Deniz Sipahi

Deniz Sipahi

dsipahi@hurriyet.com.tr

Sinema sadece hikâye anlatmaz hafızayı da tazeler

SİNEMANIN büyüsü işte buradan geliyor.

Haberin Devamı

 

Bir anda o diyaloglar, hafızalara kazınan görüntüler, fonda çalan bir şarkı sizi alıp çok başka yerlere götürüyor.

Netflix’in yeni yerli dizisi ‘Masumiyet Müzesi’nden de bu etkiyi anlayabilirsiniz.

Diziyi yayına girer girmez izlemeye başlayıp bitirdim.

Harika bir iş olmuş; senaryo iyi, oyunculuk iyi, çekimler harika...

Orhan Pamuk’un kült eseri ‘Masumiyet Müzesi’ ne yakışır bir dizi olmuş.

Sinema sadece bir hikâye anlatmaz.

Hafızayı yeniden kurar, tazeler.

Bir romanı yeniden gündeme getirir.

Bir müzeyi tekrar doldurur.

Bir şarkıyı yıllar sonra yeniden herkesin diline dolandırır.

Bakın ne oldu...

Dizi yayınlandıktan sonra kitabın satışları patladı. Yüzde 800’leri aşan artışlardan söz ediliyor. Çukurcuma’daki Masumiyet Müzesi’nde ziyaretçi sayısı katlandı. İnsanlar sadece diziyi izlemekle kalmadı; Kemal’in yürüdüğü sokaklarda yürümek, Füsun’un izini sürmek istedi.

İşte sinemanın gücü budur.

Haberin Devamı

Bir kurgu karakteri gerçek bir turistik rota haline getirebilir.

Ama benim en çok hoşuma giden şey şu oldu.

Neco’nun ‘Seni Bana Katsam’ şarkısı...

O şarkı çalmaya başladığı anda, 70’lerin İstanbul’u bir anda salona doldu.

Bir aşkın masumiyeti mi, saplantısı mı, çaresizliği mi, karar veremiyorsunuz.

Ama hissediyorsunuz.

Füsun’un itiraf sahnesinde çalan o şarkı, aslında Kemal’in iç dünyasının özeti gibi.

Tamamlanma” arzusu...

Birini hayatına katma değil, hayatının merkezine koyma isteği...

Belki de aşkın en romantik ama en tehlikeli hali bu değil midir?

Ve şimdi herkes o şarkıyı dinliyor.

Spotify listelerinde yeniden dolaşıyor.

Sosyal medyada paylaşılıyor.

Çünkü sinema unutturmaz.

Bir şarkıyı 40 yıl sonra tekrar gündeme getirir.

Bir romanı yeni kuşaklara taşır.

Bir aşk hikâyesini yeniden tartıştırır.

İyi yapılmış bir iş sadece izlenmez.

Yaşanır da.

Masumiyet Müzesi’ dizisi bana şunu bir kez daha hatırlattı.

Sinema bazen bir müzeden daha kalıcıdır.

Diziyi beğendim.

Sinemanın o büyüsünü bir kez daha anlamış oldum.

Sinema sadece hikâye anlatmaz hafızayı da tazeler

Haberin Devamı

DİLİMİZE TAKILDI BU CÜMLE

HAYATIMIN EN MUTLU ANIYMIŞ BİLMİYORDUM

BU cümle “Masumiyet Müzesi”nde Kemal’in pişmanlığı gibi görünse de aslında zamanın acımasızlığına dair bir itiraf.

Biz de söylemiyor muyuz bunu bazen?

Eski bir fotoğrafa bakarken; bir dost sofrasını hatırlarken, artık geri gelmeyecek bir akşamüstünü düşünürken.

Bazı insanlar hayatı olduğu gibi kabul eder. Olan olur, geçen geçer. Bu teslimiyetin içinde bir huzur vardır. Ben o tarafta değilim. Şartları zorlayan, daha iyisi mümkün diyen, sadece kendim için değil çevrem için de mücadele edenlerdenim.

Belki de mesele mutluluğu hep geleceğe ertelemek. “Bir gün” diye başlayan cümlelerle bugünü tüketmek. Oysa hayat, büyük kırılmalarla değil, küçük anlarla akıyor.

Haberin Devamı

Kemal’in trajedisi şu değil mi zaten?

Bir anı müzeleştirmeye çalışması, geçmişi cam fanusun içine koyup
dondurma arzusu...

Ama hayat müze değil.

Hayat akıyor.

Çünkü en büyük yanılgımız, mutsuz olmamız değil.

Mutlu olduğumuz anın farkında olmamamız.

Gerçekten mutlu olduğunu fark edemediğin anlardan mutsuzluğun değerli yaptığı bir hayata...

Aslında hikâyeyi çekici yapan da bu çelişki...

TÜRK DİZİLERİNE DESTEK

KÜLTÜR ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, Türk dizilerine yönelik yeni destek modelini açıkladı. Yaklaşık 170 ülkede bir milyara yakın izleyiciye ulaşan sektörün artık tanıtım ve turizm stratejisinin lokomotifi olacağını söyledi.

Yeni modele göre dizilere bölüm başına 100 bin dolar karşılığı Türk lirasına kadar destek verilecek. Çekim mekânlarındaki bürokrasi azaltılacak. Bakanlığa bağlı alanlar ücretsiz tahsis edilebilecek. Turizm Tanıtım ve Geliştirme Ajansı devreye girerek içeriklere Türkiye’nin tarihi, doğal ve gastronomik değerlerini daha bilinçli entegre edecek.

Haberin Devamı

Çünkü dizi dediğimiz şey artık sadece bir senaryo değil.

Bir turizm broşürü kadar etkili.

Bir kültür elçisi kadar güçlü.

Ersoy’un şu cümlesi önemli.

Türk dizileri aynı zamanda dünyanın en büyük Türkçe kursu niteliğinde. Dünyaca tanınan oyuncularımızı diziler üzerinden birer turizm elçisine dönüştüreceğiz.”

Masumiyet Müzesi bunun en güncel örneği. Dizi yayınlandıktan sonra roman satışları patladı. Çukurcuma’daki müze ziyaretçi akınına uğradı. İnsanlar sadece Kemal ile Füsun’u değil, onların yürüdüğü sokakları görmek istiyor.

Diziler, filmler artık kültürel diplomasi aracı.

Turizmin itici gücü.

Ve galiba şunu kabul etmenin zamanı geldi.

Bugünün dünyasında ülkeler tankla değil, hikâyeyle güçleniyor.

Haberin Devamı

Sinema sadece hikâye anlatmaz hafızayı da tazeler

BİR MİNYATÜRE 21 YILINI HARCADI

BİR kamyon şoförü, New York şehrinin kusursuz bir minyatür kopyasını inşa etmek için 21 yıl harcadı. Şimdi bu minyatür bir müzede sergileniyor.

Joe Macken, model üzerinde ilk olarak 2004 yılında çalışmaya başladı.

Tamamen el yapımı ve balza ağacı, karton ve tutkal gibi günlük malzemelerden inşa edilen minyatür; şu anda New York Şehir Müzesi’ndeki Dinan Miller Galerisi’nde “Bu Şehri O İnşa Etti: Joe Macken’in Modeli” başlıklı bir sergide sergileniyor.

Macken önce Midtown’u, ardından da Manhattan’ın tamamını ve şehrin çevresindeki semtleri inşa etti.

Macken; çalışmaya devam ediyor ve New York’un çevresini de minyatüre ekleyecek.

Düşünüyorum da; bizde İstanbul’u, İzmir’i, Ankara’yı yapmaya başlasanız ve 21 yıl sonra şehri yeniden baksanız; o şehri minyatürdeki gibi bulabilir misiniz?

Çok emin değilim.

Bizde şehirler hızlı değişiyor.

Alıştığınız yerleri birkaç yıl sonra yerinde bulamıyorsunuz.

Sinema sadece hikâye anlatmaz hafızayı da tazeler

Yazarın Tüm Yazıları