Gazeteler sokağa çıkma yasağına ezdirilmesin

Bu hafta sonu da sokağa çıkma yasağı var.

Daha önce de yazdım, yine yazıyorum:

Gazeteler, sokağa çıkma yasağına ezdiriliyor.

Bu olmamalı.

Darbe günlerinde bile halka ulaşabilen gazetelerin, hafta sonu okuyucularına ulaşamaması büyük, çok büyük sorun.

Gazeteler sokağa çıkma yasağına ezdirilmesin

Önümüzde iki gün var.

Bu iki gün içinde...

Gazetelerin vatandaşa ulaşabilmesinin yolu mutlaka bulunmalı.

*

Marketlerin açık olması, kontrollü bir market alışverişine izin verilmesi... Bu bir çözüm olabilir mesela.

Böylece sokağa çıkma yasağının öncesinde ve sonrasında meydana gelen sosyal hareketlilik de en aza indirilmiş olur.

*

Bu olmuyorsa...

Hiç değilse marketlerin telefonla sipariş alması ve evlere servis yapmasının yolu açılabilir.

Bunun yanı sıra...

Mobil uygulamalar üzerinden kuryelerle 10-15 dakika içinde siparişi kapıya kadar götüren sistemler var. Bu sistemlerin hafta sonları çalışmasına izin verilebilir.

Düşünün: Bir kurye 30 haneye hizmet veriyor. Evden çıkılmasını önleyecek süper
bir uygulama bu.

*

Hiçbiri yapılmıyorsa...

“Gazeteler hafta sonu vatandaşa nasıl ulaşacak?” sorusuna muhakkak bir cevap geliştirilmeli.

Yetkililerimizden bir atak bekliyoruz bu konuda.

HÜRRİYET BİLİM KURULU ÜYELERİNE AÇIK TEŞEKKÜR

HEPSİ çok yoğun bir çalışma temposu içinde çalışıyorlar.

Buna rağmen “toplumu aydınlatmak” misyonuyla hareket ettiler ve teklifimizi tereddütsüz kabul ettiler.

Tamamen karşılıksız olarak sizlerden gelen soruları cevaplama özverisinde bulunan Hürriyet Bilim Kurulu’nun çok kıymetli üyelerine...

Huzurlarınızda çok, çok, çok teşekkür ediyorum.

*

Ayrıca şunu da söylemeden geçemeyeceğim:

Salgının başından beri televizyon ekranında sürekli sorular soruyorum, sürekli cevaplar alıyorum.

Buna rağmen üç gündür...

Hem sizlerden gelen harika soruları, hem de Hürriyet Bilim Kurulu’nun kısa ve net cevaplarını...

Çok ama çok yararlanarak okuyorum.

SEKTÖREL EGOİZM

SALGIN gibi afet dönemleri dayanışmayı öne çıkarırken... Bizim sektörden sadece bir gazete, sektörel egoizmin doruklarında dolaşmaya devam ediyor.

*

Önce hiçbir mantığa dayanmayan saçma sapan bir şey yaptılar. “Diğer gazeteler sorunlu, biz sorunlu değiliz” gibi bir algıyla çıktılar vatandaşın karşısına.

Çıktılar da ne oldu? Ne olacak? Hiçbir şey elde edemediler bu saçmalıkla. Sadece sektörü, küçük çapta da olsa baltalamış oldular.

*

Şimdi de “Hafta sonları gazeteyi bedava dağıtıyoruz” diye çıktılar ortaya... Yine ayrı baş çekerek yaptılar bunu. CHP’li belediyelerin görevlilerinin ellerine gazete tutuşturup bedava gazete dağıttırdılar.

*

Sanki gazetenin bir maliyeti yokmuş gibi yaptılar bunu... Sanki bir yerlerden bir beslenme kaynağı bulmuşlar gibi yaptılar bunu... Sanki “Siz bakmayın bizim gazeteyi parayla sattığımıza, aslında bedava da versek pekâlâ oluyor işte” havası estirir gibi yaptılar bunu.

*

Hepsini geçtim... Yaptıkları bütün bu bencilce planların sonunda kendilerini de kurtarabilmiş değiller hani.

Bencilliklerinin sonucu şudur:

Hem maddi olarak aşağı çektiler kendilerini, hem de manevi olarak.

Gazeteler sokağa çıkma yasağına ezdirilmesin

BİR SOSYOLOG GİBİ ÇİZİYOR LATİF DEMİRCİ

USTA karikatüristimiz Latif Demirci, “EVDE KORONALI GÜNLER”i çiziyor bir süredir.

*

Türk toplumunun korona karşısında sergilediği tavrın mükemmel bir hicvi var bu karikatürlerde. Hepimiz kendimizden bir şeyler buluyoruz bu karikatürlerde. Gülüyoruz, “Yahu tam isabet”
demeyi de ihmal etmiyoruz.

*

Latif Demirci’nin “EVDE KORONALI GÜNLER”i, Türkiye’nin çeşitli kesimlerinin sosyolojik bir analizi gibi...

Çok anlayışlı bir tebessümle yaklaşıyor hepimize Latif Demirci... Zerre yadırgamadan yansıtıyor tüm tuhaflıklarımızı... Eve kapanmanın Türkiye toplumunda yol açtığı garipliklere ince dokunuşlar yapıyor...

*

Şu korona belasını atlattıktan yıllar sonra...
Latif Demirci’nin “EVDE KORONALI GÜNLER”ine baktığımızda... “Yahu neler yaşadık biz
böyle”
diyeceğiz.

*

Hep çizsin Latif Demirci... Daha çok çizsin...

Şu buhranlı günlerde ilaç gibi geliyor valla.

Gazeteler sokağa çıkma yasağına ezdirilmesin

MUHABİRLERİMİZ SOKAKLARDA

ARTIK biliyorsunuz:

Gazetemizi evlerde hazırlıyoruz.

Bütünüyle...

Editörlerimiz evlerde, sayfa tasarımcılarımız evlerde, yöneticilerimiz evlerde...

*

Ama bir de evlerinden çıkmak zorunda kalan çalışma arkadaşlarımız var:

Muhabirlerimiz ve foto muhabirlerimiz.

 

Hastanelerde onlar var... Basın toplantılarında onlar var... Toplumsal olaylarda onlar var... Sağlık
kuruluşlarında onlar var... Sokaklarda onlar var... Polis merkezlerinde onlar var... Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde onlar var...

*

Maskelerini takıyorlar, mesafe kurallarına uyuyorlar ve görevlerini yapıyorlar.

*

Hürriyet’in onların omuzlarında yükseldiğini hatırlatır, hepsine “Ne olur çok dikkat edin” mesajını bir kez de buradan iletmek isterim.

 

Haber Yorumlarını Göster
Haber Yorumlarını Gizle
X

Kepazelik ve ifşa

Ekranda bir kadın ve bir adam var. Bunlar evliler. Bir çocukları var. “Çocuk kimden” diye bir mevzu dönüyor aralarında. Ve bir anda çocuğun başka bir adamdan olduğu ortaya çıkıyor. Kadın seviniyor. Ama öyle böyle değil. Neredeyse zil takıp oynayacak. Adam öfkeleniyor.

Falan.

*

Tam bir kepazeliktir bu!

Bazıları kepazeliğin kendisini bırakmış, Esra Erol’un programında ifşa edilmesine kızıyorlar.

Vay efendim böyle bir olay nasıl olur da ekranlara yansırmış!

*

Yahu esas mesele bu mudur?

Yazının Devamını Oku

Hürriyet’te kıpır kıpır capcanlı yeni köşeler

Bir süredir Hürriyet’te “HEY GİDİ YILLAR” var. Siyah-beyaz fotoğrafların yer aldığı aile albümlerine dalmanın tadını alanlar, hiç kaçırmıyorlar bu köşeyi.

Zeynep Bilgehan’ın hazırladığı “HEY GİDİ YILLAR”ın başlangıç noktası İlber Ortaylı’nın ve Vedat Milor’un hayli afili gençlik fotoğrafları olmuştu.

Sonra devamı geldi.

En son beyaz yakalı siyah önlüklü Fatma Şahin vardı “HEY GİDİ YILLAR”da...

Önümüzdeki haftalarda da çok güzel sürprizler olacak.

O MU BU MU

Savaş

Yazının Devamını Oku

Dört dörtlük bir habercilik

Tarihe “Elmalı skandalı” olarak geçen skandal...

Elmalı adlı kasabada belediye başkanını, onun makam şoförünü, makam şoförünün eşini falan kapsayan çok boyutlu bir skandal.

Hürriyet olarak belediye başkanının partisine falan bakmadan olayın üzerine gittik.

Kimseyi peşinen suçlu ilan etmeden yaptık bunu.

Belediye başkanıyla da belediye başkanının eşiyle de başkanın makam şoförüyle de olayların ortasındaki makam şoförünün eşiyle de konuştuk.

“Dördü de konuştu” manşeti, Hürriyet’in habercilik anlayışını tam olarak yansıtan bir manşetti.

*

Bu manşeti ortaya çıkaran Hürriyet Akdeniz Bölge Yazıişleri Müdürü Salim Uzun, tarafsız haberciliğin sıkı bir örneğini verdi ve övgüyü fazlasıyla hak etti.

Yazının Devamını Oku

Bu iki fotoğraftan bir konsept çıktı

Önce Vedat Milor’un bu afili gençlik fotoğrafını gördük.

Hemen “Vay! Vay! Vay! Vedat Bey’e bakın siz. Tam gençlik başımda duman havasında” dedik.

*

Sonra İlber Hoca’nın Hürriyet’e yazdığı Adalet Ağaoğlu yazısında kullandığı fotoğrafını gördük.

Hemen “Vay be! İlber Hoca gençliğinde yakıyormuş. Hiç değişmeyen tarafı ise sarkastik bakışlarıymış” dedik.

Sonra da aklımıza “HEY GİDİ YILLAR” başlıklı bir konsept geldi.

*

Geçen pazar başladık

Yazının Devamını Oku

Ozan Güven olayını patlatan iki muhabir

Ozan Güven’in kız arkadaşı Deniz Bulutsuz’a uyguladığı şiddet, Türkiye’nin konuştuğu olay haline geldi.

Haberin ortaya çıkmasında ve büyümesinde iki Hürriyet muhabirinin payı büyük.

İşte o iki Hürriyet muhabiri:

25 YILLIK MAGAZİNCİ: İSMAİL BAYRAK

Hürriyet Magazin Servisi’nin deneyimli ve başarılı isimlerindendir İsmail Bayrak.

25 yıllık gazeteci...

Yıllarca gecelerde çalıştı, sokaklarda emek verdi.

Yazının Devamını Oku

Pandemi şartlarında da ödüller sahiplerini buluyor

Her şey hazırdı.

Oylamalar tamamlanmıştı.

Jürimiz görevini eksiksiz yerine getirmişti.

Tören salonu hazırdı.

Ekiplerimiz ne yapacaklarını biliyorlardı.

Kısacası...

Pantene Altın Kelebek Ödülleri, şanına yakışır bir törenle hak eden sanatçılarımıza takdim edilecekti.

*

Yazının Devamını Oku

Gazeteler açısından da maske zorunlu olmalı

Rakamlar arttıkça...

Yeniden evlere hapsolacağız diye endişeleniyorum.

Ekonominin işlemesi gerekiyor. Daha yeni yeni kendine gelmeye çalışan işyerlerinin açık olması gerekiyor. Üretimin artması gerekiyor. İşlerin yürümesi gerekiyor.

Kısacası...

Normalleşen hayatın kesintisiz biçimde akması gerekiyor.

*

Hayatın yeniden “durma” noktasına gelmesine...

Hiçbir sektörün zerre kadar

Yazının Devamını Oku

Dijitalde de öncüyüz: İşte süper rakamlar

“hurriyet.com.tr”, taaa kasım ayında başlayan yükselişini korona sürecinde zirveye taşımış durumda.

Aylık ortalama 96 milyon ziyaretçi ile Türkiye’nin en çok ziyaret edilen haber sitesiyiz.

hurriyet.com.tr”, son aylarda...

Ortalama 324 milyon oturum ile tarihi zirveyi yakaladı.

*

Şu rakamları da vereyim:

*

“hurriyet.com.tr”de...

Yazının Devamını Oku

Meydanı yalancılara bırakmak yok

Dijital medyada bazı tipler türemiş durumda.

Bir internet sitesi kurmuşlar.

Habire bizim medya grubuyla ilgili kampanya yapıyorlar.

*

Hiçbir kontrol mekanizmaları yok. Bir standarda sahip değiller. Habire yalan yazıyorlar. Tek bir noktası bile doğru olmayan palavraları, ‘haber’ adı altında yayınlıyorlar. Yalanlarını ortaya koyuyorsun. Utanmak sıkılmak yerine yalana devam ediyorlar. Mahkemeye başvuruyorsun. Bu sefer de “Özgürlüğümüz kısıtlanıyor” falan diye ağlaşıyorlar.

*

Ses versek... Kendilerini “önemli” zannediyorlar. Ses vermesek... Yalanları bir biçimde dolaşıma giriyor.

*

Yani

Yazının Devamını Oku

Basında evden çalışma devrimi

Şu virüs belası bize gösterdi ki...

Hürriyet, evden çalışmayla da çıkabiliyormuş.

*

Toplantılarımızı yapıyoruz... İletişimde hiçbir sıkıntı çekmiyoruz... Sayfa yapım aşamalarının her anını izleyebiliyoruz... Manşetleri belirleyebiliyoruz...

*

Trafikte iki saat geçirmiyoruz... Ofis hayatının yol açtığı sorunlarla boğuşmuyoruz...

Hepsinden önemlisi, kurumsal yapımıza inanılmaz ölçüde tasarruf imkânı sağlamış oluyoruz.

*

Daha önce de söylemiştim, yine söylüyorum:

Yazının Devamını Oku

Bu etik anayasasının altına herkes imzasını atmalı

AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Mahir Ünal, partisinin sosyal medya için hazırladığı etik ilkeleri kamuoyuna açıkladı.

Açıkladığı ilkelerin üstüne şu notu koymayı da ihmal etmedi:

*

“Bu kuralların her birine her bir teşkilat mensubumuz sonuna kadar riayet edecektir. Diğer siyasi partilerden de aynı hassasiyeti beklemekteyiz.”

Mahir Ünal’ın açıkladığı 12 maddelik sosyal medya etik ilkeleri neler?

Tek tek yazıyorum:

*

Yazının Devamını Oku

İdeolojik ve takıntılı gazeteciliğin iflası

Salgın gelince...

“Sürekli hükümete vurma” ya da “sürekli muhalefete vurma” odaklı gazetecilik anlayışı, bir anda sudan çıkmış balığa döndü.

*

Millet salgın hakkında doyurucu haberler, bilgilendirici yayınlar beklerken...

Eski alışkanlıklarını bir anda bırakamayan “hükümete vurma” ya da “muhalefete vurma” odaklı gazetecilik anlayışı, kendini yeni duruma adapte etmeyi başaramadı.

*

Aradan şunca zaman geçti...

Hâlâ tam olarak toparlanabilmiş değiller.

*

Yazının Devamını Oku

Hürriyet’in sektördeki gücü arttıkça saldırılar da artıyor

Hiçbir siyasi yaklaşıma karşı önyargımız yok. Yayınladığımız her haberde kılı kırk yarıyoruz. Yalana dolana kapılarımız sımsıkı kapalı...

Muhabirlerimiz ve editörlerimiz, “Hürriyet yazdıysa doğrudur” anlayışının yerleşmesi doğrultusunda görev yapıyor.

*

Kısacası işimizi hakkıyla yapmaya çalışıyoruz.

Bütün gayretimiz bu yönde.

*

Biz böyle yaptıkça...

Gücümüz artıyor.

Okurlarımızın

Yazının Devamını Oku

Hürriyet Bilim Kurulu sorularınızı cevaplıyor

Korona süreci bize şunu öğretti:

Her gün yeni sorular doğuyor. Her gün bilgilerimizi tazelememiz gerekiyor. Her gün yeni durumlar ortaya çıkıyor. Her gün yeni bilgiler geliyor.

Çok dinamik bir süreç bu... Çok da kısa olmayacak bir süreç...

*

İşte bu nedenle HÜRRİYET BİLİM KURULU’nu oluşturduk. Çok kıymetli hocalarımız, halkımızı aydınlatma amaçlı bu çalışmaya büyük bir özveriyle katılıyorlar.

*

İşte HÜRRİYET BİLİM KURULU’nda yer alan hocalarımız:

*

Yazının Devamını Oku

Bugünlerde Hürriyet

Toplumsal çatışma alanlarının kaşınmaması konusunda azami hassasiyet gösteriyor.

* İnfiale sürükleyecek bir yaklaşıma asla yüz vermiyor.

*

* Devletin koyduğu kuralların hayata geçirilmesine yardımcı olmaya çalışıyor, kuralların belirginlik kazanmasını talep ediyor.

*

* Sosyal medyanın zehirlerine panzehir olacak bir tutum alıyor.

*

* Siyasetin kavgaları, didişmeleri, polemikleri, çatışmaları eskide bırakmasını, yeni bir sayfa açmasını istiyor.

*

Yazının Devamını Oku

Hürriyet’te prensip: Önce çalışanlarımızın sağlığı

Korona illetinin çıktığı ilk günden beri hep ama hep “Önce çalışanlarımızın sağlığı” dedik.

Temel prensibimiz bu oldu, bu doğrultuda hareket ettik.

*

Sadece Hürriyet’te değil...

Demirören Medya’ya bağlı tüm yayın organlarında en fazla titizlenilen temel ilke buydu ve bu olmaya devam ediyor.



Yazının Devamını Oku

Neden ille de gazete

BUGÜNÜN medya ortamında...

Mecralar alabildiğine çeşitlenmiş durumda, dijital almış başını gidiyor.

*

Böyle bir ortamda...

Özgün içerik üretimi yapan en önemli kaynak: GAZETE.

*

Bugünün medya ortamında...

Teyit edilmemiş haberler ortalıkta dolaşıyor, bilgi kirliliği alabildiğine artmış durumda.

*

Yazının Devamını Oku

O masa işte bu masa

HÜRRİYET, işte bu masadan idare ediliyor.

 

Bütün kararlar, işte bu masada alınıyor.

Tercihler, işte bu masada belirleniyor.

Bu masa, Hürriyet’in yazıişleri masası...

*

Masanın sakinlerine şöyle bir bakalım:

*

EMRE ORAL:

Yazının Devamını Oku

Cıvıl cıvıl, kıpır kıpır bir heyecan: Altın Kelebek

BU CUMA: Türkiye’nin en güzel etkinlik alanlarından biri olan Zorlu Performans Sanatları Merkezi’nde bu cuma akşamı “PANTENE ALTIN KELEBEK ÖDÜLLERİ” sahiplerini buluyor.

Kırmızı halılar, şovlar, canlı yayınlar, minik konserlerle bezenmiş, cıvıl cıvıl, kıpır kıpır bir gece bekliyor herkesi.

*

46 YIL: Türkiye gibi yoğun altüst oluşların yaşandığı, her şeyin sürekli sil baştan yapıldığı, herhangi bir alanda gelenek oluşturmanın istisna haline geldiği bir memlekette, “PANTENE ile birlikte düzenlediğimiz ALTIN KELEBEK ÖDÜLLERİ”nin 46 yıl kesintisiz verilmesi, verilebilmesi başlı başına olaydır.

*

YARIŞMA: Yapılan ve yapılacak her türden laga lugaya hiç aldırış etmeyin. “ALTIN KELEBEK ÖDÜLLERİ”, adaletten zerre sapılmayan bir yöntemle oluşturuluyor her zaman. Yüzde 70’i halkın oyuyla, yüzde 30’u ise aralarında Cihan Ünal, Belçim Bilgin, Selçuk Yöntem, Ertuğrul Özkök gibi isimlerin de bulunduğu “büyük jüri” tarafından belirleniyor. Büyük bir titizlikle! 

*

TÖREN:

Yazının Devamını Oku