GeriErtuğrul ÖZKÖK Cihangir dizi kanadında ‘neşter’ ‘botoks’ ve ‘kolajen’ savaşı
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Cihangir dizi kanadında ‘neşter’ ‘botoks’ ve ‘kolajen’ savaşı

Upper Cihangir’in dizi film mahallesinde dün itibarıyla büyük bir “mimik”, “botoks” ve “kolajen” savaşı başladı.

Pimi çekilmiş bombayı mahallenin ortasına Hürriyet Kelebek yazarı Savaş Özbey bıraktı.

*

Özbey’in dünkü köşesindeki bomba iddia şuydu:

“Camdaki Kız” dizisinde “Nalan”, “Fatma” dizisinde “Fatma Yılmaz” rolünü başarıyla oynayan Burcu Biricik hayatında hiç estetik yaptırmadığı için rolünü yaparken kaşını gözünü rahatlıkla oynatabiliyor...

Bu da onu “yüzünü kullanmada” çok başarılı bir oyuncu haline getiriyor.

Yine Özbey’e göre bin bir estetik müdahaleyle gittikçe hepsi birbirine benzeyen diğer ünlülerden ayrıştırıyor.

Özbey bunu anlatmak için bir de çok ünlü bir kadın oyuncunun adını vermiş.

Cihangir dizi kanadında ‘neşter’ ‘botoks’ ve ‘kolajen’ savaşı

Evet Upper Cihangir’in dizi mahallesinin bugünkü en önemli tartışmasının başlığı şöyle:

“Botoks mimikleri öldürür mü?”

Tabii ben de mahalleye daldım.

İşte Bodrum’un “Seviyeli magazin muhabiri” Ertuğrul Özkök’ün “botoks”, “neşter”, “kolajen” raporu.

KOÇYİĞİT
1) PHOTOSHOP’LA BOTOKSU BİRBİRİNE KARIŞTIRMAYIN

GERİYE doğru gittiğimde şunu gördüm.

Botoks ve mimik tartışmasını Türkiye’de 2007 yılında Hülya Koçyiğit başlatmış.

Antalya Film Festivali’nden sonra verdiği bir mülakatta şunu söylüyor:

“Yüzleriyle oynayan, estetik yaptıran oyunculara şaşırıyorum. Çünkü estetik operasyonlar oyunculuğu çok etkiliyor. Mimiklerinizi kullanmanızı etkiliyor. Botoks da yaptırmaya gerek yok, estetik lifting ya da burnumu çektirmeye de. Ben şekil insanı değil duygu, fikir insanıyım. Bir oyuncu olarak beni görüyorsunuz, şu anda yüzümde o kadar çok çizgi var ki... Ne varsa, yaşamışlık, yaşanmışlıkları yüzümde görebilirsiniz. Bunlar olmalı, olmazsa yadırgarım.”

Peki ya o hiç çizgisiz fotoğraflar?

“Bazen Hülya Hanım botoks yaptırmış çok değişmiş diyenler oluyor. Bunlar beni görmüyor herhalde diyorum. Belki de photoshop’lu bir resmimi gördüler ondan böyle diyorlar.”

2) DÜNYANIN EN GÜZEL KADINI: OYUNCU KAŞ ÇATABİLMELİDİR

ESTETİK, botoks, mimik tartışmasına 2011 yılında Fransız sinema oyuncusu Catherine Deneuve de girmiş.

O da estetik furyasının iyi oyunculuğun önünü tıkadığı görüşünde. Asla estetik ameliyat yaptırmamış olan Deneuve, bu tartışmaya tek cümleyle ve gayet net bir ifadeyle noktayı koyuyor:

“Bu konuda tek bir şey söyleyeceğim. Bir oyuncu kaşlarını çatabilmelidir!”

Cihangir dizi kanadında ‘neşter’ ‘botoks’ ve ‘kolajen’ savaşı

İLK SAVAŞÇI
3) BOTOKSA KARŞI MÜCADELEYİ TİTANİC’TE BAŞLATAN OYUNCU

BOTOKS savaşı, Upper Cihangir’den yıllarca önce Londra’nın Cihangir’inde başladı. Başlatan da Titanic filminin kadın oyuncusu Kate Winslet oldu.

Winslet estetik ve botoks konusunda şunları söyledi:

“Estetik ameliyat, oyuncuları birer hayali kahramana dönüştürüyor. Oysa ki oyunculuk tamamen gerçekle, gerçek insanlarla ve dürüst olabilmekle ilgilidir. Estetik ameliyat yaptırmam! Ahlaki anlayışıma karşı. Doğal güzellik yanlısı biriyim. Oyuncunun estetik nedeniyle yüzünü istediği gibi kullanamaması kabul edilemez bir şey.” 

4) ESTETİKÇİ GÖZÜYLE: FATMA’NIN ALNI PAVAROTTİ KADAR RAHAT

DÜN bu konuyu Türkiye’nin en ünlü estetik cerrahlarından Serdar Eren’le konuştum ve çok ilginç ve farklı bir cevap aldım: Şu cümleyle başladı:

“Diziyi büyük keyifle seyrettim. Çok güzel bir film ve Biricik mükemmel oynuyor.”

Peki estetikçi gözüyle ne diyor: “Yüzünü çok büyük rahatlıkla kullanabiliyor. Alnına dikkat edin, Pavarotti’nin alnı gibi her ifadeye giriyor. Gözkapakları yumru. Kaşların kalkışı ve hareketi doğal. Dolayısıyla gözkapakları ve kaşları ile de oynayabiliyor. Mükemmel bir oyunculuğu var.”

Yüzünde estetik var mı?

“Fazla bir müdahale
olduğunu sanmıyorum. Bence de gerek yok. Bu yüzle çok güzel yaşlanabilir. Yüzünde dikkat ettiğim bir başka şey daha var. İki gözü farklı. O nedenle iki gözüyle birlikte de oynayabiliyor. Aslında insanların yüzde 90’nda iki göz farklıdır. Ama artık algımız bozuldu. Bizlere hep bir simetri duygusu veriliyor. O nedenle bu simetrisizlik de değişiyor. Yani yüzümüzün yaratılışındaki doğallığı bozuyoruz. Çünkü güzellik bir algı ve bizim algılamamız bozuldu.”

5) BOTOKS KAS FELCİDİR, AYAK FELCİNDE NE OLURSA YÜZDE DE O OLUR DEMEKTİR

OSMAN Müftüoğlu’na da sordum.

“Hocam botoks mimikleri öldürür mü?”

Cevabı şu: “Kesin öldürür. Unutmayalım botoks bir tür zehirdir. Boiusmus zehri. Ayarlı dozda kullanılınca tehlikesi yok ama doz aşılınca ölümcüldür. Botoksun etkisi de şu: Kas felci yapıyor. Yani girdiği yerdeki kasları çalışmaz hale getiriyor. Şimdi sizin ayağınız felç olsa ne oluyor? Ayağınızı oynatamıyorsunuz. Aynı şey yüzünüzde oluyor.”

MAHALLE OMERTASI

6) UPPER CİHANGİR’DE BİR AKTÖRÜN YÜZÜ SABİT KALDI

BU arada küçük bir istihbarat.

Upper Cihangir sakini bir tanıdığım semtte yaşayan bir erkek aktörün estetik ve botoks nedeniyle yüzünün sabit kaldığını ve mimiklerin tamamen öldüğünü söyledi.

Ancak bütün ısrarıma rağmen adını vermedi.

Kim olduğu konusunu Upper Cihangir sakini Tuğrul Eryılmaz’ın araştırmacı gazeteciliğine bırakıyorum.

Belki önümüzdeki cuma köşesinden öğrenebiliriz.

Veya orada da “Omerta kanunu” varsa hiç öğrenemeyiz.

23 MART’TA 54’ÜNCÜ TOPLANTIYA ÖYLE İLGİNÇ BİR RAPOR SUNULDU Kİ

GEÇEN pazar günü YouTube’a bir video kondu.

Bu, yurtdışında bulunan Sedat Peker’in yüklediği bir konuşmaydı.

İlk gün 400 bine yakın izlendi. O konuşma “âlemde” büyük bir kapışmanın başlayacağı şeklinde yorumlandı.

Ertesi gün bir ilginç başka gelişme daha yaşandı.

İstanbul’da Sarallar adlı suç örgütüne karşı operasyon başlatıldığı haberleri geldi.

Bu iki haberden sonra gözler tekrar, geçen mart ayında Antalya’da yapılan bir toplantıya döndü.

Cihangir dizi kanadında ‘neşter’ ‘botoks’ ve ‘kolajen’ savaşı

İçişleri Bakanı Süleyman Soylu 23 Mart günü Antalya’da yapılan toplantının adını kendi Twitter hesabından şöyle duyurdu:

“Emniyet Genel Müdürlüğü Kaçakçılık ve Organize Suçlarla Mücadele Daire Başkanlığı Stratejik Araştırmalar Kurulu (SAK) Toplantısı...”

*

Toplantının özel bir gündemi vardı.

Ülkedeki organize suç...

İşte bu toplantıda Polis Teşkilatı bünyesindeki Kaçakçılık ve Organize Suçlarla Mücadele Dairesi (KOM Dairesi) brifing verdi.

Dinleyicilerin en ön sırasında İçişleri Bakanı Süleyman Soylu oturuyordu.

KOM, bakana yaptığı çok özel bir çalışmanın sonunda hazırlanan raporu sunuyordu.

*

Daha önce hem Nedim Şener’in hem Tolga

Şardan’ın gündeme getirdiği raporda çok ilginç bir istihbarat bilgisi vardı.

Türkiye’de hangi “babanın” kaç adamı var.

İstihbarat tek tek belirlemiş.

*

Pazartesi günü Sarallar’a karşı başlatılan operasyon KOM’un o gün bu fotoğrafta gördüğünüz toplantıya sunduğu rapordaki bu rakamları yine gündeme getirdi.

ÂLEMDE HANGİ ‘BABA’NIN KAÇ ADAMI VAR: İLK ALTI VE SONRASI

BAKANA sunulan KOM raporuna göre ilk 6 şöyle:

Alâaddin Çakıcı: 428

Sedat Şahin: 257

Sedat Peker: 253

Burhanettin Saral: 247

Ahmet Turgut (Kürt Ahmet): 239

Serkan Kurtuluş: 207

*

Ülke genelinde 30 ayrı mafya grubuyla ilgili rakamlara yer verilen listedeki öteki isimler ve adamlarının sayısı şöyle:

Galip Öztürk’ün 158, Ahmet Tekin Baykal’ın 124, Ümit Saral’ın 102, Fırat Delibaş’ın 102, Mehmet Sena Söylemez’in 98, Ayvaz Korkmaz’ın 93, Menderes Kutlu’nun 93, Nuri Ergin’in 85, Cemal Sincar’ın 82, Mehmet Hadi Özcan’ın 68, Şeniz Dervişoğlu’nun 61, Kürşat Yılmaz’ın 58, Hüseyin Kol’un 56, Savaş Kibar’ın 53, Yaşar Öz’ün 47, Kasım Gençyılmaz’ın 44, Ramazan Özarslan’ın 44, Mehmet Şirin Aksoy’un 43, Selahattin Yılmaz’ın 40, Oğuz Korukır’ın 39, Mehmet Köymen’in 33, Mehmet Fatih Bucak’ın 28, Ali Yasak’ın 20 ve Nihat Özbir’in 9...

*

Tahmin ediyorum dün sabah itibarıyla medyaya yansıyan suç örgütlerine karşı operasyonun düğmesine bu rakamlar ve öteki istihbarat ortaya çıktıktan sonra basıldı.

MEDYANIN EN DİSİPLİNLİ PANDEMİ GAZETECİSİ KİM?

BABIÂLİ “İkitelli” oldu...

Basın “medya” haline geldi...

Sarı basın kartı ise pembe mi purple mı tam çıkaramadığım bir renge dönüştü.

Cebinde bu kartı taşıyanlar pandemide sokağa çıkabiliyor.

Ancak tanıdığım bütün gazeteciler içinde biri var ki, epey bir süredir bu kartı kullanmıyor.

Üstelik bu gazeteci, bir zamanlar medyanın geceleri en çok dolaşan ismiydi...

Ancak bir yıldır Bodrum’da evinde ve inanılmaz bir disiplinle pandeminin sosyal ve hijyen kurallarına o kadar uyuyor ki, Instagram paylaşımları bile azaldı.

O da bu sektörün en büyük senyörü Güneri Cıvaoğlu...

Oysa Instagram’da onun Vespa üzerindeki harika pozlarını izlerdik.

X

Yavrum al şu 10 bin doları git generalin koynuna gir

Başlıktaki çirkin cümleyi mazur görün...

Ama anlatacağım olay o kadar pespaye ki, ancak onların seviyesine inerek böyle bir cümleyle ifade edebildim.

Şimdi şöyle rahat bir koltuğa oturun, arkanıza yaslanın.

Son yıllarda dinlediğiniz en pespaye siyaset kumpaslarından birini anlatacağım...



O AKŞAM YEMEĞİNDE 

Yazının Devamını Oku

Dünyanın en büyük tuvalet devrimini otoyollar boyunca Türkiye yaptı

Bugünkü podcast konuğum dünyanın en büyük petrol şirketlerinden Shell&Turcas CEO’su Emre Turanlı.

Şirketin bugüne kadarki ilk Türk CEO’su oldu...

1979’da İstanbul Şişli’de, Kent Sineması’nın arkasındaki bir evde doğdu. Robert Kolej, Boğaziçi Üniversitesi’nden sonra Manchester Business School’da MBA derecesi aldı.

Henüz 42 yaşında ama arkasında ancak çok uzun yıllar boyunca kat edilebilecek bir kariyer var.

Shell’e girdikten sonra çok genç yaşta 21 ülkenin filo yönetim başkanı olarak çalışmış. Almanya dağıtım sisteminin pazarlama konseyi üyesi olmuş.

*

Son yıllarda hayatım İstanbul-İzmir-Urla-Bodrum arasında yollarda geçiyor.

Dolayısıyla o yollarda meydana gelişen büyük dönüşüm ve gelişimin tanığıyım.

Bildiğimiz benzin istasyonları sadece benzin pompa istasyonu olmaktan çıkıp birer alışveriş merkezi haline dönüşüyor.

Yazının Devamını Oku

Kadınlar daha iyi genel yayın yönetmeni mi olur

Bu sorunun cevabını yazımın sonunda vereceğim. Önce biraz çok yakın tarih... 1990 yılında Hürriyet’in genel yayın yönetmeni olduktan sonra katıldığım ilk sabah toplantısında, kare şeklindeki büyük masanın etrafında sadece erkekler vardı... Bir de ben dahil büyük çoğunluğumuz bıyıklıydık...

1) BIYIKTAN İBARET YAZIİŞLERİ BANA ESTETİK GÖRÜNMEDİ

BIYIKTAN ibaret bir yazıişleri bana hiç estetik görünmemişti...

O yüzden Hürriyet’in başında hep bir kadın genel yayın yönetmeni hayal etmiştim.

Birlikte çalıştığım arkadaşlarımdan bugüne kadar, Ahmet Hakan dahil 10 genel yayın yönetmeni çıktı...

Benim Hürriyet’teki hayalim gerçekleşmedi, ama birlikte çalıştığım arkadaşlarımdan ikisi, Nurcan Akad ve Neyirre Özkan başka yayın kuruluşlarında genel yayın yönetmeni oldular...

Her ikisi de çok başarılıydı...

Yazının Devamını Oku

Sayın bakan hangi ümmet bizden ileri adım bekliyor

Dışişleri Bakanı Çavuşoğlu İsrail’in vahşeti karşısında görüşünü şu cümleyle dile getirdi:

“Hep kınıyoruz ama ümmet bizden adım atmamızı bekliyor...”

Çok basit bir cümle ama kendi payıma hiç anlamadım.

Anlamadığım şey de şu: “Hangi ümmet”, “hangi adımı” atmamızı bekliyor...

Gelin önce şu “ümmet” kelimesinin sözlük anlamına bir bakalım.

“Müslümanlığa bağlı olan, Hazreti Muhammed’in yolundan giden Müslümanların tümü...”

Tamam bu kelime sözlükte var...

Ama gerçekte böyle bir ümmet var mı...

Yazının Devamını Oku

İki milyon pazar günü o videoyu seyrederken

Geçen pazar günü Türkiye’de 2 milyona yakın insan yurtdışından yapılan bir YouTube yayını seyrederken Roma’da çok ilginç bir şey oldu.

Vatikan tarihinde ilk defa bir savcıyı törenle “kutsal” ilan etti...

Size bu töreni ve sonrasındaki ilginç ayrıntıları anlatacağım.

Ama önce siz de benimle birlikte şu soruların cevabını bir düşünün...

Hayatınızda hiç bir savcı türbesi gördünüz mü...

Kendim için konuşayım... Ben görmedim, bilmiyorum...

Peki bir mafya babasının, itibarlı bir din insanı tarafından en ağır kelimelerle eleştirildiğine tanık oldunuz mu?

Mesela bir cuma namazından önce, Diyanet İşleri’nin merkezi sisteminden çıkmış mafyanın kötülüklerini anlatan bir hutbe veya vaaz dinleyeniniz var mı?

Yazının Devamını Oku

Anadolu yakası, Avrupa yakası, dün iki Fenerbahçeli, evdeki hava

Anadolu yakasında İlhan Ekşioğlu’nun evi... Aziz Yıldırım, Mahmut Uslu, Önder Fırat, televizyon karşısında izledi Fenerbahçe-Sivas maçını. Avrupa yakasında da Fazıl Say ve Selçuk Yöntem birlikte seyretti düş kırıklığını.

Size maç analizi yapmayacağım. Kaç asist, kaç korner, kaç teknik faul istatistiği vermeyeceğim. Büyük gazetenin spor sayfasında psikolojik bir tahlil yapacağım...

Çünkü bir Fenerbahçeli için dün gece sahadan anlatılacak bir hikaye yoktu...

Teknik direktör açısından aklımda kalan tek şey, maç öncesi acılı Filistin halkı için söylediği şeylerdi...

Spora ait söylediği bir şey yoktu...

O nedenle size iki evi anlatacağım...

İki Fenerbahçeli evi..

Aynı saatlerde nefes nefese üç maç oynanıyor...

Biri Anadolu yakasında, biri Avrupa yakasında...

Yazının Devamını Oku

Son YouTube videoları kadar renkli değil ama daha önemli

İki milyon kişinin YouTube’da yayınlanan üç video yayınını hayretler içinde izlediği gün, bir başka insan o videolar kadar renkli olmayan, ama onlardan çok daha önemli bir şeyi söyledi.

Z kuşağının hatta Y kuşağının da bilemeyeceği tek bir cümleydi bu:

“Devri sabık yaratmayacağız...”

Partisinin bir üyesi Cumhurbaşkanı Erdoğan için “Onu Yüce Divan’a göndereceğiz” derken Kılıçdaroğlu’nun bütün Türkiye’ye verdiği o mesajı gençlerin de kolayca anlayabileceği bir Türkçe ile yazayım:

“İntikamcılık yapmayacağız...”

Ne gazetelerde, ne dijital medyada pek üzerinde duran olmadı.

Oysa söylediği söz o kadar önemli, yapıcı ve güven vericiydi ki...

Her gazetecinin iştahını kabartan o videoları bir kenara bırakıp bugünkü yazılarımın manşetine alacağım.

Yazının Devamını Oku

Türk ailesi Ortadoğu’dan Avrupa yakasına taşınıyor

Türkiye İstatistik Kurumu geçen hafta öyle rakamlar açıkladı ki...

1- Sosyolog yanım ameliyatlı iki gözümü faltaşı gibi açtı.

*

- Kaynak devletin kurumunun yayınladığı bülten:

“İstatistiklerle Aile 2020”.

- Yayınlayan devletin resmi kurumu Anadolu Ajansı...

İşte bu bülten Türk toplumunun geçirdiği belki de en çarpıcı sosyolojik değişimi açıkça ortaya koydu.

*

Türkiye’de aile yapısı ile ilgili yıllardır hâkim olan görüş neydi?

Yazının Devamını Oku

200 yıl önce altın portresi çizilmiş liderin bugünkü karanlık portresi

Bu fotoğrafa hep birlikte iyi bakalım.

Çünkü burada sadece siyasetçiler için değil, her fani için büyük bir ders yatıyor.

Fotoğraf, Paris’te Eyfel Kulesi’ne yakın bir yerde Les Invalides adı verilen binada çekildi.



Yukarıda gördüğünüz lahite benzeyen anıt Fransa’nın büyük imparatoru Napolyon’a ait.

Les Invalides Fransa’nın büyük komutanlarının bulunduğu bir anıt mekân.

Yazının Devamını Oku

'Upper Cihangir' sezon finali - Koskoca semt dedelere kaldı

Geçen perşembe akşamı itibarıyla Türkiye “lockdown”a girip eve kapanırken seviyeli magazinin yeni merkezi Upper Cihangir de bir nevi sezon finali yaptı.

Seviyeli magazinin ağırlık merkezi de Bodrum’a kaydı. Bölgenin yeni nesil magazincisi Tuğrul Eryılmaz’ın T24’te her cuma günü merakla beklenen Upper Cihangir fısıltıları köşesi de geçen hafta pek tatsızdı.

Bütün bir sayfadan aklımızda kalan tek konu Sırrı Süreyya Önder’in dede olmasıydı.

Demek ki koskoca Upper Cihangir artık, müzik denince aklına sadece The Rolling Stones gelen tonton dedelere ve eski tüfek Mülkiyelilere kaldı.

Böylece magazin meydanı, “Memleketin bunca meselesi varken ısrarla seviyeli seviyesiz her magazine dalan” bendenize kaldı.

Bugünden itibaren 17 Mayıs gününe kadar “Lockdown 2021 Özel” sayfalarıyla karşınızdayım.

*

Yani “

Yazının Devamını Oku

Bir ayağı İstanbul'a basan ve Tahran'ı dağıtan bir 'narafig'

“Narafig” Farsça’da dostunu sırtından bıçaklayan kişi demek... Büyük ihtimalle de bir derin devlet komplocusu...

Tahran’ı darmadağın edip oradan Washington ve Tel Aviv’e sıçrayan bu “yeni nesil patlayıcı”, 24 Nisan günü esrarengiz bir ‘Narafig’in, Londra’daki Iran International adlı haber sitesi ve televizyon kanalına bir yoldan ulaşması ile başladı.

Esrarengiz Narafig’in elinde İran’ı darmadağın edecek bir ses kaydı vardı...

Tahran’da kapalı kapılar ardında yapılmış 3 saatlik bir görüşmenin kaydıydı bu.

Şimdi dönelim 24 Nisan gününe...

Türkiye o gün ABD Başkanı Biden’ın sözde soykırım konuşmasına kilitlenmişken, aynı saatlerde Iran International’a ulaşan kişi veya kişiler onlara bu üç saatlik kaydın bazı bölümlerini getirmişti...

Sitenin Londra’daki yöneticileri “ellerindeki malın” ne olduğunu anında anladılar.

Kayıt adeta Tahran’ı uçuracak yepyeni nesil bir patlayıcı gibiydi.

Bu kaydın açıklanması, İran’da bir süredir yaşanan

Yazının Devamını Oku

47'li bir erkek, 54'lü Blair'in bu fotoğrafına bakınca ne hisseder

Biraz narsistçe...

Biraz da bencilce bakıyorsa...

Yani benim gibiyse, kesinlikle benim hissettiğimi hisseder...

İngiltere’nin eski Başbakanı Tony Blair epeydir ortada görünmüyordu.

Pandemi başından beri ilk fotoğrafını dün İsmet Berkan’ın “10 Haber” sitesinde gördüm.

Geçen hafta İskoçya’nın bağımsızlığı ile ilgili bir televizyon programına çıkmış...

Tabii herkes programda söylediklerini değil, bu halini konuşmaya başladı. Başbakan saçlarını uzatmış... Bayağı uzatmış.

Boyamadığı için de uzun saçları ile folk şarkıcısı

Yazının Devamını Oku

Modi'nin inanç mağarasında fiyatlar neden böyle düştü

Hindistan’ın popülist başbakanı Narendra Modi’nin “seçim şovu meditasyon mağarasını” ilk defa Müslüman bir Hint asıllı Amerikalıdan öğrendim.

Yaptığı şahane televizyon şovları ile popülist liderlerin komik hallerini hicveden Hasan Minhaj, bir programında Hindistan’daki seçimleri anlatırken, şu anki başbakan Modi’nin “dua etmek ve meditasyon yapmak üzere bir mağaraya çekilmesini” anlatmıştı.

*

Ancak orada öğrenmiştim ki, Tanrı ve kendisiyle baş başa kalmak için kapandığı bu mağarada 4 kamera görüntülerini kaydediyordu.

Ancak Hasan Minhaj, Modi’nin yüzündeki sahte ifadeleri gösteren görüntüleri yayınlarken hepimizi kahkahalara boğan bir ayrıntıya dikkatimizi çekmişti.

Güya meditasyon yapmak ve dua etmek için inzivaya çekilen Modi’yi 4 kamera görüntülüyormuş...

Amaç?

Bunları seçim kampanyasında

Yazının Devamını Oku

Katarlı bayan Alya'nın mektubundaki 2 cümle

1)Şimdi anlatacağım olay, bana çok gizli kanallardan ulaşmış bir haber değil...

Birleşmiş Milletler’in herkese açık bir platformundan geldi...

Şimdi dikkatle okuyun lütfen...

*

22 Mart 2021 günü...

Yani bundan 38 gün önce BM Genel Sekreteri’ne bir mektup sunuldu...

Mektubun altında şu imza vardı:

Alya Ahmed Saif Al-Thani...

*

Yazının Devamını Oku

Ben bu gürültüye kulaklarımı tıkadım şu üç cümleye baktım

1) Ülkenin muhafazakârı, laiki...

Dincisi, milliyetçisi, ulusalcısı ayakta...

“NATO’dan çıkalım” diye bağıran...

“İncirlik’i kapatalım” diye haykıran...

ABD ile bütün ilişkilerimizi keselim diyen...

Öyle bir gürültü var ki...

Ülkenin en makul insanları bile bazı çok önemli şeyleri göremiyor, duyamıyor...

Oysa 24 Nisan günü sadece o kelime yoktu... Çok önemli şeyler de oldu.

Yazının Devamını Oku

Sabık deputattan biyarbırçi görüntü

“Sabık”, yeni Türkçede “eski” demek...

- “Deputat”, Rusça kökenli bir kelime, “milletvekili” anlamına geliyor.

- “Biyarbırçi”, Azericede “Utanç verici” demek...

- “Görüntü” ise aynen “görüntü...”

*

Dün sabahtan beri Bakü’den gelen bu videoya gülüyorum ve güldüğüm için de kendime kızıyorum.

Dün T24’te gördüm. Azerbaycan’da günün konusuymuş ve televizyonlarda işte bu başlıkla verilmiş. Eski milletvekili Hüseyinbala Biralamov, ki kendisi 75 yaşında....

Yazının Devamını Oku