Evren Işık

Sertleşme sorunu ile ilgili mutlaka bilinmesi gerekenler

19 Şubat 2024
Fizyolojik ve/veya psikolojik nedenlerle görülen cinsel işlev bozukluklarından biri de sertleşme sorunudur. Cinsel ilişki için penisin ideal sertliğe ulaşamaması ve/veya sertliğini cinsel ilişki sonuna kadar sürdürememesi ile karakterize sertleşme problemi, dünya genelinde milyonlarca erkeği etkiliyor. Hâliyle hakkında merak edilen birçok farklı unsur bulunuyor. Bu haftaki köşe yazımda sertleşme problemi ile ilgili mutlaka bilinmesi gereken konulara değineceğim. Faydalı olması dileğiyle…

Düşünüldüğünden de Yaygın Olabilir

Sertleşme sorunu sadece yaşı ilerleyen erkeklerde görülen bir cinsel işlev bozukluğu değildir, genç erkeklerde de ortaya çıkabilir. Yapılan bilimsel araştırmalar 40 – 70 yaş arası erkeklerin %52’sinde bu cinsel işlev bozukluğunun bulunduğunu göstermektedir. Tabii bu noktada bu sorunu yaşayan tüm erkeklerin tıbbi destek almadığını, ne yazık ki sertleşme problemini utanılacak bir olgu yerine koyduklarını da unutmamak gerekir. Diğer bir deyişle araştırmaların ortaya koyduğu bu veri, gerçek orandan daha az olabilir.

Yaşam Boyu Devam Etmek Zorunda Değil

Birçok erkek sertleşme sorunu yaşadığında, bu cinsel işlev bozukluğunun yaşam boyu devam edeceğine dair bir yanılgıya sahip. Oysaki günümüzde hafif, orta ve ileri derecede sertleşme sorununun tedavisinde kullanabileceğimiz birçok efektif yöntem bulunuyor. Önemli olan, hastanın sertleşme problemi yaşama nedeninin belirlenmesi ve sahip olduğu sorunun derecesidir. Genel sağlık kontrolleri yapılan, sertleşme problemi değerlendirilen erkeklere özel planlanan tedavilerle cinsel fonksiyonların düzeltilebilmesi söz konusu olabilir.

Sertleşme Problemi Yalnızca Cinsellikle İlgili Değildir

Sertleşme probleminin fizyolojik nedenleri arasında damar sağlığının bozulması da bulunur. Penisteki tüplere kan ulaştıran atardamarların ve /veya cinsel ilişki sırasında tüplerdeki kanın hapsedilmesini sağlayan toplardamarların işlevlerinde meydana gelen sorunlar sertleşme problemine neden olabilir. Nitekim bu durum, genel sağlığı yakından ilgilendirir. Yüksek tansiyon, yüksek kolesterol, diyabet ve sigara kullanımı nedeniyle arterlerde meydana gelen daralma ve sertleşme zaman içerisinde damarların fonksiyonlarında azalmayı beraberinde getirir. Bu noktada önemli bir bilgiye de sahibiz. Kardiyovasküler hastalıklar önce daha küçük damarları etkiler, daha sonra büyük damarlarda fonksiyon sorunlarına yol açar. Penise kan taşıyan damarların çapları 1 mm’den daha küçük olduğundan, bu cinsel işlev bozukluğu kalp hastalıklarının öncül belirtisi olarak da ortaya çıkabilir.

Bilinçsiz İlaç Kullanımına Dikkat

Yazının Devamını Oku

Glutatyon erkek üreme sistemi için faydalı mı?

5 Aralık 2023
Bağışıklık sisteminin doğru çalışmasında, dokuların oluşumunda ve onarılmasında kritik bir role sahip olan glutatyon, vücuttaki hücreleri serbest radikallerin olumsuz etkilerinden korumaya yardımcı olan bir moleküldür. Çok güçlü bir antioksidan olarak görev yapar ve ana antioksidan sınıflandırmasında yer alır. Vücuttaki ağır metallerin, toksinlerin ve hücre fonksiyonlarına zarar veren maddelerin vücuttan atılmasında rol oynayarak bağışıklık sisteminin desteklenmesini sağlar. Son yıllarda adını daha sık duyduğumuz bu molekülün erkek üreme sistemi için de göz ardı edilmemesi gereken faydaları bulunur. Bu haftaki köşe yazımda glutatyonun erkek üreme sistemine olan faydaları hakkında bilgi bulabilirsiniz.

Glutatyon Sperm Kalitesini Yükseltebilir

Az önce de belirtildiği gibi, glutatyon, bağışıklık sisteminin fonksiyonlarının devamlılığında, vücudun detoksifikasyonunda ve serbest radikallerin yol açtığı zararların azaltılmasında görev yapar. Sperm kalitesinde serbest radikallerin önemli bir sorun teşkil ettiği düşünüldüğünde, glutatyonun sperm sağlığındaki ilk etkisi de ortaya çıkacaktır. Bağlantının daha detaylı sunulabilmesi için oksidatif strese değinilmesi gerekir. Bilindiği üzere vücuttaki serbest radikallerle antioksidanlar arasındaki denge bozulduğunda oksidatif stres meydana gelir. Oksidatif stres, enflamasyondan nörodejeneratif hastalıklara, kardiyovasküler hastalıklardan üreme sistemi sorunlarına dek birçok olumsuzluğun kaynağı olabilir. Glutatyon sayesinde vücuttaki serbest radikallerin bir kısmı nötralize edilir ve oksidatif stres azaltılır. Böylece sperm üretimi sürecinde spermlerin bütünlüğüne gelen zarar azaltılabilir.

Glutatyonun erkek üreme sistemi için öne çıkan faydalarından biri de sperm üretiminde görev yapan hormonların ideal şekilde salgılanmasına yardımcı olmasıdır. Gerek spermlerin DNA bütünlüğünün korunmasına, gerek sperm üretimi sürecinin işleyişine ve gerekse hormonal sorunların azaltılmasına katkıda bulunması ile glutatyonun sperm kalitesinin yükseltilmesinde önemli bir molekül olduğu ifade edilebilir.

Cinsel İşlevlerin İyileşmesine Katkı Sunabilir

Glutatyonun erkek üreme sistemi için faydaları, sperm kalitesinin artmasına yardımcı olabileceği ile sınırlı değil. Henüz çok fazla araştırma yapılmamış olsa da Journal of Sexual Medicine’de yayımlanan bir çalışmada hafif ve orta düzeyde sertleşme problemi yaşayan erkeklerin önerilen doz ve sıklıkta glutatyon takviyesi aldıklarında, yaşadıkları cinsel işlev bozukluğunda iyileşme elde edebildiği gösterilmiştir. Bu noktada dikkat edilmesi gerekenlerden biri, glutatyon takviyesinin sertleşme problemini tedavi etmekte tek başına yeterli olmadığıdır. Sertleşme problemi birçok farklı nedenle meydana gelebilir, üstelik bazı durumlarda kalp hastalıkları gibi son derece ciddi sağlık sorunlarının göstergesi olabilir. Dolayısıyla sertleşme probleminin nedeninin belirlenmesi, tedavi planlamasının kişi özelinde yapılması önemlidir. Sertleşme problemi için glutatyon takviyesinin de kullanılmasının, yalnızca hekimlerin onayı ile verilebilecek bir karar olduğu unutulmamalıdır.

Glutatyon Faydalarından Yararlanabilmek İçin Hekimlere Danışılmalı

Yazının Devamını Oku

Stres ve kaygı sperm kalitesini nasıl etkiler?

14 Kasım 2023
Stresin hayatımız üzerindeki etkileri oldukça çeşitli. Genel sağlığımızı etkileyebilen stres, erkeklerde sperm kalitesini de azaltabiliyor. Bununla birlikte spermlerin morfolojisinin, konsantrasyonunun ve yumurta hücresini dölleme yeteneğinin stres arttıkça düşüşe geçtiği biliniyor. Tabii stresin spermler üzerinde yol açtığı etkiler kişiden kişiye değişebilir. Örneğin bir erkek ileri yaştaysa, kronik hastalıkları varsa, sağlıksız beslenip tütün ve tütün ürünleri kullanıyorsa stresin etkileri artış gösterecektir. Bu haftaki köşe yazımda stres ve kaygı ile sperm kalitesi ilişkisi hakkında bilgi bulabilirsiniz.

Stresin Sperm Kalitesi Üzerindeki Etkileri Geçici Olabilir

Yıllar içinde stresin sperm kalitesi üzerindeki etkilerinin araştırıldığı birçok çalışmada kısırlık ve stres arasında çeşitli bağlantılar olduğu sonuçlarına varılmıştır. Kısırlık özelindeki çalışmalarda; sperm konsantrasyonunun ve hareketliliğinin azlığı, stres ve erektil disfonksiyon kısırlığın öne çıkan nedenleri arasında yer almıştır. Stresin sperm kalitesini nasıl düşürdüğü hakkında kesin yargılarda bulunmak şu an için söz konusu olmasa da, araştırmacılar, testosteron üretimini azaltan steroid hormonlarının salınımının stres nedeniyle artmasının ve artan oksidatif stresin bu değişim üzerinde etkili olduğunu düşünmektedir. Tüm bunların dışında stres ve sperm kalitesi arasındaki bağlantının varlığının da araştırmalarla gösterildiğinin bilinmesi önemlidir.



Sperm sayıları normal ve düşük olan 179 erkeğin katılımıyla gerçekleştirilen bir çalışmada stresli iş süreçleri yaşayan erkeklerin semen hacimlerinin ilerleyici spermatozoa yüzdelerinin negatif yönde etkilendiği sonuçları elde edilmiştir. Böylece mesleki stresin meni kalitesi üzerindeki etkileri doğrulanmıştır. Benzer sonuçlara işaret eden farklı çalışmalar da vardır. Örneğin savaş döneminde askerlerin katılımıyla yapılan araştırmada erkeklerin sperm hareketliliğinin normal dönemlere kıyasla %47 oranında azalmış olması dikkate değer sonuçlar arasındadır.

Stresin yol açtığı sperm kalitesindeki düşüş, sperm kalitesi üzerindeki tek değişkenin stres olması hâlinde geçici nitelik taşıyabilir. Uyku düzenindeki değişmeler, ilişkilerdeki problemler, maddi kaygılar ve mesleki stres azaldığında sperm değerlerinde yükselme elde edilebilir. Ancak bu noktada kişilerin genel sağlık durumu ve yaşam alışkanlıkları da göz önünde bulundurulmalıdır.

Yazının Devamını Oku

Tıkanıklığa bağlı azospermi nedenleri ve tedavisi

2 Kasım 2023
Ejakülasyon sırasında, normal şartlarda spermler erkek üreme yolu boyunca ilerler ve semeni oluşturan diğer sıvılarla birleşip vücut dışına atılır. Semen vücut dışına çıkmayıp mesaneye girerse bu durum retrograd ejakülasyon yani geriye boşalma olarak adlandırılır. Geriye boşalma sorunu yaşayan erkeklerin cinsel fonksiyonlarında genellikle herhangi bir anomali bulunmaz. Cinsel olarak tatmin olurlar, sadece boşalma anında menileri vücut dışarısına çıkmaz; diğer bir deyişle tıkanıklığa bağlı azospermi oluşur. Her ne kadar geriye boşalma erkeklerin yaşam kalitesini ya da sağlığını tehdit etmese de tıkanıklığa bağlı azospermi nedeni olarak erkek kısırlığına yol açabilir. Bu haftaki köşe yazımda geriye boşalma hakkında bilgi bulabilirsiniz, faydalı olması dileğiyle…

Geriye Boşalma Neden Olur?

Erkekler orgazm olurken, spermler, erkek üreme sisteminde ana sperm iletim kanalı olarak da bilinen vaz deferans aracılığı ile prostat bezine taşınır. Spermler prostat bezinde semeni oluşturan diğer sıvılarla birleşir ve bu esnada mesanenin boyun bölgesindeki kaslar ejakülasyonun mesaneye dönmesini engellemek ve üretraya doğru ilerlemesini sağlamak için kasılır.

Geriye boşalma yaşayan erkeklerde ise mesane boynundaki kaslar işlevlerini hiç ya da tam olarak yerine getiremediğinden semen penis yoluyla vücut dışarısına çıkmadan mesaneye geri dönebilir. Retrograd ejakülasyon nedenleri de mesane boynundaki kasların işlevlerini yerine getirememesi ile açıklanabilir. Geçmiş dönemde gerçekleştirilen cerrahi operasyonlar, kullanılan ilaçların yan etkileri veya sinir hasarı bu duruma neden olabilmektedir. Diyabet hastalarında, prostat ya da mesane ameliyatı geçirenlerde, yüksek tansiyon ya da duygu durumu düzenleyici ilaç kullananlarda ve omurilik yaralanması geçmişi olanlarda geriye boşalma görülme riski artış gösterebilir.

Geriye boşalma spesifik belirtilerle varlığını gösterir. Boşalma sonrası çok az meni çıkması ya da çıkmaması, boşalma sonrası idrarın bulanık bir görünüme sahip olması ve kısırlık geriye boşalma yaşayan erkeklerde yaygın olarak ortaya çıkan semptomlar arasındadır.

Yazının Devamını Oku

Erkeklerde HPV belirtileri nelerdir?

11 Ekim 2023
Cinsel yolla bulaşan birçok hastalık bulunsa da bu hastalıklar içerisinde HPV en sık görülen ve en çok tedirginlik duyulanlardan biri olarak karşımıza çıkıyor. 100’den fazla türü bulunan Human Papilloma Virüs kadınları da erkekleri de etkileyebiliyor. Bazı türleri oldukça zararsız olmakla birlikte bazı HPV türlerinin ciddi sağlık sorunlarının nedenine dönüşebileceği biliniyor. Bu haftaki köşe yazımda erkeklerde HPV belirtileri özelinde bilgi ve HPV ile ilgili en çok merak edilen soruların yanıtlarını aktaracağım.

HPV Nedir?

Human Papilloma Virüsü, yani HPV, temel olarak cinsel yolla yayılan bir virüs grubudur. Viral enfeksiyona yol açan HPV’nin bulaşma şekli öncelikli olarak cinsel ilişki kurulması olsa da ten teması ile de bulaşması mümkündür. Bilinen kesin bir tedavisi bulunmaz, HPV tedavisi HPV’nin yol açtığı semptomların giderilmesine; örneğin erkeklerde, HPV ile birlikte ortaya çıkabilen kondilomların yakılmasına, dondurulmasına veya cerrahi eksizyonuna ve böylelikle bulaş riskinin ortadan kaldırılmasına dayanır. HPV vücuda girdikten sonra bağışıklık sistemi zayıfladığında varlığını yeniden belli edebilir. Dolayısıyla belirtilerinin fark edilmesi ve tedavi alternatiflerinin değerlendirilmesi hem erkeklerin hem de partnerlerinin sağlığı için önemlidir.




Erkeklerde HPV Belirtileri Nelerdir?

HPV her zaman belirgin semptomlara yol açmaz. Hatta çoğunlukla hiçbir belirtiye neden olmadığı için kişiden kişiye hızlı bir şekilde bulaşır. Birçok kişi herhangi bir belirti yaşamadığından kendilerinde HPV olduğunu dahi bilmeyebilir. HPV belirtileri içerisinde en yaygın görüleni siğillerdir. Cilt yüzeyinde ya da mukus membranlarda ortaya çıkan siğillerin görünümü HPV türüne ve enfeksiyon bölgesine göre değişiklik gösterebilir.

Yazının Devamını Oku

Varikosel ve erkek kısırlığı arasındaki bağlantı

9 Ekim 2023
Varikosel; erkek kısırlığının son derece yaygın görülen, aynı zamanda geri döndürülebilen nedenlerinden biridir. En basit tanımıyla, testisleri çevreleyen skrotum adlı torbadaki toplardamalarların varisleşmesi durumudur. Erken yaşta ortaya çıktığında ve/veya tedavi edilmediğinde spermlerin kalitesi ve fonksiyonları üzerinde belirgin bir düşüşe neden olabilir. Testislerin ısısını artıran ve normalden daha fazla kirli kana maruz kalmasına yol açan varikoselin, oksidatif stresi artırdığı yönünde genel bir görüş birliği mevcuttur. Bu haftaki köşe yazımda varikosel ve erkek kısırlığı arasındaki bağlantıyı ele alacağım. Faydalı olması dileğiyle…

Varikosel ve erkek kısırlığı arasındaki bağlantı elli yılı aşkındır gündemde. Varikosel hastası olan bazı erkeklerin doğal yollarla çocuk sahibi olabilmesi ve varikoselektomi sonrası sperm kalitesinde elde edilen değerli gelişmeler, varikoselin etki mekanizmasının gündemde kalmasının nedenleri arasında gösterilebiliyor. Yapılan bilimsel çalışmalar da bu etki mekanizmasını anlamaya yönelik ilerliyor. Gerçekleştirilen çalışmalar sonucunda, varikosel ve erkek kaynaklı kısırlık arasındaki bağlantıdan oksidatif stresin sorumlu olduğuna dair veriler elde edilmiş olmakla birlikte bu bağlantıyı açıklayan tek bir teorinin varlığından bahsedilemiyor. Dolayısıyla varikosel teşhisi konan erkeklerde tedavi kararı verilirken çok yönlü düşünülmesi ve hastaların bireysel ihtiyaçlarının değerlendirilmesi gerekiyor.

Varikosel Tedavisi Ne Zaman Gerekli?

Varikosel tedavisinde altın standart mikrocerrahi varikoselektomi operasyonudur. Mikrocerrahi operasyonlarında deneyimli üroloji ve androloji uzmanlarınca gerçekleştirilmesi gereken ameliyat sırasında hem varisleşen hem de varisleşme ihtimali olan damarlar bağlanabiliyor. Böylece varikoselin nüksetme ihtimali minimize edilebiliyor. Unutulmaması gereken ise varikosel teşhisi konan her hastaya mikrocerrahi varikosel ameliyatının önerilmeyebileceği. Operasyon için belli başlı şartların karşılanması gerekiyor.

Varikosel erken yaşlarda, ergenlikte görüldüğünde cerrahi operasyon tercihten ziyade bir gereklilik olarak karşımıza çıkıyor. İlerleyen yıllarda çocuk sahibi olunabilmesini sağlamak amacıyla, sperm analizi yapılamasa dahi, ergenlik dönemindeki hastaların testis boyutları değerlendirilerek ameliyat kararı verilebiliyor.

Yazının Devamını Oku

Erken boşalma ne zaman gündeme gelir?

2 Ekim 2023
Erken boşalma olarak da adlandırılan prematür ejakülasyon, dünya genelinde en sık görülen cinsel işlev bozukluğudur. Cinsel ilişkiye girmeden ya da cinsel ilişki başladıktan hemen sonra, kontrolsüz bir şekilde boşalma durumu olarak kısaca tanımlanabilir. Fakat erken boşalma ile ilgili bilinmesi gerekenler bunlarla sınırlı değildir. Bu haftaki köşe yazımda erken boşalma hakkında önemli bilgiler paylaşacağım, faydalı olmasını dilerim.

Erken Boşalmadan Bahsedilebilmesi İçin Aranan Şartlar

Uluslararası kılavuzlar erken boşalmayı cinsel ilişkiye girdikten sonra ilk 1 dakika içerisinde, kontrol dışı ve tekrarlayan şekilde gerçekleşen boşalma olarak tanımlar. Bu tanımda altı çizilmesi gereken üç temel kriter bir aradadır. İlk kriter cinsel ilişkinin süresi ile ilgilidir ve bu kriter farklı şekillerde de ele alınabilir. Prematür ejakülasyon, yaygın olarak cinsel ilişkinin 1 dakika içerisinde sonlanması şeklinde ifade edilse de bu süre farklı uzmanlarca 1-2 dakika şeklinde de belirtilebilir. Üstelik bu noktada partnerin cinsel hazza ulaşmasının da önemli bir değişken olduğunun unutulmaması önemlidir. Nitekim erken boşalma, temelinde hastanın partnerinin cinsel hazza ulaşamaması ve/veya erkeğin boşalma süresinden memnun olmaması ile de ilişkilidir. Dolayısıyla süre kriteri bir anlamda sübjektif nitelik taşıyabilir.

Erken boşalmadan bahsedilebilmesi için erkeğin boşalma eylemini kontrol edememesi bir diğer kriterdir. Kişinin kontrollü olarak ya da isteyerek erken boşalması, cinsel işlev bozukluğu olarak tanımlanmaz.

Erken boşalmanın varlığından bahsedilebilmesi için bir diğer önemli şart ise tekrarlayan şekilde görülmesidir. Zaman zaman her erkek cinsel performans düşüklüğü yaşayabilir, stresten ya da yorgunluktan erken boşalabilir. Mevcut bir cinsel işlev bozukluğu olarak değerlendirilen erken boşalma, dönemsel yaşanan sorunlardan farklı olarak sürekli görülür. Kronikleşen erken boşalma birçok açıdan hem erkeği hem partnerini hem de çiftlerin ilişkisini etkiler. Önemli olan bu sorunu tanımlamak, varlığı hâlinde tıbbi destek almaktır.

Yazının Devamını Oku

Prezervatif %100 korur mu? Cinsel yolla bulaşan hastalıkların önlenebilmesi için şart!

18 Eylül 2023
Son yıllarda korunmasız cinsel ilişkinin yol açabildiği sorunlarla ilgili farkındalıkta genel bir artış var. Her ne kadar genellikle etkili bir doğum kontrol yöntemi olarak öne çıksa da prezervatif cinsel yolla bulaşan hastalıklara karşı da efektif bir koruma sunuyor. İstenmeyen gebeliklerin ve hem kadınların hem de erkeklerin genel sağlığını tehdit eden cinsel yolla bulaşan hastalıkların önlenmesi söz konusu olduğunda da hâliyle prezervatif kullanımı tercihten ziyade bir gereklilik olarak değerlendiriliyor. Bu haftaki köşe yazımda prezervatif kullanımının koruyuculuğu hakkında bilgi bulabilirsiniz, faydalı olması dileğiyle.

İstenmeyen Gebeliklere Karşı %98 Dolaylarında Koruma Sunar

Prezervatif kullanımı, dünya genelinde en yaygın tercih edilen doğum kontrol yöntemlerinin başında geliyor. Doğru bir şekilde ve doğru zamanda kullanıldığında prezervatifin koruyuculuk oranının %98 dolaylarına yükseldiği biliniyor. Etki mekanizması son derece basit, ejakülasyonun kadın üreme sistemine erişmesini engelliyor. Böylece spermler ile yumurta hücrelerinin birleşmesi fiziksel anlamda önlenmiş oluyor. Ancak tüm etkisinin ortaya çıkabilmesi için doğru kullanılması şart. Üstelik kullanım zamanı da oldukça belirleyici. Bu noktada kısaca precum sıvısından bahsetmemiz gerekiyor.

Cinsel ilişki sırasında uyarılma gerçekleştiğinde penisten precum ya da pre-ejakülat adı verilen bir sıvı geliyor. Erkek üreme sistemindeki bezler tarafından üretilen bu sıvının miktarı kişiden kişiye ve hissedilen cinsel hazzın yoğunluğuna göre değişiklik gösterebiliyor. Precum sıvısının farklı işlevleri var ve içerisinde sperm bulunması mümkün. Nitekim yapılan bazı bilimsel çalışmalarda erkeklerin %40’ında, precum içerisinde sperm bulunduğu gösterilmiştir. Ve evet, precumda sperm bulunuyorsa gebelik ihtimali de vardır. Bu nedenle geri çekilmenin bir korunma yöntemi olarak denenmemesi, istenmeyen gebeliklerin önlenmesi adına önemlidir. Precum sıvısı gelmeden prezervatifin kullanılması ile potansiyel riskin minimize edilmesi mümkündür.



Yazının Devamını Oku