Onlar suç işliyor kurumlar birbirine giriyor

Dünyayı bekleyen en büyük tehlike, iklimde yaşayan endişe veren değişim. Artık, ilkbahar ve sonbahar diye mevsim kalmadı.

Haberin Devamı

Havalar cehennem gibi ısınınca ‘yaz geldi’, bir sabah kar ve tipi ile karşılaşınca da, ‘kışa girdik’ diyoruz.
Doğanın dengesi alt-üst olmuş, dereler kurumuş, barajlarda su kalmamış, göller çekilmiş, umursamıyoruz.
Konuşmakla yetiniyoruz.
Tehlike gerçekten çok büyük.
Beklenen yağışlar gerçekleşmezse olacağı söyleyeyim.
İnsanlar evlere, altın ve değerli eşya çalmak için değil, su aramak için girecekler.
Bulduklarını içip, kalanları yanlarında getirecekler.
Ayrıca, kuraklık konusunda fazla araştırma yapmaya da gerek yok.
Evliya Çelebi’nin, “Velhasıl Bursa sudan ibarettir” dediği Bursa’nın, sadece 40 günlük su rezervi kaldı.
Diğer şehirlerin vay haline.

KAÇAK YAPILAŞMAYA DİKKAT

İklimde yaşanan değişimlerin nedenlerinden biri de, kaçak yapılaşma.
Bursa’ya , bu konuda maalesef, bilerek ve isteyerek büyük zarar veriyoruz!
Nasıl mı?
Nilüfer Belediyesi, doğanın korunması konusunda duyarlı bir ilçemiz.
Bu nedenle, insani gelişmişlik açısından, Türkiye’nin ilk 10 ilçesinden biri olarak gösteriliyor.
Geçtiğimiz senelerde, ‘Tarım Yılı’, ‘Gıda Yılı’ ve ‘İklim Yılı’ temalarını işleyen Nilüfer Belediyesi, 2023’ü ise, ‘İkinci Yüzyıl İçin Tasarım Yılı’ olarak ilan etti.
Anlamlı ve güzel bir düşünce.
Belediye Başkanı Turgay Erdem, bu yılki tasarımı basın toplantısı ile duyurdu.
O toplantı da, temanın tanıtımından daha ziyade, Turgay Erdem’in, kaçak yapılaşma ile mücadelede yaşadığını sıkıntılar ön plana çıktı.
Turgay Başkan bu konuda bayağı dolmuş.

Haberin Devamı

‘YETİŞEMİYORUM’ DİYOR

Sadece kaçak kat ile evlerin değil, kaçak fabrikaların dahi yapıldığı Nilüfer’de, yıkım için giden ekiplerin, görevlerini yapamadan geri dönmeleri, Erdem’i bayağı üzüyor ve geriyor.
Onu çileden çıkartan, hakkında yıkım kararı alan her iki binadan biri yerle bir edilirken, mahkemeden alınan yürütmeyi durdurma kararı nedeniyle diğerine dokunulamayınca, vatandaşlarda oluşan, “Belediye kaçak yapı ile mücadele edemiyor” algısının önüne geçilememesi.
Basın toplantısında, bu konudaki tepkisini, “Buradan itiraf ediyorum, ben yetişemiyorum. Bir tane kaçak yapı olsun istemiyorum ama yetişmekte zorlanıyorum” diyerek dile getiren Erdem’in, kaçak yapılaşma ile devletin tüm kurumlarının birlik ve beraberlik içinde görev yapma çağrısı artık dikkate alınmalı.
Buna, vatandaşlar da eklenmeli.
Onlar da, gördüklerini ilgili birimlere söylemeli.
Ardından; gerekli yasal düzenlemeler yapılmalı.
Her kurum üzerine düşen görevi eksiksiz bir şekilde yerine getirmeli.

Haberin Devamı

CEZA VERİLMELİ

Sadece kaçak kat, ev veya fabrika yapmak isteyenler değil, görevlerini kötüye kullanan kamu çalışanları da gözaltına alınmalı.
Gerekli işlemlerin ardından yargıya teslim edilmeli.
En ağır cezaya çarptırılıp, cezaevine gönderilmeli.
Bu kişiler ve yaptıkları basın ile paylaşılmalı.
Cezadan korkmayan bu kişiler belki rezillikten çekinirler.
Olması gereken bu.

DOĞAYI KATLEDİYORUZ

Peki, biz ne yapıyoruz?
Anlatmaya gerek yok, yaşıyoruz.
Güzelim şehirlerimizi, ‘kaçak yapı cenneti’ haline getiriyoruz.
Kaçak yapıları, elektrik ve su vererek kullanıma açarken, görevlerini yapmak isteyen belediyeleri çaresiz bırakıp, önlerine gelen evraklara göre karar vermek zorunda kalan yargıyı, günah keçisini olarak toplumun önüne koyuyoruz.
Böylece, kaçak bina yapanları ödüllendirirken, devletin kurumlarını birbirine düşürüyoruz.
Dahası, doğayı katlediyoruz.
Sonra da, iklimde yaşanan değişimden yakınıyoruz.
Anlayacağınız, ayıp ediyoruz.

Yazarın Tüm Yazıları