Evren Işık

Andropoz her şeyin sonu değil

28 Nisan 2021
İlerleyen yaşla beraber erkeklerde ruhsal ve bedensel birtakım değişimler meydana gelir. Andropoz olarak adlandırılan bu dönemde, erkekler de kadınların menopoz dönemindekine benzer şekilde hem ruhsal hem de fiziksel açıdan bazı sorunlar yaşayabilir

Genellikle 40'lı yaşların sonunda, 50'li yaşların başında yaşanan bu değişimler cinsel istekte azalma, sertleşme problemi ve depresyon gibi sorunları beraberinde getirebilir.

Bazı erkekler bu dönemı̇ yaşamayabilir

Andropozun meydana geliş sebepleri çeşitlidir. Kaynağı hormonal da olabilir, ruhsal dengedeki bozukluklar da, diyabet, tansiyon gibi sistemik hastalıklar da, bozuk hayat düzeni de... Bu nedenle sorunun kaynağını saptamak çok önemlidir.

Öncelikle şunun altını çizmek istiyorum; bu her erkeğin mutlaka yaşayacağı bir süreç değildir. Bazı erkeklerde üretkenlik yaşam boyu devam eder. Eğer andropoz ihtimali varsa bu dönem mutlaka bir androloji uzmanı gözetiminde geçirilmelidir.

Şimdi gelelim bu rahatsızlığın semptomlarına... Bize başvuran hastalarda andropoz teşhisi koymak için dikkat ettiğimiz belirleyici semptomları şöyle sıralayabilirim: Depresyon, özgüven kaybı, konsantrasyon güçlüğü, motivasyonda ve enerjide düşüş, meme gelişimi, kemik yoğunluğunda düşüş, kas kütlesindeki azalmalar, fiziksel zayıflık, kısırlık, cinsel istekte azalma, sertleşme bozukluğu, uyuma güçlüğü ve bölgesel yağlanma. Bu şikayetler bizi andropoza yönlendirebilir. Ancak tanı yöntemlerinden faydalanmadan teşhis koymak da elbette doğru değildir.

Andropoz teşhisi nasıl koyuluyor?

Başvuran hastalar önce fiziki muayene ile değerlendirilir ve sağlık geçmişi öğrenilir. Bu aşamada testosteron seviyesini ölçmek için kan testi de mutlaka istenir. Hatta bazı hastalarda testis hacimlerini değerlendirmek için de detaylı testis ultrasonu istememiz gerekebiliyor. Andropoz dönemine ait belirtileri gösteren ve tetkik sonuçları da andropoz dönemi ile uyumlu olarak görülen hastalarda zaten tanı netleştirilmiş oluyor.

Tedavisi sağlıklı yaşam ve gerekirse testosteron desteği

Yazının Devamını Oku

Sertleşme problemine kök hücre desteği

19 Nisan 2021
Erkekte yarattığı özgüven probleminin yanı sıra uzun vadede çiftler arasındaki ilişkiyi de ciddi düzeyde etkileyen sertleşme problemi için pek çok tedavi alternatifi elimizde mevcut. Bunlar arasında en güncel olanı ise SVF (Stromal Vasculer Fraction) kök hücre tedavisi...

Hiçbir tedaviye cevap vermeyen sertleşme problemi için yeni bir çözüm önerisi 

Öncelikle sertleşme problemini biraz anlatalım. Penisin, cinsel birleşmeyi sağlayacak veya devam ettirecek kadar sertleşememesi, bunun da çok sık ya da sürekli şekilde tekrarlanması erektil disfonksiyon olarak adlandırılıyor. Şeker hastalığı, kalp ve damar hastalıkları, hormonal dengesizlikler veya kötü alışkanlıklar nedeniyle birçok erkekte sertleşme bozukluğu ortaya çıkabiliyor. Kişinin ruh halini de derinden etkileyen bu olumsuz durum, geliştirilen tedavi seçenekleri ile artık tamamen ortadan kaldırılabiliyor. Ancak nadiren de olsa işler yolunda gitmeyebiliyor ve uygulanan hiçbir tedaviden yanıt alınamıyor; hatta penise protez takılmasından başka seçenek de kalmıyor. İşte tam da bu noktada devreye kök hücre tedavisi yani SVF (Stromal Vasculer Fraction) giriyor.

Yarım saatte bitiyor

Günümüzde ortopediden estetiğe, cinsel rahatsızlıklardan immün hastalıklara kadar pek çok problemin tedavi edilmesinde başvurulan kök hücre tedavisinde aslında hastanın kendi hücreleri kullanılıyor. Bu işlemde çok fazla sayıda canlı, onarıcı ve yenileyici kök hücre içeren SVF sıvısı başrolü oynuyor. Kök hücreleri elde etmek için ilk olarak liposuction yöntemi ile hastanın karnından ya da yan kısımlardan yaklaşık 50 cc kadar yağ dokusu alınıyor. Bu işlem lokal anestezi altında yapılıyor ve ortalama yarım saat sürüyor. Sonrasında hastadan alınan yağ dokuları bazı enzimatik reaksiyonlardan geçiriliyor ve canlı hücrelerden oluşan konsantre bir sıvı elde ediliyor. Bu sıvının içerisinde de dokundukları hücrelere dönüşme özelliği taşıyan kök hücreler bulunuyor. Bu özel sıvı peniste sertleşmenin gerçekleştiği bölgelere yani penis içerisindeki tüp yapılarına enjekte ediliyor ve sistemde onarım başlatılmış oluyor. Enjekte edilen kök hücreler dokuları yeniliyor ve yeni damarların oluşması için uygun bir ortam yaratıyor. Bu da penise daha fazla kan akışının olmasını ve dolayısıyla da sertleşme probleminin iyileştirilmesini sağlıyor.

Etkin tedavi, yüz güldüren sonuçlar 

Son yıllarda hem uygulanmasının kolay olması hem de yüksek başarılı tedavi sunması nedeniyle androloji uzmanları tarafından sıklıkla tercih edilen kök hücre tedavisi, ülkemizde de yaygınlaşmaya başlamış durumda. Yapılan tedavilerden alınan yüz güldürücü sonuçlar da bu yöntemin favori alternatiflerden biri olmasına destek veriyor. SVF kök hücre tedavisi ile ilgili yapılan klinik çalışmalarda hastalarda en az yüzde 50, maksimum da yüzde 300'e kadar performans artışı kaydedilmiş durumda. İstenen performansı yakalayana kadar bu tedaviyi sürdürmek de mümkün.

İktidarsızlık sorunu yaşayan hastalara sağlıklı bir cinsel birleşme vaat eden kök hücre tedavisinin etki etme süresi kişiden kişiye değişmekle birlikte ortalama olarak 6 ay. Yani 6 ay içerisinde sertleşmeyi sağlayan dokunun yeniden hayat bulmasını ve şekillenmesini sağlıyor.

Yazının Devamını Oku

Ten uyumunu bozan androlojik hastalıklar

14 Nisan 2021
Her insan aşık olmak, sevmek, sevilmek, anlaşabildiği ve uyum yakalayabildiği bir partnere sahip olmak ister. Doğru kişiyi bulmak kolay değildir ama bence asıl zor olan; doğru kişiyi bulduktan sonra onunla mutlu, uzun ve sağlıklı bir ilişkiyi sürdürebilmektir.

Mutlu bir ilişkinin olmazsa olmazı diyebileceğim 3 önemli unsur; sevgi, saygılı bir iletişim ve tabii ki de tatminkâr bir cinselliktir!

Cinsellik, romantik ilişkileri diğer ilişkilerimizden ayıran en önemli farklardan birisi elbette ama esas olarak cinsel yaşamı etkileyen ve şekillendiren anahtar kriter her zaman için “uyum” konusudur.

Nedir bu cinsel uyum dedikleri?

Cinsel uyum veya daha yaygın bilinen adıyla “Ten Uyumu”nu şöyle tanımlayabiliriz: Hem psikolojik hem de fiziksel süreçlere bağlı olarak ortaya çıkan, ortak bir cinsel beklentide buluşan iki kişi arasındaki tüm olumlu çekici etkileşimlerdir. Partnerler arasında bazen zamanla ten uyumu kaybolabilir. Bu durumun ardında yatan psikolojik nedenleri bir kenara koyarsak; ten uyumunu olumsuz etkileyen en önemli problem cinsel işlev bozukluğudur. Tıpkı kadınlarda olduğu gibi, erkeklerde de sıklıkla ortaya çıkan cinsel fonksiyon bozuklukları ikili ilişkileri bitme noktasına getirebiliyor ne yazık ki. Gelin; androlojinin çözüm sunduğu erkek cinsel fonksiyon bozukluklarına bir göz atalım.

Problem 1: Erken boşalma sorunu

Dünyada ve ülkemizde erkeklerde en yaygın görülen cinsel işlev bozukluğudur. Erken boşalma tedavisinde seçili hastalarda, yaşam alışkanlığı değişiklikleri, ilaç tedavisi ve özel egzersiz programları uygulamaya alınabilir. Ancak her hastada bu çözümler etkili olmaz. Bu nedenle de günümüzde erken boşalma probleminin çözümünde daha farklı tedavi yöntemleri devreye alınmaktadır. Bunların en başına, kendi pratiğimde de uyguladığım ve son derece başarılı sonuçlar elde ettiğim dolgu tedavisini koyabilirim. Peniste sinir yoğunluğunun yüksek olduğu, glans dediğimiz baş kısmına hyaluronik asit içerikli dolgu enjekte ederek gerçekleştirdiğimiz bu yöntem erkeklerde boşalma süresini başarılı bir şekilde uzatabiliyor.

Yazının Devamını Oku

25 yıl içinde sperm sayısı sıfırlanır mı?

4 Nisan 2021
Geçtiğimiz ay gündemi epeyce meşgul eden konulardan biri de 2045 yılında modern dünya ülkelerinde erkeklerin sperm sayısının sıfıra ulaşacağı yönündeki tahmindi. Bu tahmin dünyanın saygın ve tanınmış epidemiyologlarından Dr. Shanna Swan’dan geldi.

New York Mount Sinai Icahn Tıp Fakültesi’nde çalışmalarını sürdüren, çevre ve üreme epidemiyolojisi alanında uzman Dr. Swan 'Count Down (Geriye Sayım)' adlı kitabında bu çarpıcı öngörüyü birçok araştırma ve istatistiğe dayandırmış. Swan’a göre, bu durumun ardında insanların eskiye oranla daha çok kimyasala maruz kalması ve sağlıksız yaşam alışkanlıkları var. Aslında bu son derece akla yatkın bir tez: Modern dünya insanı kimyasallarla, radyasyonla, hava kirliliğiyle, sağlıksız beslenmeyle, aşırı stresle, iklim değişikliğinin artık giderek daha hissedilebilir hale gelen etkileriyle boğuşuyor. Bu boğuşma birçok rahatsızlığı da ortaya çıkarıyor. Erkek infertilitesi de bunlardan bir tanesi!

Peki, 25 yıl içinde gerçekten de erkeklerde sperm sayısı sıfırlanır mı? Sıfırlanırsa ne olur? Bunun önüne geçilebilir mi? Bizler androloji ve üroloji uzmanları olarak bu konuda neler yapabiliriz?

Kafamda deli sorular…

Yepyeni bir küresel krizimiz oldu: Kısırlık problemi!

İklim krizi, gıda krizi gibi küresel tehdit olarak kabul edilen tehlikeler arasına artık doğurganlık krizi de girdi. Sperm sayısında yaşanan düşüklük ve cinsel yaşamdaki bazı değişimler, uzmanları bu alanda daha ayrıntılı incelemeler yapmaya itiyor. Dr. Swan’ın son kitabındaki bilgilere şöylece bir göz atalım:

1973-2011 yılları arasında sperm sayısının yüzde 59 oranında düştüğü, bu tahminlere göre 2045 yılında sperm sayısının sıfıra ineceği görüşü paylaşılmış. Modern dünya insanın fazla kimyasala maruz kalmasının doğurganlığı tehdit ettiği; insanın nesli tükenmekte olan bir tür haline gelebileceğine dikkat çekilmiş.

İnsan neslinin tükenebileceği iddiası kulağa ütopik gelse de ne yazık ki imkansız değil!

Yazının Devamını Oku

3 erkekten 1’i bu yüzden bunalımda

22 Mart 2021
Tahmin edin bakalım, dünyada en yaygın görülen erkek cinsel işlev bozukluğu hangisi?

Bu öyle bir problem ki her üç erkekten birinde yaşamlarının belli bir döneminde görülüyor. Öyle özgüven zedeleyici bir durum ki, erkekler cinsel ilişkiye girmekten bile korkar hale geliyor. Hatta erkeklerde anksiyete, stres ve depresyona bile yol açabiliyor. Üstelik sadece erkekleri değil kadınları da etkiliyor. İlişkileri bozuyor, ayrılıklara neden oluyor. Cevabı buldunuz mu?

Evet, doğru cevap: ERKEN BOŞALMA PROBLEMİ

Peki bu problemin çaresi var mı?

Öncelikle erken boşalma (prematür ejekülasyon) dediğimiz bu problemi kısaca tanımlayalım: Erken boşalma, cinsel birleşmenin hemen öncesinde ya da cinsel ilişkiye girildikten hemen sonra kişinin isteği dışında kontrolsüz şekilde boşalmasıdır. Yani ilişkiye girdikten sonra 1 dakika içerisinde istek dışı boşalma oluyorsa erken boşalmanın varlığından söz edebiliriz.

Erken boşalma problemi kesinlikle çözümsüz değildir. Sebebi doğru bir şekilde tespit edildiğinde ve uygun tedavi alternatifleri kullanıldığında erken boşalma problemi düzeltilebilir.

Yazının Devamını Oku

Eyvah! Yaş 50, iş bitti mi acaba?

10 Mart 2021
Erkeklerde cinsel hayatın belli bir yaştan sonra bittiği düşüncesi bizim toplumumuzda adeta yer etmiş ve hatta çaresizce kabul edilmiş bir anlayış. Herkesin bildiği “Yaş 70 iş bitmiş” sözünü bir kenara bırakın, çoğu insan 50’den sonra bile cinsel hayatının bittiğini zannediyor. Bu inanışın yanlış olduğunu peşinen söyleyeyim. Erkeklerde cinsel hayatın sağlıklı bir şekilde devam etmesi her yaşta mümkündür.

Androloji alanındaki gelişmeler, teknolojik ilerlemeler ve hastalıklarla ilgili farkındalığın artması sayesinde artık erkeklerde yaşa bağlı olarak ortaya çıkan birçok cinsel işlev probleminin çözümü bulunuyor. Peki, orta ve ileri yaştaki erkekleri ne gibi cinsel problemler bekliyor?

Sertleşme ve boşalma problemleri ilk sıralarda

Öncelikle orta ve ileri yaşı tanımlayalım: Tüm dünyada 49-60 arası orta yaş; yaşlılığın başlangıcı ise 65 yaş olarak kabul edilir. 65-75 yaş arası erken yaşlılık, 75 ve üzeri yaşlar ise ileri yaşlılık şeklinde tanımlanır. Bu dönemde birey fiziksel olarak ciddi bir değişim içine girer ve bu değişim de sıklıkla cinsel hayata yansır. Ayrıca yine bu dönemde ortaya çıkabilen kalp ve damar hastalıkları, diyabet, hipertansiyon, depresyon, romatizmal hastalıklar ve bazı hormon düzensizlikleri de ileri yaş cinselliğini negatif yönde etkiler.

İleri yaştaki erkeklerde en sık görülen cinsel sorunların başında sertleşme problemi geliyor. Yaştan kaynaklanan erkeklik hormonunun düşüşü ve damarların yapısal değişimi, ‘çok geç’ ya da ‘çok yavaş’ sertleşmeye neden olabilir. Ayrıca sertleşme derecesi ve sertleşme sayısı da yaşla birlikte azalabilir.

Boşalma sorunları da yine ileri yaş cinselliğinde önemli bir yer tutar. Yaş ilerledikçe cinsel bölgenin hassasiyetinde, sinirlerin iletim hızı ve damar aktivitesinde yavaşlama gözlenir. Testosteron hormonunda da genellikle düşüş izlenir. Tüm bunlara konsantrasyonun kaybedilmesi, psikolojik etkenler ve yeteri kadar uyarılamamak gibi faktörler de eklenince bazen hiç boşalamama gibi garip bir durumla da karşılaşılabilir.

Erkeklerde bu dönemdeki sık şikayet konularından bir başkası da menideki azalmadır. Hatta bazı erkeklerin orgazm oldukları halde boşalamadığı da bilinen bir gerçektir.

Yazının Devamını Oku

Covid-19 sertleşme problemine de yol açıyor

2 Mart 2021
Koskoca 2020’yi Covid-19 ile geçirdikten sonra artık pandemiden ve pandemi ile ilgili tüm haberlerden sıkıldınız, biliyorum ama bu konu önemli. Yazmasam olmaz!

Covid-19 virüsünün erkeklerde testis fonksiyonlarına zarar verebileceği yönündeki bazı araştırmaların sonuçlarını sizlerle önceki yazılarımda paylaşmıştım. Şimdi ise yeni bir araştırma bu virüsün, sertleşme (ereksiyon) problemine de yol açabildiğini ortaya koydu

Hepimizin de bildiği gibi Covid-19 sadece öldürücü değil aynı zamanda uzun dönemde vücutta önemli tahribat yaratacak kadar yıpratıcı bir virüs. Potansiyel komplikasyonlar konusundaki çalışmalar hala devam ediyor. Ancak şimdiye dek bilinen bir gerçek var ki o da; solunum sistemi ve vasküler (damar) sistem ciddi risk altında. Koronavirüsün özellikle damar sistemine etki etmesi nedeniyle, ereksiyon için de ciddi bir risk faktörü olduğu hiçbir zaman unutulmamalı.

İtalyan bilim insanları: Kesin bağlantı var!

Saygın bilim yayınlarından ‘Journal of Endocrinological Investigation’ geçtiğimiz günlerde önemli bir araştırma yayımladı. Buna göre Roma Tor Vergata Üniversitesi doktorlarından Dr. Emmanuele A. Jannini ve ekibi, sertleşme kaybı ile Covid-19 arasında kesin bağlantı buldu. Araştırmada, Covid-19’un birçok sağlık sorununu ağırlaştırabildiği kaydedildi. Ereksiyon da sağlıklı bir vücudun göstergesi olduğu için genel tabloda yaşanan sıkıntılar sertleşmeyi de engelleyebiliyor. Öte yandan fiziksel etkilerin yanı sıra Covid-19, ereksiyon kaybının da sebeplerinden olan depresyon ve anksiyeteyi tetiklediği için sertleşme sorununun ortaya çıkmasına zemin de hazırlayabiliyor. Bu alanda bir çalışma da, Amerika Birleşik Devletleri Hasta Merkezli Sonuçlar Araştırma Enstitüsü (PCORI) ve Erkek Sağlık Ağı (MHN) tarafından yapılan konferansta sunuldu. Konferansta verilen bilgilere göre Covid enfeksiyonu geçiren insanların çoğunda kardiyovasküler problem de gelişti ve bu dolaşım bozukluklarının ereksiyon kaybına neden olabileceği de özellikle vurgulandı. Fizyolojik veya psikolojik kaynaklı oluşabilen ereksiyon problemleri, penis bölgesinde yeterli derecede kan akışı sağlanamayınca ortaya çıkar. Koronavirüs de, tüm vücutta bulunan (penistekiler de buna dahil!) kan damarlarının iç duvarlarına yani “endotel”lerine saldırıyor ve bu saldırı sonucu yaşanan vasküler tıkanmalar da sertleşme problemini başlatırken genel anlamda cinsel yaşamı ciddi düzeyde etkiliyor. Çünkü insan penisinde sertleşmeyi sağlayan pek çok küçük kan damarı var. Bunlar, kan akışı kısıtlandığı zaman hızlıca tıkanabiliyor ve ereksiyonun önünde bir engele dönüşüyor.

Maske-mesafe-temizlik 3’lüsünden vazgeçmek yok

Covid-19'un kalıcı etkilerinden korunmak için yapılabilecekler şimdilik bildiklerimiz ile sınırlı. Ancak endotelin hangi yöntemle korunabileceği konusunda bazı klinik çalışmalar yapılıyor. Vücutta kendiliğinden üretilen, kan damarlarımızın kaplamasını daha gevşek duruma getiren ve kan akışını yükselten ‘nitrik oksit’ten bu amaçla faydalanmak amaçlanıyor. Bu konuda kesin sonuçlara ulaşılmadı ancak ilk verilere göre iyimser olabiliriz.

Covid-19'un vücudumuza vereceği zararlardan korunmak için öncelikle kişisel önlemlerimizi; yani maske-mesafe-temizlik üçlüsünü bir yaşam biçimi olarak benimsememiz oldukça önemli. Taşıdığı bu kadar hayati risk varken ve hatta erkeklerde sertleşme problemine de neden olabilecekken, korunmadan ve aşı olmaktan vazgeçmememiz gerekiyor.

Yazının Devamını Oku

Cinsel isteksizlik sadece kadınlara özgü değil

19 Şubat 2021
Hani filmlerde, dizilerde ve hatta karikatürlerde sık sık karşımıza çıkan, tanıdık bir sahne vardır; Erkek yatakta arzuyla kadına doğru yaklaşır ama kadın “başım ağrıyor” diyerek erkeğin bu hamlesini geri çevirir.

Bu öyle bilindik bir sahnedir ki, herkesin kafasında yer etmiştir. Hatta bu yüzden birçok insan, cinsel isteksizliğin sadece kadınlara özgü bir durum olduğunu bile zanneder. Ama aslında gerçek hiç de öyle değildir. Erkekler de zaman zaman cinselliğe karşı isteksiz olabilir… Gelin hep birlikte, erkekler neden seksten soğur, isteksiz hisseder ve bu durum nasıl tersine çevrilebilir, inceleyelim;

‘Cinsel isteksizlik’ derken anlatmak isteğimiz aslında ne?

Önce cinsel isteksizlik kavramını tanımlamakta fayda var. Cinsel işlev bozukluklarından biri olan cinsel isteksizlik birçok çiftin korkulu rüyası. Neredeyse her 3 kadından birinde görülen bu rahatsızlık erkeklerin de yüzde 14'ünü mağdur ediyor. Cinsel isteksizliği kişinin en az 6 ay boyunca herhangi bir cinsel istek hissetmemesi olarak tanımlayabiliriz. İlişki isteğindeki azalma, cinsel etkinliğin bitme noktasına gelmesi ya da hiç gerçekleşmemesi bu bozukluğun hayatımızdaki yansımalarından sadece birkaçıdır.

Modern hayatın armağanı

Peki, istek azalması, uyaranlara rağmen cinsel isteğin hiç oluşmaması ve ilişkiye motive olamama gibi belirtilerle kendini gösteren bu rahatsızlık neden ortaya çıkıyor dersiniz?

Modern yaşamın insanoğluna getirdiği en büyük yüklerden birisi hiç kuşkusuz ki ‘STRES’. Günlük hayatın yarattığı fiziksel ve psikolojik yorgunluğun en yaygın cinsel isteksizlik sebepleri arasında olduğunu söyleyebilirim. Ama tabii ki her bireyde de farklı etkenler gözlemleniyor. Kimi zaman şehir/iş değişikliği gibi kişinin yaşamında meydana gelen köklü hareketler nedeniyle de ortaya çıkabiliyor hatta. Cinsel isteksizlik nedenlerini genel olarak psikolojik ve fizyolojik olarak ikiye ayırabiliriz. Fiziksel kaynaklı isteksizlik her zaman beden sağlığı ile ilişkilidir. İleri yaş, damar rahatsızlıkları ve hormonal bozukluklar başlıca fiziksel etkenler olarak ön planda duruyor ancak psikolojik sebepler neredeyse vakaların çoğunluğunu oluşturuyor. Araştırmalara göre bu şikayete sahip olan hastaların yüzde 99'u psikolojik faktörler nedeniyle sıkıntı yaşıyor. Özellikle depresyon, anksiyete ve panik bozukluk halinde cinsel istek de yok olabiliyor.

Yazının Devamını Oku