. Benzer görüntüleri yaşama heyecanıyla İzmir’e ayak bastım. Ama o eski coşkunun zerresi yoktu. Kordon’da 3-5 Fenerbahçe ve Altay formalı taraftar, hepsi o kadar. Sonrası tam bir sessizlik. Biliyorum deplasman yasağı var. Ama yine de içimden “Kahrolsun Covid -19” demeden edemedim.

İKİ FARKLI KARAKTERİN MAÇI

Maça gelince... İki takımdan önce iki faklı karakterin maçı diye baktım önce. Bir yanda “Winner (kazanan) bir hoca değil” diye tanımlanan Pereria. Pek çok farklı ülkede çalışmanın verdiği tecrübe ile yeni kültürlere uyum sağlayan, pragmatik bir karakter. Bu yanı ile Fenerbahçe gibi kaotik bir yapıda sorun çözücü olarak görev almış.

Sağlam bir takım savunması ilk önceliği. Ve Allah var, bunu da (3’lü savunması eleştiriliyor ama) son derece başarılı bir şekilde hayata geçirmiş. Eksikleri yok mu? Tabii ki var. Özellikle ‘yıldız yönetimi’ konusunda eleştiri alıyor. Fenerbahçe’deki ilk döneminde yaşadığı sıkıntıların başında bu özelliği geliyordu.

Diğer yanda ise Mustafa Denizli... Yıldız yönetimi konusunda Pereria ile tamamen farklı düşüncelere sahip. O, futbolun yıldızlarla, olağanüstü yeteneklerle güzelleştiğine inanıyor. Sahada o yıldızlara verdiği özgürlüklerle büyüyor, büyülüyor. Sezon başında aldığı sonuçlarla birlikte Altay ile yeni bir meydan okumaya hazırlanıyor.

İki başarılı teknik adamın takımlarını bu gözle izlemeye çalıştım. Şunu gördüm:

1)

Yazının Devamını Oku

Tokyo 2020 Türk sporu için bir başkaldırıdır

1 Ağustos 2021
Darwin der ki, “Ne güçlü olan kalır hayatta, ne de en zeki olan. Ancak değişime en çok adapte olan hayatta kalır.”

Galiba 2020’de sporda, hem de bugüne kadar farkında olmadığımız müthiş bir değişim yaşadık. Uluslararası alanda, olimpiyatlarda, dünya şampiyonalarında sadece kaba kuvvete dayalı (Güreş gibi... Hayır haksızlık etmiyorum. Böyle düşünüyorum.) sporlarda varlığını sürdürebilen Türk sporu ve sporcusunun değişimi. Estetik ve atletik sporlara yatkınlığı sorgulanan, hatta ‘yeteneksiz’ diye damgalanan genetik yapımıza bir başkaldırıya dönüştü Tokyo 2020 Olimpiyat Oyunları. Türkler artık, ‘Olimpiyat’ denince akla gelen Yüzme, jimnastik ve atletizm gibi 3 ana dalda da boy gösteriyorlar.

6 BRANŞA SIKIŞMIŞ KISIR DÖNGÜ OKÇULUKLA YERLE BİR EDİLDİ

Güreş, boks, judo, tekvando, halter ve atletizm dışında olimpiyatlarda madalyamız yoktu. Bu 6 spor dalı arasına sıkışmış, zinciri bir türlü kıramayan Türk sporu planlı bir çalışmanın sonucu okçulukla bu kısır döngüyü yerle bir etti.Yandaki sütunlarda Mete Gazoz’un şampiyonluk hikayesi var. Hedefe ulaşmanın nasıl bir çalışma gerektiğinin, kariyer planlamasının, güzel sanatlardan faydalanmanın, en güzel örneklerinden biri Mete Gazoz’un hikayesi. “Amerika’da her yıl 10 bin çocuk, olimpiyat şampiyonu olmak için spora başlar” derdi nur içinde yatsın Cüneyt E. Koryürek. Ve kazanmanın hayal kurmak ile ilgili olduğunu söylerdi

HAYAL KURDUK, HEDEF KOYDUK, İMKAN SAĞLADIK, PLANLADIK...

Şimdi dikkat edin, bugün sporcu sayısı 120 bini aşmış durumda. Yani Türkiye’de artık 120 bin cimnastikçimiz var. Bu sporcuların 25 bini yarışıyor artık. Sporcularımızın sağlığından, eğitimine kadar her adımları planlanıyor. Ve her yıl bu planlar gözden geçirilip, revize ediliyor. Ve bakanlıktan da büyük destek alınıyor. Sonuç 7 final. Ama Çelen’e göre bu bir başlangıç. · 2024 Paris’i bekleyin. Orada takım halinde yarışıp kürsüyü çıkacağız ve Ruslar’ı geçeceğiz. Bu gerçekleşmeden başarılı sayılmayız.

EBRU ŞAŞMA ZOR OLANI BAŞARDI VE TOKYO'DA FİNALE YÜKSELDİ

Sırıkla atlama, atletizmin en zor, en teknik branşlarından biridir. Ve işin doğrusu Türkler’in bugüne kadar hiç boy göstermediği bir alandı. Ellerinde 5 metre uzunluğunda, 2 kilogram ağırlığında fiberglas bir sırıkla mücadele verir sporcular. 45 metrelik bir piste koşarak sırığı atlama çukuruna saplarlar ve akrobatik bir hareketle yüksekliği geçmeye çalışırlar. Bu branş için, iyi bir koşucu, iyi bir atlet, iyi bir yetenek olmanın dışında ritim duygunuzun da çok gelişmiş olması gerekir. Ersu Şaşma, bu teknik branşta zor olanı başardı ve Tokyo’da finale yükseld

19 OCAK'TA ANTRENÖRÜNÜ KAYBETTİ, TOKYO'YA HOCASI OLMADAN GELDİ

Yazının Devamını Oku

Son dakika: Kulüpler Birliği ile TFF arasındaki krizin detayları: TFF'yi devirme hareketi mi, hak arayışı mı?

11 Temmuz 2021
Mehmet Arslan yazdı... TFF ve Kulüpler Birliği Vakfı birbirlerine ‘hodri meydan’ dedi. Kulüpler Birliği Vakfı ile Türkiye Futbol Federasyonu yönetim kurulu arasındaki sorunların perde arkası...

TFF: Bazı kulüp başkanlarının önderliğinde, ki buna büyükler de dahil, TFF’yi devirme hareketi başlatıldı.

Kulüpler: Nihat Özdemir’le sorunumuz yok. Ancak kulüpler dışarıda bırakılarak Türk futbolu yönetilmez.

Türk futbolu derin bir krizin eşiğinde. Türkiye Futbol Federasyonu (TFF) ile Kulüpler Birliği Vakfı karşı karşıya gelmiş durumda...

Bu krizin ilk işaret fişeği geçtiğimiz gün Kulüpler Birliği’nin yaptığı yazılı açıklamayla geldi. Kulüpler, istekleri yerine getirilmediği takdirde maçlara çıkmama tehdidini savurdu.

Buna karşılık TFF şu ana kadar hiçbir açıklama yapmadı ama kriz, daha da açık söylemiyle savaş alttan alta devam ediyor.

Bu derin krizin her iki tarafıyla da konuştum. İsimlerinin yayınlanmaması ricasıyla tüm olan biteni kendileri açısından anlattılar. Ben bu anlatımlar eşliğinde tabloyu ortaya koyuyorum ve geri çekiliyorum. Yorum sizin...

1- BAZI BAŞKANLAR O AÇIKLAMAYI ‘RUTİN EVRAK’ DİYE İMZALADI

Önce TFF tarafıyla başlayalım ve sözü hiç eveleyip gevelemeden ifade edelim... Birkaç kulüp başkanının önderliğinde, ki bunlara büyük kulüplerimiz de dahil, TFF’yi devirme hareketi başlatıldığına inanıyor federasyon tarafı. Bunun en büyük delili olarak da Kulüpler Birliği’nin yaptığı son toplantıyı örnek gösteriyorlar. İşte anlattıkları:

Yazının Devamını Oku

75 milyonluk primin, 75 kuruşluk bedeli olmadı

23 Haziran 2021
Hüsrana uğradığımız EURO 2020’ye hangi duygularla ve nasıl hazırlandık? Mustafa Sandal’a şarkı yaptırılmasının ve kamp için Almanya’nın seçilmesinin ilginç sebebi...

54 ülke arasında ilk 24’e kaldık diye 75 milyon TL prim dağıtmak gerçekten anlamsız. Bu rakamlar Türk halkı ile milli takım arasındaki bağları zayıflatıyor.

Sevgili Şenol Güneş hocam, EURO 2020 ye gitmek bir başarıydı (bana göre değil ama) ve bunun için prim aldınız. Ama başarısızlığın da bir bedeli olmalı.

Eğer 75 milyon lira prim alıyorsanız, 75 kuruşluk bedel ödemeye de razı olacaksınız. Biz milli takımı seviyoruz ve bu sevgimizin arasına para girmesini istemiyoruz.

Baştan söyleyeyim; bu yazının amacı ne Şenol Güneş’i hedefe koymak ne de alınan paralar ve dağıtılan primlerdir. Dün, Türk Milli Takımı’nın EURO 2020’deki gibi hayal kırıklıklarını bundan sonra yaşamaması için neler yapması ve altyapıda nasıl bir organizasyona sahip olması
gerektiğini ifade etmiştim.

Bugün bu konuya devam etmek ve altyapıdaki bu organizasyonun öneminin altını özellikle çizmek istedim.

Öncelikle 2020 Avrupa Futbol Şampiyonası’na gitmeden önce neler yaşadık, hangi duygularla ve nasıl hazırlandık onu anlatalım...

Yazının Devamını Oku