Gözde Hatunoğlu

Gözde Hatunoğlu

ghatunoglu@hurriyet.com.tr

36. Ankara Film Festivali izlenimleri | Buradayım, ama iyi miyim bilmem…

19 Kasım 2025
Sinema dünya üzerindeki en kitlesel ama bir yanıyla da aslında en kişisel sanat dalı tartışmasız. Bir filmi izlemek, sinema salonlarından kopmadığımız, sürece kollektif bir eylem ancak bu deneyimin filmi izleyen herkes üzerinde bıraktığı etki çoğunlukla o kişinin kendi kimliği ve deneyimleriyle bağlantılı.

Aynı şey her zaman öyle olmak zorunda olmasa da o filmi yazan ve/veya yöneten kişi için de geçerli. Emine Emel Balcı’nın ilk uzun metrajlı filmi Nefesim Kesilene Kadar’dan sonra yazıp yönettiği ikinci filmi “Buradayım, iyiyim” İstanbul Film Festivali ve Adana Altın Koza’nın ardından 36. Ankara Film Festivali’nde izleyicisiyle buluştu.

Emine Emel Balcı uzun bir aradan sonra gelen bu filmini kendi annelik deneyimlerinden (de) yola çıkarak yarattığını verdiği söyleşilerde belirtmişti. Buradayım, İyiyim, yukarıda bahsettiğim, izlerken kişisel deneyimlerimizin devreye daha çok girebildiği türden bir yapım.

Yeni anne olmuş, bir yandan çalışmaya devam eden, bir yandan da annelikle birlikte gelen fiziksel ve ruhsal değişimleri deneyimleyen Filiz’in hikâyesini izlediğimiz film için bir kadın filmi demek, izleme deneyiminin de anne olmuş/olamamış/olmayı tercih etmemiş her kadın için diğer seyircilerden daha farklı ve derin olduğunu söylemek mümkün.

Balcı’nın kamerası filmin başından sonuna kadar neredeyse her an Filiz’in peşinde hatta onun yüzü seyirciden hiç ayrılmadan filmin en işlevsel uzvu haline geliyor. Filiz’i evde bebeği, kocası ve eve çat kapı gelmekten imtina etmeyen birçok akrabasıyla gördüğümüz anlar var. Bir de çalışırken, doğum izninden yeni dönmüş bir kadın olarak kimi zaman zorlanıp bocaladığı kısımlar, dışarıdaki hayatından kesitler…

Ülkedeki pek çok kadından ve anneden şanslı bir kadını izliyoruz. Görece orta/orta üst sınıftan, kentsoylu bir kadın Filiz. Evde ona bebek bakımı konusunda destek olan hatta işinden ayrılıp o çalışırken çocuğuna bakan, anlayışlı bir eş var. Belki de eşi “mümkünlerin en iyisi” diyebiliriz. Ona yardımcı olma niyetiyle yola çıkan ama ruh halini dikkate almayı unutan annesi, halası, kadın akrabaları da hep peşinde.

E hal böyleyken pek de sorun yok gibi sanki? Diyemiyoruz… Çünkü bize hep belletilen “Doğum yapar yapmaz annelikle ilgili her şey kadına otomatik yüklenir ve zaten her kadın içinde annelik duygusu taşıyarak dünyaya gelir” söylemi bir yalan.

Yazının Devamını Oku

Haftanın kültür sanat ajandası

9 Kasım 2025
Konser, sergi, tiyatro, sinema, festival...Güncel kültür sanat etkinliklerine dair haberler... Yeni haftanın kültür sanat ajandası...

2. TÜRKİYE CAZ KONFERANSI “FIRSATLAR” TEMASIYLA YENİDEN DÜZENLENİYOR

Türkiye’deki caz sahnesinin sürdürülebilirliğini, dayanışma ağlarını ve yaratıcı üretim olanaklarını kolektif bir biçimde tartışmak amacıyla hayata geçirilen ve bu yıl ikinci kez katılımcılarını ağırlamaya hazırlanan Caz Ağı Konferansı 11-12 Kasım tarihlerinde Salon İKSV ev sahipliğinde gerçekleştirilecek. İlki büyük ilgiyle karşılanan konferans, bu yıl da caz ve doğaçlama müzik ekosisteminin farklı alanlarından gelen profesyonelleri, müzisyenleri, kurum temsilcilerini ve bağımsız üreticileri bir araya getiriyor. Türkiye’de caz ve doğaçlama müzik sahnesine farklı açılardan bakmayı, birlikte düşünmeyi ve üretmeyi amaçlayan Caz Ağı Derneği tarafından düzenlenen ve bu yıl “Fırsatlar” temasıyla düzenlenen konferans kapsamında hem paneller hem de yuvarlak masa toplantıları düzenlenecek.

BİRAZ KAHKAHA, BİRAZ TERAPİ İÇİ “OYUNUN OYUNU” GELİYOR

Dünyanın dört bir yanında defalarca sahnelenen Michael Frayn’ın kaleme aldığı “Oyunun Oyunu” adıyla uyarlanan yeni oyun DK Yapım & Good Directions Entertainment imzasıyla 12 Kasım Çarşamba akşamı saat 20.30’da Maximum Uniq Hall’da prömiyerini gerçekleştirecek.

Başrollerinde usta oyuncular Salih Kalyon, Günay Karacaoğlu ve Sermiyan Midyat’ın yer aldığı projenin yapımcılığını Duygu Kurt, yürütücü yapımcılığını ise Gizem Ertürk üstlendi. İki kadının güçlerini birleştirdiği proje, sezonun en kahkahalı ve enerjik tiyatro deneyimlerinden biri olmaya aday. Tiyatronun önünü ve arkasını aynı anda sahneye taşıyan bu eğlenceli yapımın biletleri Biletix, Biletinial ve BuBilet’te satışta.

Yazının Devamını Oku

Haftanın kültür sanat ajandası

2 Kasım 2025
Konser, sergi, tiyatro, sinema, festival...Güncel kültür sanat etkinliklerine dair haberler... Yeni haftanın kültür sanat ajandası...

CARTEL 30 YIL SONRA ORİJİNAL KADROSUYLA YENİDEN SAHNEDE!

90’ların efsanevi hip-hop grubu Cartel, 30 yıl sonra yeniden bir araya geliyor. Sokak kültürünün simgesi haline gelen grup, Pozitif ve Magnetic Works organizasyonuyla 13 Aralık’ta Volkswagen Arena’da unutulmaz bir geceye imza atacak. “Cartel bir numara, en büyük!” sloganı yıllardır unutulmayan grup 30 yıl sonra ilk kez orijinal kadrosunu bu konser için bir araya getiriyor. Kabus Kerim, Alper Ağa, Erci E, Mali, BabaLu ve Ole’den oluşan kadrosuyla İstanbullular ile buluşmaya hazırlanan Cartel’in bu özel konserinin biletleri Biletix, Passo ve Biletinial’da satışta.

MÜZİĞİN VE TİYATRONUN ZENGİN DÜNYASI 2 AY BOYUNCA ENKA SANAT’TA

ENKA Sanat, yeni sezonda müziğin ve tiyatronun bir araya geldiği zengin bir programla sanatseverlerle buluşacak. 4 Kasım – 23 Aralık tarihleri arasında ENKA Oditoryumu’nda gerçekleşecek etkinlikler, birbirinden değerli sanatçıları ve özgün prodüksiyonları ağırlayacak. Konser piyanisti Burçin Büke’nin “Klasikten Caza: Bir Müzikal Yolculuk” adlı projesinin prömiyeriyle açılacak yeni sezonda ENKA Oditoryumu 2 Aralık’ta dünyaca ünlü İtalyan kemancı Davide Alogna ile Türkiye’nin seçkin piyanistlerinden Cana Gürmen’in “Müziğin Klasik Dokunuşları” konserine ev sahipliği yapacak.

Orkestra şefi ve besteci Murat Cem Orhan’ın modern Türk şiirini, müzik, tiyatro ve edebiyatın ortak diliyle sahneye taşıdığı yapıtı “İkinci Yeni Şarkılar”, 11 Aralık Perşembe akşamı izleyiciyle buluşacak. Projede Mert Fırat, şairleri canlandırıp şarkıları seslendirirken, Evrim Özkaynak, Tomris Uyar’ı yorumlayacak.

ENKA Sanat, son dönemin en çok konuşulan yapımlarından bir seçki ile tiyatro severlerin karşısına çıkmaya hazırlanıyor. 18 Kasım’da Kanadalı oyun yazarı Morris Panych’in dünya çapında ses getiren kara komedisi “Bulaşıkçılar”, 25 Kasım’da “Linçler ve Dudaklar”, 27 Kasım’da ise “Tebdil” perde diyecek. Program 4 Aralık’ta “Aşk Biter mi?”, 9 Aralık’ta ise “Kısık Ateşte Düdüklü Tencere” ile devam edecek.

Yazının Devamını Oku

Haftanın kültür sanat ajandası

26 Ekim 2025
Konser, sergi, tiyatro, sinema, festival...Güncel kültür sanat etkinliklerine dair haberler... Yeni haftanın kültür sanat ajandası...

ULUSLARARASI SUÇ VE CEZA FİLM FESTİVALİ GÜN SAYIYOR: ADALETİN, ZAMANIN VE YAŞAMA DİRENCİNİN FİLMLERİ GELİYOR

15. Uluslararası Suç ve Ceza Film Festivali, 27 Kasım – 2 Aralık tarihleri arasında Altın Terazi Uzun ve Kısa Metraj Yarışmaları yanı sıra farklı bölümlerde, merak uyandıran yeni yapımları izleyiciyle buluşturacak. Adalet Terazisi, Zamanın İzleri ve Yeryüzü Hepimizin bölümleri adı altında gösterilecek filmler, izleyiciyi tarih, toplum ve yaşam üzerine derin sorgulamalara davet ediyor. Farklı alanlarda adalet arayışını konu alan filmler Cannes, Berlin, Venedik, Locarno, Sundance, Rotterdam, Tribeca vb. film festivallerindeki prömiyerlerinin ardından İstanbul’un hem Avrupa hem de Anadolu yakasında gösterilecek.

Festivalin yarışma dışı ana bölümü Adalet Terazisi’nde, bu yıl adalet arayışını farklı açılardan ele alan dört film yer alıyor. Slovakya’da trajik bir hatayla hayatı altüst olan ve kendini ruhunda kurduğu mahkemede yargılayan bir babayı, bakım yardımına ihtiyaç duyan yaşlı bir kadın ve ona destek olmaya çalışan komşusunun gerilim dolu hikâyesini, Bronx’ta dezavantajlı bir çevrede vaktinden önce büyümek ve yetişkin olmak zorunda kalan gençlerin açmazlarını konu alan bu filmler farklı coğrafyalarda geçse de herkese tanıdık geliyor…

Festivalin Zamanın İzleri bölümü Afganistan’da Taliban yönetimine rağmen kadınlar için özgürlük savaşı veren bir büyükelçi, bugünleri öngören George Orwell ve Ukrayna’da savaş ortamında eğitim görmeye çalışan çocuklar hakkında üç belgeselle, Soğuk Savaş döneminin barış savunucusu diplomatlarından Hammarskjöld hakkında bir biyografik filmden oluşuyor.

Yeryüzü Hepimizin bölümünde ise festivalin akademik programının temasına atıfta bulunan özel gösterimiyle Tomas Elšík imzalı belgesel Dayanma Gücü / Resilience izleyiciyle buluşacak.

Yazının Devamını Oku

Haftanın kültür sanat ajandası

19 Ekim 2025
Konser, sergi, tiyatro, sinema, festival...Güncel kültür sanat etkinliklerine dair haberler... Yeni haftanın kültür sanat ajandası...

ARS ELECTRONICA İSTANBUL 2025 ZORLU PSM’DE

Dijital sanatın en saygın uluslararası platformlarından biri olan Ars Electroni- ca'nın en çarpıcı seçkisi “Veri & Kırılganlık” sergisi, Piksel.Creative Solutions iş birliğiyle, Diageo Türkiye desteğiyle 22-28 Ekim tarihleri arasında Zorlu PSM'de sergilenecek.

Ars Electronica Dış Yapımlar Direktörü, Veri & Kırılganlık sergisi küratörlerinden Laura Welzenbach, 22 Ekim’de saat 11.00’da katılımcılara sergiyi daha derin bir bakışla anlayabilecekleri bir de atölye verecek. İzleyiciler Laura ile hem eserlerin konularını, arkalarındaki teknolojiyi detaylı şekilde anlayacak hem de günümüz dünyasındaki veri ve bu verinin kırılganlığı üzerine sohbet ederken sergiyi birlikte gezecekler.

GORILLAZ POZİTİF VIBRATIONS KAPSAMINDA 16 TEMMUZ’DA İLK KEZ TÜRKİYE’DE!

Müziğin sınırlarını yeniden tanımlayan Gorillaz, çığır açan yapısıyla müzik dünyasında bambaşka bir dönemin kapılarını araladı. 1998’de müzisyen Damon Albarn ve sanatçı Jamie Hewlett tarafından yaratılan Gorillaz; vokalist 2D, bas gitarist Murdoc Niccals, davulcu Russel Hobbs ve Japon gitar dehası Noodle’dan oluşuyor. Brit ve Grammy ödüllü, efsanevi İngiliz grup Gorillaz, 16 Temmuz 2026’da Pozitif Vibrations kapsamında Türkiye’de ilk kez sahne alacak. Pozitif Müzik ve Charm Music işbirliğiyle düzenlenecek konser, doğayı koruyan yaklaşımıyla kültür-sanat, spor ve eğlencenin buluşma noktası Bonus Parkorman’da müzikseverlerle buluşacak. Biletler yarın saat 12:00’de Biletix, Passo ve Biletinial’da satışa çıkacak.

“THE EXPANSE OF CONSCIOUSNESS / BİLİNCİN GENİŞLİĞİ” SERGİSİ BAŞLIYOR

Yazının Devamını Oku

Savaş Üstüne Savaş üzerine | Birçok şeyin ama en çok da umudun filmi

11 Ekim 2025
Bu yazı biraz gecikmiş bir yazı olacak. Aslında bahsi geçen filmi bir kez basın gösteriminde bir kez de vizyona girdikten hemen sonra heyecanla bir kez daha izledim. Ancak hakkında bir şeyler yazabilmek için içimdeki heyecanın sönmesini bekledim açıkçası…

Sinemayla ilgilenen okurlar muhtemelen film hakkında konuşulanlardan haberdar. ABD’li yönetmen Paul Thomas Anderson’ın (yazının devamında kendisinden PTA olarak söz edeceğiz) yeni filmi Savaş Üstüne Savaş (One Battle After Another) adından bir süredir çok söz ettirmiş, sinema severlerde büyük bir merak yaratmıştı.

SALONLARI SARAN HEYECAN FIRTINASI

Filmin gösterime girmesiyle birlikte bu merak yerini son zamanlarda beyaz perdede çok rastlanmayan bir heyecan ve beğeni fırtınasına bıraktı. Ben de bu fırtınaya kapılanlar arasındayım.

Yönetmenin daha önce de romanını uyarladığı (Inherent Vice/2014) yazar Thomas Pynchon’ın “Vineland” adlı eserinden yola çıkıyor Savaş Üstüne Savaş. Ancak bunun romanın bire bir değil serbest bir uyarlaması olduğunu belirtelim.

Thomas Pynchon romanında Reagan dönemi sonrasını ele alırken PTA bu anlatıyı Donald Trump sonrası ABD’nin ahvalini ortaya koyacak şekilde değiştiriyor. Karşımızda geçmişin ve günümüzün devrimcileri, otoriter rejimlere baş kaldıranlar, örgütlenen halklar, bu dünyanın içindeki kişisel var oluş savaşları ve bir baba kızın ekseninde dönen daha duygusal bir hikâye de var…

PTA filmini iki ayrı kısma böler gibi görünürken bu iki kısım arasında 16 yıllık bir zaman atlamasıyla karşılaşıyoruz. Filmin başında muhtemelen 90’lı yılları (ana karakterimizin filmin bir noktasında yaşını söylemesinden bu sonuca varıyoruz), ikinci yarısında ise günümüzü izliyoruz.

Yazının Devamını Oku

Haftanın kültür sanat ajandası

11 Ekim 2025
Konser, sergi, tiyatro, sinema, festival...Güncel kültür sanat etkinliklerine dair haberler... Yeni haftanın kültür sanat ajandası...

ANKARA FİLM FESTİVALİ’NİN 2025 AFİŞİ BELLİ OLDU

13–21 Kasım 2025 tarihleri arasında düzenlenecek 36. Ankara Film Festivali’nin afişi belli oldu. Festivalin mayıs ayında başlattığı Afiş Yarışması’nda, 207 başvuru arasından seçilen afiş, Ankaralı multimedya tasarımcısı Atay Erol’un tasarımı oldu. Türkiye’deki grafik tasarımı bölümü öğrencileri ve mezunlarına açık olan yarışmanın jüri üyeleri, çizer ve gazeteci Aslı Alpar, ressam Habip Aydoğdu, Ankara Film Festivali Direktörü İrfan Demirkol, tasarımcı, sanatçı ve akademisyen Melike Taşcıoğlu Vaughan ile akademisyen Zülfükar Sayın’dan oluşuyordu. Ankara’nın karakterleri afişte jüri, “Festivalin farklı kitleleri bir araya getiren yapısını ilgi çekici ve renkli bir dille aktarması, Ankara’yı temsil eden karakterlerle festivale özgü ruhu başarılı biçimde yansıtması” gerekçesiyle Atay Erol’un tasarımını 36. Ankara Film Festivali’nin afişi olarak seçti.

Ankara Üniversitesi İletişim Fakültesi mezunu sanatçı, “Ankara’ya ilişkin her şeyi tasarlamayı, her içeriği üretmeyi seviyorum. Bu afişte de kentin doğal unsurlarının yanı sıra modern kozmopolitliği, insan çeşitliliği ve festival kültürünün birleştirici yapısını konu edindim” diyor. 25 bin TL destekli ödül, festivalin 13 Kasım akşamı gerçekleştirilecek Açılış Töreni’nde sunulacak.

“EN GÜZEL CENAZE ŞARKILARI” DÜNYA PRÖMİYERİNİ 38. ULUSLARARASI TOKYO FİLM FESTİVALİ’NDE GERÇEKLEŞTİRECEK

“Evicko” (2012) ve 2015’te Cannes Film Festivali'nde Altın Palmiye için yarışan “Salı” gibi ödüllü kısa filmleriyle tanınan ve ilk uzun metrajı “Ela ile Hilmi ve Ali” ile İstanbul, Adana, Ayvalık ve Ankara film festivallerinden ödüllerle dönen Ziya Demirel’in ikinci uzun metraj kurmaca filmi “En Güzel Cenaze Şarkıları” dünya prömiyerini 38. Uluslararası Tokyo Film Festivali’nde gerçekleştirecek.Çağdaş Ekin Şişman, Halil Babür

27 Ekim – 5 Kasım tarihleri arasında gerçekleştirilecek festivalin resmi seçkisi “Asya’nın Geleceği” bölümü kapsamında 27 Ekim’de izleyicilerle buluşmaya hazırlanan En Güzel Cenaze Şarkıları’nın başrollerinde Esra Dermancıoğlu, Halil Babür ve Çağdaş Ekin Şişman yer alıyor. Senaryosu Ziya Demirel ve Yusuf Tan Demirel tarafından kaleme alınan filmin yapımcılığını Anna Maria Aslanoğlu (istos film) ve ortak yapımcılığını Emre Oskay (Sky Films) üstlenirken görüntü yönetmenliğinde Doron Tempert, kurguda Henrique Cartaxo, yapım tasarımında Osman Özcan, ses tasarımında ise Cenker Kökten imzası bulunuyor.

29. İSTANBUL TİYATRO FESTİVALİ’NDEN KADIN HİKÂYELERİ SEÇKİSİ

Yazının Devamını Oku

Haftanın kültür sanat ajandası

5 Ekim 2025
Konser, sergi, tiyatro, sinema, festival...Güncel kültür sanat etkinliklerine dair haberler... Yeni haftanın kültür sanat ajandası...

29. İSTANBUL TİYATRO FESTİVALİ GÜN SAYIYOR… EDEBİYAT UYARLAMALARI SAHNEYE TAŞINIYOR

29. İstanbul Tiyatro Festivali, programındaki edebiyat uyarlamalarıyla öne çıkıyor. Édouard Louis’nin Bir Kadının Kavgaları ve Dönüşümleri, Reşad Ekrem Koçu’nun Aşk Yolunda İstanbul’da Neler Olmuş: Çerkes Rıdvan’ın Dolabı, Alper Canıgüz’ün Cehennem Çiçeği, Gustave Flaubert’in Madame Bovary’si, Goethe’nin Faust’u ve Paul Auster’ın New York Üçlemesi eserleri festival sahnesinde izleyiciyle buluşmaya hazırlanıyor.

İstanbul Kültür Sanat Vakfı (İKSV) tarafından Koç Holding Enerji Grubu Şirketleri Aygaz, Entek, Opet ve Tüpraş sponsorluğunda düzenlenen 29. İstanbul Tiyatro Festivali,bu yıl 20 Ekim’de başlayıp 22 Kasım’da sona erecek.

Mehmet Birkiye’nin küratörlüğünde gerçekleştirilen 29. İstanbul Tiyatro Festivali’nin programı tiyatro.iksv.org/tr/program; ücretsiz etkinlik takvimi ise tiyatro.iksv.org/tr/yan-etkinlikler adresinde. Biletler ise Passo’da satışta.

SİNEMATEK/SİNEMA EVİ’NDE YENİ SEZON BAŞLIYOR: RÜYA ÇIKMAZI, OTTINGER, ROHRWACHER VE DAHA FAZLASI!

Sinematek/Sinema Evi, 21 Ekim 2025 – 16 Ocak 2026 tarihleri arasında dopdolu bir programla yeni sezonunu açıyor. “Bir Tema: Rüya Çıkmazı (Fever Dream)” ana programıyla ilk kez bir temaya odaklanan Sinematek/Sinema Evi, bu sonbaharda ayrıca günümüz İtalyan sinemasının önde gelen yönetmenlerinden Alice Rohrwacher’in retrospektifi ile Yeni Alman Sineması’nın feminist figürü Ulrike Ottinger’e adanmış bir seçkiyi de sinemaseverlerle buluşturacak.

Yazının Devamını Oku